MAU GCRIS Standard Database (Mardin Artuklu University)
Not a member yet
7418 research outputs found
Sort by
6 Şubat Depremleri Sonrası Karanlık (Dark) Turizm Adıyaman İçin Kurtarıcı Olabilir mi?
6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye’de meydana gelen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen depremler, 11 ilde ciddi can ve mal kayıplarına yol açmıştır. Depremlerden etkilenen iller arasında Adıyaman da yer almaktadır. Depremler öncesinde, GAP turları kapsamında turistik bir destinasyon olarak değerlendirilen Adıyaman, sahip olduğu tarihi, kültürel ve dini değerler ile ziyaretçi talebi görmekteydi. Yaşanan felaketin ardından ekonomik ve sosyal anlamda çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalan ilde, turistik talep yönünden de belirgin bir düşüş yaşanmıştır. Mevcut turizm potansiyelinin çeşitlendirilerek ekonomik ve sosyal toparlanma sürecine katkı sağlayabileceği düşüncesinden hareketle gerçekleştirilen çalışmanın temel amacı, deprem felaketi sonrası karanlık (dark) turizmin Adıyaman için bir çıkış noktası olup olamayacağını irdelemektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak, depremler nedeniyle meydana gelen yıkım ve kayıpların karanlık turizm arzı kapsamında, toparlanma sürecine etkisi değerlendirilmektedir. Ayrıca, karanlık turizm çerçevesinde, il özelinde olası arz unsurlarının etkin sunumu konusunda paydaşlara yönelik öneriler geliştirilmektedir
Integration of the Provus Discrepancy Model in Assessing Spatial Flexibility in Architectural Design Studios
Architectural education studios are significant spaces for assessing spatial use by students and faculty. This study aimed to evaluate user satisfaction in architecture faculty studios using the Provus Discrepancy Model. The findings revealed that while students expressed higher satisfaction, faculty members tended to be more critical in their evaluation of the spaces. This situation indicates that the needs and perceptions of different user groups may vary in the design of educational environments. The results underscore the importance of accommodating diverse user requirements in studio configuration, rather than adopting a one-size-fits-all approach. The study provides empirical evidence to inform the enhancement of flexibility in architectural education studios, contributing to the development of spaces better aligned with evolving pedagogical and practical needs
A Deep Learning Approach for Fault Detection in Photovoltaic Systems Using MobileNetV3
This study investigates the use of the MobileNetV3 deep learning architecture for fault detection in Photovoltaic (PV) systems. The research developed a model capable of classifying solar panels under six different conditions: clean, physically damaged, electrically damaged, snow covered, bird droppings covered, and dusty panels. Using a dataset obtained from Kaggle, pre-processed and divided into training (70%) and test (30%) sets, the MobileNetV3 model achieved a validation accuracy of 95%. Confusion matrix analysis showed high classification accuracy, in particular 100% accuracy for snow-covered and bird droppings-covered panels, with F1 scores as high as 98.73% for certain classes. Training and validation curves confirmed stable learning with low loss values. Compared to models such as EfficientB0 + SVM and InceptionV3-Net + U-Net, MobileNetV3 demonstrated competitive accuracy and computational efficiency, making it suitable for resource-constrained devices. This approach improves energy efficiency, reduces manual inspection, and promotes sustainable energy production. Future work will expand the dataset to include different climatic conditions and fault scenarios, improving the robustness and real-world applicability of the model
İlkokul Öğrencilerinin Ekran Bağımlılığı, Zorbalık ve Yalnızlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul öğrencilerinin ekran bağımlılığı, zorbalık ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen bu çalışmaya Mardin ilinden 226 erkek ve 222 kız olmak üzere toplam 448 öğrenci katılmıştır. Bulgulara göre, ilkokul öğrencilerinin ekran bağımlılığı, zorbalık ve yalnızlık seviyelerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ekran bağımlılığı ve zorbalık düzeyleri kızların lehine anlamlı şekilde daha düşük bulunmuştur. Öğrencilerin kardeş sayısı, ebeveyn eğitim düzeyi, sınıf düzeyi ve hane geliri değişkenlerine göre zorbalık düzeyinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin hane geliri, anne eğitim düzeyi ve kardeş sayısı değişkenlerine göre yalnızlık düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Zorbalık, yalnızlık ve ekran bağımlılığı arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Son olarak cinsiyet, yalnızlık ve anne ekran kullanım sıklığı değişkenleri birlikte zorbalığı yordamaktadır
