Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
ÖRGÜTSEL BAĞLILIK VE PERSONEL GÜÇLENDİRME İLİŞKİSİ: KARAMAN İLİ MERKEZİNDE BİR KAMU SEKTÖRÜNDE ARAŞTIRMA
Güçlendirme çalışanların işlerini anlamlandırmaları, yetenekleri ve yetkinliklerinin farkına varması ve diğer çalışanları etkileme süreci olarak tanımlanmaktadır. Örgütsel bağlılık, çalışanın örgüte duygusal olarak katılımını vurgulayan, örgütten ayrılma niyetini azaltan ve örgütte çalışmaya devam etmesini sağlayan tutum ve davranışları içermektedir. Bu çalışmada, çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin tespitinde personel güçlendirmenin öneminin ortaya konması amaçlanmaktadır. Çalışmada, personel güçlendirme bileşenlerinin, örgütsel bağlılık bileşenleri üzerindeki etkisi yapılan araştırma ile desteklenmektedir. Çalışmanın örneklemini Karaman’da bir kamu kurumunda çalışan 100 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılardan anket yöntemiyle veri toplanmış ve analiz edilmiştir. Verilerden elde edilen sonuca göre, katılımcıların personel güçlendirme algıları ile bağlılık düzeyleri yüksek çıkmıştır. Güçlendirme boyutlarından anlam, yetkinlik ve etki düzeyi ile duygusal bağlılık arasında anlamlı ilişkiler tespit edilirken yetenek düzeyinde ilişki tespit edilememiştir. Güçlendirme ile devamlılık bağlılığı arasında bir ilişki bulunamazken normatif bağlılık üzerinde sadece yetkinlik boyutunun ilişkisi olduğu, ortaya çıkarılmıştır. Katılımcıların bağlılık alt boyutlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyete göre değişmediği ama medeni durum değişkenine göre duygusal ve normatif bağlılık düzeylerinin değiştiği görülmüştür
DEFANSİF TIBBIN NEDENLERİNİN HEKİM GÖZÜYLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Son zamanlarda sağlık sektöründe karşımızı çıkan en önemli problemlerden biri olan defansif tıp, hekimlerin malpraktis davalarından kendilerini korumak ve riskli işlemlerden kaçınmak olarak sergilemiş olduğu davranışları ifade etmektedir. Defansif tıp uygulamaları, hekimleri, hasta ve yakınlarını olumsuz etkilemekle kalmamakta aynı zamanda sistemleri de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı doğrultusunda hekimleri defansif tıbba iten nedenler hakkında bilgi edinmek üzere 23 öğretim üyesi hekim ile görüşülmüştür. Nitel bir araştırma olan bu çalışma fenomenoloji deseni ile dizayn edilmiş ve amaçlı örneklem yönteminden ölçüt örnekleme tipi kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler betimsel ve içerik analiz yöntemleriyle analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, nitel veri analiz programı NVivo 11 Pro kullanılmıştır. Hekimlerin malpraktis davaları başta olmak üzere hasta şikayetleri, sağlık politikaları, performans sistemi ve hekime karşı şiddet gibi birçok sebepten dolayı defans yaptıkları belirlenmiştir
BİR TERMİK SANTRALİN ENERJİ ANALİZİ
Bu çalışmada incelenen güç santrali, Muğla ilinin Yatağan ilçesinde faaliyet göstermektedir. Bu termik santral 3 adet 210 MW gücünde üniteye sahiptir. Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş' ye ait kazan, buhar türbini ve diğer ekipmanlara, nominal işletme verileri alınarak sistemin her bir bileşeni ve tüm sistem için termodinamik kanunları yardımıyla kütle ve enerji denklikleri kurularak sistemin enerji analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre sisteme ait enerji verimi % 35,2 olarak bulunmuştur. Sistemde bulunan ABT (Alçak Basınç Türbini), OBT (Orta Basınç Türbini), YBT (Yüksek Basınç Türbini) için sıcaklık değişimin güç üretimine ve enerji verimliliğine etkisi incelenmiştir. Ayrıca, ısıl kapasitesi daha yüksek kömür kullanıldığı taktirde güç üretiminin ve buna bağlı olarak enerji verimliliğininde fabrika için fayda sağlayacağı belirtilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Enerji, Termik Santral, Kazan, Türbin, Yatağan
