Hakkari Üniversitesi Akademik Veri Yönetim Sistemi
Not a member yet
6688 research outputs found
Sort by
Sınıf Öğretmenliği Bölümü Öğrencilerinin Fiziksel Aktivite Düzeyleri ve Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Düzeylerinin İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenliği bölümü öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile metabolik sendrom bilgisi ve farkındalık düzeylerini incelemektir. Araştırma, öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı ve bu farkındalığı artırmaya yönelik öneriler geliştirmeyi hedeflemektedir. Betimsel tarama modeline dayalı nicel bir yaklaşımla gerçekleştirilen bu araştırmaya, Sınıf öğretmenliği bölümünde öğrenim gören ve rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 33 erkek, 55 kadın toplam 88 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ve Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği (MSBFÖ) kullanılmıştır. Veriler, SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile metabolik sendrom farkındalıkları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir (p<0.05). Kadın öğrencilerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeylerinin erkeklerden daha yüksek, erkek öğrencilerin ise fiziksel aktivite düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, üst sınıf öğrencilerinin farkındalık düzeylerinin birinci sınıf öğrencilerine göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, üst sınıf öğrencilerinin farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu, eğitimin ilerleyen yıllarında sağlık farkındalığının arttığını, 1. ve 2. Sınıf müfredatlarına metabolik sendrom ve fiziksel aktivite bilincini artırıcı içerikler eklenmesi gerektiğini, ayrıca kadın öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini artırmaya yönelik stratejiler geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.The aim of this study is to examine the physical activity levels and metabolic syndrome knowledge and awareness levels of the students in the classroom teaching department. The study aims to reveal the relationship between the physical activity levels of the students and metabolic syndrome knowledge and awareness levels and to develop suggestions to increase this awareness. A total of 88 students, 33 male and 55 female, studying in the classroom teaching department and selected by random sampling method participated in this study, which was conducted with a quantitative approach based on the descriptive scanning model. The International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) and Metabolic Syndrome Knowledge and Awareness Scale (MSBAS) were used as data collection tools. The data were analyzed using the SPSS package program. The results show that there are significant relationships between the students' physical activity levels and metabolic syndrome awareness (p<0.05). It was determined that the metabolic syndrome knowledge and awareness levels of female students were higher than male students, while the physical activity levels of male students were higher than female students. In addition, it was observed that the awareness levels of upper-grade students were higher than the first-grade students. These findings reveal that the awareness levels of upper-class students are higher, that health awareness increases in the later years of education, that content that increases metabolic syndrome and physical activity awareness should be added to the 1st and 2nd grade curricula, and that strategies should be developed to increase the physical activity levels of female student
Bibliometric analysis of radiation physics studies: academic trends and future perspectives
Identification and phylogenetic analysis of two newly recorded Hebeloma species (Basidiomycota) from Türkiye
Advanced flexible supercapacitors: vertical 2D MoS2 and WS2 nanowalls on graphenated carbon nanotube cotton
Flexible supercapacitors (SCs), which are mostly produced from carbon-based materials, are emerging devices for lightweight, portable, miniaturized, and wearable electronic products. However, it is important to improve the energy density, power density and durability of flexible SCs, for which newly developed materials and composites are required. In this study, we developed flexible SCs with enhanced capacitance and stability using the advantages of high volume/surface ratio of vertical two-dimensional MoS2 and WS2 structures. Electrodes were grown on graphenated carbon nanotube (G-CNT) cotton using Radio Frequency (RF) magnetron sputtering in a time varying manner to investigate the impact on the vertical structure densities on the performance of the as-developed SCs. Galvanostatic charge-discharge (GCD) measurements revealed a maximum aerial capacitance value of 131.2 mF cm−2 for the best WS2 electrode and a value of 97.60 mF cm−2 for the best MoS2 electrode. The flexibilities of the SC devices were examined using angle-dependent CV measurements, which revealed almost no change. Stability tests for 10 000 cycles showed a retention rate of over 96% capacitance for both electrodes. This research demonstrates the potential of integrating the conductivity, large surface/volume ratio, and processability of G-CNTs with the unique features of transition metal dichalcogenides to develop SCs with improved efficiencies and flexibilities
Klasik Türk Mûsikisinde Terkipler ve Yenilenme
Türk musikisi teorisini şekillendiren en önemli etmen uygulamadır. Musiki teorisi üzerine yazılan eserlerde, zaman zaman, teori ile uygulamanın çatıştığı ifade edilmiş, benimsenen farklı yaklaşımlarla teorinin uygulamayı en iyi şekilde ifade etmesi amaçlanmıştır. Musikinin icra ile nazariyesini kusursuz bir şekilde uzlaştırmaya çalışan arayışlar yalnızca eski dönemlere has olmayıp bugün de güncelliğini korumaktadır. Değişen ortam, şart ve zevklere göre değişen uygulama, nazarî sistemlerin de sürekli bir dinamizm içinde olmasına sebep olmuştur. Türk musikisinde formlar, usuller, çalgılar, makam yapıları değişim ve yenilenmenin önemli araçlarından olmuştur. 13. yüzyıldan itibaren sistemli bir şekilde ele alınmaya başlanan musiki nazariyatını konu alan ve edvar adı verilen eserlerde makam, âvâze, şube ve terkip şeklinde bir tasnif sistemi benimsenmiştir. Bu sınıflandırmada âvâze ve şubeler zamanla önemini yitirse de terkipler varlığını sürdürmüştür. Bir makamın bir veya daha fazla makam ya da âvâze ile birleştirilmesiyle oluşan yapılara terkip adı verilmiştir. Makam, âvâze, şube ve terkiplerin bir kısmının isimlerinde belirgin bir değişiklik göze çarpmazken, yapılarında zamanla değişimler meydana gelmiştir. Erken dönem klasik edvarlarda tarif ve yapılarında kesin bir fikir birliği bulunmayan terkipler, makam yapıları içinde sayıları en çok olan gruptur. Sayılarının çok olması, yenileri üretilirken bir kısmının kullanımının terk edilmesi gibi sebeplerle musiki tarihimizde yoğun denilebilecek bir terkip dolaşımı oluşmuş, büyük çoğunluğu günümüze ulaşamayarak edvar kitaplarının sayfalarında kalmıştır. Bugün terkip kelimesi terk edilmiş olup, terkipler bileşik makam ya da yalnızca makam olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma, makam kavramı altında ele alınan terkiplerin Türk musikisinin yenilenme ve değişim sürecine sağladığı katkıyı ve oynadığı rolü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler literatür tarama ve doküman inceleme teknikleri kullanılarak elde edilmiş ve bu veriler üzerinde betimsel analiz yapılmıştır.</jats:p
Demografik Değişkenler Işığında Muhasebe Hata ve Hilelerine Yönelik Bir Saha Araştırması: Van İli Örneği
Bu araştırmanın amacı, demografik değişkenler ekseninde muhasebe meslek mensuplarının hata ve hilelere yönelik yaklaşımlarının tespit edilmesidir. Bu doğrultuda, Van Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı 245 meslek mensubundan yüz yüze anket aracılığıyla veriler toplanmıştır. Verilerin analizi aşamasında t testi, one way anova analizi ve post hoc testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcı meslek mensuplarının hata ve hilelere yönelik yaklaşımlarında cinsiyet faktörünün belirleyici bir rol üstlenmediği görülmüştür. Araştırmaya katkı sunan muhasebe meslek mensuplarının yaş açısından hata ve hilelere yönelik yaklaşımlarının farklılık sergilediği belirlenmiştir. Katılımcıların yaşları ilerledikçe hata ve hilelere yönelik duyarlılıklarının düştüğü gözlenmiştir. Çalışma süresinin katılımcı muhasebe meslek mensuplarının hatalara yönelik yaklaşımlarında belirleyici bir işlev gösterdiği keşfedilmiştir. Tecrübe açısından meslekte yeni olan meslek mensuplarının muhasebe hatalarına karşı daha hassas bir tutum sergiledikleri çalışma kapsamında tespit edilmiştir.The aim of the study is to determine the approaches of accounting professionals towards errors and frauds on the axis of demographic variables. In this direction, data are collected from 245 professional members registered in Van Chamber of Certified Public Accountants through a face-to-face questionnaire. In the data analysis phase, t test, one-way Anova analysis and post hoc test are used. As a result of the analysis, it is seen that the gender factor did not play a determining role in the approaches of the participating professional members towards errors and frauds. It is determined that the attitudes of the accounting professionals who contributed to the study towards errors and frauds differ in terms of age. It is observed that the sensitivity of the participants towards errors and frauds decreased as they got older. It is discovered that the working period has a determining function in the approaches of the participant accounting professionals towards errors and frauds. In terms of experience, it is determined within the scope of the study that professional members who are new in the profession exhibit a more sensitive attitude towards accounting errors