Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
Not a member yet
    2251 research outputs found

    Stabilization of Expansive Clays with Basalt Fibers and Prediction of Strength by Machine Learning

    No full text
    Expansive clays with high plasticity need to be stabilized to prevent hazards that may arise due to the extreme volume changes experienced with moisture fluctuations. Utilizing a kind of natural and eco-friendly sustainable fiber named as basalt fiber into the soils has become a new issue that needs to be expanded in scope. In this paper, a high plastic soil was stabilized by these natural basalt fibers to reduce possible soil-induced disasters. Basalt fibers in different lengths were mixed into the clay at varied amounts. Due to the soil’s sensitivity to water, the samples were prepared at distinct water contents, 2 on the dry and 3 on the wet side of the optimum. To question whether the strength loss due to the moisture change can be regained with basalt fibers or not, the strength tests were performed on both natural and stabilized samples. Through the tests, it was revealed that the strength of the expansive clays can be enhanced up to 280% at a fiber content of 2%. The highest strength was obtained at approximately 880 kPa by mixing 24 mm fibers with 15% water at 1 and 2% ratios. As anticipated, the long fibers (24 mm) supplied a real reinforcement even at high water contents. In addition, the obtained data set was used to train machine learning algorithms (linear, ridge, lasso, support vector, decision tree) that have just started to be applied in geotechnical engineering. Results have proved that, the decision tree regression outperformed the stress and strain with 0.85 R-squared (R2) in stress and 0.91 R2 in strain estimation. Additionally, it was revealed from the feature importance analyses that water content has an importance of approximately 85% on stress and up to 97% on strain. © The Author(s) 2024

    The effect of job demands and job resources on employee performance: Sports İstanbul sample

    No full text
    Bu araştırmada, iş talepleri ve iş kaynaklarının çalışan performansına etkisinin olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılan araştırmaya "kolayda örnekleme" yöntemiyle belirlenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi [İBB] Spor İstanbul'a bağlı spor tesislerinde aktif olarak görev yapan 86 kadın, 117 erkek toplam 203 birey gönüllü katılım sağlamıştır. Veriler; kişisel bilgi formu, iş talepleri ve iş kaynakları ile işgören performansı ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Normal dağılan verilerin istatistiksel analizlerinde; bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü MANOVA, Pearson korelasyon ve Regresyon tekniği kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde iş talepleri ve iş kaynaklarında cinsiyete ve medeni duruma göre anlamlı farklılıklar olmadığı bulunmuştur. Benzer şekilde işgören performansında da cinsiyete ve medeni duruma göre anlamlı farklılıklar olmadığı tespit edilmiştir. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde işgören performansı ile özerklik (r=,365; p=,000) arasında pozitif yönde orta düzeyde; meslektaş desteği (r=,224; p=,001), koçluk (r=,162; p=,021), kişisel gelişim (r=,188; p=,007) ve iş kaynakları (r=,284; p=,000) arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca iş kaynaklarından özerkliğin (β=,365; t=5,560; p=,000) işgören performansı üzerinde pozitif yönde anlamlı yordayıcı güce sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, iş taleplerinin işgören performansı üzerinde anlamlı etkisi olmazken; iş kaynaklarının ise işgören performansı üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi olduğu araştırma sonucunda ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İş Talepleri, İş Kaynakları, İşgören Performansı

    The effects of social media addiction on university staff's participation in recreational activities

    No full text
    Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi personeli üzerinde yapılan bu çalışma, dijitalleşen dünyada sosyal medyanın boş zaman değerlendirme ve rekreasyonel aktiviteler üzerindeki etkisini incelemektedir. 350 katılımcıyla yüz yüze anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilen bu nicel araştırma, 125 kadın ve 225 erkek olmak üzere toplam 350 üniversite personeli ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcılardan 11 maddelik bir kişisel bilgi formu doldurmaları istenmiştir. Ayrıca, Tütüncü ve diğerleri (2011) tarafından geliştirilen 28 maddeden oluşan Rekreasyon Faaliyetlerine Katılımı Etkileyen Unsurlar Anketi ile Ünal ve Deniz (2015) tarafından geliştirilen 28 maddelik Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Anketler IBM SPSS Statistics 23 programında analiz edilmiştir. Tüm katılımcılar anketleri ve demografik bilgi sorularını eksiksiz doldurmuş, anket programında herhangi bir eksik veri bulunmamıştır. Elde edilen veriler ışığında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analizler elde edilmiştir. ANOVA sonucunda grup ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar tespit edildiğinde, farklı grupları saptamak için Tukey's HSD testi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, üniversite personelinin boş zaman değerlendirme alışkanlıklarında fiziksel aktivitelere katılımın düşük olduğunu, bunun yerine sosyal medya platformlarında oldukça uzun vakit harcadıkları saptanmıştır. Sosyal medya kullanımında, başlama zamanının kullanım süresini etkilemediği, farklı platformların benzer sıklıkta kullanıldığı ve kullanım süresi ile tercih edilen cihazlar arasında farklılıklar olduğu saptamıştır. Bu araştırma, üniversite personelinin boş zaman değerlendirme ve sosyal medya kullanımı alışkanlıklarını inceleyerek, dijitalleşen dünyada sosyal medyanın etkilerini anlamaya yönelik önemli bir katkı sağlamaktadır. Akademik açıdan, bu çalışma, dijitalleşmenin ve sosyal medyanın bireylerin günlük yaşamlarındaki etkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak veriler sunmaktadır. Bu tür çalışmalar, gelecekte yapılacak araştırmalara temel oluşturabilir ve sosyal medya kullanımının psikolojik, sosyolojik ve fiziksel etkilerini daha derinlemesine inceleyen çalışmaların yolunu açabileceği düşünülmektedir. Katılımcılar açısından bakıldığında ise; üniversite yönetimleri, bu bulgular doğrultusunda personelin boş zamanlarını daha verimli ve sağlıklı geçirebilmeleri için çeşitli programlar ve destekler sunabilir. Üniversite personelleri için mesai içi rekreatif faaliyetler eğitimi düzenleyebilir. Bu bağlamda, araştırmanın hem akademik literatüre hem de pratik uygulamalara önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyon Aktiviteleri, Sosyal medya, Sosyal medya bağımlılığ

    Thermal vibration and buckling analysis of magneto-electro-elastic functionally graded porous higher-order nanobeams using nonlocal strain gradient theory

    No full text
    In this paper, free vibration analysis and temperature-dependent buckling behavior of porous functionally graded magneto-electro-thermo-elastic material consisting of cobalt ferrite and barium titanate were modeled and analyzed. A high-order sinusoidal shear deformation theory was used to accurately model theanisotropic material behavior. The study examined the porosity role variation across thickness in the buckling and free vibration behavior of nanobeams, as well as the effects of magneto-electro-elastic coupling, thermal stresses, nonlocal properties, externally applied electric and magnetic field potential, and porosity volume fraction

    Topology optimization of leaf spring brackets in heavy duty truck suspensions

    No full text
    Sürekli evrim geçiren ve teknolojideki değişimlere gelişen teknoloji ile ayak uyduran, yakıt sarfiyatının minimum düzeye indirilmesi ve maksimum verim elde edilmesi hedefiyle birlikte, konfor ve güvenlik sistemlerinin geliştirilmesine dair çalışmalar yürütülmektedir. Artan müşteri beklentileri ve gelişen teknolojiler ile birlikte ticari araçların da en az otomobiller kadar konforlu olması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Güvenlik, konfor ve kullanım kolaylığı alanlarında Ar-Ge faaliyetleri yürütülmektedir. Sürüş sırasında araç ve yolcu konforu son derece kritiktir. Süspansiyon sistemleri, araç ve yolcu konforunu belirgin şekilde artırır. Konfor, kişiden kişiye değişir ve aynı kişinin farklı zamanlarda yaptığı değerlendirmeler de farklılık gösterebilir. Bu nedenle, araçlar tasarlanırken subjektif yerine objektif değerlendirmelere dayalı olarak süspansiyon sistemleri şekillendirilir. Araçların güvenli ve daha iyi bir sürüşe sahip olması, çeşitli yük ve sürüş ortamında (fren yapma, hızlanma, yüksek hız, viraja girme) isteklere hızlıca tepki vermesi, lastiklerin yol tutuşu, yalnızca birinci sınıf bir süspansiyon sistemine sahip olmakla mümkündür. Konfor açısından araç kabin süspansiyonlarının yanı sıra süspansiyon sisteminin temel amacı, yoldan gelen etkileri azaltarak sürüş rahatlığını sağlamaktır. Süspansiyon sistemi, şasi ile yol arasındaki etkileşimde oluşan kuvvetleri süzmek ve aktarmak amacıyla, yaylar, askı kolları ve amortisörlerden oluşmaktadır. Süspansiyon sistemi araç şasisine, askı kolları, amortisör braketleri ve yaprak yay braketleri ile bağlanmaktadır. Dolayısı ile yoldan gelen etkiler şasiye aktarılırken braketler üzerinden geçmektedir. Bu da yaprak yay braketlerinin ne kadar önemli bir komponent olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada öncelikle süspansiyon sisteminin çalışma prensipleri ve rijit bir süspansiyon sisteminde kullanılan elemanların özellikleri verilmektedir. Aracın şasi yapısında yer alan ve montajı gerçekleştirilen rijit süspansiyon sistemine ait bileşenler detaylı bir şekilde gözden geçirilmiştir. Yaprak yay braketlerinde kullanılan malzemeler araştırılmıştır. Bu değerler temel alınarak ticari bir aracın süspansiyon sistemine yönelik farklı yaprak yay braketleri tasarlanmıştır. Bu tasarımların modellenmesi Catia V6 programında yapıldıktan sonra Ansys Sonlu Elemanlar Analizi programı ile gerilme analizleri kontrol edilmiş ve araç için en uygun yaprak yay braketinin seçimi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rijit süspansiyon sistemi, Yaprak yay braketleri, Askı kolları, Topoloji optimizasyon

    Novel schiff base-azide metal complexes: Synthesis, spectral, nonlinear optics, and DFT studies

    No full text
    In order to enhance nonlinear optics (NLO)-based technologies, current research focuses on the design and synthesis of coordination materials. In this context, to investigate spectral and theoretical linear optical (LO)/ nonlinear optical (NLO) behaviors, novel metal complexes including azide {[Mn (L1)2(N3)2], (9), [Ni(L1)2(N3)], (10), [Co2(L1)2(N3)2]⋅2H2O, (11); L1: N-(pyridin-2-ylmethylene)methanamine} were synthesized. The vibrational and electronic spectral features of complexes 9–11 were investigated by UV–Vis and FT–IR spectra. Depending on the central metal ion and coordination geometries of complexes, the microscopic static nonlinear behaviors were examined by using the CAM-B3LYP/and ωB97XD/6–311 + G (d,p)//LanL2DZ levels of density functional theory (DFT). Furthermore, the vibrational and electronic properties of complexes 9–11 based on the same levels of time-dependent/density functional theory (TD-DFT/DFT) were surveyed. Additionally, the theoretical χ(1), χ(2), and χ(3) parameters, known as linear optical, second-, and third-order nonlinear optical susceptibility tensors, as well as linear, second-, and third-order polarization parameters (P(1), P(2), and P(3)) for complexes 9–11 were examined. The greatest value for complex 10 found to be 262.55 × 10− 30 esu using CAM-B3LYP level is 820.5 and 2019.6 times higher than the urea findings (0.32 × 10− 30 esu and 0.130 × 10− 30 esu). The results indicate that complex 9 having the highest value obtained at 2216.40 × 10− 36 esu using CAM-B3LYP level is 47.76 and 316.63 times greater than those of pNA (15 × 10− 36 esu) and urea (7 × 10− 36 esu), respectively. Complexes 10 and 9 demonstrated promising microscopic second-order and thirdorder NLO features, respectively. Our research is anticipated to provide insight into NLO materials that may have applications in optoelectronics and telecommunication fiel

    Development of direct blue 15 dye removal combined adsorption process with Bionano-Fenton

    No full text
    Dye removal processes have gained importance with the developing industries. Among these, the fenton process, known as one of the advanced oxidation processes, is also very important today. In our research, the bionano-fenton catalyst was prepared by attaching nano iron to the polymer prepared using sunflower and chitosan, which are biological materials. Subsequently, using this reagent, it was aimed to remove DB 15 dye from water and this procedure was investigated. For this purpose, determination of optimum time, pH, temperature, fenton reagent and catalyst amounts for dye removal was studied. In addition, different techniques were used to examine the interactions between the obtained bionano-fenton reagent and the dye. In dye removal studies, the maximum absorbance of the dye was found by scanning it with a 598 nm spectrophotometer. In addition, using this method and calculations, optimum time: 15 min., pH: 2 temperatures: 25oC, H2O2 amount: 600 uL (30%), and catalyst amounts were determined as 60 mg/L. It has been shown that 95.89% of the paint can be removed from the environment by using this method. In addition, changes occurring before and after dye removal were explained by SEM, TEM and photographs. © 2024, S.C. Virtual Company of Physics S.R.L. All rights reserved

    Disadvantaged individuals accessible route planning: Comparative analysis of transportation standards and public transportation routes in the case of Sakarya

    No full text
    Her birey gibi dezavantajlı bireylerin de toplumda engelsiz bir şekilde hareket etmesi, kamunun sağladığı hizmetlere ulaşılabilir olması gerekmektedir. Erişilebilir rotaların oluşturabilmesi için ülkemizde gerekli kanuni düzenlemeler ve uyulması gereken bazı standartlar bulunmaktadır. Kentlerin tasarımında uyulması gereken standartlar ve bu standartların getirdiği yükümlülükler; binaların ve çevrelerinin düzenlenmesi adına "TS 9111Engelliler ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler için binalarda ulaşılabilirlik gerekleri", yaya kaldırımları adına TS 12576Kaldırım ve Yaya Geçitlerinde Ulaşılabilirlik İçin Yapısal Önlemler ve İşaretlemelerin Tasarım ve Kuralları, hissedilebilir yer yüzeyi işaretleri adına TS ISO 23599 "Görme Özürlü veya Az Görenler İçin Yardımcı Mamuller " ve TS 13536 "TS ISO 23599 standardını destekleme", trafik ışıkları adına TS ISO 23600 "Görme engelliler ile görme ve işitme engelliler için yardımcı mamuller - Yaya trafik ışıkları için sesli ve hissedilebilir sinyaller", kent içi toplu taşıma için TS 13622 "Engelliler ve hareket kısıtlığı bulunan kişiler için toplu taşıma sistemlerinde erişilebilirlik gerekleri", raylı sistemler için TS 12460 "Raylı Taşıma Sistemleri - Özürlü ve Yaşlılar İçin Tesislerde Tasarım Kuralları" ile düzenlenmiştir. Bu çalışma Sakarya kent merkezine başka bir şehir ya da merkez ilçeler dışından bir ilçeden üç farklı noktaya ulaşan (Sakarya Şehirlerarası Otobüs Terminali-Donatım İlçe Garajı-Adapazarı Tren Garı) dezavantajlı bir bireyin sağlık hizmetlerini giderme adına Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gidiş geliş olmak üzere ikişer rota, sosyal/kültürel gelişimini destekleme adına Sosyal Gelişim Destek Merkezi'ne geliş gidiş olmak üzere ikişer rota olmak üzere on iki rotanın standartlar bakımından erişilebilirliği ölçülmeye çalışılmaktadır. Yapılan ölçümler ile otobüs hatlarının güzergâhlarının karşılaştırılması ile uygun rota belirlenmiş olup belirlenen rotalar saha gözlem ve incelemeleri sonucunda standartlara inceleme formuna işaretlenmiştir. Hazırlanan form sonucu erişilebilir rota skoru yüzde olarak ölçülmüş olup, rotaların kendi arasında karşılaştırılması yapılmış, dezavantajlı bireylerin temel hakları olan sağlık ve sosyal gelişimi adına yapması planlanan seyahatin seçimi için öneri verilmiştir. Erişilebilir rotanın belirlenmesi için hazırlanan formlar farklı şehirlerde bulunan erişilebilir rota skoru hesaplanmasında kullanılabilmesi için ayrıca ölçülmelidir

    An Experimental Investigation of Flexural Performance of FRP Reinforced Concrete Slabs

    No full text
    In the study, flexural performances of FRP reinforced concrete (RC) slabs with different fiber and bar surface properties were investigated. Glass fiber reinforced polymer (GFRP), Carbon fiber reinforced polymer (CFRP), Aramid fiber reinforced polymer (AFRP) and Basalt fiber reinforced polymer (BFRP) steel reinforcements were used in the reinforcement of the slabs. A total of 27 slabs were produced in the dimensions of 1100–1100–100 mm and with the same reinforcement ratios as FRP and steel reinforcement and were tested with the four-point flexural test method. The flexural strength, moment capacity, toughness and ductility values of the slabs were calculated by determining their flexural behaviour, and the average values were compared. In the comparison, the behaviour of the FRP RC slabs was analysed by taking the steel RC slabs as reference. The effects of FRP fiber type and bar surface properties on slab behaviour were evaluated. The bending load-carrying capacity of AFRP and GFRP RC slabs with ribbed surfaces was 4% higher than those with sandcoated surfaces. In addition, the bending load-carrying capacity of BFRP and CFRP RC slabs with sand-coated surfaces was 13% and 16% higher than those with ribbed surfaces, respectively. The type of failure in slabs varies based on the type of reinforcement and the surface properties of the reinforcement. Three types of failures have been identified: flexural failure, shear failure, and flexural-shear failure. The ductility performance of steel RC slabs has been determined to be the highest, with a value of 9.45. When comparing toughness, sand-coated FRP bars exhibit toughness levels 8–40% higher than ribbed ones. Among the FRP RC slabs, sand-coated CFRP RC slabs provide the greatest contribution to flexural loadcarrying capacities

    The impact of electrical vehicles and wind energy for optimal reactive power management in power systems

    No full text
    İÇİNDEKİLER TEŞEKKÜR ................................................................................................................ i İÇİNDEKİLER .......................................................................................................... ii KISALTMALAR ...................................................................................................... iv SİMGELER ............................................................................................................... vi TABLOLAR LİSTESİ............................................................................................viii ŞEKİLLER LİSTESİ................................................................................................ ix ÖZET........................................................................................................................... x ABSTRACT............................................................................................................... xi BÖLÜM 1. GİRİŞ .......................................................................................................................... 1 1.1. Tezin Amacı ...................................................................................................... 6 1.2. Literatür Araştırması ......................................................................................... 6 BÖLÜM 2. OPTİMAL REAKTİF GÜÇ YÖNETİMİ ............................................................. 11 2.1. Reaktif Güç ve Güç Sistemleri........................................................................ 11 2.1.1. Elektrik üretim sistemleri ve reaktif güç.................................................. 13 2.1.2. Elektrik iletim sistemleri ve reaktif güç................................................... 14 2.1.3. Elektrik dağıtım sistemleri ve reaktif güç ................................................ 16 2.2. Güç Sistemlerinde Optimal Reaktif Güç Yönetiminin Önemi........................ 18 2.2.1. Optimal reaktif güç yönetimi problemi.................................................... 18 2.3. Gri Kurt Optimizasyonu ile Optimal Reaktif Güç Yönetimi .......................... 20 2.3.1. Gri kurt optimizasyon algoritması ........................................................... 21 2.4. Gri Kurt Optimizasyonu ile En Uygun Rüzgar Birimi Konumlandırılması ... 23 BÖLÜM 3. REAKTİF GÜÇ VE RÜZGAR ENERJİSİ ENTEGRASYONU ........................ 26 3.1. Rüzgar Enerjisi Sistemlerinin Temel Özellikleri ve Karakteristikleri ............ 27 3.1.1. Rüzgar türbinleri tasarımı ve yapıları ...................................................... 28 3.1.2. Rüzgar türbinleri elektrik üretim sistemleri ............................................. 30 3.1.3. Rüzgar enerjisi kontrol ve izleme sistemleri............................................ 31 3.2. Reaktif Güç ve Rüzgar Enerjisi Entegrasyonunun Önemi.............................. 32 iii 3.3. Reaktif Güç Yönetiminde Elektrikli Araçlar ve Rüzgar Enerjisi.................... 33 3.4. Weibull Dağılım Parametreleri ile Sahaya Özel Rüzgar Yerleşimi................ 35 BÖLÜM 4. RÜZGAR ENTEGRE GÜÇ SİSTEMLERİ İLE GRİ KURT OPTİMİZASYON ALGORİTMASI TABANLI OPTİMAL REAKTİF GÜÇ DAĞITIMI............. 38 4.1. IEEE-30 Baralı Güç Sisteminde Optimizasyon Algoritmasının İşletimi........ 39 4.1.1. 19 kontrol değişkeni için sistem tasarımı................................................. 40 4.1.2. 25 kontrol değişkeni için sistem tasarımı................................................. 43 4.1.3. 27 kontrol değişkeni için sistem tasarımı................................................. 46 4.2. IEEE-118 Baralı Güç Sisteminde Optimizasyon Algoritmasının İşletimi...... 50 4.2.1. 77 kontrol değişkeni için sistem tasarımı................................................. 51 4.2.2. 131 kontrol değişkeni için sistem tasarımı............................................... 54 4.2.3. 133 kontrol değişkeni için sistem tasarımı............................................... 56 4.3. Elektrikli Araç Yük İhtiyacının Optimal Olarak Karşılanması....................... 59 4.3.1 Elektrikli araç yük talebinin IEEE-30 baralı sistemde optimal karşılanması............................................................................................. 59 4.3.2 Elektrikli araç yük talebinin IEEE-118 baralı sistemde optimal karşılanması............................................................................................. 61 KAYNAKLAR ......................................................................................................... 62GÜÇ SİSTEMLERİNDE OPTİMAL REAKTİF GÜÇ YÖNETİMİ İÇİN ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE RÜZGÂR ENERJİSİNİN ETKİSİ ÖZET Dünya genelinde elektrik enerjisine olan talep ve ihtiyaç her geçen gün giderek artmaktadır. Elektrik enerjisine karşı olan bu talep sonucunda bu enerji kaynağının niteliği, bilhassa önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda elektrik enerjisinin; güvenli, temiz, sürdürülebilir ve ekonomik olması gerekmektedir. Elektrik enerjisine bu perspektiften bakıldığında bu metanın üretim, iletim ve dağıtım operasyonları kritik operasyonel sistemler haline gelmiştir. Modern elektrik güç sistemlerinin kararlı, güvenli ve sürdürülebilir olarak yönetilmesi; sistem içerisinde kontrol edilmesi gereken güç değişkenlerinin güvenli çalışma kısıtları içerisinde kalması ile mümkün olmaktadır. Optimal reaktif güç akışının kontrolü için bara geriliminin kabul edilebilir sınırlar içinde tutulması, reaktif güç yönlendirmesine bağlı olmaktadır. Optimal reaktif güç yönlendirme (ORGY) çalışmaları, güç sistemlerinin güvenilir bir şekilde çalışmasını sağlamak için uygun sistem konfigürasyonlarını tasarlamayı amaçlamaktadır. Bu tür konfigürasyonların oluşturulması, güç sistemlerindeki kontrol değişkenleri aracılığıyla ele alınmaktadır. Bu yönetim, jeneratör bara gerilimlerini ayarlama, transformatör kademe değiştiricilerinin konumlarının değişimi ve anahtarlanabilir şönt reaktör boyutları gibi çeşitli kontrol değişkenleri kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Elektrik üretim sistemlerinde konvansiyonel üretim sistemleri ile birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımları her geçen gün artmaktadır. Bu yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan rüzgar enerjisinin entegrasyonu güç kalitesini büyük ölçüde etkileyebilir ve güç kaybını azaltabilir. Bu tez çalışmasında, Gri Kurt Optimizasyonu (GKO) yaklaşımı, ORGY sorununa uygulanarak güç sistemine yeni kurulacak olan rüzgar enerji santralinin en uygun lokasyona yerleştirilmesini keşfetmeye çalışmaktadır. ORGY probleminin transfer kısıtları içerisinde kalarak yapılan bu güç aktarımına, sayıları her geçen gün artan ve kaçınılmaz olarak dünyamızda yer edinen elektrik araçların yük taleplerinin karşılanması ihtiyacı dahil edilmiştir. Bu ORGY çalışması sırasında amaçlanan temel faktör, kontrol değişkenlerini belirli sınırlar içinde tutarak güç kaybını ve gerilim sapmasını minimize etmektir. IEEE 30 ve IEEE 118 baradan oluşan güç sistemleri referans alınarak önerilen yöntemin performansı incelenmiştir. Ayrıca, bu çalışma kapsamında, Weibull dağılım fonksiyonu ve ticari rüzgar türbinleri kullanılarak güç sistemine özgü rüzgar yerleşimi üzerine bir analiz gerçekleştirilmiştir. Yapılan sistem tasarımı sonuçları kapsamında GKO' nun birçok senaryoda üstünlüğü ortaya çıkmaktadır. Bu sonuçlar kapsamında, GKO algoritmasının yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu ve elektrikli araçların talep yüklerinin karşılanması operasyonlarını kolaylaştırmadaki potansiyeli ve sürdürülebilir enerji çözümlerini teşvik etmedeki rolü vurgulanmıştır.THE IMPACT OF ELECTRICAL VEHICLES AND WIND ENERGY FOR OPTIMAL REACTIVE POWER MANAGEMENT IN POWER SYSTEMS ABSTRACT The demand and need for electrical energy around the world is increasing day by day. As a result of this demand for electrical energy, the quality of this energy source has become particularly important. In this context, electrical energy; It must be safe, clean, sustainable and economical. When looking at electrical energy from this perspective, the production, transmission and distribution operations of this commodity have become critical operational systems. Stable, safe and sustainable management of modern electrical power systems; This is possible by ensuring that the power variables that need to be controlled within the system remain within safe operating limits. Keeping the busbar voltage within acceptable limits to control the optimal reactive power flow depends on reactive power routing. Optimal reactive power routing (ORGY) studies aim to design appropriate system configurations to ensure reliable operation of power systems. Creating such configurations is handled through control variables in power systems. This management is achieved using various control variables such as adjusting generator busbar voltages, changing the positions of transformer tap changers and switchable shunt reactor sizes. The use of renewable energy sources together with conventional production systems in electricity generation systems is increasing day by day. The integration of wind energy, one of these renewable energy sources, can greatly affect power quality and reduce power loss. In this thesis, the Gray Wolf Optimization (GKO) approach is applied to the ORGY problem and tries to discover the placement of the wind power plant to be installed in the power system in the most appropriate location. This power transfer, which is carried out within the transfer constraints of the ORGY problem, includes the need to meet the load demands of electric vehicles, the number of which increases day by day and inevitably takes place in our world. The main factor aimed during this ORGY study is to minimize power loss and voltage deviation by keeping control variables within certain limits. The performance of the proposed method was examined using power systems consisting of IEEE 30 and IEEE 118 buses as reference. Additionally, within the scope of this study, an analysis was carried out on power system-specific wind settlement using the Weibull distribution function and commercial wind turbines. Within the scope of the system design results, GKO's superiority emerges in many scenarios. Within the scope of these results, the potential of the GKO algorithm in facilitating the integration of renewable energy sources and the operations of meeting the demand loads of electric vehicles and its role in promoting sustainable energy solutions are emphasized

    0

    full texts

    2,251

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