Tarsus University Institutional Repository
Not a member yet
344 research outputs found
Sort by
Factors Affecting Online Accounting Education in Terms of The Technology Acceptance Model and Social Capital Theory: The Case of Türkiye
With the developing technology and COVID-19 pandemic, certain changes have been made in various areas. One of these changes has emerged in education as the transformation of conventional learning systems into online learning systems. The online learning system is effective if both teaching staff and students are prepared in terms of presenting information content and assessing student performance.
Otherwise, certain problems may be encountered throughout the adaptation process. Therefore, it is crucial to determine the factors affecting the utilization of online learning systems. The present study aims to find out the factors influencing the utilization of online learning systems by accounting students enrolled in both state and foundation universities in Türkiye during the COVID-19 pandemic. To this end, a survey method was employed and survey data were analyzed using SPSS and SmartPLS software. The analysis results revealed that social trust had an impact on perceived ease of use and perceived usefulness, perceived ease of use had an impact on perceived usefulness, and subjective norms had an impact on perceived usefulness; whereas perceived ease of use, perceived usefulness, and subjective norms were predictors of behavioral intention to use, and actual use was also affected by behavioral intention to us
Evaluation of catalyst doped polymeric membrane synthesis and use in terms of energy efficiency
Yeryüzündeki yaşamın devamlılığı tüketilebilir özellikteki suyun varlığı ile mümkündür. Ancak nüfusun hızla artması ve iklim değişikliği gibi nedenlerle su kıtlığı kaçınılmaz bir noktaya doğru ilerlemektedir. Bu nedenle evsel ve endüstriyel olarak meydana gelen atık suların arıtılması ve geri kazanılması gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Su geri kazanımında en verimli yöntemlerden biri membran teknolojileridir. Membran teknolojilerinde nanobilimden faydalanılarak membran verimlerinin arttırılması için yapılan araştırmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Atıksuların içeriğine bağlı olarak membranların yüzeyinde birikim ve tıkanma problemleri meydana gelmekte ve bu nedenle filtrasyon akısında düşüş gerçekleşmektedir. Proses için tasarlanan akı değerine tekrardan ulaşabilmek için basınç değerinin yükseltilmesi gerekmekte ve bu doğrultuda ihtiyaç duyulan enerji miktarı artmaktadır. Bu nedenle son yıllarda membranların kirlenmesine karşı nanomalzeme katkılı membranlarla ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Bu tez çalışmasında, rutenyumdioksit (RuO2) nanopartikül katkılı polimerik membranlar hazırlanmış ve sığır serum albümini (BSA) giderimi sırasında membran tıkanma direnci üzerine etkisi ve enerji verimliliğine katkısı incelenmiştir. Rutenyumdioksit katkısı için ağırlıkça üç farklı oran belirlenerek % 0.5 RuO2, % 0.75 RuO2 ve % 1 RuO2 içeren membranlar faz dönüşüm metodu ile sentezlenmiştir. Hazırlanan membranların karakterizasyonu Taramalı Elektron Mikroskopisi/Enerji Dağıtıcı X-Işını Spektroskopisi (SEM/EDS), atomik kuvvet mikroskobu (AFM), gözenek yapısı temas açısı ve ortalama gözenek boyutları ölçümleri yapılarak belirlenmiştir. Ölü sonlu filtrasyon sistemi kullanılarak, farklı basınçlar altında saf su akısı ve kirlenmeye karşı membranların performansları gözlemlenmiştir. Katkılı membranların gözenek sayısında artış gözlemlenirken, gözenek boyutlarında küçülme meydana geldiği, membranların hidrofilik özelliğinde artış olduğu ve saf su akısında iyileşmeler meydana geldiği tespit edilmiştir. Membranlarda nanopartiküller ağırlıkça %0'dan %1.00'e yükseldiğinde gözenekliliğin %56.83'ten %68.94'e arttığı, gözenek boyutunun 16.47 nm'den 6.05 nm'ye kadar küçüldüğü belirlenmiştir. Saf su akış oranının saf membranda 439.7 L/m2/sa iken ağırlıkça %1 RuO2 katkılı membranda 379L/m2/sa düştüğü gözlemlenmiştir. Ağırlıkça %1 RuO2 katkılı membranda BSA reddetme verimliliğinin %45.5'ten %92.6'ya yükseldiği tespit edilmiştir. RuO2 katkılı membranların, BSA filtrasyonu sırasında membran kirliliğinin azalmasında önemli rol oynadığı ve enerji verimliliği açısından uygun özellikler gösterdiği elde edilen veriler doğrultusunda belirlenmiştir
IoT based monitoring of power paremeters in fotovoltaics panels and cooling system design for performance analysis
Fotovoltaik (PV) panellerden enerji üretiminin düşük düzeyde desteklendiği,
sürdürülebilir ve zararların depolanabildiğinden gelecek vaat eden bir teknolojidir. Güneş
enerjisi, elektrik üretimi en fazla tercih edilen enerjinin bulunduğu enerjidir. Fotovoltaik
piller güneş enerjisini kolayca elektrik enerjisine dönüştürebilir. Bunun yanında,
fotovoltaik verimlilik, güneş pillerinin ışık enerjisinden en yüksek oranda elektrik
üretilebilmesi olarak kullanılabilir. Günümüzde mevcut elektrik enerjisi üretiminin enerji
kaynaklarına dönüştürülmesinde en önemli sorun PV panellerinin performansının düşük
olmasıdır. Panel üretiminde kullanılan malzeme iç dinamikleri ve faktörlü fotovoltaik
çıkış verimi birçok parametre bulunmaktadır. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklıkta
panel sıcaklıklarının artması panellerin verimi azalabilmektedir.
