Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
PV TABANLI SU POMPALAMA SİSTEMİNDE MAKSİMUM GÜÇ NOKTASI İZLEYİCİSİ UYGULAMASI
Günümüzde, hayat kalitesinin artması ve birçok ülkede sanayinin gelişmesi dünyadaki enerji talebinin artmasına sebep olmuştur. Ayrıca, geleneksel enerji kaynakları azalmaya başlamıştır. Bu sebeplerden dolayı yenilenebilir enerji kaynaklarına özellikle de güneş enerjisine olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Güneş enerjisi, şebekeden bağımsız sistemleri enerjilendirmek için kullanılan çekici bir enerji kaynağıdır. Gelişmekte olan ülkelerde şebekeye erişimin olmadığı yerlerde özellikle kırsal alanlarda su pompalanması gibi pek çok uygulamalarda kullanılmaktadır. Fotovoltaik (photovoltaic, PV) sistemlerden elde edilen enerji değişen çevre koşulları altında azalmaktadır. Bu nedenle, PV sistemlerden maksimum enerjiyi elde etmek için maksimum güç noktası takibi yapılmaktadır.
Yapılan çalışmada, fotovoltaik enerji ile çalışan su pompalama sistemi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Sistemden elde edilen verimi arttırmak için maksimum güç noktası izleyici(MGNI)kullanılmıştır. MGNI olarak Değiştir&Gözlemle (Perturb&Observe, P&O) algoritması kullanılmıştır. MGNI algoritmasının sistemde uygulanması TMS320F2812 DSP işlemcisi ile sağlanmıştır. Sistemden elde edilen enerji doğru akım (DA) olduğu için ve su pompa motoru da PV sisteme doğrudan bağlandığı için DA su pompası motoru kullanılmıştır. Uygulama, sistemde maksimum güç noktası izleme algoritması kullanılarak ve kullanılmadan gerçekleştirilmiş olup her iki durumdan elde edilen güç değerleri karşılaştırılmıştır. MGNI kullanılarak elde edilen verimin, MGNI kullanılmadan elde edilen verimden daha iyi olduğu gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Güneş enerjisi, Fotovoltaik, Su pompalama sistemleri, MPP
BETON DAYANIMININ YERİNDE P DALGA HIZINDAN BELİRLENMESİ ve İZMİR ÖRNEĞİ
Ülkemizde tarihsel ve aletsel dönemde meydana gelen depremler, Türkiye’nin aktif ve riskli deprem kuşağında olduğunu göstermektedir. Yaşanan depremlerden sonra bina tasarımında dikkat edilmesi gereken en önemli etkenlerden biri zemin yapısı olduğu görülmüştür. Ancak deprem anında bir binanın yıkılmasına neden olan zeminin haricinde birçok neden vardır. Bunlar ¬yapı kalitesi, zemin yapı etkileşimi, zeminin ve yapının statik-dinamik özellikleri, zemin ve yapının deprem anındaki dinamik davranışı olarak sıralanabilir.
Bilindiği üzere riskli yapı incelemelerinde yapıya ait bilgi edinilmesinin ilk şartlarından biri beton basınç dayanımının belirlenmesidir. Beton basınç dayanımı, hasarlı-hasarsız yöntemler ile belirlenir. Bu çalışmada İzmir’deki 10 ilçede toplam 128 binada yapılan hasarsız Jeofizik yöntemle beton basınç dayanımı ve hasarlı olarak da hem Schmidt test çekici hem de aynı yerlerden alınan numunelere tek eksenli basınç deneyi uygulanarak beton basınç dayanımları belirlenmiştir. Hasarlı ve hasarsız yöntemlerden elde edilen beton basınç dayanım değerleri karşılaştırılmıştır. Tüm bu çalışmalar sonucunda Jeofizik yöntemlerin yapı riski incelemelerindeki yeri, önemi ve çözüm önerileri irdelenmiş ve yerinde beton dayanımına yönelik deneysel ilişkiler sunulmuştur. Bu ilişkilerden basınç dayanımı, yerinde P dalga hızı kullanılarak hesaplandığında ±2MPa’lık bir hata ile tahmin edilebilmektedir. Bina beton dayanımı tespitinde yerinde P dalga hızının kullanımı hem zaman hem de alansal bilgi sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Beton, basınç dayanımı, ultrasonik P dalgası, tahribatsız yöntemler, Schmidt test çekic
SAĞLIK KURUMLARINDA ÖRGÜT İKLİMİ İLE ÇALIŞANLARIN İŞ PERFORMANSI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında görev yapan çalışanların algıladıkları örgütsel iklimin iş performansları ile ilişkisini ve iş performansı üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu amaçla, öncelikle çalışmada temel kavramlar tanımlanmış ve yapılan alanyazın incelemesiyle kavramlar arasındaki ilişkiler öncül çalışmalar ile desteklenmeye çalışılmıştır. Kuramsal çerçevenin oluşturulması ile araştırmanın hipotezi geliştirilmiştir. Bu amaçla oluşturulan anket formu ile İstanbul’da bulunan iki hastanede görev yapan çalışanlar üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tanımlayıcı analizler, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde çalışanların olumlu örgüt iklimi algılamalarının iş performansı düzeyi ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir
HEKİMLİK MESLEK KÜLTÜRÜNÜ BELİRLEYEN OLGULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hekimlik mesleği, sağlık hizmetleri sistemi içindeki en dinamik ve kritik unsurdur. Sağlık sisteminin iç içe olduğu ekonomi, siyaset, sosyal ve bireysel hayat, hekimliğin etkileşim alanı içinde yer almaktadır. Bu nispette geniş bir etkileşim alanı içinde bulunan hekimlik meslek kültürü, aynı zamanda içsel ve dışsal birçok belirleyici çerçevesinde şekil almakta, binlerce yıldır taşımakta olduğu misyonu zamanla, çevre unsurların gücü nispetinde değişime uğrayabilmektedir. Bu araştırma, hekimlik mesleğinin içsel ve dışsal kültürel belirleyicileri üzerine yapılmış bir literatür çalışmasıdır.
Anahtar Kelimeler: Hekimlik Mesleği, Meslek Kültürü, Profesyonel Meslekler, Tıp Eğitimi
TÜRKİYE MEDİKAL TURİZM SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİ VE MEMNUNİYET ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de medikal turizm hızla gelişmektedir. Hindistan, Tayland, Malezya, Singapur, Güney Kore, Kosta Rika, Meksika gibi ülkelerin yanında Türkiye de medikal turizmde öne çıkan destinasyonlardan birisi olmaya başlamıştır. Türkiye’nin uygulamaya koyduğu sağlıkta dönüşüm programı sağlık hizmetlerinin kalitesini ve memnuniyeti artırmış ve medikal turizmin gelişmesine katkı sağlamıştır. Çalışma kapsamında medikal turizmde hizmet kalitesini etkileyen faktörler beşeri, fiziki ve sosyal faktörler olarak üç grupta incelenmiştir. Medikal turizmde hizmet kalitesine ilişkin sektör temsilcilerinin yaklaşımlarını ortaya koyabilecek önermeler sektör temsilcilerine yöneltilmiş ve çıktılar analiz edilmiştir. Buna göre, hizmet kalitesi, Türkiye’nin medikal turizmde güçlü olduğu taraflar arasında dördüncü sırada yer almıştır. Uygulama sonuçları Türkiye’de sunulan medikal hizmet kalitesinin genel olarak iyi ve yeterli olduğunu ortaya koyarken, ikincil veriler sektördeki bazı yetersizliklere işaret etmektedir. Medikal turizmde rekabet gücünün artırılabilmesi için sektörde çalışanların yeterliliklerinin güçlendirilmesi, aracı kuruluşların kapasitelerinin geliştirilmesi, iletişimde yaşanan sorunların giderilmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Medikal Turizm, Hizmet Kalitesi, Sağlıkta Dönüşüm Programı
SEÇMELİ LAZER SİNTERLEME TEZGÂHI İÇİN İMALAT YAZILIMI
Alışılmamış imalat yöntemlerinden biri olan eklemeli imalat teknikleri, 80’li yılların sonlarına doğru gelişmeye başlamıştır. Başlangıçta polimerlerden iletişim ve muayene araç gereçleri olarak prototip yapmak için kullanılmıştır. Daha sonra 90’lı yıllarda hızlı prototipleme sistemlerindeki gelişmelerle metal ve seramikten son kullanım direkt fonksiyonel parçalar üretilmeye başlanmıştır. Günümüzde de seçmeli lazer sinterleme/ergitme (SLS/SLE) makineleri ile birçok alanda çeşitli metal tozları kullanılarak klasik imalat yöntemleri ile imal edilemeyecek kadar karmaşık geometride olan parçaların çok hızlı bir şekilde imalatı yapılabilmektedir. Bu çalışmada, SLS/SLE tezgâhında ve diğer eklemeli imalat sistemlerinde kullanılabilecek bir yazılım geliştirilmiştir. Geliştirilen yazılım, araştırma-geliştirme (AR-GE) amaçlı üretilmiş olan bir Doğrudan Seçmeli Lazer Sinterleme tezgâhına uyarlanmıştır. Yazılım iki modülden oluşmaktadır. Birinci modül ile, STL (STeryoLitografi) dosya formatındaki katı modelin üç boyutlu (3B) görüntülenmesi, üçgen yüzey örgüsü boşluk kontrolü-tamiri ve modelin dilimlenmesi gerçekleştirilmiştir. İkinci modül ile de, birinci modülde dilimlenmiş modelin iki boyutlu (2B) dilimlerinin gösterimi, tabla üzerinde yerleşimi, farklı tarama desenlerinde tarama yollarının oluşturulması, bu tarama yollarındaki toplam lazer mesafesinin hesaplanması, seçilen tarama desenine ve lazer parametrelerine göre yakma işleminin yapılması, tezgah servo motorları hareketlerinin sağlanması gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen yazılım Eİ makineleri üretimi çalışmalarına ve SLS/SLE alanında yapılacak AR-GE faaliyetleri için altyapı oluşturmaya katkı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Eklemeli imalat, seçmeli lazer sinterleme (SLS), seçmeli lazer ergitme (SLE), STL dosya onarım, dilimleme, tarama yol
REKREATİF FAALİYET KATILIM ALANLARINA GÖRE BİREYLERİN ÖFKE İFADE TARZLARININ NEGATİF-POZİTİF DUYGULANIM VE YAŞAM DOYUMLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Rekreatif faaliyetler bireylerin olumsuz duygularının değiştirilmesi ve kontrol edilmesinde oldukça önemlidir. Bireyin yaşantısında sonuçları ile olumsuz bir duygu olan öfkenin yıkıcı etkilerinin rekreatif faaliyetler ile azaltılabileceği ve bireyin iyilik halinin yükseltileceğine inanılmaktadır. Araştırmanın amacı, öfke ifade tarzlarının negatif-pozitif duygulanım ve yaşam doyumları üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada veri toplamak için Sürekli Öfke ve Öfke Tarzı, Pozitif ve Negatif Duygulanım (PANAS) ve Yaşam Doyumu ölçekleri kullanılmış ve anket formu 658 bireye uygulanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra,parametrik testler kullanılmıştır (t testi, ANOVA, Pearson korelasyon katsayısı, basit doğrusal regresyon). Veri analizi sonucunda, katılımcıların yaşam doyumu algılarında yaşa, medeni duruma göre farklılık oluşmamış, eğitim durumu, cinsiyet, rekreatif faaliyet katılım alanlarına göre farklılık oluşmuştur. Aynı zamanda, katılımcıların rekreatif faaliyet katılım alanlarına göre öfke duygulanımlarında farklılık oluşmuştur. Ayrıca, öfke kontrolü boyutu yaşam doyumunu pozitif etkilemiş, öfke yaşam doyum düzeyini %9, negatif duygulanım düzeyini%21 açıklamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Rekreatif Faaliyet, Öfke, Negatif-Pozitif Duygulanım, Yaşam Doyumu
ENTROPİ TEMELLİ COPRAS YÖNTEMİ İLE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ VE TÜRKİYE’NİN HAVAYOLU TAŞIMACILIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu çalışmada Eurostat (Europian Statistics) ve TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine dayanarak Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin havayolu ulaşımının performans değerlendirmesi Çok Kriterli Karar Verme yöntemleri olan ENTROPİ ve COPRAS kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada öncelikle havayolu performanslarının değerlendirilmesinde önemli olan kriterler belirlenmiştir. Bu kriterler; gelen yolcu sayısı, giden yolcu sayısı, taşınan yük miktarı, uçuş trafiği, ticari uçak filosu, IATA’ya üye havayolu şirketi sayısı, uluslararası havaalanı sayısı ve ölen kişi sayısı olarak belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları ENTROPİ yöntemi ile belirlenmiş olup alternatiflerin performans değerlendirmesi ise COPRAS yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda Almaya, Birleşik Krallık, Belçika, Türkiye ve Fransa’nın havayolu ulaşımında en iyi performansı gösterdiği gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: ENTROPİ, COPRAS, Havayolu Ulaşımı, Avrupa Birliği, Çok Kriterli Karar Verme
ORTALAMA HIZ UYGULAMASININ VERİMLİLİĞİNİ ETKİLEYEN DURUMLAR: SÜRÜCÜLERİN HIZ DAVRANIŞI ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA
Trafikte yüksek hız ve kaza problemini çözmek için uygulanan hız denetim sistemleriden biri olan Ortalama Hız Uygulaması dünya çapında yeni bir yaklaşımdır. Bu uygulama, bir yol kesiti boyunca araçların ortalama hızlarını ölçmektedir, dolayısıyla sürücüleri anlık hız yaptırım uygulama sistemlerinden daha uzun mesafeler boyunca hız sınırı uyumuna teşvik etmektedir. Türkiye’de Antalya Akdeniz Üniversitesi sınırları içinde yüksek hız kaynaklı kazalar görülmektedir. Bu makalede kampüs içinde daha güvenli bir trafik ortamı için, ortalama hız teknolojisi mobil araçlara kurulmuştur. 1. ve 2. evre (önce/sonra) hız etütleri ile kampüsteki sürücülerin 1.’si gizli 2.’si ise ilan edilmiş iki evredeki ortalama hız değerleri 20, 30 ve 50 km/s hız limitli 11 farklı güzergâhta ölçülmüştür. Uygulanan sistemde, kampüs sınırları içerisinde herhangi bir cezai yaptırım olmaksızın sadece uyarı ve duyurular ile; ortalama hızlar 20, 30 ve 50 km/s hız limitli güzergâhlarda sırayla 2.15 km/s (%4.50), 1.81 km/s (%5.10) ve 4.50 km/s (%8.35) azalmıştır. 1. evre/2. evre hız ortalamaları arasında
Türkiye’de buğday veriminin karşılaştırılması: Hatay ve Şanlıurfa illeri örneği
Bu çalışmada Hatay ve Şanlıurfa illerinde buğday verimi üzerinde etkili olan değişkenler incelenmiştir. Her iki bölge için buğday veriminde etkili olabileceği düşünülen ekoloji dışı 14 açıklayıcı değişken modelde kullanılmıştır. Modelde birim alandaki buğday veriminin düşük veya yüksek olması bağımlı değişken olarak yer almıştır. Örneklemeyle belirlenen 159 üreticiye ait verilerin binary lojistik regresyon ile analiziyle verimde etkili olan değişkenler belirlenmiştir. Sonuçlar iki bölgede buğday veriminde ekolojik faktörlerle birlikte, girdi kullanım düzeyinin ve yetiştirme dönemi uygulamalarının etkili olduğunu göstermiştir. Hatay ilinde buğday verimi üzerinde sulama ve gübre miktarının etkisi önemli bulunurken, Şanlıurfa ilinde sulama yapılması, gübre miktarı ve üretici yaşının artması önemli değişkenler olarak belirlenmiştir. Buğday üretiminde birim alandaki verimi artırmak için, üreticilerin girdi kullanımı, uygulama zamanı ve yöntemleri konusunda eğitilmesi önemlidir. Ayrıca en uygun girdi miktarı ve uygulama yöntemlerinin bölgesel düzeyde belirlenerek, üretici düzeyinde yaygınlaştırılması yararlı olacaktır