Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
Not a member yet
2251 research outputs found
Sort by
Effects of 8 weeks of plyometric and core trainings on butterfly style ratings of 13-15 years old short distance swimmers
Bu çalışmanın amacı, 13-15 yaş arası kısa mesafe yüzücülerde 8 haftalık pliometrik ve core antrenmanlarının kelebek stili yüzme derecelerine etkilerini belirlemektir. Araştırmada, ön test ve son test desenli deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışma, İBB Spor Kulübü ve Kocaeli Yüzme Kulübü'nde antrenman yapan ve haftada en az üç gün antrenmanlara katılan sporcular arasından rastgele seçilen toplam 29 yüzücü (14 kontrol grubu, 15 deney grubu) ile gerçekleştirilmiştir. Tüm katılımcılara çalışmanın başlangıcında bir ön test uygulanmıştır. Deney grubundaki sporculara, yüzme antrenmanlarına ek olarak haftada iki gün pliometrik ve core antrenmanları yaptırılmıştır. Antrenman programı, yüzücülerinin genel performanslarını artırmayı hedeflemiştir. Antrenmanlar öncesinde katılımcılara ısınma hareketleri yaptırılmış ve 25 metre ile 50 metre kelebek stili yüzme süreleri kronometre ile ölçülmüştür. Bu sürelerin ölçülmesi, antrenmanların kelebek stili yüzme derecelerine olan etkisini değerlendirmek için gereklidir. Antrenmanların etkilerini analiz etmek için ANCOVA kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, 8 haftalık pliometrik ve core antrenmanlarının 25 metre kelebek stili yüzme derecelerine anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ancak, 50 metre kelebek stili yüzme dereceleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Deney grubundaki sporcuların 50 metre kelebek stili son test derecelerinin, kontrol grubuna kıyasla daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgu, pliometrik ve core antrenmanlarının kısa mesafe yüzücülerinde özellikle daha uzun mesafelerde performans artışı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, 8 haftalık düzenli pliometrik ve core antrenmanlarının 50 metre kelebek stili yüzme performansında anlamlı iyileşmeler sağladığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, kısa mesafe yüzücülerinin antrenman programlarına pliometrik ve core egzersizlerini dahil etmelerinin, özellikle 50 metre gibi daha uzun mesafelerde performanslarını artırabileceğini göstermektedir. Ancak, 25 metre gibi daha kısa mesafeler için aynı antrenmanların belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir. Bu durum, farklı yüzme mesafeleri için antrenman programlarının etkisinin farklı olabileceğini düşündürmektedir. Bu çalışmanın bulguları, yüzme antrenman programlarının optimizasyonunda dikkate alınabilir ve benzer yaş grupları için daha ileri araştırmalar yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Antrenörler ve spor bilimciler, daha etkili antrenman programları tasarlayarak sporcuların performansını arttırabilirler. Anahtar Kelimeler: Pliometrik antrenman, Core antrenman, Kelebek stili, Kısa mesafe yüzm
Polarization independent angular stable conformal frequency selective surface designs for 5G millimeter wave shielding applications
Bu tez kapsamında; özgün olarak geliştirilen tek bant frekans seçici yüzey (FSY) (Tasarım-1 ve Tasarım-3), çift bant FSY (Tasarım-2) ve geniş bant FSY (Tasarım-4) tasarımları yapılarak, günümüzde yaygın olarak kullanılması planlanan beşinci nesil (5G) kablosuz haberleşme sistemlerinin neden olacağı elektromanyetik girişimi (EMI) engellemek için kullanılabilirliği incelenmiştir. İlk olarak, Computer Simulation Technology Microwave (CST MW) Studio benzetim programı ile geliştirilen, 5G teknolojisinin kullanılacağı milimetre dalga (mm-dalga) frekans bantlarında çalışan FSY tasarımlarının saçılma parametreleri incelenerek istenen frekans davranışı olan bant durduran filtre davranışı göstermesi sağlanmıştır. Daha sonra, eşdeğre devre modeli ile bu tasarımların hem çalışma mekanizması daha iyi anlaşılmış hem de Keysight Technology Advance Design Systems (ADS) programı kullanılarak elde edilen benzetim sonuçları ile doğrulaması yapılmıştır. Son olarak FSY'lerin prototipleri üretilerek normal ve konformal FSY'ler için iletim katsayısı ölçümleri yapılmış, böylece CST MW Studio benzetimleri ve eşdeğer devre modeli ile elde edilen sonuçlar ölçümlerle desteklenmiştir. Tasarlanan FSY'ler için, FSY'ler için en önemli özellikler arasında sayılan polarizasyon bağımsızlığı, eğik geliş açılarında yüksek açısal kararlılık ve ekranlama etkinliği incelenmiş ve benzetim sonuçları ile ölçüm sonuçların birbirine yakın olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; 5G mm-dalga frekans aralığındaki, 26 GHz bandı (n258) için geliştirilen Tasarım-1 ve Tasarım-3, sırasıyla 26.11 GHz ve 26.02 GHz rezonans frekansına, 8.51 GHz (21.68-30.19 GHz) ve 7.43 GHz (21.96-29.39 GHz) bant genişliklerine, 80°'ye kadar %4'den ve %1.8'den küçük frekans değişimleri ile açısal kararlılığa, 49.8 dB ve 50 dB ekranlama etkinliğine, 24.25-40.00 GHz aralığındaki tüm bantlar (n257, n258, n260) için geliştirilen Tasarım-2, 28.07 GHz ve 40.25 GHz rezonans frekanslarına, sırasıyla 7.20 GHz (23.18-30.38 GHz) ve 8.69 GHz (36.60-45.29 GHz) bant genişliklerine, 60°'ye kadar %2.7'den ve %4'den küçük frekans değişimleri ile açısal kararlılığa, 45.44 dB ve 46.76 dB ekranlama etkinliğine, Tasarım-4 ise, 24.45 GHz ile 38.22 GHz rezonans frekanslarına ve 20.44 GHz (23.76-44.20 GHz) bant genişliğine, 80°'ye kadar %1.72'den küçük frekans değişimleri ile açısal kararlılığa, 40.49 dB ekranlama etkinliğine sahiptir. Bunlara ek olarak tüm tasarımlar 170° veya 180° bükülü durumda kararlı frekans tepkisine sahiptir
The Predictive Effect of Technology Follow-up and Professional Competence on Job Satisfaction of Physical Education Teachers
The study aimed to determine the predictive effect of technology follow- up and professional competence on the job satisfaction levels of physical education teachers. A correlational survey was used in the study. The study sample consists of 217 physical education teachers. Participants in the study were determined by the convenience sampling method. To collect data, the "Personal Information Form," "Teachers Self-Efficacy Scale," and "Job Satisfaction Scale" were used in the study. Descriptive statistics, Pearson correlation analysis, and hierarchical regression analysis were used for analysis. According to the results, a significant positive relationship was found between the frequency of technology follow-up and job satisfaction (r = .230, β = .25, p<0.05). Included in the model in the third step, the contribution of professional competence to job satisfaction is significant and explains 16.5% of job satisfaction. As a result, it was revealed that teachers perceive themselves as more professionally competent when they closely follow technological developments related to their fields, and as a result, they have a higher level of job satisfaction. For future studies, it may be suggested that similar studies in this field should be conducted on an intercultural basis
INTERNATIONAL JOURNAL OF TOURISM CITIES
PurposeThis study aims to test the complaints of tourists who visit five-star hotels in Antalya, Turkey, on those same hotels' websites.Design/methodology/approachIn the study, the data were collected with qualitative methods but analyzed with the mixed analysis method. In this context, the authors collected 1,012 comments on the website between 2016 and 2019.FindingsAccording to the results of the study, the most intense complaints were found to be concentrated in categories such as ambience, food and staff.Originality/valueFirst of all, it is thought that it will make an important contribution to the literature, since different methodologies are adopted in the study. In addition, online shares, evaluations and comments produce positive or negative results for the destination or business in question. It is necessary to closely monitor such activities in electronic environments, as they may have negative consequences, thus revealing the need to take corrective or preventive measures. For this reason, the research is important in terms of not having such a large-scale study in the literature and contributing to the hospitality industry
Effects of GA3 and BA pre-applications on germination and seedling development in rape (Brassica napus L.) under salinity and drought stress conditions
Günümüz şartlarında biyotik ve abiyotik stresler bitki gelişiminde büyük bir etki göstermektedir. Bu stresler başta kuraklık ve tuzluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Söz konusu stresler bitkinin özellikle genç gelişim evrelerinde daha büyük sorunlar teşkil eder. Bu araştırma, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı laboratuvarında kurulmuş olup kolza tohumuna ekim öncesi uygulanan farklı dozlarda giberellik asit (GA3) ve borik asitin (BA) tuz ve kuraklık stresinde çimlenme üzerinde etkilerini incelenmek amacıyla 2023 yılında yürütülmüştür. Araştırmada Trakya Araştırma Merkezinden temin edilen TT264 çeşidi kullanılmıştır. Deneme, 3 tekrarlamalı ve her tekrarlamada 25 adet tohum ekilmiştir. Tesadüf Parselleri Faktöriyel Deneme Deseni'ne göre kurulmuş olup, kolza tohumları hormon olarak GA3 ve borik asit (0.00, 0.50, 1.00, 1.50 ve 2.00 mg/l) ile farklı dozlarda ve 6 saat ön uygulamaya tutulup, 5 farklı dozda NaCl (0.00, 3.00, 6.00, 9.00 ve 12.00 dS/m) ve 4 farklı kuraklık dozunda PEG 6000 (0.00, -0.40, -0.80 ve -1.20 Mpa) kullanılarak tuz ve kuraklık stresi uygulanmıştır. Araştırmada; Fide uzunluğu (mm), kök uzunluğu (mm), fide yaş ağırlığı (g), kök yaş ağırlığı (g), fide kuru ağırlığı (g), kök kuru ağırlığı (g) çimlenme hızı (%), çimlenme gücü (%) özellikleri incelenmiştir. Tuzluluğun artışıyla kontrol grubunda çimlenme hızının ve çimlenme gücünün düştüğü ve olumsuz etkiler yaptığı saptanmıştır. Ancak araştırma sonuçlarına göre çimlenme faktörüne karşı etkisi incelediğinde, 1.50 ve 2.00 mg/l borik asit ve GA3 dozları uygulamalarının 3 ds/m tuzluluğa karşı olumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Kuraklık stresi ise çimlenmeyi önemli derecede düşürmüştür. Ancak 1.00 ve 1.50 mg/l borik asit ve GA3 dozları ön uygulamasında incelenen özellikler üzerinde kuraklık stresinin olumsuz etkisini azalttığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen veriler değerlendirildiğinde borik asit ve GA3' ün hem kuraklık hem de tuzluluk stresi bakımından olumlu sonuçlar verdiği görülmüştür. Elde edilen sonuclara gore PEG stres kosullarinda kolza tohumlarına uygulanan borik asit , bitki gelişim düzenleyici gruplarına alternatif olarak fide gelişim dönemlerinde fayda sağlayabileceği gözlemlenmiştir
Automated classification of choroidal neovascularization, diabetic macular edema, and drusen from retinal OCT images using vision transformers: a comparative study
Classifying retinal diseases is a complex problem because the early problematic areas of retinal disorders are quite small and conservative. In recent years, Transformer architectures have been successfully applied to solve various retinal related health problems. Age-related macular degeneration (AMD) and diabetic macular edema (DME), two prevalent retinal diseases, can cause partial or total blindness. Diseases therefore require an early and accurate detection. In this study, we proposed Vision Transformer (ViT), Tokens-To-Token Vision Transformer (T2T-ViT) and Mobile Vision Transformer (Mobile-ViT) algorithms to detect choroidal neovascularization (CNV), drusen, and diabetic macular edema (DME), and normal using optical coherence tomography (OCT) images. The predictive accuracies of ViT, T2T-ViT and Mobile-ViT achieved on the dataset for the classification of OCT images are 95.14%, 96.07% and 99.17% respectively. Experimental results obtained from ViT approaches showed that Mobile-ViT have superior performance with regard to classification accuracy in comparison with the others. Overall, it has been observed that ViT architectures have the capacity to classify with high accuracy in the diagnosis of retinal diseases
Prediction of Precipitation-Temperature Data and Drought Assessment of Turkey with Stochastic Time Series Models
Throughout the geological history of Earth, there have been many changes in the climate system due to natural and external factors. In the past, it can be said that changes in climate were caused by natural causes, while today they are largely caused by human activities. Turkey is among the countries that will be affected by climate change. Therefore, In this study, a stochastic time series model was constructed to forecast the precipitation and temperature data of Turkey between 2020 and 2050. Seasonal Autoregressive Integrated Moving Average models were used to take into account the relationship between the data and seasonality factors. In addition, the most appropriate model for each station was established separately. The accuracy of the predicted data was tested by correlation test (r) and root mean square error (RMSE) test. As a result of the study, the average r value for temperature data was 99% and RMSE value was calculated as 1.46. For precipitation data, the average r value was calculated as 66% and RMSE value as 34.6. In addition, in this study, drought models for Turkey until 2050 were established and spatial and temporal evaluation of these models were made. These models were obtained by analyzing the data of uniformly distributed stations over Turkey between 1990 and 2050 with standard precipitation evapotranspiration index (SPEI). Different time scales (SPEI3, SPEI6, SPEI9 and SPEI12) were used in drought analysis. As a result of this study, drought return interval maps of Turkey and drought maps between 1990 and 2050 were created
Development of orthosis supporting knee joint movement and investigation of its effectiveness
Çalışmanın amacı diz eklemi sorunlarına sahip olan kişilere yönelik giyilebilir bir diz destek cihazı geliştirmektir. Bu tezde geliştirilen diz destek cihazı EMG ölçümleri yapılarak ortezli ve ortesiz duruma göre kas kasılması değerlendirmesi yapılmıştır. Yapılmış olan ölçümlerin genlik analizi sonuçlarına göre ortalama % 40 oranında diz bölgesindeki kas kasılmalarının azaltıldığı görülmüştür. Diz eklemi rahatsızlığı çeken kişilerde; kas hastalıkları, eklem rahatsızlıkları, kaza sonucu zedelenme veya felç gibi durumlardan meydana gelebilmektedir. Diz ekleminde veya kaslarda yaşanan rahatsızlığı gidermek amacıyla diz destek cihazı geliştirilmiştir. Diz destek cihazı; daha rahat konforlu bir yürüyüş sağlamaktadır, sürekli ayakta duran insanların dizinde oluşan baskıyı almaktadır, aynı zamanda dizdeki tüm serbestlik derecelerini karşılamaktadır. Diz destek cihazı sayesinde dizde hareket kısıtlaması olmadan, rahat bir şekilde oturup kalkmayı sağlayan bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu sistem, bir dizi sensör, elektronik devre, akışkan ve akışkan körüğü içermektedir. Sensörler, kullanıcının hareketlerini algılamaktadır ve sistemin aşırı basınca karşı korunması için akışkanın basınç seviyelerini ayarlamaktadır. Sensörler okuduğu bilgiyi bir kontrol ünitesine geri bildirim sağlayarak cihazın çalışmasını gerçekleştirmektedir. Böylece, kişinin diz eklemlerine daha fazla destek ve stabilite sağlamak için akışkanın akışı ayarlanabilmektedir. Bu tezde protezler, ortezler ve giyilebilir cihazlar şu amaçla kullanılabilmektedir: Dizi desteklemek, dizdeki ağrıları azaltmak, diz kas bozulmalarında dizi rahatlatmak amacına sahip endüstriyel olarak üretime uygun elektronik sensörler yardımıyla dizdeki hareket kabiliyetini rahatlatmak. Dize destek sağlayan bu cihaz giyilebilir hafif ve estetik özellikte geliştirilmiştir. Diz destek sisteminin çalışması akışkanın basıncı ile ayarlanabilmekte, basınç ayarı da elektronik kart sayesinde yapılmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen cihazın insan sağlığına destekleyici olması ve bu sayede ticari bir ürün olarak piyasaya çıkartılması hedeflenmiştir. Piyasada bulunan benzer ürünlere göre daha estetik konforlu ve kullanışlı olması ticari pazarlarda diz destek cihazımızı ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmada insan deneyleri Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversite'den etik kurul onayı alınarak EMG ölçüm yapılarak oturup kalkma aktivitesi (OKA) egzersizleri hakkında deneyler yapılmıştır. Bu çalışmada diz destek cihazı tasarımı hakkında patent/faydalı model başvurusu süreci de başlatılmıştır
Türkiye Selçuklu Mutfağına Özgü Yiyecek ve İçecek Sunan İşletmeler Üzerine Bir Değerlendirme
Araştırmanın amacı, Türkiye Selçuklu mutfağına ait yiyecek ve içecek sunan işletmelerde hangi yemeklerin sunulduğunun tespit edilmesi ve yiyecek ve içecek işletmelerinde Türkiye Selçuklu mutfağına ait yemeklerin gelecek kuşaklara aktarımında etkili olan faktörlerin belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma konusuna uygun 12 yiyecek içecek işletmesi ile görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler betimsel analiz tekniği ile Maxqda programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, yiyecek içecek işletmelerinde Türkiye Selçuklu dönemine ait sunulan yiyecek ve içeceklerin yeterli sayıda olmadığı görülmüştür. Ayrıca bazı katılımcıların Türkiye Selçuklu mutfağı hakkında bilgilerinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu veri sonucunda işletmelerde Türkiye Selçuklu mutfak kültürünün yeterince bilinmediği sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye Selçuklu mutfağı yiyecek ve içecekleri sunan işletmelerdeki eksikliler arasında; standart reçetelerin olmaması, bilgi eksikliği, kamu ve özel kuruluşların çalışmalarının yetersizliği vb. konular yer almaktadır
Influence of Fe2O3 on synthesis, structure, hardness, and radiation shielding properties of Apatite-Wollastonite (AW) glass ceramics for bone implantation and shielding applications
This paper explores the important impact of Fe2O3 2 O 3 on the synthesis, structure, hardness, and radiation shielding characteristics of Apatite-Wollastonite (AW) glass ceramics for bone implantation and shielding application. The prepared studied samples were prepared and the effects of Fe2O3 2 O 3 addition on the synthesis process, density, and different physical and structural parameters comprehensively investigated. Additionally, the radiation shielding properties were determined by using PHITS simulation code and XCOM calculations for all samples. The results reveal that there is a significant impact of Fe2O3 2 O 3 addition on density, hardness, and radiation shielding of AW glass ceramics. The Vickers hardness values were calculated as 547, 598, and 621 Hv in measurements under 0.1 kg load., the density values are found to be as 2.87, 3.07 and 3.28 g/cm3 3 for AW, Aw-1Fe, and Aw-2Fe, respectively. The highest linear attenuation coefficient in the AW- 2Fe is 0.096 cm-1 , Aw-1Fe showed 0.084 cm-- 1 and AW gave 0.072 cm-- 1 at 6 MeV. This study underscores the pivotal role of Fe2O3 2 O 3 as a multifaceted modifier in tailoring the properties of AW glass ceramics for bone implantation and other diverse applications extending from medical imaging to radiation and charged ions shielding