Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
Not a member yet
    2251 research outputs found

    The relationship between academic motivation and emotional intelligence levels of sports high school students

    No full text
    Akademik güdülenme, öğrencilerin öğrenme süreçlerine yönelik ilgilerini ve çabalarını belirleyen önemli bir faktör olarak görülmektedir. Bu süreçte, duygusal zeka bireylerin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, yönetme ve yönlendirme becerileriyle güçlü bir bağlantı taşır. Duygusal zekanın bireylerin akademik başarısını artırıcı bir unsur olabileceği düşünülmektedir. Spor lisesi öğrencilerinde ise bu kavramlar, hem akademik performansı hem de sportif başarıyı etkileyen önemli bir rol oynayabilir. Araştırmada spor lisesi öğrencilerin akademik güdülenmeleri ile duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişkinin var olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinin tercih edildiği araştırmanın evrenini Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Sakarya ilindeki spor lisesi öğrencileri, örneklemini ise bu evren içerisinden kolayda örnekleme yoluyla seçilen 184 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğrencilerin akademik güdülenme düzeylerini belirlemek üzere "Akademik Güdülenme Ölçeği" ''Duygusal Zekâ Ölçeği'' ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Uygulanacak analizlere karar vermek adına normallik testi yapılmş ve ortaya çıkan değerlerin normal dağılıma uygun olduğu bulunmuştur. İstatistiksel analizlerde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü MANOVA, Pearson korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmada analizler için elde edilen anlamlılık düzeyi p.05). Duygusal zeka açısından sonuçlara bakıldığında cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu (p.05). Değişkenler arasındaki sonuçlar incelendiğinde akademik güdülenme ile duygusal zeka arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur (p<.05). Dahası duygusal zekanın akademik güdülenme üzerinde pozitif yönde yordayıcı güce sahip olduğu ortaya konulmuştur (p<.05). Sonuç olarak; öğrencilerin duygusal zekâ düzeyleri ile akademik güdülenme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca duygusal zekâ düzeyi arttıkça akademik güdülenme düzeyi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Spor, lise, akademik güdülenme, duygusal zeka

    Detection and analysis of malicious software in cybersecurity using machine learning

    No full text
    Zararlı yazılımlar, hızla ilerleyen teknolojik gelişmelere uyum sağlayarak siber güvenlik alanında ciddi bir tehdit oluşturmakta ve bu tehditler, sürekli evrilen doğaları nedeniyle geleneksel güvenlik önlemlerini aşma potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda, bu tez çalışması, zararlı yazılımların tespiti ve engellenmesini iyileştirmek amacıyla makine öğrenmesi (ML) tekniklerini entegre eden yenilikçi bir yaklaşım sunmayı hedeflemektedir. Çalışma, casus yazılım, fidye yazılımı ve truva atları gibi yaygın zararlı yazılım türlerini kapsayan ve gerçek dünya verilerini yansıtan CIC-MalMem-2022 veri kümesini kullanmaktadır. Bu veri kümesi, zararlı yazılımların tespitinde kullanılacak modellerin etkinliğini artırmak için zengin bir veri kaynağı sağlamaktadır. Tezde, zararlı yazılımların tespiti için ML algoritmalarının performansı, yüzde bölme ve 10 katlı çapraz doğrulama gibi çeşitli deneysel koşullar altında değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler, ikili ve çok sınıflı sınıflandırma görevleri kapsamında gerçekleştirilmiş olup, Rastgele Ağaç (RT), Rastgele Orman (RF), J-48 (C4.5), Naive Bayes (NB) ve XGBoost algoritmaları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, RF, J-48 ve XGBoost algoritmalarının yüksek doğruluk oranları ile öne çıktığını göstermiştir. Özellikle RF ve XGBoost algoritmaları, zararlı yazılım tespitinde üstün performans sergileyerek siber güvenlik alanında önemli katkılar sağlamıştır. Naive Bayes algoritması ise, genel olarak rekabetçi bir performans sergilemiş ancak dengesiz veri kümeleri ve çok sınıflı sınıflandırma görevlerinde bazı zorluklarla karşılaşmıştır. Bu bulgular, gelişmiş ML tekniklerinin zararlı yazılım tespitinde ne kadar etkili olabileceğini açıkça ortaya koymakta ve siber güvenlik uzmanları ile araştırmacılara değerli içgörüler sunmaktadır. Gelecekteki araştırmalar için önerilen yönler arasında model hiperparametrelerinin daha da optimize edilmesi, topluluk öğrenme yaklaşımlarının detaylı incelenmesi ve değerlendirmelerin daha geniş veri kümeleri ile gerçek dünya senaryolarına genişletilmesi bulunmaktadır. Bu öneriler, zararlı yazılım tespiti için kullanılan ML tekniklerinin uygulanabilirliğini ve etkinliğini artırabilir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, zararlı yazılım tespiti için makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımını genişletmeyi ve siber güvenlik alanında daha güvenli, etkili ve yenilikçi çözümler geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşım, siber tehditlerle mücadelede yeni ve etkili metodolojilerin önünü açabilir ve siber güvenlik alanında dönüşümü teşvik edebilir

    Production of aluminum matrix rGO reinforced composites

    No full text
    oai:acikerisim.subu.edu.tr:20.500.14002/7144Alüminyum, kimyasal sembolü Al olan, hafif, dayanıklı, genellikle gümüşmsi beyaz renkte olan bir metaldir. Bu metal, genellikle havacılık, otomotiv sektörü, inşaat malzemeleri, ambalaj endüstrisi ve birçok farklı endüstride yaygın olarak kullanılır. Alüminyumun başlıca özellikleri şunlardır: Hafiflik, dayanıklılık, esneklik, ısıl ve elektriksel özellikler, korozyona direnç ve geri dönüşüm. Alüminyum geniş bir kullanım alanına sahiptir. Ambalaj endüstrisi, inşaat ve yapı endüstrisi, ulaşım sektörü, elektrik ve elektronik, gıda ve mutfak eşyaları gibi bir çok alanda kullanılmaktadır. Kompozit malzemeler, çeşitli malzemelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan, genellikle özelliklerini birleştirerek daha güçlü, daha hafif veya daha dayanıklı bir malzeme elde etmek için kullanılan yapı malzemeleridir. Bu malzemeler, iki temel bileşen üzerine kuruludur: Matris: Genellikle polimerik bir yapı olan matris, kompozit malzemelerdeki diğer malzemelerin bir arada tutulmasını sağlar. Bu matris malzemesi genellikle epoksi, polyester, vinil ester veya polietilen gibi maddelerden oluşur. Güçlendirici: Matris içinde yer alan malzemedir ve genellikle kompozitin dayanıklılığını ve mukavemetini artırmak için kullanılır. Karbon elyafı, cam elyafı, kevlar veya doğal lifler gibi malzemeler güçlendirici olarak kullanılabilir. Bu çalışma da toz metalursiji yönteminden faydalanarak alüminyum matrisli indirgenmiş grafen oksit (rGO) takviyeli kompozitler akım destekli sinterleme yöntemi ile (ECAS) üretilmiştir. Üretilen numulerde kullanılan alümiyumun ortalama tane boyutu 20 mikron olup 2 ile 5 tabakalı indirgenmiş grafen oksitler aracılı ile kompozit malzemeler elde edilmiştir. Bu amaçla saf alüminyum, %3, %8 ve %16 rGO katkılı kompozit malzemeler ECAS yöntemi ile 2000A/14 dk şartlarında üretilmiştir. Üretilen kompozitlerin karekterizasyonu için taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve X ışınları kırınım analizi (XRD) tekniklerinden faydalanılmıştır. Ayrıca kompozitlerin elektro kimyasal davranışlarını belirlemek amacıyla korozyon testi yapılmıştır. Artan rGO takviyesi ile homojen dağılıma sahip alüminyum matrisli kompozit yapılar elde edilmiştir. rGO fazının varlığı XRD analizi ile de doğrulanmıştır. Elektro kimyasal testler sonucunda artan rGO takviyesi ile korozyon dayanımının arttığı tespit edilmiştir. En yüksek korozyon dayanımına sahip malzemenin de %16 rGO içeren alüminyum matrisli kompozit malzeme ile elde edildiği ortaya konmuştur. Bununla birlikte kompozit malzemelerde en yüksek sertlik değeri %3 rGO içeren kompozit malzemede olduğu, aşınma dayanımı ve sürtünme katsayısı açısından ise optimum sonuca yine en düşük grafen oksit içeren (%3 rGO) kompozit malzemede ulaşılmıştır

    A study on the intentions of sectoral labor migration among food and beverage establishment employees

    No full text
    Yiyecek ve içecek hizmetleri sektörünün ekonomideki yeri yadsınamaz bir gerçektir. Aynı zamanda turizm sektörü için de hayati önem arz etmektedir. Turizm işletmeleri için yiyecek-içecek hizmetlerinin sağlayacağı avantajlardan yararlanarak yoğun rekabet ortamından kârlı çıkabilmek mümkündür. Bunun gerçekleşmesi için sektörde çalışacak yetişmiş iş gücü önem arz etmektedir. İyi bir mutfak personelinin yetişmesi için çok uzun yıllara ihtiyaç duyulmaktadır. Aynı zamanda iyi bir servis personelinin yetişmesi için de yoğun emek ve zamana ihtiyaç vardır. Bu gerçeğe rağmen sektörde yaygın olarak görülen kronik bazı olumsuzluklar kalifiye personelin sektörden ayrılmasına neden olmaktadır. Yetişmiş, eğitim almış personelin farklı sektörlere doğru gerçekleştirdiği emek göçü sektör için telafisi zor sonuçlar doğurmaktadır. Müşteri memnuniyetinin çok hızlı bir şekilde işletmenin gelirlerine etki edebildiği, olumsuz algının oluşmasıyla kısa sürede işletmelerin varlıklarının tehlikeye düşebildiği yiyecek içecek sektöründe, kalifiye, tecrübeli, motivasyonu yüksek ve örgütsel bağlılığı bulunan çalışanları işletmelerin muhafaza edebilmesi gerekmektedir. Bu araştırma ile yiyecek-içecek sektöründe çalışanların farklı sektörlere doğru emek göçü niyetlerinin bulunup bulunmadığı, böyle bir niyet söz konusu ise nedenlerinin tespiti amaçlanmaktadır. Araştırma, literatürde mevcut bulunan, sektörde yaşanan sorunların tespitine yönelik yapılmış çalışmalardan farklı olarak kalıcı biçimde yiyecek ve içecek sektöründen ayrılma niyetine sahip çalışanları irdelediğinden diğer araştırmalardan ayrışmaktadır ve önem arz etmektedir. Bu nicel araştırmada veri toplamak amacıyla 35 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket çalışması yiyecek içecek sektöründe halen çalışmakta olan ya da geçmişte çalışmış olan kişilere uygulanmıştır. Derlenen veriler SPSS (22.0) programı kullanılarak analiz edilmiş, paremetrik testler uygulanarak değerlendirilmiştir. Araştırmada çalışanları sektörü terk etme niyetine yönelttiği düşünülen hususlar 'ücret ve sosyal olanaklar', 'kariyer beklentileri', 'çalışma ortamı', 'sosyal statü', 'beşerî ilişkiler' şeklinde beş farklı boyut altında tasnif edilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bulgular ışığında yiyecek içecek hizmetleri alanında çalışan personelde sektöre karşı bir memnuniyetsizliğin var olduğu ve anlamlı düzeyde sektör değiştirme niyetinin bulunduğu görülmüştür. Araştırmada irdelenen faktörlerin tamamının pozitif yönde sektörel emek göçü niyetini etkilediği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yiyecek içecek sektörü, emek göçü, sektör değiştirme, işten ayrılma niyeti, personel memnuniyetsizliğ

    Beyaz Çürüklük Mantarı ile Muamele Edilen Buğday Sapının FTIR Analizi

    No full text
    Bu çalışma kapsamında Yüksek Güçlü Lazer Silah Sistemlerinin (YGLSS) Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki savaş gemilerine entegrasyonu incelenmiştir. Savaş gemileri için önemli bir tehdit olan insansız hava ve deniz araçlarının etkisiz hale getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan YGLSS çıkış güçleri hesaplanarak bu çıkış gücüne sahip sistem için gerekli olan elektriksel güç ve montaj alanı belirlenmiştir. Elde edilen değerler Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki savaş gemilerinin alt yapısı ile karşılaştırılarak entegrasyon için uygun gemiler belirlenmiştir. Sonuç olarak; belirli senaryolar dahilinde Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki fırkateynlerin, korvetlerin ve hücumbotların entegrasyon için uygun olduğu ancak sistem boyutlarından dolayı bazı tadilatların yapılması gerektiği değerlendirilmiştir

    Access to electric vehicle charging infrastructure: A user experience evaluation

    No full text
    Elektrikli araçlar (EV'ler), fosil yakıtlı araçların çevreye olan olumsuz etkilerini azaltma potansiyeli nedeniyle, sürdürülebilir ulaşım sistemlerinin giderek daha önemli bir parçası haline gelmiştir. Karbon emisyonlarını düşürmesi, enerji verimliliğini artırması ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltması gibi çevresel ve ekonomik avantajlar, elektrikli araçların benimsenmesini hızlandırmaktadır. Özellikle şehir içi ulaşımda daha temiz enerji kaynaklarına yönelim, elektrikli araçların tercih edilme oranını yükseltmiştir. Ancak, elektrikli araçların yaygınlaşmasındaki en büyük engellerden biri, şarj altyapısının yetersizliği ve kullanıcı deneyimlerine yönelik endişelerdir. Mevcut şarj altyapısının yetersizliği, elektrikli araç sahiplerinin uzun mesafeli yolculuklar ve şehirler arası seyahatlerde karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Şarj sürelerinin uzun olması ve şarj istasyonlarının sınırlı sayıda bulunması, elektrikli araçların günlük kullanımda entegrasyonunu zorlaştıran unsurlardır. Bu durum, kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemekte ve elektrikli araçların daha geniş kitleler tarafından benimsenmesinin önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu çalışma, elektrikli araç sahiplerinin şarj altyapısına dair deneyimlerini ve karşılaştıkları zorlukları analiz ederek, bu engellerin aşılması için stratejik çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın temel amacı, elektrikli araç sahiplerinin şarj alışkanlıklarını, şarj istasyonlarıyla ilgili memnuniyet düzeylerini ve karşılaştıkları zorlukları tespit etmektir. Anket yöntemiyle toplanan veriler ışığında, şarj altyapısının ne ölçüde kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verdiği ve bu altyapının geliştirilmesi gereken alanlar belirlenmiştir. Ayrıca, şarj altyapısının kullanıcı memnuniyeti üzerindeki etkileri incelenerek, kullanıcı deneyimlerini iyileştirmeye yönelik stratejik öneriler sunulmuştur. Çalışmanın bulguları, elektrikli araç kullanıcılarının genel olarak mevcut şarj altyapısından memnun olduklarını, ancak şarj istasyonlarının sayısı ve erişilebilirliği konusunda önemli iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Şarj sürelerinin uzunluğu ve şarj istasyonlarının kırsal bölgelerde sınırlı olması, kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyen başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, şarj istasyonlarının şehir içinde daha stratejik ve yaygın şekilde konumlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu sorunların çözülmesi, elektrikli araçların daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi için kritik bir adım olacaktır. Şarj altyapısının geliştirilmesi, hem bireysel kullanıcı deneyimini iyileştirecek hem de elektrikli araçların yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için altyapı yatırımları hayati önem taşımaktadır

    Effect of Functionally Graded Carbon Nanotube Reinforcement on the Dynamic Response of Composite Beams Subjected to a Moving Charge

    No full text
    Purpose This article examines the forced vibrations of composite beams that have been reinforced with single-walled carbon nanotubes (SWCNTs) and subjected to a moving charge without considering the efect of mass inertia. Methods This study investigates three diferent beams, namely uniform distribution carbon nanotubes (UD-CNT), functionally graded Λ distribution carbon nanotubes (FGΛ-CNT), and functionally graded X distribution carbon nanotubes (FGXCNT). The SWCNTs exhibit length alignment along the axial direction, while their volume distributions are observed in the thickness direction. The motion equations of beams are derived using Hamilton's principle and mass interaction forces based on a sinusoidal third-order shear deformation theory (TSDT). These equations are then converted into a single equation set and solved using Navier's method. Results This study presents comprehensive fndings on the efects of total volume fraction and distribution types of carbon nanotubes (CNTs) on the forced vibration of a composite beam caused by a moving charge at diferent mass velocities. The FGX-CNT distribution of the beam has demonstrated increased resistance to the dynamic impact of live load. Conclusion The study’s fndings will aid in the development of micro-sensors that carry moving charges

    Reducing production defects and customer complaints through the integration of ERP and CRM systems: An example of a manufacturing business

    No full text
    Bu çalışma, bilişim sistemleri, ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) ve CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) sistemlerinin işletmelerde nasıl etkin kullanılabileceğini araştırmaktadır. Sakarya merkezli ASAŞ Alüminyum firmasında yürütülen bu proje, üretim işletmelerindeki tekrar eden müşteri şikayetlerini en aza indirmeyi hedefleyen bir yazılım entegrasyonu üzerine odaklanmaktadır. ERP ve CRM çözümü olan QDMS sistemi arasındaki entegrasyon, bu iki sistemin web servis teknolojisiyle nasıl iletişim kurduğunu detaylandırmaktadır. Çalışmada bilişim sistemlerinin kavramsal çerçevesi, ERP ve CRM sistemlerinin avantajları ve dezavantajları ele alınmış, iş süreçlerine katkıları incelenmiştir. Ayrıca, yapılan entegrasyon projesinin adımları ve sonuçları somut verilerle desteklenmiştir. Sonuç olarak, ERP ve CRM entegrasyonunun işletmelerde operasyonel verimliliği artırarak müşteri memnuniyetine katkı sağladığı vurgulanmıştır

    Robotic Arm Trajectory Tracking Using Image Processing and Kinematic Equations

    No full text
    This study presents a novel approach for scanning and obtaining object contours within a workspace using a camera and subsequently following these 2-D contours to another region with the assistance of an end effector. The process begins with the determination of boundary lines of object images through advanced image processing methodologies. Subsequently, a conversion from camera pixel coordinates to robot metric coordinates is performed to facilitate trajectory planning for the robotic arm. The trajectory of the robot arm, and consequently, the path followed by the end effector, is determined based on these metric coordinates. The article provides a detailed exposition of the methodology, including the mathematical background and experimental study, showcasing the efficacy and accuracy of the proposed approach in real-world scenarios. This research contributes to the advancement of robotic systems capable of precise trajectory tracking and manipulation tasks in diverse applications. This study involves an innovative approach that combines theoretical and practical methods, including object contour detection using image processing, conversion of pixel coordinates obtained from the camera to robot metric coordinates, robot kinematics, and programming steps

    Segmentation and classification of skin burn images with artificial intelligence: Development of a mobile application

    No full text
    Aim: This study was conducted to determine the segmentation, classification, object detection, and accuracy of skin burn images using artificial intelligence and a mobile application. With this study, individuals were able to determine the degree of burns and see how to intervene through the mobile application. Methods: This research was conducted between 26.10.2021–01.09.2023. In this study, the dataset was handled in two stages. In the first stage, the open-access dataset was taken from https://universe.roboflow.com/, and the burn images dataset was created. In the second stage, in order to determine the accuracy of the developed system and artificial intelligence model, the patients admitted to the hospital were identified with our own design Burn Wound Detection Android application. Results: In our study, YOLO V7 architecture was used for segmentation, classification, and object detection. There are 21018 data in this study, and 80% of them are used as training data, and 20% of them are used as test data. The YOLO V7 model achieved a success rate of 75.12% on the test data. The Burn Wound Detection Android mobile application that we developed in the study was used to accurately detect images of individuals. Conclusion: In this study, skin burn images were segmented, classified, object detected, and a mobile application was developed using artificial intelligence. First aid is crucial in burn cases, and it is an important development for public health that people living in the periphery can quickly determine the degree of burn through the mobile application and provide first aid according to the instructions of the mobile application. © 2024 Elsevier Ltd and International Society of Burns Injurie

    0

    full texts

    2,251

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