Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
Not a member yet
    2251 research outputs found

    Microprocessor cooler design with thermoelectric method

    No full text
    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte elektronik cihazların tükettiği enerji de artmıştır. Bunun sonucunda açığa çıkardıkları ısıda da ciddi bir artış olmuştur. Günümüzde elektronik cihazların soğutulması önemli bir konu haline gelmiştir. Özellikle mikroişlemci gibi çabuk ısınan ve yüksek ısı akısına sahip olan ekipmanlar hem kendilerine hem de çevrelerindeki ekipmanlara zarar verebilmektedir. Bu projede elektronik cihazların soğutulması konusu ele alınarak termoelektrik modül ile mikroişlemci soğutmak amaçlanmıştır. Mikroişlemciler malzeme yapısı sebebi ile 90 °C sıcaklık üzerinde zarar görmektedir. Bu yüzden sıcaklık 90 °C'ye ulaştığında işlemci sınırlandırılmakta ve programlar tarafından işlem hızı yavaşlatılmaktadır. Bu durum işlemcinin maksimum performansta çalışmasına engel olmaktadır. Soğutma uygulamalarında kullanılan termoelektrik modülleri alternatif bir yöntem olarak mikroişlemcilerin soğutulmasında da kullanılmaktadır. İşlemciler pahalı ekipmanlar oldukları için deneylerde mikro işlemci mikro ısıtıcı ile simüle edilmiştir. İstenilen performans elde edildikten sonra Termoelektrik modül mikroişlemci soğutmada kullanılmıştır. Termoelektrik modüllerin küçük olma, sessiz çalışma, soğutucu akışkan içermeme, hızlı tepki verme ve kontrol edilebilir olma gibi birçok avantajı vardır. Bu avantajlar soğutma uygulamalarında tercih edilmelerine sebep olmaktadır. Termoelektrik modüller soğutucu olarak Peltier etkisi ile çalışmaktadır. Modüle uygulanan elektrik ile harekete geçen elektronlar bir yüzeyden aldıkları ısıyı diğer yüzeye bırakmaktadır. Bu durum neticesinde iki yüzey arasında sıcaklık farkı meydana gelmektedir. Bu sıcaklık farkından yararlanarak Peltier modülün soğuk yüzeyi ile işlemciden ısı alınarak sıcak yüzeyden ısı atılabilmektedir. Peltier modülün sıcak yüzeyi soğutularak, soğutma performansının arttırılması amaçlanmış ve sıcak yüzeye soğutma amacıyla soğutucu kanat sistemi uygulanmıştır. Deneyler yapılırken her ekipman teker teker test edilmiş ve sistem performansındaki değişiklikler gözlemlenmiştir. Deneylerde Peltier modüller ısıl olarak seri şekilde birbirlerine ikili ve üçlü olarak bağlanmıştır. Hem tek Peltier modülün hem de ikili ve üçlünün performansı karşılaştırılmış ve üçlü olan kullanılmaya uygun görülmüştür. Deneyler sonucunda uygun olan Peltier modül ile işlemci üzerinde deneyler yapılmıştır. Peltier modülün işlemci sıcaklığını 2.5 °C' ye kadar düşürdüğü ölçülmüştür. Ayrıca bilgisayar içerisinde bazı programlar kullanılarak işlemcinin yükü arttırılmış ve işlemcinin sıcaklığı 33 °C'de tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar neticesinde tasarlanan soğutucunun mikroişlemciyi soğutma konusunda başarılı olduğu görülmüştür

    The Relationship Between Religious Attitude, Compassion and Spiritual Care in Nursing Students: The Case of Türkiye