Investigation of in Vitro Antioxidant and Anticancer Properties of Arum Meryemianum Ethylacetate and Methanol Extracts
Bitkiler, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden bu yana tedavi edici özellikleriyle dikkat çeken temel doğal kaynaklardır. İlk çağlardan itibaren yararlı ve zararlı etkileri gözlemlenmiş ve bu deneyimler geleneksel ve modern tıbbın temelini oluşturur. Modern farmakolojinin temelleri de büyük ölçüde bitkisel kaynaklı bileşiklere dayanmaktadır. Bu çalışmamızda, Türkiye'de bulunan Kahramanmaraş- Osmaniye illeri etrafında yayılış gösteren ve endemik bitki türü olarak kabul edilen Arum meryemianum bitkisinin etila asetat ve metanol özütlerinin in vitro ortamda biyolojik (antioksidan ve antikanser) aktiviteleri araştırıldı. Bitki örnekleri 2024 Mayıs- Haziran aylarında Kahramanmaraş ilinde toplandı ve kurutuldu. Kurutulan bitki metanol ve etil asetat çözücüleri ile özütlendi. Antioksidan kapasite için ise DPPH radikal süpürme testi ve CUPRAC yöntemi kullanıldı, elde edilen sonuçlar askorbik asit ile karşılaştırıldı. A.meryemianum için en yüksek DPPH radikalini süpürme aktiviteleri etil asetat özütlerinde sırasıyla 19,5±9,6 µg/mL ve metanol özütlerinde 19,9±11,1 µg/mL olarak tespit edildi. Antikanser etkiler ise T98G (glioblastoma), A549 (akciğer karsinoma), U2OS (osteosarkom) ve HUVEC (İnsan Göbek Kordonu Endotel Hücresi) hücre hatları kullanılarak MTT testi ile belirlendi. IC50 değerleri 24, 48 ve 72 saatlik inkübasyon sürelerinde hesaplanarak doz-bağımlı etkinlik analiz edilmiştir. Antikanser etkinliği bilinen sisplatin bileşiği uygulanmış hücrelerin, etkinlikleri gözlemlendi ve sonuç grafikleri sunuldu. Çalışma sonucunda, A.meryemianum özütünün belirli konsantrasyonlarda önemli düzeyde antioksidan aktivite gösterdiği özellikle T98G ve A549 hücre hatlarında anlamlı sitotoksik etki yarattığı gözlemlendi. Bu bulgular, A.meryemianum bitkisinin farmasötik amaçlı kullanılabilecek potansiyel doğal bir biyoaktif madde kaynağı olabileceğini gösterdi. Çalışmamız, Türkiye florasında yer alan endemik bir bitkinin biyolojik etkilerini bilimsel olarak ortaya koyarak, gelecekte yapılacak olan doğal kaynaklı ilaç geliştirme çalışmalarına ışık tutabilecek nitelikte önemli bir katkı sunar. Anahtar Kelimeler: Arum meryemianum, Antioksidan, Antikanser, IC50, Doğal özütPlants have been fundamental natural resources noted for their therapeutic properties since the earliest periods of human history. From ancient times, their beneficial and harmful effects have been observed, and these experiences form the foundation of both traditional and modern medicine. The foundations of modern pharmacology are also largely based on plant- derived compounds. In this present study, the biological (antioxidant and anticancer) activities of the ethyl acetate and methanol extracts of Arum meryemianum, an endemic plant species distributed around the Kahramanmaraş and Osmaniye provinces in Turkey, were investigated in vitro. Plant samples were collected in the Kahramanmaraş province in May- June 2024 and dried. The dried plant material was extracted using methanol and ethyl acetate solvents. For antioxidant capacity, the DPPH radical scavenging assay and the CUPRAC method were employed, and the obtained results were compared with ascorbic acid. The highest DPPH radical scavenging activities for A. meryemianum were determined in the ethyl acetate extracts (19.5 ± 9.6 µg/mL) and methanol extracts (19.9 ± 11.1 µg/mL), respectively. Anticancer effects were determined using the MTT assay on T98G (glioblastoma), A549 (lung carcinoma), U2OS (osteosarcoma), and HUVEC (Human Umbilical Vein Endothelial Cell) cell lines. IC50 values were calculated following 24, 48, and 72-hour incubation periods to analyze dose-dependent efficacy. The activities of these cells were observed against cells treated with cisplatin, a compound with known anticancer activity, and the results are presented graphically. The results of the study demonstrated that the A. meryemianum extract exhibited significant antioxidant activity at certain concentrations and notably induced a significant cytotoxic effect, particularly on the T98G and A549 cell lines. These findings indicate that A. meryemianum could be a potential source of natural bioactive compounds for pharmaceutical applications. Our study makes a significant contribution by scientifically elucidating the biological effects of an endemic plant within the Turkish flora, potentially illuminating future natural product-based drug development research. Key Words: Arum meryemianum, Antioxidant, Antimicrobial, Anticancer, IC50, Natural extrac
An Effort to Understand Parents' Media Mediation Roles and Early Childhood Children's Digital Game Addiction Tendency: A Descriptive Correlational Survey Study (Vol 29, Pg 17825, 2024)
Pasolini Sinemasında Direnirken Kaybedenlerin Öyküsü: Mamma Roma (1962)
Yönetmen, şair, yazar gibi pek çok sıfatı taşıyan Pier Paolo Pasolini’nin sinema dünyasındaki etkisi günümüzde de devam etmektedir. İtalyan yeni gerçekçi sinemacılarla tanışan ve onlardan ilham alan yönetmen bu tanışmadan sonra anlatmak istediklerini sinema vasıtasıyla gerçekleştirir. Pasolini’nin kültürel ve entelektüel birikimi kendisini en çok sinema filmlerinde hissettirir. Özellikle ilk dönem çektiği filmler kapitalizm ve burjuva eleştirisi açısından büyük önem taşımaktadır. İtalyan yeni gerçekçi sinemanın kodlarını filmlerinde sıklıkla kullanan yönetmen bunları entelektüel birikimiyle harmanlayarak izleyiciye aktarmaktadır. Alt sınıf ve toplumun dışına itilmiş bireylerin yaşadıkları ekonomik bunalım ve sosyal dışlanmışlığı birey üzerinden aktarmak, Pasolini sinemasının temel özellikleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma Pasolini sinemasında kapitalizm ve burjuvazinin insanlar üzerinde yarattığı tahribatı irdelemeyi amaçlamaktadır. Çünkü Pasolini için bu sadece bir yanılsamadan ibarettir. Bu amaç doğrultusunda kapitalizm ve burjuvaziye ağır eleştiriler yönelttiği filmi Mamma Roma (1962) amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Pasolini ilk filmi Accattone’de olduğu gibi Mamma Roma filminde de isteklerini gerçekleştirme peşinde savaş veren alt sınıf karakterlerin hikâyesine odaklanmaktadır. Alt tabakada yaşayan insanların hayalini kurduğu burjuva yaşamına geçme arzusu, onlar için yıkımdan öte bir anlam taşımamaktadır. Pasolini, bu yıkımı filmin sonunda Ettore’nin ölümü ve Mamma Roma’nın sokaklarda biçare bir şekilde dolaşmasıyla izleyiciye aktarmaktadır. Yönetmen filmde İtalyan yeni gerçekçi sinemanın estetik ve ideolojik öğelerini kendi üslubuyla yorumlayarak beyazperdeye aktarmıştır. Bu film sadece durumu ortaya çıkarmakla kalmamış aynı zamanda bunun nedenleri üzerinde de durmuştur. Toplumsal gerçekliğin değişmediği, bu çürümüşlüğün toplumun tüm katmanlarına sirayet ettiği gerçeği Pasolini’nin özellikle vurgulamak istediği noktadır. Çalışma; Pasolini’nin filmde bireyler üzerinden toplumsal bir eleştiri yaptığı, kapitalizm ve burjuvanın bireyler üzerinde yanıltıcı bir tahakküm kurduğu ve bu yanılsamanın ölümle bittiği sonucuna ulaşmıştır
Yemek Pişirme Etkinliğinin Bağımlı Bireylerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisi
Bu çalışma, gastronomi atölyesi kapsamında gerçekleştirilen yemek pişirme etkinliklerinin, bağımlılık tedavisi gören bireylerin yaşadıkları psikososyal değişim ve dönüşümleri keşfetmeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma modeliyle tasarlanan bu çalışmada, katılımcı gözlemleri, kurumdaki uzman psikologlarla yapılan yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler ve destekleyici psikolojik ölçek uygulamaları bir araya getirilerek çok katmanlı bir veri toplama stratejisi uygulanmıştır. Bulgular, mutfak temelli müdahalelerin altı temel boyutta anlamlı değişimler yarattığını ortaya koymaktadır. Bunlar; 'Öz güven ve öz değer, sosyal boyut ve aidiyet duygusu, duygu düzenleme ve psikolojik rahatlama, gelecek perspektifi ve umut, davranışsal içselleştirme, sorumluluk bilinci ve katılım' temalarıdır. Bu bulgular yemeğin sadece bir beslenme aracı değil; bireyin kimliğini yeniden inşa edebileceği, sosyal aidiyetini pekiştirebileceği ve psikolojik olarak rahatlama sağlayabileceği terapötik bir araç olduğu araştırma bulgularıyla güçlü biçimde temellendirilmiştir. Bu dönüşümler, pozitif psikolojinin PERMA modeli (Pozitif Duygu, Katılım, İlişkiler, Anlam, Başarı) çerçevesinde kavramsallaştırılmıştır ve mutfak faaliyetlerinin psikolojik iyilik hali ile yeniden sosyal entegrasyonu destekleyici rolüne işaret etmiştir. Gastronomi atölyesi yalnızca mesleki eğitim süreci olarak değil; kimliğin yeniden inşası, sosyal bütünleşme ve psikolojik iyilik halini teşvik eden çok boyutlu bir müdahale alanı olarak değerlendirilmektedir. Bulgular, grup temelli mutfak müdahalelerinin bağımlılıktan kurtulma sürecinde düşük maliyetli, kültürel olarak uyarlanabilir ve etkili bir psikososyal destek modeli sunabileceğini göstermektedir. Ayrıca, rehabilitasyon merkezleri, sosyal hizmet uygulamaları ve gastronomi eğitimi alanlarında politika üreticilere yön verebilecek uygulanabilirlik potansiyeli taşımaktadır.This study aims to explore the psychosocial changes and transformations experienced by individuals undergoing addiction treatment through cooking activities conducted within the scope of a gastronomy workshop. Designed using a qualitative research model, the study employed a multi-layered data collection strategy by combining participant observations, semi-structured face-to-face interviews with professional psychologists at the institution, and supportive psychological scale assessments. The findings reveal that kitchen-based interventions produce meaningful changes across six key dimensions: self-confidence and self-worth; social connectedness and sense of belonging; emotional regulation and psychological relief; future orientation and hope; behavioral internalization; and sense of responsibility and participation. These findings strongly support the idea that food is not merely a means of nourishment, but a therapeutic tool through which individuals can reconstruct their identities, strengthen their social bonds, and attain psychological relief. These transformations are conceptualized within the framework of the PERMA model of positive psychology (Positive Emotion, Engagement, Relationships, Meaning, Accomplishment), highlighting the supportive role of culinary activities in enhancing psychological well-being and facilitating social reintegration. The gastronomy workshop is thus regarded not only as a vocational training process but also as a multi-dimensional intervention area that fosters identity reconstruction, social integration, and psychological well-being. The results suggest that group-based kitchen interventions may offer a low-cost, culturally adaptable, and effective psychosocial support model in the recovery process from addiction. Furthermore, the findings hold practical implications for policymakers in the fields of rehabilitation centers, social work practices, and gastronomy education
Cryogel-Immobilized Catalase as a Biocatalyst with Enhanced Stability Against Microplastics
Catalase is a pivotal antioxidant enzyme that decomposes hydrogen peroxide and reduces oxidative stress. However, its low thermal and operational stability limits applications in challenging environments, particularly those contaminated with emerging pollutants such as polystyrene-based microplastics (PS-MPs). In this study, cryogels composed of Poly(2-hydroxyethyl methacrylate-co-allyl glycidyl ether) [Poly(HEMA-co-AGE)] were synthesized and evaluated as immobilization matrices to enhance catalase stability. Cryogels containing varying AGE concentrations were characterized using FT-IR, SEM, TEM, TGA, and BET analyses. The formulation with 250 mu L AGE exhibited optimal physicochemical properties, including improved water retention, increased surface area, and high immobilization capacity (356.3 mg center dot g(-1)). Immobilized catalase maintained superior activity under PS-MP-induced stress across a range of concentrations (0-1.0 mg center dot mL(-1)), temperatures (4-60 degrees C), and exposure times (up to 5 h). Kinetic modeling revealed a significant improvement in substrate affinity, with Km decreasing from 54.9 to 17.1 mM, while Vmax decreased moderately. Long-term stability tests showed that immobilized catalase retained similar to 80% activity after 70 days at 4 degrees C and 55% after 15 reuse cycles. Desorption studies confirmed the reusability of the cryogel system. These findings suggest that Poly(HEMA-co-AGE) cryogels provide a robust and reusable platform for catalase stabilization, offering potential for applications such as wastewater treatment and biosensing in microplastic-contaminated systems.Dicle University Scientific Research Projects Coordination Unit (DUBAP); [ECZACILIK.25.012]This study was financially supported by the Dicle University Scientific Research Projects Coordination Unit (DUBAP) under project number ECZACILIK.25.012