Nesnelerin interneti(IoT), internete bağlı cihazların sensörler vasıtasıyla birbirine
bağlanarak iletişim sağlayabilmesidir. IoT, cihazların internete gerçek zamanlı olarak
bağlandığı sistemi veya ekosistemi ifade eder. PV sistemlerindeki en büyük zorluk, çeşitli
parametrelere ve çalışan sistem bileşenlerine göre değişen performansını
incelemektir. Fotovoltaik panellerin performansı akım, gerilim ve güç değerlerinin uygun
seviyelerde olmasına bağlıdır. Ancak bu performans değerlerine ulaşmayı sıcaklık
değerleri engellemektedir. Bu nedenle, performansını değerlendirmek için gerçek
zamanlı izleme sistemine ihtiyaç vardır.
IoT tabanlı bir uygulama, güneş panelinin sıcaklığını ve güç parametrelerini her
zaman ve her yerde takip edebilir. Bu sayede cihazlardan alınan verilerin anlık olarak
ii
izleme ve kaydedilmesini sağlar. Bu sayede panellerin uzaktan bakımları planlanabilir,
arızaları görülebilir. Bu teknoloji ile verileri ağ üzerinden alınarak analizi yapılıp sistemin
kontrolü sağlanabilir.
Bu tez kapsamında fotovoltaik panellerde akım, gerilim ve güç parametrelerini
anlık olarak uzaktan internete bağlı cihazdan izlemek için nesnelerin internetini
kullanılacaktır. PV panelden alınan veriler anlık olarak bulutta değerlendirilecek ve
hazırlanan donanım literatürden tespit edilen optimum performans sağlayan panel
sıcaklığını sağlayabilmek için soğutma fanını çalıştıracaktır. Böylece, panelin optimum
değerlere soğutulmasıyla verimlilik artışı sağlanması hedeflenmektedir. Sunulan tezin
amacı PV panelde oluşan akım, gerilim ve güç değerlerini anlık olarak izlemek ve sıcaklık
artışıyla paneli soğutarak PV panelin en yüksek performansta çalışmasını sağlamaktır.
Çalışmada, sensörlerden alınan PV panelin verileri IoT uygulamasına kaydedildi.
PV panellerin soğutmasız ve aktif soğutma verileri bulut uygulamasından alınmıştır.
Alınan veriler analiz edilerek performansları incelendi. Elde edilen bulgularda soğutma
yapılan ve soğutma yapılmayan sistem karşılaştırıldığına, soğutma yapılan sistemde %4,7
performans artışı tespit edildi
New Type I Binary [72,36,12] Self-Dual Codes From Composite Matrices And R-1 Lifts
In this work, we define three composite matrices derived from group rings. We employ these composite matrices to create generator matrices of the form [In | Ω(v)], where In is the identity matrix and Ω(v) is a composite matrix and search for binary self-dual codes with parameters [36, 18, 6 or 8]. We next lift these codes over the ring R1 = F2 + uF2 to obtain codes whose binary images are self-dual codes with parameters [72, 36, 12]. Many of these codes turn out to have weight enumerators with parameters that were not known in the literature before. In particular, we find 30 new Type I binary self-dual codes with parameters [72, 36, 12].Q3WOS:0007066306000012-s2.0-8514889601
Pandemi Döneminde Paternalizm: Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı'nın Eleştirel Söylem Analizi
Pandemi sürecinde, ister liberal ister illiberal rejime sahip olsun, tüm devletler paternalist karakterlerine geri dönerek hastalığın yayılmasını ve sağlık sisteminin çökmesini önlemek için vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin birçoğunu geçici de olsa askıya almıştır. Devletlerin egemenlik haklarından kaynaklanan bu paternalist müdahaleler, bireylerin hareket özgürlüğüne sahip olmaları durumunda irrasyonel ve tedbirsiz eylemde bulunarak kendilerine ve toplumun geri kalanına zarar verecekleri şeklindeki zımni bir argümana dayanmıştır. Türkiye de pandemiye karşı bu tür önlemler alan ülkelerden biridir. Bu tedbirlerin açıklanıp hayata geçtiği süreçte kamuoyunun yöneldiği isim Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmuştur. Bu çalışmada Koca'nın Twitter mesajları eleştirel söylem analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Böylece onun paternalist müdahalelerinin türünün ve bunları meşrulaştırmak için nasıl bir söylem kurduğunun anlaşılması amaçlanmıştır. Koca'nın kurduğu söylemin büyük ölçüde bilimsel bilgi üzerine inşa edilmiş korku, geleneksel mahalle baskısı, işbirliği ve paternalist aile ortamının bir temsili olduğu ileri sürülmüştür
