Okan University GCRIS Standard Database
Not a member yet
    7992 research outputs found

    The Role of Systemic Inflammatory Response Index to Predict Postoperative Atrial Fibrillation in Patients Undergoing Coronary Artery Bypass Grafting

    No full text
    Objectives: The aim of the present study was to investigate the association between systemic inf lammatory response index (SIRI) and the occurrence of postoperative atrial fibrillation (POAF) in patients undergoing coronary artery bypass grafting (CABG). Patients and methods: Between September 2022 and July 2024, a total of 276 consecutive patients (189 males, 87 females; mean age: 62.6±7.3; range, 49 to 79 years) who underwent elective isolated CABG were included in this study. Clinical data and electrocardiograms of the patients were obtained. Based on the rhythm status during hospitalization after surgery, the patients were divided into two groups with POAF rhythm (n=78) and normal sinus rhythm (n=198). The SIRI index value was obtained based on the product of the number of neutrophils per monocyte divided by the lymphocyte count immediately before surgery. Results: The mean value of preoperative SIRI in the group with POAF was 6.8±1.1, while it was 3.2±0.8 in the non-POAF group, indicating a significant difference (p=0.008). According to the receiver operating characteristic (curve analysis, a SIRI higher than 5.5 could predict POAF with a sensitivity of 79.2% and a specificity of 66.8%. Along with increased SIRI, advanced age, history of hypertension and smoking, as well as reduced left ventricular ejection fraction were other predictors of POAF. Conclusion: Assessing preoperative SIRI index can predict the occurrence of POAF in CABG patients with acceptable sensitivity and specificity values

    Vertucci Tip-III Konfigürasyona Sahip Alt Kesici Dişlerde Farklı Ni-Ti Şekillendirme Sistemlerinin Kök Kanalı Anatomisi Üzerine Etkisi

    No full text
    Amaç: Bu tez çalışmasında, Vertucci Tip-III konfigürasyona sahip alt kesici dişlerde farklı mekanize Ni-Ti sistemler kullanılarak yapılan şekillendirme işleminin kök kanalı geometrisi üzerinde oluşturduğu değişikliklerin ve eğelerin şekillendirme etkinliklerinin mikro-BT aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Toplam 2400 adet alt kesici diş, periapikal radyografileri çekilerek kanal sayısına göre ayrılmıştır. İki kanallı olan dişler (n=348) Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) ile taranarak Vertucci Tip-III konfigürasyona sahip olanlar (n=309) belirlenmiştir. Bu dişler içinden morfolojik olarak birbirine en fazla benzeyen 48 adet diş seçilerek mikro-BT ile taranmış ve 40 tanesi homojen olarak dört deney grubuna (n=10) dağıtılmıştır. Dişler One Curve (OC), One RECI (OR), ProTaper Ultimate (PTU) ve WaveOne Gold (WOG) sistemleri kullanılarak şekillendirilmiştir. Ardından dişler bir kez daha mikro-BT ile taranmış ve dişlerden şekillendirme öncesinde ve sonrasında elde edilen görüntüler üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. Kökün tek kanal olarak seyrettiği apikal kısımdan başlayarak kanalların kuronal kısımda ilk defa ikiye ayrıldığı noktaya kadar (1-10 mm) her milimetrede şekillendirme öncesinde ve sonrasında ölçümler yapılmıştır. Kanal geometrisinde meydana gelen değişikliklerin değerlendirilmesi için 2 boyutlu (2D) kesitsel görüntüler üzerinden alan, çevre, form faktör, yuvarlaklık, minör çap, majör çap gibi parametreler ve 3 boyutlu (3D) görüntüler üzerinden alan, hacim, SMI gibi parametrelerin yüzdesel değişiminin yanı sıra temas edilmeyen kanal yüzeyi, oluşan transportasyonun miktarı ve yönü ile dentin kalınlığında oluşan yüzdesel değişim hesaplanmıştır. Kategorik verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde, normal dağılım gösteren verilerin karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T testi ve ANOVA; normal dağılım göstermeyen verilerin karşılaştırılmasında ise Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada radyografik olarak değerlendirilen toplam 2400 adet alt kesici dişin %85'inin Vertucci Tip-I, %13'ünün Vertucci Tip-III konfigürasyona sahip olduğu görülmüştür. Şekillendirme öncesi ve sonrasında yapılan analizlere göre; WOG ve PTU şekillendirme sistemleri çoğunlukla OR ve OC şekillendirme sistemlerine kıyasla 2D ve 3D parametrelerde daha fazla artışa; kanal duvarlarından daha fazla dentin kaldırılmasına ve transportasyon oluşmasına neden olmuştur (p<0,05). Sistemlerin hiçbiri kök kanalının tamamına temas etmeyi başaramamıştır. Merkezde kalma yetenekleri açısından kanalın apikal kısmında sistemler arasında anlamlı farka rastlanmamıştır. Dişlerin meziyal ve distal yönlerinde dentin kalınlığında meydana gelen azalma, bukkal ve lingual yönlere göre anlamlı olarak daha fazla olmuştur (p<0,05). 2D parametreler, transportasyon miktarı ve dentin kalınlığı açısından lingual kanalda bukkal kanala göre daha fazla değişiklik meydana gelmiştir. Eğelerin bukkal kanalda merkezde kalma oranları lingual kanala göre daha yüksek bulunmuştur. Değerlendirilen sistemlerin hepsi, bütün ölçüm noktalarında ve kök kanalının tamamında hacim ve yüzey alanında artışa neden olmuştur. Kökün tek kanal olarak seyrettiği apikal kısımda PTU ve WOG sistemleri hariç, kullanılan sistemlerin hepsi tüm ölçüm noktalarında ve kök kanalının bütününde SMI parametresinin artmasına neden olmuştur. Sonuç: Alt kesici dişlerde Vertucci Tip-I'den sonra en sık rastlanan konfigürasyon Vertucci Tip-III olmuştur. Vertucci Tip-III konfigürasyona sahip dişlerde, kökün tek kanal olarak seyreden kısmındaki belirgin ovallik, bukkal ve lingual kanalların dar yapısı ve kuronalden kanalların orta noktasına doğru ilerlerken kanal eğimindeki artış gibi anatomik zorluklar dikkat çekmektedir. Bu nedenle, ilgili diş grubunda kök kanalı tedavisi yaparken, diş hekimlerinin farklı tasarım, yatay kesit ve kinematik özelliklere sahip Ni-Ti döner aletlerin kök kanalları üzerinde oluşturabileceği potansiyel değişiklikleri dikkate almaları önerilmektedir. Vertucci Tip-III konfigürasyona sahip alt kesici dişlerde şekillendirme etkinliğinin farklı sistemler ve yıkama prosedürleri dahil edilerek değerlendirildiği ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: Şekillendirme yeteneği, Kanal geometrisi, Dentin kalınlığı, Vertucci Tip-III, mikro-BTObjective: The aim of this thesis was to evaluate the changes in root canal geometry and the shaping efficiency of different automatized Ni-Ti systems on mandibular incisors with a Vertucci Type-III configuration, through the micro-CT analysis. Materials and Methods: A total of 2400 lower incisors were identified based on the number of canals using periapical radiographs. Teeth with two canals (n=348) were scanned using Cone Beam Computed Tomography (CIBT) and those with a Vertucci Type-III configuration (n=309) were selected. Among these, 48 teeth with the most similar morphology were chosen, scanned with micro-CT, and 40 were homogeneously assigned to 4 experimental groups (n=10). Teeth were shaped using the OneCurve (OC), OneReci (OR), ProTaper Ultimate (PTU) and WaveOne Gold (WOG) systems. The teeth were then re-scanned with micro-CT and the images obtained before and after shaping were analyzed. Measurements were taken at each millimeter from the apical region, where the root consists of a single canal, to the point where the canals first divide coronally (1-10 mm), both before and after shaping. To assess the changes in canal geometry, parameters such as area, perimeter, form factor, roundness, minor diameter, major diameter, and minor diameter were measured on 2-dimensional (2D) cross-sectional images, while percentage changes in parameters such as area, volume, and SMI were measured on 3-dimensional (3D) images. Additionally, the percentage changes in the untouched root canal surface and dentin thickness, and the amount and direction of transportation were calculated. For statistical analysis of categorical data, Independent Sample T test and ANOVA were used to compare normally distributed data; Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests were used to compare non-normally distributed data. Statistical significance level was set at p<0.05. Results: Among the 2400 mandibular incisors evaluated radiographically, 85% exhibited a Vertucci Type-I configuration, and 13% exhibited a Vertucci Type-III configuration. According to pre- and post-shaping analyses, WOG and PTU shaping systems caused a greater increase in 2D and 3D parameters, more dentin removal from canal walls and a higher degree of transportations compared to OR and OC systems (p<0.05). None of the systems were able to fully contact the entire root canal. There were no significant differences between the systems in terms of in terms of their ability to stay centered in the apical part of the canal. Dentin thickness reduction was significantly greater in the mesial and distal aspects compared to the buccal and lingual aspects (p<0.05). Regarding 2D parameters, the amount of transportation, and dentin thickness, greater changes were observed in the lingual canal compared to the buccal canal. The files were found to be more centralized in the buccal canal than in the lingual canal. All systems evaluated resulted in an increase in volume and surface area at all measurement points throughout the entire root canal. Except for the PTU and WOG systems in the apical region, where the root consists of a single canal, all other systems caused an increase in the SMI parameter at all measurement points and along the entire root canal. Conclusion: Vertucci Type-III was the second most common configuration in mandibular incisors after Vertucci Type-I. In teeth with a Vertucci Type-III configuration, anatomical challenges such as the pronounced ovality of the apical portion, the narrow structure of the buccal and lingual canals, and the increased curvature of the canals as they advance coronally, are significant. Therefore, when performing root canal treatment on this tooth group, it is recommended that dentists consider the potential changes that Ni-Ti rotary instruments with different designs, horizontal cross-sections, and kinematic properties can induce in the root canal. Further studies are needed to assess the shaping efficacy of various systems and irrigation protocols in mandibular incisors with a Vertucci Type-III configuration. Keywords: Shaping ability, Canal geometry, Dentin thickness, Vertucci Type-III, micro-C

    Examination of Emergency Department Nurses' Views on Violence Against Health Workers and the Gendered Aspect of Violence'

    No full text
    Bu araştırma, acil serviste çalışan hemşirelerin şiddet deneyimlerini toplumsal cinsiyet perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır. Hemşirelerin, beyaz kod bildirimine ilişkin deneyimleri ve şiddet olaylarında karşılaştıkları cinsiyet temelli farkındalıkları araştırılmaktadır. Bu çalışma, şiddetin cinsiyetle ilişkili dinamiklerinin, mesleki rollere ve olay yönetimine etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. 25-32 yaş aralığında, mesleki deneyimi 2,5-7 yıl arasında değişen 22 hemşire ile bu araştırma yürütülmüştür. Katılımcılar, şiddet olaylarından özellikle kadınların daha fazla etkilediğini belirterek şiddetin cinsiyetçi tutumlarını vurgulamışlardır. Kadın hemşireler, fiziksel şiddete daha az maruz kalmalarına rağmen, sözel şiddet ve cinsiyet temelli hakaretlere daha sık maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ile sağlık çalışanlarının çalışma ortamlarındaki güvenliği arttırmak amacıyla kapsamlı ve etkili önlemler alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mevcut güvenlik önlemlerindeki yetkilerin güçlendirilmesi, şidettin gerçekleştiği durumlarda yaptırımların arttırılması ve toplumsal farkındalığın arttırılarak geliştirilmesi şiddetin önlenmesi için önerilmektedir. Bu tür geliştirici adımlar, sağlık sektöründe şiddet olaylarını azaltarak çalışanların daha güvenli ortamlarda hizmet vermelerini sağlayabilir.This study aims to examine the violence experiences of nurses working in the emergency department from a gender perspective. Nurses' experiences regarding code white reporting and their gender-based awareness of violence incidents are investigated. This study aims to reveal the effects of gender-related dynamics of violence on professional roles and incident management. This study was conducted with 22 nurses between the ages of 25-32, with a professional experience ranging between 2.5-7 years. Participants emphasized the sexist attitudes of violence by stating that women were particularly affected by violence. Female nurses stated that although they were exposed to physical violence less frequently, they were exposed to verbal violence and gender-based insults more frequently. The findings of the study revealed that comprehensive and effective measures should be taken to increase the safety of healthcare workers in their work environments. Strengthening the authorities in existing security measures, increasing sanctions in cases where violence occurs, and raising social awareness are recommended to prevent violence. Such developmental steps can reduce the incidents of violence in the health sector and enable employees to provide services in safer environments

    Okul Müdürlerinin Müfredat Liderliği Yeterliklerinin Öğrencilerin Akademik Başarısındaki Etkisinde Öğretmenlerin Okula Bağlılığın Aracı Rolü

    No full text
    Bu araştırmada ortaokul öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin müfredat liderliği yeterliklerinin öğrencilerin akademik başarılarındaki etkisinde öğretmenlerin okula bağlılığının aracı rolünü incelenmek amaçlanmıştır. Bu araştırma doğrultusunda karma yöntem araştırma yaklaşımlarından açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmada önce nicel yöntem ile ilişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Maltepe ilçesinde yer alan devlet ortaokullarında görev yapmakta olan branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre araştırma evreninde toplam 31 devlet ortaokulu ve bu okullarda görev yapmakta olan 1158 öğretmen bulunmaktadır. Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden devlet ortaokullarından 2022-2023 eğitim öğretim yılına ait LGS puan sonuçlarına göre oluşturulan başarı listesi alınmış, bu başarı sıralamasına göre oranlı küme örnekleme yöntemiyle okullar alt, orta ve üst sıralardaki okullar seçilmiştir. Başarı listesinde yer alan 31 devlet ortaokulunun ilk 11 ortaokulu üst, sonraki 10 ortaokul orta ve son 10 ortaokul ise alt sıralarda olarak belirlenmiştir. Her bir alt grup için belirlenmiş olan okul sayısından sonra okullar grup içinde rastgele seçimle belirlenmiştir. Örneklem sayısı G-power programı ile hesaplanmış ve örneklem sayısı 317'dir. Örneklem sayısına ulaşabilmek için okul müdürlerinin mevcut okullarında en az 1 yıl görev yapmamış olan okullar elenmiştir. Örneklemde 13 ortaokul bulunmaktadır. LGS'de Matematik, Fen Bilimleri, Türkçe, Sosyal Bilgiler, İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden sınav yapıldığı için ölçek uygulanacak olan öğretmenler de bu branşlardan seçilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılından İstanbul Maltepe ilçesinde devlet ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu belirlemek için amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile odak grup görüşmesi yapılacak olan öğretmenler belirlenmiştir. Bu sebeple görüşme için 4 yüksek düzeyde başarılı olan okuldan, 4 orta düzeyde başarılı okuldan ve 4 düşük düzeyde başarılı olan okuldan olmak üzere toplamda 12 ortaokul öğretmeni ve yönetici olarak araştırmacı belirlenmiştir. Araştırmada öncelikle Müfredat Liderliği Ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin boyutları Müfredatı Uygulama Öncesi Hazırlık Boyutu, Müfredatı Uygulama ve Eş Güdümleme Boyutu ve Müfredatı İzleme ve Değerlendirme Boyutu şeklindedir. Bu ölçek 47 maddeden oluşan beşli Likert tipi bir ölçektir. Ölçek 'Hiçbir Zaman', 'Nadiren', 'Ara Sıra', 'Sıklıkla', 'Her Zaman' şeklinde derecelenmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı 0.987 çıkmış ve böylelikle güvenirlik düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. AFA ve DFA sonucunda 47 maddeden oluşan üç boyutlu bir ölçek elde edilmiştir. Elde edilen 3 faktörlü yapının Varyans açıklama oranı %71,12 olarak hesaplanmıştır. Uygulanan DFA sonucu elde edilen model uyum iyiliği değerlerinin iyi ve kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılmış olan ikinci ölçek Meyer ve diğerleri (1993) tarafından geliştirilen ve Dağlı ve diğerleri (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeğidir. Bu ölçek 18 maddeden oluşan beşli Likert tipi bir ölçektir. Bu boyutlar Duygusal Bağlılık Boyutu, Devam Bağlılığı Boyutu ve Normatif Bağlılık Boyutu şeklindedir. Ölçek 'Kesinlikle Katılmıyorum', 'Katılmıyorum', 'Kararsızım', 'Katılıyorum', 'Tamamen Katılıyorum' şeklindedir. Araştırmanın nicel araştırma aşamasında toplanmış verilerin çözümlenmesinde bir istatistiksel çözümleme paket programı kullanılmıştır. Birinci ve ikinci problemleri için betimsel istatistikler, üçüncü problem için Pearson Korelasyon Analizi, beşinci ve altıncı problemler için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmış ve altıncı problem için ise Normal Lineer Regresyon Analizi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında toplanacak verilerin çözümlenmesinde ise içerik analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları için yapılan istatiksel analizler sonucunda, öğretmenlerin algılarına göre müfredat liderliği yeterlikleri ve alt boyutları 'sıklıkla' düzeyindedir. Boyutlar arasında en yüksek Müfredatı Uygulama ve Eş Güdümleme Boyutu, sonra Müfredatı Uygulama Öncesi Hazırlık Boyutu, en düşük ise Müfredatı İzleme ve Değerlendirme Boyutu olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin okula bağlılık düzeyleri 'kararsızım' düzeyindedir. Alt boyutlarının sıralamalarına bakıldığında en yüksek düzeyde Duygusal Bağlılık Boyutu 'katılıyorum' düzeyinde, sonra Devam Bağlılığı Boyutu 'katılıyorum' düzeyinde ve en son Normatif Bağlılık Boyutu 'kararsızım' düzeyi şeklindedir. Müfredatı Uygulama Öncesi Hazırlık Boyutu ve Müfredatı Uygulama ve Eş Güdümleme Boyutu ile örgütsel bağlılık ve alt boyutları arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişkiler vardır. Müfredatı İzleme ve Değerlendirme Boyutu ile Duygusal Bağlılık Boyutu ile düşük düzeyde pozitif yönde, Devam Bağlılığı Boyutu Normatif Bağlılık Boyutu ve örgütsel bağlılıkla ise orta düzeyde pozitif yönde ilişkiler vardır. Orta ve yüksek düzeyde başarılı olan okullardaki öğretmenler, okul müdürlerinin Müfredatı Uygulama Öncesi Hazırlık Boyutundaki yeterlikleri 'sıklıkla' gösterdiklerini, düşük düzeyde başarı gösteren okullardaki öğretmenler bu boyutta müdürlerin yeterliklerini 'ara sıra' gösterdiklerini algılamışlardır. Yüksek ve orta düzeyde başarılı olan okullardaki öğretmenlerin düşük başarı düzeyindeki okul müdürlerinin Müfredatı Uygulama ve Eşgüdümleme Boyutundaki yeterlikleri 'sıklıkla' gösterdiklerini, düşük düzeyde başarı gösteren okullardaki öğretmenler bu boyutta müdürlerin yeterliklerini 'ara sıra' düzeyinde algılamışlardır. Yüksek ve orta düzeyde başarılı olan okullardaki öğretmenler okul müdürlerinin Müfredatı İzleme ve Değerlendirme Boyutundaki yeterlikleri 'sıklıkla' gösterdiklerini, düşük başarı gösteren okullardaki öğretmenler ise bu boyutta müdürlerin yeterliklerini 'ara sıra' sergilediklerini algılamaktadır. Okul müdürlerinin müfredat liderliği ve tüm alt boyutlarının yeterliklerinin en yüksek algılandığı okullar, orta düzeyde başarı gösteren okullar, sonra yüksek düzeyde başarı gösteren okullar ve en son düşük düzeyde başarı gösteren okullardır. Öğretmenlerin algılarına göre, yüksek ve orta düzeyde başarılı okullarda görev yapan öğretmenlerin Duygusal Bağlılık Boyutu ve Devam Bağlılığı Boyutu 'katılıyorum' düzeyinde, düşük düzeyde başarılı okullarda görev yapan öğretmenlerin ise 'kararsızım' düzeyindedir. Öğretmenlerin Duygusal Bağlılık Boyutu ve Devam Bağlılığı Boyutuna ilişkin algılarının sıralamaları en yüksek algılandığı okullar yüksek düzeyde başarı gösteren okullar, orta düzeyde başarı gösteren okullar ve en son düşük düzeyde başarı gösteren okullardır. İstatistiksel bakımdan anlamlı bir fark görülmeyen Normatif Bağlılık Boyutlu ile ilgili bulgular ise bu boyutla ilgili her üç başarı düzeyindeki okullardaki öğretmenlerin tümü, okula bağlılık düzeyleri konusunda 'kararsızım' derecesinde bir algıya sahiplerdir. Müfredat liderliği öğrencilerin akademik başarısını pozitif ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Öğrencilerin akademik başarılarının varyansında meydana gelebilecek değişimin düşük bir düzeyi müfredat liderliği tarafından açıklanabilmektedir. Öğretmenlerin okula bağlılıkları öğrencilerin akademik başarılarını pozitif ve anlamlı bir şekilde yordamlayabilmektedir. Öğrencilerin akademik başarılarının varyansında meydana gelebilecek değişimin düşük bir düzeyi örgütsel bağlılık tarafından açıklanabilmektedir. Müfredat liderliği, aracı değişken olan öğretmenlerin okula bağlılıklarını pozitif ve anlamlı bir şekilde yordamlamaktadır. Okul müdürlerinin müfredat yeterlikleri ile öğrencilerin akademik başarıları arasındaki ilişkide öğretmenlerin okula bağlılık düzeylerinin aracı etkisi bulunmaktadır. Odak grup görüşmesi sonucunda müfredat liderinden beklenen yeterlik ve müfredat liderinin yeterlikleri olmak üzere iki tema ortaya çıkmıştır. Müfredat liderinden beklenen yeterlikler temasına ilişkin olarak, katılımcılar okul müdürlerinden müfredat lideri olarak müfredatı planlamayı, uyarlamayı, denetlemesini ve değerlendirmesini yapmasını, sorun çözmesini, inisiyatif almasını, fiziki koşulları sağlamasını, öğrencilerin hazırbulunuşluklarını tespit etmesini ve öğrenci ihtiyaçlarına göre müfredatı planlamasını, kendilerine destek vermelerini, önderlik etmelerini, inisiyatif vermelerini, sağlıklı iletişim kurmasını beklemektedirler. Müfredat liderinin yeterlikleri temasında ise katılımcılar okul müdürlerinin kendilerine destek olmadığını, rehberlik etmediğini, değer vermediğini, teşvik etmediğini, motive etmediğini, katılımcılarla ve zümrelerle iletişim kurmadığını, öğretmenleri tanımadığını, öğretmenler arası ayrımcılık yaptığını, müfredatla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını, ödüllendirdiği, müfredat denetimini yaptığını, fiziki koşulları sağladığını, öğrenci başarı takibi yaptığını, değerlendirmeyi yaptığını ancak sonucunda çözüm üretmediğini düşünmektedirler. Yapılan literatür çalışmalarına bakıldığında okul müdürlerinin öğrencilerin akademik başarılarını dolaylı bir şekilde etkilediğini gösteren birçok araştırma mevcuttur. Bu araştırmadan beklenen en önemli fayda dolaylı etki yaklaşımının iddia ettiği gibi, müdürlerin müfredat liderliği yeterliklerinin öğretmen bağlılığına etki yoluyla öğrencilerin akademik başarısına katkısını ortaya çıkarmaktır. Bu yönüyle bu çalışmanın özgün ve önemli bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, yapılan alan taramalarında, Türkiye'de bu konuda bir araştırmanın olmadığı ortaya çıktığından, bu araştırmanın okul müdürünün müfredat liderliği yeterliklerinin öğretmenlerin okula bağlılığı yoluyla öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisine yönelik uygulamacı ve araştırmacılar için bir farkındalık oluşturması beklenmektedir.This study aims to examine the mediating role of teachers' organizational commitment in the effect of school principals' curriculum leadership competencies on students' academic achievement, based on the perceptions of middle school teachers. The research adopts the explanatory sequential design, a mixed-methods research approach. Initially, a quantitative method was employed using the correlational survey model. The research population consists of branch teachers working in public middle schools in the Maltepe district of Istanbul during the 2023–2024 academic year. According to data from the Maltepe District Directorate of National Education, there are 31 public middle schools and 1,158 teachers in total within this population. A success list based on the 2022–2023 LGS (High School Entrance Exam) results of these schools was obtained from the Maltepe District Directorate of National Education. Using proportional stratified sampling, schools were categorized into high, medium, and low success levels. Specifically, the first 11 schools on the success list were identified as high-performing, the next 10 as medium-performing, and the final 10 as low-performing schools. Schools in each group were randomly selected, and the sample size was calculated using the G-Power program, resulting in a sample size of 317. Schools where principals had not served for at least one year were excluded from the study. There are 13 secondary schools in the sample of the research. Teachers from the subjects tested in the LGS Mathematics, Science, Turkish, Social Studies, English, and Religious Culture and Moral Knowledge were included in the study. For the qualitative phase, focus group interviews were conducted. The study group consisted of teachers from public middle schools in Maltepe, Istanbul, during the 2023–2024 academic year. To determine participants, maximum variation sampling, a purposeful sampling method, was employed. A total of 12 teachers from 12 schools 4 high-performing, 4 medium-performing, and 4 low-performing schools were selected for the focus group interviews. Participants were chosen from the subjects mentioned above. A Curriculum Leadership Scale was developed for this research. The scale comprises three dimensions: Preparation Before Curriculum Implemantation, Implemantation and Coordination of Curriculum, and Monitoring and Evaluation of Curriculum. This 47 item, five-point Likert scale ranges from 'Never' to 'Always.' The Cronbach's Alpha reliability coefficient was calculated as 0.987, indicating high reliability. Exploratory Factor Analysis (EFA) and Confirmatory Factor Analysis (CFA) resulted in a three-factor structure explaining 71.12% of the total variance. CFA showed that the model's fit indices were within acceptable limits. The second scale used in the study was the Organizational Commitment Scale, developed by Meyer et al. (1993) and adapted into Turkish by Dağlı et al. (2018). This 18 item, five point Likert scale measures three dimensions: Affective Commitment, Continuance Commitment, and Normative Commitment. Quantitative data were analyzed using statistical software. Descriptive statistics were applied for the first and second research questions, Pearson correlation analysis for the third, ANOVA for the fifth and sixth, and normal linear regression analysis for the sixth. Content analysis was used for qualitative data. Quantitative analysis revealed that, based on teachers' perceptions, principals' curriculum leadership competencies and their subdimensions were rated at the 'frequently' level. Among the dimensions, Implementation and Coordination of Curriculum scored the highest, followed by Preparation Before Curriculum Implementation, and Monitoring and Evaluation of Curriculum scored the lowest. Teachers' organizational commitment levels were generally rated at the 'neutral' level. Among the subdimensions, Affective Commitment and Continuance Commitment were rated at the 'agree' level, while Normative Commitment was rated as 'neutral'. Moderate positive correlations were found between Preparation Before Curriculum Implementation and Implemantation and Coordination of Curriculum with organizational commitment and its subdimensions. A low positive correlation was found between Monitoring and Evaluation of Curriculum and Affective Commitment, whereas moderate positive correlations were observed with Continuance Commitment, Normative Commitment, and overall organizational commitment. Teachers in high and medium-performing schools perceived principals as frequently demonstrating competencies in Preparation Before Curriculum Implementation and Implementation and Coordination of Curriculum. However, teachers in low-performing schools rated principals as occasionally demonstrating these competencies. Similarly in Monitoring and Evaluation of Curriculum, high and medium-performing schools were rated as 'frequent,' while low-performing schools were rated as 'occasional'. Teachers' Affective Commitment and Continuance Commitment were higher in high and medium-performing schools, rated at the 'agree' level, whereas teachers in low-performing schools rated them at the 'neutral' level. No statistically significant differences were observed for Normative Commitment, with teachers across all performance levels expressing 'neutral' perceptions. Curriculum leadership was found to positively and significantly predict students' academic achievement, albeit explaining only a small portion of the variance. Teachers' organizational commitment also positively and significantly predicted students' academic achievement, again explaining a small portion of the variance. Furthermore, curriculum leadership significantly and positively predicted teachers' organizational commitment. A mediating effect of teachers' organizational commitment was identified in the relationship between principals' curriculum leadership competencies and students' academic achievement. Thematic analysis of focus group interviews revealed two themes: expectations from curriculum leaders and competencies of curriculum leaders. Participants expressed that they expect principals, as curriculum leaders to plan, adapt, monitor, and evaluate the curriculum, solve problems, take initiative, address physical conditions, assess students' readiness, and plan curricula based on students' needs. Teachers also expect support, guidance, initiative-sharing, and effective communication from their principals. However, participants noted several shortcomings, including a lack of support, guidance, motivation, and recognition from principals, limited interaction with teachers, favoritism, insufficient knowledge of the curriculum, and a lack of solutions despite evaluations being conducted. Existing literature suggests that school principals indirectly influence students' academic success. This study contributes by demonstrating how principals' curriculum leadership competencies impact students' academic achievement via teachers' organizational commitment. As such, it is both original and significant. Moreover, since no similar research has been conducted in Turkey, this study is expected to raise awareness among practitioners and researchers about the influence of curriculum leadership on academic achievement through teacher commitment

    Gelişen Teknolojinin Hemşirelik Sanatı Üzerine Etkisi

    No full text
    Hemşirelik sanatı, ampirik ve metafizik bilgi ile belirsizlik durumlarında yaratıcılığın kullanımına dayanmaktadır. Kanıta dayalı araştırmalardan elde edilen ampirik bilgi, hemşirelik biliminin gelişimine katkı sağlarken; metafizik bilgi, bireysel deneyimler ve içgörüler yoluyla bakım süreçlerini etkilemekte ve yönlendirmektedir. Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi, bu yeniliklerin hemşirelik uygulamalarına entegre edilmesini bir gereklilik haline getirmektedir. Hemşirelik teknolojisi, hasta bakımını iyileştirmek, iş yükünü azaltmak, hasta güvenliğini artırmak ve hemşire-hasta iş birliğini güçlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, teknolojinin bakım süreçlerine entegrasyonu, etik sorunlar ve bazı klinik uygulamalarda belirsizlikler gibi yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Bu derlemede, gelişen teknolojinin hemşirelik sanatına etkisi ve güncel bakım uygulamalarında kullanılan yenilikçi teknolojiler ele alınmaktadır. Sonuç olarak, hemşirelerin teknolojiyi yakından takip etmesi, bilgi ve becerilerini teknolojik gelişmelerle entegre ederek bakım kalitesini artırması büyük önem taşımaktadır. Klinik ve akademik iş birlikleri güçlendirilerek, hemşirelik öğrencileri ve klinisyen hemşirelerin multidisipliner yaklaşımla güncel teknolojik gelişmelere erişimi sağlanmalı, böylece bilgi ve beceri düzeyleri artırılmalıdır

    Theoretical Study of Coating Analysis of Flexible Blade of Non-Isothermal Viscoplastic Fluid

    No full text
    The current work presents the magnetohydrodynamics effects of a non-isothermal viscoplastic fluid based on the coating analysis with a flexible blade. The complexity of the interconnection of heat transfer and rheological material properties with the fluid dynamics attracts the scientist and researchers across various scientific fields. The complexity of a non-isothermal viscoplastic fluid provides an additional insight into the process of blade coating when combined with flexible blade. An analysis of coating process for viscoplastic fluid has been established taking into account the blade flexibility, fluid rheological properties, temperature variations, and phenomena. The lubrication approximation theory simplifies the equations of motions and non-dimensional using suitable transformations. The analytical solutions of the constitutive equations are calculated and numerically compared for various quantities of interest. The graphical results are presented for comparison purposes for velocity profile, gradient, volumetric flow rate, temperature distribution and pressure. This research promotes the future exploration and innovative insight in the area of coating using non-isothermal viscoplastic fluids and novel investigations in non-Newtonian fluid dynamics.Science Citation Index Expande

    İklim Değişikliği ve Çevresel Bozulmanın Tarımsal Kredi Kullanımına Etkisi: Fourier Yaklaşımlar ile Türkiye’den Kanıtlar

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 1988-2023 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın tarımsal kredi kullanımına etkisini incelemektir. Araştırmada, değişkenlerin durağanlık özellikleri Fourier KPSS durağanlık testi ile belirlenmiş, uzun dönem ilişkiler Fourier Shin eşbütünleşme yöntemi ile analiz edilmiş ve uzun dönem katsayı tahminleri ise Fourier FMOLS yöntemiyle yapılmıştır. Son olarak, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri keşfetmek için Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testi kullanılmıştır. Bulgular, iklim değişikliği ve çevresel bozulmadaki artışların tarımsal kredi kullanımını azalttığını göstermektedir. Öte yandan, tarımsal katma değer, ekilebilir tarımsal alan ve nüfus artışının tarımsal kredi kullanımını artırdığı bulunmuştur. Nedensellik analizi sonuçlarına göre, tarımsal kredi kullanımından iklim değişikliğine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunurken, tarımsal kredi kullanımı ile tarımsal katma değer ve nüfus artışı arasında çift yönlü nedensellik ilişkileri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, tarım sektörüne yönelik finansal politikaların çevresel ve iklimsel riskler göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılmasının önemini vurgulamakta ve bu etkileşimi Fourier tabanlı ekonometrik analizlerle ele alarak çok sınırlı olan literatüre önemli bir katkı sağlanmaktadır.Emerging Sources Citation Inde

    Mid-Term Results of Young Adult Patients Who Underwent Autograft and Direct Pars Repair Using U-Rod Technique for Lumbar Spondylolysis

    No full text
    Objective: This study aimed to present the clinical and radiological results of patients with spondylolysis (SL) with pars interarticularis defect who were treated with a pedicle screw and a U-shaped rod system passed under the spinous process. Materials and Methods: A total of 26 patients with lumbar SL and pars fracture were included in the study. Their demographic characteristics were recorded. Patients with adjacent disc pathology and Grade 2, 3, 4 spondylolistheses were excluded. Clinical outcomes were evaluated with visual analog score (VAS) and Oswestry Disability Index (ODI) preoperatively and at the postoperative 3-year follow-up. Radiologically, union was evaluated with plain radiographs and computed tomography if necessary. Patients’ return to their daily routine and sports were also evaluated. Results: Of the 26 patients included in the study, 16 were male (57.1%) and 12 were female (42.8%). The mean age of the patients was 16.7±12.1 years (13-20). Patients were followed up for an average of 51.2 (36-78) months. The mean ODI score was 33.4±21.2 (24-46) and the mean VAS score was 8.1±1.2 (7-10) preoperatively, whereas the mean ODI score was 16.8±11.6 (10-21.4) and the mean VAS score was 1.4±2.3 (1-3) at the postoperative third year follow-up. Six patients who were professional athletes returned to their sports life at the eighth month. Patients’ pars fractures were united. One (3.5%) patient underwent revision surgery due to delayed union. Superficial tissue infection developed on the wound site in one patient and was treated with daily dressing and oral antibiotherapy. Conclusion: Good clinical and radiological results can be obtained in the young adult population with SL accompanied by pars fractures via polyaxial pedicle screws and U-shaped rod surgery

    Chaotic Behavior and Traveling Wave Solutions of the Paraxial Nonlinear Schrödinger Equation

    No full text
    The paraxial nonlinear Schr & ouml;dinger equation is used in many domains such as mathematical physics, optical communication systems, nonlinear optics, and plasma physics. In this work, we aim to investigate the dynamic properties of the model employing bifurcation theory and determining the corresponding Hamiltonian function. By applying the bifurcation and planar dynamical system theories, we obtain the traveling wave solutions with the corresponding phase portraits. The purpose of the carefully selected parameter values and the resulting plot presentations is to guarantee the physical validity of our results. These results provide answers that are thorough and reliable by illuminating the applicability, effectiveness, and computing speed of the employed scheme. In addition, chaotic behavior and sensitive analysis of the model under consideration are studied. This work has directly opened up new directions for investigation and possible applications in other nonlinear science fields.Science Citation Index Expande

    Erken Dönemde Algılanan Ebeveyn Partner İlişkisinin Yetişkinlik Dönemindeki Romantik İlişkiye Etkisi

    No full text
    Bu çalışmada, bireylerin algıladıkları ebeveyn ilişkilerinin romantik ilişki niteliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma, İstanbul'da yaşayan 24-45 yaş aralığında, en az bir yıldır romantik ilişki içinde bulunan 245 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, İlişki Niteliği Ölçeği ve Algılanan Ebeveyn Ölçeği uygulanmıştır. Veriler, 2023 yılının Kasım-Aralık ayları arasında çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Elde edilen bulgular, çocukluk döneminde algılanan ebeveyn ilişkisi ile yetişkinlik dönemindeki romantik ilişki niteliğinin bazı alt boyutları arasında yüksek bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Özellikle, annenin babaya yönelik tutumlarının, yetişkinlik döneminde bireylerin romantik ilişkilerindeki sosyal destek ve derinlik alt boyutları üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, erken dönemde algılanan ebeveynlerin partnerlik ilişkilerinin yetişkinlik dönemindeki romantik ilişkileri yordayıcı özellikleri olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma, ebeveyn partner ilişkilerinin bireylerin romantik ilişkilerindeki rolünü anlamak için önemli bir katkı sunmakta ve gelecekteki araştırmalar için yeni yönelimler önermektedir.This study examines the impact of individuals' perceived parental relationships on the quality of their adult romantic relationships. The research was conducted with 245 participants aged 24-45 living in Istanbul, whom had been in a romantic relationship for at least one year. Participants completed a Demographic Information Form, the Relationship Quality Scale, and the Perceived Parental Scale. Data were collected online through self-report between November and December 2023. The findings revealed a high correlation between the early perceptions of parental partner relationships and the perceived quality of adult romantic relationships. Specifically, the mothers attitude toward the father significantly predicted social support and depth in individuals' romantic relationships in adulthood. This study provides an important contribution to understanding the role of the early perception of the parental partner relationship in individuals' romantic relationships in adulthood and offers new directions for future research

    0

    full texts

    7,992

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Okan University GCRIS Standard Database
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