Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Türkiye'de yayılış gösteren Scabiosa Columbaria L. taksonlarının morfolojik, anatomik ve palinolojik özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de doğal olarak yayılış gösteren Scabiosa L. cinsine ait S. columbaria taksonlarının morfolojik, anatomik ve palinolojik özelliklerini inceleyerek bu özelliklerin taksonomideki önemini belirlemektir. S. columbaria taksonları 3 alttür ve 4 varyeteden oluşmaktadır. Çalışmanın ana materyali olan S. columbaria taksonları 2018-2019 yılları arasında yapmış olduğumuz arazi çalışmaları sırasında toplanmıştır. Anatomik çalışmalar için arazide %70'lik alkol içerisine alınan taksonlara ait kök, gövde ve yapraklardan parafin metodu ile mikrotom yardımıyla enine kesitler alınıp boyanarak daimî preparat haline getirilerek incelenmiştir. Taksonların polen özellikleri Woodhouse yöntemi ile polen preparatları hazırlanarak ışık ve elektron mikroskobu ile belirlenmiştir. Taksonların stoma özellikleri saydamlaştırma yöntemi ile belirlenmiştir. S. columbaria taksonlarının kök enine kesitleri incelendiğinde en dış kısımda peridermis tabakası devamında 8-20 sıralı korteks tabakası, 15-40 sıralı floem tabakası ve merkez kısmı trakeal elemanlardan oluşan bir kök yapısına sahip olduğu görülmüştür. Kök kesitlerinde endodermis tabakası net olarak ayırt edilememiştir. S. columbaria subsp. columbaria var. columbaria ve S. columbaria subsp. columbaria var. intermedia kök kesitlerinde druz kristallerine rastlanmıştır. Gövde kesitlerinde en dış kısımda çift sıralı epidermis tabakası iç kısma doğru 2-5 sıralı korteks tabakası, iletim demetleri ve parankimatik hücrelerle dolu bir öz bölgesinin olduğu görülmüştür. Yaprak kesitleri incelendiğinde alt ve üst yüzeyde tek sıralı bir epidermis tabakası, orta kısımda belirli aralıklarla sıralanmış iletim demetleri ve parankimatik hücrelerden meydana gelmiş bir mezofil tabakası görülmektedir. Alınan kesitlerde yaprak yapısının monofasiyal olduğu belirlenmiştir. S. columbaria subsp. columbaria var. columbaria, S. columbaria subsp. ochroleuca var. webbiana ve S. columbaria subsp. paphlagonica'nın yapraklarının mezofil tabakasında druz kristallerine rastlanmıştır. S. columbaria taksonlarının stoma tipi anizositik olarak bulunmuştur. Taksonlar arasında en büyük stomalara sahip olan S. columbaria subsp. paphlagonica'dır. Taksonların polenleri radyal simetrili, isoporal ve trikolpattır. Polen şekilleri türler için S. columbaria subsp. columbaria var. columbaria prolat, S. columbaria subsp. columbaria var. intermedia subprolat, S. columbaria subsp. ochroleuca var. ochroleuca subprolat, S. columbaria subsp. ochroleuca var. webbiana prolat ve S. columbaria subsp. paphlagonica prolat olarak bulunmuştur. Taksonların tümünde polen yüzey ornemantasyonu ekinat olarak tespit edilmiştir. Yapmış olduğumuz çalışmada S. columbaria taksonları ile ilgili elde ettiğimiz veriler Türkiye Florası'nda yer alan verilerle paralellik göstermektedir. Türkiye Florası'nda yer almayan bazı karakterlerin (pedinkul boyu, korona, taban, gövde ve üst yaprak uzunlukları) metrik ölçümleri çalışmamızda verilmiştir. Anatomik ve palinolojik çalışmalar sonucunda taksonların benzer anatomi ve polen yapılarına sahip olduğu bulunmuştur. Bu yüzden anatomi ve polen karakterlerinin türlerin ayırt edilmesine katkı sağlayamayacağı öngörülmüştür
Kültür endüstrisi ve tiyatro prekaryası
