Istanbul Technical University

Ulusal Üniversitelerarası Açık Erişim Sistemi - İstanbul Teknik Üniversitesi
Not a member yet
    67356 research outputs found

    Aspects of time: The sensation of time-space through images

    No full text
    Tez (Yüksek Lisans)-- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025Bu çalışma, mimarlığı yalnızca yapılı çevreye ve bunun üretimine dair pratik değil, aynı zamanda imge aracılığıyla bedenli öznenin duyumsama ve deneyim dünyasını biçimlendiren estetik-politik bir etkinlik olarak ele almaktadır. Mimarlık disiplininin çevresine kurulu olduğu mekan kavramı, bu tezde fenomenolojik bir yaklaşımla zamansal ve bedensel deneyimin iç içe geçtiği bir varoluş alanı olarak yeniden tartışmaya açılmaktadır. Çalışmanın temel hareket noktası, mekanın yalnızca ölçülebilir, gözlemlenebilir ve maddi bir kategori değil, aynı zamanda imgeler aracılığıyla bedensel olarak yaşanan, duyumsanan ve anlam kazanan zamansal bir deneyim alanı olduğu savıdır. Bu açıdan mimarlık etkinliği zaman-mekan düzleminde imgeler üreten estetik-politik bir eylemdir. Bu bağlamda tez, Henri Bergson'un süre (durée) kavramı ve Maurice Merleau-Ponty'nin beden merkezli algı fenomenolojisi üzerinden zamansallığın duyumsama ve algıyla nasıl bütünleştiğini tartışır. Bergson'un, zamanın ölçülebilir birimlere bölünemeyen, sürekli akan ve yaşanan bir gerçeklik olduğunu öne süren süre anlayışı, bu çalışmada mimarlık deneyiminin zamansal boyutunun kavramsallaştırılmasında kurucu bir yere sahiptir. Merleau-Ponty'nin algının bedensel, yönelimsel ve dolaysız yapısına yaptığı vurgu ise mekan deneyiminin yalnızca görsel değil, tüm bedenin katıldığı çokduyulu bir süreklilik olduğunu göstermesi açısından önemli bir referans noktası oluşturur. Çalışmanın bir diğer kuramsal ekseni, Jacques Rancière'in "duyulurun paylaşımı" (distribution of the sensible) ve "estetik rejim" kavramlarıdır. Rancière'e göre duyulurun paylaşımı neyin algılanabilir, söylenebilir ve görünür kılınabilir olduğunu yani meydana gelecek imgeyi belirleyen bir algı ve deneyim rejimidir. Tezde bu kavram, mimarlığın yalnızca formel ve işlevsel düzenlemeler değil, gündelik hayatın görünürlük biçimlerini belirleyen estetik-politik müdahaleler bütünü olduğu fikriyle ilişkilendirilir. Bu doğrultuda çalışma, duyumsanan zamansal ve mekansal imgeler aracılığıyla mimarlığın estetik ve politik boyutunu yeniden düşünmeyi önerir. Araştırmanın yöntemleri, fenomenolojik okuma ve kavramsal çözümleme yoluyla zamansallık ve imge kavramlarını mimarlık pratiği bağlamında tartışmaya açmak ve çeşitli mimarlık örnekleri üzerinden bu tartışmaları mimarlık disiplini içerisinde yeniden açmaktır. Kuramsal tartışmalar, Merleau-Ponty'nin fenomenoloji anlayışı ile Rancière'in estetik rejim kavrayışı arasında kurulabilecek olası bir epistemolojik temas zeminini araştırır. Çalışmada, ayrıca "zamanın suretleri" olarak adlandırılan kısa görsel ve metinsel enstantaneler üzerinden gündelik deneyimin zamansal imgeleri çözümlenerek, günlük karşılaşmalarda ve günlük mekanlarda duyulurun paylaşımının estetik-politik işleyişine dair yorumlar geliştirilmiştir. Bu yorumlar kuramsal tartışmaların sıradanlık içerisinde bulduğu karşılıkları ortaya çıkarmak amacı taşır. Sonuç olarak tez, mekanın yalnızca fiziksel parametreler toplamı değil, imgeler yoluyla sürekli yeniden kurulan, duyumsanan ve yaşanan bir zamansal ve fenomenal bir alan olduğunu ortaya koyar. Bu yaklaşımla mimarlık, estetik ve politik boyutları iç içe geçmiş, bedenli öznenin deneyimlediği duyulabilir ve görünürlük biçimlerini düzenleyen bir pratik olarak yeniden düşünülmektedir. Bu yeniden ele alış mimarlığın ne olduğu, ne ürettiği, kimlerle ve nelerle ilgili olduğu gibi konularda üretilen pozisyon üzerinden alternatif perspektifler oluşturması amaçlanmaktadır.Yüksek Lisan

