27605 research outputs found
Sort by
Examination of material management processes in health institutions and a model proposal
Giriş ve Amaç: Sağlık hizmeti sunumunda ihtiyaç duyulan malzemelerin istenilen nitelikte ve miktarda, zamanında ve uygun maliyetlerle hazır bulundurulması hizmetin aksamadan sürdürülmesi için ön koşuldur. Her geçen gün artan ihtiyaçlara karşılık kaynakların sınırlı olması sağlık kurumlarında etkin bir malzeme yönetim sistemine olan ihtiyacı arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında mevcut durumda kullanılan malzeme yönetim sistemlerine ilişkin paydaşların görüşlerini alarak sistemin güçlü ve gelişmeye açık yönlerini tespit etmektir. Gerçekleştirilen durum tespiti sonucunda kamu ve özel sağlık kurumlarının kullanımına yönelik yeni bir malzeme ve tedarik zinciri yönetimi model önerisi ortaya konulmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmanın evrenini, Türkiye'de sağlık sektöründe malzeme yönetim süreçleri içerisinde yer alan kişi ve kurumlar oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden mülakat yöntemi kullanılmıştır. Örneklem için "amaçlı örnekleme" yöntemleri içinde yer alan 'maksimum çeşitlilik örneklemesi' ile evren içerisinden malzeme yönetimi süreçlerinin tarafları olduğu düşünülen paydaşlar arasından malzeme yönetimi alanında en az 2 yıl tecrübeye sahip toplam 39 yetkili ile mülakat yapılmıştır. Görüşme soruları, literatür taraması ve uzman görüşleri alınarak sağlık kurumlarında mevcut sistemde kullanılan malzeme ve tedarik zinciri yöntemleri, bunların güçlü ve gelişmeye açık yönleri, dijitalleşmenin malzeme yönetimi sistemlerine etkilerini yansıtacak ve yeni bir model önerisine katkı sağlayacak şekilde oluşturulmuştur. Görüşmeler tarafların izni gözetilerek, sesli ve yazılı kayıt şeklinde yüz yüze 01/09/2022-05/05/2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler tamamlandıktan sonra sesli kayıtlar, çevrim içi yapay zekâ destekli sesi yazıya uyarlama (transkripsiyon) programları ile yazıya çevrilmiştir. El yazısı ile kayıt yapılan mülakatlar araştırmacı tarafından yazılarak dijital ortama aktarılmıştır. Görüşmeler QDA Miner programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre sağlık kurumlarında kullanılan malzeme ve tedarik zinciri yöntemlerinin sağlık kurumlarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı yönünde genel bir görüşün hâkim olduğu görülmüştür. Gerekçe olarak; mevcut yöntemler ile hızlı tedarik yapılamaması, stok ve depoların etkin yönetilememesi, mali sürdürülebilirliğin zayıflaması ve toplu alımlar ile yerel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan sorunlar ön plana çıkmaktadır. Katılımcılar mevcut yöntemler ile ilgili olarak toplamda 135 kere en az 1 güçlü yön bildirir iken, 172 kere en az 1 gelişmeye açık yön bildirmiştir. Tasarlanan yeni model önerisi ile ilgili olarak 39 katılımcıdan 26 katılımcı model önerimizi destekleme yönünde görüş bildirmiştir. Sonuç: Malzeme ve tedarik zinciri yönetimi süreçlerinin iyileştirilmesi için 6 genel strateji belirlenerek gerekçe, yöntem ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilerek önerilmiştir. Sağlık kurumlarında yeni bir modele olan ihtiyacın ağırlıklı olarak ortaya çıktığı çalışmada; mevcut durumda kullanılan malzeme ve tedarik zinciri yöntemlerinde ortaya çıkan pek çok soruna ve hantal yapıya çözüm olması, içinde bulunduğumuz teknoloji ve hız çağına uygun olarak hızlı tedarik sağlama ve çalışma ile ortaya çıkan diğer faydaları göz önünde bulundurularak "Elektronik Malzeme ve Tedarik Zinciri Yönetimi Platformu" model önerisi tasarlanarak sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Sağlık hizmetleri, sağlık kurumları, malzeme yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, e-tedarikBackground and Aim: The availability of the materials needed in t
Treatment Outcomes with the Optic Neuritis Treatment Trial Protocol in Typical Optic Neuritis and Prognostic Factors Associated with Final Visual Acuity: Real-Life Data
Aim: This study aims to evaluate the etiological, demographic, and clinical characteristics of patients diagnosed with typical optic neuritis and treated according to the optic neuritis treatment trial (ONTT) protocol, as well as to assess prognostic factors associated with long-term visual acuity. Materials and Methods: A retrospective analysis was conducted on 106 patients treated with the ONTT protocol at a tertiary eye clinic between January 2010 and June 2023. The patients' age, gender, affected eye, initial and final best-corrected visual acuity (BCVA), anterior or retrobulbar form of optic neuritis, presence of relative afferent pupillary defect, and visual field defects were evaluated. Factors influencing long-term visual acuity after treatment were analyzed. Results: Of the patients, 57.5% were female, with a mean age of 32.25 +/- 12.79 years. Optic neuritis was observed in 53.7% of right eyes and 46.3% of left eyes. Multiple sclerosis (MS) was diagnosed in 13.2% of patients. The mean initial BCVA was 0.33 +/- 0.41, while the final BCVA was 0.65 +/- 0.38. A higher initial BCVA (p=0.01) and the presence of retrobulbar optic neuritis (p=0.04) were significantly associated with better long-term visual prognosis. Conclusion: Most patients with typical optic neuritis treated with the ONTT protocol experienced improved visual acuity. Higher initial BCVA and retrobulbar optic neuritis were identified as positive prognostic factors. Long-term follow-up of patients with potential MS and larger-scale studies are necessary
Lenalidomide-Induced Myocarditis in a Young Male Patient with Multiple Myeloma: A Rare and Life-Threatening Complication of Immunotherapy
[Abtsract Not Available
Detection and quantification of miRNA 148a expression in infant formulas
MiRNA 148a, which is associated with various biological processes such as immunity and cell differentiation, is one of the most abundant miRNAs in breast milk. This study aimed to determine the amount of miRNA 148a in different infant formulas, which are used for infants who cannot receive breast milk. The study analyzed 20 formulas, including stage one infant formulas (0-6 months of age), stage two follow-up formulas (6-12 months of age), stage three toddler formulas (above 12 months of age), and premature ones, analyzing miRNA 148a expression and qPCR miRNA gene expression, with significance set at p 0.05). Also, there was no difference in relative miRNA 148a expression across formulas with and without probiotics (p > 0.05). Protein levels in probiotic formulas (0 month-1 year+) were positively correlated with relative miRNA 148a expression (p = 0.022). Although miRNA 148a expression has been shown to be present in formulas, it has been revealed that the amount is low compared to breast milk in line with the literature. In this direction, it is important to increase current data on the mechanisms of action of miRNAs in breast milk and the efforts to ensure that infant formulas reach a composition closest to breast milk in line with their biological effects.Gazi University Scientific Research Project System (BAPSIS-Gazi University); Gazi University Scientific Research Project Unit as a performance project [TPD-2023-8974]; Gazi University Scientific Research UnitThis research was funded by Gazi University Scientific Research Project Unit as a performance project. We would like to thank Gazi University Scientific Research Unit, project code TPD-2023-8974, for funding this research
Investigation of the effect of encapsulated and unencapsulated aronia (Aronia melanocarpa) extract on PON1 gene mRNA expression, PON1 enzyme activity in liver tissues and atherosclerosis in rats
Bu çalışmada, Aronya (Aronia melanocarpa) ekstraktının kapsülsüz (E) ve mikroenkapsüle (K) formlarının, yüksek yağlı diyet (YYD) ile beslenen Sprague-Dawley (SD) sıçanların serum ve karaciğer dokusu lipit profili, kan ve karaciğer dokularında PON1 enzim aktivitesi, gen ekspresyonu, aortta aterosklerotik plakların histopatolojik oluşumu ve karaciğer dokusunun histopatolojisi üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırmada, 26 haftalık yaşta 42 adet erkek SD cinsi sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar, 7'şerli olarak 6 gruba ayrılmıştır. Deney diyet grupları şu şekilde oluşturulmuştur: Standart diyet kontrol (SDK) Yüksek yağlı diyet (YYD) YYD400E; YYD + 400 mg/kg aronya ekstraktı (E) YYD200E; YYD + 200 mg/kg aronya ekstraktı (E) YYD400K; YYD + 400 mg/kg mikroenkapsüle aronya (K) YYD200K; YYD + 200 mg/kg mikroenkapsüle aronya (K) Onuncu haftadan itibaren 20 haftalık yaşa ulaşıncaya kadar sıçanlar (SDK grubu hariç) 10 hafta boyunca YYD ile beslenmiştir. Yirmi haftanın sonunda, YYD ile beslenen sıçanların diyetlerine ek olarak, 1 kg vücut ağırlığına (VA) 200 ve 400 mg/kg dozajda E ve K aronya formları oral gavaj yoluyla 6 hafta boyunca uygulanmıştır. Aronya uygulaması öncesi ve sonrası SD sıçanların ortalama vücut ağırlıkları ölçülmüştür. YYD200E uygulamasının, YYD grubundaki sıçanlara göre kilo artış hızına (g/h) negatif bir etkisi olmuştur (-4.62 g; P0,05). Sıçanların kan serumlarındaki toplam kolesterol düzeyleri, YYD400E grubundaki sıçanlarda (167,7±0,57 mg/dl) SDK (158,9±2,05 mg/dl; P0,05). SD sıçanların YYD400E grubundakilerin karaciğer ağırlıkları (12,80±0,24 g), SDK (17,43±0,79 g; P0,05). Sıçanların PON1 gen ekspresyonu [2-(??Ct) değeri] bakımından YYD400E grubunda (0,48±0,17) diyetin olumlu etkisi gözlenmiş, ancak 2-(??Ct) değerleri bakımından gruplar arası farklar anlamsızdır. Karaciğer MDA değerleri bakımından da gruplar arası anlamlı bir fark yoktur (P>0,005). YYD400E grubundakilerin karaciğer dokularındaki HDL düzeyleri (67,99±0,98 mg/dl), YYD grubuna (52,62±2,35 mg/dl) göre yüksek ve anlamlı bulunmuştur (P0,988, P>0,953). YYD200E ve YYD400E gruplarının karaciğer skorları, YYD grubuyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (P<0,001). Fakat sadece intragastrik olarak YYD400E grubunda, SDK grubuna benzer morfoloji tespit edilmiştir. YYD400E grubunun karaciğer skorunda, mikro ve makrosteatoz bulguları azalmıştır. Aort dokuları değerlendirildiğinde, tüm deney gruplarında normal doku morfolojisi olduğu ve hiçbir deney grubunda torasik aorta veya aort arkı dokularında ateroskleroz plaklarına rastlanmamıştır. Hiyalin veya mukoid değişiklikler ya da endotelyal anomaliler tespit edilmemiştir. Sıçanların ateroskleroz ve koroner risk indeksi, YYD200E grubunda SDK grubundaki sıçanlara göre daha yüksek ve anlamlı hesaplanmıştır (P<0,05). Sonuç olarak, antosiyaninler ve diğer polifenolik bileşikler açısından zengin olan aronyanın, lipit oksidasyonunun önlenmesine yardımcı olduğu ve aterosklerozun ilk adımı olan PON1 enzim aktivitesini artırarak aterosklerozun önlenmesinde ve yavaşlatılmasında kullanılabileceği gösterilmiştir. Özellikle YYD400E uygulamasının, PON1 gen ekspresyonunu olumlu yönde etkilediği, PON1 enzim aktivitesini ve HDL düzeylerini artırdığı ve karaciğer dokularında MDA seviyesindeki azalma (2,38 nmol/g) nedeniyle oksidatif strese karşı uzun vadeli koruma sağladığı düşünülmektedir.In this study, the effects of unencapsulated (E) and microen
Comprehensive Investigation of Phytochemical Constituents and Biological Activities of Scabiosa pseudograminifolia Hub.-Mor.
