Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
"Benim markam, benim dünyam" tüketici-marka özdeşleşmesi üzerine yapısal bir model önerisi
Uzun dönemli tüketici-marka ilişkisi açısından en önemli yapılardan birisi tüketici-marka özdeşleşmesidir. Bundan dolayı bu çalışmanın amacı, tüketicilerin marka aidiyetini etkileyen öncüllerin veya değişkenlerin belirlenebilmesidir. Çünkü tüketici-marka özdeşleşmesi yapısını açıklayan değişkenlere ilişkin literatürde boşluk bulunmaktadır. Bu amaç için, çevrimiçi anket yoluyla 681 adet geçerli anket toplanmış ve veriler yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu yönteme ilişkin olarak doğrulayıcı faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik analizi, ortak metod yanlılığı ve yol analizi yapılmıştır. Çalışmaya ilişkin bulgular ise tüketici-marka özdeşleşmesini doğrudan ve dolaylı etkileyen değişkenler olarak iki aşamada incelenmiştir. Tüketici-marka özdeşleşmesini doğrudan etkileyen değişkenler açısından en önemli değişken marka yaşam tarzı uyumu değişkeni çıkmıştır. Bu değişkeni sırayla marka benlik uyumu, hatırlanabilir marka deneyimi ve marka kimliği yapıları izlemiştir. Tüketici-marka özdeşleşmesini dolaylı etkileyen değişkenler ise marka kimliği, marka yaşam tarzı uyumu, işlevsel ve sosyal değer değişkenleridir. Bu değişkenlerden işlevsel ve sosyal değer, tüketici-marka özdeşleşmesini marka benlik uyumu aracılığıyla sadece dolaylı olarak etkilemiştir. Bu etkiye ilişkin olarak, sosyal değer değişkeni tüketici-marka özdeşleşmesini olumlu bir şekilde etkilerken işlevsel değer değişkeni tüketici-marka özdeşleşmesini olumsuz olarak etkilemiştir. Marka benlik uyumunu ise marka yaşam tarzı uyumu, marka kimliği, işlevsel, sosyal ve duygusal değer değişkenleri etkilemiştir. Elde edilen bulgulara ilişkin olarak; yönetimsel ve teorik çıkarımlar, geleceğe ilişkin çalışmalar ve kısıtlılıklar sunulmuştur
Tunçbilek (TAVŞANLI-KÜTAHYA) FC pano açık işletme sahası kömürlerinin organik fasiyes özellikleri
Bu çalışmada Tavşanlı ilçesi (Kütahya-Tunçbilek) sınırları içerisinde yer alan FC Pano açık işletme sahası kömürlerinin organik jeokimyasal ve organik petrografik özellikleri incelenmiştir. Havzada Miyosen yaşlı birimler konglomera, kumtaşı, kil, kiltaşı, kömür ve marndan oluşmaktadır. Alt bitümlü kömürlerin toplam organik karbon değerleri (TOC) % 8,25-55,01, hidrojen indeksi değerleri (HI) 185-389 mg HC/g TOC ve Tmax değerleri 426-437 °C arasında değişmektedir. Rock-Eval piroliz analizi ve organik petrografik çalışmalar ile kerojen tipi II-III olarak belirlenmiştir. Tmax değerleri hidrokarbon üretimi için olgunlaşmamış-erken olgun aralığını göstermektedir. Kömürler potansiyel kaynak kaya özelliği göstermelerine rağmen henüz gaz/petrol oluşturacak kadar olgunlaşmamıştır. Organik fasiyes çalışmalarına göre fasiyes tipi baskın olarak C, birkaç örnekte BC olarak belirlenmiştir. Tunçbilek kömürlerinin hüminit yansıma ölçümleri % 0,48 - 0,60 Ro arasındadır ve olgunlaşmamış-erken olgun organik maddeyi ifade eder. Bu değerlere göre kömür sınıfı alt bitümlü kömür olarak belirlenmiştir. Hüminitler (% 30-80) çalışma alanındaki en baskın maseral grubunu oluşturur. Daha düşük miktarlarda liptinit (% 1-8) ve inertinit (% 2-7) grubu maserallerine de rastlanılmaktadır. Maseral analizi sonuçlarına göre linyitler limnik-limnotelmatik bataklık zonlarında oluşmuşlardır. Kömür örneklerinin elementel analiz sonuçlarına göre karbon (C) miktarı % 23,62-67,20, hidrojen (H) miktarı % 1,72-5,49, oksijen (O) miktarı % 6,41-10,2 arasında değerlere sahiptir. Azot (N) değerlerine bakıldığında ise % 1,27-2,23 arasında değerler göstermektedir. İncelenen kömürler ortalama % 0,17- 2,76 kükürt (S) değerleri ile yüksek değerler sunmuş olup, limnik- limnotelmatik ortamı belirtmektedir
Türkiye'de LGBT olmak: Ayrımcılık, şiddet, memnuniyet üçgeninde kesit veri analizi
Ayrımcılık olgusu yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. Dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim ve daha birçok nedenden dolayı bireyler hayatlarının bir noktasında ayrımcılık ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu çalışmada cinsel kimlik ve cinsel yönelimlerinden dolayı eğitim, sosyal, hukuk, iş ve sağlık olmak üzere daha birçok alanda ayrımcılık ile sürekli mücadele etmek zorunda kalan LGBT bireyleri üzerinde çalışılmıştır. Türkiye'deki LGBT bireylerinin başta farklı alanlarında yaşadıkları ayrımcılığı olmak üzere, maruz kaldıkları fiziksel ve psikolojik şiddeti ve ayrıca yine farklı alanlardaki yaşam memnuniyetlerini etkileyen faktörleri belirmeyi amaçlayan bu çalışmada logit model ve multinominal logit model yaklaşımı kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda LGBT bireylerine online anket uygulanmıştır. LGBT bireylerine yönelik şiddetin analiz edildiği logit model tahminleri sonucunda; bireylerin eğitim seviyesinin artması ile fiziksel şiddete maruz kalma olasılıkları azalırken, yaşlarının ilerlemesi ile birlikte hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kalma olasılıklarının arttığı görülmüştür. Bunun ile birlikte LGBT bireylerinin baskı altında hissetmemeleri fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalma olasılığını arttıran bir faktör iken, bireylerin oturduğu semtte ve evinde güvende hissetmemeleri ise fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalma olasılığını azaltan faktör olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu bireylerin yaşam memnuniyetinin analiz edildiği logit model tahminleri sonucunda; LGBT bireylerinin eğitim seviyelerinin artması, baskı altında hissetmemeleri ve fiziksel şiddete maruz kalmamaları, yaşam memnuniyetlerini arttıran faktörler olduğu sonucu elde edilmiştir. LGBT bireylerinin oturduğu semtten ve arkadaşları ile olan ilişkilerinden memnun olmamalarının, sosyal yaşamdaki yerlerinden memnun olmalarına engel olmadığı, mesleklerinden ve iş arkadaşları ile olan ilişkilerinden memnun olmayanların ise buna rağmen işyerlerinden memnun olduğu saptanmıştır. LGBT bireylerinin farklı alanlarda yaşadıkları ayrımcılığın analiz edildiği multinomial logit model tahminleri sonucunda, LGBT bireylerinin yaşlarının ve eğitim seviyelerinin ilerlemesi ile birlikte sağlık hayatlarında daha fazla ayrımcılıkla karşılaşmaktayken, iş hayatlarında ise yaşlarının ilerlemesi ile birlikte daha az ayrımcılıkla karşılaştıkları ortaya çıkmıştır. Diğer sonuçlara benzer şekilde LGBT bireylerinin baskıyı hissetmeden yaşamaları, sağlık hayatlarında ayrımcılığa maruz kalma olasılığını arttırdığı tespit edilmiştir
Geven (Astragalus creticus Lam.) bitkisinde tohum dormansisinin kırılması ve fide gelişiminin incelenmesi
Bu çalışma, nektar kaynağı, erozyon kontrolü ve tıbbı açıdan önemli bir bitki olan gevenin (Astragaluscreticus Lam.) tohum dormansisininkırılması ve çimlenme özeliklerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Deneme, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde Eylül 2018-Mart 2019 tarihleri arasındayürütülmüştür. Antalya ilindeüç farklı bölgeden toplanan tohumlar çeşitli uygulamalara tabi tutulmuştur. Tohum kaynağı olarakFeslikan yaylası, Çeltikçi ve Kızılcadağ bölgeleri seçilmiştir. Çalışmada dormansiyi kırmak amacıyla, zımparalama (30,60 ve 120 sn), sülfürik asitte (%98) bekletme (12, 16 ve 20 dk), asetik asitte bekletme (6 saat) ve giberelik asitte (300 ve 500 ppm dozlarında) 48 saat bekletme ve kontrol olmak üzere çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak 45 gözlüviyollerde ve 0.5'lt lik saksılarda yürütülmüştür.Dormansi kırma uygulamalarının sonucunu görmek amacıyla denemede çimlenme oranı (%), ortalama çimlenme süresi (gün), kök uzunluğu (cm), sürgün uzunluğu (cm), kök yaş ağırlığı (g/bitki), sürgün yaş ağırlığı (g/bitki), kök kuru ağırlığı (g/bitki), sürgün kuru ağırlığı (g/bitki) özellikleri incelenmiştir. Ana çalışmanın yanı sıra gevenin çimlenme sıcaklığının belirlenmesi için çimlendirme dolabında ayrı bir çalışma yürütülmüştür. Bu çalışmada ana çalışmadan elde edilen ilk sonuçlar göz önüne alınarak, yalnızca Feslikan yaylasından toplanan tohumlar 60 snzımparalanarak kullanılmıştır. Denemede farklı sıcaklıkların etkisini incelemek amacıyla 10, 17, 24, 31 ve 38̊C olmak üzere beş farklı sıcaklıkta çalışılmıştır. Denemenin sonucunda en yüksekdeğerlerFeslikan bölgesinden toplanan tohumlarda, zımparalama uygulamaları sonucunda elde edilmiştir. Tohumdaki fiziksel dormansinin kırılması için yapılan çalışmalar sonucunda en iyi değerler sırasıyla; zımparalama, sülfürik asit, giberellik asit ve asetik asit uygulamaları olmuştur. Sıcaklık denemesi sonucunda en yüksek çimlenme oranları sırasıyla 10, 17, 38, 31, 24⁰C sıcaklıkta görülmüştür. Genel olarak bakıldığında sıcaklık arttıkça farklı oranlarda çimlenmenin hızlandığı ancak çimlenme oranının düştüğü gözlemlenmiştir
Gönüllü sadelik hareketini benimsemiş ailelerin tüketim motivasyonlarının keşfedilmesi
Tüketim toplumuna ve aşırı tüketime karşıt görüşlerden birisi olan gönüllü sadelik kavramı, bireylerin tüketim alışkanlıklarının kısıtlanarak ihtiyaçlara yönelik davranışlar edindikleri bir yaşam tarzı olmuştur. Bilinçli tüketim algısı yaratan bu yaşam tarzı, aile yaşamını da etkilemektedir. Ailenin, gönüllü sadelik yaşam tarzından nasıl etkilendiği ve tüketim motivasyonlarının neler olduğu araştırmanın problemi olarak belirlenmiştir. Bu araştırma ile aile birimi ele alınarak gönüllü sadelik literatüründeki boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Gönüllü sadeliği benimsemiş bireylerin azınlıkta olmasının yanı sıra aile olarak gönüllü sadeliği benimseyenlerin sayısının tespit edilmesi zor olduğundan araştırma için en uygun yöntem olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi seçilmiştir. Gönüllü sadeliği benimsemiş ailelere sosyal medyada etiket (hashtag) aratılarak ulaşılmıştır. İlk görüşülen katılımcılar aracılığı ile örneklem kartopu örnekleme yöntemi ile