Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
KUR’AN’DA TURİZM: DOĞAL VE TARİHİ MEKÂNLARIN ÖNEMİ
Turizm önemli ekonomik kaynak ve faaliyetlerden biridir. Aynı zamanda turizmi etkileyen unsurların incelenmesi ve değerlendirilmesi önemli ve gereklidir. Turizmi etkileyen birçok unsurdan birisi olan dinin turizmle ilişkisi, turizme etkisi de değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Turizmde insan davranışlarının önemi büyüktür. İnsan davranışlarını etkileyen unsurlardan birisi de dindir. Din ve dini değerler insan davranışlarını etkilemek suretiyle turizm üzerinde de etki göstermiş olurlar. Bu çalışmada din ile turizm arasındaki bağlantı İslam dini ve özellikle de İslam’ın temel kaynaklarından olan Kur’an çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Kur’an’da turizmle ilgili olan ayetler ele alınmış ve bunların günümüzde doğal güzelliğe sahip olan yerlerin ve tarihi mekânların ziyaret edilmesi bakımından ne anlama geldiği belirtilerek Kur’an’ın turizme nasıl baktığı incelenmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Din, Tarihi Mekânlar, Kur’an, İslam.
JEL Sınıflandırma Kodları: L83, A13, N00
KAMU HASTANELERİNDE MEDİKAL TURİZMİNİN GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Medikal turizm dünya çapında gelişmekte olan bir sektördür. Günümüzde, 50’den fazla ülkede medikal turizmin ulusal bir endüstri haline geldiği tespit edilmiştir. Hindistan, Tayland, Singapur, Malezya gibi Asya ülkeleri popüler medikal turizm yerleri olmasına rağmen, Türkiye medikal turizmde istenilen seviyeye ulaşamamış ve medikal turizm pazarından yeterince pay alamamıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de kamu sektöründe medikal turizmin gelişimini etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Araştırma Türkiye’de kamu hastanelerinde yürütülmüştür. Araştırmada nitel ve tanımlayıcı araştırma yöntemi benimsenmiştir. Nitel veriler hastane yöneticileri ile derinlemesine görüşerek elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye’de medikal turizm ile ilgili İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara, Muğla, Aydın, Adana ve Kocaeli illerinde görev yapan kamu sağlık kuruluşları yöneticileri oluşturmaktadır.
Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de kamu sektöründe medikal turizmin gelişimine etki eden temel faktörler, imaj problemi, tanıtım eksikliği, sağlık politika ve düzenlemeleri, kapasite problemleri, uzman/işgücü eksikliği, dil ve iletişim problemleri, turistik tesis azlığı ve hastane alt yapı problemleri olarak tespit edilmiştir.
Anahtar Kelime: Medikal Turizm, Hastane, Sağlık.
JEL Sınıflandırma Kodları: I11, I19
Isparta İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye Olan ve Olmayan İşletmelerin Performanslarının Karşılaştırılması ve Üreticilerin Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği İle İlişkilerinin İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Isparta İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine (IDSYB) üye olan ve olmayan işletmelerin performanslarını ve genel durumlarını karşılaştırmak ve yetiştiricilerin IDSYB ile ilişkisini genel bir şekilde değerlendirmektir. Bu amaçla araştırma Isparta ili ve ilçelerindeki (Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Keçiborlu) şansa bağlı olarak seçilen Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine üye olan ve olmayan 