Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü (Ty-3) ve domates lekeli solgunluk virüsü (SW-5)'e dayanıklı domates (Solanum Lycopersicum L.) hatlarının moleküler marker yardımlı geri melezleme yöntemi ile ıslah edilmesi
Çeşitli virüsler domates üretiminde önemli verim ve kalite kayıplarına sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; verim ve kalite özellikleri bakımından ticarileşme potansiyeli olan fakat önemli iki virüs etmenine hassas bahar yetiştiriciliğine uygun sırık sofralık domates çeşit adayının ebeveyn hattına ilgili virüslere karşı dayanıklılık kazandırmaktır. Domates Solgunluk Virüsü ve Domates Sarı Yaprak Kıvırcıklığı Virüsüne karşı dayanıklılık veren genler markır yardımlı geriye melezleme programı ile ebeveyn hatta aktarılmıştır. Bunun için, TYLCV'ye ve TSWV'ye hassas "51" numaralı ebeveyn hat çift dayanım taşıyan donör "202 F1" numaralı hibritle melezlenmiştir. Elde edilen ilk popülasyon (pseudo-BC1F1) fide döneminde moleküler markırlar ile taranmış, Ty-3 ve Sw-5 taşıyan bitkiler serada yetiştirilmiş, "51" numaralı tekrarlanan ebeveyne geriye melezlenmiştir. Bitkisel ve agronomik karakterler bakımından üstün olan bitkilerden elde edilen BC2F1 tohumlarından tekrar fide yetiştirilmiş ve yukardaki işlemler tekrar edilmiştir. Çift virüs dayanımlı tekrarlanan ebeveynin özelliklerini sergileyen BC2F1 bitkileri kendilenmiş ve homozigot çift virüs dayanımlı BC2F2 bitkileri elde edilmiştir. Çift dayanımlı (Ty-3 ve Sw-5) bitkiler ilgili moleküler markırlar yardımıyla belirlenmiş ve BC2F2 aşamasına kadar getirilmiştir. Ty-3 ve Sw-5'e genlerini homozigot taşıyan 12 adet bitki tekrarlanan ebeveynin yerine ve çift virüs dayanımlı hibrit domates adaylarının geliştirilmesinde kullanılacaktır. Ty-3 ve Sw-5 geniyle bağlantılı moleküler markırlar kullanılarak ikili dayanımlı hatlar geliştirilmesi, domateste önemli ekonomik kayıplara neden olan TYLCV ve TSWV virüslerine karşı yerli ve dayanıklı çeşit geliştirilmesini sağlayacaktır. Çalışma ile markır destekli seleksiyon yöntemlerini kullanarak Sw-5 ve Ty-3 genlerini taşıyan ebeveyn hatlar geliştirilmiştir. Dayanıklılık genlerini taşıyan hibritlerin ticarileşmesi ile bu etmenlerden kaynaklanan verim ve kalite kayıpları önlenecektir
Ekolojik turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yerel halkın ekolojik turizme yönelik algısı ve tutumları: İbradı örneği
Bu çalışmada 2020-2021 yılları arasında doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle İbradı İlçesinin ekolojik turizm potansiyeli ve yöre halkının ekolojik turizme yönelik algısı ve tutumları incelenmiştir. Ekoturizm, ekosistemin ve ev sahibi toplulukların bütünlüğünün korunmasına katkıda bulunan pozitif çevre etiğini tanımlar. Doğal, kültürel ve tarihi özellikleri ile en eski yerleşim alanlarından biri olan İbradı, [Düğme Evleri, Erymna Antik Kenti, İbradı Mezarlıkları, Arapastık Kestane Ağacı, Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, Kardelen Çiçeği ve "İbradı Anasonu" (Pimpinella ibradiensis), "Gökçe Tülüşah" (Rhaponticoides gokceoglui) vb. endemik bitkilerin bir araya gelmesinden ibarettir. Araştırmanın örneklemini, İbradı ilçe merkezi ve çevre mahallelerinde yaşayan yerel halktan 391 kişi oluşturmuştur. Araştırmaya ait örneklemin hesaplanmasında Yamane (2001), örneklem formülünden yararlanılmıştır. Yerel halkın ekolojik turizme yönelik algısı ve tutumlarını analiz etmek için veri araştırması ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. 