Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
Not a member yet
2251 research outputs found
Sort by
Comparative Financial Performance Analysis of BIST-500 Listed Insurance Companies Using TOPSIS, VIKOR and MOORA Methods; [BİST-500’de İşlem Gören Sigorta Şirketlerinin TOPSIS, VIKOR ve MOORA Yöntemleri ile Karşılaştırmalı Finansal Performans Analizi]
The study analysed the financial data of 8 insurance companies traded in the BIST-500 insurance index for 2013-2022 using TOPSIS, VIKOR, and MOORA methods with 18 criteria. The study aims to guide decision-makers and investors by revealing the financial status of insurance sector companies. As a result of the analysis, the financial performance rankings of the companies showed differences according to the three methods. According to the financial performance ranking made by TOPSIS, VIKOR, and MOORA methods, the results show differences when the leverage ratio is evaluated at maximum. The results are similar when the leverage ratio is assessed as a minimum. No company achieved the best and worst performance rankings in the periods evaluated. © 2024, Sosyoekonomi Society. All rights reserved
Attitudes of sport parents towards children's eating habits; [Actitudes de los padres deportistas ante los hábitos alimentarios de sus hijos]
Today, parents have assumed important roles in shaping their children's eating habits in social and daily life. Especially the tendency of parents who do sports to transfer their healthy lifestyles to their children has positive effects on children's eating habits. This study examines the attitudes of parents on this issue and the effects of these attitudes on children's eating habits. In line with the aim of the study, the attitudes of parents who do sports towards their children's eating habits were investigated. The rationale of the study is to focus on how parents' attitudes towards nutrition affect their children's eating habits and the contribution of these attitudes to children's general health and sports performance. The findings of the study show that parents' nutrition attitudes are critical for children to develop a healthy lifestyle. This study was conducted between 2023-2024 and 860 parents and their children participated in the study. The data obtained from the study were collected using a 5-point Likert-type scale form with validity and reliability and analysed with SPSS 22.0 software. Various statistical techniques such as descriptive statistics, reliability analysis, independent sample t-test, ANOVA, factor and regression analyses were used in the study. The findings obtained at the end of the research show that parents' nutritional attitudes have significant effects on children's eating habits. Parents' attitudes towards healthy eating and physical activity positively affect children's eating habits. Children of parents who do sports develop healthier eating habits, are more active and take part in physical activities. The study reveals that parents' nutritional attitudes contribute to children's general health and sports performance. © 2024, Campus EDUCA SPORTIS S.L.. All rights reserved
Health Effects of Tai Chi Qigong Practices and Its Reflections on Nursing Practices
This systematic review was conducted to examine the effects of Tai Chi Qigong (TCQi) practices on health and their reflections on nursing practices. A systematic review of randomized controlled trials for TCQi included quantitative English-language studies from 2012 to 2021 using 7 electronic databases (PubMed, CINAHL, Ebrary, Elsevier, Science Direct, Google Scholar, and Scopus). Seven studies were selected to review the effects of TCQi exercise applied by nurses in the presence of symptoms that worsen the general health status of individuals or develop secondary to chronic diseases: sleep disturbance, depression, fatigue symptoms, deterioration in the quality of life, worsening of self-care behaviors, and stress symptoms. Evidence on the use of the TCQi practices is limited, and the proof of its preferability over other integrative methods in care practices by nurses is not at the desired level. Therefore, this systematic review emphasizes further research on the risks and benefits of TCQi practices as with other integrative methods, so that TCQi practices, which are easier to apply than other mind-body practices, can be preferred by nurses
Çevre Vergileri, Karbon Emisyonu ile Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: OECD Ülkeleri Üzerine Bir Analiz
Çevre vergileri, ekonomik büyüme ve karbon emisyonu arasındaki ilişki 34 OECD ülkesi ve 1995-2020 dönemi ele alınarak incelenmiştir. Çalışmada öncelikle karbon emisyonu, ekonomik büyüme ve çevre vergileri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla birim kök testleri uygulandıktan sonra ülkelere göre çevre vergileri ve karbon emisyonunun ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirleyebilmek amacıyla panel kantil regresyon yöntemi ile model tahmini yapılmaya çalışılmıştır. Daha sonra ise heterojenliği dikkate alan Dumitrescu Hurlin panel testi ile değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, çevre vergileri ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü karbon emisyonu ile ekonomik büyüme arasında ise negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde çevre vergilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi yüksek iken, gelişmiş ülkelerde ise bu etkinin düştüğü söylenebilmektedir
The effect of corporate social responsibility activities of health care businesses on brand preference
Günümüzün rekabetçi ortamında işletmelerin ayakta kalabilmek için yalnızca ürün ve hizmetlerini geliştirmeleri yetmemektedir. İşletmelerin rakiplerinden farklı olabilmek ve müşterileri ile duygusal bağ kurabilmek için farklı stratejiler yürütmeleri gerekmektedir. Bu stratejilerden biri de kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) faaliyetleridir. Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri ile işletmeler tüketicilerin nezdinde itibar kazanmaktadır. Bu bağlamda, markaların KSS faaliyetleri yoluyla topluma ve çevreye katkı sağlamaları, tüketicilerin gözünde daha değerli ve güvenilir markalar olmalarını sağlamaktadır. Bu nedenle, işletmelerin sadece ürün ve hizmet kalitesine değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk faaliyetlerine de odaklanmaları önem taşımaktadır. Bu araştırma ile KSS faaliyeti yapan özel hastanelerin, yaptıkları KSS faaliyetlerinin bu kurumlardan sağlık hizmeti alan bireylerin marka tercihi üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem olarak belirlenen özel hastanelerden hizmet alan 403 kişiye anket uygulanmıştır. Bu bağlamda amaçlı örneklem tekniği uygulanmıştır. Araştırmada Kurumsal Sosyal Sorumluluk ölçeği (Ferrell, 2001) ve Marka tercihi ölçeği (Chang ve Liu, 2009) ölçekleri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS istatististiki analiz programından yararlanılarak; bağımsız örneklerde t testi, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca Araştırma modelinin analiz edilmesinde kısmi en küçük kareler yol analizi (PLS-SEM), kullanılmıştır. Veriler SmartPLS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara incelendiğinde katılımcıların demografik özelliklerine göre; KSS alt boyutları ve marka tercihi algısı arasında cinsiyet ve eğitim durumunda fark yokken yaş gruplarına göre farklılık bulunmuştur. Kurumsal sosyal sorumluluk boyutlarından olan "Etik Sosyal Sorumluluk", "Yasal Sosyal Sorumluluk" ve "Ekonomik Sosyal Sorumluluk" boyutlarının marka tercihine etkisi olduğu bulunmuştur. "Gönüllü Sosyal Sorumluluk" boyutunun ise marka tercihine etki etmediği bulunmuştur. Sonuç olarak Kurumsal Sosyal Sorumluluğun alt boyutlarının marka tercihini % 51 oranında etkilediği bulgusu Kurumsal Sosyal Sorumluluk Faaliyetlerinin Marka Tercihini olumlu yönde etkilediğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın sağlık işletmelerinin KSS faaliyetlerinin marka tercihine olan etkisini anlamak ve gelecekteki stratejilerini bu doğrultuda planlanması, uygulanması, KSS faaliyetlerini daha etkili hale getirmek için yeniden yapılandırmasına ve rekabet avantajı sağlamasına katkı sağlaması beklenmektedir
Turizmin “Özgürlük” ve “Yolda Olmak” Hâli: Türkiye’deki Karavan Turistlerini Anlamaya Yönelik Bir Araştırma
Karavan turizmi sahip olduğu seyahat/konaklama şekli ve turist yapısı gibi unsurlarıyla diğer turizm türleri arasından sıyrılan özel bir turizm çeşididir. Bu çalışma, en temelde bu özel turizm türünün hitap ettiği turist kitlesini anlamaya yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada, olgubilim araştırma deseninden yararlanılmıştır. Bunun için 11 soruluk bir mülakat formu hazırlanmış ve Sapanca’da gerçekleştirilen karavancılık festivaline katılan karavan turistlerinden olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla 21 kişi seçilerek örnekleme dâhil edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile kodlara ayrılmış, ulaşılan kodlardan kategoriler oluşturulmuş ve daha sonra genel temalara ulaşılmıştır. Sonuç olarak katılımcıların karavanla seyahat motivasyonlarına yönelik literatürle paralellik gösteren bulgulara erişilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, karavan turistlerini seyahate iten faktörlerden “özgürlük” temasının çok ağır bastığı ve bunun yanında karavanın bir “keyif/tutku” ile “sosyalleşme” alanı olarak görüldüğü tespit edilmiştir. Yine karavanla seyahat motivasyonlarına ilişkin çeken faktörlere bakıldığında, katılımcıların ‘‘yeşil alanlar’’ ve ‘‘deniz/göl’’ kenarı gibi çekicilikler ile ‘‘istenen herhangi bir yere gidebilme’’ ve ‘‘güvenlik olanakları’’ temalarını ön plana çıkardıkları görülmüştür. Ayrıca karavan turistlerinin karavanla seyahati bir konaklamadan çok “yolda olma” arzusu olarak gördükleri bu çalışmada tespit edilen diğer bir unsurdur. Öte yandan çalışmada karavan turistlerinin tatil deneyimleri, tercihleri ve kişisel özelliklerine ilişkin anlamlı bulgulara erişilmiştir. Karavancıların yaşadıkları sorunlara ilişkin en çok ifade ettiği problemler ise tesis-altyapı yetersizliği, çöp sorunu ve güvenlik endişesi gibi sorunlardır
Development of environmentally compatible pads for thermal spray coated brake discs
Önceki yıllarda, araç kaynaklı emisyon değerlerinin başında, araç egzozundan çıkan solunması zararlı partiküller sorumlu iken, yapılan çalışmalar ile birlikte katalitik konvertör ve partikül filtrelerinin geliştirilmesi ve özellikle dizel araçlarda egzoz gazlarının üre çözeltisiyle yıkanma sistemlerinin eklenmesi ile birlikte egzoz emisyonları oldukça aşağıya çekilmiştir. Bu bağlamda, araç kaynaklı emisyonun değerlerinin en başına fren balatası ve fren diski çiftinin oluşturduğu PM2.5 ve PM10 sınıflarında havada asılı kalabilen partiküllerin oluşturduğu emisyonlar yerleşmiştir. Bu partiküller havada asılı kaldıklarından dolayı canlılar tarafından solunabilir yapıda olup sağlık açısından zararlı durumlara neden olabilmektedirler. Yaptığımız çalışmada, fren disklerinin aşınmalarını ve dolayısıyla aşınmaya bağlı emisyon değerlerini düşürmek için uygulanan kaplamalar incelenmiştir. Fren disklerine yapılan bu kaplamaların ciddi anlamda aşınma değerlerini düşürdüğü tespit edilmiştir. Ancak yaptığımız testlerde mevcut kaplamasız disklerle iyi performans veren fren balatalarının, disk yüzeyi kaplandıktan sonra yeterli performansı gösteremediği durumlar tespit edilmiştir. Fren diskinin kaplanması ile elde edilen yeni sürtünme yüzeyinin sertlik değeri yükseldiğinden dolayı fren balatasının içerisinde yer alan aşındırıcı ve sürtünme düzenleyici malzemelerin disk yüzeyine olan etkileri azalarak sürtünme katsayısının düşmesine neden olmaktadır. Tezimizde kaplama malzemesi olarak Kromoksit kaplama ele alınmıştır. Kaplama sertliğine bağlı olarak oluştuğu düşünülen performans kaybını düzeltmek için, balata sertliğini düşürerek ve dolayısı ile sıkışabilirliğini yükselterek sürtünme katsayısını artırmak hedefli reçeteler hazırlanmıştır. Balata sertliğinin düşürülmesi ve sıkışabilirlik değerinin artırılması için kauçuk bazlı malzemelerin oransal değerlerini arttırma düşüncesi ile hali hazırda ticari olarak üretilen ve araçlarda kullanılan fren balatası ele alınmış ve içeriğindeki çelik yünü miktarı kademeli olarak düşürülürken, lastik tozu miktarı aynı ağırlıksal oranlar da yükseltilerek beş farklı numune hazırlanmıştır. Temel anlamda emisyonu oluşturan malzemeler balata ve fren diski aşınmalarından kaynaklı olduğu için, standartlarda çoklukla kullanılan aşınma testlerinden yola çıkarak, artan sıcaklık karşısındaki davranışlarına odaklanan testler gerçekleştirilmiş ve sonuçlar incelenmiştir. Çalışma neticesinde kaplanmamış fren diski ile benzer performans özellikleri yakalayan balata reçetesinin %8 çelik yünü azaltarak ve karşılığında %8 lastik tozu artırılarak elde edilen NU4 numaralı reçete olduğu görülmüştür
Yonca (Medicago sativa L.) Tohumlarında Farklı Priming ve Kaplama Uygulamalarının Çimlenme ve Erken Fide Gelişimi Üzerine Etkisinin Belirlenmesi
Son yıllarda yonca (Medicago sativa L.) yetiştirme teknikleri konusunda yapılan çalışmalara, tohum ön uygulamaları ve tohum kaplama yöntemleri de eklenmiştir. Bitki gelişim düzenleyici ürünler tohum ön uygulamalarında tercih edilmektedir. Denemede ön uygulama olarak tercih edilen ürünler, ilk defa bu amaçla kullanılmıştır. Deneme Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Laboratuvarlarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Yapılan çalışmada priming aşamasında bitki gelişim düzenleyici olarak piyasada satılan ticari ürünlerden Kerotin-L, Avesis Root, Momentum Plus ve Panoramix isimli ürünlerin farklı dozları kullanılmış, ön uygulama yapılan tohumlar daha sonra, kül, kil, melas ve nişasta kullanılarak kaplanmış ve yapılan bu priming ve kaplama işlemlerinin yonca tohumlarının çimlenme ve fide gelişimleri üzerine olumlu sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. İncelenen özelliklerden en yüksek çimlenme hızı; Avesis Root’un 300 dozunda, çimlenme gücü Momentum’un 100, 200, 400 ve 500 dozu ile Keratin-L’nin 100 dozundan, kök yaş ağırlığı; Keratin-L’nin 300, 500 dozundan, kök kuru ağırlığı; Keratin-L’nin tüm dozlarından elde edilmiştir. Alınan veriler ışığında kullanılan priming ve kaplama maddelerinin yonca tohumuna uygun içerikler olduğu söylenebilir
Quantum-Neural Network Model for Platform Independent Ddos Attack Classification in Cyber Security
Quantum Machine Learning (QML) leverages the transformative power of quantum computing to explore a broad range of applications, including optimization, data analysis, and complex problem-solving. Central to this study is the using of an innovative intrusion detection system leveraging QML models, with a preference for Quantum Neural Network (QNN) architectures for classification tasks. The inherent advantages of QNNs, notably their parallel processing capabilities facilitated by quantum computers and the exploitation of quantum superposition and parallelism, are elucidated. These attributes empower QNNs to execute certain classification tasks expediently and with heightened efficiency. Empirical validation is conducted through the deployment and testing of a QNN-based intrusion detection system, employing a subset of the CIC-DDoS 2019 dataset. Notably, despite employing a reduced feature set, the QNN-based system exhibits remarkable classification accuracy, achieving a commendable rate of 92.63%. Moreover, the study advocates for the utilization of quantum computing libraries such as Qiskit, facilitating QNN training on local machines or quantum simulators. The findings underscore the efficacy of a QNN-based intrusion detection system in attaining superior classification accuracy when confronted with large-scale training datasets. However, it is imperative to acknowledge the constraints imposed by the limited number of qubits available on local machines and simulators. © 2024 The Author(s). Advanced Quantum Technologies published by Wiley-VCH GmbH
Influence of Fe2O3 on synthesis, structure, hardness, and radiation shielding properties of Apatite–Wollastonite (AW) glass ceramics for bone implantation and shielding applications
This paper explores the important impact of Fe2O3 on the synthesis, structure, hardness, and radiation shielding characteristics of Apatite–Wollastonite (AW) glass ceramics for bone implantation and shielding application. The prepared studied samples were prepared and the effects of Fe2O3 addition on the synthesis process, density, and different physical and structural parameters comprehensively investigated. Additionally, the radiation shielding properties were determined by using PHITS simulation code and XCOM calculations for all samples. The results reveal that there is a significant impact of Fe2O3 addition on density, hardness, and radiation shielding of AW glass ceramics. The Vickers hardness values were calculated as 547, 598, and 621 Hv in measurements under 0.1 kg load., the density values are found to be as 2.87, 3.07 and 3.28 g/cm3 for AW, Aw -1Fe, and Aw -2Fe, respectively. The highest linear attenuation coefficient in the AW- 2Fe is 0.096 cm− 1 , Aw -1Fe showed 0.084 cm− 1 and AW gave 0.072 cm− 1 at 6 MeV. This study underscores the pivotal role of Fe2O3 as a multifaceted modifier in tailoring the properties of AW glass ceramics for bone implantation and other diverse applications extending from medical imaging to radiation and charged ions shielding