Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
Not a member yet
65114 research outputs found
Sort by
SAVAŞ TURİZMİ VE MALAZGİRT
Bilindiği gibi savaşlar, insanlıktarihinde en fazla can ve mal kaybına neden olan aynı zamanda doğal ve beşeriçevrenin çokça tahrip edildiği olaylardır. Savaşlar sonucu bazı devletler tarihsahnesinden silinirken, bazı yeni devletler kurulmuş, bazen de bir devletinağır bir mağlubiyeti onu yıkılışa götüren sürecin başlangıcı olmuştur.Savaşlardan sonra yapılan barış antlaşmaları ise genellikle kazananın çok fazlakazançlı olduğu ve kaybedenin ağır tazminatlar ve kendi aleyhine olan çoksayıda yükümlülük altına girdiği bağlayıcı yazılı belgelerdir. 1071 yılında yaşanan MalazgirtSavaşı Türklerin Anadolu’ya topluluklar halinde geldiği bir dönemde yaşanmışve Türklere Anadolu’nun kapılarını ardına kadar açan bir savaştır. Türktarihinde büyük bir zafer olan bu savaş Bizans için ise büyük bir hezimet olupdevletin yıkılış sürecini başlatan önemli olaylardan biri olmuştur. İşte Muş ilinebağlı Malazgirt ilçesinde günümüzde Malazgirt kasabasının bulunduğu alan, butarihi savaşın yaşandığı yerdir. Son yıllarda bir proje kapsamında yapılan sahaçalışmaları neticesinde elde edilen kılıç, hançer, ok ucu, mızrak, kalkan,süngü vb. maddi kanıtlar Malazgirt savaşının yapıldığı alanın kesin olaraktespit edilmesine (kesinleşmesine) vesile olmuştur.Geçmişte büyük acıların, bazendevletlerin yıkılışının, on binlerce, yüz binlerce hatta dünya savaşlarındamilyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşlar günümüzde çeşitli bilimalanları için farklı bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır. Örneğin savaş alanlarınınkorunması, çocuklar ve gençlere tarih eğitimi verilirken buralarda araziçalışmaları yapılması daha iyi bir bilinç sağlanmasına katkı yapar şeklindekianlayış bunlardan biridir. Yine büyük acı ve yıkımlara neden olan savaşınanlamsızlığını dünyaya haykırmak için geçmişte savaşan milletlerin nesilleriningünümüzde bu savaşların yapıldığı alanlarda bir araya gelerek barış içindeatalarını yad edip birlikte vakit geçirmeleri ve çeşitli etkinlikler, törenlerdüzenlemeleri de diğer bir görüştür. Bunların dışında savaşların meydanageldiği yerdeki florayı inceleyerek dökülen kan ve kaybedilen canlar ilegünümüzde söz konusu yerdeki flora arasında ilişki kuran daha duygusalyaklaşımlar da vardır. Ayrıca savaşların yapıldığı çeşitli yerlerin günümüzdefilm sahnelerine ve müzik kliplerine ev sahipliği yaptığı ve bu yolla tarihinpopüler kültür unsurları sayesinde genç kuşaklara çeşitli boyutlarıylaanlatıldığı ya da bazı mesajların verildiği dikkat çekmektedir.Bu bağlamda tarihte önemli birsavaşın yaşandığı Malazgirt ve çevresinin de önemli bir savaş turizmipotansiyeline sahip olduğunu düşünmekteyiz. Anadolu’nun kapılarının Türkleresonuna kadar açıldığı bir zafere tanıklık etmiş olan Malazgirt’te, günümüzde maddikültür varlıkları yok denecek kadar azdır. Bunun için savaşın yaşandığı alanınbelirlenmesi, bu alanda atlı sporların yapılmaya başlanması ve ülkenin değişikyerlerinden okul çocuklarının aynen Çanakkale savaşının yapıldığı Geliboluyarımadasına planlı-programlı bir şekilde götürüldüğü gibi Malazgirt’e degetirilmesi, tarih eğitimi açısından faydalı sonuçlar doğuracaktır. Ayrıcageçmişte savaşan unsurların torunlarının Gelibolu’da olduğu gibi Malazgirt’tede savaşın yıl dönümünde bir araya gelmesi ve savaşın anlamsızlığını ifadeetmesi; ırkı, dini, dili farklı toplumların aslında savaşmadan barış içinde deyaşayabileceği mesajını vermesi demümkündür. Yine çeşitli filmlerin ve kliplerin burada çekilmesi bu yöreninKapadokya, Mardin, Midyat yöresi gibi daha fazla tanınan ve yerli-yabancı turistlerindaha fazla ziyaret edeceği bir yer haline gelebilir. Bu anlamda karayolu,demiryolu ve havayolu ulaşım alt yapısı mevcuttur. Konaklama alt yapısınıngenişletilmesi ve tanıtım yapılması durumunda Malazgirt ve çevresi daha fazlaturist alan bir yöre haline gelebilir. Bu sayede yörede iş ve ticaret hacmiartacak ve yüz yıllardır devam eden göçe karşı alternatif ekonomik aktivitelerfaaliyete geçecektir. Yöredeki dağlar ve yaylalar, yaban hayvanları, kırsalyerleşmeler, yöresel yemekler, giyim kuşam unsurları, düğün törenleri, halkoyunları gibi değişik unsurları da dikkate aldığımızda, Malazgirt’te savaşturizmi etrafında şekillenen geniş bir turistik aktivite yelpazesinin olduğuortaya çıkmaktadır. Malazgirt’e eğitim, turizm, film vb. değişik amaçlarlagelen insan sayısı ilk önce on binleri daha sonra yüz binleri bulduğu zamanyörede konaklama tesisleri ve yeme-içme-dinlenme hizmeti sağlayan iş yerleri ileulaşım sektöründeki firmalar başta olmak üzere çok sayıda iş ticaret alanındaistihdam ve kazanç artacaktır. Ayrıca yöresel ürünlerin satıldığı hediyelikeşya dükkanları, kırsal hane halklarının ürettiği süt ürünleri, bal, yünlü örmeve dokuma ürünleri daha iyi bir şekilde pazarlanacak ve hane halklarına dahafazla gelir kazandıracaktır. Yörede uzun vadede kış turizmi, kırsal turizm vedağcılık gelişirse bu faaliyetler yöre halkı için daha sürdürülebilir bir gelirkapısı açacaktır.</p
Revealing Molecular Diagnosis With Whole Exome Sequencing in Patients With Inherited Retinal Disorders
Inherited retinal diseases (IRDs) constitute a heterogeneous group of clinically and genetically diverse conditions, standing as a primary cause of visual impairment among individuals aged 15–45, with an estimated incidence of 1:2000. Our study aimed to comprehensively evaluate the genetic variants underlying IRDs in the Turkish population. This study included 50 unrelated Turkish IRD patients and their families. Genomic DNA was extracted from each participant, and candidate variants were identified via next-generation sequencing to determine their pathogenicity. We detected variants in 58% of the patients, of which six novel variants were identified. Among these, 16 cases exhibited variants associated with retinitis pigmentosa and Stargardt disease, while 13 presented variants linked to other retinal diseases. The spectrum of identified variants included 21 homozygous cases and five compound heterozygous variants, both indicative of autosomal recessive inheritance. Three cases revealed heterozygous variants suggestive of autosomal dominant inheritance, and two cases featured hemizygous variants suggestive of X-linked inheritance. Importantly, no matches with copy number variants were detected in our analysis. This study comprehensively portrays clinical and genetic profiles within the Turkish population affected by IRDs. Identifying novel variants and delineating inheritance patterns contribute to a deeper understanding of the genetic diagnosis of IRDs, paving the way for more precise diagnostic and therapeutic interventions
Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Hemşirelerin İklim Değişikliği İle Mücadelede Kritik Rolü
Qualitative analysis of Caputo fractional delayed difference system: a novel delayed discrete fractional sine and cosine-type function
Bitlis bölgesinde koyun ve keçilerde Mycoplasma agalactiae'nın varlığının araştırılması
Koçyiğit A, Bitlis Bölgesinde Koyun ve Keçilerde Mycoplasma agalactiae’nın Varlığının Araştırılması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Mikrobiyoloji (Veteriner) Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2025. Bu araştırmada, Bitlis yöresinde süt çekilmesi, sütün azalması ve renk değişikliği gibi klinik semptom gösteren küçük ruminantlarda Mycoplasma (M.) agalactiae varlığının moleküler tekniklerle araştırılması amaçlandı. Bu amaçla Bitlis merkez ve ilçelerinde bulaşıcı agalaksi klinik semptomları gösteren hayvanlardan süt, kan, göz sıvabı, kulak sıvabı ve eklem sıvısından toplanan toplam 120 adet örnek çalışmada kullanıldı. Alınan örneklerin DNA izolasyonları, ticari DNA izolasyon kit protokollerine göre gerçekleştirildi. Daha sonra M. agalactiae tür spesifik olarak belirlenmiş 2 farklı primer çifti (polC ve uvrC) kullanılarak Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) aşaması gerçekleştirildi. polC gen bölgesi için süt örneklerinde %44.08, örneklerin tamamında ise %34.16 oranında pozitiflik saptandı. uvrC gen bölgesi için süt örneklerinde %36.55, örneklerinin tamamında ise %28.30 oranında pozitiflik saptandı. Her iki gen pozitif olan örneklerin tamamının keçi süt örneklerinden olduğu belirlendi. Sonuç olarak, her iki gen bölgesi için yapılan analizlerle tespit edilen pozitifliklerin büyük çoğunlukla her iki analiz için de uyumlu olduğunu gözlendi. Çalışma Bitlis bölgesinde M. Agalactiae’nın varlığının araştırıldığı ilk çalışma olma niteliğindedir. Etkenin bölgedeki yaygınlığını belirlemek için periyodik ve daha geniş alana yayılabilecek çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca bölgede sirküle olan bulaşıcı agalaksi etkeninin kontrol altına alınmasına, eradikasyon stratejileri amacıyla daha ileri düzey moleküler çalışmaların yapılmasının uygun olduğu kanaatine varıldı.Anahtar kelimeler: Küçük Ruminant, Mycoplasma, PCR, Mastitis</p
Obesity-Related Disorders in Türkiye: A Multi Center, Retrospective, Cross-Sectional Analysis from the OBREDI-TR Study
Objectives: Obesity is a significant public health concern, as it is associated with the development of numerous chronic diseases. The prevalence of obesity and attendant diseases has been increasing over recent years. This study attempted to ascertain the frequency of chronic diseases in obese patients in Türkiye for the first time on this scale. Methods: A retrospective study was conducted, with patients admitted to the internal medicine outpatient clinics or obesity centers between December 2023 and December 2024 included in this study. Participants were recruited from seven regions, 20 provinces, and 28 centers, and the inclusion criteria were met by those aged 18 years and over with a body mass index (BMI) of 30 kg per square meter (kg/m2) or above. Their status, with respect to chronic diseases, and their anthropometric parameters were documented. Results: The total number of patients was 10,121, with a mean age of 45.2 ± 13.92. Of these, 7222 (71.35%) were female. The prevalence of type 2 diabetes mellitus (T2DM), hypertension (HT), dyslipidemia (DL), coronary artery disease (CAD), obstructive pulmonary disease (OPD), obstructive sleep apnea syndrome (OSAS), and fatty liver disease (FLD) was found to be 35.01%, 78.19%, 12.37%, 10.32%, 5.88%, and 75.12%, respectively. A subsequent analysis of the prevalence of these diseases by region revealed a statistically significant variation between regions (p < 0.001 for all regions). Conclusions: This study represents a substantial contribution to the existing body of knowledge in this field, particularly with regard to the identification of the current chronic disease rate of obese patients in Türkiye
ON GENERALIZED LOCAL FRACTAL CALCULUS ASSOCIATE WITH GAUGE INTEGRAL AND APPLICATIONS
In this work, a new integral so called *Fα-integral with respect to local fractal derivatives are introduced. Several properties of *Fα-integrals are discussed. Fundamental theorem for *Fα-integrable functions is also introduced. A relationship ofFα and *Fα integral is shown. Finally, as an application we solve fractal differential equation DFα[SFα (x)] = f[t, SFα (x)] with SFα(τ) = ξ in sense of *Fα-integral
Characterization of Pomegranate Genetic Resources in Southeastern Anatolia, Turkey, with an Emphasis on Sugar and Organic Acid Profiles
Pomegranate (Punica granatum L.) is an ancient fruit cultivated in Anatolia, rich in genetic diversity. This study characterizes 17 promising pomegranate genotypes from the Southeastern Anatolia region of Turkey, focusing on their physicochemical properties, sugar, and organic acid profiles. The genotypes showed significant variation in fruit weight (211–498 gr), grain yield (52.5–75.0%), and juice yield (37.4–58.4 w/v). Total soluble solids (TSS) ranged from 13.1 to 16.9°Brix and titratable acidity from 0.28 to 2.58%. The total phenolic content varied between 43.3 and 224 mg GAE/100 g, while antioxidant activity ranged from 58.9 to 86.6% DPPH inhibition. Anthocyanin content ranged from 0.04 to 19.8 mg cyanidin-3-glucoside equivalent/L. Fructose was the predominant sugar in all genotypes, followed by glucose and xylose. The genotype 63 HAL 26 had the highest levels of glucose, fructose, and total sugars. Citric acid was the dominant organic acid in all genotypes, with 63 HAL 03 having the highest organic acid content. Additionally, 63 HAL 25 exhibited the highest vitamin C content among the genotypes. Genotypes such as 63 HAL 28, 63 HAL 29, 63 HAL 35, 63 SUR 54, 63 SUR 56, and 63 SUR 65 are particularly suited for fruit juice production due to their high juice content and balanced sweet–sour flavor. These findings provide valuable insights for breeding programs and highlight the potential applications of specific genotypes in the food and nutraceutical industries