Tarsus University Institutional Repository
Not a member yet
344 research outputs found
Sort by
Export problems of small and medium sized enterprises: An application in Mersi̇n
Ekonomik büyüme, uluslararası rekabeti sağlama, refah düzeyini artırma, işsizliği azaltma gibi konular ülkelerin en önemli önceliklerindendir. Günümüz ekonomik ve rekabet koşulları değerlendirildiğinde bu amaçlara ulaşmak sadece ulusal pazara dönük bir ekonomi modeli ile gerçekleştirilemez. Ekonomik ve sosyal yaşam içerisinde önemli bir yere sahip KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) ihracat yapabilecek seviyeye gelmeleri ülke ekonomileri açısından çok önemlidir. Bu nedenle ülkelerin dış pazarda rekabet edebilmeleri, ihracat rakamlarını artırabilmeleri ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi yakalayabilmeleri için KOBİ'lerin ihracat yapmaları ve dış pazarda boy göstermeleri gerekmektedir. Bu sebeple KOBİ'lerin ihracat sürecinde karşılaştıkları sorunların tespiti ve çözüme kavuşturulması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, KOBİ'lerin ihracat sorunları algısının, KOBİ'lerin özellikleri ve ihracatı etkileyen faktörlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini Mersin ilinde ihracat yapan KOBİ'ler oluşturmaktadır. Araştırmada veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Mersin ilinde ihracat yapan işletmelere e-posta olarak anket formu gönderilmiş ve 155 KOBİ ankete cevap vermiştir. Araştırmanın analiz bölümünde faktör analizi yapılmış ve sonrasında Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. İşletmelerin yaşadıkları sorunların çalışmada yer verilen bağımsız değişkenlere göre faktör bazında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. İşletmelerin, ihracat yaptığı süre değişkeninde genel ihracat sorunları algı düzeyinde ve ürün adaptasyonu alt boyutunda, KOSGEB desteklerinden faydalanma değişkeninde ürün adaptasyonu boyutunda, ihracat yapılan ülke sayısı değişkeninde ise pazar bilgisi ve nitelikli iş gücü alt boyutlarında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.Issues such as economic growth, ensuring international competition, increasing the welfare level and reducing unemployment are among the most important priorities of the countries. Considering today's economic and competitive conditions, achieving these goals cannot be achieved only with an economic model oriented to the national market. It is very important for the economies of the country that SMEs (Small and Medium Sized Enterprises), which have an important place in economic and social life, reach the level that they can export. For this reason, SMEs must export and show up in the foreign market in order for countries to compete in the foreign market, increase their export figures and achieve a sustainable economic growth. For this reason, it is important to identify and resolve the problems that SMEs encounter in the export process. The purpose of this study is to reveal whether the perception of export problems of SMEs differs according to the characteristics of SMEs and factors affecting exports. The sample of the research consists of SMEs exporting from Mersin province. The data in the study were collected using the questionnaire method. An e-mail questionnaire was sent to the companies exporting from Mersin province and 155 SMEs answered the questionnaire. In the analysis part of the research, factor analysis was performed and then Kruskal Wallis and Mann-Whitney U tests were applied. It was concluded that the problems experienced by the enterprises differ on the basis of factors according to the independent variables included in the study. It has been determined that enterprises differ in perception level of general export problems and product adaptation sub-dimension in the variable of the time they export, product adaptation dimension in the variable of benefiting from KOSGEB supports, market knowledge and skilled labor sub-dimensions in the variable of the number of countries exported
Evaluation of anthropometric measures of vocational high school students according to the current seating arrangements and work equipments and recommendations: An examplae of Atatürk Industrial High School of Mersin province at the department of installation technology and air conditioning
Çalışma ortamlarında bulunan tehlikeler ile bu tehlikelere ait risk düzeylerinin tespiti ve
gerekli olduğu durumlarda etkin önlemlerin alınması, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının temel
yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Tam olarak tespit edilemeyen tehlikelerin, seviyesi doğru bir
şekilde belirlenemeyen risklerin, kısa, orta ve uzun vadede iş kazalarının ve meslek hastalıklarının
oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Çalışanı, çalışılan ortamı ve makinaları inceleyerek, çalışma
koşullarını çalışana göre tasarlamayı hedefleyen ergonomi biliminin temel parametreleri bu anlamda
oldukça önemlidir. İdeal ergonomik tasarımlarla; sadece sağlık ve güvenlik konularında iyileşme
sağlanmamakta aynı zamanda üretkenlikte de artış elde edilmektedir. Özellikle meslek eğitimi veren
eğitim kurumlarında, gelişme çağındaki (adölesan çağ) bireylerin etkileşimde bulundukları ortamın ve
makinaların insanı merkeze alarak değerlendirilmesi son derece önemlidir. Bu dönemde
antropometrik ölçülerin dikkate alınarak ergonomik düzenlemelerin yapılması, ileride oluşacak sağlık
sorunlarının önüne geçilmesi anlamına gelmektedir. Bu noktada, öğrencilerin kullandıkları okul
mobilyalarının ve iş ekipmanlarının öğrencilerin antropometrik boyutlarının dikkate alınmadan
tasarlanması ve kullanımı oldukça önemli bir sorundur.