KURUMSAL AHLÂK PERSPEKTİFİNDEN HASTANE AHLÂKI
Ahlâk insanın yaratılıştan gelen özellikleri ile sonradan benimsediği huy, alışkanlık ve davranışların bütünü ifade etmektedir. Tek başına kullanımda güzel huy ve niteliklere işaret etmektedir. Kurumsal bazda ahlâka dair incelenmesi gereken kurumların başında hastaneler gelmektedir. Çünkü hastaneler birebir insan sağlığına yönelik hizmet veren kurumlardır. Hem sağlık hizmeti veren personel ile hizmet alan hastalar arasındaki etkileşim, hem de hastane personelinin kendi içinde ve dış paydaşlarla olan etkileşimi ahlâksızlık mahiyetinde bir takım sonuçlar doğurmaktadır. Türkçe literatürde kurumsal anlamda “hastane ahlâkı” kavramının yeni kullanılacak olması çalışmanın önemi açısından önemlidir. Bu çalışmada ahlâk, meslek ahlâkı ve iş ahlâkı ile ilgili kavramlar ışığında kurumsal olarak hastane ahlâkının mahiyetine ilişkin bir değerlendirme yapılması hedeflenmiştir. Buna göre hastane personelinin ve hastaların temel alındığı çift yönlü bir hastane ahlâkı yapısının mevcut olduğu söylenebilir
TERMAL OTEL İŞLETMELERİNDE JEOTERMAL KAYNAK KULLANIMININ YÖNETİCİ BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ: DENİZLİ İLİ ÖRNEĞİ
Bu araştırmanın amacı, termal otel işletmelerinde jeotermal kaynakların temini, kullanım alanları, avantaj ve dezavantajları, jeotermal kaynakların kullanımına ilişkin uygulanan çevresel ilkeler ile bu alanda karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve önerilerle bir bütün olarak ele alınmasıdır. Araştırmanın evrenini, Denizli’de faaliyet gösteren turizm işletme belgesine sahip yedi termal otel işletmesinin üst ve orta düzey yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmada herhangi bir örneklem alınmayarak tam sayım yapılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda yöneticilere; demografik karakteristikler ve tesis özellikleri ile araştırmaya ilişkin üç bölümden oluşan 24 adet yarı yapılandırılmış görüşme sorusu yöneltilmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, termal otel işletmelerinin jeotermal kaynak suları; çoğunlukla belediyelerden, bir kısmı ise kendine ait termal kuyulardan sağladığı; termal suların otellere ulaştırılabilmesi için merkezi dağıtım şebekesinin bulunmadığı, her tesisin belediye kuyularından termal su tedarik edebilmek için kendi taşıma sistemini kurması gerektiği saptanmıştır. Denizli bölgesinde, re-enjeksiyon alt yapısının olmaması ve sağlık sorunları gerekçesiyle hiçbir otelin termal suların geri dönüşümü ile ilgili bir çalışmasının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında, jeotermal kaynak suların enerji kaynağı olarak kullanımı sayesinde, enerji maliyetlerinin düştüğü; LNG, doğalgaz ya da fosil yakıtların kullanımının azalması ile çevre kirliliğinin önlendiği ve termal otellerin gelirlerinin dolaylı yönden arttığı belirlenmiştir
KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE AKTİVİZM: İLİŞKİSEL DÜZLEMDE EPİSTEMOLOJİK BİR YÖNELİM
Yaşadığımız dönemde kurumsal vatandaşlığın gereği ve emaresi olarak önem taşıyan kurumsal sosyal sorumluluk; ekonomik, yasal, etik ve sosyal (hayırseverlik) boyutlarıyla, sadece toplumdaki bireylerin hassasiyetlerinden ötürü değil, aynı zamanda kurumsal yapıların kazanımlar sağlayabilmek veya olumsuzlukları bertaraf edebilmek adına da girişimlerde bulunduğu bir uygulama alanıdır. Bahsi geçen kazanımlar ve olumsuzluklar noktasında temel motivasyon kaynağı niteliğindeki olgulardan biri ise, aktivizmdir. Kurumların varoluş nedenleri olan faaliyetleri gerçekleştirirken hedef kitlenin istek, beklenti ve şikayetlerine gereken ilgiyi göstermemesi, sorumluluklarını yerine getirme noktasında yeterli hassasiyeti taşımaması, onları aktivizm hareketleriyle karşı karşıya bırakabilmektedir. Hal böyle olunca, aktivizm, tüm kurumsal yapıların göz önünde bulundurarak hareket etmesi gereken bir olgu olarak gündeme gelmektedir. Bu bağlamda, çalışmada, kurumsal sosyal sorumluk boyutları ve aktivizm ilişkisini epistemolojik bir yaklaşımla ortaya koyma amacı taşınmaktadır. Kuramsal tartışmalarda betimlenen kurumsal sosyal sorumluluk ve aktivizm ilişkisinin, örnek durum çalışması olarak alınan ilk halkla ilişkiler örneklerinden Colorado kömür grevi ve son örneklerden Deepwater Horizon patlaması olaylarıyla da gerçek hayattaki tezahürü gözler önüne serilmektedir. Değerlendirmeler sonucunda, geçmişten bugüne kurumların aktivizm hareketlerini ortadan kaldırmak için, yerine getirmedikleri kurumsal sosyal sorumluluk boyutunu uygulamaya koyma ya da sorumluluk boyutlarının en gözde ve en kabul edilebilir olan sosyal (hayırseverlik) boyutuna ağırlık verme yoluna gidebildikleri bulgulanmakta ve bu durum gerekçeleriyle birlikte tartışılmaktadır
ELEKTRİK SAYAÇLARININ UZAKTAN OKUNMASI VE ENERJİ ANALİZİ
Elektrik enerjisi takibinde akıllı teknolojiler, sadece enerji firmalarının kullanabileceği bir sistem olmayıp, aynı zamanda tüketicilerin de faydalanabileceği sistemlerdir. Ev veya iş yeri müşterileri elektrik tüketim değerlerini anlık olarak izleyerek bütçe planlamasını gerçekleştirebilmektedir. Aynı zamanda elektrik dağıtım firmasının faturalandırdığı miktarı da kontrol edebilmektedir.
Bu çalışmada, dijital elektrik sayaçlarının tüketim miktarlarının okunması, web ortamına aktarılması ve tüketim değerlerinden çıkarımlar elde edilmesi amaçlanmıştır. Dijital sayaçlardan değerlerin okuması için Arduino Mega geliştirme kartı kullanılmıştır. Alınan verilerin web ortamına aktarılması için Arduino üzerine GSM modül yerleştirilmiştir. Sayaç üzerinden 1 saniyelik periyodlarda gelen veriler, 15 dakika aralıkla web ortamında bulunan MySQL veri tabanına kaydedilmektedir. Arayüz yazılımı ile veri tabanında bulunan veriler zamansal periyodlarda kullanıcıya gösterilmektedir. Sonuç olarak çalışma ile faturalandırmada oluşabilecek yanlışlıkların önüne geçecektir. Ayrıca tüketim bütçesinin kontrolü ile enerji tasarrufu sağlanması hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Arduino, Elektrik Sayacı, Optik Okuyucu Tüketim, Uzaktan Sayaç Okuma, Enerji verimliliği
İNSAN KAYNAKLARI İŞE ALIM SÜREÇLERİNDE KULLANILAN PSİKOTEKNİK TESTLERE İLİŞKİN BİR İNCELEME
İşletmelerin en önemli işlevlerinden biri olan işe alma sürecinin yerine getirildiği departman insan kaynakları departmanıdır. İnsan kaynakları departmanının en önemli işlevi doğru işe doğru adayın yerleştirilmesidir. Doğru işe doğru adayın yerleştirilmesi ise sahip olunan aday havuzunun niteliği ile doğrudan ilişkilidir. İnsan kaynakları yönetiminin süreçlerinden biri olan işe alım süreçleri işletmeler için ciddi önem taşımaktadır. Bu sürecin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve örgüte uyumlu doğru adayların işe seçilebilmesi için birçok yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerden çoğu geleneksel tedarik yöntemleridir. Bu geleneksel yöntemlerden en sık kullanılanları ise psikoteknik testlerdir. Personel temini sürecinde psikoteknik testler kullanılarak işe en uygun adayın en az maliyetle, en kısa sürede ve objektif bir şekilde seçilmesi sağlanmaktadır. Bu da işletmeye zaman, maliyet, örgüte bağlılık ve örgüte güven anlamında fayda anlamına gelmektedir. İnsan kaynağı ile işletmenin istihdam noktasında ilişki kurmasını sağlayan işlev işe alım sürecidir. Bu çalışmada insan kaynakları departmanının işe alım sürecinde kullandığı psikoteknik testler incelenmiştir. Bu çerçevede kullanılan psikoteknik testlere ilişkin geniş bir literatür taraması yapılmıştır
DEFANSİF TIP UYGULAMALARINA YÖNELİK BİR DERLEME
Defansif uygulamalar, hekimlerin kendilerini korumak için gösterdikleri kaçınma davranışlarıdır. Bu uygulamaların dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hekimler tarafından yaygın olarak uygulandığı görülmektedir Bu çalışmada defansif tıp uygulamalarının nedenleri ve yaygınlığına ilişkin değerlendirme yapmak amaçlanmıştır. Defansif uygulamalar kaçınma davranışı olarak değerlendirilen negatif defansif tıp ve daha çok girişime yönlenilen pozitif defansif tıp olma üzere iki başlık altında toplanmaktadır. Her iki uygulamada da hekimleri defansif tıbba yönlendiren nedenler bulunmaktadır. Bunlar hasta-hekim iletişimi, medyanın etkisi, şiddet, hekimlerin iş yükünün artması, malpraktis davaları, sağlık sistemi, mesleki deneyimin az olması, şikâyet edilme korkusu olarak sıralanmaktır. Sonuç olarak defansif uygulamalar, hekimler ve hastalar açısından olumsuz durumlara sebep olmaktadır. Zira sağlık hizmetlerinin etkili sunumunun sağlanması için hekimleri bu uygulamalara yönelten sebeplerin irdelenmesi, sorunların çözümlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla defansif tıbbı önlemek için başta yöneticiler olmak üzere sağlık çalışanları ile birlikte çözümler aranmalıdır
DUYGUSAL EMEK İLE İŞ DOYUMU ARASINDAKİ İLİŞKİ: HEKİMLER ÜZERİNDE BİR UYGULAMA
Duygusal emek; kişilerarası etkileşim sırasında, örgütün talep ettiği duyguların, çalışanlar tarafından sergilenmesi anlamına gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, “başkaları tarafından gözlemlenebilecek şekilde, yüz ve bedensel gösterim aracılığıyla duyguların yönetilmesi” olarak da tanımlanmaktadır. İş doyumu ise; bireyin işine karşı tutumu olarak değerlendirilmektedir. Buna göre bireyin işine karşı pozitif duyguları varsa iş doyumundan, negatif duyguları varsa iş doyumsuzluğundan söz edilmektedir. Araştırmanın amacı; duygusal emek boyutlarının iş doyumu üzerinde yarattığı etkiyi belirlemektir. Bununla birlikte çalışanların demografik özelliklerinin (yaş, eğitim, medeni durum, kıdem, unvan) iş doyumu ile aralarındaki ilişkiyi incelemek de araştırmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla araştırmada anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi Elazığ Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesinde görev yapan hekimlerdir. Araştırmada kullanılabilir durumda olan toplam 109 adet soru formu, araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, iş doyumunun demografik faktörlere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İş doyumu ile duygusal emek boyutlarından samimi (doğal) davranış arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, yüzeysel davranış ile negatif yönlü ve düşük düzeyde ilişki gözlenirken, derinlemesine davranış ile iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır