27605 research outputs found
Sort by
Effectiveness of Virtual Reality Glasses on Surgical Fear and Anxiety in Patients Before Open-heart Surgery: A Double-blind Randomized Controlled Trial
Purpose: Fear and anxiety in open-heart surgery patients can adversely affect their physiological well-being and recovery. Although virtual reality glasses (VR-G) have been advanced for preoperative anxiety management, their effectiveness specifically for open-heart surgery patients remains under-researched. This study aims to evaluate the efficacy of watching a video through VR-G on surgical fear and anxiety levels of patients undergoing open-heart surgery. Design: A randomized controlled and double-blind study. Methods: In total, 90 patients were randomly assigned to the VR-G intervention group or control group. On the surgery morning, intervention group patients watched a 360-degree video with nature sounds through VR-G before being transferred to the operating theater. The surgical fear and anxiety levels of the patients were evaluated at three stages using the Surgical Fear Questionnaire and Visual Analog Scale-Anxiety: initial evaluation in the morning, second evaluation before being transferred, and third evaluation in the waiting room of the operating theater. Findings: The surgical fear level of the intervention group at the third evaluation was significantly lower than the control group (P .05). Conclusions: Watching a 360-degree video with nature sounds through VR-G is an effective intervention in reducing surgical fear levels of patients before undergoing open-heart surgery. Use of VR-G interventions may be a practical and fast-resulting nursing strategy to manage patients' surgical fear in the preoperative period
An innovative synergy between metal-free click reaction and electrospinning for the fabrication of sustainable castor oil-modified poly (vinyl chloride) cross-linked nanofiber scaffolds
In this study, we present a sustainable strategy to produce cross-linked poly (vinyl chloride) (PVC) nanofibers by combining azide-functionalized PVC (PVC-N-3) with castor oil-based alkyne compounds (CO-Al). A green, metal-free thermal azide-alkyne click reaction was used to create covalently cross-linked networks within electrospun nanofiber mats. Blends containing 5, 10, and 20 wt% CO derivatives were successfully processed into uniform, bead-free fibers. Fourier-transform infrared spectroscopy (FT-IR) and proton nuclear magnetic resonance (H-1 NMR) confirmed the chemical modifications and network formation. Scanning electron microscopy (SEM) imaging revealed structural uniformity, and solvent tests confirmed the successful cross-linking with complete insolubility. Hydrophilicity increased with higher CO content, and TGA/DSC analysis revealed enhanced thermal stability in cross-linked samples. TGA showed a similar to 10 degrees C increase in thermal decomposition onset after cross-linking, while differential scanning DSC revealed a significant Tg increase from 65.30 degrees C (non-cross-linked) to 91.75 degrees C (cross-linked) for the 5 wt% CO sample, demonstrating enhanced thermal resistance. Overall, the integration of green, metal-free click chemistry with electrospinning offers a tunable and sustainable route to engineer bio-based, plasticized PVC nanofibers with potential for use in advanced material applications such as filtration, biomedical scaffolds, and eco-friendly packaging
Thermoresponsive gel delivery of caffeic acid promotes healing in a rat nasal septal perforation model
Background Nasal septal perforations (NSPs) are a challenging clinical problem due to impaired healing under constant airflow, dryness, and microbial exposure. Adjuncts that enhance mucosal regeneration and extracellular matrix activity are needed. Objectives This study evaluated whether topical caffeic acid (CA) delivered in a thermoresponsive Pluronic F127 gel improves histopathological and macroscopic healing in a rat NSP model. Material and Methods Nineteen male Sprague Dawley rats were randomly assigned to control (n = 8) or CA (n = 11) groups. A standardized full-thickness septal perforation (similar to 2 mm) was surgically created. Controls received intranasal saline, while the CA group received 0.2 mL CA-loaded Pluronic F127 gel once daily for 14 days. Histopathological parameters (epithelial regeneration, degeneration, fibroblast density, collagen density, angiogenesis, inflammation) were scored on a 0-3 scale. Macroscopic closure was also evaluated. Fisher's exact test was applied (p < 0.05). Results CA significantly increased epithelial regeneration (p = 0.005), fibroblast density (p = 0.014), and collagen density (p = 0.018), while reducing epithelial degeneration (p < 0.001). Angiogenesis and inflammation showed favorable trends. Macroscopic closure improved but was not statistically significant (p = 0.101). Conclusions and significance Topical CA in a thermoresponsive gel enhanced mucosal repair and extracellular matrix activity in a rat NSP model, supporting its potential as a therapeutic adjunct in septal perforation management
Examination of Mollusk Shells from Karamattepe excavations at Mount Nif (Olympos) in Izmir
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, İzmir ili Nif Dağı Karamattepe Antik Çağ yerleşiminde bulunan yumuşakça kabukları incelenmiştir. Nif Dağı'nda yer alan Ballıcaoluk, Dağkızılca ve Başpınar arkeolojik alanları kronolojik farkları olması nedeniyle çalışmanın odak noktası olmamakla birlikte, yakın coğrafyada yer almaları nedeniyle bölgesel değerlendirmeye katkı sağlaması amacıyla değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada 1425 bireye ait yumuşakça kabuğu incelenmiş, tür yoğunlukları ve kullanım alanları irdelenmiştir. Yumuşakçaların morfolojik özellikleri ve kullanım alanlarına dair bilgiler derlenmiştir. Elde edilen verilerin analizlenmesi ile Nif Dağı topluluklarının yumuşakçaları besin olarak tüketmiş olabileceği ve kabuklarını süs ögesi olarak kullanmış olabileceği anlaşılmıştır. Yumuşakçalar büyük bir oranla denizel kökenlidir. Bu tez çalışması, Antik Çağ insanlarının beslenme biçimleri ve kültürel yapıları ile ilgili katkı sağlamaktadır.This master's thesi
Investigation of radioprotective effects of WR-1065 and acetylsalicylic acid by micronucleus assay
Background: The current study aimed to investigate the ability of acetylsalicylic acid (ASA) to prevent ionizing radiation-induced DNA damage in human lymphocytes via the micronucleus (MN) assay and compare it with the efficacy of the agent WR-1065 (2-[(3-Aminopropyl) amino] ethanethiol dihydrochloride), which exhibits radioprotective activity. Materials and Methods: Peripheral blood samples were obtained from four participants, and nine experimental groups were established. Blood samples were treated with 25 mu g/mL ASA and 40 mu g/mL WR-1065 for 30 min before irradiation. After treatment, the samples were irradiated with 6 MV X-rays in the linear accelerator (LINAC) unit at doses of 2 Gy and 4 Gy. All blood samples were then cultured for the micronucleus assay. Results: In vitro treatments with ASA and WR-1065 at the indicated doses did not result in statistically significant changes in MN frequencies (p>0.05). Conclusion: Both drugs were did not exhibit radioprotective effects in the experimental model used
The importance of test automation in technology companies and an example of test automation
Teknoloji firmalarının geliştirdiği ve dünya genelindeki insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan uygulamalar, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Günümüz teknolojilerinin odak noktası düşünüldüğünde, bu uygulamaların, son kullanıcıların hayatlarını kolaylaştırmayı ve onlara zaman kazandırmayı hedeflediği görülmektedir. Özellikle büyük ölçekli sektörlerde, yazılım teknolojilerinin hızla geliştiği bir dönemde, uygulamalar genellikle binlerce eş zamanlı kullanıcı oturumunu desteklemek için çok katmanlı ve işlevsel bir yapıya sahiptir. Bu büyük ölçekli sistemler; ticari ve resmi kuruluşlar, kart işlemleri ile ilgili web servisler ve çevrim içi bağlantıları içermektedir. Uygulamalar, karmaşık iş akışları ve detaylı iş kurallarını barındırırken, sıklıkla gerçek zamanlı ve yoğun işlem süreçlerini yürütmektedir. Özellikle saniyede gerçekleştirilen işlem sayısının yüksek olduğu bu sistemlerde, güvenlik kritik bir öneme sahiptir, çünkü doğrudan maddi değerlerle ilişkilidir. Tüm bu dinamikler göz önünde bulundurulduğunda, teknoloji firmalarının ürün kalitesini, müşteri memnuniyetini ve yazılım performansını en üst düzeyde tutması bir zorunluluk haline gelmektedir. Bu doğrultuda, firmalar uygulama geliştirme süreçlerinde yazılımın test edilmesine büyük önem vermektedir. Yazılım testi, uygulamanın planlama aşamasından canlı ortama geçişine ve sonrasında kullanım sürekliliğini sağlamaya kadar her aşamada kritik bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, teknoloji firmalarının yazılım test süreçlerine nasıl yaklaştığı incelenmiştir. Özellikle yazılım kalitesini artırmak, geliştiricilerin yazılım sırasında yaptığı hataları tespit etmek, kullanıcı gereksinimlerini karşılamak ve nihai olarak müşteri memnuniyetini sağlamak için gerçekleştirilen testler ve test otomasyonu projeleri ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, bir test otomasyonu örneği oluşturularak firmaların yazılım testi için nasıl bir yapı kurduğu ve bu süreci nasıl yönettiği uygulamalı olarak gösterilmiştir. Bu örnek, test otomasyonunun iş süreçlerine olan katkılarını somut bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır.Applications developed by technology companies and widely used by people around the world have become an indi
Beyond the Scroll: Exploring How Intolerance of Uncertainty and Psychological Resilience Explain the Association Between Trait Anxiety and Doomscrolling
This study explores the relationship between doomscrolling-the habit of consuming continuous negative news-and trait anxiety, while considering the explanatory role of psychological resilience and intolerance of uncertainty. With constant connectivity and information overload in the digital age, doomscrolling has raised concerns about its potential to heighten anxiety. The study examines 443 participants (79.9 % female, 20.1 % male, average age 23.49 years) using Structural Equation Modeling (SEM) to assess the connections between the variables. Key findings reveal that trait anxiety significantly predicts intolerance of uncertainty ((3 = 0.50, p < .001) and is negatively linked to psychological resilience ((3 = -0.19, p < .001). Intolerance of uncertainty is negatively correlated with psychological resilience ((3 = -0.42, p < .001) and positively associated with doomscrolling ((3 = 0.29, p < .001). Psychological resilience acts as a protective factor, negatively associated with doomscrolling ((3 = -0.12, p < .05). Additionally, both psychological resilience and intolerance of uncertainty explain the relationship between trait anxiety and doomscrolling ((3 = 0.193, p < .05). These results provide insights into how intolerance of uncertainty and psychological resilience influence the connection between anxiety and doomscrolling, suggesting intervention opportunities in an anxiety-inducing digital world
Comparing the effects of biomimicry and reverse engineering based STEM applications on gifted students
Bu çalışma biyomimikri ve tersine mühendislik temelli tasarlanan STEM uygulamaları aracılığıyla üstün yetenekli öğrencilerin günlük hayatta karşılaştıkları problemlerin çözümüne yönelik ne tür ürünler tasarladığını, bu süreçlere ilişkin nasıl algılara sahip olduklarını ve uygulama sonrası biyomimikri farkındalıkları, daimi bilim öğrenme motivasyonları ve çevresel tutum düzeyleri arasındaki farklılıkları incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın asıl uygulaması 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Edirne ilinde merkeze bağlı bulunan Bilim ve Sanat Merkezinde toplam 25 öğrenci ile, pilot uygulaması ise 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde İstanbul ilinde bir ortaokulda 8 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada karma yöntem kullanılmış olup nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel araştırma deseninin öntest- sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen modeli şeklinde uygulanmasına, nitel araştırma yöntemlerinden ise durum çalışması deseninin kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda ders planları ve çalışma kağıtları hazırlanarak haftada 4 ders saati olmak üzere toplam 8 hafta boyunca uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel veri toplama aracı olarak biyomimikri farkındalık ölçeği, daimi bilim öğrenme motivasyonu ölçeği, çevresel tutum envanteri öntest sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve bulgular 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Nitel veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, biyomimikri ve tersine mühendislik temelli tasarlanan çalışma kağıtları ve saha notları kullanılmış olup elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre, biyomimikri temelli STEM uygulama sürecini gerçekleştiren öğrencilerin biyomimikri farkındalıklarında, daimi bilim öğrenme motivasyonlarında anlamlı farklılık elde edilmiş olup bununla birlikte tersine mühendislik temelli uygulama sürecini gerçekleştiren öğrencilerin de daimi bilim öğrenme motivasyonlarında anlamlı farklılık elde edilmiştir. Her iki grubun çevresel tutumlarına yönelik anlamlı bir farklılık elde edilmemiş ancak gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerde öğrencilerin çevreye yönelik konularda bilinçli ve farkındalığı yüksek yorumlar yaptıkları, doğa dostu tasarımlar geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Nitel veriler incelendiğinde ise öğrencilerin biyomimikri ve tersine mühendislik kavramlarının doğasına yönelik anlamlı yanıtlar verdikleri ve sürece aktif katılım sağlayarak gerçekleştirilen uygulamalardan memnuniyet duydukları belirlenmiştir. Çalışma kağıtları, ilgili değerlendirme rubrikleri çerçevesinde analiz edilmiş ve öğrencilerin genel anlamda yüksek puanlar aldığı görülmüştür.This study was carried out to examine wh
Gelişmekte Olan Ülkelerde Hizmet Dış Ticaretinin Ekonomik Büyümeye Etkisi-Panel Veri Analizi
Bu çalışmada, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Meksika, Kenya, Türkiye, Mısır gibi gelişmekte olan ülkelerden seçilen örnekler üzerinden, 1991-2022 dönemine ait veriler kullanılarak Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYİH) ile hizmet ithalatı ve ihracatı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın motivasyonu, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyüme dinamiklerini anlamak ve hizmet sektörünün bu büyümedeki rolünü belirlemektir. Çalışmanın amacı, hizmet ithalatı ve ihracatının GSYİH üzerindeki etkisini belirlemek ve bu konuda literatüre katkı sağlamaktır. Panel veri yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen analizde, yatay kesit bağımlılığı testleri, eğim homojenliği testleri ve birim kök testleri yapılmıştır. Bu testlerin sonuçlarına dayanarak eşbütünleşme testleri ve CCEMG (Common Correlated Effects Mean Group) tahmincisi kullanılmıştır. Modelde yer alan değişkenlerin ülkeler arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları, hizmet ihracatının seçili ülkeler açısından GSYİH ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığını göstermektedir. Ancak, hizmet ithalatının GSYİH üzerindeki etkisi ülkeler arasında farklılık göstermektedir. Mısır ve Kenya hariç, diğer tüm ülkelerde hizmet ithalatının GSYİH ile pozitif ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, genel olarak gelişmekte olan ülkeler açısından mevcut literatürle uyumlu olup, hizmet ithalatının ekonomik büyümeyi desteklediği, ancak hizmet ihracatının beklenen düzeyde bir etkiye sahip olmadığına işaret etmektedir. Çalışmanın bulguları, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik politikalarının şekillendirilmesinde ve literatüre katkı sunması amaçlanmaktadır
Preparation of novel quercetin-loaded solid lipid nanoparticles: Formulation and evaluation of their anticancer potential on SK-MEL-30 melanoma cell line
Quercetin, a hydrophobic compound with well-documented anticancer activity, presents challenges for therapeutic application due to its water insolubility, thus representing a promising candidate for encapsulation within solid lipid nanoparticles (SLNs) to enhance its therapeutic application. In this study, SLNs were developed using an optimized formulation of Precirol ATO 5, Tween 80, Span 80, and ethanol, using the modified hot microemulsion technique. Quercetin was encapsulated within these nanoparticles, and the particle size, zeta potential, and polydispersity index (PDI) were analyzed to assess the formulation's characteristics and stability. Final formulations were further characterized by electron microscopy. The anticancer efficacy of quercetin-loaded SLNs was evaluated in SK-MEL-30 (melanoma) and HaCaT (keratinocyte) cell lines. Additionally, an in vitro release assay was performed to monitor quercetin release dynamics. The encapsulation efficiency and release profile of quercetin were quantified using high-performance liquid chromatography (HPLC)