391 anket formu SPSS 20.00 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ve oluşturulan hipotezler t ve ANOVA testleri ile ölçülmüştür. Her iki ölçek için geçerlilik ve güvenirlilik analizleri yapılmış ve bu kapsamda açıklayıcı faktör analizi ve Cronbach Alpha kat sayıları incelenmiştir. Çalışma sonucunda yöre halkının eğitim seviyesi yükseldiğinde ve ekoturizmden yarar sağladığında ekoturizmin gelişmesine karşı olumlu bir tutum sergilediği ve bölgede ekoturizm faaliyetlerinin gelişmesine destek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yöre halkının medeni durumunun ekoturizmin olumsuz algı ve tutumları üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, turizm planlamacılarına, destinasyon yönetim kuruluşlarına ve turizm literatürü bağlamında eğitim gören akademisyenlere öneriler sunmaktadır
Covid-19 sürecinde okulların algılanan durumları ve eğitim paydaşlarının değişen rolleri
Yağlı kirletici ve organik çözgen döküntülerinin temizlenmesi için hidrofobik ve oleofilik özellikli Agar/Poli (Vinil Alkol) membranlar ve aerojeller
Bu çalışmada, sudan yağlı maddeler ile organik çözgenleri uzaklaştırmak için hidrofobik ve oleofilik özelliğe sahip suda çözünmeyen membran ve aerojel formunda yeni agar/poli(vinil alkol) (PVA) materyalleri hazırlanmıştır. Membran formunda ve aerojel formunda agar/PVA materyallerinin hazırlanmasında sırasıyla elektroeğirme tekniği ve liyofilizasyon tekniği kullanılmıştır. Membran formundaki materyallerin kalınlık, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopi, suda çözünürlük, taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını fotoelektron spektroskopi (XPS) ve su temas açısı ölçümleri yapılarak karakterizasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. PVA ve agar/PVA membran materyaller için sırasıyla 148,1 °'lik ve 150,1 °'lik su temas açısı değerleri ölçülmüştür. Hazırlanan PVA ve agar/PVA membran materyallerinin yağlı maddeler ve organik çözgenler için absorplama kapasitelerini, sudan organik çözgeni seçimli bir şekilde uzaklaştırma yeteneklerini ve yağlı madde-su veya organik çözgen-su emülsiyonlarını ayırmadaki başarılarını tespit etmek amacıyla bazı performans testleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen deneyler sonucunda, PVA membran materyali tarafından kendi ağırlığının yaklaşık olarak 6 ile 23 katı aralığında ve agar/PVA membran materyali tarafından kendi ağırlığının yaklaşık olarak 4 ile 22 katı aralığında yağlı madde ve organik çözgen absorplandığı görülmüştür. Eşit hacimli kloroform-su karışımı için PVA ve agar/PVA membran materyallerinin akış miktarı değeri sırasıyla 1234 L.m-2.sa-1.bar-1 ve 1136 L.m-2.sa-1.bar-1 olarak hesaplanmıştır. Toluen-su, kloroform-su ve motorin-su emülsiyonlarının PVA ve agar/PVA membran materyallerinden filtrasyonunda en yüksek akış miktarı değeri kloroform-su emülsiyonunda ve en düşük akış miktarı değeri motorin-su emülsiyonunda elde edilmiştir. Uygun miktardaki agar ve PVA çözeltilerine glutaraldehitin eklenmesiyle çapraz bağlı agar/PVA (100:0), agar/PVA (80:20), agar/PVA (50:50), agar/PVA (20:80) ve agar/PVA (0:100) aerojel materyalleri hazırlanmış ve çeşitli tekniklerle bu materyallerin karakterizasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. FT-IR ve suda çözünürlük analizleri ile aerojel formundaki materyallerin çapraz bağlanma işleminin başarılı bir şekilde gerçekleştirildiği kanıtlamıştır. Agar/PVA aerojel materyallerinin tridekaflorooktiltrietoksisilan (TDFOTES) ile kaplanması işlemi gerçekleştirilen enerji dispersif X-ışını (EDX), haritalama ve XPS analizleriyle doğrulanmıştır. SEM analizi ölçüm sonuçları, agar/PVA matriksi içerisinde yer alan PVA miktarının artmasıyla birlikte aerojel yapısı içerisindeki gözenek miktarının giderek azaldığını göstermiştir. Yağlı maddeler ve organik çözgenler için en yüksek absorpsiyon kapasite değeri, agar/PVA (100:0) aerojel materyali ile elde edilmiştir. Kloroform-su emülsiyonunun filtrasyonunda, en yüksek akış miktarı ve en düşük ayırma verimi değerlerinin agar/PVA (100:0) aerojel materyali ile elde edildiği görülmüştür