Bu bağlamda, her türlü okul mobilyasının, öğrenciler üzerinden belirli periyotlarla alınan
antropometrik ölçümler neticesinde elde edilen verilere göre tasarlanarak üretilmesinin öğrenciler için
faydalı olacağı açıktır. Bu çalışma kapsamında, Mersin ilinin Toroslar İlçesindeki Atatürk Endüstri
Meslek Lisesi Tesisat Teknolojileri ve İklimlendirme alanında öğrenim gören öğrencilerin kullandığı
sınıf mobilyalarının ve atölyelerdeki iş ekipmanlarının öğrencilerin antropometrik verilerine uygun
olup olmadığının analizi yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda uygun bir antropometrik ölçüm seti
kullanılarak somut ölçüm sonuçları elde edililmiştir. İlk aşamada Tesisat Teknolojileri bölümünde sık
kullanılan araç-gereçler belirlenmiş ve bu araç gereçlerin ölçüleri alınarak kullanıcılar ile arasındaki
uyum ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda atölyede ve dersliklerde bulunan araç gereçlerin,
ergonomik değerlendirme kriterleri ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu inceleme sonucunda
yapılması gerekenler sonuçlar kısmında belirtilmiştir.
Yapılan değerlendirmelerde; öğrencilerin antropometrik ölçüleri dikkate alınarak sınıf
mobilyaları için sırasıyla; koltuk yüksekliği için olması gereken değer 44,6 cm olarak bulunmuştur ve
bu değer TSE standardında belirtilen aralığa çok yakın bir değer olduğu için standarda uygundur.
Koltuk genişliği için olması gereken değer 36,7 cm olarak hesaplanmıştır. Bu değer hem TSE
standartlarına hem de mevcut mobilya boyutlarına uygun değildir. Koltuk derinliği için olması
gereken değer 42,8 cm olarak hesaplanmıştır. Bu değer TSE standartlarına uygun fakat mevcut
mobilya boyutlarına uygun değildir. Sırtlık genişliği için olması gereken değer 53,617 cm olarak
hesaplanmıştır. Bulunan değer TSE standartlarına uygun fakat mevcut mobilya boyutlarına uygun
değildir. Masa yüksekliği için olması gereken değer 73,527 cm olarak hesaplanmıştır. Bu değer hem
TSE standartlarına ve mevcut boyutlara uygun değildir. Masa genişliği için olması gereken değer
53,617 cm olarak hesaplanmıştır. Mevcut mobilya boyutları hem hesaplanan ergonomik değerlere
hem de TSE standartlarına uygundur. Masa derinliği için olması gereken değer 46,591 cm olarak
hesaplanmıştır. Mevcut masa derinliği TSE standartlarına uygun fakat hesaplanan ergonomik
değerlere göre fazla derin bulunmuştur.