    A study on conservation proposals for the Kepenekçi Sinan Mosque in İstanbul

    No full text
    Tez (Yüksek Lisans)-- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025İstanbul, tarihi boyunca sahip olduğu stratejik konumu ve kültürel sürekliliği sayesinde çok sayıda farklı inanç, toplumsal yapı ve mimari gelenekle iç içe geçmiş bir yerleşim alanı olmuştur. Bu çok katmanlı yapı, şehrin farklı dönemlerine ait dini mimari örneklerinin günümüze ulaşmasını sağlamış; cami, mescit ve benzeri yapı tipleri bu sürecin temel taşıyıcıları arasında yer almıştır. Özellikle mescitler, Osmanlı şehir dokusunun mekânsal ve sosyo-kültürel örgütlenmesinde belirleyici rol oynamıştır. Ancak bu yapıların önemli bir kısmı zaman içinde doğal olaylarla birlikte bilinçsiz müdahaleler ve belgeye dayanmayan onarımlar nedeniyle özgün niteliklerini yitirmiştir. Bu çalışma kapsamında, İstanbul'un Fatih ilçesi Demirtaş Mahallesi'nde yer alan ve 1546 yılında inşa edildiği bilinen Kepenekçi Sinan Camisi'nin rölövesinin hazırlanması ile birlikte restitüsyon ve restorasyon projelerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Cami; 16. yüzyıl Osmanlı klasik mimarisinin plan, malzeme ve süsleme özelliklerini yansıtan bir yapıdır. Ancak, diğer birçok tarihî yapıda olduğu gibi bu cami de zaman içinde denetimsiz müdahalelere ve yanlış onarımlara maruz kalmıştır. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yapılan restorasyonlar sırasında betonarme malzeme kullanımı, yapının özgün taşıyıcı sistemini ve mimari bütünlüğünü ciddi şekilde zedelemiş ve bu tür müdahaleler yapının tarihî kimliğinin doğru algılanmasını zorlaştırmıştır. Bu nedenle, mevcut durumu değerlendirmek ve uygun bir restorasyon önerisi geliştirmek amacıyla kapsamlı bir koruma çalışması başlatılmıştır. Yapının belgelenmesinde konvansiyonel ölçüm teknikleri ve modern ölçüm teknikleri birlikte kullanılmıştır. Plan, kesit ve görünüş çizimleri hazırlanmış, malzeme yapısı ile birlikte hasar türleri analiz edilmiştir. Yapıda tekrarlanan niteliksiz onarımlar çok fazla dikkat çekerken; minare yüzeyindeki yoğun kirlenme ve şerefe korkuluğundaki eksilmeler belirgin fiziksel bozulmalar olarak öne çıkmıştır. Yapının restitüsyon projesinin hazırlanabilmesi amacıyla tarihsel süreci dört temel dönem üzerinden değerlendirilmiştir. Başta Pervititch ve Alman Mavileri haritaları ile birlikte 20. yüzyılın ilk zamanlarına tarihlenen arşiv fotoğrafları olmak üzere, yapı hakkındaki tüm belgeler incelenmiş, cephe düzeni, mimari kitle ve minare gibi öğeler üzerinden dönem ayrımına gidilmiştir. Kepenekçi Sinan Camisi özelinde gerçekleştirilen bu çalışmada, aynı döneme tarihlenen mahalle mescitleri de tespit edilerek tipolojik karşılaştırma yapılmış, bu yapılarla benzerlikler üzerinden değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Restitüsyon önerisi oluşturulurken yapı bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Özellikle 20. yüzyılda yapıya eklenen betonarme unsurların camiye etkisi analiz edilerek bu unsurların restitüsyon önerisine dâhil edilip edilmeyeceği, dönem ayrımı ve belge temelli sınırlar çerçevesinde tartışılmıştır. Restorasyon önerileri ise yapının mevcut fiziksel koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri ve özgün malzeme ile kurduğu ilişki temel alınarak geliştirilmiştir. Temizlik, sağlamlaştırma, yeniden yapım ve niteliksiz unsurların yapıdan arındırılması gibi müdahale kararları belirlenmiştir. Bu doğrultuda, şerefe korkuluğu, minare, tavan kaplamaları ve özgün olmayan kapı-pencere elemanları gibi unsurlar özelinde müdahale yöntemleri tanımlanmıştır. Belgeleme süreciyle eş zamanlı olarak yapı hakkında ilgili literatür kaynakları taranmış, İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü-İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü gibi kurumlardaki arşiv belgeleri incelenmiştir. Elde edilen belgeler ışığında yapı hakkındaki bilgi kaynakları çeşitlendirilmiş, restitüsyon ve restorasyon önerileri tutarlı bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması, yalnızca Kepenekçi Sinan Camisi'nin özgün kimliğini yeniden anlamaya yönelik bir katkı sunmakla kalmayıp benzeri yapıların da belgelenmesi ve yorumlanması açısından referans oluşturacak bir model önermektedir. Belgeye dayalı restitüsyonun sınırlarını, tahribatın derinliğine rağmen anlam üretme biçimlerini ve tipoloji üzerinden özgünlük yorumlarını ortaya koyan bu çalışma, klasik dönem mahalle mescitlerinin korunması yönünde anlamlı bir katkı sağlamayı hedeflemektedir.Yüksek Lisan

    How double-slab subduction shaped the Eastern Anatolian Plateau: Insights from geodynamic models

    No full text
    Abstract The Eastern Anatolian Plateau presents a geologic puzzle: surface elevations of ~2 km occur in an area with average crustal thickness (35–45 km) and thin mantle lithosphere (60–70 km). Despite various hypotheses proposing processes including slab break-off, delamination, and crustal shortening, the mechanisms behind the plateau’s formation remain debated. Geological reconstructions show Neotethyan subduction along two branches, but the role of one versus two slabs in the evolution of the plateau remains uncertain. This study addresses a key geodynamic question: Is the observed plateau evolution consistent with both single- and double-slab scenarios? We conduct high-resolution 2-D numerical experiments that test both scenarios. Our results reveal that a single-slab subduction model can produce a plateau with an average uplift similar to the observed data in terms of magnitude, but it fails to replicate the broadness of the plateau as observed today, stretching over a distance of 350 km. In contrast, in a double-slab subduction system, the northern branch of the Neo-Tethys first delaminates and breaks off before break-off of the southern branch, resulting in a topographic evolution that is better aligned with observations, including a southward-younging surface uplift of 2 km. This scenario also aligns more closely with geophysical and geological observations, including crustal deformation and subsurface structures seen in seismic tomography. Our findings suggest that the double-slab model provides a more coherent explanation for the development of the Eastern Anatolian Plateau. While this model is particularly applicable to the Tethyan orogenic system, it may offer insights into other regions with complex subduction dynamics such as India-Eurasia collision.https://doi.org/10.1130/g53134.