Yazlık makarnalık buğdayda farklı zamanlardaki azot uygulamasının dane kalitesi ve çimlenmeye etkileri
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yerleşkesindeki deneme tarlasında hedef verim için uygulanan saf azotun makarnalık buğdayın farklı gelişme dönemlerine göre verilmesini ve bu uygulamaların danenin fiziksel (bin dane ve hektolitre ağırlıkları, irilik sınıfı) ve kimyasal özelikleri (protein oranı, SDS sedimantasyon, irmik rengi, yaş öz ve glüten indeksi) ile çimlenme oranlarına etkileri belirlendiği bu araştırma Svevo çeşidi ile tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlı olarak 2018-2019 yılları arasında yürütülmüştür. Deneme gruplarında en yüksek bin dane ağırlığı 70.6 g oranı ile N3; hektolitre ağırlığında 82.9 kg/l ile yine N3 uygulamalarından alınırken bu iki özellik için uygulamalar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Uygulamaların tohumların çimlenmesine bir etkisi gözlenmezken irmik rengi ve protein oranı başta olmak üzere özellikle gluten kalitesine etkileri istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır. En yüksek protein oranı (%19,4) ve gluten indeksi (94,6) N6, SDS sedimantasyon (17,7 ml) ve yaş öz oranına (%57,8) ise N5 uygulamasından elde edilmiştir
Hafıza ve imgelem ilişkisi üzerine fenomenolojik bir çalışma
Bu tezde Platon'dan Deleuze'e imgelem ve hafıza konusunda özgün görüşleri olan filozofların argümanları ele alınıp tarihsel bir çözümlemeyle karşılaştırmalı olarak sunuldu. Birinci bölümde İlkçağ filozoflarının imge ve hafıza düşünceleri ele alındı. Platon'dan Augustinus'a kadar bu kavramların ele alınışı irdelendi. İkinci Bölümde Modern dönemdeki imgelem ve hafıza kavramları Thomas More, Campenalla, F. Bacon, Montaigne gibi utopyacı filozofların görüşlerinden başlanarak Descartes, Spinoza, Locke, Berkeley, Hume, Kant ve Kierkegaard'a kadar ele alındı. Üçüncü Bölümde Modern düşünce sonrası filozofların açıkça öneminin farkına vardıkları imge ve hafıza kavramları irdelendi. Bu bölümde Bergson, Husserl, Heidegger, Sartre, Merleau-Ponty ve Deleuze'un imgelem ve hafıza kavramları değerlendirildi. Çalışmada filozofların imgelem konusunda üç farklı temel görüşe sahip oldukları belirlendi. Bu temel imgelem anlayışlarının içerisinde bazı filozoflar imgelemi düşünmenin olumlu bir parçası olarak görürken bazı filozofların imgelemi rasyonel düşünmeyi bozan bir unsur olarak ele aldıkları ortaya çıkarıldı
Betonarme çerçevelerin güçlendirilmesinde kendini merkezleyen enerji dağıtıcı çaprazların optimizasyonu
Bu çalışmada betonarme çerçevelerin kendini merkezleyen enerji dağıtıcı çaprazlarla (KMEDÇ) güçlendirilmesi için optimizasyon tabanlı bir tasarım yöntemi geliştirilmiştir. Bayrak tipi çevrimsel davranışa sahip KMEDÇ, yapıların rijitlik, dayanım, süneklik ve enerji sönümleme kapasitesini artırırken geri merkezleme mekanizmasıyla da kalıcı hasarları önleyebilme özelliğine sahiptir. KMEDÇ'nin, en düşük maliyet ve en yüksek enerji dağıtma kapasitesini sağlayacak tasarımının elde edilebilmesi için yapay arı kolonisi yöntemini kullanan bir optimizasyon çalışması yapılmıştır. Bu çalışma, Türk Bina Deprem Yönetmeliği'ne (TBDY) göre sismik performansı yetersiz, çok katlı yapıların zemin katını temsil edecek şekilde eksenel olarak yüklenen tek katlı, güçlü kolon zayıf kiriş koşulunu sağlayan ve sağlamayan 1.5, 3, 6 metre açıklıklara, 3 metre yüksekliğe sahip altı farklı çerçeve için gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon çalışması ile tasarımı yapılan KMEDÇ'nin incelenen tüm betonarme çerçevelerin sismik performansını artırdığı ve TBDY sınırlı hasar performans seviyesini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak sismik performansı yetersiz betonarme çerçeve tipi yapıların KMEDÇ ile optimum olarak güçlendirilebileceği gösterilmiştir