Atölyede kullanılan iş ekipmanlarından alınan ölçüler dikkate alınarak yapılan
değerlendirmede ise sırasıyla; Örs tezgahı için yapılan ölçümlerde tezgahın yerden yüksekliği 78 cm
olarak bulunmuştur. Öğrencilerden alınan antropometrik ölçümler neticesinde bu değerin en az 97,76
cm ile 100,76 olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Mengene vida sapı için minimum değer 76 cm,
maksimum değer 101 cm olarak bulunmuştur. Öğrencilerden alınan ayakta dirsek uzunluğu mesafesi
ii
de 106,18 cm olarak saptanmıştır. Bu da öğrencilerin çalışırken fazlaca eğilmesine sebep olacaktır.
Kaynak tezgahının yerden yüksekliği 79,5 cm olarak ölçülmüştür. Öğrencilerin bel yüksekliği
değerlerine bakıldığında bu değerlerin 97,76-100,76 cm aralığında olması gerektiği sonucuna
varılmıştır.Bu inceleme sonucunda yapılması gerekenler sonuçlar kısmında belirtilmiştir.The determination of the dangers in working environments and the risk levels of these
dangers and taking effective measures when necessary is considered as the basic approach of
occupational health and safety studies. It is known that hazards that cannot be determined exactly,
risks whose level cannot be determined correctly, cause work accidents and occupational diseases in
the short, medium and long term. In this sense, the basic parameters of ergonomics science, which
aims to design the working conditions according to the employee by examining the employee, the
working environment and the machines, are very important. With ideal ergonomic designs; Not only
is there an improvement in health and safety issues, but also in productivity. Especially in educational
institutions that provide vocational education, it is extremely important to evaluate the environment
and machines in which individuals in the development age (adolescent age) interact by taking people
into the center. Making ergonomic arrangements taking into account the anthropometric
measurements in this period means preventing future health problems. At this point, the design and
use of school furniture and work equipment used by students without considering the anthropometric
dimensions of the students is a very important problem.
In this context, it is obvious that it will be beneficial for students to design and produce all
kinds of school furniture according to the data obtained as a result of the anthropometric
measurements taken periodically. Within the scope of this study, it was analyzed whether the
classroom furniture used by the students studying in the field of Installation Technologies and Air
Conditioning of Atatürk Industrial Vocational High School in Toroslar District of Mersin province
and the work equipment in the workshops are suitable for the anthropometric data of the students. For
this purpose, concrete measurement results were obtained by using a suitable anthropometric
measurement set. In the first stage, frequently used tools and equipment were determined in the
Installation Technologies department and the harmony between them and the users was tried to be
revealed by taking the measurements of these tools. In this context, it is aimed to evaluate the tools
and equipment in the workshop and classrooms with ergonomic evaluation criteria. The things to be
done as a result of this examination are stated in the results section.
In the evaluations made; Particle anthropometric measures for responsible classes; Since this
value is 44,6 cm and this value is very close to the range specified in the TSE standard, it is suitable
for the standard. The required value for seat width is calculated as 36.7 cm. This value is not suitable
for both TSE standards and existing furniture sizes.This value is not suitable for both TSE standards
and existing furniture sizes. The required value for seat depth is calculated as 42.8 cm. This value is in
accordance with TSE standards but not suitable for existing furniture sizes. The required value for the
backrest width is calculated as 53,617 cm. The value found is in accordance with TSE standards but
not suitable for existing furniture sizes. The required value for the height of the table is calculated as
73,527 cm. . This value is not compatible with both TSE standards and existing sizes. The required
value for the width of the table is calculated as 53,617 cm. Available furniture sizes comply with both
the calculated ergonomic values and TSE standards.The required value for the table depth is
calculated as 46,591 cm. The current table depth was found in accordance with TSE standards but too
deep according to the calculated ergonomic values.
In the evaluation made by considering the measurements taken from the work equipment used
in the workshop; In the measurements made for the anvil bench, the height of the bench from the
ground was found to be 78 cm. As a result of sample anthropometric measurements from students, it
was concluded that this value was at least 97.76 cm and 100.76. The minimum value for the vice
iv
screw shank was 76 cm, and the maximum value was 101 cm. This was found to be the minimum
value of 76 cm and the maximum value of 101 cm for the vise screw shank while students were
working. Standing elbow length distance taken from students was also determined as 106.18 cm. This
will cause students to bend over while working. The height of the welding bench from the ground has
been measured as 79.5 cm considering the waist height values of the students, it was concluded that
these values should be in the range of 97.76-100.76 cm. the things to be done as a result of this
examination are stated in the results section
Occupational health and safety approach for di̇sabled Employment in the European union and Turkey
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına
uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı
gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika
gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal
politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için
üzerinde durulan en önemli konular arasındadır.
Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli
istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı,
üçüncü bölümde Türkiye’de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş
sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa
Birliği ve Türkiye’ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda
engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle
engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki
mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli
bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli;
ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara
ışık tutması amaçlanmaktadır.It is observed that Turkey has developed policies to adapt to the norms of the Europeean Union in
many areas a long with the process of candidacy to the European Union and has made various
regulations in national legislation. Also,increase the employatbility of individuals with disabilities,
inviduals with disabilites that require protectionfrom every angle and specific policies at workplaces,
occupational health and safety areas such as social policy in the member countiries of the Europan
Union in order to ensure social integration are among the mast important issues to focus on.
In this context, this thesis work consists of four parts: In the first part the conceptual frame work
related to disablity and disablity employment, in the socond part disabled employment in the context
of the European Union, in the third part disabled employment in Turkey and in the fourth part abroad
literature review was conducted by adressing occupational health and safety practies for disabled
employees. As a result of the literature review conducted on the European Union and Turkey, it has
been determined that there are many wrong practices for disabled employees in workplace practices.
From this point on, the missing points seen in the regulations for individuals with disabilities have
been highlighted and various proposals have been made for the implementation of the legistation in
force and the workplaces. The aim of this study is to provide guidance to individuals with disablities,
employers working with individuals with disablities, occupational safety specialist, workplace
doctors, other health personal and all relevant person institutions and organizations and to shed light
on academic studies in this field
Effect of Consumers Increasing Stocking Request with the Covid19 (Corona) Virus on Online Purchasing Behavior
Tüketim, bireylerin vazgeçilmez ihtiyaçlarındandır. Bireylerin satın alma davranışı birçok faktörden
etkilenmektedir. Pandemik salgına bağlı olarak oluşan kriz ortamında tüketici davranışlarının da değişmesi muhtemel bir sonuçtur. Bu çalışma Covid19 Korona virüsünün 2020 yılı Mart ayında ülkemize
yayılmasıyla, tüketici davranışlarında gözlenen değişimleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma
online anket formu aracılığı ile 16-21 Mart 2020 tarihleri arasında, 369 kişinin katılımıyla yürütülmüştür. Türkiye’de salgının fazlasıyla yayıldığı bir dönem geçiren ve kendilerini evlerinde karantinaya
alan tüketicilerle yapılan görüşmelerden önemli bulgular elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, salgın
durumunda tüketicilerin daha fazla online satın aldığını ve bazı perakende ürünlere daha fazla rağbet
ettiğini göstermiştir. Ayrıca AMOS programı ile yapılan yapısal eşitlik modellemesiyle, Korona virüs
salgını sırasında, tüketicilerdeki stoklama eğiliminin online satın alma davranışını pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tüketicilerin salgın döneminde en sık alışveriş yaptığı online sitelerin sırasıyla Trendyol, Migros Sanal Market ve Hepsi Burada olduğu görülmüştür. Tüketicilerin çok miktarda
satın aldıkları ürünler sırasıyla, çay/kahve, ev temizlik ürünleri, makarna ve kuru bakliyat olarak belirlenmiştir. Salgın riski ortadan kalktığında tüketicilerin sık sık el yıkamaya devam edecekleri, kalabalık
ortamlara girmeyecekleri ve seyahat ederken temkinli olacakları ulaşılan bulgular arasındadır. Tüketicilerin karantina ve pandemik salgın sebebiyle yoğun olarak yaptıkları online satın alma davranışında
ve stoklama eğiliminde demografik değişkenlere göre tespit edilen farklılıklar bulunmaktadır. Araştırmanın doğal afet, salgın, kriz gibi zamanlarda tüketicideki olası değişimleri anlamak ve strateji belirlemek isteyen firmalara yol gösterici olması beklenmektedir
Kapalı alanlarda yüksek gürültü ve titreşime maruz kalan çalışanların kardiyovasküler parametrelerinin ölçülerek insan sağlığı üzerine etkilerinin incelenmesi
Araştırma Malatya İlinde bulunan bir döküm fabrikasında yapılan ölçümler ve çalışanlarda uygulanan
testler ile gerçekleştirilmiştir. Kapalı alan olarak, yüksek gürültü ve titreşim maruziyetinin en fazla
olduğu çalışma ortamlarından birisi olan döküm fabrikası seçilmiştir. Söz konusu bu döküm
fabrikasında kişiler günlük 8 saat çalışmaktadır. Çalışanlar haftalık 6 gün 48 saat ağır çalışma
koşulları altında gürültü ve titreşime maruz kalmaktadır. Bu tez çalışmasında iş sağlığı ve güvenliği
yönetmeliklerine göre, çalışanların gürültü ve titreşim maruziyetlerinin kardiyovasküler etkileri
araştırılmıştır.