1900'lü yılların ilk yarısında Frankfurt Okulu düşünürleri tarafından ortaya konan kültür endüstrisi, toplumsal her şeyde olduğu gibi sanat dolayısıyla tiyatro üzerinde de etkili olmuştur. Kültür endüstrisinin tiyatroyu da popüler kültürün etkisi altına alması ve kapitalizmin kuşatıcı etkisi sonucu tiyatroların daha çok izleyici elde etme çabasının da etkisiyle tiyatro metalaşma tehlikesiyle yüz yüze gelmektedir. Sanat özelinde tiyatro her dönem iktidarların/otoritelerin kontrol altında tutmak ve kendi ideolojileri doğrultusunda kullanmak istedikleri bir alan olmuştur. Bu bağlamda yönetimdekiler yer yer kısıtlamalar ve tam tersi destek ve teşviklerle bu isteklerine ulaşmayı amaçlamışlardır. Tiyatrolara devlet tarafından kısmen de yapılan maddi destek tiyatro ve tiyatro oyuncularının maddi sorunlarını çözmelerinde yetersiz kalmıştır. Dolayısıyla tiyatro oyuncuları adil ücret, sosyal güvenlik (bu hak sosyal güvenlik kanunun 4. maddesinin -b- bendi kapsamında tanınmış olsa da tiyatro oyuncuları genellikle sigorta primlerini yatırabilecek ücreti kazanamamaktadır), güvenli çalışma gibi sosyal haklarından yararlanamamaktadırlar. Adil ücret hakkına sahip olmadıklarından diğer sosyal haklarının varlığı da sıkıntıya düşmektedir. Bu çalışmada kültür endüstrinin popüler kültür aracılığı ile tiyatro izleyicileri ve dolayısıyla tiyatro üzerindeki etkileri ile özel tiyatroların devlet tarafından desteklenme durumuyla birebir ilişkide olan tiyatro oyuncularının yaşadığı maddi sorunlar, sosyal haklarının varlığı ve bu haklardan yararlanma durumları incelenmiştir. Ayrıca çalışmada tiyatro oyuncularının, günümüz ekonomi politikalarının da etkisiyle çoğu iş alanında çalışan emekçilerin de içinde bulunduğu güvencesizlik ve üretim süreçlerindeki özel emek türünün etkisiyle proletaryadan ayrılan prekarya süreçleri incelenmiştir. Bu bağlamda İstanbul'daki özel tiyatrolarda çalışan tiyatro oyuncularından çalışmaya gönüllülük esasına göre katılan 24 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma tekniklerine bağlı kalınarak yürütülmüştür. Görüşmelerde tiyatro oyuncularının devletin tiyatroya bakışı ve devletin kültür-sanat politikaları hakkında ne düşündükleri, oyun seçimlerini neye göre yaptıkları ve izleyici profilleri ile toplumda nasıl algılandıklarına dair düşüncelerinin yanında, dizi-sinema sektörü ve popüler kültürün tiyatro üzerindeki etkisinin neler olduğu hakkındaki düşüncelerine ilişkin veriler elde edilmiştir. Bunların yanı sıra tiyatro oyuncularının mesleki örgütlenmelere karşı düşünceleri ile iş bulma, işe alım süreçleri, elde ettikleri gelir ve maddi durumları ile ilgili bilgilere de ulaşılmış ayrıca tiyatro yönetimi ile ilgili düşünceleri saptanmıştır. Yapılan görüşmelerde aynı zamanda tiyatro oyuncularının çalışma ve sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunlar da belirlenmiştir. Görüşme sonucu elde edilen veriler Nvivo10 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular devletin sanat politikaları, prekarya kavramı ve kültür endüstrisi bağlamında yorumlanmıştır
Aspendos'ta tarihi yapılarda kullanılan harçların ve tuğlaların özellikleri