    No full text
    In the present descriptive study, we aimed to examine the relationship between the levels of religious attitude, compassion and spiritual care perception among nursing students. Data were obtained from 135 nursing students using the Socio-Demographic Diagnosis Form, the Ok-Religious Attitude Scale, the Compassion Scale, and the Spiritual Care-Giving Scale. The data were analyzed using the Kruskal-Wallis H test, the Spearman correlation test, and the Mann-Whitney U test. A positive correlation was found between the scores of the Ok-religious attitude scale and cognition sub-dimension, emotion sub-dimension, behavior sub-dimension, god sub-dimension and compassion scale and spiritual care-giving scale scores. Furthermore, we observed that some socio-demographic, and nursing profession and spiritual care characteristics of the students affected their religious attitudes, compassion and spiritual care perception. The sub-dimension scores of compassion and awareness of sharing among female students and the mindfulness scores of students with nuclear families were high. Our data suggest that the course contents for spiritual care, which is an integral part of holistic nursing care, should be included in the nursing curriculum. Moreover, we recommend that efforts be made to maintain a high level of compassion while considering the socio-demographics of the students and their opinions on the nursing profession. Finally, the data presented here has the potential to serve as a valuable resource for the development of novel approaches to the provision of spiritual care within nursing education programs

    Synthesis Properties and Neutron Attenuation of New Geopolymers Containing Si, O, Na and Al: Role of Pb Addition

    No full text
    Lead (II) oxide (PbO) has shown high prospect in modifying mechanical, physical, neutron and charge particle interaction properties of geopolymer due to high bonding matrix. In this study, the impact of PbO doping on the microstructure, mechanical strength, neutron and charge particles interaction properties of geopolymer composites was examined. The undoped and doped geopolymer powders were produced and sintered above 1100 degrees C for 1 h to obtain denser materials. The X-ray diffraction (XRD) analysis showed that the material is rich in cristobalite (C), mullite (M), and lead silicate (P) phases. The EDS analysis of geopolymer gave Si, O, Na and Al with 40.87, 35.37, 6.06 and 17.68% wt respectively as major elements. The Vickers hardness (HV) values for GEO, GEO-10Pb and GEO-20Pb samples were obtained as 595, 647 and 682 HV respectively under 0.5 kg load. The showed that the introduction of 10% and 20% PbO significantly improved the charge particle attenuation, density and Vickers Hardness of the geopolymer while the total fast neutron removal cross-section decreases with increasing lead content

    Experimental Investigation of the Effects of FRP Bar Fiber Type and Surface Characteristics on the Performance of Reinforced Concrete Beams

    No full text
    In this study, experimental investigations were conducted on rectangular cross-section beams to determine the effects of FRP (fiber-reinforced polymer) bars with different fiber and surface characteristics on the flexural performance of reinforced concrete beams. Taking the steel-reinforced beam as a reference, FRP bars were used in the same ratio and spacing in the FRP-reinforced beams. The beams were reinforced with steel rebar and aramid, basalt, glass, carbon FRP bars with sand-coated and ribbed surface characteristics. The effects of FRP bars and bar surfaces on the flexural strengths of the beams and their failure modes were examined through four-point flexural tests. According to the results obtained from the experimental study, the flexural strength of the FRP-reinforced beams nearly has matched that of the steel-reinforced beams. It has been observed that some FRP-reinforced beams with different fiber types and bar surface characteristics showed higher strengths than steel-reinforced beams. While all of the steel-reinforced beams failed only by flexure, the failure modes of the FRP-reinforced beams varied. The fiber type and bar surface characteristics have also influenced the failure modes of the beams

    Thrill seeking in individuals participating in recreative activities: The role of the big five personalities

    No full text
    Kişilik, bireyin düşünce, duygu ve davranışlarında süreklilik gösteren kalıplar olarak tanımlanır ve genellikle beş faktörlü model çerçevesinde incelenir: dışadönüklük, yumuşak başlılık, öz denetim, duygusal denge ve deneyime açıklık. Heyecan arama davranışı ise bireylerin yeni, karmaşık ve yoğun uyarıcılar arama eğilimidir ve dört temel boyutta tanımlanmıştır: macera ve risk arayışı, deneyim arayışı, engellerden kaçınma ve sıkıntıya dayanıklılık. Söz konusu bu iki değişken arasındaki kuramsal yapı, bireylerin kişilik özelliklerine bağlı olarak farklı uyarıcı ve risk seviyelerine nasıl tepki verdiklerini anlamamıza yardımcı olur ve klinik psikoloji, eğitim ve iş dünyası gibi alanlarda uygulanabilir. Verilen bilgilerden yola çıkılarak bu araştırmada, rekreatif etkinliklere katılan bireylerde heyecan arayışı ile beş büyük kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle desenlenmiştir. Araştırmaya Kastamonu ili içerisinde rekreatif etkinliklere katılan 111 kadın 133 erkek olmak üzere toplam 224 kişi katılım göstermiştir. Örneklem grubunun seçiminde ''kolayda örnekleme yöntemi'' tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Heyecan Arayışı Ölçeği" ve "Büyük beş-50 kişilik testi" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü MANOVA, Pearson korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, katılımcıların heyecan arama puanlarında cinsiyete ve eğitim durumlarına göre anlamlı farlılık elde edilmezken (p>.05); heyecan arama ile rekreatif etkinliklere katılma süresi arasında da anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>.05). Kişilik özellikleri açısından değerlendirildiğinde cinsiyet ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılık elde edilirken (p<.05); kişilik özellikleri ile rekreatif etkinliklere katılma süresi arasında da anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Değişkenler arasındaki sonuçlara bakıldığında kişilik özellikleri ile heyecan arama davranışı arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Ayrıca kişiliğin heyecan arama davranışını anlamlı şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; elde edilen bulgular ışığında beş büyük kişiliğin heyecan arama davranışı üzerinde rolünün olduğu araştırma sonucunda ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Heyecan Arayışı, Kişilik

    The effect of volleyball lessons conducted with cooperative learning model on social skills and attitudes towards physical activity

    No full text
    Eğitimde farklı öğretim modellerinin kullanımı, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimlerini desteklemek açısından önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle beden eğitimi alanında kullanılan işbirlikli öğrenme modeli öğrencilerin sosyal becerileri ve fiziksel aktiviteye yönelik tutumları üzerinde etkili olabilir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor dersi voleybol ünitesinde kullanılan iş birlikli öğrenme modelinin öğrencilerin sosyal becerilerine ve fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada yarı deneysel modellerden kontrol gruplu ön test son test modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu Kayseri ili Kocasinan ilçesinde bulunan bir ortaokulda yansız atama yöntemiyle belirlenen 7. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmada öğrencilerin sosyal becerilerini ölçmek için sosyal beceri ölçeği ve fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarını ölçmek için fiziksel aktiviteye yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grupları yansız atama yoluyla belirlenmiştir. Deney grubundaki dersler 8 hafta sürecince işbirlikli öğrenme modeline dayalı işlenirken, kontrol grubunda 8 hafta süresince doğrudan öğretim modeline dayalı işlenmiştir. Deney grubu (işbirlikli öğretim modeli) 8 kız 7 erkek toplam 15 öğrenci, kontrol grubu (doğrudan öğretim modeli) ise 7 kız 8 erkek toplam 15 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma verileri tekrarlayan ölçümlerde iki yönlü ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; deney ve kontrol gruplarının sosyal beceri puanlarının grup ana etkisinde anlamlı olarak değişmediğini gösterirken, ölçüm etkisinde anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Sosyal beceri puanlarında ortak etkide (grup*ölçüm) anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutum puanlarında grup ana etkisinde anlamlı bir fark bulunmaz iken, ölçüm ana etkisinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Fiziksel aktiviteye yönelik tutum puanlarında ortak etkide (grup*ölçüm) anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre işbirlikli öğretim modeli ve doğrudan öğretim modelinin öğrencilerin sosyal beceri ve fiziksel aktiviteye yönelik tutumu olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Sonuçlar işbirlikli öğretim modeli ve doğrudan öğretim modelinin sosyal beceri ve fiziksel aktiviteye yönelik tutum üzerinde benzer etkiye sahip olduğunu göstermektedir. İki öğretim modelininde beden eğitimi derslerinde kullanılması öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarını arttırmak ve sosyal becerilerini geliştirmek açısından etkili olabilir

    Acetylation of cellulose in ethyl acetate: characterization and thin film applications

    No full text
    The study aims to explore the viability of ethyl acetate as a solvent for cellulose acetylation and assess the feasibility of producing films from the acetylated cellulose. Methodologically, the research focused on limited variations in reaction temperature and catalyst amount, specifically two temperatures and four catalyst quantities, while maintaining consistent quantities of EtoAc and acetic anhydride, reaction time, solution concentration, and other factors. The structure and properties of acetylated cellulose were investigated by titration (heterogeneous saponification), viscosity, chemical resistance (solubility), Fourier transform infrared (FT-IR), X-ray diffraction (XRD), proton nuclear magnetic resonance (1H-NMR) and differential scanning calorimetry (DSC). Surprisingly, efficient acetylation in ethyl acetate was achieved with a small catalyst quantity. As the catalyst amount increased, degree of substitution decreased from 2.32 to 0.76. Further investigation involved the production of thin acetate films using the casting method, and evaluating film properties such as ultraviolet (UV) light absorbance, water vapor permeability, tensile strength, and cross-sectional characteristics via scanning electron microscopy (SEM). The films exhibited impressive tensile strengths, reaching up to 76.98 MPa, and demonstrated exceptional transparency. The findings suggest that EtoAc is a suitable solvent for synthesizing cellulose acetate, and adjustments to reaction variables hold the potential to enhance product qualities. © 2024 Taylor & Francis Group, LLC

    The relationship between cognitive functions and biomotor tasks given in virtual reality environment in adolescent elite taekwondo athletes

    No full text
    Bu çalışmanının amacı, adölesan elit taekwondo poomsae sporcularında kognitif fonksiyonların sanal gerçeklik ortamında verilen biyomotor ödevleriyle ilişkisinin araştırılmasıdır. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden yaşları 14-18 arasında değişen poomsae (n=8) ve sedanter (n=8) olmak üzere toplamda 16 kişi katılmıştır. Katılımcıların antropometrik özelliklerini belirlemek amacıyla Inbody 270 Bioimpedans cihazı ve boy ölçüm cihazı kullanılmıştır. Daha sonra el kavrama testi, flamingo denge testi, 3dkYMCA testi, 30sn şınav testlerine tabii tutulmuşlardır. Son olarak Neo Auvra® VR test bataryalarından ATC ve Grafiti simülasyonu esnasında katılımcıların frontal EEG kayıtları alınmıştır. Gerçek zamanlı olarak kaydedilen EEG zaman serileri MATLAB R2023b üzerinden analizi gerçekleştirildikten sonra elde edilen tüm veriler SPSS22 paket programında aktarılıp normallik analizi gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği anlaşıldığından non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Spearman Kolerasyon Analizi tercih edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; sedanter ve poomsae gruplarının şınav, FDTSAĞ ve FDTSOL testleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır (p0,05). Sedanter ve poomsae gruplarının Grafiti simülasyonu puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Sedanter ve poomsae gruplarının ATC simülasyonu esnasında kaydedilen EEG bantaları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Sedanter ve poomsae gruplarının Grafiti simülasyonu esnasında kaydedilen EEG bantlarından beta dalgası arasında anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak; Adölesan elit taekwondocuların kognitif fonksiyonları ile sanal gerçeklik ortamında verilen biyomotor ödevler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş ve VR Grafiti simülasyonu sırasında kaydedilen EEG bantlarından beta aktivitesinin sedanter adölesanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Poomsae, Adölesan, Kognitif Fonksiyonlar, Sanal Gerçeklik

    The mediator role of psychological comfort in the effect of organizational support on employee voice in hotel businesses

    No full text
    Örgütsel başarının çok unsurlu bir yapı haline dönüştüğü küresel pazarlarda büyüyebilmenin ve gelişim gösterebilmenin kilit notkası işgörenlerdir. Bu araştırmanın amacı, otel işletmelerinde çalışan işgörenlerde örgütsel desteğin işgören sesliliğine etkisinde psikolojik rahatlığın aracı etkisinin olup olmadığını test etmektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda, araştırma hipotezleri geliştirilmiş ve kuramsal bir model oluşturulmuştur. Araştırmanın teorik kısmında detaylandırılan örgütsel destek, işgören sesliliği ve psikolojik rahatlık etkileşimine dair önermelerin ampirik çözümlenmesi amacıyla, alan araştırması yapılmış ve veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, Antalya ilinin Manavgat ilçesinde bulunan 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinin işgörenleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 407 işgörenden, anket tekniği kullanılarak araştırmanın verileri elde edilmiştir. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve elde edilen veriler istatistiksel programlara yüklenmiş ve uygun analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi doğrultusunda geliştirilen araştırma hipotezlerinin sınanabilmesi amacıyla, Yapısal Eşitlik Modelinden (YEM) yararlanılmıştır. Bu doğrultuda, öncelikle araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlik ve güvenirliklerine bakılmıştır. Hipotezlere ilişkin bulgular ise doğrudan etkiye ve dolaylı etkiye ilişkin oluşturulan yapısal modeller aracılığıyla test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre örgütsel desteğin işgören sesliliği üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu ve örgütsel desteğin psikolojik rahatlık üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu son olarak ise psikolojik rahatlığın işgören sesliliği üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Araştırmada, psikolojik rahatlığın aracılık rolünü tespit edebilmek için toplam etki, doğrudan etki ve dolaylı etkilere bakılmıştır. Psikolojik rahatlığın aracılık etkisinin anlamlı olup olmadığının tespit edilmesi için ise Bootstrapping yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda örgütsel desteğin işgören sesliliğine etkisinde psikolojik rahatlığın aracılık etkisine sahip olduğu tespit edilmiştir. İşgörenler, örgütsel desteğin yüksek olduğu ortamlarda kendilerini daha güvende ve değerli hissetmekte, bu da onların örgüt içinde gösterdikleri tutum ve davranışlara yansımaktadır. Hizmet odaklı bir sektör olan konaklama endüstrisinde işgörenlerin sergiledikleri katılımcı ve sorumlu davranışlar, işletmelere sektörde başarı sağlamaktadır

    MEDIATING ROLE OF THE PSYCHOLOGICAL CONTRACT BETWEEN INERTIA AND ORGANIZATIONAL PERFORMANCE OF HEALTHCARE PROFESSIONALS IN RADIATION FIELDS

    No full text
    BACKGROUND/AIM: This study aims to reveal the mediating role of the psychological contract with regard to the effect of inertia on the organizational performance of healthcare workers in radiation. MATERIALS AND METHODS: The data were collected by using a survey. The questionnaire form consists of four parts. The first part included the “Inerti a Scale” second, the “Psychological Contract Scale”, third part “Organization Performance Scale,”, fourth, questions regarding the socio-demographic characteristics of the participants were included. The target population was the 745 healthcare professionals working in the field of radiation from hospitals in the city of Konya, Turkey; thus, no sampling method was selected and an attempt was made to cover the entire population. A total of 419 healthcare professionals agreed to participate in the study. Process Macro Model 4 structural equation model were used in the analyses of data, descriptive statistics, validity and reliability, and correlation. RESULTS: Inertia has a negative effect on the psychological contract (β = - 0.455). The psychological contract has a positive effect on organizational performance (β = 0.823). In addition, inertia has a negative effect on organizational performance (β = - 0.311). This effect increases (β = - 0.143) with the addition of the mediating role of psychological contract. CONCLUSION: The psychological contract loses its effect and reduces organizational performance due to inertia. Therefore, inertia is one of the issues that merits research to increase organizational performance. © 2024 Australasian College of Health Service Management. All rights reserved

    0

    full texts

    2,251

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Sakarya University of Applied Sciences AXSIS
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