OpenAccess@KU (Kastamonu University)
Not a member yet
29229 research outputs found
Sort by
Güvercin Destanı’nın Anlam Katmanları: Greimas Modeliyle Göstergebilimsel Bir İnceleme
Anadolu’da şekillenen Dinî-Tasavvufi Türk Halk Edebiyatı geleneği içinde yer alan Güvercin Destanı, yalnızca biçimsel yapısı ve içerdiği temalar bakımından değil, aynı zamanda taşıdığı sembolik anlamlar açısından da dikkat çekici bir örnektir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda destanın edebî yönü, motif çeşitliliği ve hayvan sembollerine ilişkin çözümlemeler öne çıkmış; ancak anlatının derin yapısında yer alan anlam katmanları ile sembolik yapıların sistematik bir şekilde değerlendirildiği kapsamlı bir inceleme gerçekleştirilmemiştir. Bu bağlamda, mevcut çalışmanın amacı Güvercin Destanı’nı yalnızca tematik ve biçimsel düzeyde değil, aynı zamanda anlatıdaki anlam üretim süreçleri açısından da değerlendirmek ve böylece eserin altında yatan kültürel ve metafizik kodları ortaya koymaktır. Çalışmada, anlatı çözümlemesi için Algirdas Julien Greimas’ın göstergebilimsel çözümleme kuramı temel alınmış; bu doğrultuda destan yüzey yapı ve derin yapı olmak üzere iki ayrı düzlemde ele alınmıştır. Yüzey yapıda eyleyenler ve anlatı içindeki dönüşümler incelenmiş, derin yapıda ise simgesel değişim süreçleri, karakterlerin don değiştirme temsilleri ve manevi alanlara işaret eden yapıların analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Güvercin Destanı’nın sıradan bir halk anlatısının ötesinde, dinî ve kültürel anlam evrenine ait çok katmanlı bir yapıyı barındırdığını ve bu yönüyle toplumsal belleğin şekillenmesinde önemli bir işlev üstlendiğini göstermektedir. Sonuç olarak, destanın halk edebiyatı geleneği içerisindeki yeri yalnızca biçimsel zenginliğiyle değil, aynı zamanda temsil ettiği derin manevi dokuyla da pekiştirilmektedir.https://doi.org/10.29110/soylemdergi.168906
Sağlık Harcamaları İle Sağlık Göstergelerin MAIRCA Ve MABAC Yöntemleri İle Değerlendirilmesi: Türkiye Örneği
Sağlık harcamaları ile sağlık göstergeleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu ilişki sağlık sektörünün gelişmesine ve makroekonomik gelişmeye de destek vermektedir. Bu aralarındaki ilişki hem kamu politikaları hem de ekonomi alanında oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Devletin sağlık hizmetlerini finanse etmesi, sosyal devlet anlayışının güçlü olduğu ülkelerde bütçeye ciddi bir yük getirmektedir. Bu yük ile makroekonomik göstergeleri değiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki sağlık göstergelerinin performanslarını 2018-2023 yıllarına göre sıralamak ve belirlemektir. Bu sıralamayı yapmak için MAIRCA ve MABAC yöntemleri tercih edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, MAIRCA ve MABAC yöntemlerine göre 2018 yılının sağlık göstergeleri performansı açısından en kötü yılın olduğu belirlenmiştir. 2023 yılında ise sağlık göstergeleri performansı açından en iyi yılın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca MAIRCA ve MABAC yöntemleriyle elde edilen sonuçların büyük ölçüde benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir. Bu benzerliğin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını değerlendirmek amacıyla Spearman sıra korelasyon testi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar arasında yüksek oranda korelasyon olduğu belirlenmiştir.There is a direct relationship between health expenditures and macroeconomic indicators. This relationship supports the development of the health sector and macroeconomic development. This relationship has become a critical issue in both public policy and economics. State financing of health services imposes a serious burden on the budget in countries with a strong welfare state approach. This burden changes macroeconomic indicators. This study aims to rank and determine the performance of health indicators in Turkey for the years 2018-2023. MAIRCA and MABAC methods were preferred to make this ranking. As a result of the study, according to the MAIRCA and MABAC methods, 2018 was determined to be the worst year in terms of health indicator performance. 2023 was the best year in terms of health indicator performance. It is also observed that the results obtained with the MAIRCA and MABAC methods are very similar. To evaluate whether this similarity is statistically significant, the Spearman rank correlation test was applied, and it was determined that there is a high correlation between the results obtained.https://dx.doi.org/10.5281/zenodo.15778079https://dx.doi.org/10.5281/zenodo.15778080https://dx.doi.org/10.5281/zenodo.15790594https://dergipark.org.tr/tr/pub/quantrade/issue/93466/168641
Sleep and Trauma Effects of the Earthquake: A Cross‐Sectional Study
ABSTRACTAimThe present study was carried out in order to determine the effects of earthquakes on the sleep quality of earthquake survivors.DesignThe study is a cross‐sectional and descriptive design.MethodsThe research was conducted in the provinces affected by the earthquake, which occurred in Türkiye on 6 February 2023. The study was completed with 428 individuals affected by an earthquake, who voluntarily agreed to participate. Data were collected by using Google Forms and face‐to‐face data collection. The data collection instruments used here were the Descriptive Information Form, Emotion Assessment Scale for Traumatic Events (EASTE) and Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI).ResultsIt was determined that the average scores obtained from the PSQI scale by an individual affected by an earthquake were 11.10 ± 3.44 and they had poor sleep quality. The total EASTE score was 57.93 ± 16.3 points; the mean score from the trauma exposure subscale was 27.44 ± 8.14 points and the mean score from the trauma coping subscale was 30.50 ± 8.91 points, indicating that an individual affected by an earthquake was significantly affected by the trauma.ConclusionIt was also determined that providing physical and psychosocial support for individuals who experienced the earthquake in the short and long term is crucial for their sleep quality, quality of life and overall well‐being.Relevance to Clinical PracticeIt is an important study in terms of raising awareness that traumatic situations such as earthquakes affect both the physical and mental health of the individual, and nurses plan the care process on this issue.Patient or Public ContributionThe scales were filled in by individuals who experienced the earthquake.https://doi.org/10.1002/nop2.70208https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40186455http://dx.doi.org/10.1002/nop2.70208https://doaj.org/article/02124110aaac4a10ac6c52dec9b5afd
Sperm cellular and nuclear dynamics associated with ram fertility
The aim of this study is to analyze DNA integrity, shape morphology, and membrane integrity in sperm from low-fertility (LF) and adequate- or normal-fertility (AF) rams. Various sperm evaluation methods such as sperm chromatin dispersion assay, Fourier harmonic amplitude (FHA) analysis, and other image analysis of morphometric parameters were used. An additional aim is to employ new statistical models with high reliability to predict ram fertility based on sperm head morphology parameters. Fresh semen was collected from 41 AF (conception rate 95.1% ± 0.6%) and 27 LF (conception rate 79.7% ± 2.5%) rams using artificial vagina. Differences (p < 0.05) were observed in percent motile sperm (mean ± SEM, 64% ± 3%, 72% ± 2%), percent viable sperm (78 ± 2%, 84 ± 1%), and head and acrosome abnormalities (1.9% ± 0.4%, 3.4% ± 0.4%) between LF and AF rams. The findings of different analyses also showed that the fertility of rams is not associated with DNA fragmentation (p > 0.05). Using the FHA analysis, an average head shape of ram sperm was constructed and harmonic amplitude 2 was determined, which tended to differ between the two ram fertility groups (p = 0.059). Based on the FHA and morphometric analysis, a significant linear discriminant model was constructed (p = 0.0013), which allowed for specificity in identifying LF rams (6/9, 66.7%) and sensitivity in identifying AF rams (39/47, 83.0%). The overall error rate remained good, which was 11/56 (20%). The findings of this study suggest that sperm DNA damage might not be used to predict ram fertility and that the statistical model based on the FHA analysis can be a potential tool in predicting ram fertility.https://doi.org/10.3389/fvets.2025.1577004http://dx.doi.org/10.3389/fvets.2025.1577004https://doaj.org/article/8524c3f44b4a4ac2b38c8d92b13dd2e
Bazı Bitkilerin Farklı Organlarındaki Çinko Konsantrasyonlarına Trafik Yoğunluğunun Etkisi
Son yüzyılda antropogenik faktörlere bağlı olarak hızla artan hava kirliliği, dünya genelinde heryıl milyonlarca insanın ölümüne sebep olan küresel bir sorun haline gelmiştir. Hava kirliliği bileşenleriarasında en tehlikeli ve zararlı olanları ağır metallerdir. Havadaki ağır metal kirliliğinin değişimininizlenmesi ve kirliliğin azaltılmasında kullanılabilecek en etkin araçlar ise bitkilerdir. Ancak, havadakiağır metal kirliliğinin değişiminin izlenmesinde ve azaltılmasında kullanılabilecek bitkilerin ayrı ayrıbelirlenmesi gerekmektedir. Çalışma kapsamında Samsun il merkezinde yetişen ve peyzajuygulamalarında sıklıkla kullanılan türlerden Aesculus hippocastanum, Tilia tomentosa, Ligustrum vulgare ve Catalpa bignonioides türlerinden, yoğun trafik, az yoğun trafik ve trafiğin olmadığıalanlarda yetişen bireylerinin yaprak, kabuk ve odun örneklerinde Zn konsantrasyon değişimleriICP-OES kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda bütün organlarda trafik yoğunluğu ve bütüntrafikyoğunluklarında organ bazında Zn konsantrasyon değişiminin istatistiksel olarak anlamlı(p<0,05) düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda en yüksek değerler tür bazındaA. hippocastanum > L. vulgare > T. tomentosa > C. bignonioides şeklinde, organ bazında ise yaprak>kabuk > odunşeklinde sıralandığı belirlenmiştir. Trafik yoğunluğu ile organlardaki Znkonsantrasyonu arasında isedoğrusal bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.https://doi.org/10.29048/makufebed.1671377https://dergipark.org.tr/tr/pub/makufebed/issue/92356/167137
Mechanical performance optimization in FFF 3D printing using Taguchi design and machine learning approach with PLA /walnut Shell composites filaments
Abstract This study explores the optimization of mechanical properties in 3D‐printed components made from a Polylactic Acid (PLA) and Walnut Shell Composite using Fused Filament Fabrication (FFF). Employing a machine learning‐based approach, the research identifies the optimal regression model for predicting relationships between printing parameters and material properties. A Taguchi L18 design is used to minimize experiment count while accurately determining parameter levels. Testing was conducted on a composite containing 30% walnut shell fibers, with the Ultimate Tensile Strength (UTS) and Elastic Modulus (E) measured as per ASTM D638 standards. Experimental factors included Layer Thickness (LT), Nozzle Temperature (NT), Deposition Angle (DA), and Printing Speed (PS). Using Analysis of Variance (ANOVA) and machine learning techniques, the effects of these parameters on UTS and E were evaluated. Results highlight the deposition angle as the dominant parameter, with machine learning models, especially Random Forest Regression, providing highly accurate predictions. This approach presents a novel, data‐driven method for optimizing 3D printing processes with sustainable, composite materials. Highlights Higher UTS and E achieved with optimized PLA/walnut shell composite. Deposition angle is the key element of mechanical performance in FFF printing. Layer thickness is important to improve Elastic Modulus. Statistical and machine learning techniques combined for sustainable printing. Improved machine learning process understanding for 3D printed components.https://doi.org/10.1002/vnl.2219
Yurttaşlık Eğitiminde Sanat Dalları
Birbirine bağımlı bir dünyada kültürel olarak çeşitlilik gösteren, demokratik bir toplumun yurttaşları olan bireylerin bilgili, aktif, toplum yararına bilinçli ve mantıklı kararlar alabilen yurttaşlık olarak gelişmelerine yardımcı olunmalıdır. Toplumsal sorumluluk taşıyan okullar ve bu okulların merkezinde bulanan öğretmenler öğrencilerde çoğulcu bir toplum için gerekli olan demokratik değerlere ve süreçlere bağlı, hoşgörüyü içselleştirmiş, katılımcı demokrasi için gerekli olan yurttaşlık bilgi ve becerine sahip bireyleri yetiştirmek için farklı yöntemleri kullanmalılardır. Öğretmenler öğrencilerin çeşitli yollarla topluma katılmalarını sağlamak için hem okul içinde hem de okul dışında öğrenebilecekleri aktif öğrenme ortamları oluşturmaları, onların toplum ve dünya hakkında bilgi edinmeleri için motivasyonlarını artırabilir. Öğrencilerin düşünceli ve katılımcı yurttaşlar olarak gelişmesine yardımcı olabilir. Öğretmenler müzik, drama ve grafiti sanatı gibi sanat dallarına dayalı aktif öğrenme yöntemleriyle öğrencilerin yurttaşlık bilgi ve becerilerini genişletebilirler. Bu çalışmanın amacı sanat dallarıyla gerçekleştirilen yurttaşlık eğitiminin öğrencilere yurttaşlık bilgi ve beceri kazandırmadaki etkisini incelemektir. Yurttaşlık eğitiminde sanat dallarının kullanılması sonucunda öğrencilerde eleştirel düşünme, yeniden düşünme, problem çözme, iş birliği ve iletişim becerilerinin geliştiği belirlenmiştir. Öğretmenler, yurttaşlık eğitimine yönelik bilgi ve becerilerini artırmak için grafiti sanatı, müzik ve drama gibi sanat dallarında bilgi ve becerilerini artırmak için mesleki gelişimlere katılabilirler.https://doi.org/10.33404/anasay.159021
The Relationship Between Learning Needs and Care Dependency in Individuals With Chronic Obstructive Pulmonary Disease
ABSTRACTBackgroundChronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD) significantly impacts an individual's daily life. Inhaled medications form the cornerstone of COPD treatment. To ensure the efficacy of these treatments, individuals must use their inhalers correctly. It is crucial for nurses to identify the learning needs of individuals with COPD and relate these needs to their level of care dependency, ultimately improving their quality of life.ObjectiveThis study aimed to assess the learning needs of individuals with COPD concerning inhaler drug use and to determine their level of care dependency.Material and MethodsThe study population comprised 400 individuals diagnosed with COPD who were treated at a chest diseases hospital between May 2019 and December 2019. Data were collected through a patient information form designed by the researcher, an inhaler medication use skill assessment form, the Katz Activities of Daily Living Scale (ADLS), the Lawton and Brody Instrumental Activities of Daily Living Scale (LADL) the Care Dependency Scale (CDS), and the Patient Learning Needs Scale (PLNS). Data normality was assessed using the Kolmogorov–Smirnov test. The independent samples t‐test was employed for normally distributed data, while the Mann–Whitney U‐test was used for non‐normally distributed data. For comparisons between multiple groups, one‐way ANOVA was used for normally distributed data and the Kruskal‐Wallis test for non‐normally distributed data. Dependent sample t‐tests were utilised to analyse within‐group changes in normally distributed variables. Pearson's correlation coefficient was employed to assess the relationships between normally distributed quantitative variables.ResultsOf the study participants, 59.8% were male, 34% were in stage 2 of COPD, and 88.8% had been using inhaler medications since their diagnosis. The mean total score on the ADLS was 15.3 ± 3.6, while the mean total score on the LADL was 18.4 ± 5.2. The mean total CDS score was 67.5 ± 21.1, with a median of 79.5. The mean total importance and fulfilment scores on the PLNS were 187.1 ± 49.1 and 182.8 ± 51.7, respectively.ConclusionThe study revealed that individuals with COPD have unmet learning needs concerning the correct use of inhaler medications. Additionally, it was found that care dependency levels were moderate, increasing with age, COPD stage, and improper inhaler use.https://doi.org/10.1111/scs.70042http://dx.doi.org/10.1111/scs.7004
Influences of Chloride Salts on Enzymatic Activity, Lipid Oxidation and Volatile Compounds of Reduced-Sodium Salt Pastırma
The study investigated the effects of chloride salts (control: 100% NaCl, salt mixture I: NaCl/KCl (50/50), salt mixture II: NaCl/KCl/CaCl2 (40/40/20), salt mixture III: NaCl/KCl/CaCl2/MgCl2 (30/40/20/10)) on enzymatic activity, lipid oxidation, and volatile compounds in reduced-sodium salt pastırma, a Turkish dry-cured meat product. Lipid oxidation and instrumental color values were not affected by different salt mixtures. Salt mixtures II and III decreased pH value (p < 0.05). However, the mean pH value did not fall below 5.5 in any sample. The salt mixture treatment had significant effect on water activity, cathepsin B, and cathepsin B + L. In contrast, aw value was under 0.90 in all treatments. The highest mean values for cathepsin B and B + L were determined in the control group with 11.69 ± 2.73 and 85.82 ± 12.65 U g−1 × 10−3 dry matter, respectively. The closest correlation for lipolytic enzyme activities was determined by the mixture II and III groups, while a closer correlation was observed between salt mixtures I and III in terms of proteolytic enzyme activities. With regard to volatile compounds, there was a closer relationship between the control and salt mixture I. As a result, it can be concluded that salt mixture I in reduced-sodium salt pastırma showed closer results to the control group.https://doi.org/10.3390/app151910390https://avesis.atauni.edu.tr/publication/details/2fce9a2b-3c7d-4bce-9f50-4379d4a98a89/oa
'Ahl al-Bayt' interpretations in Qur'an exegesis –in particular to Shia and non-Shia interpretations
Çalışmamızda Şia ve Şia dışı tefsir kaynaklarında Ehl-i beyt hakkındaki verileri tespit etmeye çalıştık. Şia ve Şia dışı tefsirlerde Ehl-i beyt hakkında nazil olduğu düşünülen, Ehl-i beyt olarak tevil edilen ve Ehl-i beytin faziletini beyan eden ayetler, ayetlerin yorumları ve yorumları desteklemek üzere delil olarak getirilen rivayetleri ortaya koymayı hedefledik. Çalışmamızın birinci bölümünde Ehl-i beyt terkibinin dönemsel anlamını incelemeye çalıştık. Bu terkibin her dönemde farklı manada kullanılıp her asrın siyasi ve dini ortamına göre anlam değişikliğine uğradığını tespit ettik. Çalışmamızın ikinci bölümünde Şia dışı klasik rivayet ve dirayet tefsirlerinde Ehl-i beyt ile tefsir edilen ayetlerin yorumlarını ve rivayetleri inceledik. Şia dışı müfessirler Ehl-i beyt hakkındaki ayetlerin ve rivayetlerin net olarak Ehl-i beyt fertlerinden kime delalet ettiğine çok dikkat etmeksizin Ehl-i beytin fazileti hakkında düşünmüşlerdir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde Şia’nın tefsirlerini inceledik. Öncelikle Şia dışı tefsirlerde Ehl-i beyt olarak tevil edilen ayetlerin hemen tamamının Şii tefsirlerinde de Ehl-i beyt olarak yorumlandığını gördük. Fakat tekrara düşmemek adına Şia tefsirlerini incelediğimiz bölümde bunlara yer vermedik. Şia kaynaklarında “Ehl-i beyt” ya da “Ehl-i beyt imamları” olarak tefsir edilen birçok ayet daha tespit ettik. Şii müfessirler Ehl-i beyt hakkındaki her ayeti tefsir ederken, Ehl-i beyt fertlerinin kim ya da kimler olduğunun bilinmesi için çok çaba göstermişlerdir. Çünkü bu isimler onlara göre, ümmetin imamı yani yöneticisi olacaklardır. Şii tefsirlerdeki yorumlarda ayetlerde kastedilenlerin kimler olduğu yanında ayetlerde “Ehl-i beyt” ile kastedilenlerin, kendi inanç ve düşünce sisteminde ifadesini bulan kişiler olması arzularının da tefsirlere yansıdığını gördük. Ayetlerin tevilinde Ehl-i beyt olarak yer alan rivayetlerin bir kısmı, ayetin anlamını ortaya koymaya yönelik olmayıp, ayetin anlam alanını örneklendirmek için verilmiş birer misal ya da tefsirin kaleme alındığı dönemde yapılmış örnek birer yorum olarak da değerlendirilebilir. Bazı ayetlerin başka yorumları ve bu yorumları destekleyen rivayetler de tefsirlerde yer almaktadır. Biz çalışmamızda Ehl-i beyt yorumlarını ve bu yorumları destekleyen rivayetleri tespit etmeye çalıştık. Ehl-i beyt dışındaki diğer yorumları ve onları destekleyen rivayetleri, çalışmamızın sınırları dışında kaldığı için araştırmamıza dâhil etmedik