REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
Not a member yet
    270 research outputs found

    Türkiye’de Popülizm ve Demokrasi: Cumhuriyet Halk Partisi Örneği

    Get PDF
    This study will examine the main opposition party in Turkey, the Republican People’s Party (CHP) and discusses the constitutive role of populism in the party’s discourse. Therefore, this study will highlight and compare the major cornerstones of the CHP’s populist discourse and its current manifestation. For this purpose, after some opening remarks on the historiography of populism in Turkey, this article will move on to analyze the three historical periods that have shaped the party’s populist appeal: the single-party era of 1923–1946; the 1970s, which saw the rise of left-populism in the party; and the social-democratic opening of the party in the late 1980s under the name of, first, the Social Democratic Party (SODEP) and subsequently the Social Democratic Populist Party (SHP). The final section will provide an analysis of the party’s current performance and its discourse on contemporary Turkish political issues, to offer a critical debate on the continuity and ruptures within the CHP’s populist discourse and the potential for democratic left-populism in Turkish politics.Bu çalışma, ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) söyleminde kurucu rol oynayan popülizm temasını ele almaktadır. Bu amaçla ilk olarak CHP’nin popülist söyleminin tarihsel gelişiminin önemli aşamaları ve şu andaki performansı incelenmektedir.Bu çerçevede, Türkiye’de popülizm literatürüne dair başlangıç tespitlerinden sonra, CHP’nin popülist söyleminin tarihsel uğrakları tek partili dönem (1923-1946), sol-popülizmin hakim olduğu 1970’ler ve 1980’lerin ortasında Sosyal Demokrat Parti (SODEP) ve sonlarında Sosyal Demokrat Halk Partisi (SHP) performansı çerçevesinde haritalandırılıyor. Sonrasında ise partinin mevcut performansı ve Türkiye’nin güncel meseleleri üzerine geliştirdiği yaklaşımlar ele alınarak, partinin popülist söyleminde demokratik sol-popülizmin imkanları ve sınırları üzerine bir tartışma yapılıyor

    Özel Dosya: Reflektif

    Get PDF

    Popülist Arzu: “İhtiyacınız Olan Tek Şey Sarayın Ekranlarından Ziyade Halkın Kalbi”

    Get PDF
    The populist repertoire relies on the glorification of the people against the elites and establishment; it operates through an antagonistic discourse driven by blame and emotional appeals. The opportunity to observe the populist style emerges during “critical moments” in political life when the appeal to the people becomes clear in the midst of the competition to determine how the conditions of life will be reproduced. There are a limited number of studies of female populist leaders that focus on their alternative role or form of political articulation. This article aims to contribute to our understanding of female populist leadership by examining the populist discourse and performance of Meral Akşener, the General Chair of the İYİ Party (the Good Party) in Turkey. Akşener’s campaign speeches during the presidential election of 2018 are analyzed with a view to understanding how populist frames came to permeate the Zeitgeist in Turkey at that time.Popülist repertuar seçkinler ve müesses nizam karşısında halkın yüceltilmesine dayanır; böylece suçlama anlatısına ve duygulara başvurarak düşmanca bir söylem ortaya çıkarır. Siyasal hayatta “kritik anlar” rekabet ortamında halka yönelik yapılan başvuruları ve hayat koşullarının yeniden üretilmesi nedeniyle daha açık ve keskin bir şekilde popülist tarzı gözlemleme fırsatı sunmaktadır. Literatürde kadın popülist liderlerin anlatımı sınırlı olmakla beraber, bu çalışmalar genelde alternatif rollerine veya siyasal artikülasyonu nasıl formüle ettiklerine odaklanmaktadır. Bu çalışma Türkiye’deki İyi Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’in popülist söylem ve performansını inceleyerek kadın popülist liderlerle ilişkili çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Akşener’in 2018 yılınca gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimindeki kampanya konuşmalarını analiz ederek bu dönemde Türkiye’de yayılan “popülist zeitgeist’in” nasıl çerçevelendiğini göstermektedir

    Sosyal Bilimi ve Sosyal Bilimciyi Düşünürken

    Get PDF
    Bundan kısa bir süre önce, üniversitemizin uzun süredir arzuladığı bir disiplinlerarası bir sosyal bilim dergisi çıkarma imkanına nihayet kavuştuğunu öğrendim. Biz kıdemli hocaların da yayınlanacak ilk sayıya katkıda bulunmamız istendi. Bizlere dergide ayrı bir bölüm ayrıldığını, bizlerden bilimsel bir makale beklenmediğini, düşüncelerimizi, birikimimizi, bilemiyorum ama ümit ederim ki, anılarımızı da aktaran bir yazı kaleme almamız isteniyordu. Bu zarif davete nasıl icabet edeceğimi düşündüğümde, otobiyografik bir deneyimden esinlenerek genel bir konuyu kaleme almak istedim. Meslektaşlarıma ve bana sıkça sorulan bir sorudan yola çıkarak, öğrencilerin üniversiteye girerken yapacakları tercihlerde böyle bir yazının faydalı olabileceğini düşündüm.Bundan kısa bir süre önce, üniversitemizin uzun süredir arzuladığı bir disiplinlerarası bir sosyal bilim dergisi çıkarma imkanına nihayet kavuştuğunu öğrendim. Biz kıdemli hocaların da yayınlanacak ilk sayıya katkıda bulunmamız istendi. Bizlere dergide ayrı bir bölüm ayrıldığını, bizlerden bilimsel bir makale beklenmediğini, düşüncelerimizi, birikimimizi, bilemiyorum ama ümit ederim ki, anılarımızı da aktaran bir yazı kaleme almamız isteniyordu. Bu zarif davete nasıl icabet edeceğimi düşündüğümde, otobiyografik bir deneyimden esinlenerek genel bir konuyu kaleme almak istedim. Meslektaşlarıma ve bana sıkça sorulan bir sorudan yola çıkarak, öğrencilerin üniversiteye girerken yapacakları tercihlerde böyle bir yazının faydalı olabileceğini düşündüm

    Halkın İradesi Demokrasiye Karşı: Türkiye’de Popülist Otoriterleşme

    Get PDF
    In this article, I study the relationship of the Justice and Development Party’s (Adalet ve Kalkinma Partisi, AKP) populism-in-power and democracy, from a comparative and historical perspective, and based on a critical engagement with the populism literature. I begin by highlighting the political institutional expression of the populist political vision (to reflect the popular will in power), which prioritizes competitive elections among a variety of modern democratic institutions and mechanisms.  Based on this perspective, I outline a particular populist route to competitive (or electoral) authoritarianism: when in power, because populists exalt elections and undermine existing liberal democratic mechanisms that bridge people to power, they deprive citizens of the power to hold rulers accountable. I then trace the lineage of the populist political imagination in Turkey, demonstrating the continuities and discontinuities between the Democrat Party’s (Demokrat Parti, DP) and the AKP’s conceptions of the people and democracy. I argue that despite these parties’ differences on the level of the politicization of cultural divisions, there is a crucial continuity: the equalization of democracy with an exalted elected executive branch. Finally, I concentrate on the impact of the AKP’s populism-in-power on the Turkish political regime. I argue that because the AKP came to power in a defective democracy (with extra-democratic checks on the elected rulers and prone to the concentration of power), by 2011, the party managed to reframe Turkish political institutions according to their right-wing populist vision of democracy, an authoritarian regime with competitive elections.Bu makalede Adalet ve Kalkınma Partisini’nin (AKP) iktidardaki popülizmiyle demokrasinin ilişkisini, karşılaştırmalı ve tarihsel bir perspektiften ve popülizm literatürüne eleştirel bir bakış açısıyla inceliyorum. Yazıya ilk olarak çeşitli demokratik kurumlar ve mekanizmalar arasında rekabetçi seçimlere öncelik veren popülist siyaset anlayışının siyasi kurumsal ifadesini (iktidardaki halk iradesini yansıtmak için) vurgulayarak başlıyorum. Bu perspektife dayanarak, rekabetçi (veya seçimli) otoriterliğe giden bir popülist rota belirliyorum: popülist iktidarlar, seçimleri yücelttikleri ve yurttaşlarla yönetim arasında köprüler kuran liberal demokratik mekanizmaları baltaladıkları için, vatandaşları, yöneticileri sorumlu tutma gücünden mahrum ediyorlar. Daha sonra, Demokrat Parti (DP) ile AKP’nin halk ve demokrasi anlayışlarının süreklilik ve farklılık gösterdiği yerleri belirleyerek Türkiye’deki popülist siyasi tahayyülün izini sürüyorum. Bu partilerin kültürel bölünmeleri siyasallaştırma düzeyindeki farklılıklara rağmen, önemli bir ortaklıklarının olduğunu iddia ediyorum: demokrasinin seçilmiş olmakla yüceltilmiş bir yürütme organıyla eşitlenmesi. Son olarak, AKP’nin iktidardaki popülizminin Türkiye siyasal rejimi üzerindeki etkisine odaklanıyorum. Kusurlu bir demokraside iktidara gelmesinden dolayı (seçilmiş yöneticiler üzerinde demokrasi dışı kontrol mekanizmalarının olduğu ve güç yoğunlaşmasına yatkın), AKP’nin, 2011 yılına kadar, Türkiye siyasal kurumlarını, otoriter bir rejimle rekabetçi seçimleri birleştiren sağ popülist vizyonuna göre, yeniden düzenlemeyibaşardığını iddia ediyorum

    Tüm Rüzgarlara Karşı: Popülizm Milliyetçilik Ekseninde Milliyetçi Hareket Parti-si’nin Söylemi

    No full text
    The rise of radical right populist parties in Europe has made it essential for students of political science to understand this amalgam of populism and nationalism.Textbook examples of new actors on the political scene are characterized by a strong populist discourse and a significant nationalist/nativist ideology. The Nationalist Action Party of Turkey ranks high in the list of populist actors (Inglehart & Norris, 2016), and we demonstrate the divergent and convergent points in the populism–nationalism nexus, with an emphasis on the rhetoric of Devlet Bahçeli, the leader of the Nationalist Action Party.Avrupa’da radikal sağ populist partilerin yükselişi, siyaset bilimi çalışanların milliyetçilik ve popülizm arasındaki bu kaynaşmanın nedenlerini tartışmaya itti. Popülizm konusundaki çalışmaların tipik örnekleri olan partilerin kuvvetli bir populist söylemin yanısıra milliyetçi/etnikçi ideolojilere de sahip olmaları çok defa vurgulandı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Inglehart ve Norris (2016) gibi karşılaştırmalı çalışma yapanlar tarafından oluşturulan listelerde en üst sıralarda gösterilmektedir. Bu yazıda MHP lideri Devlet Bahçeli’nin konuşmalarındaki söyleme odaklanarak popülizm-milliyetçilik ekseninde ortak ve farklı noktaları göstermeyi amaçlıyoruz

    Editörden

    Get PDF

    Hakikatin Evini Sular mı Bastı? Dünyada ve Türkiye’de Bilim, Bilim İnsanları ve Üniversiteye Dair Bir Ufuk Turu

    Get PDF
    Covid-19 salgınıyla birlikte bütün insanlık doğanın ve toplumların işleyişine dair fikirlerini gözden geçirmek zorunda kaldı. Bu gözden geçirme sürecinden bilim de nasibini aldı, alıyor. Kitlelerin bilime bakışında ikircikli bir dönüşüm meydana geldi. Bir yandan, olup biteni açıklamada, yine de bilimin en güvenilir yol olduğu inancı pekişti; beri yandan, aynı bilimin sanıldığı gibi her şeyi tam bir kesinlikle bildiği biçimindeki genel kanı örselendi. Neredeyse iki yüz yıldız hakikate ulaşmak üzere yola çıkmış bütün diğer rakiplerini (teolojiyi, felsefeyi, halk bilgeliğini) ezip geçmiş olan bilimin “kesinlik” iddiası sallantıya girdi. Geniş kitleler, oldum olasıya bilimin bizatihi kendisiyle ilgilenmezler; onun bağrından üretilen sonuçlara, teknolojik gelişmelere bakarlardı. Son dönemlerde büyük depremler sonrası gelişen eğilimin benzeri Covid-19 salgını dolayısıyla su yüzüne çıktı. “Çare nedir?” kadar, “Neden? Nasıl?” sorusu da zihinleri meşgul etmeye başladı.Covid-19 salgınıyla birlikte bütün insanlık doğanın ve toplumların işleyişine dair fikirlerini gözden geçirmek zorunda kaldı. Bu gözden geçirme sürecinden bilim de nasibini aldı, alıyor. Kitlelerin bilime bakışında ikircikli bir dönüşüm meydana geldi. Bir yandan, olup biteni açıklamada, yine de bilimin en güvenilir yol olduğu inancı pekişti; beri yandan, aynı bilimin sanıldığı gibi her şeyi tam bir kesinlikle bildiği biçimindeki genel kanı örselendi. Neredeyse iki yüz yıldız hakikate ulaşmak üzere yola çıkmış bütün diğer rakiplerini (teolojiyi, felsefeyi, halk bilgeliğini) ezip geçmiş olan bilimin “kesinlik” iddiası sallantıya girdi. Geniş kitleler, oldum olasıya bilimin bizatihi kendisiyle ilgilenmezler; onun bağrından üretilen sonuçlara, teknolojik gelişmelere bakarlardı. Son dönemlerde büyük depremler sonrası gelişen eğilimin benzeri Covid-19 salgını dolayısıyla su yüzüne çıktı. “Çare nedir?” kadar, “Neden? Nasıl?” sorusu da zihinleri meşgul etmeye başladı

    In Search of Human Nature

    Get PDF
    In recent years I have been teaching a general elective course called “Human Nature”. On the first day of class, when I ask the students to tell me what they think about human nature, most of their responses revolve around the question of whether human beings are naturally cooperative and good, or naturally selfish and bad (the majority tends to favor the second alternative). Later in the course, I ask them to tell me what they think morality is; most say it is a set of rules for behavior imposed on the individual by society. A few of them dissent, maintaining that conscience is inborn.In recent years I have been teaching a general elective course called “Human Nature”. On the first day of class, when I ask the students to tell me what they think about human nature, most of their responses revolve around the question of whether human beings are naturally cooperative and good, or naturally selfish and bad (the majority tends to favor the second alternative). Later in the course, I ask them to tell me what they think morality is; most say it is a set of rules for behavior imposed on the individual by society. A few of them dissent, maintaining that conscience is inborn

    ‘Almost One of Us’: Fieldwork in Turkey 1969-1971

    Get PDF
    I first came to Turkey in September 1964. I was twenty-one. I spent two years teaching English, first in a town in Central Anatolia and then in one in the East. By the end of my stay I was speaking quite fluent Turkish. My perspective on Turkey was, and still is, heavily influenced by my intense personal, and inter-personal, experience in Anatolia during those years. I gained a perspective on the country that might even be called anthropological, though I had not yet studied anthropology. I was taken aback by the incredible palimpsest of past civilizations everywhere I visited (and I travelled throughout the country whenever I had the chance), by the dynamics of contemporary Turkish society, and by the warmth of social relationships.I first came to Turkey in September 1964. I was twenty-one. I spent two years teaching English, first in a town in Central Anatolia and then in one in the East. By the end of my stay I was speaking quite fluent Turkish. My perspective on Turkey was, and still is, heavily influenced by my intense personal, and inter-personal, experience in Anatolia during those years. I gained a perspective on the country that might even be called anthropological, though I had not yet studied anthropology. I was taken aback by the incredible palimpsest of past civilizations everywhere I visited (and I travelled throughout the country whenever I had the chance), by the dynamics of contemporary Turkish society, and by the warmth of social relationships

    260

    full texts

    270

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