Altınbaş University Institutional Repository
Not a member yet
    5805 research outputs found

    Kronik hipoperfüze sıçan beynine uygulanan stereotaktik ışın cerrahisinin (Radyocerrahi) beyin dokusu ve hücre membranında moleküler düzeyde oluşturduğu etkilerin biyofiziksel yöntemler ile araştırılması

    No full text
    01.06.2003Arteriovenöz malfonnasyonlar (AVM), beyinde büyüyen normal olmayan kan damar demetleridir. Bu fızyopatolojik durum çevre beyin dokusunda, çalma olayı olarak da bilinen, hipoperfıizyona neden olur. AVM'lerin tedavi seçeneklerinden bir tanesi Stereotaktik radyocerrahidir. Çalma etkisiyle düşük perfüzyon ile beslenen beyin dokusunun iyonize radyasyona nasıl yanıt verdiği henüz aydınlanmamıştır. AVM lerin etrafında çalma fenomeni sonucu olan hipoksik bölgenin radyasyon etkilerine karşı dirençli olduğu düşüncesi ile radyasyonun bu hipoksik bölge üzerine olan etkisinin önemi hep gözardı edilmiştir. Literatürde hipoperfüze edilmiş beyin dokusunda, iyonize radyasyonun etkisini gösteren çalışma bulunmamaktadır. Bu projede, hipoperfüze beynin sağlıklı beyne göre iyonize radyasyondan ne derecede farklı etkilendiğini saptanarak literatürdeki bu eksiklik tamamlanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla hipoperfüzyonun ve/veya radyocerrahinin sıçan beyin homojenat membranları ve kafatası kemik dokusu üzerine olan etkisi Fourier Transform Infrared (FTIR) spektroskop} tekniği kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen FTIR sonuçları, hipoperfüzyonun sıçan beyin homojenat membranlarındaki lipit ve protein miktarlarını önemli derecede etkilediğini göstermiştir. Lipit miktarında artış, protein miktarında azalış, lipit/protein oranında artış, lipitlerin düzenli yapısında artış olduğu gözlemlenmiştir. Proteinlerin hem miktarları hem de ikincil yapıları, ß plakalı tabakalı yapı ve gelişi güzel kıvrımlarla meydana gelen yapılar artacak şekilde etkilenmiştir. Sağlıklı sıçan beyinlerine radyocerrahi uygulaması sonucunda lipit sentezinde artış, protein miktarında azalış, protein/lipit oranında küçük bir azalma olduğu anlaşılmıştır. Hipoperfüze beyinlere radyocerrahi uygulanması ile lipit sentezinde artış, protein miktarında önemli miktarda azalış, protein/lipit oranında önemli bir azalma olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Ayrıca, radyasyonun hipoporfüze beyne uygulanması sonucu lipitlerin düzenliliğini ve sistemin iç derinliklerinin dinamiğinin önemli derecede arttığı, hipoperfüze olmamış beyin örneklerinde ise önemli bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Bu bulgulardan elde edilen en önemli sonuç, protein-Amid I bölgesi hariç, radyasyon uygulamasının hipoperfüze edilmiş beyni, sağlıklı beyne göre daha belirgin bir şekilde etkiliyor olmasıdır. Bu bize hipoperfüze beynin, en azından yukarda bahsedilen parametreler açısından, radyasyona karşı daha hassas olduğunu göstermektedir. Bu çalışmadan elde edilen bulguların ortaya koyduğu diğer bir sonuç da, proteinlerin ikincil yapısının normal beyne radyasyon uygulaması sonucu etkilenerek alpha\\alpha-heliks miktarının önemli derecede azalması ve gelişi güzel kıvrımların artması, dolay ısı ile denature olmasıdır. Hipoperfüze beyne radyocerrahi uygulanması sonucunda ise alpha\\alpha-heliks ve ß plakalı tabakalı yapı miktarlarında önemli bir değişiklik olmazken, gelişi güzel kıvrımların miktarı azalmıştır. Hipoperfüze sıçanların kafatası kemiklerinde karbonat ve fosfat miktarlarında artış olduğu, protein miktarın azaldığı ve lipit/protein oranının arttığı görülmüştür. Radyocerrahi uygulamasıyla bu değerler kontrol grubununkine yakın değerlere ulaşmaktadır. Yani, radyasyon uygulaması ile hipoperfüzyonun neden olduğu değişiklikler azalarak sağlıklı beyin örneklerine ait olan değerlere yaklaşmıştır

    Yapay sinir ağları kullanılarak FTIR spektroskopik sinyallerinden proteinlerin ikincil yapılarının saptanması

    No full text
    01.04.2003Protein ikincil yapılarının, Fourier Transform Infrared (FTIR) spektrumlarmdan, yapay sinir ağları kullanılarak hassas bir şekilde kestirimi amacıyla yöntemler geliştirildi. Yapay sinir ağları ile protein ikincil yapıları kestiriminde en önemli sorun sinir ağının öğrenmesi için gerekli eğitim örneklerinin sınırlı sayıda olması, bu nedenle sinir ağının genelleştirme özelliğinin iyi olmamasıdır. Bu çalışmada, genelleştirme başarımmı iyileştirecek algoritmalar geliştirildi ve eğitim örneklerinin sayısını artırmak için de x-ışını karakterizasyonu bilinen yeni protein FTIR spektrumları elde edildi. Sinir ağlarındaki genelleştirmeyi iyileştirmek için eğitim verilerinin önişlemesi, düzenlileştirilmiş sinir ağı yapıları, ve çok sayıda sinir ağı çıktılarının tümleştirilmesi üzerine çalışmalar yapıldı. Yapay olarak çoğaltılmış spektrumların ayrık cosinüs dönüşümlerinin girdi olarak uygulandığı, Bayes düzenlileştirilmiş ve eniyileştirilmiş bir sinir ağı mimarisi en başarılı sonucu verdi. Sinir ağları çıktıları maksimum olabilirlik kuralı ile tümleştirilerek kestirimler elde edildi. Çalışmanın başında, ikincil yapı parametreleri, alpha\\alpha -heliks, beta\\beta -tabaka ve dönme için, o zaman için literatürde en düşük değerler olarak elde ettiğimiz standart kestirim hataları sırasıyla, %7.7, %6.4, ve %4.8 idi. Bu değerler bu çalışma sonucunda sırasıyla %4.2, %3.5, ve %3.2 düzeylerine düşürüldü. Belirtilen sonuçlar, geliştirilen algoritmanın şu anda literatürde aynı veri kümesini kullanan diğer algoritmalara göre başarımının daha üstün olduğunu göstermektedir. Raporun sonunda, geliştirdiğimiz bu yöntemin tıpta değişik hastalıkların protein ikincil yapılarında oluşturduğu değişiklikleri saptayabileceğini göstermek amacıyla bir uygulama sunuldu. Bu uygulamada, geliştirilen kestirim yöntemi kullanılarak diğer yöntemlere göre oldukça kısa bir sürede ve daha doğru olarak, diyabetin mikrosomal membran proteinlerinin ikincil yapılarda oluşturduğu değişimler saptandı ve değişik antioksidant karışımlarının diyabetin neden olduğu hasarı onardığı gözlendi

    Melittin-membran etkileşmelerinde steroidlerin rolü

    No full text
    01.07.2001Melittin, arı zehirinden elde edilen küçük, toksik bir polipeptitdir. Toksik olması ve kanal yapıcı özelliğinden dolayı lipid/protein etkileşmelerini incelemede sıklıkla kullanılan model bir proteindir Steroidlerin membranların toksinlere karşı gösterdiği hassasiyet üzerindeki etkisi, steroidlerin ve vitaminlerin tedavideki kullanımı ile ilgili mekanizmalar tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmada vitamin D-melittin-nötür (DPPC) ve negatif yüklü membran (DPPG) etkileşmeleri, detaylı olarak sıcaklığa ve vitamin konsantrasyonuna bağlı olarak Fourier Transform Infrared (FTIR) ve 440 nm de törbiditi tekniği ile incelenmiştir. Yapılan çalışmalar vitamin Dj ve Vitamin ds ün membranda benzer etki yaptığını göstermiş ve detaylı üçlü sistem çalışmaları Vitamin D nin vücutta bulunan formu olan vitamin D$ ile devam etmiştir. Vitamin D nin j el ve sıvı kristal fazda nötür membranda konsantrasyona bağlı zıt etkiler yaptığı, belirli bazı konsantrasyonlarda diğerlerinden daha belirgin davranışlar gösterdiği gözlenmiştir. Sonuçlar bize melittinin nötr membranlarla daha kuvvetli etkileştiğini göstermiştir. Özet olarak, melittin sistemi distabil etmektedir. Bir steroid olan, vitamin D nin her iki membranda da melittin varken ve yokken etkiler yaptığını göstermektedir. Vitamin D'nin yukarıda bahsedilen zıt davranışı, melittin-nötür membran etkileşmelerine direk olarak yansımıştır. Vitamin D'nin melittinin membranda yaptığı etkileri sadece alçak vitamin konsantrasyonlarında azalttığı, tersine yüksek konsantrasyonlarda genelde bu etkileri artırdığı gözlemlenmiştir. Negatif yüklü membran çalışmalarında melittinin varlığında ve yokluğunda vitamin D konsantrasyonuna bağlı farklı etki genel olarak gözlenmemiştir. Farklı zıt etki sadece karbonil grubunda gözlenmiştir

    Base node position optimization for optimal energy consumption in wireless sensor networks

    No full text
    The application of the wireless sensor network (WSN) has increased attention to the operation of these type of communication. The limitation in the energy for the sensor nodes has been a point of concern for the implementation of the WSN especially in determining the length of the nodes lifetime. The energy efficiency in the network also affects the sensing coverage in the network. The energy in the network also degrades over time once the WSN has been activated. Therefore, for critical use, the energy efficiency of the WSN requires to maintained to preserve the life of operation of the nodes. This paper proposes an algorithm that will use and Memetic Algorithm (MA), wake-up schedule and a coverage control strategy to conserve energy. The techniques determined that the base node should be located at the center of the network to preserve energy and increase the lifetime of the network. The MA algorithm is used to eliminate the redundant nodes while the wake-up schedule is used to activate the inactive nodes

    2,000

    full texts

    5,805

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Altınbaş University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