200 işletmenin sahipleriyle yüz yüze görüşmek suretiyle anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. İşletmeler Isparta ili merkez ve hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı ilçelerden seçilerek ilin genel durumuna yakın sonuçların elde edilmesi amaçlanmıştır. Anketteki sorular işletme sahiplerinin sosyo-ekonomik durumlarını, eğitim seviyelerini, mevcut hayvan sayılarını, işletme yapılarını ve performans durumlarını, IDSYB’den beklentileri ve IDSYB ile olan ilişkileri ortaya çıkaran konuları içermiştir. Isparta Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne üye olan ve olmayan işletmecilerin %100'ünün okur-yazar, IDSYB'ye üye olan işletmecilerin üye olmayan işletmecilere göre ortalama aylık gelirlerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. İşletmelerin %32.85'inde 2–15 baş, %39.44'ünde 16–30 baş ve %27.71'inde 31 baş ve üstü sığır mevcudu tespit edilmiştir. IDSYB'ye üye olan işletmelerde ortalama 19 baş sağmal inek, üye olmayan işletmelerde ise ortalama 7.7 baş sağmal inek bulunmaktadır. IDSYB'ye üye olan ve olmayan işletmelerde inek başına günlük süt verimleri arasındaki fark önemli bulunmamıştır. Bulunan sonuçlar her ne kadar istatistiki olarak önemli olmasa da üye olan işletmelerin ortalama süt verimlerinin pratikte daha yüksek olduğu görülmüştür. IDSYB'ye üye olan işletmelerde hayvan başına düşen tohumlama sayısı üye olmayan işletmelere göre daha düşüktür. Bu durum işletmenin ekonomik giderlerini azaltmış ve döl verimini yükseltmiştir. IDSYB'ye üye olan yetiştiricilerin birliğe üye olmasını teşvik edici unsurlar devlet desteklerinden daha fazla faydalanmak ve ekonomik geliri arttırmak olarak sıralanabilir. Birliğe üye işletmecilerin %81.95'i birlik çalışanlarından ve çalışmalarından memnun olduğunu belirtmiş ve IDSYB'nin işletmelerdeki işleri düzenli takip etmesi işletmecileri en fazla memnun eden konu olmuştur
ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ ÇALIŞANLARININ ALGILANAN AİDİYET DURUMLARI
Çalışma koşulları çalışanların işletmeye ve işe yönelik algılarını ve tutumlarını etkileyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bu çalışma ile 24 saat nöbet usulü, yoğun ve riskli kabul edilebilecek çalışma koşullarına sahip Acil Hizmet Çalışanlarının algılanan aidiyet durumlarını tespit etmek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda nicel bir araştırma kapsamında Acil Hizmet Çalışanlarından bir anket kullanılarak veri toplanmıştır. 141 çalışanın katılımı ile gerçekleşen araştırma sonucunda; çalışanların Algılanan Aidiyet Durumunun orta seviyenin üstünde olduğu; ayrıca iş yoğunluğu, cinsiyet, yaş, unvan, kıdem, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, maaş ve çalışma şekilleri ile Algılanan Aidiyet Durumu arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Algılanan Aidiyet Durumu, İş Yoğunluğu, Acil Sağlık Hizmetleri Çalışanları.
JEL Sınıflandırma Kodları: D23
Farklı Gelişme Kuvvetine Sahip 14Elma Anacının Yapraklarında Fenolik Bileşenlerin Değişimi