Antimicrobial activity enhancement of PVA/chitosan films with the additive of CZTS quantum dots
The wound environment is a breeding ground for pathogens, and traditional wound dressing materials lack antibacterial properties. In this work, we aimed to develop PVA/chitosan (P/C)-based wound dressing scaffolds with anti-infective properties using Cu2ZnSnS4 quantum dots (CZTS QDs) to prevent infections in the wound. CZTS quantum dots were prepared by a simple hydrothermal process and characterized using appropriate techniques such as TEM, XRD, FTIR spectrum, and UV-Vis absorption spectroscopy. CZTS QDs were subsequently loaded at different concentrations onto PVA/chitosan membranes (0, 1.6, 2.5 and 3.3% w/w, based on the total polymer quantity). The chemical structure, contact angle and mechanical properties of the membranes were analyzed, and their antimicrobial activities and cell viability were also investigated. The cytocompatibility of the membranes and cell morphology was investigated using a 3-(4,5-dimethylthiazol-2-yl)-2,5-diphenyltetrazolium bromide assay and SEM. Based on studies on the interactions between membranes and cells, it was determined that incorporation of CZTS QDs into the membrane did not cause toxicity. To the best of our knowledge, this is the first report on loading CZTS QDs into membranes for tissue engineering applications, and the overall findings suggest that CZTS QDs-integrated membranes might have potentially appealing uses as antimicrobial films for wound healing.Q20008929176000012-s2.0-8514293862
The digital divide among households in Turkey
İnsan ve teknoloji ilişkisinin geçirdiği değişim ve dönüşüm hayatın her alanında etkisini
göstermektedir. Özellikle 2020 yılı mart ayından beri süregelen ve tüm dünyayı etkisi
altına alan Covid-19 salgını sebebiyle uzaktan eğitim ve evden çalışma uygulamaları
hanehalkları arasındaki dijital bölünmenin önemini yine gözler önüne sermiştir. Bu
minvalde hanehalklarının sahip olduğu teknolojik yeterliliğin tespiti ve bilgi iletişim
teknolojilerine etkieden faktörlerin belirlenmesi uygulanacak politikaların etkinliğinin
arttırılması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de yerleşik
hanehalkları arasında dijital bölünmeye etki eden sosyo-ekonomik faktörlerin etkisinin
belirlenmesidir. Bu amaçdoğrultusunda söz konusu etkiler TÜİK Hanehalkı Bütçe
Araştırması (HBA) 2018 verileri kullanılarak Genelleştirilmiş Sıralı Logit (Gologit)
yöntemi ile araştırılmıştır. Analizde bağımlı değişken olan dijital bölünme Temel
Bileşenler Yöntemi olan PCA analizi ile indeks olarak oluşturulmuştur. Ardından dijital
bölünmeye etkisi olduğu düşünülen yaş, cinsiyet, eğitim durumu, hanedeki çocuk
varlığı, mülkiyet, medeni durum ve gelir gibi sosyoekonomik değişkenlerin etkisi
incelenmiştir. Analiz sonuçlarından elde edilen en önemli bulgu cinsiyet, gelir, hanedeki
çocuk varlığı, medeni durum, mülkiyet hanehalkları arasındaki dijital bölünmeüzerinde
ciddi etkilere neden olduğudur
The effect of nozzle position on flow and heat transfer characteristics in jet impingement cooling of electronic components
Bu çalışmada, elektronik modüllerin bir dizi sıralı çarpan jet ile soğutulmasında nozul
konumunun taşınımla ısı transferi ve akış karakteristiklerine etkileri deneysel ve sayısal
olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, en iyi soğutma etkinliğini veren nozul
konfigürasyonunun belirlenmesidir. Çalışma, farklı nozul konumları (sjet/b=0, 0.166,
