27605 research outputs found
Sort by
Progressive Ototoxicity of Baby Shampoo As An Antifog Agent: An Experimental Study
BACKGROUND: Endoscopes play an important role in otologic surgery. Baby shampoos, known for their hypoallergenic, anti-irritant, and anti-fogging properties, are increasingly being used. The purpose of this study was to evaluate the safety and ototoxic effects of baby shampoo in an animal model using both electrophysiological and histological methods. METHODS: Twenty-eight male Sprague-Dawley rats were divided into 4 groups: 7 control (group 1), 7 saline (group 2), 7 isopropyl alcohol (70%) +chlorhexidine (2%) antiseptic (group 3), and 7 baby shampoo (group 4). Baseline hearing was assessed by auditory brainstem response (ABR). All groups except the control received 3 doses of their respective substances by intratympanic injection. Auditory brainstem response measurements were performed on day 7 and day 21, after which the temporal bones were dissected. Histological evaluation of the cochlea and vascular endothelial growth factor (VEGF) immunoreactivity studies were performed. RESULTS: Baseline hearing thresholds were similar and within normal limits. On days 7 and 21, hearing thresholds were significantly impaired at all frequencies in the experimental groups. In particular, groups 3 and 4 had higher thresholds than the other groups. Baby shampoo caused significant damage to outer hair cells and sustentacular cells and decreased VEGF immunoreactivity in the stria vascularis, spiral ligament, and organ of Corti. CONCLUSION: Baby shampoo was found to progressively impair hearing over time, indicating its potential to cause long-term ototoxicity
Investigation of the effects of laetiporus sulphureus (sulfur fungus) on the development of wheat plant
Bu çalışma, organik madde içeriği zengin bir mantar türü olan Laetiporus sulphu-reus'un sıvı kompoze gübre üretimi potansiyelini araştırmak için mantardan kimyasal hidroliz yöntemi ile elde edilen hidrolizatın buğdayda çimlenme ve fide gelişimi üzerin-deki etkilerini belirlemek için yapılmıştır. Buğday türü olarak Triticum aestivum L.'un "Bora" ve "Esperia" çeşitleri kullanılmıştır. Mantardan elde edilen hidrolizat %1, %0.2, %0.1, ve %0.05 oranlarında seyreltilmiş ve tohumlar çözeltisi içerisinde çimlenmeye alınmıştır. Çalışma kapsamında, tohum çimlenme yüzdesi, çimlenme hızı, yaprak uzunlu-ğu, kök uzunluğu, yaprak ve kök yaş ve kuru ağırlıkları ile toplam klorofil içeriği gibi temel morfolojik ve fizyolojik parametreler değerlendirilmiştir. Denemede, Murashige ve Skoog (MS) besin ortamı içeren ve içermeyen iki temel uygulama grubu oluşturulmuştur. Konrtol grubuna ek olarak farklı konsantrasyonlarda uygulanan mantar hidrolizat çözel-tilsinin çimlenme sürecine anlamlı bir etkisi olmamış ancak fide gelişim sürecinde özellik-le %1'lik konsantrasyonda kök boyu, yaprak boyu, yaş ve kuru ağırlık gibi morfolojik parametrelerde belirgin artışlar sağladığı tespit edilmiştir. En yüksek artış oranları Esperia çeşidinde kök boyunda % 318 ve kök yaş ağırlığında %100 olarak gözlemlenmiştir. Ay-rıca her iki çeşitte de %1 konsantrasyonda, klorofil içeriğinde sırasıyla % 34 (Bora) ve %35 (Esperia) oranında artışa kaydedilmiştir. Elde edilen veriler, uygun dozda mantar hidrolizatlarının, özellikle kök gelişimi ve fotosentetik kapasite üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini göstermektedir. Ayrıca edilen mantar hidrolizatında %13.08 kuru madde, % 7.55 organik madde, % 5.38 kül ve 39.3 g/L protein içeriği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu tez kapsamında Laetiporus sulphureus türünden kimyasal hidroliz yön-temi ile elde edilen hidrolizatın kompoze gübre üretimi için potansiyel taşıdığı ve bazı buğday çeşitleri üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir.This study was conducted to investig
On the axis of Seyyid Qutub's interpratation of fî Zılâli'l-Kur'an building the ideal society
