Atılım Academic Archive (Atılım University)
Not a member yet
9347 research outputs found
Sort by
Sustainable Blue Economy Policy in Turkey: Challenges and Opportunities
The interest in the marine environment which plays an especially significant role
in solving climate change and plastic pollution problems has shown itself with the
formation of various concepts. Significant developments have been started in
recent years in life below water, the 14th goal of the United Nations’ sustainable
development goals. In this context, the sustainable blue economy concept put
forward by the European Union for the oceans and seas is the last of these
developments. In this section, the concept of sustainable blue economy has
been evaluated together with its economic, political, and environmental aspects,
and sectoral processes such as shipping, fishing, tourism, etc. have been exam ined in Turkey. The fact that Turkey has a coast to the Mediterranean and the
Black Sea has brought it to a critical position in marine environmental policies.
For this reason, both its position as a candidate country for the European Union
and its role in African and Asian countries have necessitated studies on the
maritime policies of Turkey. As a result, it is also essential for those who will
work on this subject in the future to evaluate the processes of sustainable blue economy policies in Turkey with topics such as tourism, employment, shipping,
fisheries, and pollution and to show the data on these issues in a systematic way
Türkiye’deki Sürdürülebilir Mavi Ekonomi ve Deniz Yönetişimi İmkanlarının Değerlendirilmesi: Bakanlıklar Düzeyinde Bir İnceleme
Kamu politikası yaklaşımı açısından değerlendirildiğinde denizel çevre politikaları, son on beş senedir önemini arttıran bir konu halini almıştır. Devletler, uluslararası örgütler, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin ortak bir çözüm arayışı içerisinde oldukları temel konu ise okyanus ve denizlerdeki kirliliğin azaltılması ve okyanus ile denizlerden sürdürülebilir bir şekilde nasıl yararlanılacağıdır. Mavi büyüme ve mavi ekonomi kavramlarının 2000’lerin ortalarından itibaren öneminin artmasıyla birlikte okyanus ve denizlerden yararlanılma süreçlerine kamu politikaları açısından müdahale edilme gerekliliği de önemli bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda, kamu politikalarının yapıcısı ve uygulayıcısı olan kamu otoritelerinin balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, gemi yapımı/sökümü/geri dönüşümü, liman yönetimi, kıyı turizmi, denizel biyoçeşitliliğin korunması, iklim değişikliğinin etkileri, derin deniz maden araştırmaları ve denizel yenilenebilir enerji gibi pek çok konuyu içerisinde barındıran deniz politikalarını düzenleme, uygulama ve yönetme süreçleri de karmaşık bir yapıya neden olabilmektedir. Bu karmaşık yapının anlaşılabilmesi için, devletlerin ilgili yasal düzenlemeleri sonucunda ortaya çıkan sürdürülebilir mavi ekonomi ve deniz yönetişimi konularının araştırılması ve bu konu başlıkları çerçevesinde devletin ilgili birimlerinin yetki süreçlerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu süreçlerin incelenmesi, bu çalışmada, çevre politikası entegrasyonu kavramı çerçevesinde değerlendirilmiş ve Türkiye özelinde, bakanlıkların sürdürülebilir mavi ekonomi ve deniz yönetişimi konularındaki entegrasyonu incelenmiştir. Bu entegrasyonun incelenmesinin ön koşulu ise Türkiye’deki bakanlıkların sürdürülebilir mavi ekonomi ve deniz yönetişimi konusundaki görev alanlarının belirlenmesi ve çevre politikası entegrasyonu konusundaki kapasitelerinin ölçülmesidir. Son olarak, çevre politikası entegrasyonu çerçevesinde değerlendirilmiş olan Türkiye’nin sürdürülebilir mavi ekonomi ve deniz yönetişimi imkanları, Türkiye’deki denizel çevre politikalarının görev ve yetki karmaşası yaratıp yaratmadığı açısından da tartışılmıştır. Değerlendirmenin temel ölçütü olarak 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ele alınmış ve bakanlıkların denizel çevre politikalarıyla ilişkili olarak sürdürülebilir mavi ekonomi ve deniz yönetişimi konularındaki görev ve yetki hususları ilgili kategorilere ayrılarak incelenmiştir
Effect of Hydrogen Sulfide on Ileum and Colon Motility in Experimental Model of Peritonitis in Rats
