Hacettepe University Reserach Information System
Not a member yet
    118745 research outputs found

    Seismic Damage Assessment of RC Structures After the 2015 Gorkha, Nepal, Earthquake Using Gradient Boosting Classifiers

    No full text
    Accurate prediction of earthquake-induced building damage is essential for timely disaster response and effective risk mitigation. This study explores a machine learning (ML)-based classification approach using data from the 2015 Gorkha, Nepal earthquake, with a specific focus on reinforced concrete (RC) structures. The original dataset from the 2015 Nepal earthquake contained 762,094 building entries across 127 variables describing structural, functional, and contextual characteristics. Three ensemble ML modelsGradient Boosting Machine (GBM), Extreme Gradient Boosting (XGBoost), and Light Gradient Boosting Machine (LightGBM) were trained and tested on both the full dataset and a filtered RC-only subset. Two target variables were considered: a three-class variable (damage_class) and the original five-level damage grade (damage_grade). To address class imbalance, oversampling and undersampling techniques were applied, and model performance was evaluated using accuracy and F1 scores. The results showed that LightGBM consistently outperformed the other models, especially when oversampling was applied. For the RC dataset, LightGBM achieved up to 98% accuracy for damage_class and 93% accuracy for damage_grade, along with high F1 scores ranging between 0.84 and 1.00 across all classes. Feature importance analysis revealed that structural characteristics such as building area, age, and height were the most influential predictors of damage. These findings highlight the value of building-type-specific modeling combined with class balancing techniques to improve the reliability and generalizability of ML-based earthquake damage prediction

    Jejunal fleple rekonstrüksiyonda revaskülarizasyon stratejisinin ve iskemik ön koşullandırmanın histopatolojik incelemeler, biyokimyasal belirteçler ve görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi

    No full text
    Jejunum flebi, çapının özofagus çapıyla uyumlu olması ve intrinsik motilitesi gibi avantajları sebebiyle özofagus rekonstrüksiyonunda altın standarttır. Bununla birlikte, jejunal mukoza vücutta iskemiye ve mikrosirkülasyon bozukluğuna en duyarlı olan dokulardandır. Bu duyarlılık, fistül ve striktür gibi komplikasyonların riskini arttırır. Bu komplikasyonlar, flebin transferi esnasında oluşan iskemi reperfüzyon hasarı (İRH) ile ilişkilidir. İRH'yi azaltmak için uygulanabilecek stratejiler arasında revaskülarizasyon önceliğinin belirlenmesi ve güncel bir fenomen olan iskemik ön koşullandırma (İÖK) yer almaktadır. Çalışmada bu stratejilerin lokal histopatolojik hasar ve sistemik inflamatuar yanıt üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla her birinde altışar adet sıçan olacak şekilde sekiz grup oluşturuldu. Bunlar kontrol (K), önce arteriyel dolaşımın sağlandığı (A), önce venöz dolaşımın sağlandığı (V),arteriyel-venöz dolaşımın aynı anda sağlandığı (AV) gruplar ve bunların İÖK yapılan eşlenik gruplarıydı. Chiu histopatolojik hasar evrelendirme sistemiyle yapılan lokal histopatolojik hasar analizinde dört grup arasında yapılan karşılaştırmada A ve V grupları arasında istatistiksel anlamlılık saptandı. Ayrıca İÖK A,V,AV gruplarında lokal doku hasarını anlamlı ölçüde azalttı. ICG görüntülemesi sonucunda jejunal segmentte en yüksek dolaşım hasarı grup A'da en düşük dolaşım hasarı ise grup V'de saptandı. Tümör nekroz faktör-α ve Süperoksid dismutaz belirteçlerinin analizinde ise dört grup arasında yapılan karşılaştırmada gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı; ancak Grup A ile Grup V arasında yapılan ikili analizde ve Box-plot grafiğinde anlamlı fark görüldü. İÖK hiçbir grupta sistemik inflamatuar yanıtı veya inflamatuar yanıttan koruyuculuğu değiştirmedi. Bulgularımız, yirmi dakika gibi kısa süreli iskemide dahi doku hasarının oluşabildiğini, venöz dolaşımın önceliklendirilmesinin lokal dokuda bu hasarı azalttığını ve İÖK yönteminin sistemik yanıtı etkilemeden lokal doku hasarından koruyucu etki sağlayabildiği göstermektedir. Bu iki strateji, flep yaşamsallığını artırarak komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir.</p

    The Fifth Vital Sign in the First 1000 Days: Early Relational Health

    No full text
    Early childhood development forms the cornerstone for a healthy, fulfilling, and productive life. Research in health psychology and longevity highlights that social relationships are the most significant determinant of lifelong health and development. Among these, early attachment between children and caregivers, bolstered by positive experiences and nurturing environments, is pivotal for optimal growth, development, and well-being. This highlights the need for holistic approaches in healthcare, particularly during the critical first 1000 days of life. To address these needs, comprehensive evaluations must include assessments of child-caregiver interactions alongside biological, psychological, social, and environmental factors. Recognizing this, the American Academy of Pediatrics has embraced the Early Relational Health (ERH) framework, focusing on fostering healthy relationships during this crucial period. The framework encompasses all caregivers, including parents, extended family, and peers. The ERH framework emphasizes a broad assessment of factors affecting health-biological, psychological, interactional, economic, and environmental-within the child and caregivers' living contexts. The primary objective is not to teach parenting skills but to cultivate safe, stable, nurturing relationships supporting lifelong well-being. The ERH underscores the critical importance of assessing relational health as a "fifth vital sign," alongside traditional measures such as respiratory rate, heart rate, temperature, and blood pressure, in the first 1000 days. Integrating this framework into health systems can enhance the well-being of children and caregivers, ensuring a robust foundation for lifelong development