genişletilmiştir. Yapılan mülakatlarda, 14 katılımcı ile görüşülmüştür. Doğrudan hedef kitle olan gönüllü sadeliği benimseyen ailelere ulaşıldığı için, mülakat soruları arasında herhangi bir filtre soru eklenmemiştir. Mülakatlarda elde edilen kayıtlar, Microsoft Word programına aktarılmıştır. Bu görüşme kayıtları aracılığı ile de araştırmanın sonuçlarını yansıtan bulgular elde edilmiştir. Nitel bir araştırma olan çalışma sonucu elde edilen bulgular, durum çalışması ile sonuçlar bölümünde değerlendirilmiştir. Ailelerin gönüllü sadelik yaşam tarzı ile sahip oldukları toplam 10 motivasyonun 8'i "yeniden kullanım, çevrecilik, sosyal yardımlaşma, iç huzur, doğal ürün kullanımı ve üretim, politik tutum, deneyim ve tasarruf" olarak tespit edilmiştir. Literatür incelendiğinde elde edilen 8 bulgunun gönüllü sadelik yaşam tarzı ile ilişkisi olduğu ve çeşitli çalışmalarda bunlara yer verildiği tespit edilmiştir. Bu bulgulara ek olarak elde edilen "aileler arası iletişim ve çocuklar için gelecek" bulguları araştırmanın en önemli 2 bulgusudur ve gönüllü sadeliği benimseyen aileleri bireysel olarak bu hareketi benimseyenlerden ayırmaktadır
Kolombiya devleti ile Farc arasındaki barış anlaşması ve Kolombiya'da barış anlaşması sonrası süreç
İnsanlık tarihi kadar eski olan çatışmaların birçok türü vardır. Bazı çatışmalar insanlar arasında, bazıları devletler arasında bazıları ise devlet ve devlet dışı aktörler arasında yaşanmaktadır. Devlet ve devlet dışı aktörler arasında yaşanan çatışmalardan biri Kolombiya Devleti ve FARC arasında gerçekleşendir. 1964 yılında başlayan bu çatışma modern dönemin en uzun süren çatışmalarından biridir. 52 yıl süren çatışma, 2016 yılında imzalanan barış anlaşması ile görece olarak sona ermiştir. Anlaşma ile çatışmanın ortaya çıkması ve sonrasında büyümesinde etkili olan birçok noktaya değinerek kalıcı bir barış hedeflenmiştir. Bu nedenle anlaşmanın uygulanması çok önemlidir. Çünkü ancak anlaşmanın uygulanması ile hedefler yerine getirilebilmektedir. Buradan hareketle bu çalışmanın araştırma sorusu "Kolombiya'ya yaklaşık elli yıl sonra kırılgan da olsa bir barış getiren barış anlaşmasının yeterince uygulandığı ve bu sayede ülkede kalıcı barışa ulaşıldığı ileri sürülebilir mi?" olarak tasarlanmıştır. Bu soruya yanıt vermek için Kolombiya barış anlaşmasının uygulanma oranları ölçülmüştür. Ölçümler için anlaşmanın temel altı maddesi başta olmak üzere 578 şartın uygulanma oranlarına bakılmıştır. Çalışmada "Eğer barış anlaşmasının temel maddelerinin tamamen uygulanmasında eksiklik var ise o zaman kalıcı barışa ulaşmak zaman alabilir." hipotezinin kanıtlanıp kanıtlanamayacağına bakılmıştır. Buna göre özellikle altı temel maddenin uygulanmasında tamamlanma oranının düşük olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra bu tez çalışması için görüşülen Kolombiyalı akademisyenler de anlaşmanın uygulama oranını düşük bulmaktadır. Çalışma için, akademisyenlerin görüşleri ve yazarın ülkede gerçekleştirdiği araştırma ve gözlemler eldeki veriler ile birlikte değerlendirilmiştir. Bunun sonucunda elde edilen bulgulara göre Kolombiya barış anlaşmasının uygulanmasında bazı eksiklikler olduğu ve bu eksikliklerin kalıcı barışı elde etmeyi yavaşlattığı tespit edilmiştir
Timuri dönem TSMK R. 1023 numaralı ve TSMK R. 1022 numaralı Kelile ve Dimne adlı el yazmalarının tasvir sanatı açısından incelenmesi
Timurîler'in siyasi yapılanmalarının ilk dönemlerinden itibaren Celâirliler yanında Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmenleri'yle yakın ilişki kurduğu muhakkaktır. Genel olarak İran ve çevresinde sanat hareketlerinin de başlıca yaratıcıları olarak kültür ortamlarına birlikte yön vermişlerdir. Klasik Timurî üslubun en büyük hazırlayıcısı olarak kabul edilen Celâirlli sanatkâr ve hükümdarlar ile sanat koruyucusu Türkmen hükümdarlar bu oluşumda önemli bir yere sahiptirler. Timurî tasvir sanatının oluşum evresinin tarihine göz atıldığında: İslâm tasvir sanatının yeni üslubunun ilkeleri XIV. yüzyılın sonlarında oluşmaya başlamasıyla birlikte Timurî üslubunun klasik örneklerini vermesi bu süreci kendi bünyesinde eritmesiyle başlayacaktır. Emir Timur; (1370)'de Semerkand'ı, (1381)'de Kertler'den Herat'ı, (1386)'da Celâirliler'den Tebriz'i, (1393)'te Bağdad'ı, yine (1393)'te Muzafferîler'den Isfahan ve Şiraz'ı alarak bölgeye geldiğinde XIV. yüzyılın nakkaşhaneleri muhtemelen aralarında belli bir koordinasyon ağı bulunmayan, dağınık ve bağımsız atölyeler şeklinde faaliyet gösteriyorlardı. Timurîler, böyle bir ortamda henüz sistemleştirilmemiş geniş yelpazeli bir mirası devraldıkları söylenebilir. Emir Timur, fethettiği ülkelerden topladığı yetenekli sanatçıları beraberinde Semerkand'a götürerek burada büyük bir kültür ve sanat merkezi oluşturduğu bilinmesine karşılık kendi döneminden tasvirli bir el yazması günümüze kadar gelememiştir. Elimizdeki kaynaklardan anlaşıldığına göre XV. yüzyılda Timurî üslubun, XIV. yüzyıldaki nakkaşhanelerle bağlantılı olarak Şiraz ve Herat'da geliştiği ortaya çıkmaktadır. Çalışma konusu olan TSMK R. 1023 No. lu Şiraz ekolü Kelile ile Dimne el yazması ile TSMK R. 1022 No. lu Herat ekolü Kelile ile Dimne el yazmalarında canlandırılan sahneler arasında çok fark olduğu saptanmaktadır. TSMK R. 1022 No. lu Herat ekolü Kelile ile Dimne el yazmasının üslup özelliklerine bakıldığında eserin klasik olduğunu ve nakkaşın da dönemin baş nakkaşı olabileceğini ya da önemli bir nakkaş olabileceği düşünülmektedir. TSMK R. 1023 No. lu Şiraz ekolü Kelile ile Dimne el yazmasının üslup özelliklerine bakıldığında ise genel tasarım olarak arkaik kaldığı için Herat'a gönderilmeye gerek duyulmayan yerel bir nakkaş olabileceği düşünülmektedir
Loving Vincent filmi üzerinden resim ve sinema ilişkisini yeniden düşünmek: Bekleyiş filmi
Sinemanın en fazla etkilendiği sanat dalı olan resim sanatı; ışık, renk, senaryo ve kompozisyon gibi birçok noktada sinemaya referans olmuştur. Resim ve sinemanın ilişkisini açık bir şekilde gözler önüne seren Loving Vincent filminde kullanılan teknik, bu çalışma için gerçekleştirilen Bekleyiş isimli film projesine ilham kaynağı olmuş ve yine bu teknikten yola çıkılarak Umut filmine alternatif bir son oluşturma imkanı sorgulanmıştır. Çalışmada öncelikle resmin sinemaya etkisi genel hatlarıyla araştırılmış, sonrasında Loving Vincent filminin yapım aşamasına bakılmıştır. Ayrıca Türkiye'de 1970'lerde toplumcu gerçekçi sanatı temsil eden iki sanatçı olan ressam Nuri İyem ve yönetmen Yılmaz Güney'in eserlerinin disiplinlerarası bir bakış açısı ile araştırılması amaçlanmıştır. Nuri İyem'in Barış Özlemi tablosundaki insanlar ve Yılmaz Güney'in Umut filmindeki karakterlerin taşıdığı benzerlikten yola çıkılarak, bu iki sanatçının sanat anlayışları sosyolojik analiz yöntemiyle ele alınmıştır. Bununla birlikte toplumcu gerçekçi sinema ve toplumcu gerçekçi resmin temsilcileri, Yılmaz Güney ve Nuri İyem referans alınmıştır. Görsel malzeme olarak sadece yağlı boya tabloların kullanıldığı Loving Vincent filmi, kullandığı teknik sayesinde sinema ve resim sanatını birleştirmekteki ustalığıyla sinemada yeni bir anlatım modelini geliştirmiştir. Tez çalışmasında bu anlatım modeline odaklanılmış, Nuri İyem'in karakalem çizimleri yeniden biçimlendirilerek Bekleyiş isimli film projesi gerçekleştirilmiştir
Gönüllü sadelik: Kentten köye göç eden bireylerde yeni bir tüketim deneyimi
Günümüzde tüketim alışkanlıklarının yarattığı çevresel ve psikolojik bozulmaların insanları yeni yaşam felsefelerini keşfetmeye ittiği düşünülmektedir. Bunlardan birisi olarak kabul edilen gönüllü sadelik hareketi; yüksek tüketimli yaşam tarzlarına direnen ve çeşitli şekillerde daha düşük bir tüketim ama daha yüksek yaşam kalitesi alternatifleri arayışında olan insanlardan oluşan, farklı bir sosyal hareket yelpazesi içinde yer alabilir. Ayrıca gönüllü sadelik hareketini benimsemiş bireylerin yaşam alanlarını kentten köye olacak şekilde değiştirdikleri de görülmektedir. Dolayısıyla çalışmanın amacı kentten köye göç eden insanların gönüllü sadelik bağlamında yaşam tarzlarının anlamı ve en temelde tüketim alışkanlıklarının keşfedilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın keşfedici kurgusu gereği nitel bir araştırma tasarlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme tekniği ile elde edilerek toplamda 10 kişi ile görüşülmüştür. Yorumsamacı bir yaklaşıma müsaade eden fenomenolojik felsefe, bulguların analizinde kullanılmıştır. Sonuç olarak gönüllü sadelik öncülleri; insani ölçek, kendine yeterlilik, kişisel gelişim, ekolojik farkındalık, maddi basitlik ve gönüllü basitliğin öncüllerinden bağımsız olarak; gıda güvenliği kaygısı, insanların köye göç etmesinde etkili faktörler olarak bulunmuştur. Katılımcıların göç ile beraber yeni ekolojik kimlikler ürettiği anlaşılmıştır. Söz konusu kimliklerin gıda üreticisi olma konusunda ve gösterişçi tüketimlerde yönlendirici olduğu anlaşılmıştır. Göçe sebep olan öncüllerin; rutin tüketim, gösterişçi tüketim, yoğun ve düşük ilgilenimli tüketim kararlarında da etkili rol oynadığı anlaşılmıştır. Katılımcılardan bazılarının üretilmiş ekolojik kimliklerden kaynaklanan dürtüsel satın alımlara yöneldikleri gözlemlenmiştir. Gönüllü sadelik anlayışına uyan yerelden tüketim, organik ve doğal mesajlar içeren ürünlerin tüketimi, katılımcıların bazılarında açığa çıkmamıştır. Söz konusu duruma gıda sağlığına duyulan kaygıların neden olduğu anlaşılmıştır. Yine indirim ve satış promosyon mesajları gibi pazarlama uyaranlarının, bu kişilerde otonomi (kendine yeterlilik) öncülünü sarsan bir yapı oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bulguların çevre dostu ürün üreten firmalara, kentten köye göçe ilişkin gelecek çalışmalara ve gönüllü sadelik literatürüne önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir
Antalya bölgesinde yer alan bazı derelerin taşkın kontrolü ve jeolojik verilerin değerlendirilmesi
