Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
Not a member yet
2347 research outputs found
Sort by
Evaluation of Online Hotel Reviews Based on Machine Learning with Sentiment Analysis and Topic Modeling Approaches
Otel işletmelerinin Web 2.0 platformları üzerinden sahip olduğu kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler, tüketici memnuniyetini ve otellerin hizmet performansını gösteren önemli göstergelerden birisidir. Bu içeriklerin yapısal ve anlamsal özelliklerini ortaya çıkartmak, otel işletmelerinin hizmet performanslarının seviyesini görmesinde etkin bir rol oynamaktadır. Böylece oteller, hizmet sağladığı tüketicilerin memnuniyetine etki eden unsurları net bir şekilde belirleyebilmektedir. Metin madenciliği alanında kullanılan makine öğrenmesi yöntemleri, büyük veri kapsamında ele alınan bu içeriklerin etkili bir şekilde analiz edilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye?nin önemli turizm merkezlerinden birisi olan Alanya?da faaliyet gösteren otellere yapılan çevrimiçi kullanıcı içerikleri incelenmiştir. Bu içeriklerde konaklama yapan kişilerin en fazla değindiği konular ve bu konuların tüketicilerin memnuniyetine olan etkileri, konu modelleme ve duygu analizi yöntemleri ile ortaya çıkarılmıştır. Otellerin sağladığı olanaklar, animasyon ve personel konuları, tüketicilerin memnuniyetine en fazla pozitif etki eden unsurlar olmuştur. Ön büro ve oda konuları ise negatif olarak memnuniyete etki eden konulardır. Personel konusu, tüketicilerin pozitif yorumda bulunmasına en fazla katkı sağlayan konu olurken, önbüro konusu ise tüketicilerin en fazla negatif yorumda bulunmasına sebep olmaktadır. Ayrıca araştırmada ortaya çıkan konulardan duyulan memnuniyet seviyesi, otel sınıfına ve seyahat türlerine göre değişiklik göstermektedir.User-generated content in Web 2.0 platforms is a significant indicator of consumer satisfaction and service performance for hotel business. Revealing the structural and semantic attributes of this content plays an essential role in assessing the level of hotel service performance. By this way, hotels can precisely identify the factors influencing their consumers satisfaction. Machine learning techniques in the field of text mining effectively provides to analyze these contents within the scope of big data. In this study, online user-generated content related to hotels operating in Alanya, one of Turkey's prominent tourism centers, has been examined. The topics most emphasized by consumers who have stayed at these hotels and the effects of these topics on consumer satisfaction have been appeared via topic modeling and sentiment analysis methods. According to the findings, customers staying at the related hotels have identified animation, staff, and amenities as the topics that positively influence consumer satisfaction. However, front desk and room-related matters have been identified as the topics with the most negative impact. The staff topic has the most positive impact on consumers' positive comments but, the front desk topic tends to induce negative comments. In addition, the level of satisfaction with the topics revealed in the research varies according to the hotel class and travel types
The Regulatory Role of Parental Emotional Socialization in Preschool Children's Behavioral Inhibition and Peer Relationships
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarını davranışsal ketlenme, akran ilişkileri ve ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışları açısından incelemek, ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışlarının çocukların davranışsal ketlenme mizaç özelliği ve akran ilişkileri açısından farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada örneklem grubu küme örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Şanlıurfa ili Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi bağımsız anaokulu ve anasınıflarına devam eden 335 çocuk araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; ‘Davranışsal İnhibisyon (Ketlenme) Anketi Ebeveyn Formu’, ‘Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş etme Ölçeği’ ve 'Çocuk Davranış Ölçeği’ kullanılmıştır. Çocukların akran ilişkileri akranlarına karşı sosyal olmayan davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, akranları tarafından dışlanma, akranlarına yönelik prososyal davranış, aşırı hareketlilik, akranlarına karşı saldırganlık alt boyutlarında; ebeveyn duygu sosyalleştirme tepkileri destekleyici ebeveyn tepkileri ve destekleyici olmayan ebeveyn tepkileri alt boyutlarında incelenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, akranlarına karşı asosyal davranış ve akranlarına karşı korkulu kaygılı olma davranışının, yaş değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı, çocukların davranışsal ketlenmesi ile akranlarına karşı asosyal davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, aşırı hareketlilik, saldırganlık davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu, destekleyici ebeveyn davranışları ile akranları tarafından dışlanma davranışının anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, çocukların yaşı Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarını davranışsal ketlenme, akran ilişkileri ve ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışları açısından incelemek, ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışlarının çocukların davranışsal ketlenme mizaç özelliği ve akran ilişkileri açısından farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada örneklem grubu küme örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Şanlıurfa