Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
Not a member yet
65114 research outputs found
Sort by
AKADEMİK PERSPEKTİFTEN TIBBİ BİYOLOJİ
Kanser kavramının kabul edilmesinden bu yana tarih boyunca kanserin neden oluştuğu ve nasıl tedavi edileceği konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. Mevcut tedavilerin kanseri önleme ve ortadan kaldırma konusundaki başarısızlığı yeni teorilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kanser kök hücre (KKH) kavramı, kanser kitlesinin tamamen yok olmasının engellenmesinden ve kendini yenilemesinden sorumlu olan bir üreme merkezi fikrinden doğmuştur. Bunu kanıtlamak için son 30 yılda yapılan araştırmaların sonuçları da bu teoriyi desteklemektedir. Bu bölümde kanser kök hücrelerin de Hedgehog sinyal yolağının önemi, mevcut araştırmalar ve bu araştırmaların faydaları tartışılmaktadır. Hedgehog sinyal yolağı, hücre farklılaşmasının, doku polaritesinin ve hücre çoğalmasının önemli bir düzenleyicisidir. Çalışmalar bu sinyal yolağının bazal hücreli karsinomların ve cilt dışı kanserlerin %30'una kadar aşırı aktif olduğunu göstermiştir. Hedgehog sinyallemesinin seçici inhibisyonunun birçok tümör tipinin tedavisinde etkili olabileceği görülmektedir.</p
Sabitlik ve Değişkenlik Arasında Belagat Terimleri
Her ilmin kendisine has bir terminolojisi vardır. Her bilim dalındaki ilim adamları, kendi alanlarındaki bilimsel terminolojiyi geliştirmeye oldukça fazla önem vermişler ve zamanla ulema arasında bu konuda bir ittifak hâsıl olmuştur. Bu terimlerin geliştirilmesindeki amaç, bu disiplinleri kolaylaştırmak, ilmi konuları sınırlamak ve ilkelerini açıklığa kavuşturmaktır. Zira ıstılahlar, ezberlemeyi kolaylaştırır ve manayı daha açık hale getirir. Bu durum ilim adamları ve araştırmacıların ilgili konuları tasavvur edip anlamalarını kolaylaştırır. Terimler, gecenin karanlığında yol gösteren yıldızlar gibidir. Çünkü ıstılahlar, anlamı tarif eder, anlam ise tefekkürün esasını teşkil eder. Aynı zamanda kavramlar, bilgiye ulaşmanın da en önemli araçlarından biridir. Nitekim bu durum “Kavramları anlamak, ilmin yarısıdır.” şeklinde ifade edilmiştir. Çünkü kavram, anlam olgusunu ifade eden bir kelimedir. Bilgi ise birbirleriyle irtibatlı anlamlar bütününe tekabül etmektedir. Bu nedenle ilimlere ilişkin terminolojinin vaz edilmesi, kaçınılmaz ve gerekli olmuştur. Kavramların gelişiminin sadece çağımıza özgü olmayıp tarihin derinliklerine kadar dayandığını da belirtmek gerekir. Istılah ifadesi, İslam'ın gelişinden itibaren bilinmektedir. Bunun delili, cahiliye dönemindeki birçok kelime ve lafızların, İslam’dan sonra yeni anlamlar kazanması ve İslami terminolojiye uygun bir muhtevaya bürünmüş olmasıdır. İlmi ıstılah olgusunun vaz edilmesinin ehemmiyeti sebebiyle bu çalışmada, ıstılah olgusunu tanımlamaya, vaz’ın sebeplerine ve önemine temas etmeye çalıştım. Bu çalışmanın çerçevesini belagata dair ıstılahlar ile sınırlandırdım. Bu kavramlar ise kinâye, ihtibâk ve tecâhülü’l-ârif kavramlarıdır. Çalışmada mezkûr kavramlar tanımlanacak, her birisine dair örnekler sunulacak, anlamlarının sabit ya da değişken olup olmadığına temas edilecektir.No art is free from its own set of scientific terms. Scholars of each art are keen to establish these scientific terms through mutual agreement. The purpose of creating these terms is to simplify the arts, define scientific issues, and clarify their features, making them easier to memorize, clear in their outlines, and facilitating the process for scholars and students to understand and visualize these matters. Terms are like guiding stars in the dark night; they represent concepts, and the concept is the foundation of vision. Thus, terms are a means of knowledge and are among the most important cognitive tools for conveying information. It has been said, "Understanding terms is half of knowledge," because a term is a word that represents a concept, and knowledge is merely a collection of interconnected concepts that form the cognitive system. Therefore, the creation of scientific terms is essential and necessary due to its general need. It is worth noting that the creation of terms is not specific to our era but has deep historical roots. Terms have been known since the advent of Islam. Many words and terms from the pre-Islamic era were given new meanings and were imbued with Islamic significance, and new definitions were established to reflect Islamic teachings and the new law. There is no doubt that all sciences need the creation of scientific terms; all sciences, without exception, are subject to this need. Hence, scholars recognized the importance of creating scientific terms. The primary goal of creating these terms was to simplify sciences, define their outlines, and facilitate memorization for scholars and students
YAŞLANMANIN BİYOLOJİK ANTROPOLOJİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ & EVALUATION OF AGEING IN TERMS OF BIOLOGICAL ANTHROPOLOGY
GEVAŞ SELÇUKLU MEZARLIĞINDA BULUNAN BİR GRUP SÜSLEMELİ MEZAR TAŞI
Kültürel mirasın önemli birer maddi kültür varlığı olan mezar taşları, aynı zamanda birulusun da hüviyetini temsil etmektedir. Gevaş Selçuklu Mezarlığı, Anadolu’nun Türk İslamdönemine ait kültürel mirasının önemli bir bileşenidir. Gevaş Selçuklu Mezarlığındaki mezartaşları üzerinde yer alan zengin süsleme programı, oldukça dikkat çekmektedir. Türk İslamsanatının erken dönemine tarihlenen örnek mezar taşlarındaki süslemeler, bu çalışmayla pekçok açıdan değerlendirilmiştir. Mezar taşlarında yer alan zengin çeşitlilikteki bezeme öğeleri,mezarlığı diğer mezarlıklardan ayıran en önemli ayırt edici özellik olmuştur. Eşsiz geometrikve bitkisel süslemelerin yanında kabaralar, rozetler, gülbezek, çarkıfelek, kandil ve şamdanmotifine yer verilmiştir. Ayrıca mezar taşlarında çevgan ve salbekli şemse motifine derastlanılmıştır. Mezar taşlarındaki tarihi dokuyla bütünleşmiş süsleme öğeleri, Anadolu Türkİslam süsleme sanatı açısından önemli bir kaynak olmuştur. Mezar taşlarına hak edilmişbezeme, asırlar öncesine ait kültürel bir kimlik olmanın yanında, toplumun değer yargılarınıve el sanatları yeteneklerinin geldiği noktayı yansıtmaktadır. Mezar taşları, aynı zamandaasırlar öncesine dayanan tarihsel ve kültürel bir kimlik olmanın yanında, Anadoluaidiyetimizi sağlayan belgelerdendir. Bu bağlamda çalışmamızda Gevaş SelçukluMezarlığında bulunan süslemeli beş (5) mezar taşı, bütün özellikleriyle değerlendirilmeyealınmıştır. Kullanılan süsleme öğelerinin dışında, örnek mezar taşları tipolojik özellikler,malzeme, teknik ve yazı gibi hususlar açısından da irdelenmiştir.</p
Evaluation of Diagnostic Methods for Complications of Meckel's Diverticulum: A Retrospective Analysis
Meckel's diverticulum (MD) is the most common congenital abnormality of the small intestine, often asymptomatic but occasionally presenting with acute abdominal symptoms that can mimic other conditions such as appendicitis, perforated peptic ulcer, or bowel obstruction. This study reviews eight cases of MDs diagnosed and treated surgically, highlighting the clinical presentations, diagnostic challenges, and surgical outcomes. This retrospective study included seven male and one female patients aged 18 to 43 who presented to the emergency department with symptoms of acute abdomen. Imaging studies, including abdominal computerised tomography (CT) scans and ultrasonography, were utilized to assess the patients. Laparoscopic surgery was performed in six cases, while two cases required open surgery. Surgical management involved excision of the Meckel's diverticulum using a line ar stapler. All patients presented with severe abdominal pain, and physical examination revealed signs of acute abdomen such as tenderness, guarding, and rebound tenderness. Initial diagnoses included appendicitis, perforated peptic ulcer, mechanical bowel obstruction, and foreign body ingestion. Intraoperative findings confirmed the presence of Meckel's diverticulum in all cases. The excision of the diverticulum was successfully performed, and all patients had uneventful postoperative recoveries. The mean hospital stay was 3.75 days, and no major complications were observed.Meckel’s diverticulum can present with a wide range of symptoms, often mimicking other abdominal conditions, making early diagnosis and appropriate surgical intervention essential. Laparoscopic surgery is a safe and effective approach for the excision of Meckel's diverticulum, with favorable outcomes and minimal complications. Prompt recognition and treatment are key to ensuring optimal patient outcomes
Karpuz (Citrullus lanatus L.) fidesi gelişim parametreleri ve klorofil içeriği üzerine Azospirillum lipoferum ve deniz yosunu uygulamalarının etkileri
Azospirillum lipoferum (AzL) ve deniz yosunu (DY) uygulamalarının karpuz fidelerinin büyüme parametreleri ve klorofil içeriği üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yürütülen bu çalışma, Türkiye'deki sürdürülebilir fidecilik uygulamalarına katkı sağlamayı hedeflemiştir. Araştırma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde kontrollü çevre koşullarında gerçekleştirilmiş ve 'Crimson Sweet' karpuz çeşidi kullanılmıştır. Toplamda 10 farklı uygulama grubu (AzL ve DY’nin üçer dozu ile kombinasyonları ve kontrol grubu) değerlendirilmiştir. Sonuçlar, Azospirillum’un düşük dozunun (1.25 mL L-1) kök yaş ağırlığı ve klorofil miktarı gibi parametrelerde daha yüksek performans sağladığını, ancak yüksek dozlarda büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini göstermiştir. Deniz yosunu özünün yüksek dozu (5 mL L-1), yaprak sayısı, yaprak yaş ve kuru ağırlığı ile klorofil miktarında en iyi sonuçları sağlamıştır. Kombinasyon uygulamaları, özellikle orta dozlarda (2.5 mL L-1), klorofil miktarı ve yaprak yaş ağırlığı gibi fotosentezle ilişkili parametrelerde sinerjik etkiler göstermiştir. Çalışma, Azospirillum’un rizosferde besin alımını artırma kapasitesi ile deniz yosununun biyolojik aktif bileşenlerinin birleşiminin bitki gelişimini desteklediğini ortaya koymaktadır. Gelecekte bu biyostimülantların; doz, yöntem ve çevresel koşullara göre optimize edilmesi, etkilerinin moleküler düzeyde incelenmesi ve saha denemeleri ile ekonomik analizlerinin yapılması önerilmektedir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların, sürdürülebilir fidecilik uygulamalarının yaygınlaşmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.This study aimed to investigate the effects of Azospirillum lipoferum (AzL) and seaweed (Seaweed) treatments on growth parameters and chlorophyll content of watermelon seedlings and aimed to contribute to sustainable seedling practices in Turkey. The experiment was conducted at Van Yuzuncu Yil University, Faculty of Agriculture, under controlled environmental conditions, using the ‘Crimson Sweet’ watermelon cultivar. A total of 10 different treatment groups (three doses and combinations of AzL and DY and control group) were evaluated. The results indicated that a low dose of Azospirillum (1.25 mL L-1) enhanced parameters such as root fresh weight and chlorophyll content, while high doses appeared to negatively affect growth. The high dose of seaweed extract (5 mL L-1) provided the best results in leaf number, leaf fresh and dry weight and chlorophyll content. Combination treatments, especially at medium doses (2.5 mL L-1), showed synergistic effects on photosynthesis-related parameters including chlorophyll content and leaf fresh weight. The study reveals that the combination of the capacity of Azospirillum to enhance nutrient uptake in the rhizosphere and the biologically active components of seaweed promotes plant growth. Future studies should focus on optimizing these biostimulants based on dose, application method, and environmental conditions, as well as investigating their molecular effects and conducting field trials and economic analyses. The results obtained from this study are thought to contribute to the widespread adoption of sustainable seedling practices
Muş ekolojisinde yetiştirilen yerel üzüm çeşitlerinde ışık rejimine bağlı gelişen yaprak morfofizyolojik adaptasyonlar.
Bu çalışma, Muş İli ekolojik koşullarında yetiştirilen 10 yerel üzüm (Vitis vinifera L.) çeşidinin yapraklarına ait morfolojik, mikromorfolojik ve fizyolojik özelliklerin farklı ışık konumları (güneşli/gölgeli) altında sergilediği varyasyonları belirlemek amacıyla yürütülmüştür. İncelenen parametreler arasında yaprak uzunluğu, genişliği, alanı, sap uzunluğu ve açısı (makromorfolojik); stoma uzunluğu, genişliği, por boyu, por eni ve stoma yoğunluğu (mikromorfolojik); SPAD değeri (fizyolojik) yer almıştır. Veriler çift faktörlü varyans analizi, Duncan çoklu karşılaştırma testi ve Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Gölge konumda yaprak boyutsal büyüklükleri artarken; güneşli ortamlarda stoma yoğunluğu ve klorofil içeriği belirgin biçimde yükselmiştir. ‘Keçi Memesi’ ve ‘Güz Üzümü’ gibi bazı yerel üzümler, gölgeli ortamda dahi yüksek SPAD değerlerini koruyarak ışık eksikliğine karşı tolerans işareti vermiştir. Elde edilen sonuçlar, çeşitlerin morfofizyolojik tepkilerinin hem genetik hem çevresel faktörlerle şekillendiğini ortaya koymakta ve ışık koşullarına yönelik adaptasyonlarının bağcılık uygulamaları açısından dikkate değer olduğunu göstermektedir. This study was conducted to evaluate the variation in morphological, micromorphological, and physiological traits of ten local grapevine cultivars (Vitis vinifera L.) grown under the ecological conditions of Muş, Türkiye, under two different light positions: sun-exposed and shaded. Investigated parameters included leaf length, width, area, petiole length, and petiole angle (morphological); stomatal length, width, pore length, pore width, and stomatal density (micromorphological); and SPAD chlorophyll content (physiological). Data were analyzed using two-way ANOVA, Duncan’s multiple range test, and Pearson correlation analysis. Results indicated that shaded leaves exhibited significant increases in leaf size traits, while sun-exposed leaves showed higher stomatal density and SPAD values. Notably, cultivars such as ‘Keçi Memesi’ and ‘Güz Üzümü’ maintained high SPAD values even under shade, suggesting a potential tolerance to reduced light. These findings highlight that structural and physiological responses are shaped by both genetic and environmental factors and underline the practical significance of light-driven plasticity in vineyard management. </p
Bioaccumulation of Metals and Metallothionein Levels in Some Fish Species Living in Murat River
The aim of this study was to determine the levels of Cd, Co, Cr, Fe, Mn, Mn, Pb, Ni, Zn and hepaticmetallothionein (MT) in muscle, liver, kidney and gills of Capoeta trutta and Capoeta umbla caught from theMurat River. The length and weight of the fish were measured. The physical and chemical properties of the riverwater were measured and compared with the tolerable limits of Turkish Standards Institute (TSE). The tissues tobe analysed for heavy metals were prepared for the analyses using the wet incineration method in a closed system.The heavy metal content of the samples was measured by inductively coupled plasma optical emissionspectroscopy (ICP-OES). Differences in heavy metal accumulation of Capoeta trutta and Capoeta umbla indifferent tissues and different metal species were determined. The levels of Cr, Mn, Ni and Fe in the muscletissues of Capoeta trutta were higher than the limits recommended for fish by the Turkish Food Codex (TGK),the Food and Agriculture Organization (FAO) and the World Health Organisation (WHO). Muscle Cr, Mn, Niand Fe levels of Capoeta umbla were higher than the tolerable levels recommended by FAO and WHO. Heavymetals cannot be metabolised in tissues. They tend to accumulate. It has been observed that this accumulationvaries in muscle, liver, kidney and gills according to organ structure, metabolic activity and defence mechanismsagainst toxic substances. MT, an indicator of tissue metal accumulation, was found to differ between Capoetatrutta and Capoeta umbla liver tissues.</p