Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
Not a member yet
    2347 research outputs found

    Pandemi ve Ekonomik Durgunluk Sürecinde KOBİ’ler ve Sosyoekonomik Önemi

    Get PDF
    Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkarak zamanla tüm dünyayı ektisi altına alan Covid-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyoekonomik yaşamımızda geniş ve derin etkiler bırakmıştır. Günlük yaşamımızdan ekonomik hayatımıza kadar bir çok alanda alışılması ve düzeltilmesi son derece zor deneyimler yaşanılmasını ve beraberinde ulusal düzeyde bir çok sosyoekonomik tedbir ve önlem alınmak zorunda kalınmıştır. Pandemi süreci ile birlikte yaşanılan ve toplumun bütün katman ve alanlarında görülen bu değişikliklerin her biri ayrı bir akademik çalışma ile analiz edilmesi ve yeterince ders alınması gereken yaşanmışlıklardır. Bu çalışmamızda pandemi süreci ile birlikte yaşanılmaya başlanılan ve ekonomik hayatımızda özellikle KOBİ’lerle birlikte yaşanılan tecrübenin olumlu, olumsuz etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin kuruluşundan, faaliyete başlamaları, üretim ve istihsale ilişkin çalışmaları, yeni koşullara uyum süreci, personel politikası, istihdama olan katkıları, hasılı bir bütün olarak sosyoekonomik yaşamımızdaki etkileri incelenmeye çalışılacaktır. Ülkemiz ekonomisi için son derece önemli rol ve görevler üstlenen ve toplam istihdam, üretim, işletme sayısı gibi sosyoekonomik göstergeler bakımından çok belirgin bir rol üstlenen bu konuyu genel bir girişten sonra KOBİ kavramı, Türkiye’de KOBİ’lerin durumu, nitelikleri, avantajları, dezavantajları, serbest piyasa ekonomisinde KOBİ’ler, sosyoekonomik olarak ekonomiye katkıları ve Kobilerin ekonomik ve sosyal rollerinin olumlu anlamda arttırılması için yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile KOBİ’lerin sahip olduğu esneklikten yararlanılarak ekonomik ve sosyal refahın nasıl artırılabileceği ortaya konulmaya çalışılarak Türk ekonomisinin ve sosyal yapısının beklenen seviyeyi yakalayarak sosyoekonomik motor görevini arttırarak sürdürebileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır

    Milli Teminat Andı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 30 Temmuz-22 Ağustos 1949 Tarihli Ege Gezisi

    Get PDF
    Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok partili düzene geçmiştir. Yeni düzen beraberinde birçok siyasal sorunları getirmiştir. En önemlilerinden birisi partiler arasındaki gergin ilişkilerdir. Öyle ki bazen iktidar partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile muhalefet partisi olan Demokrat Parti (DP) arasındaki ilişkilerin gerginliği; tek parti sistemine geri dönülmesi gerektiği tartışmalarına neden olmuştur. Aksi halde yeni düzenin; Türkiye’yi büyük bir felakete götürebileceği konuşulmaya başlanmıştır. Bu tür durumlarda partili Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Türkiye’nin geleceği ve demokratik rejimin devamından yana tavır alarak bir arabulucu rolü üstlenip partiler arasındaki gerilimi azaltmaya çalışmıştır. Tarafsız bir devlet başkanı sıfatıyla ilk arabulucu görevini, 12 Temmuz 1947 Beyannamesi’ni yayınlamak suretiyle yerine getirmiştir. Bu beyannameyle, gergin olan iktidar-muhalefet ilişkileri yumuşayarak normal seyrine girmiş ve çok partili düzene devam edilebilmiştir. Fakat kısa bir süre sonra siyasi ilişkiler; özellikle DP’nin İkinci Büyük Kongresi’nde (Haziran 1949) yayınlanan Milli Teminat Andı dolayısıyla tekrar gerginleşmiştir. Türkiye’nin bekası ve çok partili düzenin geleceği üzerine endişeli tartışmalar tekrar başlamıştır. Bunun üzerine partili Cumhurbaşkanı İnönü, ikinci kez partiler arasında hakemlik rolü üstelenerek siyasi gerginliğe son vermeye karar vermiştir. Bu sefer diğerinden farklı olarak bunu halkla temas etmek suretiyle gerçekleştirmek istemiştir. 30 Temmuz-22 Ağustos 1949 tarihleri arasında Ege Bölgesini gezen İnönü, başta seçmenlere olmak üzere isim vermeden siyasi partilere siyasi şiddetin ne gibi sorunlara yol açacağını anlatmış ve onları siyasi mücadelelerini barış içinde yapmaları hususunda uyarmıştır. Ancak İnönü’nün halen partili cumhurbaşkanı olması ve önceki yıllarda verdiği sözleri yerine getirmemesi nedenleriyle Ege gezisi DP tarafından farklı yorumlanmış ve İnönü hedefine ulaşamamıştır. Tam tersine 1950 seçim sürecinin başlamasına kadar partiler arasındaki ilişkiler daha da gerilmiştir. Bu çalışmada, İnönü’nün partiler arasındaki ilişkileri yumuşatmak, siyasi güvenliği sağlamak ve halk arasında yaratılmak istenen siyasi şiddeti engellemek ve en önemlisi de demokratik rejimlerde siyasi mücadelenin yöntemini anlatmak için nasıl bir çaba gösterdiği sonuçlarıyla birlikte ortaya konulmaya çalışılmıştır. DP’nin ise, İnönü’nün bu çabalarını ne şekilde algıladığı ve nasıl bir tepki gösterdiği irdelenmiştir. Çalışmanın hazırlanmasında, dönemin gazeteleri başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşiv belgeleri, araştırma, inceleme ve hatıra eserleri kullanılmıştır

    Farklı Tiplerdeki Kök Kanal Yıkama Solüsyonlarının İnsan Osteoblastik Hücre Canlılığı Üzerine Etkileri

    Get PDF
    Amaç: Kök kanallarının yıkanması, kanal tedavisinin başarılı olabilmesi için uygulanan en önemli basamaklardan biridir. Uygulanan bu işlem sırasında kök dentini ve dişin periapikal dokuları yıkama solüsyonlarıyla sürekli temas halindedirler. Bu solüsyonların içindeki ajanların ideal olarak oral dokulara zarar vermeyerek pulpal dokuları uzaklaştırması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, 7 farklı yıkama solüsyonunun (Rocanal, BioPure MTAD, SmearClear, klorheksidin glukonat, EDTA, hidrojen peroksit, NaOCl) insan osteoblastik hücre dizisinin (SaOS-2) canlılıkları üzerine etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler:Test edilen solüsyonlar kültür ortamı ile seyreltilerek 6 farklı konsantrasyonda (1:2, 1:4, 1:8, 1:16 ve 1:32) hazırlandı. SaOS-2 hücreleri yıkama solüsyonlarının tüm konsantrasyonlarına sırasıyla maruz bırakıldı (n = 12). Kontrol grubu olarak test materyali içermeyen hücre kültür ortamı kullanıldı. Hücre canlılığı MTT sitotoksisite testi ile değerlendirildi. Kontrol grubunun hücre canlılığı %100’e eşitlendi, veriler istatistiksel olarak One-way ANOVA ve post-hoc Tukey’s HSD testleri ile değerlendirildi. Bulgular: Test edilen yıkama solüsyonlarının tüm konsantrasyolarda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında SaOS-2 hücreleri üzerine sitotoksik etkileri olduğu gözlenmiştir (P <0.05). Materyallerin hücre canlılık değerleri arasında yüzdesel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (P <0.05). SmearClear ve klorheksidin glukonat grupları arasında istatistiksel olarak bir fark gözlenmemiştir. Ancak, bu gruplar ile diğer gruplar (Rocanal, BioPure MTAD, hidrojen peroksit, EDTA ve NaOCl) arasındaki fark önemli bulunmuştur. BioPure MTAD, hidrojen peroksit, EDTA gruplarında farklı konsantrasyonlarda grup içi farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçlarına göre test edilen yıkama solüsyonlarının hepsi seçilen hücre kültürü üzerinde sitotoksik etki göstermiştir

    Hangisine Güvenirim? Sosyal Medya Influencer’ları mı Seyahat Acentaları mı? Uyaran-Süreç-Tepki (Stimulus-Organism-Response) Teorisi

    Get PDF
    Son yıllarda sosyal medya temel pazarlama araçlarından biri haline gelmiştir. Özellikle turistik ürünlerin pazarlanmasında seyahat acentaları sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmakta ayrıca turizm işletmeleri de sosyal medya fenomenleri ile ortaklıklar kurmaktadır. Araştırmada “Turistler seyahat acentasına mı yoksa sosyal medya fenomenine mi güvenir?” sorusunun Uyaran-Süreç-Tepki (UST) teorisi üzerine inşa edilmiş model kapsamında cevaplanması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, Türkiye'de en az bir seyahat acentası ve seyahat fenomeninin sosyal medya hesabını takip eden 286 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, seyahat acentası ve seyahat fenomeni aracığıyla bilgi aramanın, acentaya ve fenomene karşı geliştirilen güveni ve seyahat niyetlerini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Ek olarak acentaya karşı geliştirlen güven seyahat niyetini olumlu yönde etkilerken seyahat fenomenine karşı geliştirilen güven duygusunun seyahat niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir

    Association of Frontal and Maxillary Bone Fractures and Concomitant Craniocerebral Injuries in Patients Presenting with Head Trauma

    No full text
    Background: Maxillofacial fractures and craniocerebral injuries are common in patients with head trauma. These are injuries with high mortality and morbidity. Therefore, patients with head trauma should be evaluated early with a multidisciplinary approach. Aim: The association between frontal and maxillary bone fractures and concurrent craniocerebral injuries were investigated in patients presenting with head trauma in this study. The data of the patients were analyzed retrospectively. Methods and material: Age and gender distributions were evaluated in frontal and maxillary fractures. Concomitant craniocerebral injuries were investigated. Craniocerebral injuries were grouped as pneumocephalus, extra-axial, intra-axial injuries and brain edema. Craniocerebral injuries in frontal and maxillary fractures were compared statistically. Results: Frontal bone and maxillary bone fractures were detected in 24% and 95% of the patients. Coexistence of pneumocephalus and intra-axial injuries in frontal bone fracture was statistically significant. The association of frontal posterior wall fractures with pneumocephalus and parenchymal contusion was found to be statistically significant. In addition, the association of craniocerebral injuries were evaluated and statistically significant ones were determined. Conclusion: The presence of maxillofacial fractures in patients presenting with head trauma increases mortality and morbidity. Craniocerebral injuries can be life-threatening and delay the treatment of facial fractures. Upper facial bone fractures are significantly more common in craniocerebral injuries

    BIST Ulaştırma Endeksinin YSA NARX Modeli ile Öngörülmesi

    Get PDF
    Rekabetçi koşulların sürekli ya da ani değişimi, ulaştırma sektörü içerisinde yer alan işletmelerin, hisse senedi yatırımcılarının ve diğer aktörlerin stratejik hamleler yapmalarını zorlaştırmaktadır. Bu durumda hisse senetlerinde meydana gelen aşağı ve yukarı yönlü hareketleri yansıtan endekslerin doğru bir şekilde yorumlanıp tahmin edilmesi, daha sürdürülebilir bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren dokuz adet şirkete ait hisse senetlerini bünyesinde tutan BIST Ulaştırma endeksini (XULAS), Yapay Sinir Ağları (YSA) Doğrusal Olmayan Dışsal Girdili Otoregresif Ağ (NARX) modeli ile öngörmeye çalışmaktır.Bu doğrultuda, XULAS üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi olduğu düşünülen aylık bazda on ve günlük bazda altı adet makroekonomik değişken tespit edilmiştir. Çalışmada aylık ve günlük olmak üzere iki farklı model önerisinde bulunulmuştur. Çalışmada kullanılan günlük veriler 19/07/2010-15/10/2021 dönemini kapsarken aylık veriler de 08/2010-08/2021 dönemini kapsamaktadır. Performans ölçütleri olarak MAD, MSE, RMSE ve MAPE değeri sonuçlarına bakılmıştır. Yapılan öngörü sonucunda önerilen YSA NARX ağ modellerinin XULAS değerlerini öngörmede oldukça başarılı olduğu söylenilebilir. Her iki model karşılaştırıldığında günlük verilerle çalışmanın tahmin ve öngörü açısından daha başarılı sonuçlar verdiği saptanmıştır

    Analysis of mitochondrial DNA cytochrome-b (CYB) and ATPase-6 gene mutations in COVID-19 patients

    No full text
    Coronavirus disease of 2019 (COVID?19) is a pandemic caused by severe acute respiratory syndrome coronavirus 2 (SARS?CoV?2). Mutations of mitochondrial DNA (mtDNA) are becoming increasingly common in various diseases. This study aims to investigate mutations in the cytochrome?b (CYB) and adenosine triphosphatase?6 (ATPase?6) genes of mtDNA in COVID?19 patients. The association between mtDNA mutations and clinical outcomes is investigated here. In the present study, mutations of the mtDNA genes CYB and ATPase?6 were investigated in COVID?19 (+) (n = 65) and COVID?19 (?) patients (n = 65). First, we isolated DNA from the blood samples. After the PCR analyses, the mutations were defined using Sanger DNA sequencing. The age, creatinine, ferritin, and CRP levels of the COVID 19 (+) patients were higher than those of the COVID?19 (?) patients (p = 0.0036, p = 0.0383, p = 0.0305, p 0.05). The results showed that the frequency of mtDNA mutations in COVID?19 patients is quite high and it is important to investigate the association of these mutations with other genetic mechanisms in larger patient populations

    Validation and Efficiency of a Scoring System Used in the Differentiation of Uncomplicated Appendicitis

    No full text
    Objective: Various parameters are used to differentiate between complicated and uncomplicated appendicitis cases, and scoring systems are even created where these parameters are used together. The aim of this study was to evaluate the effectiveness of one of these scoring systems by external validation. Methodology: Retrospective evaluation was performed on the clinical, radiological and laboratory findings of patients who underwent an appendectomy between January 2018 and January 2021. Scoring was performed using the previously described scoring systems for each patient considered to have acute appendicitis as a result of imaging. They were divided into complicated appendicitis and uncomplicated appendicitis groups, according to clinical and pathological evaluation results. Results: While evaluating 425 patients, ultrasonography was used in 48% and tomography in 52% of the patients. Significant effectiveness of the score of ?6 was observed in the group using tomography (p<0.001, AUC: 0.838, Sensitivity 83.3%, positive predictive value 50.8%, specificity 84.3%, negative predictive value 96.3%). Significant effectiveness of the score of ?5 was observed in the ultrasonography group (p<0.001, AUC: 0.790, Sensitivity 85.7%, positive predictive value 39.0%, specificity 72.2%, negative predictive value 96.1%). Conclusion: The scoring system created for the selection of uncomplicated appendicitis cases has been shown to be effective and has been externally validated. Since each of the parameters used in the scoring system has higher efficiency than its independent effectiveness, scoring systems that evaluate clinical, radiological and laboratory variables together, give better results in clinical practice

    Development of Tpack: The Impact of Digital Storytelling

    No full text
    It may be important to provide preservice mathematics teachers with opportunities to acquire necessary knowledge and skills about digital stories and use them effectively in their classrooms by enhancing their professional development. Hence, the study focused on how professional development workshops about digital storytelling impacted 60 preservice middle school mathematics teachers’ (PMSMTs) technological pedagogical content knowledge. The present study was conducted in the context of four professional development workshop series focusing on digital storytelling based on four main objectives. In the study designed based on multiple case study, the data were collected via videotapes of the workshops, interviews and artefacts produced by the preservice middle school mathematics teachers. The data were analysed using the framework formed through the study. The findings of the study showed that these workshops enhanced the development of the preservice middle school mathematics teachers on technological pedagogical content knowledge in relation to digital storytelling. They represented the content knowledge, technological content knowledge, and technological pedagogical content knowledge in their lesson plans designed by using their digital stories. Moreover, specialized technological pedagogical content knowledge for digital storytelling could be formed to enhance their preparation of the lessons using these stories

    The relationship between neuroprotective activity and antigenotoxic and acetylcholinesterase inhibitory effects of Glaucium corniculatum extracts

    No full text
    The purpose of this study was to investigate the relationship between the acetylcholinesterase (AChE) inhibitory and antigenotoxic effect with the neuroprotective activity of Glaucium corniculatum methanol and water extracts rich in rutin and quercetin flavonoids. Neuroprotective activity in terms of cell survival and development against oxidative damage was measured by MTT assay and microscopic analysis in H2 O2 -induced NGF-differentiated PC12 (dPC12) cells. QRT-PCR and western blot hybridization method was employed for the determination of AChE inhibition of the extracts in the same cell model, and the genotoxic and antigenotoxic effects were identified with Comet assay with human lymphocytes. H2 O2 -induced vitality loss in dPC12 cells was inhibited in pre-treated cells with these plant extracts. Moreover, extracts stimulated neurite formation and prevented the oxidative stress-induced reduction in neurite growth. In general, it was determined that G. corniculatum methanol extract containing higher amounts of rutin and quercetin was more effective than water extract in terms of AChE inhibitory, antigenotoxic and also neuroprotective effect. In this study, it was shown for the first time that both AChE inhibitory and antigenotoxic effects of G. corniculatum may be effective in neuroprotection and it’s protective and therapeutic effects against neurodegeneration may be related to the flavonoid content

    515

    full texts

    2,347

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