Objectives: The aim of this study was to comprehensively investigate the phytochemical composition, including essential oils, fatty acids, and phenolic constituents, and to evaluate the antioxidant and alpha-amylase inhibitory activities of Scabiosa pseudograminifolia Hub.-Mor. (Caprifoliaceae), an endemic species growing in Sivas province of T & uuml;rkiye. The plant materials were processed to obtain essential oils, and n-hexane, methanol, and aqueous extracts for chemical and biological evaluations. Materials and Methods: Essential oils were obtained by hydrodistillation. Extracts were prepared using n-hexane, methanol, and water through maceration. The chemical compositions of the essential oil and fatty acids were analyzed using gas chromatography (GC)-mass spectrometry and GC-flame ionization detector (FID). Phenolic compounds were identified by reverse phase high performance liquid chromatography. Total phenolic and flavonoid contents, antioxidant activity [DPPH, Trolox Equivalent Antioxidant Capacity (TEAC), (3-carotene bleaching, and Oxygen Radical Absorbance Capacity assays], and alpha-amylase inhibitory activity were all evaluated using spectrophotometric methods. Results: Hexadecanoic acid (30.2%) and linalool (15.6%) were the main volatile compounds in the essential oil of S. pseudograminifolia. (Z)-3Hexenal was the dominant leaf and flower volatile. The primary fatty acids were nonadecanoic and hexadecanoic acids. The aqueous extract exhibited the highest total phenolic (0.52 +/- 0.01 mg gallic acid equivalent/gextract) and flavonoid (0.081 +/- 0.002 mg quercetin equivalent/gextract) contents. Among the tested samples, the essential oil showed the strongest TEAC value (2.39 +/- 0.15 mM), while the aqueous extract demonstrated potent antioxidant activity in DPPH (IC55: 0.16 +/- 0.04 mg/mL) and (3-carotene bleaching assays (inhibitory concentration55: 0.730 +/- 0.001 mg/mL). The alpha-amylase inhibition levels of the extracts were found to be relatively low. Chlorogenic acid was the predominant phenolic compound. Conclusion: This study presents the first phytochemical and biological investigation of S. pseudograminifolia Hub.-Mor., an endemic species from T & uuml;rkiye. Essential oil analysis revealed hexadecanoic acid and linalool as major constituents, while nonadecanoic and hexadecanoic acids were predominant among the fatty acids. The methanol extract showed strong antioxidant activity, and chlorogenic acid was identified as a key phenolic compound. These findings support the potential of this species as a valuable source of natural antioxidants.Scientific Research Projects Department of Anadolu University [2103S009]Financial Disclosure: The research was financially supported by the Scientific Research Projects Department of Anadolu University (BAP No: 2103S009)
Antibody-Drug Conjugates as a Potential a Systemic Treatment Strategy for Brain Metastases in Cases of Solid Tumors
Large molecular antibody-drug conjugates (ADCs) are able to easily access the site of metastasis in the brain due to the edematous structure of brain metastases, facilitating considerably high concentrations of the cytotoxic component of these ADCs in the intracellular and peritumoral environment. Therefore, these ADCs are expected to achieve deeper responses in brain metastases. In this context, the present study discusses the cases of two different patients. The first patient had lung adenocarcinoma with asymptomatic brain metastases, visceral metastases, and bone metastases, and was treated with Sacituzumab govitecan. The second patient had human epidermal growth factor receptor 2-positive breast cancer with lung and brain metastases and received treatment with Trastuzumab deruxtecan. The use of ADC achieved a complete response in brain metastases in both cases, as revealed by the results of cranial magnetic resonance imaging. Accordingly, it is suggested that efficacy evaluations regarding brain metastases should be investigated as a separate secondary endpoint in studies conducted on the use of ADC and that brain metastases should be included as a special research topic in antibody drug design and development. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved
Investigation of anterior segment and pupillometry changes with Sirius corneal topography in chronic smokers
IntroductionChronic smoking is still one of the world's leading health problems. In addition to the systemic effects of cigarette smoking, ocular effects are also present, as ocular structures are a mucosal surface. The aim of this study was to investigate the effects of chronic cigarette smoking on the anterior segment and pupil using Sirius corneal topography.Materials and methodsThe study included 70 chronic smokers in the experimental group and 72 non-smokers in the control group. Central corneal thickness (CCT); corneal volume (CV); anterior chamber depth (ACD); anterior chamber angle (ACA); anterior chamber volume (ACV); first non-contact tear breakup time (NCTBUT); mean NCTBUT; meibography; scotopic, mesopic and photopic pupil sizes; and dynamic pupil sizes at 0, 1, 2, 4, 6, 8 and 10 s were measured.ResultsThere were no statistically significant differences between the chronic smoker group and the control group in terms of age; gender; CCT; CV; ACD; ACA; ACV; first NCTBUT; mean NCTBUT; and dynamic pupillometry at 2, 4, 6, 8 and 10 s. There were statistically significant differences between the groups in terms of meibography; scotopic, mesopic and photopic static pupillometry; and dynamic pupillometry at 0 and 1 s.ConclusionIn this study, only the meibomian gland was affected among the anterior segment structures. Changes in other anterior segment structures were not significant. On the pupil, chronic smoking increased the scotopic, mesopic and photopic pupil diameter and the early stages of dynamic pupillometry. In addition CV; ACD; ACA; ACV; first NCTBUT; mean NCTBUT; and dynamic pupillometry are important in terms of being the first literature in which they were evaluated
The relationship between creative leadership characteristics of school principals and error management culture
Bu çalışmada Edirne ili kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile hata yönetimi kültürü arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Ayrıca bu çalışmada okul yöneticilerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile okulda hata yönetimi kültürüne yönelik görüşleri de belirlenmiştir. Bu amaçla hem nicel hem nitel verilerden yararlanılarak karma yöntem araştırmalarından açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutundaki hedef evrenini Edirne ilinin dokuz ilçesinde yer alan kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan 1345 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit tesadüfi örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Nitel kısımda amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem kullanılmıştır. Bu kapsamda 366 ortaöğretim kurum öğretmeni ve 14 okul yöneticisi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri ortaöğretim kurumlarına gidilerek elden toplanmıştır. Araştırmada ''Okul Yöneticilerin Yaratıcı Liderlik Özellikleri Ölçeği'' (Uçar ve Sağlam, 2019) (Ek 2) ve ''Hata Yönetimi Kültürü Ölçeği'' (Kurum, 2022) (Ek 3) kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel ve anlam çıkarıcı istatistikler kullanılmıştır ve pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Nitel veriler yüz yüze görüşme aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler esnasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul müdürlerinin sahip olmaları gereken yaratıcı liderlik özellikleri kapsamında proaktif, girişimci, etkili iletişim becerilerine sahip, risk alabilen, yenilik ve değişime açık, iş birliği gibi özellikler ön plana çıkmıştır. Okul yöneticisi seçme ve yerleştirmede bu özelliklere sahip olunup olunmadığı yordanmalı, eğitim yöneticileri bu alanda yeterliliklere sahip kişiler içinden seçilerek görevlendirilmelidir. Okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile okullarda hata yönetimi kültürüne ilişkin görüşleri cinsiyete, branşa, eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermezken görev yapılan okul türüne göre Fen Lisesi müdürlerinin lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özelliklerinin alt boyutları olan; girişimcilik ve etkili iletişim, yeniliğe ve değişime açıklık okullarda hata yönetim kültürü arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki varken farklılık boyutu ile hata yönetim kültürü arasında ise orta düzeyde ilişki vardır. Öğretmenler okul müdürlerinin okullarda hata yönetimi kültürüne ilişkin, okul yönetiminin yapılan hataların tekrarlanmaması için gerekli tedbirler aldığını belirtmiştir.Okul yöneticilerinin yaratıcı liderlik özelliklerinden proaktif liderlik özelliklerini aktif kullanmasını gerekli kılar şeklinde söylemek mümkündür. Araştırmanın nitel boyutunda hata; tüm yöneticiler tarafından kasıtlı olmayan, kurum kültürünün işleyişini bozan olaylar olarak tanımlanmıştır. Okulda karşılaşılan hatalar da yöneticiler tarafından; iletişim hataları, kişilik özelliklerinden kaynaklanan hatalar, yönetim ile zayıf iletişim kurma, mali kaynakların ve fiziki imkanların kullanımı ile ilgili hatalar, bürokratik iş ve işlemlerle ilgili hatalar, eğitim öğretim sürecinde yapılan hatalar, personelin davranışından kaynaklı hatalar, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan hatalar şeklinde belirtilmiştir. Hataların kaynaklarına ilişkin genel olarak işe önem göstermemenin sebep olduğu görülmüştür. Hata yönetim kültürü sürecinde kullandıkları stratejilere yönelik ise dilek şikâyet kutularının oluşturulması, çalışanlara anket uygulanması, sözel iletişim kurulması şeklindedir.This study aims to examine the relations
Comparing clear aligner treatments with multi-bracket systems: Advantages and disadvantages
This editorial presents a comparative analysis of two widely used orthodontic treatment modalities: Clear Aligner Therapy (CAT) and Multi-Bracket Systems (MBS). Both approaches offer distinct advantages and disadvantages based on aesthetics, comfort, patient compliance, and treatment complexity. Clear aligners are favored for their discreet appearance, patient comfort, and ease of maintaining oral hygiene, making them especially appealing to adults and adolescents. However, their effectiveness is closely tied to patient compliance, and more complicated orthodontic cases might not be a good fit for them. However, multibracket systems provide superior control for treating complex malocclusions and do not depend on patient adherence for success, though they pose challenges regarding aesthetics, oral hygiene, and comfort. This editorial examines the current literature, highlighting both the strengths and limitations of these two systems. In conclusion, the choice of orthodontic treatment should be personalized, considering each patient’s unique needs and compliance levels, to achieve optimal results. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved