Journals.gen.tr
Not a member yet
1660 research outputs found
Sort by
Gıda atıklarının fonksiyonel gıdalarda potansiyel kullanımı: mikrobiyal güvenlik çalışmalarının bir derlemesi
This review aims to provide an overview of the potential use of food waste in the production of functional foods, focusing on the microbiological safety of food waste. Food is an essential human need, but food waste has become a significant global issue. Effective management, treatment, and recovery of food waste is key to address this challenge. There is now considerable interest in recycling and upgrading food waste. A variety of methods have been developed to effectively control and use these wastes, including the extraction of bioactive compounds from the waste for reintroduction into the food chain. In this context, the study reviewed recent research identified through the keywords "food waste," "functional food," and "food safety." This review examines the role of food waste in functional food development, highlighting both its advantages and the microbiological risks. The findings highlight that food waste from many food industries is considered a cheap source of functional or bioactive compounds. Sugars, proteins, lipids, fibers, vitamins, minerals, and pigments are the main value-added products derived from fruit and vegetable waste. Animal waste contains bioactive peptides from meat and dairy products. The aforementioned ingredients can be transformed into nutraceuticals and functional foods by reintroducing them into the food chain as natural food additives. The review concludes that these natural compounds have the potential to enhance the safety and palatability of foods, while simultaneously addressing any underlying nutritional deficiencies. However, the reintroduction of food wastes into the food chain or food matrices requires a comprehensive evaluation of the optimal recycling and manufacturing practices to ascertain their suitability and safety. Although many food wastes are valorized, few studies have focused on microbiological safety assessments, an important concern that must be addressed to ensure the safety of food products.Bu derleme, fonksiyonel gıdaların üretiminde gıda atıklarının potansiyel kullanımına genel bir bakış sunmayı amaçlamakta ve özellikle gıda atıklarının mikrobiyolojik güvenliğine odaklanmaktadır. Gıda, insan yaşamı için temel bir ihtiyaçtır; ancak gıda israfı günümüzde önemli bir küresel sorun haline gelmiştir. Bu sorunun çözümünde gıda atıklarının etkili yönetimi, işlenmesi ve geri kazanımı büyük önem taşımaktadır. Gıda atıklarının geri dönüştürülmesi ve değerlendirilmesine yönelik ilgi son yıllarda artmıştır. Bu atıkların kontrol altına alınması ve yeniden kullanılması için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir; bunlar arasında, gıda zincirine yeniden kazandırılmak üzere atıklardan biyoaktif bileşiklerin ekstraksiyonu yer almaktadır. Bu bağlamda, çalışmada “gıda atığı”, “fonksiyonel gıda” ve “gıda güvenilirliği” anahtar kelimeleri kullanılarak yapılan güncel araştırmalar gözden geçirilmiştir. Bu derleme, fonksiyonel gıda geliştirilmesinde gıda atıklarının rolünü incelemekte, avantajlarını ve mikrobiyolojik risklerini ortaya koymaktadır.
Elde edilen bulgular, birçok gıda endüstrisinden kaynaklanan atıkların, fonksiyonel ya da biyoaktif bileşiklerin ucuz bir kaynağı olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Meyve ve sebze atıklarından elde edilen şekerler, proteinler, lipidler, lifler, vitaminler, mineraller ve pigmentler, başlıca katma değerli ürünler arasında yer almaktadır. Hayvansal atıklar ise et ve süt ürünlerinden elde edilen biyoaktif peptitleri içermektedir. Bu bileşenler, doğal gıda katkı maddeleri olarak gıda zincirine yeniden kazandırılarak nutrasötik ve fonksiyonel gıdalara dönüştürülebilir. Derlemede, bu doğal bileşiklerin, gıdaların güvenilirliğini ve tat kabul edilebilirliğini artırma potansiyeline sahip olduğu, aynı zamanda besin eksikliklerini giderme konusunda da katkı sağlayabileceği belirtilmektedir. Bununla birlikte, gıda atıklarının gıda zincirine veya gıda matrislerine yeniden kazandırılması sürecinde, bu bileşenlerin uygunluğu ve güvenliği açısından optimum geri dönüşüm ve üretim uygulamalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Birçok gıda atığının değerlendirilmesine rağmen, mikrobiyolojik güvenlik değerlendirmelerine odaklanan çalışmalar sınırlıdır. Bu durum, gıda ürünlerinin güvenilirliğinin sağlanması açısından ele alınması gereken önemli bir konudur
Yetişkin Bireylerde Porsiyon Algısı, Beden Algısı ve Obezitenin Değerlendirilmesi
Objective: The aim of this study was to examine the effects of obesity status, body image and gender on visual estimation of plate size and portion sizes.
Material and Method: Analytical-cross-sectional study was conducted using a questionnaire with 264 adults aged 18-65 between October 2023-September 2024. The research questionnaire consists of 4 sections: personal information, anthropometric measurements, body perception scale and visuals related to portion perception.
Results: Participants were 26% men (n=68) and 74% (n=196) women, and the mean age was 24.08±7.13 and 25.72±8.05 years for women and men, respectively. The mean body mass index (BMI) of the participants was 22.34±4.02 and 27.58±12.15 kg/m2 for women and men, respectively. There was no statistically significant difference in the estimations related to the portion size of lettuce presented in different portions according to gender, but there was a statistically significant difference between the correct estimation rates in half portion and one and a half portion presentations of potatoes and one and a half portion presentations of apples (p<0.05). According to the evaluation with BMI, a statistically significant difference was found between the correct estimates of one-and-a-half portion presentations for all foods (p<0.05). In the evaluation made according to the body perception scale, no statistically significant difference was found in the correct estimation of the portion sizes between any of the groups (p>0.05).
Conclusion: Gender and BMI have a limited effect on portion perception, while body perception is not an effective factor on portion perception.Amaç: Bu çalışmanın amacı obezite durumu, beden algısı ve cinsiyetin tabak ölçüsü ve porsiyon miktarlarına ilişkin görsel tahmin üzerine etkisini incelemektir.
Gereç ve Yöntem: Analitik-kesitsel tipteki çalışma Ekim 2023-Eylül 2024 tarihlerinde 18-65 yaş arası 264 yetişkin birey ile anket kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma anketi kişisel bilgiler, antropometrik ölçümler, beden algısı ölçeği ve porsiyon algısına ilişkin görseller olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır.
Bulgular: Katılımcıların %26’sı erkek (s=68) ve %74’ü (s=196) kadın olup, yaş ortalamaları kadın ve erkekte sırayla 24,08±7,13 ve 25,72±8,05 yıldır. Katılımcıların ortalama beden kitle indeksi (BKI) kadın ve erkekte sırayla 22,34±4,02 ve 27,58±12,15 kg/m2’dir. Cinsiyete göre farklı porsiyonlarda sunulan marulun porsiyon miktarı ile ilişkili tahminlerde istatistiksel olarak farklılık bulunmamış, patatesin yarım porsiyon ve bir buçuk porsiyon sunumlarında, elmanın bir buçuk porsiyon sunumunda doğru tahmin edilme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). BKİ ile değerlendirmeye göre tüm besinlerde de bir buçuk porsiyon sunumlarının doğru tahmin edilmeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Beden algısı ölçeğine göre yapılan değerlendirmede ise hiçbir grup arasında porsiyon sunumlarının miktarlarına ilişkin doğru tahmin edilmelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05).
Sonuç: Sonuç olarak cinsiyet ve BKİ porsiyon algısında sınırlı bir etkiye sahip olurken beden algısının porsiyon algısı üzerine etkili bir faktör olmadığı gösterilmiştir
Besinsel Değeri Yüksek Kurabiye Üretimi için Balık Kemiği ve Pullarının Kullanımı: Çocuk Beslenmesi için Sürdürülebilir Bir Yaklaşım
Objective: The aim of this study is to valorise fish bones and scales in a cookie recipe to increase fish consumption of children and reevaluate wasted fish by-products. Thus, this culinary application tested whether a value-added, protein-rich ingredient can be used to prepare cookies for children and also serve sustainable gastronomy and sustainable development goals in the context of zero hunger, good health and well-being, responsible consumption and production and life below water.
Material and method: Two different types of cookies were produced by using fish scales and bones. Scales and bones of just one fish species, namely sea bass, was used in the recipes.
Results: Fishy odor could not be eliminated when both bones and scales were added; yet, no odor was detected when only scales were used.
Conclusion: This research demonstrates how fish scales can be used as a functional ingredient to improve the nutritional profile of baked goods without degrading their sensory qualities. By turning what is usually considered waste into a useful, edible resource, the study also highlights the significance of circular food systems. In this sense, the study helps to promote sustainable food innovation practices and lessen food waste. To increase product acceptability and broaden applications, future research could look into odor-reduction techniques, different flavour masking, or the addition of different fish species.Amaç: Bu çalışmanın amacı çocukların balık tüketimini artırmak amacıyla kurabiye tarifinde balık kılçığı ve pullarının değerlendirilmesi ve israf edilen balık yan ürünlerinin yeniden değerlendirilmesidir. Böylece, bu mutfak uygulaması, besin değeri ve protein açısından zengin bir bileşenin çocuklara yönelik kurabiye hazırlamak için kullanılıp kullanılamayacağını test ederken, aynı zamanda sürdürülebilir gastronomi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden sıfır açlık, iyi sağlık ve refah, sorumlu tüketim ve üretim ile su altında yaşama da katkı sağlamak amacını taşımaktadır.
Gereç ve Yöntem: Balık pulları ve kemikleri kullanılarak iki farklı kurabiye çeşidi üretilmiştir. Tariflerde tek bir balık türü olarak levrek pulları ve kılçıkları kullanılmıştır.
Bulgular: Hem kemik, hem de pul eklenerek hazırlanan kurabiyelerde balık kokusu tam olarak giderilemezken; sadece pul kullanılarak hazırlanan kurabiyelerde herhangi bir koku tespit edilmemiştir.
Sonuç: Bu araştırma, balık pullarının duyusal özelliklerini bozmadan fırınlanmış ürünlerin besin profilini iyileştirmek için nasıl işlevsel bir bileşen olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Çalışma, genellikle atık olarak kabul edilen şeyi faydalı, yenilebilir bir kaynağa dönüştürerek döngüsel gıda sistemlerinin önemini de vurgulamaktadır. Bu anlamda, çalışma sürdürülebilir gıda inovasyonu uygulamalarını teşvik etmeye ve gıda israfını azaltmaya yardımcı olmaktadır. Ürünün kabul edilebilirliğini artırmak ve uygulamaları genişletmek için gelecekteki araştırmalar koku azaltma tekniklerini, farklı tat maskeleme yöntemlerini veya farklı balık türlerini inceleyebilir
Ahde Vefa ve Kurtuluş Savaşında Bir İnsan
Bugünkü yazımızda ülkemizin kurucu kadrosunda yer alan Denizli doğumlu Mazhar Müfit Kansu’yu siz değerli okuyuculara aktarmak isterim. Kurtuluş savaşında önemli işler yapan ve Denizli’yi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında özveri ile temsil eden Mazhar Müfit Kansu ,1891 yılında Siyasi Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir. ‘’Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber’’ başlığı altında 4 Mart 1948’den başlamak üzere Son Telgraf gazetesinde çıkmış olan hatıraları Kurtuluş Savaşımızın en önemli belgelerinden biridir.Yazımıza konu olan Mazhar Müfit hem siyaset insanı,hem de muhasebe ve finansmancıdır
Mahalli İdarelerde Katılımcılığın Geliştirilmesinde Sosyal Medya Katkısının İncelenmesi: ‘İzmirdeçevirme’ Instagram Hesabı Örneği
Bu çalışma, yerel yönetimlerde katılımcılığın artırılmasında sosyal medya platformlarının rolünü “İzmirdecevirme” adlı Instagram hesabı özelinde incelemektedir. Katılımcılık, yönetime dahil olma, şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesi açısından demokratik yönetim anlayışının temel taşlarından biridir. Sosyal medyanın geniş kitlelere erişim gücü, yurttaşların sesini duyurmasında etkili bir araç haline gelmiştir. Bu kapsamda İzmir’de faaliyet gösteren 10 ilçe belediyesi ile yapılan anket çalışmasıyla, belediye yetkililerinin katılımcılığa ve sosyal medya hesaplarına yönelik tutumları değerlendirilmiştir. Bulgular, belediyelerin katılımcılık ilkesini önemsediğini ve sosyal medyada dile getirilen sorunlara belli ölçüde yanıt verdiklerini göstermektedir. Ancak belediyelerin önemli bir kısmı sosyal medya platformlarını yeterince kurumsal bulmamakta, katılım için resmi iletişim kanallarını tercih etmektedir. Çalışma, dijitalleşen toplumlarda sosyal medya aracılığıyla yurttaş katılımının artırılması için daha bütüncül ve yapısal politikaların gerekliliğine işaret etmektedir
Asgari Ücret
Ülkemizde ücretli çalışanların yarısına yakını asgari ücretle çalışmaktadır. İşin kötüsü asgari ücretin üstündeki ücretler de asgari ücret seviyesine yaklaşmış ve asgari ücret ortalama ücret haline gelmiştir
Amme Alacaklarının Takibinde 3. Şahıslara Yönelik Haciz Uygulamasında 3.Şahsın İlgili Borcu Kendi Adına 6183 Sayılı Yasanın 48. Maddesine Göre Tecil Ve Taksitlendirme Yapabilme Olanağı Var Mı?
6183 sayılı Yasa’nın 79. Maddesinde düzenlenen üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi uygulamada vergi daireleri tarafından yanlış tatbik edilerek ilgisiz pek çok mükellefin haklarını mağdur edebilmektedir. Yasa hükmü dikkatlice incelendiği takdirde söz konusu hacizlerde menkul değerler hedeflenmiştir. Ancak uygulamada vergi dairesinin bu madde hükmünü gayrimenkullere teksif ederek mükelleflerin Anayasal bir hakkı olan mülkiyet haklarının ihlal edildiği sıklıkla görülebilmektedir
Landolphia togolana Gövde Tozu ile Zenginleştirilmiş Hazır Mısır Lapası'ın (Ogi) Kabul Edilebilirliği ve Besin Potansiyeli
The study assessed the acceptability and nutritional potential of instant pap (Ogi) enriched with L. togolana stem powder (LTSP). Powdered Sorghum seed and L. togolana stem bark was used to create 4 formulas with different concentration combinations: IOF (100% Ogi flour); LIO1 (95% Ogi flour + 5% LTSP); LIO2 (90% Ogi flour + 10% LTSP) and LIO3 (85% Ogi flour + 15% LTSP). Proximate analysis was determined using the AOAC method, and the concentrations of vitamins and minerals were determined using AAS. The sensory attributes results suggested that LIO1 instant Ogi with 5% LTSP maintained acceptability (8.02±0.79). Additionally, enriching Ogi with LTSP significantly (p < 0.05) increased its fiber, ash, and carbohydrate contents (from 3.46% to 3.90%, 1.39% to 2.97%, and 70.03% to 73.55%, respectively), while decreasing its moisture, fat, and protein contents (from 9.07% to 7.00%, 3.42% to 2.06%, and 12.65% to 10.62%, respectively). The enriched pap (Ogi) has higher (p<0.05) vitamins (B1, B2, B3, B6, B9, C, and E), and minerals (Zn, Fe, Ca, P, and K) contents. The study concluded that L. togolana stem bark powder increases the nutritional content of the instant Ogi and its acceptability.Bu çalışma, L. togolana gövde tozu (LTSP) ile zenginleştirilmiş hazır mısır lapasının (Ogi) kabul edilebilirliğini ve besin potansiyelini değerlendirmiştir. Toz halinde sorgum tohumu ve L. togolana gövde kabuğu kullanılarak farklı konsantrasyon kombinasyonlarına sahip 4 formül oluşturulmuştur: IOF ( %100 Ogi unu); LIO1 (%95 Ogi unu + %5 LTSP); LIO2 (%90 Ogi unu + %10 LTSP); ve LIO3 (%85 Ogi unu + %15 LTSP). Yaklaşık besin analizleri AOAC yöntemi kullanılarak yapılmış; vitamin ve mineral konsantrasyonları ise AAS ile belirlenmiştir. Duyusal özellikler sonuçları, %5 LTSP içeren LIO1 numaralı hazır Ogi'nin kabul edilebilirliğini koruduğunu göstermiştir (8.02±0.79). Ayrıca, LTSP ile zenginleştirilen Ogi'nin lif, kül ve karbonhidrat içeriği anlamlı derecede artmıştır (sırasıyla %3.46’dan %3.90’a, %1.39’dan %2.97’ye ve %70.03’ten %73.55’e), buna karşılık nem, yağ ve protein içeriği azalmıştır (sırasıyla %9.07’den %7.00’ye, %3.42’den %2.06’ya ve %12.65’ten %10.62’ye). Zenginleştirilmiş lapa (Ogi), daha yüksek (p<0.05) vitamin (B1, B2, B3, B6, B9, C ve E) ve mineral (Zn, Fe, Ca, P ve K) içeriğine sahiptir. Çalışma, L. togolana gövde kabuğu tozunun hazır Ogi'nin besin içeriğini ve kabul edilebilirliğini artırdığını sonucuna varmıştır
2023 Şubat depremlerinin ardından göçmenlerin mutfak kültüründe yaşanan değişiklikler: Hatay sakinleri üzerine bir vaka çalışması
Objective: The present study aimed to investigate the impact of forced migration on the culinary cultures of individuals displaced from Hatay to various provinces following the February 6, 2023 earthquakes. The text places particular emphasis on the experiences of women and the transformations in their food-related practices.
Material and Method: A qualitative research design was employed. The data presented herein were collected through semi-structured in-depth interviews with 25 women who migrated from Hatay following the earthquakes. Thematic analysis was conducted to examine changes in food preparation, access to ingredients, communal practices, and emotional meanings attached to culinary traditions.
Results: The findings indicate that participants encountered substantial disruptions to their culinary routines. The key challenges experienced by the subjects of this study included limited access to traditional ingredients, economic difficulties, a lack of proper kitchen equipment, and the loss of communal environments. The absence of shared ovens and hospitality traditions resulted in a simplification of meals and a reduction in social gatherings. A significant proportion of respondents reported a decline in both taste and satisfaction, attributed to the incorporation of unfamiliar ingredients. Notwithstanding the adversity faced by these communities, a notable resilience was exhibited by a proportion of the female population. This resilience manifested itself in the continuation of the preparation of traditional culinary dishes, which were regarded as cultural preservations and vehicles for the articulation of identity.
Conclusion: Following the earthquakes, women who migrated from Hatay experienced significant changes in their culinary practices. Economic hardships, lack of ingredients and equipment, and the loss of social environments made it difficult to prepare traditional dishes. The decline of communal cooking and hospitality traditions led to simpler meals. Nevertheless, some women continued to prepare traditional foods as a way to preserve their cultural identity; food functioned not only as nourishment but also as a means of maintaining a sense of belonging and resilience.Amaç: Bu çalışma, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’dan çeşitli illere zorunlu göç eden bireylerin mutfak kültürlerinde meydana gelen değişimleri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada özellikle kadınların deneyimlerine ve yemekle ilgili pratiklerinde yaşanan dönüşümlere odaklanılmıştır.
Materyal ve Yöntem: Araştırma nitel yöntemle yürütülmüştür. Deprem sonrası Hatay’dan göç eden 25 kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler, geleneksel yemek hazırlığı, malzeme temini, toplu yemek pratikleri ve yemek kültürünün duygusal anlamları ekseninde tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.
Bulgular: Araştırma bulguları, katılımcıların mutfak rutinlerinde ciddi aksamalar yaşadığını göstermektedir. Bu süreçte öne çıkan başlıca sorunlar; geleneksel malzemelere erişimde yaşanan kısıtlılık, ekonomik zorluklar, uygun mutfak ekipmanlarının eksikliği ve topluluk ortamlarının kaybı olarak sıralanabilir. Ortak fırınlar ve misafir ağırlama geleneklerinin yokluğu, yemeklerin sadeleşmesine ve sosyal buluşmaların azalmasına yol açmıştır. Katılımcıların önemli bir kısmı, yabancı malzemelerin kullanımına bağlı olarak yemeklerden alınan tat ve memnuniyette azalma yaşadıklarını belirtmiştir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen kadınların bir kısmında dikkat çekici bir direnç gözlemlenmiştir. Bu direnç, geleneksel yemeklerin hazırlanmasına devam edilmesiyle kendini göstermiş ve bu yemekler, kültürel belleğin korunması ve kimliğin ifadesi için bir araç olarak görülmüştür.
Sonuç: Depremler sonrası Hatay’dan göç eden kadınların mutfak pratiklerinde ciddi değişimler yaşanmış; ekonomik zorluklar, malzeme ve ekipman eksiklikleri ile sosyal çevrenin kaybı, geleneksel yemeklerin hazırlanmasını zorlaştırmıştır. Ortak pişirme ve misafirlik kültürü zayıflamış, yemekler sadeleşmiştir. Ancak bazı kadınlar, geleneksel yemekleri sürdürerek kültürel kimliklerini yaşatmaya devam etmiş; yemek, yalnızca beslenme değil, aynı zamanda aidiyet ve direnç aracı olarak işlev görmüştür
Türkiye’de yenilenebilir enerji üretiminin ihracata etkisi
This study investigates the impact of renewable energy production on exports in Turkey. Particularly, the effects of policies implemented under the Renewable Energy Resources Support Mechanism (YEKDEM) on exports are examined. Regression analysis is conducted to understand the relationship between annual renewable energy production data and export data. The results of the analysis suggest that renewable energy production has a positive impact on Turkey’s exports, leading to an increase in exports over time.Bu çalışmada, Türkiye'deki yenilenebilir enerji üretiminin ihracata etkisi incelenmiştir. Özellikle Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) çerçevesinde yürütülen politikaların yenilenebilir enerji üretimindeki yeri incelenmiştir. Yıllık yenilenebilir enerji üretim verileri ile ihracat verileri arasındaki ilişkiyi anlamak amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları, yenilenebilir enerji üretiminin Türkiye'nin ihracatını olumlu yönde etkilediği ve artırdığı sonucuna varmaktadır