Kur'an-ı Kerim, insanlığa hayat rehberi olarak gönderilmiş ilahi bir mesajdır. Bu ilahi rehber, bireylerin hem dünyevi hem de uhrevi hayatını düzenleyen kuralları ve prensipleri içermektedir. Kur'an-ı Kerim'in birey ve toplum üzerindeki etkisi, ahlaki ve toplumsal yapıların şekillendirilmesinde merkezi bir öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışmamız, Seyyid Kutub'un fî Zılâli'l-Kur'an tefsiri ekseninde ideal bir İslam toplumunun nasıl inşa edileceğini ele almaktadır. Tez kapsamında; ahlaki düzenin bireylerin hayatındaki önemi, toplumsal düzeni oluşturmadaki rolü ile birlikte değerlendirilmiştir. Aile yapısı, kültür ve gelenekler gibi unsurların İslam rehberliğinde nasıl şekillendiği incelenmiştir. Aynı zamanda, ekonomik düzenin adalet ilkesi çerçevesinde toplum üzerindeki etkileri ve İslami yönetim anlayışında şûra ve adaletin önemi tartışılmıştır. Bu çalışmada, bireyden topluma doğru yayılan bir dönüşümün, İslami değerler ve Kur'an'ın rehberliği ışığında nasıl sağlanabileceği analiz edilmiştir. Toplumun farklı boyutlarını kapsayan ahlaki, sosyal, ekonomik ve siyasi yapıların ideal bir şekilde inşa edilmesi için Seyyid Kutub'un tefsirine dayalı öneriler sunulmuştur. Bu bağlamda, çalışmada İslam'ın birey ve toplum üzerindeki dönüştürücü etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Seyyid Kutub, fî Zılâli'l-Kur'an, İdeal Toplum, Ahlak, Adalet.The Holy Qur
On the spectral stability of periodic waves of the dispersive systems of modified KdV equations
This paper concerns the stability of periodic traveling waves of cnoidal type for the nonlinear dispersive systems. The main objective of the paper is to study their stability with respect to co-periodic perturbations
Child-Family Interactions from the Eyes of Children (mar, 10.1007/s13158-024-00404-2, 2025)
[Abtsract Not Available
Use of RNAi-mediated gene silencing in plant-pathogene interaction: Functional analysis of PTTG_02001 effector candidate
RNAi teknolojisi, tetikleyici molekülü dsRNA ile devreye giren kontrollü bir şekilde gen ifadesinin susturulmasını sağlayan organizmaların doğal gen regülasyonu ve savunma mekanizmasıdır. Uygulamada gen susturma tekniği olarak kullanılan bu teknoloji aday genlerin fonksiyonel analizinde de kullanılmaktadır. Buğday bitkisi dünyada ve ülkemizde önemli bir tahıl ürünü olarak tüketilmektedir. Buğday bitkisinin veriminin düşmesine sebep olan buğday kahverengi/yaprak pası bir mantar hastalığıdır. Hastalık etmeni patojen, Puccinia triticina Eriks (Pt), buğday bitkisinde yaygın görülen ve kaybın en fazla olduğu hastalıklarından biridir. Efektör proteinler, mantar patojenleri tarafından konakçının bağışıklık sistemini baskılar ve virülanslığı arttırıcı etki gösterir. Hastalığın kontrolünde etkin stratejiler geliştirmek için efektörleri tespit etmek ve RNAi teknolojisi gibi yöntemlerle virülanslıktaki etkinliğini ortaya koymak önemlidir. Çalışmada daha önce proteomik bir çalışma ile tespit edilmiş olan PTTG_02001 efektör adayının fonksiyonel analizi gerçekleştirilmiş ve aday genin gerçek efektör olduğu yönünde güçlü kanıtlar elde edilmiştir. Bu amaçla HIGS metodu kullanılarak RNAi ile PTTG_02001 geni susturulmuş ve enfeksiyon gelişimindeki etkinliği belirlenmiştir. PTTG_02001 efektör adayına spesifik 465 bp uzunluğunda bir RNAi02001 fragmenti tasarlanmış ve BSMV vektörüne klonlanmıştır. Hassas buğday çeşidi Morocco fideleri, RNAi02001 fragmentini taşıyan BSMV ile inoküle edilmiştir. Böylece virüs aracılığı ile efektör adayına özgü dsRNA molekülleri bitki hücrelerine aktarılarak çoğaltılmaları ve yeni hücrelere dağıtımı sağlanmıştır. BSMV inokülasyonun 10. gününde bitkiler Pt ırk1 urediniosporları ile inoküle edilmiş ve bitki-patojen etkileşimi sırasında dsRNA'ların patojene aktarılmaları sağlanmıştır. qRT-PCR analizleri yapılarak RNAi mekanizmasının etkinliği ve aday genin susturulma düzeyi belirlenmiştir. Ayrıca bitkilerdeki enfeksiyon gelişimi mikroskobik olarak ve enfeksiyon şiddeti ise Cobb skalasına göre değerlendirilmiştir. HIGS aracılı RNAi uygulaması sonucunda, PTTG_02001'in hedeflendiği test örneklerinde gen ekspresyonunun ortalama olarak 3. yapraklarda %76, 4. yapraklarda ise %95 oranında azaldığı görülmüştür. Buna paralel olarak test örneklerinde enfeksiyon şiddeti %10'un altında neredeyse 0 düzeyinde gözlenmiştir. Mikroskobik inceleme sonuçları bu bulguları destekler niteliktedir, test örneklerinde enfeksiyon yapılarının gelişim açısından oldukça gerilediği gözlenmiştir. Bu sonuçlara göre aday gen PTTG_02001'in gerçek efektör olduğu tespit edilmiştir.RNA interference (RNAi) is a natura
The Hidden Effects of Vaping: A Study on Nasal Mucociliary Clearance
