MAU GCRIS Standard Database (Mardin Artuklu University)
Not a member yet
7418 research outputs found
Sort by
Level of Health Literacy of Parents Who Visit the Pediatric Emergency Department
Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlıkla ilgili bilgiye ulaşma, bu bilgiyi anlama, değerlendirme ve sağlıkla ilgili kararlarında etkili biçimde kullanma becerisidir. Ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeyi yalnızca kendi sağlıkları açısından değil, aynı zamanda çocuklarının sağlığının korunması ve geliştirilmesi bakımından da kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, düşük sağlık okuryazarlığı; gereksiz acil başvurular, yanlış sağlık kararları ve sağlık hizmetlerinin etkin kullanılmaması gibi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu araştırma, çocuk acil servisine başvuran ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlemek ve bu düzeyin sosyo-demografik özellikler ile sağlık hizmeti kullanım davranışları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın verileri 22/07/2024-27/09/2024 tarihleri arasında Mardin ilinde bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinin çocuk acil servisine başvuran 345 ebeveynden anket yöntemi ile toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak 'Ebeveyn ile İlgili Demografik Özellikler Formu', 'Acil Servis Sürecine İlişkin Bilgiler Formu' ve 'Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Türkçe Uyarlaması (ASOY-TR)' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin genel olarak orta-alt düzeyde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %62.3'ü 'yetersiz', %28.4'ü 'sınırlı/sorunlu', sadece %8.7'si 'yeterli' ve %0.6'sı 'mükemmel' sağlık okuryazarlığı düzeyine sahiptir. Sağlık okuryazarlığı düzeyi; eğitim durumu, ekonomik durum, aile yapısı ve annenin çalışma durumu gibi değişkenlerle anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca düzenli kitap okuma alışkanlığı olanların sağlık okuryazarlığı daha yüksektir. Yaş ve çocuk sayısı arttıkça sağlık okuryazarlığında düşüş gözlenmiştir. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarını doğrudan çocuk acil servise getirmekte ve aile hekimine başvurmamaktadır. Çocuk acil servisin ilk başvuru yeri olarak tercih edilmesi, genellikle düşük sağlık okuryazarlığı ile ilişkilidir. Araştırma sonuçları, ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin, çocuklarının sağlık hizmetlerinden yararlanma biçimini doğrudan etkilediğini ortaya koymuştur. Sağlık okuryazarlığı düşük olan ebeveynlerin aile hekimine başvurma olasılığı daha düşük; sağlık bilgisine sağlık çalışanı dışı kaynaklardan ulaşan bireylerde sağlık okuryazarlığı puanı daha düşük bulunmuştur. Bu durum, toplumda sağlık bilgisine erişim ve bilgiyi değerlendirme yeterliliğinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, ebeveynlerin sağlık okuryazarlık düzeyi, çocuklarının sağlık hizmetlerinden nasıl yararlandığını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Acil Servis, Ebeveyn, Çocuk, Sağlık okuryazarlığıHealth literacy refers to an individual's ability to access, understand, evaluate, and effectively use health-related information to make informed health decisions. Parents' health literacy levels are crucial not only for their health but also for protecting and enhancing the health of their children. In this context, low health literacy can lead to unnecessary emergency department visits, incorrect health decisions, and ineffective use of healthcare services. This study aimed to determine the health literacy levels of parents presenting to a paediatric emergency department and to examine the impact of this level on socio-demographic characteristics and healthcare utilization behaviours. The data for this study was collected through a survey method from 345 parents who visited the paediatric emergency department of a training and research hospital located in Mardin province between 22/07/2024 and 27/09/2024. The 'Demographic Characteristics Form', 'Information regarding Emergency Department Visit Form', and 'European Health Literacy Scale Turkish Adaptation (EHLS-TR)' have been used as data collection tools. The data were analysed using SPSS 22.0. The study found that parents' health literacy levels were generally moderate to low. Of participants, 62.3% had 'inadequate,' 28.4% had 'limited/problematic,' only 8.7% had 'sufficient,' and 0.6% had 'excellent' health literacy