Bu tez çalışması, Antalya İli içerisinde yer alan Aspendos Antik Kentinde kullanılan harç ve tuğla gibi yapı malzemelerinin deneysel incelenmesini içermektedir. Çalışma kapsamında Aspendos'ta yer alan hamam, su kemeri ve çeşmeden çeşitli harç ve tuğla numuneleri alınmıştır. Alınan bu numuneler üzerinde fiziksel (birim ağırlık, kütlece su emme, hacimce su emme, özgül ağırlık, kompasite, porozite), kimyasal (asit kaybı ve elek analizi, suda çözünen tuz analizleri, pH ve iletkenlik ölçümleri, protein ve yağ analizleri, puzolanik aktivite analizi), mekanik (basınç dayanımı, nokta yükleme dayanımı, eğilmede çekme dayanımı, ultrases) deneyi, termal analizler (TGA/DTA), mineralojik (x-ray difraksiyon (XRD)), petrografik (optik mikroskop ve elektron tarama mikroskobu – enerji dağıtma spektrometresi (SEM/EDX)) ve renk analizleri uygulanmıştır. Bu deneylerden elde edilen veriler numunelerin fiziksel özellikleri, mukavemetleri, kalitesi, sınıflanması, mineralojik birleşenleri gibi özelliklerin belirlenmesini sağlamaktadır. Bu veriler sonraki çalışmalarda tarihi yapıların güçlendirilmesi açısından uygulanacak restorasyon ve rehabilitasyon konularına yol gösterici olabilecektir
Otonom taşıtlarda sigorta
2020'li yıllarda otonom taşıtların seri üretiminin başlandığına tanıklık edilecektir. Otonom sürüş teknolojisi, insan sürücüye gereksinim duymamaktadır. Yapay zekanın kontrolü altındaki taşıtların karayollarında konuşlanması, insan sürücü kaynaklı rizikoların elimine edilmesini sağlayacaktır. Bu suretle, trafikteki kaza sayısında önemli azalışların gerçekleşmesi öngörülmektedir. Ancak, otonom taşıtlar, trafikteki rizikoları tamamıyla ortadan kaldırmayacaktır. Otonom taşıtlar trafikteki rizikonun doğasını değiştirmektedir. Dolayısıyla, otonom taşıtların bulunduğu bir karayolu düzeninde de kazalar meydana gelmeye devam edecektir. Bu eksende insanın iradesi ürünü olmayan bir sürüşten kaynaklanacak zarardan kimin sorumlu olacağı sorusu belirmektedir. Her ne kadar siber güvenlik, altyapı ve insan-makine etkileşimsizliğinden kaynaklanan rizikolar söz konusu olsa da, otonom taşıtlar etrafında en çok öne çıkan üretici kaynaklı rizikolardır. Bu doğrultuda, ürün sorumluluk hukuku gündeme gelmektedir. Otonom taşıtların teknolojik komplikasyonu bazı belirsizlikleri ortaya çıkarmaktadır. Bu kapsamda, otonom taşıt üreticilerinin en büyük endişelerinden birisi ürün sorumluluk davalarıdır. Otonom taşıtların arz ettiği rizikolar bağlamında, bu taşıtlarda üretici tarafından yaptırılacak bir ürün sorumluluk sigortasının gerekliliği ileri sürülebilmektedir. Öte yandan, karayolları motorlu taşıtlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortasının uzantısı olacak bir yaklaşım da kabul görmektedir. Nitekim bu yaklaşım, Birleşik Krallık'ta 2018 yılında kabul edilen Otomatik ve Elektrikli Taşıtlar Kanunu'nda da benimsenmiştir. Bu tez çalışması, otonom taşıtları çevreleyen hukuki sorumluluk ve sigorta meselelerine ışık tutmakta, ayrıca otonom taşıtlarda sigortaya ilişkin bir model önerisi getirmektedir
Konveks fonksiyonlar için eşitsizlikler ve bazı uygulamalar
Bu tez çalışmasında ilk olarak Konveks Analizin ünlü eşitsizliği olan Jensen eşitsizliğinin ve onunla ilintili olan Hermite-Hadamard eşitsizliğinin çeşitli kanıtları ve genellemeleri bir arada toplanarak sınıflandırılmıştır. Daha sonra, Riemann integral toplamları kullanılarak Hermite-Hadamard eşitsizliğinin yeni bir kanıtı verilmiştir ve bu eşitsizlik ile Hölder eşitsizliği birleştirilerek konveks fonksiyonların çarpımı için yeni bir eşitsizlik elde edilmiştir. Son olarak, türevleri konveks olan fonksiyonlar sınıfında Jensen ve Hermite-Hadamard eşitsizlikleri kullanılarak çok sayıda yeni eşitsizlikler kanıtlanmıştır
Elektronik hizmet kalitesi algısı: kültürlerarası karşılaştırma: İngiltere ve Türkiye örneği
