Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
VERGİLERİN SEÇMEN DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: SAKARYA İLİ ÖRNEĞİ
Demokrasinin hâkim olduğu bir siyasal sistem içerisinde, siyasi iktidarın belirlenmesinde seçmen önemli bir yer tutmaktadır. Seçmen siyasi iktidarın belirlenmesi noktasında tercihte bulunurken birçok faktörden etkilenir. Seçmen tercihini etkileyen sosyolojik ve psikolojik faktörlerin yanında ekonomik faktörlerde önemli bir yer tutmaktadır. Siyasi tercihlerin ve seçmen davranışlarının şekillenmesinde ekonomik faktörler içerisinde yer alan vergiler etkilidir. Siyasi aktörlerin seçmen tercihlerini etkilemek için kullandığı araçlardan biri olan vergi politikaları özellikle seçim dönemlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma seçmenlerin tercihleri üzerinde vergilerin ne düzeyde etkili olduğunu öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Sakarya ilinde 445 katılımcı seçmen ile yapılan anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre, seçmenlerin siyasi tercihlerinin belirlenmesinde vergilerin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca seçmenlerin vergi politikalarına duyarlı olduğu görülmüştür. Öte yandan seçmen tercihinde vergi politikalarının yanı sıra siyasi partilerin ekonomik başarısı, ülkedeki siyasi gündem ve seçmenlerin sahip olduğu ideolojik faktörlerin de etkili olduğu görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Seçmen, Seçmen Tercihi, Vergi, Vergi Politikaları, Siyasi Parti.
JEL Sınıflandırma Kodları: D72, H26, H50
KAMU ÇALIŞANLARININ GÜVENLİK İKLİMİ ALGILARININ İŞ TATMİNİ VE İŞ PERFORMANSI ÜZERİNE ETKİSİ
Yapılan bu çalışmanın amacı iş ortamlarında çeşitli risklerle karşı karşıya bulunan işgörenlerin güvenlik iklimi algılarının iş tatminleri ve iş performansları üzerine olan etkisini belirlemektir. Bu maksatla Malatya ilinde istihdam edilen kamu çalışanlarından (n=451) anket yöntemiyle toplanan veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler (faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi, sobel testi) neticesinde kamu çalışanlarının olumlu yöndeki güvenlik iklimi algılarının iş performanslarını ve iş doyum seviyelerini pozitif yönlü ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca bu süreçte, güvenlik iklimi ile iş performansı arasındaki ilişkide iş doyumunun aracılık rolü oynamadığı belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Güvenlik İklimi, İş Performansı, İş Tatmini, Kamu Çalışanları.
JEL Sınıflandırma Kodları: J28, D23, M10
Y KUŞAĞININ ENGELLİ TURİSTLERE BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ISPARTA MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞİ
Turizm sektörü için gittikçe daha fazla önem arz eden engelli turist pazarı gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerin ilgi odağı olmaya başlamıştır. Engelli turist hareketliliklerinin turizm sezonunu uzatıcı bir etki yarattığı gerçeğinden hareketle, turizm pastasından daha fazla pay almak isteyen ülkeler bu pazar dilimine daha fazla önem vermektedir.
Tüm dünyada engellilere yönelik düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak yapılan düzenlemelerin daha çok turizm sektöründe hizmet vermekte olan işletmelerin yapısal, mimari ve hizmet unsurları üzerinde yoğunlaşmış olduğu görülmektedir. Engelli turistlerin yerel halk ve hizmet personeli tarafından algılanış biçimleri üzerine yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Yapılan bu çalışma ile geleceğin işgörenlerini temsil eden Y kuşağının engelli turistlere olan bakış açıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucuna göre araştırmaya katılan erkeklerin, kadınlara oranla engelli turistlere karşı daha olumlu bir bakış açısına sahip oldukları ve çocukluk yıllarını kırsal bölgelerde geçiren Y kuşağı gençlerinin engellilerle empati kurmada, çocukluk yıllarını şehirlerde geçirenlere oranla daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Engelli Turistler, Engelli Turizmi, Y Kuşağı, Y Kuşağı Bakış Açıları.
JEL Sınıflandırma Kodları: Z32, Z39
Organik Domates Yetiştiriciliğinde Farklı Gübre Dozlarının Kalite ve Verim Üzerine Etkisi
Bu çalışma serada organik olarak yetiştirilen Bandita F1 salkım domates çeşidinin verim ve kalitesi üzerine Izorph7 organik gübresinin farklı dozlarının (100 g/m2, 300 g/m2 ve 500 g/m2) etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Farklı gübre dozu uygulamaları ile domates salkım sayısı, meyve şekil indeksi ve meyve eti sertliği (N) değerleri 300 g/m2 seviyelerine kadar artarken 500 g/m2 gübre dozunda azalmıştır. Verim ise gübre dozlarının artması ile azalmıştır. Çalışmada meyve kuru madde içeriği (%) ve suda çözünebilir kuru maddenin (%) gübre dozlara ile önemli (
Türkiye’de Ceviz (Juglans regia L.) Araştırmaları
Ceviz kültür tarihinin eskiliği, adaptasyon kabiliyetinin üstünlüğü, genetik çeşitliliğinin fazlalığı, besin içeriği, sanayide kullanımı ve bunlara bağlı ekonomik getirisi nedeniyle üzerinde çok fazla araştırma yapılan bir tür konumundadır. Bu araştırmalar gelişen teknolojinin de kullanılmasıyla birlikte gerek dünyada ve gerekse ülkemizde çeşitlenmiş, son yıllarda da sayısal olarak artış göstermiştir. Türkiye’de cevizle ilgili ilk bilimsel içerikli çalışma 1971 yılında yapılmıştır. Bu araştırmanın yapıldığı yıldan günümüze kadar gerçekleştirilen tüm çalışmalar belirli dönem aralığında gruplandırılmış ve değerlendirilmiştir. Yaklaşık yarım asırlık dönem içerisinde ceviz türünde 107 adet lisansüstü tez çalışması, 225 adet münferit araştırma makalesi, 57 adet derleme ve 12 adet kitap olmak üzere toplam 401 adet akademik çalışma tamamlanmıştır. Ceviz araştırmalarının %31’i 2000 yılına kadar, %69’u ise son 15 yıllık süreçte gerçekleştirilmiştir. Gerek lisansüstü tez çalışmalarında ve gerekse münferit araştırmalarda “ıslah” ve “çoğaltma” çalışmalarının ağırlıkta olduğu görülmektedir. Ayrıca diğer anabilim dallarında da cevizin besin değeri, insan sağlığındaki yeri, orman ağacı olarak ceviz ve ceviz odununun sanayide kullanımı gibi araştırmalar gerçekleştirilmiştir
Uşak İli Ceviz Bahçelerinin Mineral Beslenme Durumları
Bu çalışma, Uşak ili ve ilçelerinde yetiştiriciliği yapılan ceviz bahçelerinin mineral beslenme durumlarını toprak ve yaprak analizleri ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Toprak örneklerinde bünye, pH, elektriksel iletkenlik (EC), kireç (CaCO3), organik madde, yarayışlı fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, mangan ve bakır; yaprak örneklerinde ise bu elementlere ek olarak azot ve bor analizleri yapılmıştır. Yaprak ve toprak örneklerinin analiz sonuçları, sınır değerleri ile karşılaştırılarak, incelenen bahçelerin besin maddeleri durumları ve beslenme sorunları saptanmaya çalışılmıştır.
