Trakya University

Trakya University Academic Open Access System
Not a member yet
    27605 research outputs found

    Comparison of the effectiveness of the new generation dual wavelength laser with the conventional laser type in treating rabbit model temporomandibular joint osteoarthritis

    No full text
    BackgroundThis study compared the effects of low-level laser applications with different wavelengths on rabbits' temporomandibular joint regeneration capacity with experimentally induced osteoarthritis.MethodsThis study used 23 male New Zealand white rabbits. The animals were randomly divided into three groups. Osteoarthritis was induced in all groups by injecting sodium monoiodoacetate into the rabbits' joints. The joints of the experimental animals in Group 1 (GRR laser-dual wavelength, n = 8) and Group 2 (Epic10 laser-conventional laser, n = 8) were treated with laser for 14 sessions. In the control group (n = 7), no treatment was performed after osteoarthritis was induced. After the end of laser therapy, the rabbits were sacrificed simultaneously, and the temporomandibular joints were removed. Defect filling percentage, osteochondral junction reconstruction, matrix staining, and cellular morphology were examined histopathologically.ResultsThere was a connection between the groups with defect filling, and a statistically significant difference was found (p = 0.005). When we examined whether there was a connection between the osteochondral junction and the groups, it was determined that there was no statistically significant connection (p = 1.000). It was determined that there was a significant connection between the groups with matrix staining (p = 0.001). There was a connection between cellular morphology and the groups. It was determined that there was a statistically significant connection (p = 0.018). The defect filling, matrix staining, and cellular morphology values in both laser groups were better than in the control group.ConclusionsLow-level laser therapy can increase remodeling and improve tissue repair in temporomandibular joint osteoarthritis treatment. There was no significant difference between lasers at different wavelengths in treating temporomandibular joint osteoarthritis.Tokat Gaziosmanpascedil;a University Scientific Research UnitThe project was financially supported by Tokat Gaziosmanpa & scedil;a University Scientific Research Unit dated 16.03.2021 and coded 2021/31

    Biyomimikri Farkındalık Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması

    No full text
    Doğa temelli çözümler ve biyomimikri düşüncesine dayanan tasarımlar, doğal ekosistemlerin korunması, iyileştirilmesi ve sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Biyomimikri düşüncesi, okul eğitiminde ve öğrenme-öğretim süreçlerinde giderek daha fazla yaygınlaşmaktadır. Ancak, öğrencilerin tasarım problemleri için doğa temelli çözümler geliştirmede çocukların veya acemi tasarımcıların biyomimikri düşüncesini ne kadar kullanabilecekleri konusunda hala net bir görüş birliği yoktur. Bu nedenle bu araştırmanın temel amacı, ortaokul düzeyindeki öğrencilerin tasarım sürecinde doğa temelli çözümler ve biyomimikri farkındalığı ile tasarım problemlerine nasıl yaklaştıklarını ölçebilecek bir araç geliştirmektir. Açımlayıcı Faktör Analizleri için 300, Doğrulayıcı Faktör Analizleri için 400 öğrenci olmak üzere toplamda 700 altıncı ve yedinci sınıf ortaokul öğrencisi ile yürütülen araştırmada, 19 maddenin yük verdiği “Doğadan İlham Alma” ve “Biyomimikrinin Kavramsallaştırılması” olmak üzere iki boyutlu Biyomimikri Farkındalık Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında ölçme aracının güvenirlik, geçerlik, iç tutarlılık gibi temel özellikleri değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen ölçme aracı, çocukların veya acemi tasarımcıların doğa temelli çözümler üretme ve biyomimikri düşüncesine yönelik farkındalık düzeylerini daha net bir şekilde ortaya koyarak, alan yazınına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir

    Sacred spaces in Turkish novels (1980-2000)

    No full text
    Bu çalışma, mekânın insan psikolojisi üzerindeki etkisinden hareketle Türk romanında kutsal mekânları inceleyerek bu mekânların roman karakterleri ve olaylara ilişkin etkisini tespit etmeyi esas alır. Çalışma "Giriş", "Sonuç" ve "Kaynakça" dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Giriş"te Türk romanında mekân ve mekân teorisi üzerine gerçekleştirilmiş çalışmalar tanıtılmıştır. "Birinci Bölüm"de mekân, kutsal mekân ve Türk romanında mekân kavramları tartışılmıştır. "İkinci Bölüm"de teze malzeme oluşturan 1980-2000 aralığından seçilmiş romanlar kutsal mekân bağlamında incelenmiş ve mekânların türlerine göre bir tasnif uygulanmıştır. "Sonuç" kısmında incelenen romanlarda kutsal mekânların nasıl ele alındığı ve bu mekânların yazarlar arası kullanım farklılıkları üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. "Kaynakça"da ise çalışmamıza esas oluşturan romanlar ve araştırma boyunca yararlanılan kaynaklar gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, roman, kutsal mekânlar, cami, mezarlık, kilise, manastır, tekkeThis study focuses on examining sacred spaces in Turki

    Effect of Respiratory Functions, Quality of Life, Anxiety and Depression on the Number of Exacerbations in Patients with Chronic Obstructive Pulmonary Disease

    No full text
    Aim: Diagnosis and treatment of comorbidities in chronic obstructive pulmonary disease (COPD) facilitates the control of the disease, and evaluation and improvement of quality of life is an important part of the follow-up of the disease. Therefore, this study aimed to investigate the effects of pulmonary function, quality of life, anxiety and depression on exacerbations in COPD Methods: Between May 2007 and May 2008, 70 patients with COPD admitted to the pulmonary medicine outpa- tient clinic were included in the study and followed up for one year in terms of exacerbations. Quality of life questionnaires and anxiety and depression assessment scale were applied at the first interview. Results: The mean age of the patients was 64.24±10.62 years. The male patients was 88.6% and there was a significant correlation between gender and number of exacerbations (p=0.045). No significant correlation was found between respiratory functions and depression and the number of exacerbations (p=0.368, p=0.134, respec- tively). There was a moderate positive correlation between exacerbations and anxiety (p<0.001, r=0.468). Patients with lower quality of life questionnaire scores had significantly more frequent exacerbations. The physical (p=0.004) and mental (vitality and mental role limitation) subscales of the Short form-36, the independence (p=0.011) and physical (p=0.031) subscales of the World Health Organization Quality of Life-103, and the symp- tom (p=0.005), effect (p=0.001) and total (p=0.004) subscales of the St. George's respiratory questionnaire were significantly associated with the number of exacerbations. Conclusion: Similar to the studies in the literature, this study revealed that male gender, anxiety and poor quality of life are associated with number of exacerbations in COPD, a systemic, irreversible disease characterized by exacerbations. Based on this, better exacerbation control can be achieved by improving the quality of life and treating the accompanying psychological factors with the utilization of quality of life questionnaires and scales assessing psychological status in the follow-up of patients with COPD

    Postmodernism in public administration (Reflections on Turkey's development plans after the 2000s)

    No full text
    Modern felsefeyle on yedinci yüzyıldan itibaren şekillenen dünyanın kurumları ve pratikleri modernist çizgide tasarlamıştır. Aydınlanma ve ilerleme anlayışı katı, sabit ve merkez odaklı gelişim göstermiş; doğa bilimlerine, endüstriye, kültür-sanata, mimariye veya yönetim bilimlerine değin evrensel kural ve istikamet belirlemiştir. Zamanla bu anlayış 'herkes için, herkese göre' üstenciliğini takınarak totaliterleşmiştir. Buna binaen düşünsel ve pratik dünyada yaşanan değişimlerde eklenince modernizm yetersizlik göstermiştir. Modernist yasaların işlemezliği bağlamında ortaya çıkan postmodern sorunsallaştırma, karşı çıkma, geleneksel huzursuzlukları ele alma ve yeni söylemler üretme noktasında yeni perspektifi oluşturmuştur. Teknolojinin gelişimi, küreselleşme, doğa bilimlerindeki paradigma değişimi, savaşlar ve ekonomik krizler nedeniyle istikrarsızlık, belirsizlik ve düzensizlik durumlarının şekillendirdiği postmodern durum, toplumları, devletleri ve dolayısıyla kamu yöneticilerini derinden etkilemiştir. Bu bağlamda kamu yönetiminin kural koyuculuğunun toplumsal ihtiyaçlarla şekillendiğinin bilincinde olarak etkilendiği olay, kişi, kurum ve yapılar gözlemlenmiştir. Varlığına farkındalığı modern dönemde kazanan kamu yönetiminin tarihsel gelişim çizgisinde evrenselci prensiplerden vazgeçerek küçük anlatılara dönüşünü postmodern dönemle ilişkilendirmektedir. Bu bakımdan tez, disiplinde henüz postmodernizm ele alınmadan önce de kamu yöneticilerinin genelleştirilemeyen ilkeler ve açıklanamayan vakalar hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Akım, kuram ve paradigma değişimi iddialarında hareketlerin ortaya çıkışını inceleme amacı da klasik yasaların iş görmezliğini belirtmeye çalışmaktadır. Kimi kamu yöneticilerinin paradigma değişimi bağlamında postmodernizmi disiplin içerisinde değerlendirdikleri çalışmalarına yer verilmiştir. Devletin kendiliğinden merkeziyetçi ve hiyerarşik doğasının rutinleşmiş kaos, belirsizlik ve dağınıklık durumunun farkındalığı ve anlayış şeklini gözlemlemek ve karşılaştırmak amacıyla bir örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Onuncu, On Birinci ve On İkinci Kalkınma Planı'nın postmodernleşmeye yönelik içerik analizi yapılmıştır.The institutions and practices of t

    Determination of the role of candidate effector PTTG_00016 in wheat–leaf rust interaction via gene silencing

    No full text
    Puccinia triticina (Pt), buğday bitkisinde kahverengi pas hastalığına sebep olan ve önemli verim kayıplarına neden olan bir patojendir. Patojenler tarafından salgılanan efektör proteinler, bitkinin savunma yanıtlarını baskılar ve hormon sinyal yollarını manipüle ederek enfeksiyon gelişimini sağlar. Patojene ait bu efektörlerin tespiti, gelişen hastalıkların enfeksiyon düzeylerini düşürmede ve kontrol altına almada, bitki savunma sistemlerinin aydınlatılmasında ve hastalıklara dayanıklı bitkiler geliştirmede önemlidir. Aynı zamanda tarımda çevresel, ekonomik ve biyolojik açıdan sürdürülebilir yaklaşımların desteklenmesine olanak sağlar. Bu tez çalışmasında daha önceki proteomik çalışmalarda tespit edilen aday efektörlerden birinin fonksiyonel analizi yapılarak gerçek efektör olup olmadığının analizi yapılmıştır. Analiz için aday efektör PTTG_00016 kullanılmıştır. Aday efektör geni, HIGS yöntemi ile susturularak enfeksiyon gelişimindeki etkinliği analiz edilmiştir. HIGS, patojene ait genlerin konak aracılığı ile susturulduğu RNAi tabanlı bir işlemdir. Özellikle biyotrofik fungusların saldırı stratejilerinin anlaşılmasında bu yöntem sıkça kullanılmaktadır. Tez kapsamında efektör adayı PTTG_00016'yı hedeflemek üzere eksonları içine alan 449 bp uzunluğundaki bir bölge RNAi fragmenti tasarımı için seçilmiştir. Tasarlanan RNAi fragmenti Arpa Çizgili Mozaik Virüsü (BSMV) vektörüne klonlanmış ve ardından Morocco buğday çeşidine dsRNA olarak transfer edilmeleri bu virus aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Viral semptomların belirgin olarak gözlendiği 10. günde BSMV inokulasyonunun ortalama olarak %75 oranında başarı ile gerçekleştiği tespit edilmiş ve bitkiler, Pt ırk1 ile inoküle edilmişlerdir. Fungal inokülasyonun 3. gününde gen ekspresyon düzeyi qRT-PCR ile ve enfeksiyon gelişimi mikroskobik olarak değerlendirilmiştir. Yapılan qRT-PCR analizleri sonucunda PTTG_00016 geninin ortalama olarak %25 oranında susturulduğu tespit edilmiştir. Mikroskobik değerlendirmede ise fungusun enfeksiyon yapılarının gelişiminde kontrole göre anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Pt inokülasyonunun 12. gününde ise HIGS uygulanmış ve kontrol örneklerde enfeksiyon şiddeti Cobb skalasına göre değerlendirilmiştir. Buna göre pas yoğunluğunun anlamlı düzeyde azalmadığı, enfeksiyon şiddetinin kontrole göre sadece %10 düzeyinde gerilediği tespit edilmiştir. Tez çalışması sonucunda PTTG_00016'nın gerçek bir efektör olduğu yönünde yeterli bulgu elde edilememiştir.Puccinia triticina (Pt) is the