Antalya, Akdeniz Bölgesinde Türkiye'nin güneyinde bulunmaktadır. Antalya ili çevresi Akdeniz İklim Kuşağında yer almaktadır. Türkiye'nin en çok yağış alan illerinden biridir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında yağış miktarı oldukça yüksektir. Bu durum sel ve taşkınlara sebep olabilmektedir. Ayrıca ülkemizin önemli turizm merkezlerindendir. Antalya ili ve çevresinde özellikle yaz aylarında yoğunluk olmakla birlikte son yıllarda nüfus artışı görülmektedir. Bu nedenle taşkın afetlerini önleme, oluşacak afetlere karşı yaşanacak hasarı en aza indirmek son derece önemlidir. Bu kapsamda taşkınlarla alakalı gerekli mühendislik çalışmalarının yapılması öncelik olarak önem arz etmektedir. Taşkınlar genel olarak çok büyük hacimli akımların akarsu yatağına sığmaması olayı olarak tanımlanır. Taşkın ve sellerin oluşturan faktörler; bölgenin topografyası ve jeolojik yapısı, aşırı yağışlar, bölgenin iklim koşulları, akarsu yataklarının doğal dengesinin bozulması sel riski bulunan bölgelerde kontrolsüz kentleşme ve yapılaşma, doğal ve insan (heyelan vb.) kaynaklı faktörler gibi nedenlerdir. Antalya'da taşkınlar ile ilgili daha önce taşkın önleme ve engelleme ıslah projeleri yapılmış ve bu kapsamda belirli alanlarda ıslah edilen dereler yer almaktadır. Taşkınların oluşmasında en büyük etken, insanlardan kaynaklanan faktörlerdir. Yanlış ve plansız arazi kullanımı, yeşil alan, orman ve tarım alanlarının tahrip edilmesi, çarpık kentleşme, dere yatakları ve taşkın bölgelerinde yapılaşma gibi oluşumlar taşkınların oluşmasında insan faktörünün etkili olduğu durumlardır. Bu kapsamda Antalya ilinin konumu, iklimi ve son yıllarda görülen nüfus artışına bağlı olarak Antalya bölgesinde özellikle ilçelerde yer alan ve tehlike arz eden derelerin kontrolünün sağlanması ve jeolojik olarak değerlendirilmesi projenin amaç ve önemini vurgulamaktadır. Projelendirilmesi yeni başlamış olan D.S.İ (Devlet Su İşleri)'nin 5 kısım çalışması içerisinde yer alan 17 adet derenin çizgi verilerinin sayısallaştırılması ve CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri), Cad ve Draw programlarıyla jeolojik haritalar oluşturulmuş ve stratikrafig kesitler çizilmiştir. Çalışma kapsamında derelerin ıslahı için gerekli malzeme ile alakalı ve ne kadar malzeme ihtiyacı olduğu ve bu ihtiyacın nereden karşılanacağı belirtilmiştir. Çalışmaya konu olan derelerin taşkın önleme ve kontrolünün sağlanması amacı ile Antalya ili içerisinde bulunan 17 adet derenin taşkın ve sel önleme, kontrol, değerlendirme ve inceleme işlemleri yapılmıştır. Bu doğrultuda belirlenen derelerin taşkın kontrolü ve jeolojik değerlendirmeleri tamamlanmıştır. Çalışma alanlarında genellikle ayrılmamış Kuvaterner çökeller, Kuvaterner traverten, plaj kum oluşukları, kireçtaşı-şeyl ardalanmaları, alüvyon yelpazesi, neritik ve pelajik kireçtaşları, karbonatlı ve kırıntılı kayaçlar da gözlemlenmiştir. Söz konusu taşkın derelerinin tarım ve yaşam alanlarına verebileceği zararlar göz önünde bulundurularak derelerin ıslah edilmesinin doğru olacağı önerilmiştir. Islah için kargir taş duvar yapılacak olan bölgelere gerekli olan kaya malzemesinin nereden temin edilebileceği veya satın alınabileceği, gereken malzeme miktarı, malzeme alanlarının mevcut durumları, inceleme alanlarına uzaklıkları hakkında incelemeler yapılmıştır