Elde edilen sonuçlara göre; bahçelerin toprakları genel olarak tınlı (%39’u) ve killi tınlı (%57’si) olup, toprakların tuzluluk sorunu yoktur. Bahçelerin yaklaşık %61’inde kireç sorunu olduğu belirlenirken, toprak reaksiyonun nötr ve hafif alkali olduğu görülmüştür. Bahçeler organik madde içerikleri yönünden ağırlıklı olarak orta sınıfta yer almıştır. Bahçelerin %69’u fosfor, %78’i magnezyum, %96’sı çinko ve %98’i potasyum yönünden fakir bulunmuştur. Yaprak analiz sonuçlarına göre ise ceviz bahçelerinin %29'unda fosfor, %76'sında potasyum, % 80'ninde magnezyum, %78'inde demir, %94'ünde çinko ve bakır değişen derecede noksanlıkları belirlenmiştir
CBS ve LANDSAT Uydu Görüntüsü İle Beyşehir Gölü Havzası Toprak Kayıplarının RUSLE Metoduna Göre Tahmini
Bu çalışmada, Beyşehir Gölü Havzası’nda oluşan toprak kayıplarının Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri kullanarak RUSLE metoduna göre tahmini ve haritalanması yer almaktadır. Çalışmada havza alanı için hazırlanmış haritalar, çeşitli araştırma sonuçları, raporlar, meteorolojik veriler, istatistiki bilgiler, Landsat-5 TM uydu görüntüsü ve arazi çalışmaları sonucu elde edilen veriler kullanılmıştır. RUSLE metodu için gerekli olan parametreler ArcGIS yazılımı kullanılarak tematik katmanlar halinde raster veriler olarak hazırlanmış ve metot gereği ilişkilendirilmiştir. Çalışma sonucunda Beyşehir Gölü Havzası’nın yaklaşık % 85’inde erozyonun tehlikeli bir durum gösterdiği sonucuna varılmıştır. Oluşturulan erozyon haritasına göre Beyşehir Gölü Havzasında potansiyel yıllık toprak kaybı toplamı 36.049.081 ton.yıl-1 ortalaması ise 83,97 ton.ha-1 olarak tahmin edilmiştir
DUYGUSAL EMEK SÜRECİNE YÖN VEREN SOSYOLOJİK FAKTÖRLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: BATI AKDENİZ UYGULAMASI
Günümüz çalışma hayatında teknolojinin yoğun bir şekilde kullanılması, işgücünün daha çok hizmetler sektöründe istihdam edilmesine neden olmuştur. Hizmetin üretilmesi ve tüketilmesi artık müşteri beğenisiyle doğru orantılı hale gelmiştir. Bu doğrultuda, küreselleşmenin, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin getirdiği değişimlerle birlikte örgütler arasındaki rekabet önemli ölçüde artmıştır. İşgören ise rekabetin en önemli unsuru haline gelmiştir. Artık örgütler, işgörenleri, eskisinden çok daha önemli olan beşeri sermaye olarak görmektedirler. Bu beşeri sermayenin örgütün amaçları doğrultusunda etkili kullanılabilmesi için işgörenlerin davranışlarının ve duygularının denetlenmesi gerektiği düşüncesi önem kazanmıştır. Dolayısıyla çalışma eylemlerinin icrası sırasında, çevreye yansıtılan duygu ve davranışların, doğal ve kendiliğinden ortaya çıkması yerine, örgütsel amaçlar gözetilerek, kontrollü bir şekilde oluşturulması beklenmektedir. Duygusal emek olgusu da bu noktada önem kazanmaktadır.
Bu çalışmadaki amaç, duygusal emek istihdamının koşullarını ve sonuçlarını oluşturan toplumsal süreçleri ve bu süreçlerde rol oynayan etkenleri açıklamaktır. Bundan dolayı çalışmanın odağını duygusal emek olgusunun temelinde yer alan toplumsallaşma ve işgören rolü kazanımı oluşturmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Örgütsel Sosyalleşme, İşgören Rolü, Örgütsel Davranış, Müşteri Memnuniyeti.
JEL Sınıflandırma Kodları: A13, A14, J24, Z1, Z22
UZMANLAŞMA VE TIPTA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Endüstrileşme ile birlikte, ekonomik verimliliğin ve kitlesel üretimin artırılması amacıyla iş bölümüne gidilmesi, uzmanlaşmaya dayanan işlerin ortaya çıkmasına ve emek sürecinin değişmesine yol açmıştır. Bilgi birikiminin artmasıyla eski bütüncül dünya anlayışına sahip insan modeli yerini modern dönemin uzman insanına bırakmıştır. İş bölümü ve uzmanlaşmanın mesleklere yansıyan yönünde profesyonellik anlayışı gündeme gelmektedir. Yaşanan gelişmelerle birlikte tıp mesleğinde bölünmeler meydana gelmiş, modern tıp bilimsel uzmanlık alanlarını temel alan bir sisteme dönüşmüştür. Her bir alandan bir uzman hekimin sorumlu olduğu bu sistem, içinde bulunduğumuz yüzyılda uzmanlık alanlarının artışıyla kendini göstermektedir. Makro uzmanlık alanlarının mikro uzmanlık alanlarına doğru yöneldiği tıpta uzmanlaşma konusu, tıbbi ve sosyolojik manada incelenmesi gereken önemli bir olgudur.
Anahtar Kelimeler: Uzmanlaşma, Bütüncül Yaklaşım, Tıpta Uzmanlaşma, Sağlık Sosyolojisi.
JEL Sınıflandırma Kodları: I2