0.25, 0.375, 0.5) için üç ayrı kanal yüksekliğinde (H/Djet=3, 4, 5) ve beş ayrı jet Reynolds
sayısında (Rej=6757, 8586, 10303, 12306, 14023) gerçekleştirilmiştir. Deneysel
çalışmalar kapsamında modül yüzey sıcaklıkları ölçülmüştür. Sayısal çalışmalar ANSYS
Fluent 2021 R2 yazılımı ile gerçekleştirilmiş ve düşük Reynolds sayılı SST −
türbülans modeli kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, jet Reynolds sayısı
arttıkça soğutma etkinliğinin arttığı, nozul konumlarındaki değişimin modüllerin
çevresindeki karmaşık akım yapısını önemli ölçüde etkilediği ve yerel ve ortalama ısı
transfer karakteristiklerinde önemli değişimlere sebep olduğu belirlenmiştir
Investigation of drying conditions of lemon slices dried by microwave assisted osmotic drying method
Mikrodalgaların elektromanyetik dalgalar ile suyu ısıtma etkisinin fark
edilmesiyle birçok araştırmacı ısıtma ve kurutma konusunda mikrodalganın
etkinliklerini ve kullanılabilirliğini araştırılmaya başlamıştır. Mikrodalga ile kurutmada,
ısı gıdanın içine doğrudan nüfuz ettiği ve içten dışa doğru ısı transferi gerçekleştirdiği
için kurutma işlemi diğer kurutma yöntemlerinden daha hızlı meydana gelir ve süreden
tasarruf edilmiş olur. Ozmotik kurutma yöntemi ise birçok kurutma yöntemine göre
enerjiye daha az ihtiyaç duyan ve ön işlem olarak etkili bir yöntemdir. Bu çalışmada
limon dilimleri mikrodalga, ozmotik dehidrasyon ve mikrodalga ile ozmotik
dehidrasyonun birlikte olmak üzere üç farklı kurutma yöntemi ile kurutulmuştur. Bu
çalışmada, dilim kalınlığı, çözelti derişimi, ozmotik dehidrasyon süresi, mikrodalga güç
seviyesi ve mikrodalga kuruma süresi gibi değişkenlerin nem kaybı, kurutma hızı,
çapsal büzülme oranı ve renk değişim parametreleri üzerine etkileri belirlenmiştir.
Ayrıca ozmotik dehidrasyon ön işleminin mikrodalga kurutma işlemine etkisi
incelenmiştir. Mikrodalga ile ozmotik dehisrasyon birlikte kurutma koşulları Yanıt
Yüzey Yöntemi (RSM) ile optimize edilmiştir. Yanıt yüzey yöntemi ile tasarlanan
deneme setlerinin sonucunda en yüksek uyumun sağlandığı model kuadratik model olup
R
2
değerleri nem kaybı için 0,9853, büzülme oranı için 0,9861, b renk değişimi için
0,9770 olarak belirlenmiştir. Optimum kurutma koşulları ise Ozmotik dehidrasyon
süresi için 120dk, çözelti derişimi için %15, mikrodalga kurutma süresi için 4dk,
mikrodalga kurutma gücü için 200W olarak belirlenmiştir. Ozmotik dehidrasyon ön
işlem olarak kullanıldığında ürünün kalitesinin artırdığı ve kurutma süresini düşürdüğü
belirlenmiştir. Ayrıca ozmotik dehidrasyon ve mikrodalga ile ozmotik dehidrasyon
kurutma işlemlerinde kütle transfer katsayıları belirlenmiştir
The effect of nozzle position on flow and heat transfer characteristics in jet impingement cooling of electronic components
Bu çalışmada, elektronik modüllerin bir dizi sıralı çarpan jet ile soğutulmasında nozul
konumunun taşınımla ısı transferi ve akış karakteristiklerine etkileri deneysel ve sayısal
olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, en iyi soğutma etkinliğini veren nozul
konfigürasyonunun belirlenmesidir. Çalışma, farklı nozul konumları (sjet/b=0, 0.166,
0.25, 0.375, 0.5) için üç ayrı kanal yüksekliğinde (H/Djet=3, 4, 5) ve beş ayrı jet Reynolds
sayısında (Rej=6757, 8586, 10303, 12306, 14023) gerçekleştirilmiştir. Deneysel
çalışmalar kapsamında modül yüzey sıcaklıkları ölçülmüştür. Sayısal çalışmalar ANSYS
Fluent 2021 R2 yazılımı ile gerçekleştirilmiş ve düşük Reynolds sayılı SST k-w
türbülans modeli kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, jet Reynolds sayısı
arttıkça soğutma etkinliğinin arttığı, nozul konumlarındaki değişimin modüllerin
çevresindeki karmaşık akım yapısını önemli ölçüde etkilediği ve yerel ve ortalama ısı
transfer karakteristiklerinde önemli değişimlere sebep olduğu belirlenmiştir