İnönü Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
Not a member yet
26000 research outputs found
Sort by
Contribution of fine needle capillary sampling in patients undergoing endobronchial ultrasonography (EBUS), a randomized controlled trial
Amaç: Endobronşial ultrasonografi (EBUS) ile alınan örnekleme yöntemlerinde hala standart bir yöntem bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda, EBUS ile mediastinal lenf nodları örneklemesinde transbronşial aspirasyonlu (EBUS-TBNA) ve ince iğne kapiller örnekleme (EBUS-TBNCS) yöntemini; yeterlilik, tanı ve süre yönlerinden karşılaştırmayı amaçladık. Yöntem ve Gereç: Prospektif, tek-kör ve randomize dizayn edilen çalışmamıza 2021-2024 tarihleri arasında, kliniğimizde mediastinal LAP etyolojisi aydınlatmak amacıyla EBUS işlemi yapılan hastalar dahil edildi. EBUS işlemi her lenf noduna TBNA ve TBNCS şeklinde her 2 yöntem kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 79 hastadan 114 tane örnekleme alındı. Yaş ortalaması 62,85 ± 11,27 olup, yaş aralığı 21 ile 85 arasında değişmekteydi. Hastaların %65,8'i erkek, %34,2'si kadınlardan oluşmaktaydı. En sık örnekleme yapılan lokalizasyonun 7. istasyon (%36,8) olduğu tespit edilmiştir. EBUS ile alınan örneklerde patolojik yeterlilik açısından EBUS-TBNA ile EBUS-TBNCS yöntemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p=0.219). Alınan örneklerde patolojik yeterlilik açısından, 103'ü her ikisi için de yeterli, 5'i her ikisi için de yetersiz ve 6'sı uyumsuzdu; genel uyum %94,74 idi; Cohen'in Kappa'sı 0,599 idi ve orta uyumlu tanımlıyordu (%94,74; 95% CI (88,9-92,04), ? = 0,599). Tanısal olarak değerlendirdiğinde, 93'ü her ikisi için de tanısal, 7'si her ikisi için de tanısal değil ve 3'ü uyumsuzdu; genel olarak global uyum %97,09 idi; Cohen'in Kappa'sı 0,808 idi ve önemli uyum tanımlıyordu (%97,09; 95% CI (91,72-99,40), ? = 0,808). Ayrıca tanısal olarak yöntemler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p=1). Ana tanı açısından mükemmele yakın uyum tespit edilmiştir (?=0,954, p<0,001). İşlem süreleri açısından EBUS-TBNA ortalama 4,28 ± 0,86 dakika, EBUS-TBNCS 3,07 ± 0,68 dakika olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır (p<0,001). Sonuç: EBUS rehberliğinde TBNCS ek eleman gereksinimi olmaması daha kısa sürmesi nedenleriyle daha pratik ve eşit derecede etkili bir tekniktir. Tanı sonuçlarını etkilemediği ve işlem karmaşıklığından kurtardığı için klasik yöntem yerine tercih edilebilir. Anahtar kelimeler: EBUS, Aspirasyon, Kapiller örneklemePurpose: There is still no standard method for sampling techniques performed with endobronchial ultrasound (EBUS). Therefore, in our study, we aimed to compare transbronchial needle aspiration (EBUS-TBNA) and fine needle capillary sampling (EBUS-TBNCS) methods in mediastinal lymph node sampling using EBUS in terms of adequacy, diagnosis, and duration Material and methods: Patients who underwent EBUS in our clinic between 2021 and 2024 to elucidate the etiology of mediastinal LAP were included in our prospective, single-blind, and randomized study. EBUS was performed on each lymph node using both methods, TBNA and TBNCS. Results: A total of 114 samples were taken from 79 patients with pathological lymph nodes. The mean age of the patients was 62.85 ± 11.27 years, and the age range was between 21 and 85 years. 65.8% of the patients were male and 34.2% were female. The most frequent sampling localization was found to be the 7th station (36.8%). There was no statistically significant difference between EBUS-TBNA and EBUS-TBNCS methods in terms of pathological adequacy in the samples taken with EBUS (p=0.219). In terms of pathological adequacy of the samples taken, 103 were sufficient for both, 5 were insufficient for both, and 6 were discordant; overall global agreement was 94.74%; Cohen's Kappa was 0.599, defining moderate agreement (94.74%; 95% CI (88.9-92.04), ? = 0.599). When evaluated diagnostically, 93 were diagnostic for both, 7 were non-diagnostic for both, and 3 were discordant; overall global agreement was 97.09%; Cohen's Kappa was 0.808, defining significant agreement (97.09%; 95% CI (91.72-99.40), ? = 0.808). In addition, there was no statistically significant difference between the methods diagnostically (p=1). Near perfect agreement was found in terms of the main diagnosis (?=0.954, p<0.001). In terms of procedure times, the average EBUS-TBNA was 4.28 ± 0.86 minutes and the EBUS-TBNCS was 3.07 ± 0.68 minutes, with a statistically significant difference between them (p<0.001) Conclusion: TBNCS, when performed under EBUS guidance, is a more practical and equally effective technique due to its shorter duration and lack of need for additional equipment. Since it does not affect diagnostic outcomes and reduces procedural complexity, it can be preferred over the conventional method. Keywords: EBUS, Aspiration, Capillery samplin
Investigation of the hepatoprotective effect of rapamycin in experimental hepatotoxicity caused by acetaminophen administration
Amaç: Tezin ana hedefi, sıçanlarda yüksek dozda asetaminofen ile oluşturulan hepatotoksisite modelinde rapamisin uygulamasının barsak florası ve hepatotoksisitedeki potansiyel etkilerinin detaylı bir biçimde araştırılmasıdır. Materyal ve Metot: Bu çalışmada; ortalama canlı ağırlıkları 200-260 g olan 30 adet Sprague Dawley türü sıçan kullanıldı. Oral yolla 835mg/kg tek doz asetaminofen verilerek deneysel hepatotoksisite modeli oluşturuldu, müteakiben 3 gün süreyle (1., 3. ve 5. günlerde) 1,5 mg/kg/gün dozunda rapamisin verilerek kan, ince bağırsak ve karaciğer doku örnekleri alındı. Kandan elde edilen serumlardan alkalin fosfataz, alanin transaminaz, aspartat aminotransferaz düzeyleri ölçüldü. Karaciğer ve ince bağırsak doku örneklerinin bir kısmı histolojik değerlendirmeler için kullanılırken diğer kısmıyla doku antioksidanları ve mTOR düzeyleri belirlendi. Ayrıca 16S rRNA temelli metagenomik analizler yapıldı. Bulgular: Asetaminofen uygulanan sıçanlarda karaciğer enzimlerinde yükselme, oksidatif stres belirteçlerinde bozulma ve belirgin histopatolojik hasar gözlenirken, asetaminofenle indüklenmiş hepatotoksisitede rapamisin uygulanması sonucu bu etkiler hafifledi. Biyokimyasal parametrelerde iyileşmeler görüldü. Histopatolojik değerlendirmelerde rapamisinin kısmen koruyucu etkiler gösterdiği saptandı. Mikrobiyota analizinde, asetaminofen uygulamasının bakteriyel çeşitlilik üzerinde olumsuz etkileri olduğu, rapamisinin ise bazı türlerde dengeleyici etkiler sağladığı belirlendi ancak tamamen iyileştirici olmadığı görüldü. Sonuç: Rapamisinin, deneysel hepatotoksisite modelinde karaciğer dokusunda hasarı azaltıcı ve bağırsak florasını koruyucu etkiler gösterdiği gözlemlendi. Bu bulgular, rapamisinin hepatoprotektif potansiyeliyle birlikte bağırsak-karaciğer ekseni üzerinden de etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Ancak bağırsak mikrobiyotasına yönelik etkiler sınırlı düzeyde kaldığı tespit edildi. Bu nedenle, rapamisinin hepatotoksisite ve bakteriyel translokasyon üzerindeki etkileri umut verici olmakla birlikte, bu etkinin sınırlı, doza ve/veya süreye ya da uygulama protokolüne bağlı olarak değişebileceği değerlendirildi. Konunun daha kapsamlı ve uzun süreli çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.Objective: This thesis aimed to establish a detailed rat model of hepatotoxicity induced by high-dose acetaminophen and to investigate the potential effects of rapamycin on intestinal microbiota and liver injury. Materials and Methods: Thirty Sprague Dawley rats (200–260 g) were used. An experimental hepatotoxicity model was induced by oral administration of a single dose of 835 mg/kg acetaminophen. The rats were given 1.5 mg/kg/day of rapamycin for 3 days, and blood, small intestine, and liver tissue samples were collected. Serum levels of alkaline phosphatase, alanine transaminase, and aspartate aminotransferase were measured from the blood samples. Some of the liver and small intestine tissue samples were used for histological evaluations, while others were used to determine tissue antioxidant and mTOR levels. 16S rRNA-based metagenomic analyses were also performed. Results: While acetaminophen-administered rats exhibited elevated liver enzymes, deterioration in oxidative stress markers, and significant histopathological damage, these effects were alleviated by rapamycin administration in acetaminophen-induced hepatotoxicity. Improvements were observed in biochemical parameters. Histopathological evaluations revealed that rapamycin had partially protective effects. Microbiota analysis revealed that acetaminophen administration had negative effects on bacterial diversity, while rapamycin provided stabilizing effects in some species, but was not fully curative. Conclusion: Rapamycin demonstrated partial hepatoprotective and microbiota-stabilizing effects in acetaminophen -induced hepatotoxicity. These beneficial outcomes were parameter-dependent and not completely restorative. The findings suggest that rapamycin's efficacy may depend on dose, treatment duration, and experimental protocol. Further long-term and dose-optimization studies are warranted to confirm its potential in mitigating hepatotoxicity and bacterial translocation
Transition periods in Turkish folk story of Anatolian field
Anadolu sahasında anlatılan Türk halk hikâyeleri, Türk tarihinin ve kültürünün önemli izlerini bünyesinde barından anlatı türlerinden biri olduğu için halk edebiyatı dairesinde önemli bir konumdadır. Destandan modern hikâyeye geçişi sağlayan ve sözlü gelenek sayesinde nesilden nesile aktarılan bu hikâyeler, tarih sahnesine çıktığı zamandan beri yaşamaya devam edip toplumun ortak normlarını yansıtmıştır. Çalışmamamızda öncelikle; Anadolu sahasında var olan Türk halk hikâyeleri ve halk hikâyeciliği hakkında bilgiler verilerek konu üzerine yapılan çalışmalar aktarılmıştır. Ayrıca geçiş dönemleri hakkında bilgiler verilerek bu konu üzerinde yapılan çalışmalara ve doğum evlilik, ölüm geçiş dönemleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Devamında yirmi iki ayrı anlatıcıdan elli adet hikâye ele alınmıştır. Ele alınan hikâyeler sadece Anadolu sahasında değil; diğer Türk coğrafyalarındaki eski ya da güncel kültürel izlerle ve farklı anlatı metinlerindeki benzer örneklerle karşılaştırılmıştır. Bahsi geçen geçiş dönemlerinin, Türk kültür dairesi içerisinde teşekkül etmiş halk hikâyelerinde hangi ölçüde kabul gördüğünü, işlendiğini ve önemsendiğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.Turkish folk stories told in Anatolia field, hold a significant place in the realm of folk literature because they are a narrative genre that embodies significant traces of Turkish history and culture. These stories, which facilitate the transition from epic to modern narrative and are passed down through oral tradition, have continued to endure and reflect the shared norms of society since their emergence on the historical stage. In our study, first of all; information about Turkish folk stories and folk storytelling existing in the Anatolian field has been given and studies conducted on the subject have been conveyed. In addition, information about transition periods has been given and general information has been given about studies conducted on this subject and birth, marriage, death transition periods. In the continuation, fifty stories from twenty-two different narrators have been examined. The examined stories have been compared not only in the Anatolian Field; but also, with old or current cultural traces in other Turkish geographies and similar examples in different narrative texts. It has been aimed to reveal to what extent the transition periods in question have been accepted, processed and valued in folk stories formed within the Turkish cultural circle
A comparative analysis of Islamic inheritance law and Turkish inheritance law in terms of parental succession and mortis causa dispositions
Çalışmamız kapsamında, günümüz Türkiye'sinde yürürlükte bulunan Türk Miras Hukuku ile İslam Miras Hukuku, anne baba mirasçılığı ve ölüme bağlı tasarruflar bakımından mukâyese edilmiştir. İki hukuk sisteminde yer alan farklılıklara temel oluşturabilecek bazı faktörler incelenmiş, İslam Miras Hukuku ve Türk Miras Hukuku'na etkileri ortaya konulmuştur. Toplumun temel taşı olan aile kurumunu bir arada tutmak konusunda en önemli etkenlerden biri olan miras müessesesini, tezimizi oluşturan konular özelinde mukâyese edilmesi amaçlanmıştır.Within the scope of this study, a comparative analysis has been conducted between Islamic Inheritance Law and Turkish Inheritance Law — currently in force in the Republic of Türkiye — specifically with regard to parental succession and testamentary dispositions. The research examines various underlying legal, cultural, and systemic factors that contribute to the divergences between the two frameworks and evaluates their respective implications on the structure and application of inheritance rules. The purpose of this comparison is to analyze the inheritance institution, which constitutes a key legal mechanism in preserving the integrity of the family unit, by focusing on the aforementioned subject areas
Evaluation of the Ottoman economic structure in the tanzimat period in terms of the economic principles of Islamic law
Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme çabalarının yoğunlaştığı Tanzimat Dönemi'ni, yani 1839 ile 1876 yılları arasındaki devletin mali yapısını, İslam hukukunun temel iktisadi prensipleri açısından ele almaktadır. Tezin ilk aşamalarında, Tanzimat Devri'nin siyasi ve toplumsal zeminini aydınlatılarak, bu döneme zemin hazırlayan tarihi süreçler ve hayata geçirilen hukuki düzenlemeler detaylı bir şekilde incelenmektedir. Araştırmanın asıl odak noktası ise, İslam hukukunun temelini oluşturan adalet, mülkiyetin korunması, kamu menfaatinin gözetilmesi ve faizin kesin bir şekilde yasaklanması gibi ekonomik ilkelerin, Tanzimat Dönemi Osmanlı İmparatorluğu'nun mali sisteminin ana unsurları üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu ana unsurlar arasında tarım sektörü, uygulanan vergi politikaları, ticari faaliyetler, sanayi gelişmeleri, para ve finans yönetimi, kurulan bankacılık teşebbüsleri, alınan dış borçlar, kurulan şirketler ve vakıf sistemi bulunmaktadır. Bu çalışma, Tanzimat Dönemi Osmanlı ekonomisinin kendine has özelliklerini ve karşılaştığı zorlukları İslam hukuku perspektifinden anlamayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, bu alandaki mevcut akademik çalışmalara yeni bir yorum ve bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.This study evaluates the economic life of the Tanzimat Period (1839-1876), a time of intensified modernization efforts in the Ottoman Empire, from the perspective of the fundamental economic principles of Islamic law. In its initial stages, the thesis elucidates the political and social context of the Tanzimat Era, detailing the historical processes that paved the way for this period and the legal reforms that were implemented. The central focus of the research is a thorough analysis of the impact of core Islamic legal economic principles – such as justice, the protection of property rights, the consideration of public interest, and the definitive prohibition of interest – on the main components of the Ottoman Empire's financial system during the Tanzimat Period. These key elements include the agricultural sector, implemented tax policies, commercial activities, industrial developments, monetary and financial management, established banking initiatives, foreign loans acquired, the formation of companies, and the waqf (pious foundation) system. This study aims to understand the unique characteristics and challenges of the Ottoman economy during the Tanzimat Period from an Islamic law perspective. Simultaneously, it seeks to offer a novel interpretation and viewpoint to the existing academic literature in this field. Consequently, this thesis provides a detailed exposition of the relationship between the economic practices of the Tanzimat Period and the fundamental principles of Islamic law, thereby assessing the economic modernization endeavors of that era within a distinct framework
Firdevsî-i Rûmî Süleymân-nâme-i Kebîr volume 56 (Examina-tion-text)
Bu çalışmada, dönemin en çok eser veren sanatçılarından ve tarihçilerinden biri kabul edilen Firdevsî-i Rûmî'nin 81 ciltlik Süleymân-nâme-i Kebîr adlı eserinin 56. cildi transkribe edilerek günümüz alfabesine aktarılmış ve incelemesi yapılmıştır. Eserin transkripsiyonunda ve incelenmesinde, Topkapı Sarayı Müzesi Yazma Eserler Kütüp-hanesi bulunan ve tespit edilen tek nüsha olan Hazine 1533'te kayıtlı nüsha kullanıl-mıştır. Süleymân-nâme, nesir üzerine bina edilmekle birlikte manzum-mensur karşık yazılmış bir eserdir. Hz. Süleyman'ın hayatını destansı ve efsanevi bir şekilde anlatan eser; tıp, tarih, mitoloji, felsefe, geometri, yıldız ilmi, mimari gibi çeşitli konularda bilgiler vermektedir. Bu yönüyle ansiklopedik bir eser vasfı taşımaktadır. Eski Türk edebiyatına kaynaklık edebilecek bilgiler vermesi, eseri Eski Türk edebiyatı açısından önemli kılmaktadır. Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil özellikleriyle kaleme alınan Süleymân-nâme, Türkçenin zenginliğini göstermesi bakımından da Türk dili açısından için önemli bir eserdir. Bu çalışma, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde metnin üslûp özellikleri ele alınmış; eserde yer alan arkaik kelimeler, deyim ve atasözleri incelenmiştir. İkinci bölümde eserin muhtevası incelenmiştir. Dinî ve tarihî unsurlar, kozmik âlem, insan ve insan dışındaki topluluklar, hayvanlar, mekânlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise metnin imlâ özellikleri üzerinde durulmuş; eserin dil yapısı, Eski Anadolu Türkçesi dil özellikleri bağlamında incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Süleymân-nâme'nin 56. cildinin çeviri yazısı yapılmıştır. Anlatılan hikâyeler, beş ana başlıkta toplanmış ve bunların alt başlıkları verilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, sonuç bölümünde değerlendirilmiştir.In this study, the 56th volume of Süleymân-nâme-i Kebîr, a monumental work by Fir-devsî-i Rûmî-one of the most prolific authors and historians of the late 15th and early 16th centuries-has been transcribed into the modern Turkish alphabet and analyzed. For this examination, the only known copy of the work, registered as Hazine 1533 and housed in the Topkapı Palace Museum Manuscript Library, was utilized. Firdevsî-i Rûmî lived during the second half of the 15th century and the first half of the 16th century. His renown primarily stems from Süleymân-nâme-i Kebîr, a volu-minous composition consisting of 81 volumes. The work is written in the linguistic features of the Old Anatolian Turkish period and is encyclopedic in nature, encompas-sing a broad range of subjects including medicine, history, mythology, philosophy, geometry, astrology, and architecture. This dissertation consists of an introduction and four main chapters. The intro-duction provides information on Firdevsî's life, literary identity, and works. The first chapter addresses the linguistic and stylistic characteristics of the text, focusing on archaic words, idioms, and proverbs present in the manuscript. The second chapter explores the content of the work, analyzing religious and historical elements, the cos-mic realm, humans and non-human entities, animals, and locations. The third chapter examines the orthographic features of the text and analyzes its linguistic structure in the context of Old Anatolian Turkish. In the fourth chapter, the transliteration of the 56th volume of Süleymân-nâme is presented. The stories narrated in the volume are grouped under five main headings, each accompanied by subheadings. The findings of the study are evaluated in the conclusion section. Keywords: Firdevsî-i Rûmî, Süleymân-nâme-i Kebîr, transliteration, analysis
Challenges faced by Syrian primary school students in school life: Views of students, parents and teachers
Bu çalışmanın amacı, Adıyaman ilinde yaşayan göçmen öğrencilerin okul hayatında karşılaştıkları güçlükleri ve bu güçlüklerin öğrencilerin akademik başarı ve sosyal uyumu üzerindeki etkilerine ilişkin öğrenci, veli ve öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Suriyeli ilkokul öğrencileri, onların velileri ve bu öğrencilere eğitim veren öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler üzerinden nitel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Adıyaman ili genelinde 7 ilkokul öğrencisi, 7 öğrenci velisi ile 6 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış veli, öğrenci ve öğretmen görüşme formları ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, Suriyeli öğrencilerin eğitim süreçlerinde dil engelleri, sosyal uyum sorunları ve eğitim materyallerine erişimde yaşadıkları zorluklar gibi faktörlerin önemli etkileri olduğu bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlardan hareketle, dil eğitimi programlarının güçlendirilmesi, sosyal entegrasyon faaliyetlerinin artırılması ve eğitim materyallerine erişimde kolaylıklar sağlanması yönünde öneriler getirilmiştir
Peyzaj Alanlarında Aydınlatma Uygulamalarının İncelenmesi: Malatya Kent Parkları Örneği
Bu çalışmada, açık alanların gece kullanımı için önemli olan aydınlatma kavramı ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında genel bilgiler sunularak aydınlatmanın önemi vurgulanmıştır. Çalışmanın amacı, aydınlatma kavramı ve aydınlatma tekniklerini genel itibariyle inceledikten sonra, genel aydınlatma ilkelerine yer vererek, Malatya’da uygulanmış olan dört farklı rekreasyon alanının peyzaj aydınlatmasını gözden geçirip, aydınlatmanın peyzajdaki önemini ortaya koymaktır. Malatya kent merkezinde yer alan dört farklı rekreasyon alanında bulunan aydınlatma donatı elemanlarının tasarım teknikleri ve ilkeleri incelenmiş, tasarım uygunluğu açısından değerlendirilmiş ve aydınlatmanın peyzajdaki önemini ortaya koymuştur. İncelenen rekreasyon alanlarında açık alanların gece kullanımını sağlamak için aydınlatma projeleri uygulanmadan önce ve sonra ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik öneriler de sunulmuştur. Yapılan çalışma sonucunda, tasarım ilkeleri ve teknikler göz önünde bulundurularak, en uygun peyzaj aydınlatma tasarımına sahip olan alanın sanat sokağı olduğu belirlenmiştir
The effect of racial microaggression on acculturation in Syrian university students in Turkey: Serial mediation of minority stress and psychological distress
Bu çalışmada, Suriyeli üniversite öğrencileri örnekleminde, ırksal mikroagresyonun kültürleşmeyle olan ilişkisinde azınlık stresi ve psikolojik sıkıntının hem bağımsız hem de seri aracılık etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Kesitsel bir tasarım kullanılarak 506 Suriyeli öğrenciye (Ortyaş = 22.05); demografik bilgiler, ırksal mikroagresyon, azınlık stresi, psikolojik sıkıntı ve kültürleşme ölçümlerini içeren çevrimiçi bir ölçme aracı uygulanmıştır. Sonuçlar, ırksal mikroagresyon ile kültürleşme arasındaki ilişkide azınlık stresinin aracı bir etkiye sahip olduğuna, ancak psikolojik sıkıntının aracı bir etkiye sahip olmadığına işaret etmiştir. Ayrıca, ırksal mikroagresyon ile kültürleşme arasındaki ilişkide, (sırasıyla) azınlık stresi ve psikolojik sıkıntının seri bir aracı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bulgular, araştırmacıların mikroagresyona bağlı kültürleşme süreçlerinde etkili olabilecek psikososyal dinamikleri araştırarak etnik azınlık gruplarına ilişkin literatüre katkıda bulunabileceğini göstermiştir. Klinik bir çıkarım olarak danışmanlar, Suriyeli öğrencilere ulaşarak ruh sağlığı hizmetleri bağlamında koruyucu ve farkındalığı arttırıcı ek incelikli yollar önerebilirler.This study examined whether minority stress and psychological distress have both independent and serial mediating effects on the relationship between racial microaggression and acculturation in a sample of Syrian university students. Using a cross-sectional design, 506 Syrian students (Mage = 22.05) were administered an online survey instrument that included demographic information, measures of racial microaggression, minority stress, psychological distress, and acculturation. The results indicated that minority stress, but not psychological distress, mediated the relationship between racial microaggression and acculturation. Furthermore, minority stress and psychological distress were found to have a serial mediating effect in the relationship between racial microaggression and acculturation (respectively). The findings suggest that researchers can contribute to the literature on ethnic minority groups by investigating the psychosocial dynamics that may influence microaggression-related acculturation processes. As a clinical implication, counselors can reach out to Syrian students and suggest additional nuanced ways to prevent and raise awareness in the context of mental health services
A sociological analysis of the popular religiosity levels of visitors to a tomb in Istanbul
Bu araştırma, İstanbul'da bulunan Eyüp Sultan Türbesi ziyaretçilerinin popüler dindarlık düzeylerinin sosyolojik açıdan incelenmesini konu edinmektedir. Üç bölümden oluşan araştırmamızın ilk kısmında popüler dindarlıkla alakalı teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci kısımda araştırmanın yöntem ve tekniklerine değinilmiş, veri toplama araçları ve veri analizi hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmamızın üçüncü kısmında ise öncelikle araştırma alanıyla alakalı genel bir bilgilendirme yapılmış, daha sonra elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Araştırmamızın temel veri toplama aracı anket olup yerinde gözlem ve mülakat teknikleri de kullanılmıştır. Katılımcıların popüler dindarlık düzeyleri cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi, medeni durum, sosyal tabaka gibi değişkenlere göre incelenmiş; popüler dindarlık ile normatif dindarlık ve batıl inançlar arasındaki ilişkinin mahiyeti tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise elde edilen bulguların genel bir değerlendirmesi yapılmış, bağımsız değişkenlere göre ziyaretçilerin popüler dindarlık tutumlarındaki farklılaşmalar ele alınmıştır. Yapılan analizler neticesinde katılımcıların popüler dini inanç ve uygulamaları batıl inançlardan ayrı tuttuğu, popüler inanışları normatif dinin bir gereği gibi kabul ettikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık Farklılaşması, Popüler Dindarlık, Normatif Dindarlık, Ziyaret Dindarlığı, Eyüp Sultan TürbesiThis study aims at examining, from a sociological aspect, the popular religiosity levels of visitors to the Eyup Sultan Tomb in Istanbul. In the first part of this three-part study, a theoretical framework is designed and presented in regard to popular religiosity. The second part discusses the applied research methods and procedures and provides further details on the data collection tools and data analysis processes. The third part primarily begins with providing an overview of the field of study, followed by an interpretation of the findings. This study uses surveys as its primary data collection instrument, in addition to on-site observation and interviewing methods. In this sense, popular religiosity levels of participants are examined based on such variables as gender, age, education level, marital status and social strata, thereby making a particular effort to ascertain the nature and type of the relationships between popular religiosity, normative religiosity and superstitions. This study finally concludes with a broad assessment of the results and a concise discussion of the differences among the visitors' attitudes of religiosity according to independent variables. The findings of these analyses reveal that participants keep separate the popular religious beliefs and practices from the superstitions and recognise the popular beliefs as a requirement of the normative religion. Key Words: Religious Stratification, Popular Religiosity, Normative Religiosity, Visiting Religiosity, Eyup Sultan Tom