Üniversite öğrencilerinde utanç ve suçluluk ile başa çıkma tutumları arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin aracı rolü
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde utanç ve suçluluk düzeyleri ile başa çıkma tutumları arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın bağımsız değişkenini utanç ve suçluluktur. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise başa çıkma tutumlarıdır. Araştırmanın çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi Edebiyat, Eğitim, Fen, İlahiyat, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinde öğrenim gören ve gönüllü olarak katılan 343'ü kadın 278'i erkek 621 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların yaşları 19-27 yaş arasında değişmektedir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, utanç ve suçluluğun alt boyutlarından utanç ile başa çıkma tutumlarının alt boyutlarından kendine yardım arasında anlamlı bir ilişki meydana gelmemiştir. Utanç ile yaklaşım ve uyum sağlama arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki, sakınma-kaçınma ve kendine ceza arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, utanç alt boyutuyla uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında negatif yönlü; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Utanç ve suçluluğun alt boyutlarından suçluluk ile başa çıkma tutumlarının alt boyutlarından kendine yardım arasında anlamlı bir ilişki meydana gelmemiş ancak suçluluğun yaklaşım ve uyum sağlama ile negatif yönlü ve sakınma-kaçınma ve kendine ceza ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmüştür. Öte yandan, suçluluk alt boyutuyla uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında negatif yönlü; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki söz konusudur. Regresyon analizi sonuçlarına göre, utanç ile yaklaşım ve uyum sağlama arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kısmi aracı rolü anlamlı bulunmuştur. Ayrıca utanç ile sakınma-kaçınma ve kendine ceza arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kısmi aracı rolü anlamlı olduğu görülmüştür. Suçluluk ile yaklaşım ve uyum sağlama arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kısmi aracı rolü anlamlı olarak bulunmuştur. Son olarak, suçluluk ile sakınma-kaçınma ve kendine ceza arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kısmi aracı rolünün anlamlı olduğu görülmüştür
Antalya Türbeleri
Antalya iklimi, verimli toprakları ve sahip olduğu uzun kıyı şeridi sayesinde her dönem önemli bir merkez olmayı başarmıştır. Asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Antalya şehri geçmişe ait zengin mimari izler taşımaktadır. Tarihin canlı tanıkları olan mimari yapılar bünyelerinde barındırdığı yaşanmışlıklar ve maruz kaldıkları değişimlerle dönemleri hakkında bilgi veren en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Mimari olarak önemli eserler barındıran şehirde türbe yapılarının sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Söz konusu eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle "Antalya Türbeleri'' başlıklı çalışma hazırlanmıştır. Çalışmamızda, Antalya il merkezi ve ilçelerinde yer alan, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine tarihlendirilen türbeler incelenmiştir. Bahsi geçen türbeler iki farklı ana başlık altında değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Yapılan saha ve kaynak araştırmaları sonucunda Antalya il merkezi ve ilçelerinde; 14 adet türbe yapısı günümüze asli haliyle ulaşmıştır. Geriye kalan 16 adet türbe yapısı son yıllarda yeniden inşa edilmiş olup toplam 30 adet türbe tespit edilmiştir. Söz konusu türbeler; Antalya il merkezi başta olmak üzere Alanya, Elmalı, Serik, Akseki, Finike, Gündoğmuş, İbradı, Korkuteli ve Manavgat ilçelerinde yer almaktadır
Kongre organizatörlerinin otel seçimini etkileyen faktörler ve kongre hizmetlerinin değerlendirilmesi üzerine bir çalışma: Antalya örneği
Küreselleşme süreci ile artan uluslararası ticaret ve teknolojik gelişmeler kongre ve konferans faaliyetlerinin artmasını sağlamıştır. Her kongre bir turizm hareketidir. İnsanlar kongreler aracılığı ile bir araya gelmekte ve bilimsel alanlarda veya meslek kollarında, belirli bir konuda bilgi alışverişi yapmaktadırlar. Kongre turizmi Türkiye'de zaman içinde hızlı bir artış göstermiştir. Türkiye açısından bakıldığında kongre turizmi gelişen bir turizm çeşidi olarak önemli yer tutmaktadır. Turizm pazarında önemli bir yer edinmek isteyen ve bu pazardan pay almak isteyen Türkiye kongre turizminin gelişmesi için önemli faaliyetler gerçekleştirmektedir. İstanbul'un yansıra Antalya'da kongre turizminde önemli bir yere sahiptir. Kongre turizmi her destinasyon için hem ekonomik hem de sosyal-kültürel yönlerden büyük etkiye sahiptir. Ekono-mik açıdan bakıldığında dünya turizm gelirlerinden daha fazla gelir getirdiği ve turizm pasta-sında büyük bir paya sahip olduğu görülmektedir. Bu yüzden kongre turizmi büyük bir pazar ve gelir arttırıcı unsur olarak düşünülmektedir. Günümüzde kongre turizminin hızlı bir şekilde artacağı görülmektedir. Bu bağlamda da kongre turizminde sunulan ürün ve hizmetlerin kalite-si de oldukça önemlidir. Kongre turizmi, Türkiye'de 2000 yılından bu yana daha fazla vurgulanan hem sektörle ilgili hem de akademik çalışmaların arttığı göstermektedir. ICCA verilerine Antalya 16 uluslararası kongre ve toplantı etkinliğine ev sahipliği yapmış ve sıralamada 165'inci basamakta yer almıştır (https://www.turizmgunlugu.com/2018/06/13/turkiye-dunya-kongre-ulkeleri-siralamasinda-dususte/ Erişim tarihi: 24/01/2020). ICCA 2018 yıllık raporuna göre Türkiye dünyada 225. ve Avrupa'da ise 112. sırada yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre 2017 yılı sonunda kongre, toplantı ve iş amaçlı olarak ülkemize gelen ziyaretçilerin sayısı 1 milyon 780 bin kişi olmuştur. Bu verini geçen 2013-2015 yıllara karşılaşırken daha düşük göstermektedir. Fakat ilerde yıllarda kongre uzmanlar bu durum daha düzelteceğini ve kongre sayıları daha artıracağını düşünmektedir. Kongre turizmin özellikle mevsimsellik sorununu en aza indirdiği ve toplu olarak oda satma imkânı sunduğu için konaklama işletmeleri için en yoğun turizm türlerinden biri haline gelmiştir. Çalışma kapsamında Antalya'daki seyahat acentelerinin otel seçim faktörleri ve Antalya'da kongre düzenleme faktörleri belirlenmeye ve aldığı hizmetlerin değerlendirmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Antalya'da faaliyet gösteren seyahat acentelere anket uygulanarak sonuçlar yorumlanmıştır. Kongre düzenleyen acentelerin otel seçimini etkileyen en önemli üç faktör otellerin fiyatı, organizasyon sorunların çözmek için hızlı tepkileri göstermesi ve otel imajı olarak ortaya çıkmıştır. Tüm bunları ilaveden FÜTZ analizi yapılarak fırsatlar, üstünlükler, zayıflıklar ve teh-ditler incelemiştir