DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    The Legal Status of the Turkish Straits: From Sevres Through Lausanne to Montreux

    No full text

    The couses of coastal erosion in Aliağa

    No full text
    Dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de kıyı alanları yerleşimin en fazla olduğu ve yaşamsal olarak birçok açıdan önem ihtiva eden alanlardır. Bu çalışmada, genel olarak kıyı ve kıyı alanlarını etkileyen parametreler tanımlanmış, özellikle kıyıda meydana gelmiş olan erozyon, kıyı değişimine etkisi olan doğal sebepler ve insan aktiviteleri incelenerek, araştırmamıza uyarlanmaya çalışılmıştır. Bu bilgilerin ışığında İzmir ili, Aliağa ilçesi, Güzelhisar Deresi ağzı ve güney sahilinin genel durum bilgisi verilerek, kıyı değişimi saptamaları Coğrafi Bilgi Sistemlerinden (CBS) de yararlanılarak ifade edilmiş, değişimin nedenleri incelenmiştir. İncelememiz dört ana bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde kıyı ile ilgili tanımlar, kıyı bölgelerinin değişimini etkileyen faktörlerin genel tanımlanması yapılarak, çalışma alanın coğrafi, tarihi, jeolojik durumu bölge kıyılarını etkileyen faktörlerin anlatımları yapılmıştır. İkinci bölümde, materyal ve yöntem başlığı altında Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak değişim görsel ve rakamsal olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde bulgular incelenmiş, doğal etmenler, bölgedeki kıyı alanı madencilik çalışmaları, CBS hesaplamaları belirtilmiştir. Dördüncü ve son bölümde değerlendirme, tartışma adı altında toplanan veriler, değerler yorumlanmış, öneriler verilerek çalışma sonuçları özetlenmiştir. The coastal zones have dense population and important for the living in Turkey, like other coastal zones in the world. In this study, the parameters that affect the coastal zones are described, especially the erosion taking place in the coastal zones, the natural reasons causing coastal changes and human activities were investigated, and was adopted to the our research. Depending on this information, general status of the Guzelhisar Stream mouth and south beach in Izmir, Aliaga is given, and the coastal changes are described by the Geographical Information Systems (GIS), and the reasons of these changes are investigated. Our study consists of four main section. In the first section, the definitions related with the coast, the factors affecting the change of the coastal zones are described. The geographical, geological and historical factors affecting the study region are given. In the second section, under the topic of material and method, the changes are shown visually and numerically by using the GIS. In the third section, the findings are investigated, natural reasons, the mine activities at the coastal zone, and GIS calculation in the region are specified. In fourth and the last section, under the topic of evaluation and discussion, the collected data are interpreted and the study are concluded by giving suggestions

    The characterization of bi-based ceramic superconductors by magnetic susceptibility measurements

    No full text
    Bi1,7-xPb0,3GdxSr2Ca2Cu3Oy ve Bi1,7-xPb0,3NbxSr2Ca2Cu3Oy süperiletken örneklere Niyobyum ve Gadolinyum eklenmesinin yapısal, manyetik ve süperiletken özellikler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Süperiletken örnekler geleneksel katıhal reaksiyon yöntemi ile hazırlanmıştır. Niyobyum ve Gadolinyum katkılı süperiletken örneklerin geçiş sıcaklığını, kritik akım yoğunluğunu ve boşluk konsantrasyonunu belirlemek için ac alınganlık ölçümleri ve örneklerin yapısal karakterizasyonu, yüzey morfolojisi ve faz analizi için X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve yoğunluk ölçümleri yapılmıştır. AC alınganlık ölçümlerinden Niyobyum katkısı ile kritik başlangıç sıcaklıklarının Nb0, Nb1, Nb2, Nb3, Nb4 örnekleri için sırasıyla 108, 105, 104, 105, 100 K ve Gadolinyum katkısı ile kritik başlangıç sıcaklıklarının Gd0, Gd1, Gd2, Gd3, Gd4 örnekleri için sırasıyla 108, 77, 77, 72, 70 K olduğu gözlenmiştir. XRD ölçümleri, Niyobyum katkısı ile yüksek-Tc fazının hacim kesri artarken düşük-Tc fazının hacim kesrinin azaldığını ve Gd katkısının artmasıyla ise yüksek-Tc fazının hacim kesrinin azaldığını ve düşük-Tc fazının hacim kesrinin sisteme hakim olduğunu göstermektedir. SEM fotoğraflarından Niyobyum katkı miktarı arttıkça porozitenin azaldığı ve tanecikler arası bağlantıların iyileştiği, Gd katkı oranı arttırıldığında ise, örneklerin yüzey morfolojisinin ve tanecik bağlılığının bozulduğu gözlenmiştir. Yoğunluk ölçümleri de SEM sonuçlarını desteklemektedir. The effects of addition of Niobium and Gadolinium on structural, magnetic and superconducting properties in Bi1,7-xPb0,3GdxSr2Ca2Cu3Oy and Bi1,7-xPb0,3NbxSr2Ca2Cu3Oy superconducting samples were investigated. The superconducting samples were prepared by conventional solid state reaction method. The investigation consisted of X-ray diffraction (XRD), scanning electron microscope (SEM), density measurements for structural characterization, surface morphology and phase analysis and ac susceptibility to determine the critical current density and hole concentration of the samples. In ac susceptibility measurements with Niobium addition, the critical onset temperatures were observed to be about 108, 105, 104, 105 and 100 K for samples Nb0, Nb1, Nb2, Nb3 and Nb4, and with Gadolinium addition, the critical onset temperatures were observed to be about 108, 77, 77, 72, and 70 K for samples Gd0, Gd1, Gd2, Gd3 and Gd4, respectively. XRD measurements show that high-Tc phase increases and low-Tc phase decreases with the Niobium substitution whereas high-Tc phase volume fraction decreases and low-Tc phase volume fraction dominates the system with increasing Gd addition. When Niobium addition was increased, the porosity decreases and grain connectivity of the samples were observed to improve and when Gd addition ratio was increased, surface morphology and grain connectivity of the samples were observed to degrade from SEM investigations. Density measurements are in line with SEM results

    THE PROBLEM OF HORRENDOUS EVILS ANDHELLIN MARILYN MCCORD ADAMS'S PfiiLOSOPHY OF RELIGION

    Get PDF
    Bu makalede, çağdaş din felsefecisi Marilyn McCord Adams tarafindan ileri sürülen korkunç kötülük sorunu ve bu sorunun Hıristiyanlık'taki cehennem inancı ile ilişkisi konu edinilmek:tedir. Adams'a göre, insanı yaşamın bizatihi iyi bir şey olduğundan kuşkuya düşüren kötülükler olarak tanımlanan 'korkunç kötülükler' geleneksel öneriler ile çözüme kavuşturulamazlar. Onlann çözümü için kimi dini gelenekler işin içine sokulmalı ve çözüm de dini temelde aranmalıdır. İşte bu makalede, sorunun çözümüne ilişkin Adams'ın önerisi ele alınmakta ve bu önerinin doğal uzantlsı olan evrenseki cehennem anlayışı üzerinde durulmaktaclır. Tbis article deals with the problem of horrendous evils that asserted by the contemporary philosophy of religion Marilyn McCord Adams and its relation with the doctrine of traditional hell in the Christianity. According to Adams, the problem of horrendous evils, defined as the human doubt that life is good, can't be resolved by the traditional solutions. To solve the problem, this issue has to refer some religious traditions on the religious ground. In this article we examine Adams's proposal for the solution of the problem of evil and investigate universalism as a natural extension of this proposa

    THE SIGNIFICANCE OF PLANNING TO PRESERVATION OF ARCHAEOLOGICAL SITES: GUVERCINKAYASI SITES MANAGEMENT PLAN AND FIRST IMPLEMENTATIONS

    Get PDF
    Aksaray ili, Gülağaç ilçesi, Çatalsu Köyü sınırları içerisinde yer alan Güvercinkayası yerleşmesindeki kazı çalışmaları 1996 yılından itibaren aralıksız devam etmektedir. Kazı çalışmalarında MÖ 5200-4750 (cal.C14) yıllarına tarihlenen Orta Kalkolitik Çağ yerleşmesi açığa çıkarılmıştır. Güvercinkayası'nın aşağı ve yukarı yerleşme tarzındaki plan tipi, insanlık tarihinin kentleşme sürecine ışık tutmaktadır. Etkileri günümüze yansıyan Kalkolitik Dönem'deki toplumsal dönüşümün izlerini bünyesinde barındıran Güvercinkayası buluntularının, gelecek nesillere ulaştırılması zorunludur. Bu amaçla 2008-2011 yıllarında yapılan çok yönlü bir çalışma ile Güvercinkayası ve çevresindeki diğer kültür varlıklarının sürdürülebilir korunmasını hedefleyen Yönetim Planı hazırlanmıştır. Plan kararlarında, bütüncül korumanın gereği olarak, alan içerisinde kalan yerel halkın geleneksel yaşam tarzlarının belgelenmesi ve korunmasına yönelik hükümler de yer almıştır. Bu çalışmada alanın mevcut durum analizleri, Yönetim Planı kararları ve bu güne kadar yapılan uygulamalar hakkında bilgi verilecektir Güvercinkayası is located in the southwest of Çatalsu village, Gülağaç in Aksaray province. During the excavations which have been in progress since 1996, a Middle Chalcolitic Age settlement dated back to 5200-4700 BC (cal.C14) has been unearthed. The structure of Güvercinkayası, which is in the upper and lower settlement form, has shed light on the process of urbanization. It is crucial to preserve the remains of Güvercinkayası for the future generations as it consists of traces of social transformation in the Chalcolithic Age. For this reason, after a multi-directional study carried out between the years 2008-2011, a site management plan has been prepared aiming at the sustainable preservation of the remains surrounding the area of Güvercinkayası. Furthermore, as a necessity of holistic preservation, documentation and preservation of traditional lifestyles of local community has been given place in the decisions of the plan. This study consists of the analysis of current condition of the site and the decisions and implementations of the management plan

    WOODEN BOAT BUILDING IN THE BARTIN REGION

    Get PDF
    Endüstri devrimi her alanda olduğu gibi tekne yapımcılığı konusunda da köklü değişiklikler yaşanmasına neden olmuş, tekne inşa teknolojisi ve malzemelerinde de büyük yenilikler meydana getirmiştir. Bu doğrultuda XIX. yüzyıldan itibaren ahşap tekne ve gemilerin yerini hızla demir ve çelik gövdeli taşıtlar almaya başlamıştır. Bununla birlikte ahşap malzemeden tekne ve gemi yapımı, içerisinde yaşadığımız yüzyılda dahi sürmektedir. Bartın yöresi, Türkiye kıyılarında ahşap tekne yapımcılığının geleneksel teknik, yöntem ve malzemelerle canlı bir şekilde icra edildiği son merkezlerdendir. Bu çalışma, Bartın yöresinde gerçekleştirilen alan araştırmalarında elde edilen bilgiler ışığında hazırlanmış olup geleneksel bir meslek olan tekne yapımcılığının kültürel ve geleneksel boyutlarıyla analizini içermektedir As in every area, the industrial revolution also led to radical changes in the field of boat building, and there were major innovations in boat building technology and materials. In this context, from the XIXth century onwards, iron and steel framed vessels began to quickly replace wooden boats and ships. However, the building of boats and ship using woods does still continue in this century. The region of Bartın is one of the last remaining centres on the coast of Turkey where the building of wooden boats stil continues in a dynamic manner, with the use of traditional techniques, methods and materials. This article has been prepared in the light of the information obtained through field research in the Bartın region, and comprises the analysis of the cultural and traditional dimensions of boat building as a traditional craft

    The Formation Process of Feminist Theater in the West

    Get PDF
    Ataerkil düzenin hüküm sürdüğü Batı toplumlarında, tarih boyunca kadınların varlığı, kültürü, deneyimleri yok sayılmış, kadınfigürler tarihten silinmiştir. Siyasi ve politik gelişmelere koşut olarak ortaya çıkan ve kadın hareketi anlamına gelen feminizm,tarihten silinen kadın sanatçıları gün yüzüne çıkarmayı, erkek egemen söylemin kadınları baskı altına aldığını görünür kılmayı,kadına ait yeni bir kültür yaratmayı, ataerkil toplumsal cinsiyet kimliği dışında bir kadın kimliği oluşturmayı amaç edinmiştir.Feminizm tiyatro sanatında da yansımasını bulmuştur. Son yıllarda yükselişe geçen feminizm ve feminist tiyatroaslında uzun bir geçmişe sahiptir. Bu makalede feminist düşünce ve feminist tiyatronun geçmişine ışık tutmak, oluşumsürecini aydınlatmak; çağdaş feminist hareketin ve çağdaş feminist tiyatronun temeli olan radikal feministlerin düşüncelerinive tiyatro çalışmalarına çalışmalarını genel hatlarıyla ele almak amaçlanmıştır Throughout history, women's presence, their culture and experiences are ignored, and female figures are obliterated inWestern societies dominated by patriarchal order. Feminism, which means the women act arose in parallel to the politicaldevelopments, aims to reveal especially women artists; to visualize the pressure that is put on women by the male-dominateddiscourse; to create a female identity outside of patriarchal gender identity. Feminism has also found its reflectionin the art of theater. As feminism and feminist theater are in rise recently, they actually have a long histoy. In this paper itis aimed to shed light on the history of feminist thought and feminist theater; to enlighten their evolution; to refer generallyto radical feminist's ideas and theater studies which are the essentials of the modern feminist act and contemporaryfeminist theater

    The Competency of Primary School Classroom Teachers in the Recognition of the Children with Attention Deficit/Hyperactivity Disorder

    Get PDF
    Giriş: DEHB çocukluk çağının en sık rastlanan psikiyatrik hastalıklarındandır. DEHB sorunları yaşayan bir çocuğun tanılanmasında öğretmenler kritik bir role sahiptir. Amaç: İlköğretim sınıf öğretmenlerinin çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunu (DEHB) Tanıma Yeterliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Tanımlayıcı araştırmanın evrenini, Orta Anadolu'da bir İl Merkezinde, 18 ilköğretim okulunda görevli 180 sınıf öğretmeni oluşturdu. Araştırma, gönüllü 143 sınıf öğretmeni ile yürütüldü. Veriler; öğretmenlere yönelik sosyo-demografik form ve Almacıoğlu (2007) tarafından geliştirilen "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tanıma Yeterliliği" Ölçeği ile toplandı. Bulgular: Öğretmenlerin DEHB tanıma yeterliliği ölçeği puan ortalaması 8.26±2.92 dir. Ölçek ortalama puanı, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, mezuniyet öncesinde DEHB hakkında eğitim alıp almama, DEHB hakkında tekrar eğitim alma, konu hakkında kitap ve makale okuma durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak farklılık göstermedi. Hizmet içi eğitim alanlar ve kitap ve /veya makale okuyanlar istatistiksel olarak fark olmasa da daha yüksek puan ortalamasına sahipti. Öğretmenlerin %74.8'i bu sorunu olan çocuklara yaklaşım, yönlendirme açısından sıkıntı yaşadıklarını ve kendilerine destek alabilecek bir okul sağlığı hemşiresinin bulunmasını önemli buldu. Sonuç: Sınıf öğretmenlerinin DEHB tanıma yeterlikleri orta düzeydedir, bu yeterliklerinin arttırılması için öğretmen yetiştirmede eğitim programlarına DEHB hakkında ders konularının eklenmesi, hizmet içi eğitimler düzenlenmesi yararlı olacaktır. Okullarda okul hemşirelerinin görev alması, öğretmenler ve rehberlik araştırma merkezi işbirliği ile bu özel gruplara ve ailelere destek vermesi vurgulandı Giriş: DEHB çocukluk çağının en sık rastlanan psikiyatrik hastalıklarındandır. DEHB sorunları yaşayan bir çocuğun tanılanmasında öğretmenler kritik bir role sahiptir. Amaç: İlköğretim sınıf öğretmenlerinin çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunu (DEHB) Tanıma Yeterliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Tanımlayıcı araştırmanın evrenini, Orta Anadolu'da bir İl Merkezinde, 18 ilköğretim okulunda görevli 180 sınıf öğretmeni oluşturdu. Araştırma, gönüllü 143 sınıf öğretmeni ile yürütüldü. Veriler; öğretmenlere yönelik sosyo-demografik form ve Almacıoğlu (2007) tarafından geliştirilen "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tanıma Yeterliliği" Ölçeği ile toplandı. Bulgular: Öğretmenlerin DEHB tanıma yeterliliği ölçeği puan ortalaması 8.26±2.92 dir. Ölçek ortalama puanı, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, mezuniyet öncesinde DEHB hakkında eğitim alıp almama, DEHB hakkında tekrar eğitim alma, konu hakkında kitap ve makale okuma durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak farklılık göstermedi. Hizmet içi eğitim alanlar ve kitap ve /veya makale okuyanlar istatistiksel olarak fark olmasa da daha yüksek puan ortalamasına sahipti. Öğretmenlerin %74.8'i bu sorunu olan çocuklara yaklaşım, yönlendirme açısından sıkıntı yaşadıklarını ve kendilerine destek alabilecek bir okul sağlığı hemşiresinin bulunmasını önemli buldu. Sonuç: Sınıf öğretmenlerinin DEHB tanıma yeterlikleri orta düzeydedir, bu yeterliklerinin arttırılması için öğretmen yetiştirmede eğitim programlarına DEHB hakkında ders konularının eklenmesi, hizmet içi eğitimler düzenlenmesi yararlı olacaktır. Okullarda okul hemşirelerinin görev alması, öğretmenler ve rehberlik araştırma merkezi işbirliği ile bu özel gruplara ve ailelere destek vermesi vurguland

    Parça parça doğrusal sistemlerin kanonik ve konvansiyonel gösterilimler kullanarak geribeslemeyle doğrusallaştırılması, kararlılığı ve kontrolü

    No full text
    Parça Parça Doğrusal (PPD) sistemler, doğrusal olmayan sistemlerin nicel olarak basit nitelik olarak zengin bir alt sınıfını oluştururlar. Bir yandan, elektrik mühendisliğinin en temel doğrusal olmayan devre elemanı olan iki-parçalı PPD ideal diyot modeli, en basit örnek olarak verilebilir. Diğer yandan, tek doğrusal olmayan eleman olarak üç-parçalı PPD bir direnç içeren Chua devresi, basit devre yapısına karşın bilinen en karmaşık doğrusal olmayan dinamik davranışlardan birisi olan kaotik davranışlar gösteren PPD bir dinamik sistem örneği olarak verilebilir. Doğrusal analiz yöntemlerinin kullanılmasına izin vermesi ve doğrusal sistemler için geliştirilen kontrol sistem analiz ve tasarım yöntemlerinin bu özel doğrusal olmayan sistem sınıfı için genişletilmesine uygun bir yapı sağlamasından dolayı, PPD sistem ve kontrolör modelleri kontrol alanında ilgi çekmeye başlamıştır. Tez, PPD kontrol sistemleri alanına üç ana katkı yapmaktadır. Tez, PPD kontrol sistemlerinin geribeslemeyle doğrusallaştırılması için kanonik gösterilimlere dayalı yöntemlerinin geliştirilmesini sağlamaktadır. İkinci katkı ise önerilen kayan kipli kontrol ile gürbüz kaotikleştirme yöntemidir. PPD kontrol sistemlerinin Liapunov kararlılık analizi için, dejenere elipsoitlerin kesişimi ve verteks gösterilimlerine dayalı yeni dördün Liapunov işlevleri önermesi tezin üçüncü katkısını oluşturmaktadır. PPD kontrol sistemlerinin geribeslemeyle doğrusallaştırılmasında kullanılan mutlak değer temelli kanonik gösterilim, PPD sistemlerinin kararlılık analizi ve kontrolör tasarımı için bir parametrikleştirme ve sıkı kapalı biçimde çözümler sunmaktadır. Parametrikleştirme ve kapalı çözümler, kontrol sistemlerinin analiz ve tasarımı üzerine gelecekte yapılabilecek kuramsal ve uygulamalı çalışmalara bir taban oluşturmaktadır. Piecewise Affine (PWA) systems constitute a quantitatively simple yet qualitatively rich subclass of nonlinear systems. On the one hand, two-segment PWA ideal diode model, which is the most basic nonlinear circuit element of electrical engineering, can be considered as the simplest example. On the other hand, Chua?s circuit, which demonstrates one of the most complicated nonlinear dynamical behaviors, i.e. chaos, contains a three-segment PWA resistor as the unique nonlinear element. PWA system and controller models are becoming attractive in control area since they allow exploiting linear analysis techniques and providing a suitable structure for which the extension of the control system analysis and design methods originally developed for linear systems into this special nonlinear system class is possible. The thesis has three main contributions to the PWA control systems area. For the PWA control systems, the thesis introduces the development of feedback linearization methods for PWA control systems based on the canonical representation. The second contribution is the proposed robust chaotification method by sliding mode control. For the stability analysis of PWA control systems, a novel quadratic Lyapunov function based on intersection of degenerate ellipsoids and vertex representations of the polyhedral regions is the third contribution of the thesis. The absolute value based canonical representation employed in feedback linearization of PWA control systems provides parameterizations and compact closed form solutions for the controller design by feedback linearization. These parameterizations and closed form solutions constitute a basis for further theoretical and applied studies on the analysis and design of control systems

    Ökaryotik modelde cisplatin antitümör ajanının elektron transport sistemi üzerine etkisinin araştırılması

    No full text
    Erkek Sprague Dawley yetişkin sıçanlarının dokularından postmitotik hücrelerden oluşan beyin ve kalp ve bu dokularla birlikte yavaş hücre bölünmesine sahip karaciğer ve böbrek dokularının yanı sıra akciğer dokusunda, antitümör ajanı sisplatin, elektron transport sistemi enzimi; süksinat dehidrogenaz (SDH), adenine nükleotid seviyeleri, katalaz aktivitesi ve lipid peroksidasyon düzeylerine olan toksik etkisileri çalışılmıştır. Sisplatin seviyeleri karaciğerde yüzde otuz sekiz ppm/gr olarak maksimum seviyeye ulaşmıştır ve böbrek, beyin, akciğer ve kalpte sırasıyla yüzde otuz altı, yüzde yirmi dört, yüzde yirmi dört ve yüzde onbeş ppm/gr olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlar sisplatinin tüm dokulara transportunun olduğunu göstermektedir. Karaciğer, akciğer, kalp, beyin ve böbrekteki SDH aktiviteleri sırasıyla, yüzde altmış altı, yüzde kırk dokuz, yüzde kırk dört, yüzde kırk yedi, yüzde altmış üç oranlarında birinci günlerde kontrol gruplarına kıyasla azalış göstermiştir. Bu azalış birinci günün ATP seviyelerindeki yüzde elli üç, yüzde seksen üç, yüzde altmış iki, yüzde otuz ve yüzde yirmi dört azalışı ile ilişkilidir. Bu sonuçlar ışığında sisplatinin SDH enzim aktivitesi ve ATP düzeylerinin inhibisyonunu indüklediği önerilmektedir. Bununla birlikte, bir antioksidant enzim olarak CAT aktivitesi dokulara bağımlı olarak farklılıklar göstermektedir. LPO seviyeleri birinci günde sisplatin toksisitesine bağlı olarak sırasıyla karaciğer, akciğer, kalp, beyin ve böbrek dokularında kontrole kıyasla bir onda dört, bir onda dört, bir onda beş, bir onda iki ve bir onda beş kat artış göstermiştir. Sisplatin uygulanan dokularda birinci gündeki LPO seviyelerinin kontrole kıyasla yüksek olması sisplatin indüklü toksisiteyi göstermektedir. Bu sonuçlar sisplatin toksisitesine karşı antioksidant sistemin yeterli olmaması ile açıklanabilir. Bu yüzden çalışmanın ikinci aşamasında enzimatik vii olmayan bir antioksidant olan kapsaisin sisplatin ile birlikte enjekte edilerek kapsaisinin bu sistem üzerine etkisi araştırılmıştır. In order to determination of the antitumor agent cisplatin toxicity effect on electron transport chain (ETC) enzymes; succinate dehidrogenase (SDH), adenine nucleotide levels as well as catalase (CAT) and lipid peroxidation (LPO) levels of five different tissues, three of which are composed of post mitotic cells (brain, heart) and two of slowly dividing cells (liver and kidney) as well as lung tissues of Male Sprague Dawley adult rats, were investigated with respect to various days. Cisplatin levels reached to maximum in liver as zero point thirty eight ppm/gr tissue and the levels were ordered as kidney, brain, lung and heart as zero point thirty six, zero point twenty four, zero point twenty four and zero point fifteen ppm/gr tissue, respectively. The results shows that cisplatin transported all studied tissues. In the present study, the SDH activities of liver, lung, heart, brain and kidney decreased sixty six, fourty nine, fourty four, fourty seven, sixty three percent compared to control at first day. These decreases were accompanied by ATP levels as fifty three, eighty three, sixty two, thirty, twenty four percent at first day. The results may suggest that cisplatin agent induce the inhibition of SDH enzyme activity in addition ATP levels. Nevertheless, as an antioxidant enzyme CAT activity showed different trends depending on the tissue. LPO levels increased depending on cisplatin toxicity zero point four-fold, zero point four-fold, zero point five-fold, zero point two-fold and zero point five-fold compared with control groups of liver, lung, heart, brain and kidney, at first day respectively. According to the our results, cisplatin induced toxicity in each tissue especially for first day were determined with higher LPO levels, the results can be explained by insufficiency in enzymatic and nonenzymatic antioxidant systems against to cisplatin toxicity therefore in the second last step of the thesis, we added cisplatin with capsaicin which is non-enzymatic antioxidant to determine capsaicin effect on these system. v In general, SDH activity in cisplatin with capsaicin treated tissue increased while CAT activity and LPO levels decreased compared to only cisplatin groups. The results suggest that capsaicin have antioxidant capacity to scavenge ROS to prevent membrane damage

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