level. Health literacy levels were found to be significantly correlated with variables such as education level, economic status, family structure, and the mother's employment status. Furthermore, those with regular reading habits had higher health literacy. Health literacy decreased as the age and the number of children increased. The vast majority of parents brought their children directly to the paediatric emergency department and avoided consulting their general practitioner. Choosing the paediatric emergency department as their first point of contact is generally associated with low health literacy. Research results revealed that parents' health literacy levels directly impacted their children's utilisation of healthcare services. Parents with low health literacy were less likely to consult their general practitioner, and individuals who accessed health information from sources other than healthcare professionals had lower health literacy scores. This suggests that society's ability to access and evaluate health information is limited. Consequently, parents' health literacy levels directly impact how their children utilise healthcare services. Therefore, there is a need for education and awareness programs aimed at increasing health literacy. Keywords: Paediatric Emergency Department, Parents, Child, Health Literac
Impact of a Psychoeducation on Caregiver Burden, Internalized Stigma, Anxiety, and Coping in Caregivers of Children With Epilepsy: A Randomized Pilot Study
Sakiz, Halis/0000-0003-2406-1011; Kacan, Havva/0000-0003-2493-3051;This pilot randomized trial examined the effects of a psychoeducational intervention on caregiving burden, anxiety, internalized stigma, and coping strategies among caregivers of children with epilepsy. Using a randomized design, 54 caregivers were assigned to either an experimental (n = 28) or control (n = 26) group. The 6-week intervention included psychoeducation, emotional support, and stress-management techniques aimed at enhancing caregivers' psychological well-being. Results showed significant reductions in caregiving burden (p = 0.000), internalized stigma (p = 0.000), and anxiety (p = 0.000) in the experimental group, while the control group showed no significant changes. Caregivers in the experimental group also adopted more adaptive coping strategies, including increased self-confidence (p = 0.000) and optimistic approaches (p = 0.001), greater reliance on social support (p = 0.001), and decreased use of helpless (p = 0.000) and submissive coping styles (p = 0.000). These findings demonstrate the feasibility and preliminary efficacy of psychoeducational interventions for improving caregiver well-being and suggest the need for a future large-scale definitive trial to confirm these effects
Dârülfünunda Arap Edebiyatı Tarihi Derslerinin İlk İzleri: Ulûm-i Âliye-i Dîniyye ve Edebiyat Şubeleri Müderrisi Mehmed Fehmi’nin Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye Eseri Örneği
Dârülfünun, Osmanlı Dönemi’nde, 1900 yılında farklı bilimleri bir araya getiren, modern yapıda bir yüksek öğretim kurumu olarak açılmıştır. Batı tarzında bir üniversite modeli oluşturma amacıyla kurulmuş olmasına rağmen Dârülfünunun işleyişi, Osmanlı’nın o dönemdeki kendine özgü şartları doğrultusunda şekillenmiştir. Bu çalışmada Dârülfünundaki öğretim faaliyetlerine katkı sağlayan, Ulûm-i Âliye-i Dîniyye ve Edebiyat Şubeleri Müderrisi Mehmed Fehmi’nin (öl. 1944) Arap edebiyatı tarihini işleme yöntemi ele alınmıştır. Çalışmada Dârülfünunda Arap edebiyatı tarihi derslerinin nasıl işlendiği ve Mehmed Fehmi’nin ders notlarından derlenen Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye eserinin Arap edebiyatı tarihi açısından önemi üzerinde durulmuştur. Kaleme alınmış ilk Türkçe Arap edebiyatı tarihi olarak kabul edilen bu eser, Türkiye’de Arap edebiyatı tarihi öğretiminin gelişim seyri açısından önemli bir kaynaktır. Çalışmanın amacı, Dârülfünun eğitim anlayışı çerçevesinde mezkûr eseri üslup, içerik ve yöntem açısından analiz eden bir araştırmanın bulunmayışının oluşturduğu boşluğu doldurmaktır. Elde edilen veriler çerçevesinde betimsel ve eleştirel analiz yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, ülkemizdeki üniversitelerin çeşitli fakültelerinin müfredatında yer alan Arap edebiyatı tarihi derslerinin yükseköğretim düzeyindeki ilk örneğinin yapısal özelliklerini tespit ederek ileride yapılacak karşılaştırmalı araştırmalara katkı sağlanması hedeflenmiştir. Çalışmada Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye eserinin Dârülfünun talebelerine hitap edecek üslupta çok boyutlu, kapsayıcı, öğretime uygun ve özgün bir şekilde kaleme alındığı sonucuna ulaşılmıştır
New Observations on Pre-Pottery Neolithic Earrings and Lip Labrets at Boncuklu Tarla. Age, Gender and Social Identity
Kodas, Ergul/0000-0001-8340-5828New data from the excavations at Boncuklu Tarla reveal that objects previously classified as ambiguous stone artefacts, tokens, or more commonly stone earplugs, are, in fact, labret earrings. The discovery of these objects in situ during the excavations has, more specifically, led to a reevaluation of their definition. Our study of the burials in which these objects were found not only validate their use as body ornaments but also provide further data highlighting their significance. We can now engage in a discussion of concepts such as individual and social identity, taking into account the age and gender of the individuals associated with these objects. This article therefore aims to discuss the earrings and labrets recovered from burial contexts during the 2017 excavation season at Boncuklu Tarla, establishing their typology and focusing on the age and gender of the deceased wearing them, while reinterpreting them through the lens of identity. (c) 2025 Elsevier Masson SAS. All rights are reserved, including those for text and data mining, AI training, and similar technologies
The Role of Tele-Health Approaches in Home Nutrition Support
The integration of digital technologies into healthcare has transformed home- based nutrition support. Tele- health, especially tele- nutrition, has become essential for delivering personalised dietary counselling and monitoring by overcoming geographical and logistical barriers. This chapter examines the development and implementation of tele- nutrition, particularly in home enteral nutrition (HEN) and chronic disease contexts. Drawing on current evidence, it discusses how mobile applications, wearable technologies, AI- based systems, and hybrid care models improve clinical outcomes, patient engagement, and continuity of care. The chapter also addresses barriers such as limited digital literacy, regulatory inconsistencies, and social inequalities, alongside ethical concerns like informed consent and algorithmic transparency. Policy implications are analysed in relation to reimbursement systems, licensure frameworks, and the legal responsibilities of clinicians. The chapter concludes with strategic recommendations for integrating tele- nutrition into public health infrastructures and outlines research priorities focused on long- term effectiveness, patient- reported outcomes, and inclusive design. By synthesizing multidisciplinary evidence, this chapter provides a comprehensive roadmap for the sustainable integration of tele- health in home- based nutrition support, reinforcing its relevance in achieving equitable, person- centred, and technology- enabled dietary care. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved
Blockchain-Enabled Strategies for Sustainable Business and Organisational Growth
This chapter examines the transformative role of blockchain technology in fostering sustainable business and organisational growth. It highlights blockchain’s capacity to enhance supply chain transparency, promote innovative business models and embed ethical practices into corporate strategies. Blockchain’s decentralized and immutable features enable organisations to address challenges such as resource inefficiency, unethical practices and stakeholder mistrust. The integration of blockchain with the principles of the smart circular economy offers a pathway for redefining linear economic models, emphasizing reuse, remanufacturing and recycling to achieve sustainability goals. Furthermore, blockchain-enabled tokenization and decentralized decision-making frameworks are explored as tools for incentivizing sustainability and improving resource management. Despite its potential, blockchain adoption faces barriers, including regulatory uncertainties and technological standardization issues. This chapter underscores the necessity for strategic frameworks, stakeholder collaboration and a culture of continuous learning to fully leverage blockchain’s potential for sustainable practices. By addressing these challenges, blockchain technology can become a cornerstone for achieving long-term sustainability and resilience in businesses and organisations. © The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2025
Translation and introduction of Sayyid Zayn al-ʿĀbidīn b. Nūr al-Dīn al-Ḥusaynī al-Kāshānī's Work Titled Mufarriḥat al-Anām fī Ta'sīs Bayt Allāh al-Ḥarām
Bu çalışmada Osmanlı padişahı IV. Murad (1623/1640) döneminde Mekke'de meydana gelen Büyük Sel (1039/1630) hadisesi sonrasında Kâbe'nin temelden yıkılıp yeniden inşa edilme süreci ele alınmış, bu hadiseyi aktaran Seyyid Zeynülâbidîn b. Nûreddîn el-Kâşânî'nin (ö.?) kaleme aldığı Müferrihetü'l-Enâm fî Te'sîsi Beytillahi'l-Harâm adlı eseri incelenmiştir. Bu çerçevede eserin Türkçe'ye çevirisi ve değerlendirmesi yapılmış, dil ve üslup özellikleri başta olmak üzere nitelik bakımından eser incelenmiştir. Müellif eserinde bizzat katıldığı bu imar sürecini gün gün kayıt altına almış, en önemlisi de XI/XVII yüzyıl Mekke'sinde bulunan kutsal mekânları irdelemiştir. Eser özellikle Şiî âlimler arasında büyük bir itibar görmüştür. Müellifin Kâbe'nin yeniden inşa sürecine doğrudan katılması ayrıca önemli görülmüştür. Çalışmada Seyyid Zeynülâbidîn b. Nûreddîn'in hayatına değinilmiş, bunun yanı sıra Kâbe'nin XI/XVII yüzyılda yaşanan yıkım ve yeniden imar süreci ele alınarak bu süreci anlatan diğer dönem kaynakları incelenmiştir. Böylece önemli bir tarihi olaya ışık tutulmuş, Kâbe'nin imar tarihine ilişkin süreç incelenerek bu mukaddes yapının tarihsel gelişimi ve mimari evreleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mekke, Kâbe, Büyük Sel, IV. Murad, Seyyid Zeynülâbidîn b. Nûreddîn, Müferrihetü'l-EnâmIn this study, the process of the Kaaba being demolished from its foundation and rebuilt following the Great Flood (1039/1630) incident that occurred in Mecca during the reign of Ottoman Sultan Murad IV (1623/1640) has been discussed, and the work Mufarriḥat al-Anām fī Ta'sīs Bayt Allāh al-Ḥarām written by Sayyid Zayn al-ʿĀbidīn b. Nūr al-Dīn al-Kāshānī (d.?), who narrated this event, has been examined. In this context, the work has been translated into Turkish and evaluated, and it has been examined in terms of quality, including its language and style features. In his work, the author recorded this reconstruction process, which he personally participated in, day by day, and most importantly, he scrutinize the holy places in Mecca in the XI/XVII the century. The work has been highly regarded, especially among Shiite scholars. The author's direct involvement in the reconstruction process of the Kaaba is also considered important. In this study, the life of Sayyid Zayn al-ʿĀbidīn b. Nūr al-Dīn is mentioned, as well as the destruction and reconstruction process of the Kaaba in the XI/XVII th century, and other period sources describing this process are examined. Thus, an important historical event has been shed light on, and the process of the Kaaba's construction history has been examined, and the historical development and architectural phases of this sacred structure have been tried to be revealed. Keywords: Mecca, Kaaba, Great Flood, Murad IV, Sayyid Zayn al-ʿĀbidīn b. Nūr al- Dīn, Mufarriḥat al-Anā
Okul Yöneticiliğinde Kadın Olma Deneyimine İlişkin Zorluklar ve Engeller
Türkiye’de kadın öğretmenler erkek paydaşları gibi eğitim camiasına katkı sunmaktadırlar. Kadınların, öğretmenlik mesleğinde olduğu gibi okul yöneticiliği pozisyonlarında da yer almaları, kadınlara ve kız çocuklarına ilham kaynağı olması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışma ile kadın okul yöneticilerinin bakış açısından, kadın yöneticilerin karşılaştığı sorunlar, yönetici olmaya ilişkin engeller ve bu olumsuz yargıların üstesinden gelmek için alınabilecek önlemler incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırmaya dayalı temel nitel araştırma deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Mardin’de görev yapmakta olan 26 kadın okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırma bulguları, kadın okul yöneticilerinin yöneticilik rollerine ilişkin karşılaştıkları engeller, kadın okul yönetici sayısının yetersiz olma sebebine ilişkin bulguları ve deneyimleri, kadın okul yönetici sayılarının nasıl arttırılabileceği ve bu yönde ne gibi politikaların olması gerektiği yönündedir. Araştırmada, kadın okul yöneticilerinin ailedeki sorumlulukları ve yöneticilik görevi arasında denge kurmada zorlandıkları, kadın okul yöneticilerinin cinsiyet temelli problemler yaşadıkları ve çalışma koşullarının ağır olmasından dolayı kadınların okul yöneticisi olmak istememesi gibi sonuçlara ulaşılmıştır