    Optimization of Gurney Flap Over NACA 0018 by Using Surrogate Modeling

    No full text
    https://doi.org/10.1007/978-3-031-82342-8_1

    Analysis and Synthesis of 1/f Processes in Images by Graph Fouier Transform

    No full text
    https://doi.org/10.1109/siu66497.2025.1111201

    Flow through the Golden Horn Estuary

    No full text
    https://doi.org/10.1061/jwped5.wweng-228

    GREENWAVE SYNCHRONIZATION SYSTEMS WITH DEEP REINFORCEMENT LEARNING (DRL) FOR TRAFFIC NETWORKS

    No full text
    The increasing complexity of urban traffic networks in metropolitan areas demands innovative solutions for efficient traffic management. Greenwave synchronization, which aims to optimize traffic signal coordination to reduce stops and delays, has shown promise in improving traffic flow and reducing environmental impacts. However, existing solutions often fail to scale effectively in dense and large-scale networks. This paper proposes a scalable Deep Reinforcement Learning (DRL) framework designed to synchronize traffic signals across extensive urban traffic networks. By leveraging multi-agent DRL architectures and advanced spatio-temporal data integration, the system adapts dynamically to fluctuating traffic conditions while maintaining computational efficiency. The proposed framework demonstrates its scalability by managing thousands of intersections, achieving significant reductions in travel times, vehicle stops, and emissions. This study provides a foundation for implementing scalable greenwave synchronization systems, addressing the challenges posed by dense urban traffic and paving the way for sustainable metropolitan mobility.https://doi.org/10.52876/jcs.161716

    Enhancing γ‐Aminobutyric Acid (GABA) in Boza, a Fermented Turkish Beverage: Role of Monosodium Glutamate and Lactobacillus Strains

    No full text
    Research Background: Enrichment of fermented foods with γ‐aminobutyric acid (GABA) is one of the recent strategies to obtain novel functional foods, and this fermentation process is led by GABA producer suitable lactic acid bacteria strains. Adaptation of high GABA‐producing LAB strains to the fermentation environments is key, and boza, a cereal‐based fermented beverage, might be a suitable environment to obtain physiologically relevant levels of GABA.Experimental Approach: The objective of this study is to investigate the effect of monosodium glutamate (MSG)–induced in situ production of GABA on physicochemical, microbiological, viscoelastic, and sensory characteristics of boza at different fermentation (0, 24, 48, and 72 h) and storage (1, 3, 6, and 9 days) times, utilizing GABA‐producing sourdough isolates: Lactiplantibacillus plantarum SD30 and Levilactobacillus brevis SD48 strains.Results and Conclusions: Boza samples supplemented with MSG showed higher counts of lactic acid bacteria. MSG addition significantly induced GABA production in boza; moreover, the addition of MSG to boza, combined with fermentation by L. plantarum SD30, yielded the maximum amount of GABA, reaching 0.13 mg/mL. The MSG‐induced production of GABA in boza significantly increased both elastic (G′) and viscous (G″) properties. Glucose and fructose amounts were lower in samples added with MSG, suggesting that MSG addition might have utilized glucose and fructose by the strains. Boza samples added with MSG received higher scores, which could be attributed to the impact of MSG on taste perception in boza.Novelty and Scientific Contribution: This study highlights the potential of MSG‐induced in situ GABA production by two LAB strains as starter cultures for the production of boza with improved viscoelastic and sensory properties.https://doi.org/10.1155/jfpp/713922

    Corrigendum: The role of dendritic cells in tertiary lymphoid structures: implications in cancer and autoimmune diseases

    No full text
    https://doi.org/10.3389/fimmu.2025.1538818http://dx.doi.org/10.3389/fimmu.2025.1538818https://doaj.org/article/9f1986a85fac46fcb67be6075878baf

    8,448

    full texts

    67,356

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Ulusal Üniversitelerarası Açık Erişim Sistemi - İstanbul Teknik Üniversitesi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