Background and Objective: Studies investigating the association of H2S and nitric oxide signaling with intestinal motility in peritonitis are limited. The objective of this study was to explore how H2S influences the motility of the ileum and colon within an experimental peritonitis model. Materials and Methods: Three groups with 6 Wistar albino rats in each were used: Group 1 (Control), Group 2 (Peritonitis) and Group 3 (Sham). The experiment involved inducing contractions using either carbachol or electrical field stimulation (EFS) and relaxation responses are recorded upon the addition of L-cysteine, DL-PAG or NaHS, irrespective of whether L-NAME was added or not. Shapiro-Wilk Francia test, Levene test and Independent -Samples-t tests were used for the statistical analysis. Results: After induction with EFS or after pre-contraction with carbachol, relaxation rate (%) with NaHS was higher than relaxation rates (%) with L-cysteine and DL-PAG in the colon for all groups. The relaxation with NaHS was similar in all ileum groups after induction with EFS (p = 0.073), but in Group 2, responses were higher (p = 0.003 and p<0.001). The L-NAME did reveal a significant change in the presence of NaHS after precontraction either with carbachol or EFS in the colon for all groups (p<0.05). Conclusion: The NaHS induced significantly greater relaxation in the colon and it was more effective in the Peritonitis groups. The addition of L-NAME did result in a critical response with NaHS, after pre-contraction with carbachol in the colon Peritonitis group. The well-established fact is that a strong interplay exists between the NO and H2S signaling pathways
Bütçe Kanunu Üzerinde Etkin Bir Anayasaya Uygunluk Denetimi İçin Öneriler
Bütçe, bir ülkede yıl boyunca gerçekleştirilecek olan kamu harcamalarının ve toplanacak olan kamu gelirlerinin tahminlerinin yer aldığı belgedir. Bütçe hakkı, halkın kamu gelirleri ile kamu giderleri üzerinde söz sahibi olması ve bunları denetleyebilmesidir. Halk, kendine ait olan bütçe hakkını, seçimler aracılığı ile seçtiği temsilcilerin yer aldığı parlamentolar aracılığı ile kullanır. Bütçe hakkının gereği gibi sağlanmasının koşullarından biri de parlamentoların kullandığı bütçe yetkisinin etkin şekilde denetlenmesidir. Yasama organının işlemlerinin denetlenmesinde en önemli unsurlardan biri yargısal denetimdir. Ülkemizde kanunların anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesi tarafından gerçekleştirilmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilen anayasa yargısı, parlamentonun anayasanın üstünlüğü ilkesine uygun şekilde hareket etmesinde önemli rol oynamaktadır. Çalışmada, Anayasa Mahkemesi’nin yürütmekte olduğu anayasaya uygunluk denetimi, bütçe kanunu üzerinden incelenmektedir. İlk bölümde bütçe ve bütçe hakkı kavramları açıklanmakta; bütçe kanunu üzerinde uygulanan anayasaya uygunluk denetiminin önemi ve genel esasları ele alınmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde Anayasa Mahkemesi’nin kanunlar üzerinde gerçekleştirdiği anayasaya uygunluk denetiminde aksayan yönlerin bütçe kanunu ile ilgili olan hususlarına işaret edilmekte ve çözüm önerileri geliştirilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise çalışma ile amaçlanmış olan bütçe kanununun kendine has özellikleri nedeni anayasaya uygunluk denetiminde yaşanan özel sorunlar saptanmakta ve bunlara çözüm üretilmektedir
Impact of Extended Reality Technologies on Gamification in Business
Bu çalışma, Sanal Gerçeklik (VR) destekli oyunlaştırmanın çalışan davranışları üzerindeki etkilerini, özellikle rekabet, eğlence, öğrenme sonuçları ve sonuç beklentileri bağlamında incelemektedir. Uzmanlık, pozisyon ve yaş bağımsız değişkenleriyle yapılan regresyon analizleri, uzmanlık ile rekabet, eğlence ve sonuç beklentileri arasında negatif bir ilişki göstermiştir. Daha deneyimli çalışanlar VR'den daha az fayda sağlarken, pozisyon ve yaşın etkileri önemsizdir. Eğlence de uzmanlık tarafından olumsuz etkilenmiş; güvenilirlik skorunu zayıf kılmıştır. Sonuçlar, VR oyunlaştırmanın daha az deneyimli çalışanlar için etkili olduğunu, ancak daha deneyimli çalışanların kişiselleştirilmiş ve zorlu ortamlarla daha fazla motive olduğunu göstermektedir.This study examines the effects of Virtual Reality (VR)-enabled gamification on employee behaviors, focusing on competition, entertainment, learning outcomes, and outcome expectations. Using proficiency, position, and age as independent variables, regression analyses were conducted. Results showed a negative relationship between proficiency and competition, entertainment, and outcome expectations, suggesting that more experienced employees benefit less from VR-based gamification. Position had no significant impact, and age had minimal influence. Engagement was also negatively affected by proficiency, with a low Cronbach's alpha indicating weak reliability. The findings suggest that VR gamification is more effective for less experienced employees, while more proficient employees need more personalized and challenging environments to stay engaged and motivated
A Novel Data Encryption Method Using an Interlaced Chaotic Transform
Tora, Hakan/0000-0002-0427-483X; Gokcay, Erhan/0000-0002-4220-199XWe present a novel data encryption approach that utilizes a cascaded chaotic map application. The chaotic map used in both permutation and diffusion is Arnold's Cat Map (ACM), where the transformation is periodic and the encrypted data can be recovered. The original format of ACM is a two-dimensional mapping, and therefore it is suitable to randomize the pixel locations in an image. Since the values of pixels stay intact during the transformation, the process cannot encrypt an image, and known-text attacks can be used to get back the transformation matrix. The proposed approach uses ACM to shuffle the positions and values of two-dimensional data in an interlaced and nested process. This combination extends the period of the transformation, which is significantly longer than the period of the initial transformation. Furthermore, the nested process's possible combinations vastly expand the key space. At the same time, the interlaced pixel and value transformation makes the encryption highly resistant to any known-text attacks. The encrypted data passes all random-data tests proposed by the National Institute of Standards and Technology. Any type of data, including ASCII text, can be encrypted so long as it can be rearranged into a two-dimensional format
Yapay Zekâ Entegrasyonu ve Sosyal İnovasyon: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla Uyumlu Disiplinlerarası Araştırma Eğilimleri
Bu çalışma, Yapay Zeka (YZ), Makine Öğrenimi, Doğal Dil İşleme (NLP) ve Prompt Mühendisliği'nin sosyal bilimlere entegrasyonunu ve bu teknolojilerin işbirlikçi ağlar, tematik gelişmeler ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA'lar) ile uyumlu araştırma eğilimleri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Bibliyometrik analiz ve konu modelleme yöntemlerini kullanan araştırma, son on yılı kapsayan Web of Science (WoS) veri tabanından elde edilen 389 yayını analiz etmektedir. Bulgular, bu teknolojilerin sosyal bilimlerle kesişiminde disiplinlerarası araştırmalarda önemli bir büyüme olduğunu ve özellikle yönetim, işletme ve çevre çalışmaları alanlarında kayda değer katkılar yapıldığını ortaya koymaktadır. Çalışma, YZ'nin ürün geliştirmede yenilikçi uygulamaları, enerji sektöründeki ilerlemeler ve eğitim ile sağlık alanlarındaki kullanımı gibi ana temaları belirlemektedir. Araştırma, YZ'nin sürdürülebilir kalkınmayı desteklemedeki dönüştürücü potansiyeline vurgu yaparken, etik kaygıların ele alınmasının ve sorumlu bir şekilde uygulanmasının önemine de dikkat çekmektedir. Bu çalışma, YZ ve ilgili teknolojilerin sosyal bilimleri nasıl yeniden şekillendirdiği ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada oynadığı rol hakkında daha derin bir anlayışa katkı sağlamaktadır
Complementability of Isometric Copies of L1 in Transportation Cost Spaces
This work aims to establish new results pertaining to the structure of transportation cost spaces. Due to the fact that those spaces were studied and applied in various contexts, they have also become known under different names such as Arens-Eells spaces, Lipschitz-free spaces, and Wasserstein spaces. The main outcome of this paper states that if a metric space X is such that the transportation cost space on X contains an isometric copy of L1, then it contains a 1-complemented isometric copy of $1. (c) 2023 Elsevier Inc. All rights reserved.National Science Foundation [NSF DMS-1953773]The second-named author gratefully acknowledges the support by the National Science Foundation grant NSF DMS-1953773. The authors express their sincere gratitude to the referee for constructive criticism and many helpful comments
Evaluation of the Relationship Between Dietary Acid Load and Cardiovascular Risk Factors in Patients With Type 2 Diabetes: a Case-Control Study
Backround Diets high in dietary acid load are thought to be associated with metabolic diseases. However, the number of studies examining the relationship between dietary acid load and metabolic diseases in Turkey is insufficient. The aim of this study was to investigate the relationship between cardiovascular disease risk factors and dietary acid load in individuals with type 2 diabetes.Materials and methods In this case-control study, 51 participants aged 30-65 years with type 2 diabetes and 59 participants in the control group were included. Blood pressure and biochemical findings were measured. Anthropometric measurements and body composition measurements were made. Dietary intake was assessed using a 3-day (1 day on weekends, 2 days on weekdays) food consumption record. Dietary acid load scores, including potential renal acid load (PRAL) and net endogenous acid production (NEAP), were calculated based on dietary intake. NEAP and PRAL scores were categorized as low and high according to the median value. Smoking status, body mass index (BMI), systolic blood pressure (SBP), diastolic blood pressure (DBP), total cholesterol (TC), trigylceride (TG), high density lipoprotein cholesterol (HDL-C), low density lipoprotein cholesterol (LDL), waist-hip ratio (WHR), waist-to- height ratio (WtHR), hemoglobin and fat mass (%) were evaluated as cardiovascular risk factors.Results The cut-off values of PRAL and NEAP were 3.61 and 44.78 mEq/d, respectively. After adjustment for various covariates, a significant positive association between PRAL and TG levels was observed in the diabetic group [odds ratio (OR), 5.98; 95% CI, 1.45-24.67; p = 0.013]. In contrast, a negative association was found between PRAL and SBP in the control group [odds ratio (OR), 0.21; 95% CI, 0.05-0.83; p = 0.026]. However, these associations were not observed for NEAP values in either group.Conslusions A higher PRAL value was consistently associated with higher TG level, but other cardiovascular risk factors were not. More longitudinal and interventional studies are needed to better establish a causal effect between dietary acid load and cardiovascular risk factors in individuals with diabetes.Bascedil;kent University Research FundThe author(s) declare that financial support was received for the research, authorship, and/or publication of this article. This study was supported by Ba & scedil;kent University Research Fund. DAS:The datasets presented in this article are not readily available because of privacy or ethical restrictions. Requests to access the datasets should be directed to SG, [email protected] Citation Index Expande
Miyop Hastalarda Sikloplejinin Korneal Keratometrik Ölçümlere Etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı oftalmolojik muayenede sikloplejik-midriyatik olarak kullanılan %1 siklopentolat hidroklorür damlanın korneal keratometrik değerlere etkisini araştırmak, siklopleji-midriazis sonrası ölçülen keratometrik değerlerin refraktif cerrahi ve biyometrik hesaplamalarda kullanılıp kullanılamayacağını ortaya koymaktır. Yöntemler: Kesitsel prospektif planlanan çalışmaya, Ocak 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında rutin göz muayenesi için polikliniğe başvuran sağlıklı erişkin 110 hastanın sağ gözü dâhil edildi. Standart otorefraktokeratometreyle (Topcon KR 8100) ölçülen korneal keratometrik veriler (K1, K1mm, K1 aks, K2, K2mm, K2 aks, K ortalama, korneal astigmatik değer) %1 siklopentolat hidroklorür 3 defa damlatıldıktan 45 dakika sonra elde edilen siklopleji sonrasındaki keratometrik ölçümlerle karşılaştırıldı. Bulgular: Olguların medyan yaşı 25 (minimum 18-maksimum 40 yıl) idi. Cinsiyet dağılımı eşitti. Olguların siklopleji öncesi ölçülen K1, K1mm, K1 aks, K2, K2mm, K2 aks, K ortalama, korneal astigmatik değerlerinde siklopleji-midriyazis sonrasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Sağlıklı erişkin bireylerde korneal keratometrik değerler %1 siklopentolat ile oluşturulan siklopleji-midriyazisten etkilenmemektedir