Bu çalışmada döküm fabrikasının farklı bölümlerinde ses ve titreşim ölçümleri yapılmıştır. Bu
ölçümlerin sayısal sonuçları analiz edilmek üzere bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Ayrıca tüm
çalışanlara kapsayıcı bir anket uygulaması yapılmıştır. Bunlar ile birlikte gürültü ve titreşimin
kardiyovasküler etkilerini görebilmek için maruziyetten en çok etkilenen 5 gönüllü çalışana kombine
EKG ve tansiyon holteri 24 saat süre ile takılmıştır. Çalışma ve istirahat zamanlarındaki EKG ve
tansiyon kayıtları alınmıştır. Daha sonra, kardiyolog doktor tarafından 5 gönüllü çalışanın ekolarına
bakılmıştır. Daha önceki kayıtlarla birlikte eko sonuçları değerlendirilerek raporlandırılmıştır.
Fabrikada elde edilen ölçüm sonuçları, anketlerden elde edilen veriler, holter verileri ve kardiyolog
değerlendirme sonuçları incelenerek ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğide dikkate alınarak
maruziyet düzeyleri belirlenmiştir. En sonunda ise, maruziyet önleyici ve düzeltici önlemler tespit
edilmiştir.The research was carried out with the measurements made in a casting factory in Malatya Province
and the tests applied in the employees. The casting factory which is one of the working environments
with high noise and vibration exposure have been chosen as the closed area. In this casting factory,
people have been work 8 hours a day. Employees are exposed to noise and vibration 6 days a week 48
hours under heavy working conditions. According to occupational health and safety regulations,
cardiovascular effects of noise and vibration exposures of employees were investigated in this thesis.
In this study, sound and vibration measurements were made in different parts of the casting factory.
The numerical results of these measurements were transferred to the computer environment for
analysis. Besides, an inclusive questionnaire was applied to all employees. In addition to these, in
order to see the cardiovascular effects of noise and vibration, the combined ECG and blood pressure
holster were fitted for 24 hours to the 5 most affected workers. ECG and blood pressure recordings
were taken during working and resting periods. Then, echoes of 5 volunteer employees have been
examined by the cardiologist doctor. Along with the previous records, eco results have been evaluated
and reported.
Exposure levels were determined by examining the measurement results obtained in the factory, data
obtained from the questionnaires, holter data and cardiologist evaluation results and taking into
account the occupational health and safety regulations. Finally, exposure prevention and corrective
measures were identified
A study on the stresses and effects of occupational safety experts working in the joint health safety unit
Bu tez çalışmasında Ortak Sağlık Güvenlik Biriminde (OSGB) çalışan iş güvenliği uzmanlarının
çalışma hayatında yaşadığı stres ile stresin sebep ve sonuçları arasındaki ilişki incelenmiştir. Stresin
çalışan sağlığı üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini saptamaya çalışarak stresi en aza indirmek için
alınabilecek önlemler konusunda atılması gereken adımları belirlemeye yönelik bir araştırma
gerçekleştirilmiştir.
Araştırma için iş güvenliği uzmanlarına yönelik dört bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır.
Anketin birinci bölümü iş güvenliği uzmanlarının sosyodemografik özelliklerini, ikinci bölümü
çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukları, üçüncü bölümü psikolojik yönden olumsuz hissetikleri
durumları, dördüncü ve son bölümü ise yaşadıkları sağlık problemlerini belirlemeye yöneliktir. Anket
sonuçları SPSS programı ile analiz edilerek, değerlendirmeler yapılmıştır.
Çalışmanın OSGB’de ve diğer sektörlerde çalışan iş güvenliği uzmanlarının stres yönetimi için
oldukça yararlı olduğu sonucuna varılmıştır.In this study; the relationship between the stress experienced by occupational safety specialists
working in the Joint Health Security Unit (OSGB) and the causes and effects of stress is examined. A
study was carried out to determine the physical and psychological effects of stress on employee health
and to determine the steps to be taken to take measures to minimize stress.
A questionnaire consisting of four sections was prepared for occupational safety experts. The first part
of the questionnaire aims to determine the sociodemographic characteristics of occupational safety
experts, the second part is to determine the difficulties they face in working life, the third part is to
determine their psychological problems and the fourth part is to determine their health problems. The
results of the survey were analyzed with SPSS program and and evaluations were made.
It is concluded that the study is very useful for stress management of occupational safety specialists
working in OSGB and other sectors
Büyükşehir Belediyeleri İle Bağlı İdarelerde İç Denetimin Etkinliği: Mersin Örneği
Toplumsal düzeyde gereksinim duyulan kamusal nitelikli hizmetlerin giderek çeşitlenmesi neticesinde bu alanlarda faaliyet gösteren idarelerin yönetim süreçleri karmaşık bir hale gelmiştir. Buna bağlı olarak da hizmetlerin ifasında denetimin önemi ve işlerliği elzem bir hal almıştır. Türkiye’de de kentleşme ve nüfus artışı gibi nedenlerle yerel hizmetlerin sunumunda etkin bir denetimin gerekli olduğu anlayışı kabul görmektedir. Bu çalışmada da ülke nüfusunun önemli bir kısmı için mahalli müşterek nitelikli hizmetleri sunan büyükşehir belediyeleri ile bağlı idarelerin denetim süreçleri özetlenerek, özellikle kamu yönetimi paradigmalarında yaşanan değişimle beraber tatbik imkânı bulan iç denetimin etkinliği açıklanacaktır. Genel yönetim kapsamındaki idarelerle beraber anılan idarelerde iç denetim faaliyetinin çıktıları, Sayıştay Başkanlığınca yapılan denetim sonuçlarıyla da mukayese edilecek, akabinde de büyükşehir belediyeleri ve bağlı idareleri özelinde mikro bir değerlendirmeye gidebilmek adına Mersin örneği ele alınacaktır
Evaluation of kitchen hygiene conditions of ready-made food companies in mersin
Hijyen mutfağın en temel özelliğidir. Gerekli hijyen şartları sağlanmadığı takdirde en
önemlisi sağlık olmakla birlikte ciddi ekonomik kayıplarda oluşabilmektedir. Önemli sağlık
problemleri ve ekonomik kayıpları engellemek için gerekli mevcut oluşabilecek riskleri tespit etmek
ve bu riskleri engellemek için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında
Mersin’de bulunan 20 adet hazır yemek firmasının hijyen koşulları Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
ve Tarım ve Orman Bakanlığı Kriterlerine göre karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan
çalışmada Mersin’de bulunan 20 yemek firmasından %5’i mikro, %65 ‘i küçük %20’si orta ve %10’u
büyük diyebileceğimiz düzeydedir. Mikro, küçük ve orta ölçekli hazır yemek firmalarının kalite,
hijyen ve iş sağlığı ve güvenliği açısından eksikleri fiziksel ve teknik altyapısı itibariyle yetersiz
olduğu tespit edilmiştir. Bu risklerin giderilmesi için hazır yemek işletmelerinin kurulum aşamasından
itibaren bakanlığın gıda güvenliği ve hijyen kriterlerine uygun şekilde tesisi kurup üretim yapmaları
gerekmektedir. İşletmeler personellerine gerekli eğitimleri sağlamalı ve bu eğitimleri peryodik olarak
takip etmelidir. Bakanlık hazır yemek firmalarına denetimlerini sıklaştırmalıdır. İşyeri mutfaklarında
hijyen koşuları sağlandığı takdirde hem ülke hem de işletme için ekonomik fayda sağlanacak ayrıca
işgücü emeği, zaman ve hammadde kaybı önlenebilecektir.Hygiene is the main feature of the kitchen. If the necessary hygiene conditions are not
provided, the most important is health but serious economic losses can occur. In order to prevent
important health problems and economic losses, it is necessary to identify the existing risks and take
necessary measures to prevent these risks. This thesis hygiene conditions of 20 ready meals company
located in Mersin in Turkey Chambers and Stock Exchanges Union studies and evaluated and
compared according to the Ministry of Agriculture and Forests Criteria. In this study, 5% of the 20
food companies in Mersin are micro, 65% are small, 20% are medium and 10% are large. Micro,
small and medium sized catering companies lack quality, hygiene and occupational health and safety
in terms of their physical and technical infrastructure. In order to eliminate these risks, ready-to-eat
establishments are required to establish and produce facilities in accordance with the food safety and
hygiene criteria of the ministry from the beginning of the installation phase. Businesses should
provide the necessary trainings to their personnel and follow these trainings periodically. The
Ministry should make frequent inspections to catering companies. Providing hygiene conditions in
workplace kitchens, economic benefit will be provided both for the country and the enterprise and
also the loss of labor, time and raw materials can be prevented
Büyükşehir Belediyelerinde Yağmur Sularının Uzaklaştırılması Görevi
Yerel Yönetimlerin, altyapı ile ilgili en önemli faaliyetlerinden birisi de yağmur sularının uzaklaştırılması görevidir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yağmur sularının uzaklaştırılması görevi düzenlenmişken; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda bu hususa yer verilmemiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da ise “gerekli harcamaların ilgili belediyelerce karşılanması şartıyla” yağmur sularının uzaklaştırılması görevinin su ve kanalizasyon idarelerince gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır. Ancak büyükşehir belediyelerinde, su ve kanalizasyon idarelerince gerçekleştirilen yağmur sularının uzaklaştırılması yatırımının bedelinin hangi belediyelerden alınacağı noktasında mevzuatta bir belirsizlik bulunmaktadır. Bu çalışmada “ilgili belediyeler” lafzından hareketle gerek yargı gerekse de vesayet makamının konu hakkındaki içtihat ve görüşlerine yer verilecek, ayrıca yağmur sularının yönetilmesi hususunda çeşitli önerilerde bulunulacaktır
İnsan Haklarının Evrenselliği ile Kültürel Rölativizmin Paradoksu
İnsan hakları kavramı insanın yalnızca insan olmasından kaynaklanan haklarını ifade etmektedir. İnsan haklarının evrenselliği ise 1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi” ne dayanarak ortaya çıkmıştır. Buna karşın, “kültürel rölativizm” de bir toplumda üretilen değerlerin evrensel addedilemeyeceğini iddia eden bir kuramdır. Kültürel Rölativizm, Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nin hazırlık sürecinde, bu bildiriye yönelik yayımlanan bir beyan ile insan hakları alanına dâhil olmuştur ve bu tarihten itibaren insan haklarının evrenselliği ve kültürel rölativitenin tartışması başlamıştır. Bununla beraber; geçmişte yahut günümüzde var olan bazı uygulamaların ise ne insan haklarının evrenselliği ne de kültürel rölativizmle çözülmesi mümkün görünmektedir. Nitekim bu uygulamalar neticesinde, iki kuram arasında süregelen bir paradoks ortaya çıkmaktadır. Bu paradoksun ortaya çıktığı uygulamalara örnek olarak Çin’deki “lotus ayak”, Hindistan’daki “sati”, Tayland’daki “boyuna halka takma” ve “kadın-erkek sünneti” gösterilebilir. Makalede, bu paradoksun, zamansal ve mekânsal değişiklikler dikkate alınarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, insan
haklarının evrenselliği ve kültürel rölativizm üzerine yapılan çalışmalardan yararlanılarak bir panorama
oluşturulmuştur