27605 research outputs found
Sort by
The effect of empathy levels of family physicians working in Edirne city center on their defensive medical attitudes
Bu çalışma ile Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerinde görev alan aile hekimlerinin; defansif tıp uygulamaları ile ilişkili faktörleri ve empati düzeylerinin defansif tıp uygulamaları tutumlarına etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışmamızın evrenini Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde görev alan, çalışmaya katılmayı kabul eden 57 aile hekimi oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik bilgiler, çalışma ortamlarına dair sorular, "Jefferson Hekim Empati Ölçeği" ve "Defansif Tıp Uygulamaları Tutum Ölçeği"nden oluşan 60 soruluk bir anket ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler için Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, Spearman korelasyon ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 anlamlı kabul edildi. Katılımcıların ortalama defansif tıp uygulamaları tutum ölçeği puanı 38,77±11,79, defansif tıp uygulamaları kavramını daha önce duyan katılımcıların oranı %80,7 iken, yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünenlerin oranı %31,6'dır. Katılımcıların %82,5'inin orta ve üzeri düzeyde defansif tıp uygulamalarına yöneldiği, en sık uygulamanın kayıtları detaylı tutmak olduğu görülmüştür. Defansif tıp tutumları ile sosyodemografik veriler, ünvan durumu, kayıtlı nüfus, sözlü veya fiziksel şiddete uğrama durumu ve şikayet edilme durumu arasında ilişki saptamadık. Günlük muayene edilen hasta sayısı ile pozitif defansif tıp arasında pozitif ilişki saptandı, sınıfsız ve D sınıfı aile hekimliği biriminde çalışanların defansif tıp tutumu A sınıfında çalışanlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Hekimlerin empati düzeyi puanı ortalama 79,95±11,93 olarak saptandı. Empati düzeyi ile defansif tıp tutumları arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Defansif tıp uygulamalarını azaltmak ve hekimlerin çalışma ortamlarını iyileştirmek için hukuki destek mekanizmaları, meslek içi eğitimler ve iş yükü yönetimi gibi stratejilerin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Empati düzeyinin, merhamet yorgunluğu, tükenmişlik ve mesleki stres gibi faktörlerle etkileşime girerek hekimlerin karar alma süreçlerini ve savunmacı tutumlarını etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, empati, tükenmişlik ve defansif tıp arasındaki dinamiklerin daha iyi anlaşılması için daha kapsamlı ve bütüncül yaklaşımlar gerekmektedir. Anahtar kelimeler: aile hekimliği, empati, savunma tıbbıThis study aimed to investigat
An examination and fine-tuning of ChatGPT for interactive problem solving in support request systems
Bu tez çalışması, IT birimleri tarafından sıklıkla kullanılan Destek Talep Sistemlerinin, ChatGPT gibi büyük dil modelleri ile nasıl daha interaktif ve etkili hale getirilebileceğini incelemektedir. Çalışma kapsamında, bir Destek Talep Sistemini simüle etmek amacıyla ChatGPT modeli hassas ayar uygulanarak test edilmiş ve modelin performansı analiz edilmiştir. Hassas ayar uygulanmış modelin, destek taleplerini anlamada, sınıflandırmada ve doğru çözümler sunmada başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, büyük dil modellerinin dil anlama ve kullanıcı taleplerine uygun yanıt üretme konularında yüksek bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, modelin doğal dil işleme yetenekleri sayesinde operasyonel süreçleri hızlandırabileceği ve kullanıcı deneyimini iyileştirebileceği görülmüştür. Çalışma, ChatGPT'nin yalnızca IT birimlerinde değil, müşteri destek sistemleri ve diğer iş süreçlerinde de etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, dil modellerinin esnekliği ve çeşitli alanlara uygulanabilirliği, gelecekteki uygulamalar için umut verici bir yaklaşım sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez, büyük dil modellerinin destek sistemleri üzerindeki etkisini değerlendirerek, ChatGPT'nin interaktif çözüm üretme becerileri ile geleneksel yöntemlere kıyasla önemli avantajlar sağladığını kanıtlamaktadır.This thesis examines how Support Request Systems, frequently used by IT departments, can be made more interac
TÜRKİYE’DE ÇİNGENE MÜZİĞİ Batı Grubu Romanları’nda Müzik Kültürü, Melih Duygulu, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2023
Etnomüzikolog Melih Duygulu’nun 2006 yılında Pan Yayıncılık tarafından yayımlanan ve Roman müziği üzerine önemli bir kaynak eser haline gelen monografisi, 2023 yılında gözden geçirilmiş ve genişletilmiş ikinci baskısıyla Yapı Kredi Yayınları vâsıtasıyla yeniden yayımlanmıştır. “Türkiye’de Çingene Müziği” başlığını taşıyan ve Batı Anadolu, Marmara ve Trakya bölgelerinde yaşamakta olup, kendilerine “Roman” adını veren Çingenelerin müzikal geleneklerini kapsamlı bir biçimde incelemeyi amaçlayan eser, bu müzikal geleneğin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen ve 15 Ocak 1995 tarihinde hayatını kaybeden Edirneli klarnet sanatçısı Selim Kızılcıklılar’a (bilinen adıyla “Deli Selim”) ithaf edilmiştir. Edirneli Deli Selim, TRT tarafından “Saklı Tarihin Gizemli Çocukları Romanlar” başlığıyla yayımlanan biyografik bir belgesel ile de anılmakta olup, söz konusu kültürel mirasın sembol isimlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Eserin kapak fotoğrafında ise, yazarın “Mevlânâ Oyun Havası” adlı ezgiyi derlediği Silivrili iki müzisyen kardeşten biri olan klarnetçi Cevat Özcan yer almaktadır
Validation of the Turkish version of the second victim experience and support tool- revised (T-SVEST-R)
Background: Healthcare workers who find themselves entangled in unforeseen adverse patient events, medical errors, and/or patient-related injuries, experiencing trauma and victimization as a consequence of said incidents, are referred to as second victims. Object & imath;ve: This study aims to validate and assess the reliability of the Turkish version of the Second Victim Experience and Support Tool-Revised (SVEST-R). Methods: The methodological and cross-sectional study involved 400 physicians and nurses in an Edirne tertiary hospital of Turkey. The Turkish SVEST-R and a questionnaire were administered, assessing validity through factor analysis and content validity, and reliability through item-total score correlation, internal consistency, and test-retest methods. Results: Kaiser-Meyer-Olkin test (0.84) and Bartlett Test (p < 0.001) indicated adequate sampling for factor analysis. Exploratory Factor Analysis identified nine factors explaining 71.58% of total variance. Confirmatory Factor Analysis showed good fit (x(2) = 976.95, x(2)/df = 2.3, CFI = 0.92, GFI = 0.87, RMSEA = 0.05). Cronbach's alpha was 0.85, signifying high internal consistency. Healthcare professionals' average T-SVEST-R score was 2.8 +/- 0.5. Among independent variables, professional experience length significantly influenced T-SVEST-R score. Conclus & imath;ons: The Turkish version of the Second Victim Experience Support Tool-Revised (T-SVEST-R) has been validated as a reliable scale
Bibliometric analysis of studies on the concept of digital strategy with VOSviewer
The aim of this study is to map the evolution of the concept of digital strategy and the studies conducted on this concept and to present a systematic summary of the literature within the scope of quantitative data. Bibliometric data belonging to different types of studies scanned in the Web of Science database and published between 1999-2024 were examined. When the distribution of 737 studies published on digital strategy according to the publication years is examined, it is seen that the most intensive one is in 2022; the name that produced the most studies is Linda Harrington; the publication type is mostly articles (517); in terms of research areas, the studies are published in the fields of management (130); when the distribution of publications by country is examined, it is seen that the leadership is in the USA (152); the studies are mostly published in English (690); the vast majority of the publications are indexed by the Emerging Sources Citation Index (ESCI) (227). Digital strategy is among the most frequently used keywords with 175 repetitions. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved
The effect of cuminaldehyde on experimental myocardial infarction
Bu çalışmanın amacı, isoproterenol ile deneysel miyokart infarktüsü oluşturulan sıçanlarda kuminaldehitin kardiyak hasara ve serum arilesteraz aktivitesine olan etkisinin incelenmesidir. Sprague-Dawley cinsi erkek sıçanlara tedavi olarak %0,4 Tween-80 içeren %0,9 NaCl'de hazırlanan kuminaldehit (12,5 ve 50 mg/kg/gün) yedi gün boyunca verilirken kontrol ve tek başına isoproterenol uygulanan gruplara yedi gün boyunca % 0,4 Tween-80 içeren %0,9 NaCl intraperitoneal olarak uygulandı. Tedavinin altıncı ve yedinci günlerinde deneysel miyokart infarktüsü oluşturmak için isoproterenol (85 mg/kg/gün), kontrol grubuna ise çözücü olarak kullanılan %0,9 NaCl intraperitoneal olarak uygulandı. Sıçanlardan serum ve kalp dokuları alındı. Serumda troponin T düzeyi ticari kit kullanılarak, arilesteraz aktivitesi ise spektrofotometrik olarak ölçüldü. Kalp dokuları ise histopatolojik olarak incelenerek skorlandı. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, tek başına isoproterenol uygulanan grubun kardiyak histolojik skorları ve serum troponin T düzeyleri anlamlı olarak yüksek iken serum arilesteraz aktiviteleri ise anlamlı olarak düşüktü. 12,5 mg/kg/gün kuminaldehit uygulaması isoproterenol uygulanan sıçanlarda kardiyak histolojik skorları, serum troponin T düzeylerini ve arilesteraz aktivitelerini anlamlı olarak değiştirmedi. 50 mg/kg/gün kuminaldehit uygulaması ise isoproterenol uygulanan sıçanlarda kardiyak histolojik skorları ve serum troponin T düzeylerini anlamlı olarak azaltırken, serum arilesteraz aktivitelerini ise anlamlı olarak değiştirmedi. Sonuç olarak, çalışmamız, isoproterenol ile deneysel miyokart infarktüsü oluşturulan sıçanlarda kuminaldehitin kardiyak hasarı azalttığını ancak azalan serum arilesteraz aktivitesi üzerine etkisinin olmadığını gösterdi.This study aims to inv
Dördüncü sınıf öğrencilerinin yabancı dil olarak İngilizce derslerinde kelime öğreniminde karşılaştığı zorluklar ve kullandıkları kelime öğrenme stratejileri
Bu çalışma İstanbul'daki bir ilkokulda dördüncü sınıf İngilizce yabancı dil öğrencisi olan 150 öğrencinin kullandığı kelime öğrenme stratejilerini belirlemeyi ve kelime öğreniminde karşılaştığı zorlukları araştırmayı amaçlamıştır. Betimsel karma yöntem araştırma deseni kullanılmıştır. Schmitt'in (1997) Kelime Öğrenme Stratejileri Anketi en çok ve en az tercih edilen stratejileri nicel olarak keşfetmek için kullanıldı. Nitel veriler, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla 25 katılımcıdan toplandı. Bulgular, en sık kullanılan stratejilerin "bellek stratejileri" olduğunu, "sosyal stratejilerin" ise en az tercih edilenler arasında yer aldığını ortaya koymuştur. Kelime öğrenme stratejilerinin kullanımında, öğrencilerin İngilizce dersine yönelik algıları, derslerden zevk almaları, sözlük kullanımı, İngilizce öğrenmede algılanan zorluk düzeyi gibi faktörlere dayalı olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Buna rağmen, kelime öğrenme stratejileri ile cinsiyet, kardeş sayısı, ebeveynlerin eğitim durumu ve meslekleri, İngilizce konuşabilen bir aile üyesinin olup olmaması ve destekleyici dersler alma gibi değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Görüşmelerden alınan yanıtlar, katılımcıların kelime anlamı, telaffuz, yazma, heceleme ve kelime uzunluğu gibi kelime ile ilgili zorluklarla karşılaştıklarını gösterdi. Kaygı ve özerklik eksikliğinden kaynaklanan zorlukları da ifade ettiler.This study aimed to identify the vocabul
A comprehensive study on the comparison between casted films and electrospun nanofibers of poly (vinyl alcohol)/chitosan blends: wettability, thermal, antioxidant, and adsorbent properties
This study presents the preparation of functional poly (vinyl alcohol) (PVA)-chitosan (CS) blend materials at different ratios (PVA:CS (w:w) = 95:5, 90:10) using electrospinning and solution casting, and systematically compares their properties. The fabricated samples were evaluated in terms of morphological structure, water wettability, thermal behavior, antioxidant capacity, and adsorbent properties for the removal of methyl violet (MV) from aqueous solutions. The presence of PVA and CS in the prepared samples was confirmed by Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FT-IR). The scanning electron microscopy (SEM) images showed that the electrospun fibers exhibited a cylindrical, smooth, bead-free, and homogeneous morphology with average diameters ranging from 180 +/- 20 to 230 +/- 30 nm. Increasing of CS content led to enhanced hydrophobicity and improved thermal characteristics in both electrospun fibers and casted films. Furthermore, the electrospun mats demonstrated lower wettability, but higher thermal stability and transition temperatures compared to casted films. Moreover, incorporation of CS into PVA significantly enhanced antioxidant activity against DPPH center dot and ABTS+center dot, with electrospun nanofibers demonstrating greater antioxidant activity than casted films. Additionally, the electrospun materials with increased higher CS content exhibited enhanced adsorption capabilities. Higher CS concentrations increased the number of functional groups, thereby facilitating greater interaction with dye molecules and improving adsorption. Specific interactions between PVA and CS functional groups played a crucial role in determining the properties of the materials, depending on the processing method. In summary, this comparative study of casted films and electrospun nanofibers of PVA-CS blends offers valuable insights into their properties and potential applications in biomedical and environmental fields
Novel Sulfonylamido Benzoxazole Derivatives: Synthesis, Characterisation, Molecular Docking, DFT, and Antimicrobial Activity Investigations
In this work, numerous novel 2-(p-ethyl/fluorophenyl)-5-[(p-substitutedphenyl)sulfonylamido]benzoxazole derivatives were designed, synthesized, and structurally characterized using 1H-NMR, 13C-NMR, mass spectroscopy, and elemental analysis approaches. The antimicrobial activity against several Gram (+) bacteria, Gram (-) bacteria, and fungal species was determined using the in vitro microdilution technique. A molecular docking analysis was performed on all produced compounds utilizing the S. aureus gyrase complex with ciprofloxacin and DNA. Two of the most effective compounds against S. aureus, N4 and N9, have binding energies of -8.7 kcal/mol and -8.6 kcal/mol, respectively, and their interactions have been demonstrated in 2D and 3D. Furthermore, utilizing the 6-311G(d,p) base set and DFT/B3LYP theory, MEP analysis, geometric optimization, and molecular reactivity analysis (HOMO-LUMO) of N4 and N9 were performed, and the results were presented. All compounds' theoretical ADMET profiles were computed as well. With all of this knowledge, this study could be a pioneer in the development of novel anti-S. aureus compounds.Central Laboratory of the Faculty of Pharmacy of Ankara UniversityThe Central Laboratory of the Faculty of Pharmacy of Ankara University and Erciyes University Technology and Research Center (TAUM) supported the acquisition of the NMR and mass spectra and elemental analyses in this work
Clinical characteristics of male lymphedema: A single center-experience
Objectives The aim of this study was to analyze the demographic and clinical characteristics of male patients.Methods Retrospective data were collected from the files of 52 male patients with lymphedema. Duration, diagnostic category, localization and stage of lymphedema, and complaints were analyzed and reported. In addition, subgroups based on age, lymphedema etiology and cellulite history were compared in terms of demographic and clinical characteristics.Results The most common cause of lymphedema was chronic venous insufficiency (32.7%), followed by cancer-related lymphedema (30.8%). The location of the lymphedema varied, with 46.2% having it in the unilateral lower extremity, 32.7% in both lower extremities, and smaller percentages in the upper extremities, genital area, and head and neck. The median duration of lymphedema was 12 months, and the most common referral source was cardiovascular surgeons. The most common symptoms reported were swelling and feeling of heaviness. Approximately 23.1% of patients had a history of cellulitis. Non-cancer related lymphedema patients had higher body mass index and longer duration, and a third of them had a history of cellulitis, unlike cancer-related lymphedema patients.Conclusion It is crucial to acknowledge that lymphedema can also affect men. Prompt diagnosis of men with potential risk factors, such as chronic venous insufficiency and cancer, is vital to prevent lymphedema and its associated complications