Başkent University

Baskent University Institutional Repository
Not a member yet
    1983 research outputs found

    Anjiyografi görüntülerinde damar daralmalarının evrişimsel sinir ağı yöntemi kullanılarak belirlenmesi

    No full text
    Koroner arter hastalığı (KAH) dünya genelinde en sık görülen kalp hastalığı türüdür. Kardiyovasküler hastalıklar genellikle kalp krizi, anjina veya inmeye yol açabilecek daralmış veya tıkanmış kan damarlarını içeren koşulları ifade eder. İnvaziv koroner anjiyografi, koroner arterleri tanımlamak için standart klinik yöntemdir ve KAH teşhisinde ―altın standart‖ tır. Kalp boşluklarının ve koroner arterlerin kontrast madde verilmesi sırasında görüntülenmesi ve X-ışınları kullanılarak hareketli film çekilmesi esasına dayanır. Arterlerin görüntülenmesi sırasında hekim tarafından anjiyografinin değerlendirilmesi ile ileri inceleme ya da tedavi yönteminin ne olacağı konusunda karar verilmekte ve hasta bu konuda bilgilendirilerek gerekli girişim ve tedaviler planlanmaktadır. Bilgisayar destekli tespit sistemleri, hekimlerin karar vermesini kolaylaştırma açısından çok önemlidir. Bu tez çalışmasında, evrişimsel sinir ağı (ESA) kullanılarak anjiyografi görüntülerini analiz eden bir yöntem geliştirilmiştir. Yöntemin doğruluğunu iyileştirmek amacıyla öncelikle kalp damarları literatürde yer alan klasik yöntemler ile bölütlenmiş ve bu görüntüler üzerinden analiz yapılmıştır. Geliştirilen yöntem, açık kaynak olarak hekimler tarafından skorlanmış görüntülerin yer aldığı veri tabanlarından elde edilen vakalar üzerinde test edilmiş ve %94,84 doğruluğuna ulaşılmıştır. Coronary artery disease (CAD) is the most common type of heart disease worldwide. Cardiovascular diseases usually refer to conditions that include narrowed or blocked blood vessels that can cause heart attacks, angina or stroke. Invasive coronary angiography (ICA) is the standard clinical method for identifying coronary arteries and is currently the gold standard for CAD diagnosis. ICA is the X-ray imaging of cardiac cavities and coronary arteries using contrast agent. Computer aided detection systems are very important in terms of supporting physicians' decision making. In this thesis, a method was developed to analyze angiography images using convolutional neural network (CNN). In order to improve the accuracy of the method, cardiovascular vessels were first segmented by classical methods presented in the literature and these images were evaluated with the CNN algorithm. The developed method was tested on the cases obtained from the databases containing the images scored by the physicians as open source and 94.84% accuracy was achieved

    A Case of Simultaneous Mania and Idiopathic Normal Pressure Hydrocephalus: Etiology or Comorbidity?

    No full text
    Normal pressure hydrocephalus (NPH), typically associated with the triad of gait disturbance, dementia and urinary incontinence, rarely presents with symptoms of mania, depression or psychosis and psychiatric disorders may complicate the diagnosis. Few cases of NPH and psychiatric disease comorbidity have been reported so far. In most of these cases, NPH was associated with depression and psychotic symptoms. Mania symptoms were also reported in a few cases those of which were associated with a history of bipolar disorder (BPD) or subthreshold BPD symptoms. In this paper, we present a case of late-onset mania symptoms simultaneously presenting with NPH in a healthy individual without a history of psychiatric disorder

    Emir Kusturica sinemasında "balkanlılık"

    No full text
    Bu çalışma, Balkanlar‟dan çıkan ve dünyaca kabul görmüş, filmleri ile bir çok festivale katılmış ve ödüller almış olan Emir Kusturica‟nın filmlerindeki “Balkanlılık” kavramını ve nasıl kullanıldığını ele almaktadır. Bu tez çalışmasında, temel olarak Emir Kusturica‟nın dört filmi incelenmektedir. Bu filmler tarihsel sırasıyla: Time of the Gypsies (Çingeneler Zamanı) (1988) Underground (Yeraltı) (1995) – Life is a Miracle (Bir Mucizedir Yaşamak) (2004) ve On the Milky Road (Aşk ve Savaş) (2016) Filmlerin analizleri için A.J. Greimas‟ın geliştirmiş olduğu Göstergebilimsel Dörtgen yöntemi kullanılmaktadır. Göstergebilimsel Dörtgen yöntemi kullanılarak ortaya çıkartılan karşıtlıklar, Kusturica‟nın seçilen filmlerindeki Balkanlılık kavramının ve nasıl konumlandırıldığının anlaşılması için kullanılmaktadır. Böylece yorumlamaya el verişli olan analiz yöntemi ile yorumlamaya el verişli olan film ortamı incelenmektedir. Filmlerin analizleri yapılırken, uzun süreçler sonucunda, günümüze kadar evrilerek gelmiş olan “Balkanlılık” kavramının kendisine ve tarihine de değinilmektedir. Böylelikle, filmlerin analizleri için de temel olarak kullanılan Doğu-Batı karşıtlığının nasıl geliştiği ve evrildiği üzerinde durulmaktadır. Bu karşıtlıklar temel alınarakortaya konan bilgiler çerçevesinde incelenen filmlerden ve o filmlerden çıkan sonuçlarla, filmlerin derin yapıları oluşturulmaktadır. This study discusses the “Balkanness” concept and how it is used in worldrenowned director Emir Kusturica‟s films. At this point, four films of Kusturica are examined. These films are historical respectively: Time of the Gypsies (1988) Underground (1995) - Life is a Miracle (2004) and On the Milky Road (2016) For analysis of films, the semiotic square method which is founded by A.J. Greimas, is used. Contradictions that are acquaired from the method is used to understand the notion of “Balkanness” and how it is positioned in Kusturica films. While examining the films, historical background and “Balkanness” it self is also being investigated and used. By doing this, one of the core point of analysis, which is East-West contradiction and how it has evolved during time is being examined. Lastly, the contradictions acquaired from this main contradiction East-West is being used to reveal the deep structure of the films

    İş hukukunda zorunlu arabuluculuk

    Get PDF
    Arabuluculuk tarafların, bağımsız ve tarafsız üçüncü kişinin katkılarıyla aralarındaki uyuşmazlığa ilişkin en uygun çözümleri yine kendileri tarafından üretmeleri yoluyla uyuşmazlığın çözülmesi faaliyetidir. Türk hukukunda, özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanmak üzere arabuluculuk yöntemi 6325 sayılı Kanun ile düzenlemiştir. Çalışma yaşamındaki iş alanlarının sürekli değişmesi, teknolojinin ilerlemesi ile artan nüfus yapısı karşısında iş uyuşmazlıklarının sayısının sürekli çoğalması ve davaların uzaması yeni bir İş Mahkemeleri Kanununun yapılmasına neden olmuştur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile belli tür davalar bakımından mahkeme yoluna gidilmeden önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Çalışmamızda arabuluculuk ve arabulucu kavramına genel olarak değinilmekle birlikte arabulucu olarak görev yapan kimsenin arabuluculuk sürecindeki yeri, arabulucu seçilmenin şartları, İş Mahkemeleri Kanununda arabulucuya yapılacak zorunlu başvuru düzenlemesinin kapsamı, içeriği, arabulucunun seçimi, arabuluculuk süreci ve ücretinin belirlenmesi hususları incelenmeye çalışılacaktır. Mediation is the acitivity of parties to resolve the dispute by means of producing the most appropriate solutions for the dispute between them by the independent and impartial third party contributions. In Turkish Law, Mediation procedure is regulated for implementing in private law disputes by Law No. 6325. The Continuous change in the working areas in the working life, the continuous increase in the number of labour disputes and prolongation of cases in the face of the increasing population structure and the advancement of tecnology led to the establishment of a new Labour Court Law No. 7036, in certain cases, it is necessary to apply to the mediator before proceeding to count. In our study, the concept of mediation and mediation is discussed in general besides it will be examined the role of mediator the process of mediation, the conditions of selection of mediation, the scope of the compulsory application arrangement to be made to the mediator in the Labor Courts Law, the determination of the mediator, the determination of the mediation process and the determination of the mediation proces

    Türkiye'de ve Dünya'da yaşanan muhasebe skandalları, yapılan düzenlemeler, usulsüzlük yapan şirket ve bankaların incelenmesi

    No full text
    Amerika‟da yaşanan, dünyanın önemli şirketlerinden olan ve Amerikan borsasında işlem gören Enron (2001) ve Worldcom (2002) skandalları, finansal raporlara, şirket yönetimine, bağımsız denetimini üstlenmiş kuruluşlara ve sermaye piyasalarına karşı güvenin sarsılmasına neden olmuştur. Yaşanan bu gelişmeler Amerikan ekonomisini etkilemekle birlikte aynı zamanda gelişmekte ve ilerlemekte olan birçok ekonomiyi olumsuz etkilemiştir. 2002 tarihinde daha çok Enron skandalına karşı olarak yürürlüğe giren SarbanesOxley (SOX) Yasası, ABD‟deki borsalarda işlem gören halka açık şirketlerin çoğunu etkileyecek, kurumsal yönetimi desteklemeyi, bağımsız dış denetimin düzenini değiştirmeyi ve firmaların finansal raporlamaları üzerindeki kontrolleri düzeltmeyi hedeflemiştir. Bu tezin amacı, Türkiye‟de ve Dünya‟da meydana gelen hile ve usulsüzlükleri ortaya koymak ve hile denetim teknikleri ve düzenlemeleri ile alınan önlemleri belirtmektir. Tezin son bölümünde Türkiye‟deki firmalar ve iflas eden bankalar araştırılmıştır. Birinci bölümde, muhasebe ve denetim hakkında kısa bilgi verilerek mesleğin öneminden bahsedilmiştir. TMS/TFRS ve BOBİ FRS karşılaştırılması yapılmıştır. İkinci bölümde Dünyada meydana gelen önemli skandallar (Enron, Worldcom, Parmalat, Ahold, Kanebo, Tyco vb.) ele alınmıştır. Bağımsız Denetim Yönetmeliğine Göre Kurulca Yapılacak İdari Yaptırımlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde,Türkiye ve Avrupa Birliği Ülkelerinde, İngiltere‟de ve Fransa‟da hile denetim teknikleri belirtilmiş, ABD ve AB‟de hile denetimi ile ilgili düzenlemeler ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise, iflas eden şirketler ve iflas eden bankalar incelenmiştir. The scandals of Enron (2001) and Worldcom (2002), two of the most important companies in the world and traded in the US stock market, have resulted in the loss of confidence in financial reports, company management, independent auditors and capital markets. These developments affected the American economy, as well as many developing economies. The Sarbanes Oxley (SOX) Act, which was enacted in 2002 mostly against the Enron scandal, was intended to affect most publicly traded companies in the US, to support corporate governance, to change the order of independent external auditing and to revise controls on companies' financial reporting. The aim of this thesis is to put forth cheating and irregularities occurring in Turkey and in the world and to specify fraud auditing techniques and regulations and the measures taken against them. In the last part of the thesis, sinking firms and banks in Turkey are investigated. In the first chapter, the importance of the accounting and auditing profession is explained by giving brief information about them. TMS/TFRS and BOB FRS were compared. In the second chapter, important scandals (Enron, Worldcom, Parmalat, Ahold, Kanebo, Tyco etc.) that happened in the world are discussed. According to the Independent Audit Regulation, Administrative Sanctions to be made by the Board are examined. In the third chapter, fraud auditing techniques are specified in Turkey and the European Union Countries, England and France; the US and EU regulations regarding fraud auditing are discussed. In the fourth section, bankrupt companies and sinking banks are examined

    Gender recognition and age estimation based on human gait

    Get PDF
    In this study, the feasibility of Convolutional Neural Networks (CNN) for gait based gender recognition and age estimation problems were investigated. For this purpose, different networks were evaluated and a basis was selected. Further adjustments were made on the basis network by experimenting on architectural options and hyperparameters. Two distinct yet similar architectures were proposed for each problem. The experiments were conducted by using gait silhouette average which is a feature descriptor as input. The overall accuracy was computed to be 97.45% using the proposed CNN architecture for gender recognition and 5.74 years mean absolute error for age estimation. Using CNN with gait silhouette average as an input is an understudied subject in the literature for these problem domains. While there is one study that uses this approach for gait based gender recognition, there are no studies evaluating CNN for gait based age estimation. The results show successful performance comparable to existing studies. Besides, the experimental results provide insight on how network structure and hyperparameters affect performance. Considering this, obtained outcome allows to gain insight about the problem domain of using gait feature descriptor for gender recognition and age estimation, and provides guidance about deciding on a CNN network in these problem domains. Bu çalışmada, Evrişimsel Sinir Ağları’nın (ESA) yürüyüş biçimi tabanlı cinsiyet ve yaş tespiti alanlarında uygulanabilirliği incelenmiştir. Bu amaçla farklı ağlar değerlendirilmiş olup, kaynak bir ağ seçilmiştir. Baz alınan bu ağ üzerinde farklı mimari seçenekler ve üst değişkenler ile ilgili deneyler yapılarak değişiklikler yapılmıştır. Her bir problem için benzer yapılı ancak farklı iki mimari önerilmiştir. Deneyler yürüyüş biçimi silueti ortalamasını girdi olarak alıp gerçekleştirilmiştir. Cinsiyet tespitinde sonuç olarak %97.45 doğruluk elde edilmiş olup, yaş tespitinde 5.74 yıl ortalama mutlak hata sonucu alınmıştır. Bir özellik tanımlayıcı olan yürüyüş biçimi silueti ortalamasını girdi alarak ESA kullanımı literatürde az çalışılmış bir konudur. Bu yaklaşımı yürüyüş biçimi tabanlı cinsiyet tespiti alanında kullanan tek bir çalışma bulunmakla birlikte, yürüyüş biçimi tabanlı yaş tespiti problemini çözen bir yaklaşıma literatürde rastlanmamıştır. Sonuçlar literatürde var olan çalışmalarla karşılaştırıldığında önerilen mimarilerin başarılı bir performans sergilediği görülmektedir. Ayrıca, deneyler sırasında alınan sonuçlar mimari yapı ile üst parametrelerin performansı nasıl etkilediğine dair anlayış sağlamaktadır. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, alınan sonuçlar yürüyüş özellik tanımlayıcısının bu problem alanlarında kullanımı hakkında anlayış sağlamakla birlikte, ESA’nın bu problem alanlarında kullanımı için yol göstermektedir

    Enflasyon hedeflemesi rejimi: Türkiye örneği

    Get PDF
    Bu çalışmada enflasyon hedeflemesi rejimi en temel kavramları ile aktarılmış olup, Türkiye’nin gelişmiş ve diğer gelişmekte olan ülkeler ile karşılaştırılması yapılmaya çalışılmıştır. İlk bölümde genel olarak para politikalarından bahsedilmiştir. Enflasyon hedeflemesi rejimi politikasını açıklamak adına avantaj ve dezavantajları gösterilmektedir. Makalenin ikinci bölümünde ise gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enflasyon hedeflemesi rejimi tarihlerine değinilmiş olup rejimin enflasyon oranları üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölüme gelindiğinde ise Türkiye’nin enflasyon tarihi ele alınmış ve 2002-2005 yıllarında örtük enflasyon hedeflemesi ile geçiş yaptığı enflasyon hedeflemesi rejiminden sonraki enflasyonist sürecine vurgu yapılmıştır. Genel değerlendirme çerçevesinde ise Türkiye’nin enflasyon hedeflemesi uygulamasında başarıya ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilmiştir

    Kurumsal beslenme ve sağlıklı yaşam danışmanlığının çalışanların iş tatmini ve beslenme durumları üzerine etkisi

    Get PDF
    Bu çalışma, işyerinde sağlıklı beslenme eğitimleri ve diyet müdahelesinin çalışanların antropometrik ölçümleri, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, kan basıncı düzeyleri ile iş stresi ve iş tatmini üzerine etkisinini incelemek amacı ile yapılmıştır. Çalışma özel bir şirkette çalışan 69 kişi (58 erkek, 11 kadın) üzerinde yapılmıştır. Katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek amacı ile bir anket formu, enerji ve besin ögesi alım ortalamalarını belirlemek için besin tüketim sıklık formu, fiziksel aktivite düzeylerini saptamak için 24 saatlik fiziksel aktivite kayıt formu, diyet kalitesini ölçmek için Sağlıklı Yeme İndeksi-2010 (SYİ-2010), iş doyum durumlarını belirlemek amacı ile Minnesota İş Tatmini Ölçeği, iş stresini ölçmek amacı ile İş Stresi Ölçeği ve beslenme bilgi düzeylerini saptamak amacı ile beslenme bilgisine yönelik soruların olduğu bir form çalışma başlangıcında ve 8 hafta sonunda uygulanmıştır. Çalışma başlangıcında ve 8 hafta sonunda Biyoelektrik İmpedans Analizi (BIA) ile vücut kompozisyonu ölçülmüştür. Kan basıncı ölçümleri çalışma başlangıcında ve 8 hafta sonunda koldan ölçülmüştür. Katılımcıların hepsine iş yerinde sağlıklı beslenme, etiket okuma alışkanlığı, ve fiziksel aktivitenin önemi konularında grup eğitimleri verilmiştir. Çalışma başlangıcında BKİ ≥ 25kg/m² olan ve bir beslenme programı ile ağırlık kaybetmek isteyen çalışanlara, bireysel bir beslenme programı düzenlenmiş ve 8 hafta boyunca tüketmeleri sağlanmıştır. Sadece beslenme eğitimi alan çalışanlar grup 1, beslenme eğitimi ile beraber bireysel bir beslenme programı uygulayan çalışanlar grup 2 olarak nitelendirilmiştir. Çalışanların yaş ortalamaları 34.8±6.42 yıldır. Çalışanların günlük çalışma süresi ortalaması 9.4±1.50 saat’tir. Grup 1’de yer alan hem kadın, hem de erkeklerin çalışma başlangıcı ve 8 hafta sonundaki antropometrik ölçüm ortalamaları, vücut kompozisyonuna ait ölçümlerin ortalamaları ve sistolik-diyastolik kan basıncı ortalamaları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Grup 2’deki kadınların çalışma başlangıcı ve 8 hafta sonrasındaki vücut ağırlığı, BKI, bel çevresi ölçümleri sırası ile: 69.7±11.9 kg ve 65.1±11.6 kg, 26.2±3.4 kg/m² ve 24.5±3.5 kg/m², 80.3±10 cm ve 75.6±10.1 cm’dir ve ölçümlerdeki azalmalar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.(p0.05). 8 hafta sonunda Grup 2’deki kadınların ve erkeklerin günlük enerji, yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, glikoz, sakkaroz tüketim ortalamalarındaki düşüş istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, grup beslenme eğitimi ile beraber bireysel diyet programlarının uygulanması çalışanların ağırlık, BKI, bel çevresi, yağ kütlesi ve yağ yüzdesinde daha fazla azalma, beslenme bilgi düzeyi ve sağlıklı yeme indeksi puanlarında daha fazla artış sağlamıştır. The aim of this study was to investigate the effects of workplace healthy nutrition trainings and diet intervention on employees’ anthropometric measurements, nutrition habits, physical activity levels, blood pressure levels, job stress and job satisfaction. The study was conducted on 69 people (58 males, 11 females) working in a private company. A questionnaire to determine the personal characteristics of the participants, Food Frequency Questionnaire(FFQ) to determine energy and nutrient intake averages, 24-hour physical activity record form to determine physical activity levels, Healthy Eating Index-2010 (HEI-2010), Minnesota Satisfaction Questionnaire was used to determine job satisfaction, Job Stress Scale was used to measure job stress, and a form with questions about nutritional knowledge was applied at the beginning of the study and at the end of 8 weeks. Bioelectrical Impedance Analysis (BIA) was used to measure body composition at the beginning and at the end of 8 weeks. Blood pressure measurements were measured from the arm at the beginning of the study and at the end of 8 weeks. All participants were given training in groups on healthy eating at the workplace, label reading habit, and the importance of physical activity. For the employees who have BMI ≥ 25kg / m² at the beginning of the study and who want to lose weight with a nutrition program, an individual nutrition program was prepared and they were allowed to consume for 8 weeks. Only those who received nutritional education were defined as group 1 and those who implemented an individual nutrition program together with nutrition education were defined as group 2. The average age of the employees was 34.8 ± 6.42 years. The average daily working time of the employees is 9.4 ± 1.50 hours. There was no statistically significant difference between the mean values of anthropometric measurements, mean values of body composition and systolic-diastolic blood pressure at the beginning of the study and at the end of 8 weeks in both men and women in Group 1 (p>0.05). The BMI, body weight, waist circumference measurements of women in Group 2 at the beginning of the study and after 8 weeks were as follows: 69.7 ± 11.9 kg and 65.1 ± 11.6 kg, 26.2 ± 3.4 kg / m² and 24.5 ± 3.5 kg / m², 80.3 ± 10 cm and 75.6 ± 10.1 cm and the reductions in measurements were statistically significant (p 0.05). At the end of 8 weeks the decrease of daily energy, fat, saturated fat, carbohydrate, glucose, sucrose consumption averages of women and men in Group 2 were statistically significant (p <0.05). As a result, the application of individual diet programs together with group nutrition training resulted in a greater decrease in weight, BMI, waist circumference, fat mass, fat percentage, and increased nutritional knowledge level and healthy eating index scores of employees

    Sınır kişilik özelliği deneyimleyen bireylerin bağlanma stilleri ile duygu farkındalığı ve duygu düzenleme güçlüğü düzeylerinin incelenmesi

    Get PDF
    Bu çalışma kapsamında ilk olarak sınır kişilik özelliği düzeyleri farklılaşan bireylerin bağlanma stilleri göz önünde bulundurularak duygu farkındalığı ve duygu düzenleme güçlüğü düzeylerinin incelenmesi ve ikinci olarak bağlanma stilleri ile sınır kişilik özelliği ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve duygu farkındalığının aracı rolünün değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmanın örneklemini lisans ve lisansüstü eğitimi devam eden toplam 247 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcıların 18 - 28 yaşları arasında (SS = 1.87) olduğu, 239’unun lisans (%96.8), 7’sinin ise yüksek lisans (%2.8) öğrencisi olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların 217’sini (%87.9) kadın, 30’unu (%12.1) ise erkek katılımcılar oluşturmuştur. Araştırma kapsamında katılımcılara, demografik bilgilerini almak amacıyla Demografik Bilgi Formu, sınır kişilik özelliği düzeylerini değerlendirmek amacıyla Borderline Kişilik Envanteri (BKE), duygusal farkındalığı düzeylerini belirlemek amacıyla Duygusal Farkındalık Düzeyi Ölçeği (DFDÖ), duygu düzenleme güçlüğü düzeylerini değerlendirmek amacıyla ise Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form (DDGÖ-16) ve bağlanma stillerini değerlendirmek amacıyla İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA) uygulanmıştır. Araştırmanın ilk amacı doğrultusunda, sınır kişilik özelliği düzeyleri farklılaşan gruplar bağlanma stilleri göz önünde bulundurularak duygu farkındalığı ve duygu düzenleme güçlüğü düzeyleri açısından MANOVA aracılığı ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sınır kişilik özelliği düzeyi düşük grubun yüksek gruba kıyasla duygu farkındalığı ortalama puan puanının daha yüksek, duygu düzenleme güçlüğü ortalama puanının ise daha düşük olarak görülmüştür. Bağlanma stilleri açısından ise güvenli, korkulu, saplantılı ve kayıtsız bağlanma stillerinin duygu farkındalığı puan ortalamalarının anlamlı olarak farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Saplantılı bağlanma stiline sahip bireylerin güvenli bağlanma stiline ve kayıtsız bağlanma stiline sahip bireylere kıyasla duygu düzenleme güçlüğü puan ortalamalarının daha yüksek olduğu, ancak korkulu bağlanma stiline sahip bireylerin diğer bağlanma stilleri ile duygu düzenleme güçlüğü puanları açısından farklılaşmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sınır kişilik özelliği düzeyleri ve bağlanma stillerinin duygu farkındalığı ve duygu düzenleme güçülüğü üzerindeki etkileşim etkisine ise anlamlı olmadığı görülmüştür. Araştırmanın ikinci amacı doğrultusunda, bağlanma stilleri ile sınır kişilik özelliği ilişkisinde duygu farkındalığının ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda, güvenli ve saplantılı bağlanma stilleri ile sınır kişilik özelliği arasında duygu düzenleme güçlüğünün tam aracı rol oynadığı ancak korkulu bağlanma stili ile sınır kişilik özelliği ilişkisinde duygu farkındalığının aracı rolünün güven aralığında bulunmadığı, duygu düzenleme güçlüğünün ise kısmi aracı rolünün olduğu görülmüştür. Kayıtsız bağlanma stilinin ise duygu farkındalığı ve duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı olmadığı için aracı değişken analizine dahil edilmemiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmış, araştırmanın bulguları belirtilmiştir. In this study, it is aimed to examine the emotional awareness and emotion dysregulation in relation to the attachment styles of individuals with varied border personality features and to evaluate the mediating role of emotion regulation and emotional awareness in the relationship between attachment styles and border personality features. The sample of the study consisted of 247 university students with undergraduate and graduate education. It was observed that the participants were between the ages of 18-28 (SD = 1.87), 239 of them were undergraduate (96.8%) and 7 of them were graduate (2.8%). In addition, 217 women (87.9%) were male and 30 (12.1%) were male. Demographic Information Form was used to evaluate demographic information, Borderline Personality Inventory (BPI) was used to assess borderline personality feature levels, The Levels of Emotional Awareness Scale (LEAS) was used to determine the levels of emotional awareness, Difficulties in Emotion Regulation Scale-Brief Form (DERS-16) was used to evaluate emotion dysregulation levels and Relationships Scales Questionnaire (RSQ) was used to evaluate attachment styles. For the first purpose of the study, groups with different levels of border personality features were compared with MANOVA in terms of emotion awareness and emotion dysregulation by considering attachment styles. It was found that the level of emotion awareness was lower and the emotion dysregulation levels were higher in the group with higher borderline personality features when compared with lower borderline personality features. There was no difference in the emotional awareness level in the differentiation of attachment styles, but it was found that there were differences in terms of emotion dysregulation. The group with a preoccupied attachment style exhibits higher levels of emotion dysregulation when compared with secure and dismissing attachment style. When borderline personality feature levels and attachment styles are considered together, it is concluded that they do not differ in terms of emotion awareness and emotion dysregulation. For the second purpose of the study, the role of emotion awareness and emotion regulation mediator between the attachment styles and the border personality feature was investigated. Difficulty of emotion regulation among the safe and preoccupied attachment styles have been found to play the role of full mediator among the border personality feature. It was observed that the mediating role of emotion awareness was not within the confidence interval between fearful attachment style and borderline personality feature, while emotion dysregulation was partially mediated role. In terms of dismissing attachment style, because there was not statistically significant correlation between dismissing attachment style, emotional awareness and emotion dysregulation, dismissing attachment style did not interpret in mediator analyse. The findings of the study were discussed in the light of the related literature and the findings of the study were stated

    Süper lig futbol takımlarının performans verilerine göre lig sıralamasının incelenmesi

    No full text
    Günümüzde futbol, spor biliminin en üst düzeyde kullanıldığı branşlardan birdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; 2017/2018 Türkiye süper ligi futbol takımlarının performans verilerine göre 17 hafta sonunda oluşan lig sıralamasına etkisinin olup olmadığını araştırılmasıdır. Bu çalışmaya, Türkiye süper liginde bulunan 18 futbol takımı dahil edilmiştir. Takımların koşu mesafesi, 20 km/s üstü koşu mesafesi, öne doğru 20 km/s üstü koşu mesafesi, geriye doğru 20 km/s üstü koşu mesafesi, takım boyu ortalaması, topu kazanma süreleri, topa sahip iken 20 km/s üstü koşu mesafesi, top rakipte iken 20 km/s üstü koşu mesafesi, topa sahip iken oynanan alan, top rakipte iken oynanan alan, top ile kat edilen mesafe, top rakipte iken kat edilen mesafe, takım defans derinliği gibi kriterlere bakılarak 17 hafta sonunda oluşan puan durumuna göre hangi takımın hangi kriterleri iyi yada kötü yaptığına bakılarak bir sonuç gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bu veriler, süper lig takımlarına hizmet veren İnstat Sentio Sports firmasından alınmıştır. Araştırmada, takımların kat ettikleri mesafesi ile ligdeki sıralaması arasında negatif yönde ve yüksek düzey güçte ilişki olduğu, topla kat edilen mesafesi fazla olan takımların daha yüksek düzeyde ilk sıralarda yer aldığı tespit edilmiştir (r=- 0,791, p=0,01). Diğer fiziksel performans parametrelerinin de lig sıralaması arasında anlamlı düzeyde ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, 13 farklı fiziksel performans parametrelerinden sadece top ile kat edilen mesafe ile toplam kat ettikleri mesafe lig sıralamasına etkisi olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan ve literatürdeki sınırlı sayıda yapılan çalışmalardan gördüğümüz kadar ile futbolun sadece performans verilerinin lig sıralamasına etki etmeyeceği birçok teknik taktik ve dışsal faktörlerin de önemli bir parametre olduğu gözlemlenmiştir. In today‟s world, the game of football is one of the main sports types that utilize the sports sciences to the highest degree. In that respect, the aim of this study is to investigate whether the physical performance data of the 2017/2018 Turkish Super League football clubs had an impact on their league rankings after 17 weeks. In this study, we used data from all the 18 football clubs competing in the Turkish Super League. By looking at different physical performance parameters of each team such as the total running distance, running distance over 20km/s, running forwards distance over 20km/s, running backwards distance over 20km, the average height of all teams, ball recovery times, running distance over 20km when the ball is possessed, running distance over 20km/s when the ball is with the opponent, the total played area when the ball is possessed, the total played area when the ball is with the opponent, the total distance travelled when the ball is possessed, the total distance travelled when the ball is with the opponent and the depth of the defensive lines, we tried to reach conclusions on the impact of each team‟s performance in these parameters on their league rankings after 17 weeks. The relevant data has been provided by Instat Sentio Sports – data provider of the league. In this study, we observed that there is high negative correlation between the distance travelled by each team and their rankings in the league. Subsequently, we also observed a high positive correlation between the distance travelled when the ball is possessed and their league rankings. Other physical performance parameters did not yield to any significant correlation against their league rankings. As a result, out of the 13 different physical performance parameters analyzed, only the two described above have been found to have some meaningful correlation against the league ranking of each team. As we have seen from this study and a limited number of other studies in the literature, it can be clearly observed that there are many technical, tactical and other extrinsic factors as parameters impacting the league rankings in which physical performance based data alone won‟t be sufficient enough to explain

    0

    full texts

    0

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Baskent University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