ili Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi bağımsız anaokulu ve anasınıflarına devam eden 335 çocuk araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; ‘Davranışsal İnhibisyon (Ketlenme) Anketi Ebeveyn Formu’, ‘Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş etme Ölçeği’ ve 'Çocuk Davranış Ölçeği’ kullanılmıştır. Çocukların akran ilişkileri akranlarına karşı sosyal olmayan davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, akranları tarafından dışlanma, akranlarına yönelik prososyal davranış, aşırı hareketlilik, akranlarına karşı saldırganlık alt boyutlarında; ebeveyn duygu sosyalleştirme tepkileri destekleyici ebeveyn tepkileri ve destekleyici olmayan ebeveyn tepkileri alt boyutlarında incelenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, akranlarına karşı asosyal davranış ve akranlarına karşı korkulu kaygılı olma davranışının, yaş değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı, çocukların davranışsal ketlenmesi ile akranlarına karşı asosyal davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, aşırı hareketlilik, saldırganlık davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu, destekleyici ebeveyn davranışları ile akranları tarafından dışlanma davranışının anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, çocukların yaşı Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarını davranışsal ketlenme, akran ilişkileri ve ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışları açısından incelemek, ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışlarının çocukların davranışsal ketlenme mizaç özelliği ve akran ilişkileri açısından farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada örneklem grubu küme örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Şanlıurfa ili Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi bağımsız anaokulu ve anasınıflarına devam eden 335 çocuk araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; ‘Davranışsal İnhibisyon (Ketlenme) Anketi Ebeveyn Formu’, ‘Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş etme Ölçeği’ ve 'Çocuk Davranış Ölçeği’ kullanılmıştır. Çocukların akran ilişkileri akranlarına karşı sosyal olmayan davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, akranları tarafından dışlanma, akranlarına yönelik prososyal davranış, aşırı hareketlilik, akranlarına karşı saldırganlık alt boyutlarında; ebeveyn duygu sosyalleştirme tepkileri destekleyici ebeveyn tepkileri ve destekleyici olmayan ebeveyn tepkileri alt boyutlarında incelenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, akranlarına karşı asosyal davranış ve akranlarına karşı korkulu kaygılı olma davranışının, yaş değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı, çocukların davranışsal ketlenmesi ile akranlarına karşı asosyal davranış, akranlarına karşı korkulu kaygılı olma, aşırı hareketlilik, saldırganlık davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu, destekleyici ebeveyn davranışları ile akranları tarafından dışlanma davranışının anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, çocukların yaşı ve davranışsal ketlenmesinin akranlarına karşı asosyal davranış alt boyutunu anlamlı biçimde yordadığı tespit edilmiştir. Çocukların cinsiyet ve davranışsal ketlenmesinin akranları tarafından dışlanma alt boyutunu anlamlı biçimde yordadığı belirlenmiştir. Çocukların takvim yaşı, cinsiyet ve davranışsal ketlenmesinin akranları tarafından korkulu kaygılı olma alt boyutunu anlamlı biçimde yordadığı tespit edilmiştir. Çocukların cinsiyet ve davranışsal ketlenmesi aşırı hareketlilik alt boyutunu anlamlı biçimde yordadığı belirlenmiştir. Çocukların cinsiyet ve davranışsal ketlenmesinin akranlarına karşı saldırganlık alt boyutunu anlamlı biçimde yordadığı ortaya çıkmıştır. Düzenleyici etki model analizi incelendiğinde, destekleyici ebeveyn tepkilerinin çocukların davranışsal ketlenme ve akranlarına karşı korkulu kaygılı olması arasındaki ilişkide düzenleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular ışığında okul öncesi dönem çocuklarının davranışsal ketlenmesi ile ilgili daha fazla araştırma yapılması, bu mizaç özelliğine sahip çocukları tespit etmek ve uygun müdahale programları uygulamak açısından yarar sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca okul öncesi dönem çocuklarının davranışsal ketlenmesi ile ilişkin faktörlerin bir arada incelendiği araştırmalar yapılması bu mizaç özelliğine sahip çocukların kaygısına etki eden faktörleri belirlemek açısından önemli görülmektedir.The aim of this study is to examine preschool children in terms of behavioral inhibition, peer relations and parent emotional socialization behaviors, and to reveal whether parent emotion socialization behaviors differ in terms of behavioral inhibition temperament and peer relations of children. In the study in which the relational screening model was used, the sample group was determined according to the cluster sampling method. The sample of the study consisted of 335 children attending the official independent kindergartens and kindergartens affiliated to the Ministry of National Education in the Karaköprü, Haliliye and Eyyübiye districts of Şanlıurfa. As data collection tools in the research; The 'Behavioral Inhibition (Inhibition) Questionnaire Parent Form', 'The Scale for Coping with Children's Negative Emotions' and the 'Child Behavior Scale' were used. In the sub dimensions of children's peer relations, non-social behavior towards their peers, fearful anxiety towards their peers, exclusion by their peers, prosocial behavior towards their peers, hyperactivity, and aggression towards their peers; Parental emotion socialization responses were examined in the sub-dimensions of supportive parent responses and non supportive parent responses. According to the results obtained in the study, asocial behavior towards their peers and fearful-anxious behavior towards their peers differed significantly according to the age variable, and there was a significant relationship between behavioral inhibition of children and asocial behavior towards their peers, fearful-anxious towards their peers, hyperactivity, and aggression. It was observed that supportive parental behaviors and ostracized behaviors differed significantly. According to the hierarchical regression analysis results, it was determined that the age and behavioral inhibition of children significantly predicted the sub-dimension of asocial behavior towards their peers. It was determined that gender and behavioral inhibition of children significantly predicted the sub-dimension of being excluded by their peers. It was determined that children's chronological age, gender and behavioral inhibition significantly predicted the fearful-anxious sub-dimension by their peers. It was determined that gender and behavioral inhibition of children significantly predicted hyperactivity sub-dimension. It was determined that gender and behavioral inhibition of children significantly predicted aggression towards peers sub-dimension. When the moderator effect model analysis was examined, it was determined that supportive parent responses had a moderator effect on the relationship between behavioral inhibition and fearful anxiety towards peers. In the light of the findings obtained within the scope of the research, it is thought that more research on behavioral inhibition of preschool children will be beneficial in terms of identifying children with this temperament and applying appropriate intervention programs. In addition, it is considered important to conduct studies examining the factors related to behavioral inhibition of preschool children together in order to determine the factors affecting the anxiety of children with this temperament
Characteristics and predictors of family accommodation in Turkish individuals with obsessive-compulsive disorder
Background/aim: Family accommodation (FA) is associated with disease severity and response to treatment rates in patients with obsessive-compulsive disorder (OCD) and is therefore particularly important in this patient group. This study investigated the structure of FA and associated factors in a Turkish society sample. Materials and methods: The study was carried out with 92 patients diagnosed with OCD for at least 1 year, who applied to Alanya ALKU Training and Research Hospital psychiatry outpatient clinic between February 2021 and March 2022. Sociodemographic data form, Family Accommodation Scale-Patient Form (FAS-PF), Dimensional Obsessive-Compulsive Scale (DOCS), Beck Depression Inventory (BDI), Beck Anxiety Inventory (BAI) and Acceptance and Action Questionnaire (AAQ-II) were applied to all of the cases. Relatives filled out the Sociodemographic Data. Results: The mean age of the patients was 32.11 ± 11.56 years. Sixty-nine (75%) of the patients were women. Fifty (54.3%) patients were married. All participants reported FA behavior at least once in the previous week. FA exhibited no significant variation by sex (p = 0.679) or marital status (p = 0.256). Significant positive correlation was determined between DOCS-T (r = 0.370, p < 0.001), AAQ-II (r = 0.261, p = 0.013), BDI (r = 0.235, p = 0.024) and BAI (r = 0.342, p = 0.001) scores and the FAS-PF. In the regression analysis, only OCD disease severity predicted FA [(? = 0.295, p = 0.036, 95% confidence interval (95% CI) = 0.02 to 0.55)]. Higher FA scores were obtained in this study (23.93 ± 15.28) compared to previous research in Western societies (14.3 ± 15.2). Conclusion: Clinicians should consider FA in the examination of OCD patients. High FA values for both frequency and severity suggest that interventions directed toward FA may be associated with more positive outcomes in outpatient Turkish patients with OCD. © TÜBİTAK
An analysis of productive language skills activities in Turkish as a foreign language textbooks according to action-oriented approach
Avrupa Ortak Başvuru Metni ile beraber yabancı dil öğretiminde dünya genelinde benimsenen yaklaşım "Eylem Odaklı Yaklaşım" olmuştur. Birçok ülke Avrupa Konseyi'nin yayınladığı metni kendi dillerine tercüme etmiş, ilkelerini ise uygulamaya geçirmiştir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de Eylem Odaklı Yaklaşım benimsenmiş, Maarif Vakfı ve MEB tarafından hazırlanan Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programlarında temel yaklaşım olarak kabul edilmiştir. Çalışmada Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler İçin Türkçe Ders Kitabı (B1-B2) incelenmiş ve kitapların eylem odaklı yaklaşımın getirdiği ilkeleri taşıyıp taşımadığını tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma nitel desenle kurgulanmış olup doküman incelemesi yapılmıştır. Kitaplarda yer alan üretici dil becerileri (konuşma, yazma) etkinlikleri eylem odaklı dil öğretim yaklaşımına göre incelenmiştir. Çalışmada, CEFR (Common European Framework of Reference) ve ilgili alanyazından hareketle eylem odaklı dil öğretim yaklaşımının temel özelliklerini içeren bir uygunluk formu oluşturulmuştur. Bu form farklı alan uzmanları tarafından da kontrol edilmiş, verilen dönütler sonrasında gerekli düzenlemeler yapılmış ve form son hâlini almıştır. Sonrasında her iki kitapta yer alan on sekiz yazma, on sekiz konuşma olmak üzere toplamda yetmiş iki etkinlik, hazırlanan uygunluk formuna göre incelenmiştir. İnceleme yapıldıktan sonra etkinliklerin eylem odaklı dil öğretim yaklaşımına uygunluğu değerlendirilmiş ve etkinliklerin genel olarak eylem odalı yaklaşımın gerçek hayat odaklılık, dilin aktif kullanımı, uygulanabilirlik boyutlarına uygun olduğu; sosyal aktör olma, görev temelli olma, kültürlerarasılık boyutlarına uygun olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada konuşma becerisi ve yazma becerisi etkinlikleri de kendi içerisinde karşılaştırılmış, eylem odaklı yaklaşımın etkileşim odaklı olma, grup çalışmasına yönlendirme, araştırma, soru sorma, tartışma, keşfetme vb. eylemlerde bulunmaya sevk etme boyutlarının konuşma becerisi etkinliklerinde daha çok yer aldığı tespit edilmiştir.With the Common European Framework of Reference, the approach adopted worldwide in foreign language teaching has been the "Action-Oriented Approach". Many countries have translated the text published by the Council of Europe into their own languages and put its principles into practice. The Action- Oriented Approach has also been adopted in teaching Turkish as a foreign language and has been accepted as the basic approach in the Teaching Turkish as a Foreign Language Programs prepared by the Maarif Foundation and MEB. In this study, New Istanbul Turkish for International Students Course Book (B1- B2) was examined and it was aimed to determine whether the course books carry the principles of the action-oriented approach. The research was designed with a qualitative design and a document analysis was conducted. The productive language skills (speaking, writing) activities in the books were analyzed according to the action-oriented language teaching approach. In the study, an eligibility form including the basic features of the action-oriented language teaching approach was developed based on the CEFR and the relevant literature. This form was also checked by different field experts, necessary arrangements were made after the feedback given and the form was finalized. Afterwards, a total of seventy-two activities, eighteen writing and eighteen speaking activities in both books, were analyzed according to the suitability form. After the analysis, the suitability of the activities to the action-oriented language teaching approach was evaluated and it was concluded that the activities were generally suitable for the real-life orientation, active use of language and applicability dimensions of the action-oriented approach, but not for the dimensions of being a social actor, being task-based and interculturalism. In this study, speaking skill and writing skill activities were also compared within themselves, and it was determined that the dimensions of the action-oriented approach such as being interaction- oriented, directing to group work, research, asking questions, discussion, discovery, etc. were more common in speaking skill activities
Examination of SEM(scanning electron microscopy) images by artificial intelligence methods
Günümüzde, Nanoteknoloji ve Nanobilimin, Yapay Zekâ ile çalışma niteliğinin günden güne artması; malzeme biliminin önem kazanmasında etkili olmaktadır. Tezin SEM Görüntülerinin Yapay Zekâ Metotları ile İncelenmesi, multidisipliner bir alanı ifade etmektedir. Tezin içeriği, Nanoteknoloji ve Yapay Zekâ alt başlıklarından oluşmaktadır. Deneysel kısımda kullanılan verilerin oluşumu; halka açık erişim olarak sunulan 22.000 SEM verisinin; Trieste'deki CNR-IOM'un TASC laboratuvarında bulunan ZEISS SUPRA 40 çözünürlüklü cihaz ile 5 yıl boyunca 100 bilim insanının çalışmaları sonucunda elde edildiği bilinmekle birlikte; deneysel çalışma için oluşturulan prototipte yer alan verilerin seçimi için; tek tek çözünürlüğü, görüntü boyutu ve kalitesine göre incelenmesinin ardından, dikkate alınan özellik, görüntü kalitesi olmakla birlikte; bu verilerin oluşumunda 100 görüntü verisi elle manuel olarak nano boyutta ve mikro boyutta seçilip, düzenlendikten sonra; toplamda 1000 görüntü verisi 10 veri seti içerisinde oluşturuldu. Devamında makine öğrenmesi yönteminde yer alan derin öğrenme tekniklerinden CNN sınıflandırma tekniği kullanılarak yapay zekâ eğitimi gerçekleştirildi. Deneysel çalışma için python kütüphanesinden yararlanıldı. Ardından hazırlanan verilerin "RELU-softmax" aktivasyon fonksiyonları ile; Epoch değerleri RMSprop ile 25 ve 100 olarak ayarlanarak eğitim tamamlandı. Bu eğitimde RMSprop yerine, Adam = 0.000001 fonksiyonu kullanılarak tekrar oluşturulan kodlarla, öğrenme hızındaki artış-azalış değerlerini gözlemlemek adına eğitim tekrarlandı. Veri sonuçlarının eğitim parametrelerine uygunluk düzeyine göre sınıflandırma açısından Model doğruluk oranlarının tablolaştırıldı. En iyi sonuç değerinin yorumlaması yapıldı. Burada kullanılan yaklaşım, çok çeşitli nanobilim kullanım durumlarına uygulanabilen, nanomalzemelerin belirli özelliklerini çözmek için uygun parametreler geliştirilecek şekilde ayarlanarak yeni yöntem ve araçların uygulanmasına giden yolu makine öğrenmesinin ürüne dönüşüm boyutunda; malzeme bilimi kütüphanesi oluşturmak amacıyla kullanımının, yapay zekâ ve nanoteknoloji alanındaki gelecek çalışmalarının önünü açabilmesine katkısı olabilir.Today, the quality of Nanotechnology and Nanoscience to work with Artificial Intelligence is increasing day by day; It is effective in gaining importance of materials science. Examination of SEM Images of the thesis with Artificial Intelligence Methods represents a multidisciplinary field. The content of the thesis, It consists of sub-titles of Nanotechnology and Artificial Intelligence. The formation of the data used in the experimental part; 22,000 SEM data available as public access; Although it is known that it was obtained as a result of the work of 100 scientists for 5 years with the ZEISS SUPRA 40 resolution device in the TASC laboratory of CNR-IOM in Trieste; for the selection of data contained in the prototype created for experimental work; After examining the resolution, image size and quality one by one, the feature taken into consideration is image quality; In the formation of these data, after 100 image data are manually selected and arranged in nano and micro dimensions; A total of 1000 image data was created in 10 data sets. Afterwards, artificial intelligence training was carried out using the CNN classification technique, one of the deep learning techniques in the machine learning method. The python library was used for the experimental study. Then, with the "RELU-softmax" activation functions of the prepared data; the training was completed by setting the epoch values to 25 and 100 with RMSprop. In this training, the training was repeated to observe the increase- decrease values in the learning speed with the renewed codes using the Adam=0.000001 function instead of RMSprop. Model accuracy rates are tabulated in terms of classification according to the level of fit of data results with training parameters. The interpretation of the best result value was made. The approach used here is in the machine learning-to-product dimension, which leads to the application of new methods and tools by adjusting to develop appropriate parameters to solve specific properties of nanomaterials, which can be applied to a wide variety of nanoscience use cases; Its use to create a materials science library may contribute to paving the way for future studies in the field of artificial intelligence and nanotechnology
Lean service in the tourism industry
Turizm iş kolu günümüzde olduğu gibi gelecekte de maliyetleri düşürme ve iç yapılarının etkililiklerini arttırma zorluklarıyla karşılaşacaktır. Son yıllarda gelişme gösteren Turizm ve Otel endüstrisi ekonomik şartların kötüleşmesi ve içinde bulundukları zor durumlardan sonraki zamanlara odaklanmaktadır. Konaklama sektöründe faaliyette bulunan firmalar gelecekte önceki dönemlerde elde ettikleri kazançlardan daha az kazanacaklardır. Endüstri yıllardır modern yöntem ve araçları başarılı bir şekilde kullanarak verimlilik ve etkililiği optimize ederek hizmet kalitesini arttırmaktadır. Endüstriyel ortamlarda verimliliği arttırmak için uygulanan yöntemlerden bazıları “Yalın yönetim teknikleri” olarak anlatılmaktadır. Bu araştırmada bazı Yalın yönetim tekniklerinin konaklama sektöründe uygulanma düzeylerinin belirlenerek incelenmesi ve yorumlanması amaçlanmıştır. Hazırlanan tez çalışmasında Yalınlık, Yalın üretim ve Yalın yönetim teknikleri literatürde kullanıldığı gibi birbiriyle aynı anlamda kullanılmıştır.Tourism industry will face to decrease costs and improve operational effectiveness in the future. In the last decades Tourism and Hospitality sectors have been focusing to eleminate the dificulties of economic conditions. Hospitality firms will earn lesser in the future. Manufacturing industry are successfully using modern tools and techniques while optimizing productivity and efficiency to increase service quality. Some of the techniques which are using in the industry to increase productivity calling as “ Lean Management Techniques”. Aim of this research is identification and investigation degree of leanness of the hospitality firms in the tourism sector which are involved of the research. In this thesis Leanness, Lean Manufacturing and Lean Management Techniques used same meaning like used in the literature
Virtual water trade: An empirical application, for Turkey, on agricultural products
Su, küresel boyutta kıt olmaya doğru giden en önemli doğal kaynaklardan biridir. Yapılan çalışmalar gelecekte Türkiye'de yoğun bir su sorunu yaşacağına dikkat çekmektedir. Bu nedenle küresel boyutta olduğu gibi Türkiye özelinde de su tasarrufunun ve güvenliğinin sağlanması çok önemli olmaktadır. Bu durumda, sanal su alternatif bir kaynak olarak görülmekte ve bu ticaret türü önemli hale gelmektedir. Konunun bu öneminden hareketle, Türkiye'de en yüksek su kullanımının tarım sektöründe olması sebebiyle tarımsal ürünlerle gerçekleştirilen sanal su ticaretinin incelenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı, su sorununa dikkat çekerek Türkiye'de tarımsal ürünler ile gerçekleşen sanal su ticaretini analiz etmektir. Çalışmada tarımsal üretim endeksi, Türkiye GSYH/Dünya GSYH, reel döviz kuru, sulanan alan, sıcaklık, yağış değişkenlerinin sanal su ticaret dengesine (toplam ihracat miktarı/toplam ithalat miktarı) etkisi ekonometrik ve istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Bu kapsamda söz konusu değişkenler ile sanal su ticaret dengesi arasındaki ilişki ARDL sınır testi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada oluşturulan modelde yer alan değişkenlerden sadece GSYH değişkeninin bağımlı değişken üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiş ve modelden çıkarılmıştır. Diğer değişkenlerden sıcaklık, sulanan alan değişkenlerinde pozitif yönlü bir birim değişmenin, sanal su ticaret dengesine pozitif etki edeceği görülmüştür. Bununla birlikte yağış, tarımsal üretim endeksi ve reel döviz kuru değişkenleri ile sanal su ticaret dengesi arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.Water is one of the most important natural resources, likely to be scarce in a global extent. Studies made indicate that Turkey encounter an intense water problem in the future. For this reason, it is very important to save water and ensure water safety in Turkey as well as in a global extent. In this case, virtual water is considered as an alternative water source and virtual water trade is becoming important. Based on this importance of the issue, in addition, due to the fact that the highest water use in Turkey is in the agricultural sector, it is essential that the virtual water trade carried out in agricultural products be examined. In this context, the aim of this thesis study is to draw attention to the water problem and to analyze the virtual water trade, carried out with agricultural products, in Turkey. In the study, the effects of Agricultural Production Index, Turkey GDP/World GDP, Real Exchange Rate, Irrigated Area, Temperature, Precipitation variables on virtual water trade balance (virtual water export amount/virtual water import amount) were revealed econometrically and statistically. In this context, the relationship between aforementioned variables and the virtual water trade balance was examined by applying the method of ARDL limit test. It was determined that only the effect of the GDP variable, among the variables in the model created in the study, on the dependent variable was not statistically significant and was excluded in the model. It was observed that a positively directed unit change in the variables of temperature and irrigated area, among the other variables, would have a positive effect on the virtual water trade balance. Furthermore, an avoidant relationship was found between the variables of precipitation, agricultural production index and real exchange rate and virtual water trade balance
A bibliometric study & content analysis on geometry teaching
Bu araştırmada geometri öğretimi alanyazınının ulusal ve uluslararası anlamda özellik ve eğilimlerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Geometri öğretimi üzerine 1980-2022 yılları arasında yazılmış ve Web of Science veri tabanında yer alan 439 makale ve aynı yıl aralığında aynı alanda yayımlanmış Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) sitesinde yer alan, Türkiye'de yazılmış 137 tez çalışması oluşturmaktadır. Araştırma, yapısı gereği karma yöntem araştırma desenlerinden biri olan çeşitleme (triangulation) deseni ile örtüşen bir yapıda tasarlanmıştır ve 3 aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada Web of Science (WoS) veri tabanından elde edilen geometri öğretimi ile ilgili makalelerin WoS sitesi ve Vosviewer programıyla bibliyometrik olarak incelenmesi yapılmıştır. Alanda 2020 yılı en üretken yıl, ABD en üretken ülke, "geometri" en sık kullanılan anahtar kelime, Wu (2013) adlı yazarın makalesinin en çok atıf almış çalışma, en çok makaleye sahip derginin Educational Studies in Mathematics dergisi, en çok araştırtma yer alan WoS kategorisinin ise eğitim eğitim araştırmaları olduğuna ulaşılmıştır. İkinci aşamada tez çalışmalarının içerik analizi yapılmıştır. Türkiye'de tez çalışmaları anlamında alanda 2019 yılı en üretken yıl, Ankara en üretken il, İç Anadolu bölgesi en üretken bölge, en çok tercih edilen desen nicel araştırma desenleri, en çok araştırmanın doktora seviyesinde olduğu gibi pek çok sonuca ulaşılmıştır. Son aşamada 439 makale ve 137 tezden elde edilen veriler yıllara göre dağılımları ve temalarına göre karşılaştırmalı analize tabi tutulmuştur. Türkiye'de yazılan tezlerin zamansal gelişiminin uluslararası düzeyde yazılan makaleler ile paralellik gösterdiği ancak temaların dağılımı noktasında Türkiye'de geometri öğretimi alanında disiplinler arası çalışmaların yetersiz kaldığı gibi sonuçlara yer verilmiş ve öneriler listelenmiştir. Geometri öğretimi alanında daha önce benzeri olmayan bu çalışmadan elde edilen bulguların alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara alan hakkında geniş bir perspektif sunması açısından faydası dokunacağı düşünülmektedir.In this study, it was aimed to determine&compare the features and tendencies of geometry teaching literature in national and international point of view. The sample of the study was composed of 439 articles that were written based on Geometry teaching between the years of 1980 and 2022 and took place in Web of Science database and open-access 137 thesis studies that were published in the same field in the same year range, took place in the website of Council of Higher Education National Thesis Center (CoHENTC) and were written in Türkiye. The study, in terms of its structure, was designed in a structure that was matched up with triangulation design which was one of the mixed method research designs and it was consisted of 3 stages. In the first stage, the articles about geometry teaching that were acquired Web of Science database were examined in terms of bibliometrics by using WoS and Vosviewer software. It was concluded that, in the field of geometry teaching, the year of 2020 was the most productive year, The USA was the most productive country, "geometry" was the most frequently used keyword, the article of Wu (2013) was the mort referred study, Educational Studies in Mathematics was the journal that had the most articles, and the WoS category having the most researches were the education researches. In the second stage, content analysis of thesis studies was carried out. In terms of thesis studies in Türkiye, lots of results were acquired such as, in the field, the year of 2019 was the most productive year, Ankara was the most productive city, Central Anatolia was the most productive region, quantitative research design was the most preferred design, and the most researches were carried out in doctoral degree. In the last stage, data acquired by 439 articles and 137 theses was subjected to comparative analysis in terms of their distribution of years and themes. The results, such as, the temporal development of the theses written in Türkiye had parallels with the theses written at international level, but interdisciplinary studies in the field of geometry failed to satisfy in terms of the distribution of themes&the suggestions were listed. It was thought that the findings acquired by this original study in the field of geometry teaching would be useful for the geometry teaching field and for the researchers that would study in the field in terms of offering a board perspective about the fiel
Examination of the relationship between secondary school students' perceptions regarding their school lives, cognitive flexibility, and mathematics achievement
Ortaokul öğrencilerinin okul ortamında karşılaştıkları durumlar ve bilişsel esneklikleri, eğitim sürecindeki başarıları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Olumlu okul deneyimleri ve bilişsel esneklik seviyelerinin yüksekliği, öğrencilerin akademik ilerlemeleri üzerinde rol oynamaktadır. Bu nedenle, öğrencilerin okuldaki eğitim, öğretim deneyimlerini algılama ve bilişsel esneklik düzeylerini araştırmak büyük önem arz etmektedir. Yüksek akademik beklentiler, özerk öğrenme, okul devamsızlığında azalma ve yıkıcı davranışlarda azalma, öğrencilerin okula aidiyet duygularından ve öğrenmeye yönelik tutumlarından etkilenir. Bu durumla birlikte okulda karşılaşılan beklenmedik olaylar karşısında ortaokul öğrencilerinin yüksek düzeyde bilişsel esnekliğe sahip olması, okul yaşantılarında kendilerine yardımcı bir yetidir. Yüksek bilişsel esnekliğe ve okula karşı olumlu tutumlara sahip öğrencilerde, bir sonraki eğitim seviyesine geçmeye daha istekli olma ve sınıfta yeni şeyler öğrenme konusunda motivasyon artışı sağlanabilir. Bilişsel esnekliği yüksek ve akademik olarak motive olan öğrenciler, sınavlarında daha başarılı olur, ödevlerini ve sorumluluklarını tamamlamak için gereken hassasiyet ile duyarlılığı sergileyebilirler. Bu çalışmanın amacı, üç farklı değişkenin ortaokul öğrencileri üzerinde bazı demografik değişkenler bakımından nasıl farklılaştığını ve bu değişkenlerin birbiri arasında nasıl bir ilişki olduğunu incelenmesidir. Ortaokul öğrencilerinin okul yaşantılarına yönelik algı, bilişsel esneklik ve matematik başarısı değişkenlerine bakılarak incelemeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ortaokul çocuklarının matematik başarısı ile bilişsel esneklik ve algılanan okul deneyimleri arasında nasıl bir ilişkinin olduğunun ortaya konulmasına da odaklanılmıştır. Çalışmada nicel bir araştırma deseni olan ve üç değişken arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Antalya ili ve ilçelerinde bulunan bazı ortaokullarda öğrenim gören 5., 6., 7. ve 8.sınıf düzeyinde 1391 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri, Baytemir, Akın Kösterelioğlu ve Kösterelioğlu (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan "Algılanan Okul Yaşantıları Ölçeği" ve Çelikkaleli (2014a) tarafından geliştilirilen "Bilişsel Esneklik Ölçeği" kullanılarak ve öğrencilerin birinci dönem aldıkları matematik dersi not ortalamaları öğrenilerek toplanmıştır. İstatistiksel hesaplamalarda ise bağımsız örneklem t testi, ANOVA, Pearson korelasyon testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında bilişsel esneklik, okul yaşantılarına yönelik algı ve matematik başarısı arasındaki ilişkilerin düşük düzeyde pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Bir diğer sonuç ise ortaokul öğrencilerinin matematik başarıları orta düzey, bilişsel esneklikleri ve okul yaşantılarına yönelik algıları yüksek düzey bulunmuştur. Matematik başarı puanlarında cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmediği, okul yaşantılarına yönelik algıları ve bilişsel esnekliklerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeylerine göre incelendiğinde ise öğrencilerin bilişsel esneklikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemekle birlikte algılanan okul yaşantıları ve matematik başarılarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca matematik başarılarına göre öğrencilerin bilişsel esneklikleri ile algılanan okul yaşantıları anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Son olarak ortaokul öğrencilerinde bilişsel esnekliklerin ve okul yaşantılarına yönelik algıların matematik başarılarını belirli miktarda yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.The situations that secondary school students encounter in the school environment and their cognitive flexibility have a significant impact on their mathematics success in learning process. Positive school experiences and high levels of cognitive flexibility have a significant impact on students' academic progress. Therefore, it is of great importance to investigate students' perception of education and teaching experiences at school and their cognitive flexibility levels. High academic expectations, autonomous learning, reduction in school absenteeism and reduction in disruptive behaviors are affected by students' sense of school belonging and attitudes towards learning. With this situation, secondary school students' high level of cognitive flexibility in the face of unexpected events at school is a helpful ability in their school life. Students with high cognitive flexibility and positive attitudes towards school can be more willing to move on to the next level of education and increase motivation to learn new things in the classroom. Students who are highly cognitively flexible and academically motivated will do better on their exams and display the sensitivity and responsiveness needed to complete their assignments and responsibilities. The purpose of this study is to examine the effects of three different variables on middle school students. These variables are middle school students perceptions of school experiences, cognitive flexibility, and mathematics achievement. In the study, the cognitive flexibility inventory and the perceived school experiences scale were used to investigate the relationship between the three different conditions and the mathematicsachievement of middle school children. A quantitative research design was used in the study. Since the relationships between three different variables were examined in the study, the relational survey model was used. In the 2022-2023 academic year, 1391 students in the 5th, 6th, 7th and 8th grade secondary schools in Antalya province and its districts participated in the research. The data of the research were collected throughthe "Perceived School Experiences Scale" adapted into Turkish by Baytemir, Akın Kösterelioğlu and Kösterelioğlu (2015) the "Cognitive Flexibility Scale" developed by Çelikkaleli (2014a) and their mathematics grades taken in the previous teaching-learning year. In statistical calculations, independent sample t test, ANOVA, Pearson correlation test and regression analysis were used. In the light of the findings obtained in the study, a low-level positive and statistically significant relationship was found between cognitive flexibility, perception of school life and mathematics achievement. Another result is that middle school students' mathematics achievement is moderate, their cognitive flexibility and perceptions about school life are high. It was concluded that there was no statistically significant difference in mathematics achievement scores according to the gender variable, but a statistically significant difference was observed in their perceptions of school life and cognitive flexibility. When analyzed according to grade levels, it was concluded that although there was no statistically significant difference between students' cognitive flexibility, there was a statistically significant difference in perceived school life and mathematics achievement. In addition, students' cognitive flexibility and perceived school life differ significantly according to their mathematics achievement. Finally, it was concluded that the cognitive flexibility of secondary school students and their perceptions of their school life predicted their mathematics achievement to a certain extent
The Effect of Creative Reading Activities on the Skill of Comprehending Advanced Texts and Reading Motivation
Bu çalışmada; Türkçe öğretiminde yaratıcı okuma etkinliklerinin üst düzey okuduğunu anlama becerisine ve okuma motivasyonuna etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi; Alanya Emişbeleni İmam Hatip Ortaokulunun ve Emişbeleni Ortaokulunun 7.sınıfında öğrenim gören 23 deney ve 22 kontrol grubu olmak üzere 45 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulama sürecinde deney grubuna sekiz hafta boyunca haftada üç ders saati olmak üzere, yaratıcı okuma yaklaşmınına göre planlanan etkinlikler, kontrol grubuna ise MEB 7.sınıf Türkçe ders kitabındaki geleneksel okuma etkinlikleri uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel yaklaşımların bir arada kullanıldığı karma yöntem benimsenmiştir. Araştırmada toplanan nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımlı gruplar t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan nitel verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaratıcı okuma etkinliklerinin deney grubundaki öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri ve okuma motivasyonları üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca deney grubunda yer alan öğrencilerin yaratıcı okuma etkinlikleri ve uygulamaları hakkında olumlu görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.In this study, the impact of creative reading activities on advanced reading comprehension skills and reading motivation in Turkish language instruction has been investigated. The sample of the study consists of 45 students, including 23 students in the experimental group and 22 students in the control group, who are in the 7th grade of Alanya Emişbeleni İmam Hatip Secondary School and Emişbeleni Secondary School. During the implementation process, for duration of eight weeks, the experimental group received activities planned according to the creative reading approach with three class hours per week, on the other hand, the control group was exposed to traditional reading activities from the 7th grade Turkish course book of the Ministry of National Education. In the research, a mixed-method approach was adopted, incorporating both quantitative and qualitative methods. Descriptive statistics, paired sample t-test, and ANOVA were used for the analysis of the collected quantitative data in the research. Descriptive analysis and content analysis were used for the analysis of the qualitative data collected through the semi-structured interview form. The research concluded that creative reading activities have a positive impact on the reading comprehension skills and reading motivation of the students in the experimental group. Furthermore, it was observed that the students in the experimental group expressed positive opinions regarding the creative reading activities and implementations