Objective: This study aimed to evaluate the effect of e-cigarette use on nasal mucociliary clearance (NMC) by comparing e-cigarette users, traditional cigarette smokers, and nonsmokers. Although numerous studies have investigated the impact of cigarettes and other tobacco products on mucociliary clearance, research specifically focusing on e-cigarettes is limited.Methods: The study included 120 healthy participants, comprising 40 electronic cigarette users, 40 cigarette users, and 40 nonsmokers. NMC was evaluated using the saccharin test. Participants were asked to retain a saccharin particle on the inferior turbinate, and the time taken for the participant to perceive the sweet taste was recorded as the NMC time. The results were compared and analyzed statistically using the Statistical Package for the Social Sciences (SPSS).Results: The mean NMC time for e-cigarette users was 14.08 +/- 5.99, which was significantly longer than that of nonsmokers, who had a mean NMC time of 10.80 +/- 5.28 (P = .027), indicating impaired mucociliary clearance. The NMC time for cigarette smokers was 13.13 +/- 6.97, which was also significantly prolonged compared to nonsmokers. No statistically significant difference was found between the groups regarding mean age.Conclusion: This study demonstrates that electronic cigarette use is associated with impairment of NMC, similar to conventional cigarette smoking. The findings suggest that e-cigarette use may have detrimental effects on the respiratory defense mechanism, potentially increasing the risk of respiratory infections and other pulmonary complications
Does toxicity of cyclin-dependent kinase 4/6 inhibitor predict treatment response in metastatic hormone-positive breast cancer patients?
Introduction. In hormone receptor-positive metastatic breast cancer without human epidermal growth factor receptor 2 overexpression (HR+/HER2-), a significant progression-free survival benefit has been obtained with cyclin-dependent kinase 4/6 (CDK 4/6) inhibitors in the first-line treatment. We mainly aimed to investigate whether the toxicities of CDK 4/6 inhibitors predict treatment response. Material and methods. This study was designed retrospectively. Atotal of 191 patients diagnosed with metastatic HR+/HER2- breast cancer were treated with CDK 4/6 inhibitors in four centers in T & uuml;rkiye included in our study. Results. One hundred and six patients received ribociclib, and 85 patients received palbociclib. The most common adverse event in both groups was neutropenia. In this study, we found that toxicities did not predict response rates. Additionally, the response rates (RR) in patients with albumin levels above 4.1 g/dl were better than that in patients with albumin levels of 4.1 g/dl and below in multivariate analysis when all patients were considered (OR = 4.76; 95% CI 1.30-17.46; p = 0.018). Conclusions. Toxicities of CDK4/6-inhibitors did not predict RRs. However, pretreatment albumin level may predict response to ribociclib
The crucial importance of preventive and cardiac rehabilitation programmes in patients with atrial fibrillation: AF-CARE units
[Abtsract Not Available
Investigation of body image and level of reintegration to normal living in upper extremity amputees
Giriş ve Amaç: Bu çalışmada üst ekstremite amputelerinde beden imajı ve normal yaşama yeniden katılım düzeyinin incelenmesi, bu parametrelerin sosyodemografik özellikler, rehabilitasyon takibi, protez uyumu ve depresyon düzeyi ile ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız ampute grubu (n=26) ve kontrol grubu (n=26) olmak üzere toplam 52 birey ile yürütüldü. Amputelerde beden imajı parametresini değerlendirmek üzere Ampute Vücut İmajı Ölçeği'nin revize versiyonu, normal yaşama yeniden katılım düzeyi Normal Yaşama Yeniden Katılım İndeksi ve protez uyumunu değerlendirmek için Trinity Amputasyon ve Protez Deneyim Ölçeği kullanıldı. Beden imajı parametresini iki grup arasında karşılaştırmak üzere Çok Yönlü Beden Self İlişkileri Ölçeği, sağ-sol ayrımı testi ve iki nokta ayrım testi kullanıldı. Depresyon düzeyi ise Beck Depresyon Envanteri ile değerlendirildi. Bulgular: Üst ekstremite amputelerinde beden imajı ve normal yaşama yeniden katılım düzeyinin ilişkili olduğu görüldü (p0,05). Sonuç: Üst ekstremite amputelerinde beden imajı ve normal yaşama yeniden katılım düzeyi birbiri ile ilişkilidir. Üst ekstremite amputelerinin kendi bedenleri ile kurduğu ilişkinin derinleştirilmesine yönelik rehabilitasyon yaklaşımlarına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: amputasyon, beden imajı, üst ekstremiteBackground and Aim: This study aimed to examine body image an