Bu çalışmada, 2014 yılında, farklı gelişme kuvvetlerine sahip 14 elma anacının yapraklarında, fenolik bileşenlerin miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada; P.16, P.22, M.9, B.469, O.3, Mac.9, M.26, Pi.80, M.7, M.2, B.118, MM.111, M.25 ve A.2 anaçları yer almıştır. Yaprak örnekleri temmuz ayında sürgünlerin orta yerinden alınmıştır. Gallik asit, ferulik, asit, p-kumarik asit, 4-hidroksibenzoik asit, phloridzin ve quersetin miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) tekniği ile saptanmıştır. Fenolik bileşenler üzerine anaç etkisi önemli çıkmıştır.Elde edilen sonuçlara göre gallik asit 0.796 (P.16)-88.536(O.3) mg/kg; 4-hidroksibenzoik asit 24.28 (B.469)-202.13 (M.7) mg/kg;p-kumarik asit 62.35(M.9)-181.15 (M.26) mg/kg; ferulik asit 5.21 (M.25) - 35.59 (P.22) mg/kg; phloridzin 20.41 (B.469) - 149.59 (M.26)mg/kg ve quersetin11.56 (B.469)-61.33 (M.2)mg/kg arasında değişmiştir. İncelenen fenolik bileşenlerin toplamı dikkate alındığında;M.26 ve M.2 anaçlarının yaprakları en yüksek değerlere sahip olurken, B.469 ve M.9 anaçları en düşük değerleri göstermişlerdir. Fenolik bileşenler ile gelişme kuvveti arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir
The Effects of Aluminum and Cadmium Metals on Germination of Maize and Lentil Seeds
Bu çalışmada; mısır (Zea mays L.) ve mercimek (Lens culinaris Medik cv.Kafkas) tohumlarının çimlenmesi üzerineçeşitli konsanstrasyonlardaki alüminyum [(Al(NO3)3.9H2O] ve kadmiyumun [Cd(NO3)2.4H2O]etkileri araştırılmıştır. Çimlenme deneyleri 7 gün boyunca,sabit bir sıcaklıkta (20°C), karanlıkta ve inkübatörde gerçekleştirilmiştir. Alüminyum ve kadmiyum, özellikle de kadmiyum, her iki türde de tohum çimlenmesini konsantrasyon artışına paralel olarak geciktirmiş ve engellemiştir. Mercimek tohumları metallere karşı mısırdan daha duyarlı davranmıştır. Mısırda radikula ve koleoptil çıkışları kıyaslandığında; radikulanın aluminyum ve kadmiyuma karşı daha duyarlı bulunmuştur. Mercimekte ise radikula ve hipokotil benzer oranlarda etkilenmiştir. Taze ağırlıklarda çimlenen tohumların fideciklerinde iki metalin etkisiyle azalmıştır
SOĞUTUCU PLAKALARDA YÜZEY GEOMETRİSİNİN VE KANATÇIK SAYISININ ISI İLETİMİNE ETKİSİNİN SONLU ELEMAN ANALİZİ İLE ARAŞTIRILMASI
Ürün geliştirme ve iyileştirmede, Bilgisayar Destekli Mühendislik (BDM) sürekli prototip üretimini azaltıp, ürün maliyeti azaltmakla birlikte ürün kalitesini arttırmaktadır. Genellikle, BDM uygulamaları, tasarımı yapılan ürünün analizi ve simülasyonu şeklinde yapılmaktadır. Örneğin, BDM ile otomobil, elektronik, imalat ve enerji sektörlerinde, soğutma amaçlı kullanılan düz yüzeye sahip plakalar tasarlanıp imal edilmektedir.
Bu çalışmada, literatürden farklı olarak plaka kanatçığı yüzey geometrisinin, kanatçık sayısının/kalınlığının ve malzeme tipinin ısı transferi üzerine etkisi sonlu eleman modelleme (FEM) ile karakterize edilmiştir. Plaka malzemesi olarak alüminyum ve bakırın seçildiği çalışmada, üç farklı kanatçık sayısı (4, 6, 8 kanatçık) ve yüzey geometrisine (düz ve dalgalı) sahip soğutucu plakaların ısı transfer performanslarının analizi için sonlu eleman modeli oluşturulmuş ve plakalar üç farklı sıcaklığa (50 oC, 150 oC, 250 oC) maruz bırakılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda, plakalarda oluşan sıcaklık farkı (t) ve transfer hızı değerleri elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Sonuç olarak, bu analiz ve simülasyon çalışmasıyla elektronik aygıtların, imalat ve enerji sistemlerinin, otomobil sektörü parçalarının plaka ile soğutulması uygulamalarına bilgiler elde edilmiştir
Gerberanın (Gerbera jamesonii Bolus) Yaprak ve Yaprak Sapından in vitro Adventif Sürgün rejenerasyonu
Çalışmada Rosalin gerbera çeşidinin yaprak ve yaprak sapı eksplanlarından sürgün rejenerasyonu üzerine bazı büyümeyi düzenleyici madde kombinasyonlarının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla MS ortamına benzil aminopürinin (BAP) 3 dozu (1.0, 2.0, ve 3.0mg/L) yada thidiazuronun (TDZ) 3 dozunun (0.3, 0.6, 1.2mg/L) gümüş nitratın 3 dozu (0, 1.0 ve 2.0 mg/L) ile oluşturduğu 18 farklı büyümeyi düzenleyici madde kombinasyonuilave edilmiştir.Ayrıca tüm uygulamalarda, MS ortamına 0.1 mg/l NAA eklenmiştir. Çalışmada her iki eksplant tipinde de kallus oluşumu bakımından TDZ uygulamaları BAP uygulamalarına göre daha iyi sonuç vermiştir.Eksplant olarak yapraklar kullanıldığında, hiçbir uygulamada sürgün oluşumu gözlenmemiştir.Çalışmada yaprak sapları eksplant olarak kullanıldığında ise, en yüksek sürgün rejenerasyon oranı, sürgün sayısı ve yaprak sayısı değerleri 3 mg/l BAP+0.1 mg/l NAA ilave edilmiş MS ortamında sırasıyla %22.5, 2.0 adet ve 3.33 adet olarak elde edilmiştir. Gümüş nitrat uygulamaları sürgün oluşumu üzerine etkili olmamıştır
İFŞA DAVRANIŞININ PROSOSYAL DAVRANIŞLAR BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK TEORİK BİR İNCELEME
İfşa, örgüt üyesinin örgütünde gözlemlediği veya kendisinin yaşadığı örgütsel usulsüzlükleri, bu usulsüzlükleri durdurma gücü ve yetkisine sahip olan örgüt içindeki veya örgüt dışındaki kişi veya kurumlara bildirilmesini ifade eder. Prososyal davranışlar (PD) ise örgüt üyesinin örgütsel rolünü gerçekleştirirken etkileşimde bulunduğu kesimlere yönelik ve onların çıkarı için yapılan davranışlardır. Bu çalışmada ifşa davranışının PD olarak kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Çalışmada öncelikle ifşa ve ifşacı ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. PD ile ilgili açıklamalar daha sonra yer almaktadır. Son olarak ise ifşa PD açısından değerlendirilmiştir. Buna göre, ifşanın PD olarak kabul edilmesinde en önemli nokta ifşacıyı harekete geçiren güdüdür. İfşaya neden olan güdüler; etik ve ahlaki nedenler, yasal zorunluluklar, kişisel çıkar, özgecilik, devlet çıkarı ve örgüt çıkarı olarak belirlenmiştir. İfşanın PD olarak kabul edilmesinde diğer nokta ise ifşanın sonucudur. İfşa, etkileşimde bulunulan kesimlerden herhangi birinin çıkarı için olumlu bir sonuca neden olmuşsa ifşa PD olarak kabul edilebilecektir.
Anahtar Kelimeler:İfşa, İfşacı, Prososyal Davranışlar.
JEL Sınıflandırma Kodları:D23, D64, D79, J59, M19
Aspirde ekim zamanı, çeşit ve verim ilişkisi
Dört farklı aspir çeşidinin sonbahar ve ilkbahar ekim dönemlerinde gösterdikleri performansları incelemeyi amaçlayan bu araştırma, 2013-2015 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiştir. Çalışmada, bitki boyu, ana dala bağlı yan dal sayısı, tabla sayısı, tablada tohum sayısı, bin tane ağırlığı ve tohum verimi değerleri ile bunlar arasındaki korelasyon ilişkileri incelenmiştir. Ekim zamanı, incelenen tüm karakterler için önemli farklılıklar oluşturmuş ve sonbahar ekimlerinden; ilkbahar ekimlerine göre daha üstün performanslar elde edilmiştir. Remzibey-05 çeşidi ana dala bağlı yan dal sayısı, bitkide tabla sayısı, tablada tohum sayısı ve tohum verimi bakımından ilk sırayı almıştır. Çeşitlerin ekim zamanlarına göre performansı dikkate alındığında ise, en yüksek tohum verimini 3156.6 kg ha-1 ile sonbaharda ekilen Remzibey-05 çeşidi vermiştir. İlkbaharda ekilen Yenice çeşidi 1098.3 kg ha-1 ile en düşük değeri oluşturmuştur