    The evaluation of the relationship between peri-implant and periodontal tissue health

    No full text
    Bu kesitsel araştırmanın amacı, periodontal ve peri-implant doku sağlığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. C?alıs?maya yas?ları 24-88 arasında deg?is?en 159 hasta ve 451 dental implant dahil edildi. Tu?m implantların ve dişlerin CD, GI, SK, PI, MC?, su?pu?rasyon, KKK o?lc?u?mleri kaydedildi. Ölçümler sonucunda implantlar, peri-implant mukozitis ve peri-implantitis; hastalar, gingivitis ve periodontitis olarak kategorize edildi. Periodontitis hastaları şiddeti (evre 1,2,3,4) ve derecesine (A,B,C) göre ayrıldı. Klinik ve radyolojik veriler, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis, Pearson ki- Kare, Dunn testi, Monte Carlo düzeltmeli Fisher Exact testi, Bonferroni düzeltmeli z testi ve Spearman's rho korelasyon testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. Peri-implant parametreler ile peridontal hastalık arasındaki potansiyel ilis?kileri test etmek ve olası risk faktörlerini değerlendirmek ic?in Robust Regresyon analizi ve binary lojistik regresyon analizi yapıldı. 203 implantta (% 45) peridontal durumun gingivitis oldug?u, 248 implantta (%55) periodontitis olduğu bulundu. Periodontal durumu periodontitis olan 248 implanttan periodontitisin şiddetine göre 34'ü (%13,7) Evre1, 65'i (%26,1) Evre2, 61'i (%24,5) Evre3, 89'u (35,7) Evre4'e; periodontitisin derecesine göre 82'si (%32,9) Derece A'ya, 108'i (%43,4) Derece B'ye, 59'u (%23,7) Derece C'ye sahipti. Periodontal hastalığın peri-implant CD, PI, KKK, süpürasyon varlığı ve peri-implantitis varlığı ile pozitif şekilde korele oldug?u tespit edildi (p0,05). İmplant düzeyinde periodontitis şiddetinin peri-implant CD, PI, GI, SK, KKK, süpürasyon ve peri-implantitis varlığı ile; periodontitis derecesinin PI ile pozitif şekilde korele oldug?u tespit edildi (p0,05) . Peri-implant hastalığın implanta komşu diş CD ve KAK ile pozitif şekilde korele oldug?u tespit edildi (p<0.05). Peri-implantitisli implantlara komşu dişlerde daha fazla CD ve KAK olduğu saptandı (p<0.05). İmplant düzeyinde peri-implantitis riski periodontitis hastalarında gingivitis olanlara göre 6,33 (1/0,158) birim; hasta düzeyinde ise 8,59 birim daha fazladır (p<0,001). Periodontal hastalık ile peri-implant hastalık ilişkili bulunmuştur. Periodontal durum kötüleştikçe peri-implantitis riski artmaktadır. Peri-implant doku sag?lıg?ının su?rdu?ru?lebilmesi ic?in sağlıklı periodontal durumun da sağlanması, korunması ve idame edilmesi önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Periodontal hastalık, Peri-implant hastalık, Dental implantThe aim of this cross-s

    BALKANLARDAKİ ROMANLARIN İNSAN GÜVENLİĞİ PERSPEKTİFİNDEN ANALİZİ

    No full text
    Bu çalışmada, Balkanlar’da yaşayan Romanların insan güvenliği sorunu farklı açılardan ele alınarak incelenmektedir. Romanların, Balkanlar’da ekonomik, toplumsal, siyasal, eğitim ve sağlık alanlarında sistemik insan güvenliği sorunlarıyla karşılaştıkları vurgulanmaktadır. Bu sorunların temelinde ise kurumsallaşmış yapısal ayrımcılık, devletlerin ve uluslararası kuruluşların Romanların korunması ve topluma dahil edilmesi konusundaki yetersiz ve etkisiz politikaları yatmaktadır. Çalışma, insan güvenliği kavramını tanımladıktan sonra, AB raporları, ülke raporları, UNDP, ERRC, FRA gibi uluslararası kuruluşların yayınları ve akademik çalışmalardan elde edilen verilerle Romanların Balkanlar’daki durumunu analiz etmektedir. İlgili kaynaklardan elde edilen veriler ışığında bulgular, Romanların yoksulluk, işsizlik, kötü konut koşulları, ayrımcılık, polis şiddeti, siyasi temsiliyet eksikliği ve eğitim ile sağlık hizmetlerine erişimde ciddi yapısal engellerle karşılaştığını göstermektedir. Sonuç olarak, bu sorunların bir kısır döngü yarattığı ve çözüm için devletlerin ve uluslararası kuruluşların sorunu her boyutuyla ele alan kapsamlı, birbiriyle entegre politikalara ve bunu yapacak güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç olduğu belirtilmektedir

    Social gender: The place of women in family and society

    No full text
    Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, küresel ölçekte sosyal ve ekonomik kalkınmanın önündeki en önemli engellerden biridir. Bu çalışmanın temel amacı, kadının aile ve toplumdaki yerini iktisadi perspektifle analiz ederek, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin ekonomik sistem üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve kadının güçlenmesine yönelik politika önerileri sunmaktır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Tez, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini feminist kuramlar, tarihsel süreç ve iktisadi perspektifler çerçevesinde ele alarak kadının aile, toplum ve ekonomideki konumunu Türkiye özelinde detaylı bir şekilde incelemektedir. İlk bölümde toplumsal cinsiyet kavramının tanımı yapılmakta ve liberal feminizmden ekofeminizme kadar çeşitli feminist kuramlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. İkinci bölümde ise Antik Yunan'dan günümüze kadının toplumsal konumundaki değişimler incelenmekte, Türk topluluklarındaki tarihsel temsiliyetine odaklanılmakta ve iktisat disiplinindeki feminist eleştiriler detaylandırılmaktadır. Üçüncü bölümde Türkiye'de kadın istihdamına ilişkin güncel veriler ışığında yapılan analizler, eğitim düzeyi arttıkça kadın işsizliğinin erkeklere kıyasla nasıl katlanarak arttığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yapısal nedenlerini ortaya koyarken, kadının güçlendirilmesine yönelik politikaların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Gender inequality is one

    The impact of digitalization on kinetic sculpture in the 21st century

    No full text
    "21. Yüzyılda Dijitalleşmenin Kinetik Heykele Etkisi " başlıklı tez çalışmasında dijital teknolojilerin heykel sanatı alanındaki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada, dijital teknolojilerin sanat eserlerinin biçim ve çeşitliliğini artırdığına vurgu yapılmıştır. 21. yüzyılda gelişen teknolojik ilerlemelerin sanatçılara farklı araçlar ve teknikler sunarak daha önce mümkün olmayan eserlerin üretilmesini sağladığı belirtilmiştir. Dijital teknolojinin çağımızı yansıtan çağdaş eserlerin üretilmesine olanak tanıdığı ifade edilmiştir. Özellikle kinetik heykeller üzerindeki etkisi ön plana çıkarılmış ve bu etkinin anlam, içerik ve konumu üzerinde büyük değişikliklere yol açtığı belirtilmiştir. Dijitalleşme sayesinde kinetik heykel yapımında bilgisayar yardımı ve çeşitli yazılımsal programlar kullanılarak eserin sanal ortamda test edilerek hataların azaltıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca dijital teknolojinin sadece yapım sürecinde değil, 3D yazıcı gibi araçlarla eserlerin sunulmasında da rol oynadığı ifade edilmiştir. Bu çalışmada, dijitalleşmenin kinetik heykel sanatına getirdiği yenilikler ve bu yeniliklerin sanat eserlerinin üretim sürecine etkisi detaylı bir şekilde ele alınmıştır.The thesis titled "The E

    0

    full texts

    27,605

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Trakya University Academic Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