Günümüzde internet kullanımı hayatımızın vazgeçilmezi haline gelmiştir. İnternet kullanımın yaygınlaşması ile elektronik ticaret faaliyetleri hızla ilerlemiştir. Bu nedenle birçok hizmet veren firma ve kuruluşlar faaliyetlerini sanal ortamda genişletmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla bu firmalar için internet sitelerinin kalite boyutlarını belirlemek ve müşterilerinin bu boyutları nasıl algıladıkları önemli hale gelmiştir. Bu nedenle farklı kültürlerden müşterilerin bulunduğu hizmet sektöründe farklı kalite algıları oluşmaktadır. Bireyin bilişsel süreçlerinden, sosyal hayatla olan etkileşimden, sosyolojisinden, eğitimine birçok noktada değişiklik göstermektedir. Bu düşünceden hareketle farklı kültür yapılarına sahip uluslararası tüketicilerin incelenmesi güdüsüyle bu çalışma hayata geçirilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı Türkiye ve İngiltere'deki tüketicilerin e-hizmet kalitesi, e-memnuniyeti ve e-sadakati algılarını karşılaştırmak ve e-ticaretin uluslararası genişlemesine ilşkin coğrafi ve kültürel farklılıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın verileri Türkiye ve İngiltere'den e-mail yoluyla Amazon.com'dan alışveriş deneyimine sahip internet kullanıcılarından toplanmıştır. Toplamda 1233 anket veri analizi için kabul edilebilir sayılmıştır. Kavramsal modeli test etmek için YEM ve hipotezleri test etmek için yol analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gizlilik, verimlilik ve çözüm bulma boyutları hem Türkiye'de hem de İngiltere'de katılımcıların genel e-hizmet kalitesini önemli ölçüde etkilemiştir. Anketi yanıtlayan İngiliz kişiler için, iletişim boyutu e-memnuniuyeti etkileyen önemli bir faktör olarak belirlenmiştir. Genel e-hizmet kalitesi ve e-memnuniyet arasındaki ilişki iki ülke içinde pozitif olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye örnekleminde genel e-hizmet ile e-sadakat arasında anlamlı ilişki kurulamazken, İngiltere örnekleminde pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Farklı kültür yapılarını benimsemiş müşterilere hitap eden küresel e-perakendeciler hizmet performanslarını uluslararası pazarda daha üstün hizmet sunabilmek için çalışmanın belirlediği boyutları kullanabilirler
Mortierella Ramanniana küfünün Beta karoten üretiminde kullanılacak besiyeri bileşiminin ve fermentasyon parametrelerinin optimizasyonu
Karotenoidler yağda çözünen pigmenlerdir. Sarıdan kırmızıya değişen aralıkta renklere sahiptir. Temel yapısında konjuge çift bağ serisi bulunan tetraterpenden oluşur. Karotenoidler doğal boya özelliğine sahip olup gıda, farmasötik, kozmetik, yem sanayi gibi farklı alanlarda kullanımı oldukça geniştir. İnsan ve hayvan sağlığına olan yararlı etkilerinden dolayı son zamanlarda karotenoidlere olan ilgi artmıştır. Doğal yollardan karotenoid elde edilmesinde hayvansal ve bitkisel kaynaklardan faydalanılmaktadır. Ancak coğrafi, iklim, mevsim, çeşit vs gibi kısıtlayıcı sebeplerden dolayı oluşan kaynak kıtlığı, araştırmacıları karotenoidleri mikrobiyal yollardan üretime yönlendirmiştir. Özellikle son zamanlarda mikrobiyal yolla β-karoten ve okside olmuş türevlerinin üretimine odaklanılmıştır. Biyoteknolojik olarak üretilen β-karotein miktarının arttırılması için kritik faktörlerin belirlenip çeşitli istatistik dizayn programları ile optimizasyonu yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sayede endüstriyel çapta yeterli miktarda üretimi yapılabilmekte, böylece gıda, yem ve farmasötik sanayi sahalarındaki yeri giderek genişlemektedir. Bu tez çalışması kapsamında Mortierellacea ailesinin bir üyesi olan Mortierella ramanniana küfü kullanılarak β-karoten üretiminin optimizasyonu çalışılmıştır. Optimizasyonun ilk aşamasına geçmeden önce besiyerinin temel iki bileşeni olan karbon ve azot kaynağının belirlenmesi gerçekleştirilmiştir. Bunun için karbon kaynağı olarak 9 farklı şeker (mannoz, laktoz, sukroz, ksiloz, maltoz, glukoz, galaktoz, arabinoz, fruktoz) kullanılmış, bunların arasından laktoz, maltoz ve glukoz seçilmiştir. Sonrasında seçilen bu şekerler ile 6 farklı azot ((NH4)2SO4, (NH4)2HPO4, KNO3, Üre, Glisin, Asparajin) kaynağı kullanılarak üretimler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre besiyeri optimizasyonu için karbon kaynağı olarak laktoz, azot kaynağı olarak ise KNO3 seçilmiştir. Ardından Plackett-Burman tasarımı 8 faktörle (laktoz, KNO3, KH2PO4, Na2HPO4, MgSO4.7H2O, CaCl2.2H2O, maya, mineraller) oluşturulmuştur. Deneysel veriler alındıktan sonra yapılan çoklu regresyon ve varyans analizi (ANOVA) sonuçları değerlendirildiğinde, azot kaynağı olan KNO3 ve maya ekstraktının β-karoten üretiminde çok kritik olduğu belirlenmiştir. Optimizasyonun ikinci aşamasında ise Plackett-Burman sonuçlarında etkili olan azot kaynağının, besiyerinde karbon kaynağı ile olan oranının (C:N), karbon kaynağı olarak laktoz konsantrasyonunun ve fermentasyon koşullarından olan çalkalama hızının, β-karoten ve biyokütle üretimine olan etkileri Yanıt Yüzey Yöntemlerinden olan Box Behnken deneme deseni kullanılarak incelenmiştir. Tasarımın önerdiği deneyler sonucunda bağımsız değişkenlerin yanıtlar üzerine olan etkilerini ifade eden modeller oluşturulmuş olup modellerin uygunluğu varyasyon analizleri (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda optimum olarak belirlenen koşullar; laktoz konsantrasyonu, 32.42 g/L; C:N oranı 20:1, çalkalama hızı ise 130 rpm olarak tespit edilmiştir. Bu şartlar altında β-karoten üretimi 1.141 mg/L ve biyokütle üretimi ise 13.14 g/L olarak saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçların, istenen hedefe ulaşma fonksiyonuna ait değeri 0.925 olarak bulunmuştur. Kontrol besiyeri ile karşılaştırıldığında, β-karoten üretimi 564.3 μg/L'den 1141 μg/L'e, biyokütle üretimi ise 10.01g/L'den 13.14 g/L'ye çıkarılmıştır. Optimizasyon çalışması sonucu β-karoten üretimi iki katına, biyokütle üretimi ise 1.3 katına çıkarılmıştır
Bir kadınlık deneyimi olarak menopoz
Menopoz kadınların hayatlarındaki önemli dönüm noktalarından birisidir. Kadınlar bu dönemde biyolojik olarak değişimler yaşadıkları gibi ruhsal ve sosyal anlamda da bazı değişimler yaşayabilmektedirler. Menopoz doğal bir süreç iken, günümüzde tıbbın alanı içerisine girmiş ve bu yaklaşımla menopoz tıbbileşmiştir. Bu çalışmanın amacı kadınların menopoz sürecini nasıl yaşadıklarını ve anlamlandırdıklarını araştırarak; toplumsal cinsiyet perspektifinden menopozu bir kadınlık deneyimi olarak ele almaktır. Bu çalışmada ayrıca günümüzde giderek tıbbileşen bir alan olarak menopoza dikkat çekilmektedir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalına başvuran post-menopoz dönemindeki gönüllü 21 katılımcıyla, yarı yapılandırılmış soru formu ile yüz yüze mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi(BAP) tarafından çeşitli materyal desteği sağlanmış olup; fenomenolojik yaklaşım teorik arka planda kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kadınların çoğunluğu menopoz sürecini doğal bir kadınlık deneyimi olarak görmektedirler. Adet döngüsünün bitişi anlamına gelen menopoz kadınlar tarafından olumlu algılarla aktarılmış olup adet döngüsünün sonlanmış olmasından gündelik hayatın olumlu yönde etkilendiği