Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    Kahramanmaraş Koşullarında Farklı Silajlık Mısır (Zea mays L.) Çeşitlerinde Agronomik Özelliklerinin İncelenmesi

    No full text
    Silaj yapımı hayvan rasyonlarının önemli bir bölümünü oluşturmakta ve işletme ekonomisi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mısır (Zea mays L.) silajlık materyal olarak en fazla tarımı yapılan bitkidir. Fakat mısır bitkisinden yüksek verim alınabilmesi için yetiştirileceği bölgeye uygun çeşitlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu araştırma, Kahramanmaraş ekolojik koşullarında 20 farklı silajlık mısır çeşitlerinin agronomik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, 2019 ve 2020 yıllarında Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde, Tesadüf Bloklar Deneme Desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. İki yıllık ortalamalara göre; çeşitlerin bitki boylarının 244,56- 314,22 cm, yaprak sayılarının 12,16-17,92 adet, sap çaplarının 20,23-25,79 mm, koçan çaplarının 32,30-49,59 mm, koçan sayılarının 1,00-1,17 adet, ilk koçan yüksekliklerinin 85,11-158,80 cm, yeşil otta yaprak oranlarının %13,66-21,73, yeşil otta sap oranlarının %41,01-59,29 ve yeşil otta koçan oranlarının %23,33-41,80 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bu çalışmadan AS160 silajlık mısır çeşidin Kahramanmaraş ili ve benzer ekolojilere sahip üreticilerimize tanıtılması ve ekiminin yaygınlaştırılması ile silajlık mısır üretimimizin artmasına katkı sağlanabileceği sonucu çıkarılmıştır

    Protective Effect of Pomegranate Juice on Lead Acetate-Induced Liver Toxicity in Male Rats

    No full text
    Objective: Lead has been reported to cause oxidative stress in liver tissues and cause histopathological changes. Studies have shown that pomegranate juice has antioxidant properties that prevent oxidative stress. In this study, the harmful effects of lead acetate on rat liver tissue and the efficacy of pomegranate juice against these effects were investigated. Methods: 28 male Wistar albino rats were divided into four groups: control, lead acetate (50 mL/ kg), pomegranate juice (1 mL/kg), and lead acetate + pomegranate juice (50 mL/kg+1 mL/kg). Lead acetate and pomegranate juice were administered orally. Results: When compared with the control group, it was seen that the lead acetate had an increase in the malondialdehyde level and a decrease in reduced Glutathione, Glutathione S-transferase, and Carboxylesterases. Group lead acetate + pomegranate juice had a reduction in malondialdehyde level and an increase in Glutathione, Glutathione S-transferase, and Carboxylesterases compared with the group lead acetate. The lead level of group lead acetate + pomegranate juice decreased compared to the group lead acetate. Cellular degeneration and irregular hepatic cords were observed in group lead acetate’s liver tissue, and the negative changes were lost in group lead acetate + pomegranate juice. Conclusion: It was observed that pomegranate juice had a protective effect against liver toxicity caused by lead acetate

    Yük frekans kontrol sistemlerinde gürbüz kararlılık zaman gecikmesi paylarının belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışma, zaman gecikmesi içeren Yük Frekans Kontrol (YFK) sistemlerinde parametrik belirsizliklerin olması durumunda sistemin gürbüz kararlılık gecikme payı değerlerini hesaplamayı amaçlamaktadır. YFK sistemlerinde frekans kararlılığının sürdürülmesi bakımından çeşitli elektrik verilerinin ölçülerek kontrol merkezine iletilmesi ve kontrol merkezinden frekans kontrol servisine katılım sağlayan santrallere kontrol sinyallerinin iletilmesi gerekmektedir. Bu süreçte, haberleşme ağlarında veri iletimi nedeniyle, zaman gecikmeleri kaçınılmaz hale gelmektedir ve sistemin dinamik performansı ve kararlılığı olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, YFK sisteminin modellenmesinden kaynaklı ve güç sisteminde oluşabilecek belirsizlikler nedeniyle sistem parametrelerinin belirsizlikleri dikkate alınarak haberleşme ağı tabanlı gözlemlenebilecek gecikme değerleri üzerinde böylesi belirsizliklerin etkisi incelenmelidir. Bu amaçla, YFK sisteminde üstel terimin yok edilmesi yöntemi ile Kharitonov Teoremi birlikte kullanılarak sistemin gürbüz kararlılığını sağlayabilen gürbüz zaman gecikme payı değerlerinin teorik olarak hesaplanması sağlanmıştır. Aynı zamanda Matlab/Simulink programı ve QPmR (Quasi Poliynomial Mapping Root Finder) algoritması kullanılarak elde edilen teorik sonuçların doğruluğu kanıtlanmıştır

    Translation and evaluation of her work named teoderich (Description Of The Holy Land)

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tarih Ana Bilim DalıBu tez, XII. yüzyılda Hristiyan bir seyyah olan Theoderich'in, Filistin ve kutsal mekânlara dair kendi gözlemleriyle birlikte başkalarından edindiği güvenilir bilgilere dayanan eserini dilimize kazandırmayı ve söz konusu mekânlara dair bireysel deneyimlerini derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. İncelediğimiz eser, Haçlı Seferleri dönemi ve sonrasını kapsayan bir süreci ele almakta olup, hac yolculukları sırasında karşılaşılan mimari yapıları ve bu yapıların öne çıkan özelliklerini detaylı bir şekilde betimlemektedir. Ayrıca, bölgede yaşayan Müslümanlar ve Doğu Hristiyanlarına dair gözlemler, eserde önemli bir yer tutmakta ve bu toplulukların dini, kültürel yaşamlarına dair değerli bilgiler sunmaktadır. Eser, Kudüs'ün coğrafyasını, şehrin surlarıyla birlikte iç ve dışındaki kutsal mekânların çevresini coğrafi, dini ve ticari açılardan kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Müellifin, bizzat şahit olduğu gözlemler aracılığıyla aktardığı bilgiler, eserin yazılma amacını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Gözleme dayalı bir yaklaşım benimseyen müellif, bu sayede eserin tarihsel ve kültürel önemini pekiştirmekte ve Kudüs'ün farklı yönlerine dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Theoderich, Kudüs, Kutsal Topraklar, Hac Gezileri, Haçlılar.This thesis aims to translate into our language the work of Theoderich, a 12th- century Christian traveler, which as based both on his own observations of Palestine and the holy places, and on reliable information obtained from others, and to conduct an in-depth analysis of his personal experiences regarding these sites. The work under examination covers the period of the Crusades and the years that followed, providing detailed descriptions of architectural structures encountered during pilgrimage journeys, along with their prominent features, In addition, the text devotes considerable attention to observations about the Muslims and Eastern Christians living in the region, offering valuable insights into the religious and cultural lives of these communities. The work offers a comprehensive account of the geography of Jerusalem, including the city walls and the surroundings of the sacred sites both within and outside the city, from geographical, religious, and commercial perspectives. The information conveyed through the author's firsthand observations clearly reveals the purpose behind the composition of the text. By adopting an observational approach, the author reinforces the historical and cultural significance of the work and provides a deep understanding of the various dimensions of Jerusalem. KEYWORDS: Theoderich, Jerusalem, Holy land, Pilgrimages, Crusader

    Testing herd behavior in crypto-asset markets

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Muhasebe ve Finansman Ana Bilim DalıBitcoin'in kullandığı teknoloji ve kazandığı değerden dolayı, araştırmacıların incelediği bir araştırma alanı, kripto varlıkların oluşumuna önemli katkıları olmuştur. 2008 yılında Bitcoin'in tanıtılmasıyla kripto varlıkların oluşum süreci başlamıştır. Kripto varlıkların kullandığı temel teknoloji blok zincir teknolojisidir. Bu teknoloji günlük yaşantıda ve gelecekte radikal değişiklikler getireceği düşünülmektedir. Kripto varlıkların nasıl hareket ettikleri, ne oldukları üzerine yorum yapabilmek için Davranışsal Finans ile açıklanmaya çalışılmıştır. Davranışsal finans alanı finans disiplini içinde yapılan çalışmalarla 19.yy. sonunda ön plana çıkmıştır. Davranışsal finans alanı yatırımcıların her zaman rasyonel davranmayacaklarını yatırım kararlarını alırken çeşitli eğilimlerin etkisiyle hareket edecekleri bilgisini vermektedir. Çalışma sonucunda davranışsal finans alanı eğilimlerinden sürü davranışının kripto varlık piyasasında var olup olmadığı tespit edebilmek üzere kesitsel mutlak sapma (CSAD) analizi gerçekleştirilmiştir. Analize dahil edilen değişkenler ilk 11 kripto varlığın 8 tanesidir, bunlar kripto varlık piyasasının %80'ini temsil etmekteler. Çalışmada 01.01.2018 – 27.11.2023 tarihlerini kapsayan dönemdeki analize konu edilen varlıkların günlük açılış değerleri kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizin sonucunda formülde yer alan sürü varlığının ölçümünde baz alınan ( Rm,t2) katsayısı (?2) sıfırdan büyük ve istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Dolayıyla kripto varlık piyasasında belirtilen dönemde sürü karşıtı davranış sergilendiği sonucuna ulaşılmıştır.Due to tuchnology used by Bitcoin and the value it has gained, it has made significant contributions to the creation of crypto assets, an area of research that researchers have studied. With the introduction of Bitcoin in 2008, the creation of crypto assets began. The basic technology used by crypto assets is blockchain technology. It is thought that this technology will bring radical changes in Daily life and in the future. How crypto assets move has been tried to be explained with Behavioral Finance in order to comment on what they are. The field of behavioral finance dating back to the 19th century with studies conducted within the finance discipline eventually came to the fore. The field of behavioral finance provides information that investors will not always act rationally and will act under the influencer of various tendencies when making investment decisions. As a result of the study, a cross-sectional absolute deviation (CSAD) analysis was carried out to determine whether herd behavior, one of the trends in the field of behavioral finance, exists in the crypto asset market. The variables inclued in the analysis are 8 of the top 11 crypto assets, which represent 80% of the crypto assets subject to analysis in the period covering 01.01.2018 – 27.11.2023 were used. As a result of thee analysis, the ( Rm,t2) coeffient (?2), which is the basis for measuring the herd presence in the formula, was found to be greater than zero and statically significant. Therefore, it was concluded that anti-herd behavior was exhibited in the crypto asset market during the specified period

    Post-COVID-19 Outcomes of Patients with Primary Glomerular Diseases: A Nationwide Controlled Study

    No full text
    Background: Patients with chronic diseases such as chronic kidney disease (CKD) have been reported to have more adverse outcomes during the coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic. There are insufficient data on the outcomes of patients with primary glomerular diseases (PGD) after COVID-19. Methods: We designed a national multicenter observational study that included adult patients with biopsy-proven PGD who survived COVID-19. A control group was created from the same centers, including PGD patients without COVID-19. The clinical and laboratory data of the patients at baseline, first, and third months after COVID-19 were recorded. Results: A total of 129 patients from 21 centers were included (COVID-19 group, n = 77). Baseline characteristics were almost similar except the ratio of active disease in the non-COVID-19 group was significantly higher than in the COVID-19 group. No patients died during the first and third months. Respiratory symptoms were significantly higher in the COVID-19 group than in the non-COVID-19 group in the first month (7.8% vs. 0%, P = .039). All other follow-up outcomes, including initiation of chronic kidney replacement therapy and initiation of new immunosuppressive treatment, and the laboratory data were not different between the groups in the first and third months. Conclusion: Primary glomerular disease patients in the post-COVID-19 period had more respiratory symptoms than non-COVID-19 PGD patients, but outcomes, including death and initiation of kidney replacement therapy, were not different in the first and third months post COVID-19

    Sürdürülebilirlik Kapsamında Sigorta Şirketlerinin İncelenmesi

    No full text
    Sürdürülebilir sigorta kurum, kuruluş ve şirketler için risk azaltmaktadır ve kurumsal sosyal sorumluluğun, piyasaların bir parçasını oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik konularına odaklanmak içinde bu alanda bulunan paydaşlarla birlikte çalışmak gerekmektedir. Sigorta şirketleri ekonomide önemli bir yere sahiptir. Bu nedenden dolayı sürdürülebilirlik ile ilgili faaliyetleri önemlidir. Sigorta şirketleri sürdürülebilirlik unsurlarını ortaya koyarak önemlerini daha da arttırmaktadır. Türkiye’de bulunan en büyük sigorta şirketi Türkiye Sigortadır, Türkiye Sigorta Ziraat Sigorta, Halk Sigorta ve Güneş Sigortanın Ağustos 2020 yılında bileşiminden oluşmuştur. Bu çalışma 2020-2023 yıllarını kapsadığından Türkiye Sigorta dâhil edilmemiştir. Türkiye Sigorta haricinde Türkiye’de bulunan en büyük ve pazar payı en fazla olan dört sigorta şirketinin 2020-2023 dönemini kapsayan kurumsal sürdürülebilirlik açıklamalarını ‘’ Küresel Raporlama Girişim (GRI) Standartları ilkeleri ile uyumlu olup olmadığı ve şirketlerin çevresel ve sosyal uygulamaları nitel araştırmaya dayalı içerik analizi ile ele alınmıştır. Çalışma sürdürülebilirlik raporlarına, sürdürülebilirlik raporunu hazırlamayan şirketlerin faaliyet raporları ve entegre raporlarına dayanarak, karar vericiler için faydacılık yaklaşımı ile değerlendirilmiştir. Türkiye’de önde gelen sigorta şirketlerinden sadece biri 2020-2023 yıllarında GRI Standartları ilkeleri ile uyumlu olup, çevresel ve sosyal uygulamaları araştırma kapsamında ki yıllarda bulunan sürdürülebilirlik raporu yayınlamış olduğu sonucu elde edilmiştir. 2021 ve 2022 yıllarında GRI Standartları ilkeleri ile uyumlu rapor hazırlayan sigorta şirketi sayısının fazla olduğu görülmektedir

    Sakız Adası’nda Osmanlı Dönemi Bir Türk-İslam Eseri: Mecidiye Camisi

    No full text
    Özet Mecidiye Camisi bugün Sakız Adası’nda hayatta kalan önemli kültürel yapılardan bir tanesidir. Bu eser 1848 yılında dönemin hükümdarı Sultan Abdülmecit’in (1839-1861) isteği ve emri doğrultusunda yapılmış ve uzun süre adanın Müslüman cemaatine hizmet vermiştir. Cami büyük bir deprem yaşamasına ve zaman içinde yıpranmasına rağmen yapılan tamir ve onarım faaliyetleri ile ayakta kalmayı başarmıştır. Cami kampüs biçiminde tasarlanmış olup içinde caminin dışında çeşme ve muvakkithane ile bir tane kütüphane bulunmaktadır. Caminin mimarı ise bir Türk’tür. Mecidiye Camisi, gerek inşa biçimi ve gerekse kullanılan süsleme ve bezemeler yönünden klasik Türk-İslam mimarinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca bir tane de vakfa sahiptir. Vakfın mağaza ve dükkân ile çeşitli gayrimenkulleri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Mecidiye Camisi üzerinden Türk-İslam kültürünün bazı öğelerine ve bunların işlevlerine ışık tutmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sakız Adası, Mecidiye Camisi, Vakıf

    Antibacterial resistance rates of staphylococcus aureus ısolated from blood cultures: an 8-year retrospective assessment

    No full text
    Amaç: Hastane kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyon etkenlerinden olan Staphylococcus aureus (S. aureus) hızlı antibiyotik direnci geliştirmesi nedeniyle yüksek mortalite ve morbidite sebebidir. Bu çalışmada 2015-2022 yılları arasında kan kültürlerinden izole edile S. aureus etkeninin antibiyotik direnç profilinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Yapılan çalışmada, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarına 2015-2022 yılları arasında gönderilen kan kültürü örneklerinden izole edilen S. aureus suşlarının antimikrobiyal direnç oranları retrospektif olarak incelenmiştir. BACTEC (BectonDickinson, ABD) ve RENDER BC (Zhuhai,China) otomatize kan kültür sistemlerinde inkübe edilen şişelerden üreyen Gram-pozitif kok formundaki suşların tür identifikasyonu ve antibiyotik duyarlılık testleri, VITEK 2 Compact® (bioMeriéux, Fransa) otomatize sistemi ile yapılarak antimikrobiyal ajanların minimum inhibitör konsantrasyon düzeyleri (MIK) tespit edilmiştir. European Committee on Antimicrobial Susceptibility Tests (EUCAST) kriterlerine göre minimum inhibitör konsantrasyon düzeyleri değerlendirilmiştir. Bulgular: S. aureus suşlarında en yüksek direnç oranı penisilinde (%79,4) görülmektedir. Direnç oranı en düşük antibiyotikler ise sırasıyla tigesiklin (%4,4) ve linezolid (%5,7) olarak bulundu. Vankomisine direnç gözlenmemiştir. Metisiline dirençli izolat oranı %31,3 idi. Servis ve cinsiyet dağılımlarına bakıldığında tüm antibiyotiklerde direnç oranlarının erkek hastalarda kadın hastalar göre yüksek, yoğun bakım servislerinde de diğer servislere göre yüksek olduğu görülmektedir. Yıllara göre direnç oranları değerlendirildiğinde, 2019-2022 yıllar arasındaki daptomisin, fusidik asit, fosfomisin, gentamisin, linezolid, tetrasiklin teikoplanin ve tigesiklin direnci 2015-2018 yılları arasındaki dirence göre anlamlı yüksek bulundu. Sefoksitinde ise 2015-2018 yılları arasındaki direnç oranı 2019-2022 yıllar arasındaki direnç oranına göre anlamlı yüksek bulundu. Sonuç: S. aureus’un sebep olduğu kan dolaşımı enfeksiyon tedavisinin etkili ve hızlı yapılabilmesi için bölgesel antibiyotik direnç profilinin izlenmesi ve değişen direnç profillerine göre tedavi protokollerinin düzenlenmesi gerekmektedir.Background: Staphylococcus aureus (S. aureus), is a major cause of serious hospital-acquired bloodstream infections. This study looked at the antibiotic resistance patterns of S. aureus isolated from blood cultures over the period 2015-2022. Materials and Methods: This retrospective study investigated the antimicrobial resistance rates of Staphylococcus aureus strains isolated from blood culture samples sent to the Malatya Turgut Ozal University Medical Faculty Training and Research Hospital Microbiology Laboratory between 2015-2022. Species identification and antibiotic susceptibility testing of Gram-positive cocci grown in BACTEC and RENDER BC automated blood culture systems were performed using the VITEK 2 Compact® automated system. Minimum inhibitory concentration levels were evaluated based on the criteria of the European Committee for Antimicrobial Susceptibility Tests. Results:The results showed that S. aureus had the highest resistance against penicillin. Tigecycline and linezolid had the lowest resistance rates, and no resistance was observed to vancomycin. The methicillin-resistant isolate rate was 31.3%. Resistance rates were higher in male patients and in intensive care wards compared to other wards. Resistance to daptomycin, fusidic acid, fosfomycin, gentamicin, linezolid, tetracycline, teicoplanin and tigecycline increased significantly from 2015-2018 to 2019-2022, while cefoxitin resistance decreased during this period. Conclusions:The results highlight the importance of monitoring regional antibiotic resistance patterns for Staphylococcus aureus infections. Adjusting treatment protocols based on these changing resistance profiles can help ensure effective and timely care for patients with bloodstream infections caused by this bacterium

    High-fat and carbohydrate diet caused chronic kidney damage by disrupting kidney function, caspase-3, oxidative stress and inflammation

    No full text
    The study aimed to compare the effects of a diet rich in fat, carbohydrates and protein on rat kidneys. The study was conducted on 40 Wistar albino rats bred at Ino center dot nu University Faculty of Medicine after the approval of the ethics committee. Rats were randomly divided into 4 groups: Control group, and the groups where the animals were fed with high carbohydrate, fat and protein rich feed. After the applications, the rat kidney tissues were removed by laparoscopy under anesthesia and blood samples were collected. 13 weeks long fat-rich and carbohydrate feed application had negative effects on oxidant-antioxidant balance, oxidative stress index, inflammation markers, kidney functions tests, histopathology and immunohistochemistry caspase-3 findings in rat kidney tissues, especially in the carbohydrate group when compared to the controls. Protein-rich feed, there were no significant difference in biochemical and histopathology compared to the control group. Fat and carbohydrate rich feed led to an increase in oxidative stress in rat kidney tissues. Oxidative stress led to nephrotoxicity, which in turn led to chronic kidney tissue damages. A more balanced and protein-rich diet instead of excessive sugar and fatty food intake could be suggested to prevent chronic kidney damage

    214

    full texts

    4,072

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