    BİR KURUCU ANTLAŞMA ÖRNEĞİ OLARAK NAHÇIVAN ANLAŞMASI’NIN DEĞERLENDİRİLMESİ

    No full text
    Bir uluslararası hukuk kişisi olarak uluslararası örgütlerin hukukî temeli, kurucu antlaşmaya dayanır. Kurucu antlaşma, bir devletin anayasasına benzetilebilir. Bu yönüyle bakıldığında kurucu antlaşmalar, uluslararası örgütlerin temel hukukî niteliklerini belirleyen metinlerdir. 2009 yılında imzalanan Nahçıvan Anlaşması da Türk Devletleri Teşkilatı’nı kuran temel belgedir. Çok taraflı bir uluslararası antlaşma niteliği taşıyan Nahçıvan Anlaşması, yalnızca Türk Dünyası’na yönelik olarak kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’na hukukî kişilik kazandırmış ve uluslararası bir örgüt olarak uluslararası toplumun bir üyesi yapmıştır. Nahçıvan Anlaşması, her kurucu antlaşma gibi bazı temel özellikler taşımakta ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın uluslararası hukuk açısından niteliklerini belirlemektedir. Antlaşma metninde kullanılan dil ve kavramlar açısından değerlendirildiğinde ise bazı sorunlar olduğu görülmektedir. Bahsi geçen sorunların bir kısmı, Nahçıvan Anlaşması’nın 21. maddesinde verilen yetki çerçevesinde, 2022 yılında imzalanan protokol ile giderilmiştir. Bununla birlikte, ek bazı değişikliklerin yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, bir kurucu antlaşma olarak Nahçıvan Anlaşması ele alınacak ve söz konusu antlaşmada, yapılmasının faydalı olduğu düşünülen bazı değişiklikler önerilecektir.As an international legal person, the legal basis of international organizations is based on the founding treaty. The founding treaty can be likened to the constitution of a state. From this perspective, founding treaties are the texts that determine the basic legal characteristics of international organizations. The Nakhchivan Agreement, signed in 2009, is also the fundamental document that established the Organization of Turkic States. The Nakhchivan Agreement, which is a multilateral international treaty, has given legal personality to the Organization of Turkic States, which was established solely for the Turkic World, and has made it a member of the international community as an international organization. The Nakhchivan Agreement, like every founding treaty, has some basic features and determines the characteristics of the Organization of Turkic States in terms of international law. When evaluated in terms of the language and concepts, used in the treaty text, it is seen that there are some problems. Some of the aforementioned problems were resolved with the protocol signed in 2022 within the framework of the authority, granted in Article 21 of the Nakhchivan Agreement. However, it is thought that it would be beneficial to make some additional changes. In this article, the Nakhchivan Agreement will be evaluated as a founding treaty and some changes, which are considered beneficial, will be suggested

    Biyoaktif Restoratif Materyallerin Dental Pulpa Üzerine Biyolojik Etkileri

    No full text
    Restoratif diş hekimliğinde güncel yaklaşımlar, yalnızca sert doku kayıplarının telafisini değil,aynı zamanda biyolojik dokuların korunması ve restorasyon sonrasında oluşabilecek olumsuz biyolojiketkilerin en aza indirilmesini hedeflemektedir. Bu kapsamda geliştirilen biyoaktif restoratif materyaller,çevre dokularla etkileşime geçerek restorasyonun ötesinde biyolojik katkılar sunma potansiyeline sahiptir.Özellikle pulpaya yakın uygulamalarda, bu materyallerin mikroçevre koşullarını iyileştirerek pulpaldokunun fizyolojik yanıtlarını modüle edebileceği bildirilmektedir. Bu derlemede, restoratif diştedavisi uygulamalarında kullanılan biyoaktif restoratif materyallerin biyolojik etkileri literatür temelliolarak incelenmiştir. Materyallerin biyouyumluluğu, sitotoksisite düzeyi, antibakteriyel potansiyeli, iyonsalımı ve çevresel koşulları modüle etme kapasiteleri; in vitro ve klinik çalışmalardan elde edilen verilerdoğrultusunda değerlendirilmiştir. Farklı güncel biyoaktif restoratif materyallerin pulpa ile etkileşimleri,biyolojik etki mekanizmaları üzerinden karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular,materyal seçiminin yalnızca fiziksel değil, biyolojik parametrelere göre de planlanması gerektiğini ortayakoymaktadır.</p

    0

    full texts

    118,745

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Hacettepe University Reserach Information System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