İşrâkî Siyaset Felsefesine Göre Âlemin Hükümdarı: Teosof
Sühreverdî’nin siyaset yönetimine dair bu çalışmanın amacı onun hikmet anlayışıyla kurguladığı yönetim modelini işrâk felsefesi çerçevesinde temellendirmektir. Çalışmada Sühreverdî’nin hikmet anlayışı, karşılaştırmalı ve yorumlamacı bir yöntemle incelenecektir. Akıl, vahiy, irfan ve antik hikmeti birleştirerek kurduğu işrâk hikmetiyle Sühreverdî, bir taraftan Zerdüşt ve Platon gibi doğu ve batının iki geleneğini birleştirmeye çalışırken diğer taraftan dinî öğretilerden beslenen bir hikmeti ortaya koyarak evrensel ve ezelî hikmeti yeniden diriltmeyi amaçlamıştır. Ona göre vahiy, keşf ve şuhûdla ulaşılabilen bu kurtarıcı bilgi, aklî ve felsefî bilgi üzerinde inşa edilmelidir. Sühreverdî’nin bu yaklaşımı onun siyaset anlayışına yansımış ve yönetimin ilahî hikmetle donanmış hakîm-i müteellih tarafından icra edilmesine zemin hazırlamıştır. Bu nedenle onun siyasi yönetimi hakikat bilgisine erişmiş ârifin yönetimiyle meşruiyet kazanmıştır. Çalışmada, Sühreverdî’nin klasik siyasi kuramlardan farklı olarak müteellih yönetici modelini merkeze alarak hem felsefî hem dinî temellere dayanan metafizik temelli özgün bir siyaset tasavvuruna imkân kazandırdığı sonucuna varılmıştır
An Evaluation of the Vocational Educational Centers Through Swot Analysis: The Case of Diyarbakır
Yapılan araştırmanın amacı, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programlarının, yiyecek içecek sektöründe çalışan bireylerin mesleki bilgi ve beceri kazanmalarındaki rolünü değerlendirmek ve programın mevcut durumunu SWOT analizi yöntemiyle ortaya koymaktır. Çalışma, Diyarbakır ilinde uygulanan MESEM programlarını odağına alarak, programın güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaştığı fırsat ve tehditleri sistematik biçimde belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi benimsenerek yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçeleri olan Yenişehir, Kayapınar, Bağlar ve Sur'da faaliyet gösteren Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programına doğrudan dâhil olan dört farklı çalışma grubundan toplam 45 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma grubu; 30 öğrenci, 5 öğretmen, 5 işletme sahibi ve 5 MESEM yöneticisinden oluşmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, MESEM'lerin uygulamalı eğitim yoluyla öğrencileri erken yaşta iş yaşamına hazırlamada etkili bir model sunduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, bazı yapısal ve işleyişe dair sorunların giderilmesi gerektiği görülmüştür. Güçlü yönlerin desteklenmesi ve karşılaşılan tehditlerin azaltılması, bu kurumların mesleki eğitimdeki rolünü daha da güçlendirecektir.The aim of this study is to evaluate the role of Vocational Education Centers (MESEM) programs in enhancing the professional knowledge and skills of individuals working in the food and beverage sector, and to reveal the current state of the program through a SWOT analysis. Focusing on MESEM programs implemented in the province of Diyarbakır, the study seeks to systematically identify the strengths, weaknesses, opportunities, and threats associated with the program. The research was conducted using a qualitative research method. The study group consists of 45 participants who are directly involved in the MESEM program during the 2024 2025 academic year in the central districts of Diyarbakır: Yenişehir, Kayapınar, Bağlar, and Sur. The study group includes 30 students, 5 teachers, 5 business owners, and 5 MESEM administrators. Participants were selected using criterion sampling, one of the purposeful sampling methods. Semi-structured interview forms were used as the data collection tool. The qualitative data obtained were analyzed using content analysis technique. As a result of the study, it was determined that MESEM offers an effective model for preparing students for work life at an early age through practical training. However, it was also found that certain structural and operational issues need to be addressed. Supporting the program's strengths and minimizing the threats it faces will further enhance the role of these institutions in vocational education