belirtilmiştir. Kadınlar, menopoza girmiş olmalarının partnerleriyle yakın ilişkileri ve cinsel yaşamları üzerinde olumsuz deneyimlere yol açmadığını belirterek çoğunlukla kadınların sorumluluğuna bırakılan gebeliği önleyici teknikleri artık kullanmak zorunda olmamalarının memnuniyet verici olduğuna dikkat çekmişlerdir. Kadınlar, olumlu olarak niteledikleri söz konusu deneyimlerin yanında menopoz sürecine ilişkin bazı olumsuz deneyimlerini de dile getirmişlerdir. Menopoza giriş, kilo alma riskini de taşıdığı için kadınlar bu durumdan sağlıklarının ve fiziksel görünümlerinin olumsuz etkileneceği endişelerini paylaşmışlardır. Sonuç olarak genel olarak menopoz kadınlar için doğal bir süreç olarak deneyimlenmekle birlikte bazı sıkıntıları da barındırmaktadır
Mersin'de erken cumhuriyet dönemi (1923-1950) köy okulları mimarisi
Cumhuriyet Döneminin en önemli mücadelesi yoksulluk ve cehalet üzerine olmuştur. 1923-1950 yılları arasında ülke nüfusunun %75'inin köylerde yaşaması, bu köylerin %80'inde okul bulunmaması, Cumhuriyeti kuran kadroların aydınlanma hareketini köylerden başlatmalarına neden olmuştur. Maarif Vekaletince oluşturulan, yerli ve yabancı mimarların görevli olduğu İnşaat Dairesinde, bölgenin geleneksel yapı malzemeleri göz önüne alınarak tip projeler tasarlanmıştır. Söz konusu projeler ülkenin dört bir yanına gönderilmiş, köylerde çalışan öğretmenlerin yönetimi ve yerel halkın yardımı ile inşa edilmişlerdir. Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlık Mirası olarak nitelendirilen bu binalar, okullaşma çalışmaları doğrultusunda, yaygınlaşması ve özellikle köy halkının yardımları ile inşa edilmiş olan kamu yapıları olması açısından oldukça önemlidir. Erken Cumhuriyet döneminde Mersin'de eğitimin ve okullaşmanın yaygınlaştırılması açısından birçok faaliyet gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada da Mersin'de Erken Cumhuriyet döneminde inşa edilmiş olan 23 adet köy okulu incelenmiştir. Mersin köylerinde inşa edilen okulların çoğunun, tip proje olarak Anadolu'nun çeşitli kentlerinde de aynı süreçte, köylülerin maddi desteği ve işgücü ile inşa edildiği görülmüştür. Eğitim sisteminde yaşanan değişimler, taşımalı eğitim sistemine geçilmesi ve köyden kente göçlerin başlaması ile bu köy okulları büyük oranda işlevini yitirmiştir. Atıl vaziyette olan bu eğitim yapılarının yeniden işlevlendirilerek halkın kullanımına sunulması oldukça önemli bir adım olacaktır
Assessing tourist experience in a cultural heritage site: case of Perge
Kültürel miras turizmi, dünya çapında turizm endüstrisinin en hızlı büyüyen bölümü haline geldi. Destinasyonlar arasında artan rekabet ile destinasyonların farklı cazibe merkezlerini ön plana çıkarması önem kazanmıştır. Kültürel miras alanları, destinasyonlar için önemli cazibe merkezleridir. Ayrıca, artan rekabetle karşı karşıya olan destinasyonlar için, turistlerin deneyimlerini ve davranışlarını akademik bir bakış açısıyla anlamak da çok önemlidir. Bu çalışma, Perge Antik Kenti ziyaretçilerinin turist deneyimini, özgünlüğünü, memnuniyetini ve davranış niyetlerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, çalışma Perge Antik Kenti'nde toplam 321 katılımcı ile yapılmıştır. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bir kültürel miras alanında turist deneyimi ve özgünlük ölçülmüştür. Yapılan analizler sonucunda, Perge Antik Kenti ziyaretçilerinin turist deneyimi ve özgünlük algılarının memnuniyet ve davranışsal niyetleri üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir