Kocaeli University Research Information System
Not a member yet
    80615 research outputs found

    MOBİL ROBOTLAR İÇİN STATİK VE DİNAMİK YÖRÜNGE PLANLAMA YÖNTEMLERİNİN İNCELENMESİ

    No full text
    Mobilrobotlar, çevrelerindeki engelleri algılayarak bu engelleri aşmak amacıylayörünge planlaması yapabilen, otonom kararlar alabilen sistemlerdir. Onlarınkarmaşık ortamlarda güvenli, etkin ve otonom bir şekilde hareket edebilmeleriiçin yörünge planlama yöntemlerinin doğru ve etkili bir şekilde uygulanmasıbüyük önem taşımaktadır. Yörünge planlama yöntemleri, genel olarak statik vedinamik olmak üzere iki ana başlık altında sınıflandırılmaktadır. Statikyörünge planlama, önceden belirlenmiş harita bilgilerinden yararlanarakçalışmakta ve sabit engellerin bulunduğu ortamlarda etkili sonuçlarsunmaktadır. Ancak fiziksel uygulamalarda, çevresel koşulların anlık olarakdeğişebilmesi bu yöntemin kullanımını sınırlamaktadır. Dinamik yörünge planlamaise değişen çevre koşullarına anlık uyum sağladığı için daha esnek ve uygulanabilirbir çözüm sunar. Mobil robotların savunma sanayii, lojistik, paketleme, kaynak,beyaz eşya, tekstil, otomotiv, medikal ve benzeri sektörlerde hız, doğruluk,hassasiyet ve enerji verimliliği açısından sunduğu avantajlar, bu teknolojilereolan ilgiyi artırmaktadır. Bu çalışmada, mobil robot kavramının ana hatlarıyla tanımıyapılarak statik ve dinamik yörünge planlama algoritmaları detaylı biçimdeincelenmiştir. Görünürlük Grafikleri, Hücre Ayıklama, Yapay Potansiyel Alan veDijkstra Algoritması gibi statik yöntemlerin yanı sıra A*, Genetik Algoritma,Karınca Kolonisi ve Parçacık Sürü Optimizasyonu gibi dinamik algoritmalarkarşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda, robotların çevresel koşulları, engelbilgileri ve algoritmaların güvenlik ile hız kriterlerine uygunluğudeğerlendirilerek, hangi senaryoda hangi yöntemin daha etkili olacağına yönelikçıkarımlar yapılmıştır.</p

    AMBALAJ TASARIMLARININ NÖROPAZARLAMA YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ: YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ GÖZ TAKİP YÖNTEMİ UYGULAMASI

    No full text
    Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte pazarlama alanında yeni araştırma yöntemleri gelişmektedir. Tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyen unsurları daha iyi anlayabilmek amacıyla, geleneksel yöntemler yerine sinir bilimi temelli tekniklerin kullanıldığı nöropazarlama, ambalaj tasarım sürecinde tüketicilerin dikkat ettiği noktaları belirlemeye olanak tanımakta ve bu sayede tasarımlar, tüketici algısına göre şekillendirilebilmektedir. Tüketicinin zihninin derinliklerini görebilmek amacıyla kullanılan nörobilim araçları ile tüketici davranışları pazarlama uzmanları tarafından anlamlandırılabilmektedir. Nöropazarlamada kullanılan yöntemlerden biri göz izleme yöntemidir. Göz izleme tekniği ile pazarlama uzmanları, tüketicinin göz hareketlerini takip ederek ürünler ve ambalajlar üzerinde odak noktalarını tespit edebilir. Gün geçtikçe daha fazla ilgi uyandıran nöropazarlama teknikleri günümüzde yapay zekâ destekli yazılımları ile de entegre olmakta ve tüketici davranışlarını kavrama ve analiz etme süreçlerinde pazarlama uzmanlarına çok değerli katkılar yaratmaktadır. Bu araştırmanın amacı, yapay zekâ destekli göz izleme (eye tracking) tekniği ile bebek bezi ambalajları tasarımlarında tüketici algısındaki odak bölgeleri tespitetmek, tüketicilerin hangi alanlara ne derece odaklandıklarını ortaya çıkarmak ve ambalaj üzerinde tasarımsal olarak en çok ve en az dikkat çeken noktaları tespit etmektir. Yapay zekâ destekli göz izleme tekniği yöntemi kullanılan bu çalışmada bir markaya ait üç farklı tasarımda ambalaj seçilmiş, her bir tasarım üzerinde yazılar, şekiller ve görseller farklı yerlere konumlandırılmış, tüketicilerin hangi noktalara daha fazla dikkat ettikleri ve odaklandıkları incelenmiştir. Bu araştırmanın analiz süreçlerinde NeuroVision isimli yapay zekâ destekli izleme uygulamasından yararlanılmıştır. Analiz sonucunda, tüketicilerin ısı haritası, netlik değeri ve dikkatin toplandığı alanlar alt boyutlarında çeşitli noktalara farklı oranlarda odaklandığı, odaklanan bölgelerin her bir tasarımda farklılaştığı ve farklı ambalaj tasarımlarının tüketici algısını farklı oranlarda etkilediğisonucuna varılmıştır.With the development of technology, new research methods are emerging in the field of marketing. Neuromarketing, which is one of the research fields that uses neuroscience techniques instead of traditional methods to gain a deeper understanding of the factors affecting consumers' purchasing behavior, can reveal the focal points of the consumer in packaging design processes and make arrangements according to consumer perception in design processes. Consumer behavior can be interpreted by marketing experts with neuroscience tools used to see the depths of the consumer's mind. One of the methods used in neuromarketing is the eye tracking method. With the eye tracking technique, marketing experts can detect focal points on products and packaging by following the consumer's eye movements. Neuromarketing techniques, which are attracting more and more attention, are now integrated with artificial intelligence-supported software and create very valuablecontributions to marketing experts in the processes of understanding and analyzing consumer behavior. The purpose of this research is to identify focal areas in consumer perception in diaper packaging designs using the AI-supported eye tracking technique, to reveal the areas consumers <span style="padding: 0px; margin: 0px; color: transparent; position: absolute; white-space: pre; cursor: text; transform-origin: 0% 0%; left: 94.3974px; top: 454.98px; font-size:

    GEBELİĞİN SONLANDIRILMASININ AĞIR FETAL KARDİYAK PATOLOJİLER İLE İLİŞKİSİ

    No full text
    AMAÇ: Günümüzde gebelikte yapılan tanısal tetkik ve görüntüleme yöntemleriyle fetusa ait kardiyak veya ekstrakardiyak patolojiler saptanabilmektedir. Bunlardan yaşamla bağdaşmayan veya kötü prognozlu patolojilerin saptandığı olgularda aileler gebeliğin sonlandırılmasını tercih edebilmektedir. Kardiyak anomaliler içinde de aileleri bu tercihe yönlendiren ağır tablolar görülmektedir. Çalışmamızda gebelik terminasyonuyla fetal kardiyak patolojilerin ilişkisi incelenmiştir.YÖNTEM: Bu gözlemsel retrospektif çalışma, 2010 ile 2024 yılları arasında tıbbi endikasyonlarla 10. gebelik haftasından sonra yapılan gebelik sonlandırmalarını içermektedir. Endikasyonlar fetal, obstetrik ve maternal olarak üç gruba ayrılmıştır. Çalışmanın amacı gebeliği sonlandırılan vakalar arasında KKH sıklığını belirlemek, ve bu anomalilerin ayrıntılı özelliklerini ortaya koymaktır.BULGULAR: 954 gebelik sonlandırma vakasının %71,81’inde (n=685) fetal endikasyonlar, %24,95’inde (n=238) obstetrik endikasyonlar ve %3,24’ünde (n=31) maternal endikasyonlar tespit edilmiştir. Gebeliğin sonlandırılması vakaların %15,62’si (n=149) 24. gebelik haftasında veya sonrasında gerçekleştirilmiştir. Merkezimizde bugüne kadar 9081 gebeye fetal ekokardiyografi uygulandı. Bunlar içinden ağır kardiyak anomalilerin saptandığı gebe sayısı 514 idi ve bu gebeliklerin 68’ inin (%13,2) sonlandırıldığı belirlendi. Ayrıntılı değerlendirmede 88 KAVSD’de 12 (%13,6), 84 TOF’da 9 (%10,7), 77 HLHS’de 13 (%16,8), 57 DORV’da 9 (%15,7), 50 izomerizim’de 17 (%34), 13 hipoplastik sağ kalp sendromu varyantlarında 2 (%15,3), 11 Trunkus arteriyozusta 1 (%9), 11 triküspid atrezide 2 (%18), 5 ectopia cordis’te 3 (%60) gebede gebelik sonlandırılmıştır. Gebeliğin sonlandırılmasına maruz kalan bu fetusların 46’ sında (%67,6) diğer organ anomalileri veya genetik anomali saptandı. Ayrıca 21 gebede de fetusta perimembranöz VSD, arkus aorta hipoplazisi, aort koarktasyonu gibi kompleks olmayan patolojiler olmasına rağmen extrakardiyak ve genetik anomalilere sahip olması nedeniyle gebelik sonlandırılmıştır. Ağır kardiyak anomali olmayan hastaların 13’ünde prenatal genetik bozukluk saptandı. Geri kalan ağır kardiyak anomalisi olmayıp terminasyon kararı alınan bebeklerin hepsinde ağır santral sinir sistemi anomalisi eşlik ediyordu. Ağır kardiyak anomali eşlik eden ve terminasyon kararı alınan 68 fetusun ise yalnızca 8’inde saptanmış bir genetik bozukluk mevcuttu (2’si trizomi18, 4’ü trizomi21, 1’i DiGeorge, 1’i Prader Willi). Bunların 6’sına KAVSD, 2’sine TOF eşlik ediyordu. Tüm gebelik sonlandırılanlarda kompleks konjenital kalp hastalığı rastlanma sıklığı %7,1 olarak saptandı.SONUÇ: Bölgemizde kompleks konjenital kalp hastalıklı fetusa sahip olan gebelerde sonlandırma seçeneğini kullanma oranı %13,2 olduğu belirlenmiştir. Çoğunluğunda ekstrakardiyak anomalinin eşlik etmesi nedeniyle sonlandırma için karar verici en önemli faktörün, postnatal seyir ve uzun dönem prognozdan ziyade ekstrakardiyak ve/veya genetik bir anomalinin eşlik etmesi olduğu düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: fetal ekokardiyografi, gebeliğin sonlandırılması, kardiyak anomali, terminasyon&nbsp;</p

    0

    full texts

    80,615

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kocaeli University Research Information System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