DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    LONG-TERM OUTCOMES OF HEMICENTRAL RETINAL VEIN OCCLUSION

    Get PDF
    Amaç: Hemi-Santral Retinal Ven Tıkanıklığı (HSRVT) tanısıyla izlenen olguların uzun dönem takiplerinde görme sonuçlarını ve komplikasyonları değerlendirmek. Yöntemler: Ocak 1992-Ocak 2001 tarihleri arasında optik koherens tomografi öncesi döneme ait HSRVT tanısı konulan, 2 yıl ve üzeri düzenli takibi olan 25 hastanın 25 gözü retrospektif dosyaları taranarak incelendi. Dosya incelemelerinde hastaların yaşı, cinsiyeti, sistemik risk faktörleri, hangi gözün etkilendiği, tam oftalmolojik muayeneleri ve gelişen komplikasyonlar kaydedildi. İlk başvuda çekilen Fundus Fluoresein Anjiografi (FA) sonuçları incelendi. Hastalar FA bulgularına (noniskemik veya iskemik form) ve üst ya da alt retinal yarı etkilenmesine göre sınıflandırıldı. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 67,0 ± 11,0 yıl (41-90 yıl) ve ortalama takip süresi 6,4 ± 5,5 yıl (2-19 yıl) idi. Olguların 17'sinde (%68) sistemik bir hastalık mevcut olup, en büyük çoğunluğu hipertansiyon hastaları (%48) oluşturmaktaydı. Gözlerin 13'ünde (%52) alt hemisferik kadran ve 12'sinde (%48) üst hemisferik kadranda etkilenme olduğu saptandı. Hastalarımızın tanı esnasında görme keskinliği tüm gözlerde ortalama 1,08 ± 0,4 logMAR iken, son muayenede ortalama 0,89 ± 0,5 logMAR olarak saptandı (p>0,05). FA bulgularına göre tanı esnasında 10 gözde iskemi ve takiplerde noniskemik olguların 3'ünde iskemik forma dönüşüm tespit edildi. On disk alanından daha geniş iskemik alanlara retinal laser fotokoagülasyon uygulandı. HSRVT'ye bağlı 12 gözde makula ödemi, 3 gözde intravitreal hemoraji, 3 gözde epiretinal membran formasyonu, 3 gözde neovasküler glokom, 2 gözde optik atrofi ve 1 gözde yırtıklı retina dekolmanı geliştiği gözlendi. Perfüze makula ödemi tedavisinde grid laser fotokoagülasyon uygulandı. Sonuç: Hastaların uzun dönem takipte görme prognozu, başlangıç görme keskinliği ve komplikasyon gelişimi ile ilişkili bulundu. Hastaların uzun dönem takiplerinde rölatif görme artışı sağlansa bile, bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı Objective: To assess the visual outcomes and the complications in patients with Hemicentral Retinal Vein Occlusion (HCRVO) in the long-term. Methods: The medical records of 25 eyes of 25 patients, having regular follow-up for ≥2 years, diagnosed as HCRVO before Optical Cohorence Tomography (OCT) era between January 1992 and January 2001 were reviewed. During the survey, gender,age, affected side, complete ophthalmologic evaluations, systemic risk factors and complications were recorded. The images of Fundus Fluorescein Angiography (FA) at baseline were evaluated. The patients were classified according to the findings of the FA (non-ischemic or ischemic form) and the involvement of superior or inferior halves of the retina. Results: The mean age of the patients was 67.0 ± 11.0 years (range, 41-90 years) and the mean duration of follow-up was 6.4 ± 5.5 years (range, 2-19 years). Seventeen patients (68%) had a systemic disease and most of them were of hypertensive cases (48%). In 13 of the eyes (52%) inferior hemispheric quadrant and in 12 eyes (48%) superior hemispheric quadrant was found to be affected. The visual acuity at baseline was 1.08 ± 0.4 logMAR and it was 0.89 ± 0.5 logMAR at last visit (p>0.05). According to the findings of FA, ischemic form was detected in 10 eyes at the time of diagnosis, and conversion to ischemic form occured in 3 cases during the follow-up. Laser photocoagulation was performed on ischemic lesions that were more than 10 disc areas. The complications due to HCRVO were as follows; macular edema in 12 eyes, intravitreal hemorrhage in 3 eyes, epiretinal membrane formation in 3 eyes, neovascular glaucoma in 3 eyes, optic atrophy in 2 eyes and regmatogenous retinal detachment in 1 eye. Macular grid laser for perfused macular edema was performed. Conclusion: The visual prognosis of the patients in the long-run was found to be associated with the presenting visual acuity and the development of a complication. Even a relative increase in the visual acuity after the follow-up was achieved, the increase was not statistically significan

    The Reliability and Validity of The Organizational Cynicism Scale On Health Professionals

    Get PDF
    Sağlık çalışanlarının, beklentileri karşılanmadığı takdirde, kurumlarına karşı geliştirebilecekleri olumsuz tutum ve davranışları ifade eden örgütsel sinizmin belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarına gereksinim vardır. Amaç: Bu çalışma, sağlık çalışanlarında Örgütsel Sinizm Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliğini sınamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Metodolojik olarak gerçekleştirilen çalışmanın örneklemi İstanbul'da yer alan Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde çalışan hekim, hemşire ve ebelerden oluşan 140 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Veri toplama araçlarını sosyo-demografik bilgileri sorgulayan soru formu ve Örgütsel Sinizm Ölçeği oluşturmaktadır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini sınamak için kapsam geçerliği, madde analizi, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile iç tutarlılık katsayısı kullanılmıştır. Bulgular: Ölçek ifadelerinin kapsam geçerlik indeksinin .80 ve madde toplam puan korelasyon değerlerinin .59 - .91 aralığında ileri derecede anlamlı olduğu bulunmuştur (p < .001). Ölçek alt boyutlarının iç tutarlık katsayıları .86 - .93 ve ölçek bütününde ise α = .94 olarak hesaplanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda, ölçek maddelerinin faktör yüklerinin .54 - .85 aralığında olduğu ve uygulanan doğrulayıcı faktör analizinde ise, uyum indekslerinin iyi ve kabul edilebilir uyum gösterdiği saptanmıştır. Sonuç: Bilişsel, duyuşsal ve davranışsal olarak 3 alt boyut ve 14 maddeden oluşan Örgütsel Sinizm Ölçeği'nin sağlık çalışanlarında uygulanabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. Background: It's needed to use valid and reliable measurement tools for determining Organizational Cynicism that represents negative attitudes and behaviors which health professionals may develop against the institutions if their expectations are not met. Objectives: The current study was conducted to measure the reliability and validity of the Organizational Cynicism Scale on health professionals. Methods: The sample of the methodologically conducted study is composed of 140 health workers who are pyhsicians, nurses and midwives which employed in Hospitals of Ministry of Health in Istanbul. Sociodemographic information included questionnaire and Organizational Cynicism Scale are used as data collection tools. For testing the reliability and validity of the scale, content validity, item analysis, exploratory and confirmatory factor analysis and internal consistency were used. Results: Content validity index of the scale .80 and item total score correlation values of the scale were found very significantly between .59 - .91 (p < .001). Internal consistency coefficients for the subdimensions .86 - .93; and total of the scale's Cronbach's alpha cofficient value was found α = .94. The result of the exploratory factor analysis, factor loadings of the scale items ranged from .54 to .85 and the result of the applied confirmatory factor analysis, fit indexes showed a good fit, and acceptable accordance. Conclusion: It was determined that the Organizational Cynicism Scale which includes 14 items and three sub-dimensions; cognitive, affective and behavioural is a valid and reliable tool that can be applied on health professionals

    The outsourcing in ship management: Turkish ship owners' attitudes to third party ship management companies

    No full text
    Dış kaynak kullanımı yönetimsel bir karar olup neredeyse her sektörde yaygın hale gelmeye başlamıştır. Küreselleşmenin, rekabetin ve çok hızlı değişen çevre koşullarının etkisiyle dış kaynak kullanımına olan talep artmış bu durum denizcilik sektörünü de etkisi altına almıştır. Armatörler için en önemli ve en kapsamlı konu olan gemi yönetimi kavramı çeşitli yönetim türleri ve buna bağlı olan pek çok çeşit alt hizmetten oluşmaktadır. Bu kadar kapsamlı ve zaman zaman karmaşıklaşan bir kavram olan gemi yönetiminin çeşitli nedenlerle bu alanda uzmanlaşmış kişilere devredilmesi giderek kaçınılmaz olmaktadır. Çok hızlı değişen piyasa koşulları, yasal düzenlemeler ve diğer çevresel faktörler; her geçen gün gemi sahiplerini bu alanda uzman olan işletmelerden hizmet almaya zorlamaktadır. Üçüncü taraf gemi yönetim işletmeleri olarak adlandırılan bu tür uzman işletmelerden gemi yönetim hizmeti alma özellikle Avrupa ve Amerika?da son derece yaygın olarak kullanılırken, bu sektör Türkiye?de henüz o kadar yaygın kullanılır hale gelememiştir. Bu çalışmada, bunun nedenleri araştırılarak Türk armatörlerinin üçüncü taraf gemi yönetim işletmelerine yönelik bakış açıları incelenmek istenmiş ve Türk armatörlerine bir anket uygulaması yapılmıştır. As a managerial decision, the outsourcing has become prevalent in almost every sector. With the effects of the globalisation, competition and rapidly changing environmental conditions, the demand for outsourcing has increased and this situation also has taken hold of the maritime sector. The ship management concept, which is the most important and comprehensive subject for the ship owners, consists of different management types and a wide range of sub services connected to it. It?s getting more inevitable to assign the ship management, an outstanding concept covering a huge scope of principles and sometimes getting more and more complicating, to the professional managers for a variety of reasons. Therefore, rapidly changing market conditions, legal regulations and other environmental factors force ship owners to get service from the professionals. While taking services from certain specialist businesses called third party ship mangement companies, has become highly prevalent especially in Europe and America, such practice has not yet widely preferred in Turkey. In this study, the reasons of this situation were searched. The attitudes and/or perceptions of Turkish ship owners towards third party ship management companies were analyzed and a questionnaire was conducted through Turkish ship owners

    Reporting Judicial News by Press and Presumption of Innocence

    No full text

    The influence of the Eastern Mediterranean transient in the Aegean sea

    No full text
    Çalışma, Doğu Akdeniz Taşınımının (Eastern Mediterranean Transient, EMT), Ege Denizi'ne olan etkilerini uzun süreli meteorolojik ve oşinografik veriler kullanarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. EMT süreci, birçok farklı kaynaktan elde edilen veriler kullanılarak incelenmiştir. Atmosferik etkileri araştırmak amacıyla, Devlet Meteoroloji İşleri'nden uzun süreli rüzgar yönü ve şiddeti, atmosfer basıncı, hava sıcaklığı, yağış, buharlaşma, yüzey suyu sıcaklığı ve deniz suyu sıcaklığı verileri temin edilmiştir. Uzun dönemli CTD değişimleri Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü (DBTE) ve Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi 'den (SHOD) elde edilen veriler kullanılarak araştırılmıştır. Yüzey suyu sıcaklığının zamana ve mekana bağlı değişimleri AVHRR Pathfinder beşinci sürüm uydu verileri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, eldeki veriler doğrultusunca uzun dönemli mevsimsel değişimler EMT süreci göz önüne alınarak incelenmektedir. Ayrıca, NAOI ve NCPI aracılığı ile uzun dönemli meteorolojik olayların etkileri incelenmektedir. Sonuç olarak çalışma, Doğu Akdeniz Taşınımının Ege Denizi'ne olan etkilerinin araştırılmasının yanında, Ege Denizi genel yüzey sirkülasyonunu, Ege Denizi'nin diğer havzalar ile ilişkilerini ve Ege Denizi'ndeki atmosfer deniz etkileşimleri üzerine bir araştırma ortaya koymayı amaçlamaktadır. Birçok farklı sürecin etkin olduğu EMT sürecinde, hava sıcaklıklarında görülen düşüşün ve yağış değişimlerinin etkinliği görülmektedir. Kış dönemi hava sıcaklığı ve NCPI arasında yüksek korelasyon değerleri bulunmaktadır. CTD analizleri Saros ve Gökçeada bölgelerinde, su kolonundaki yoğunluk seviyelerindeki artışların sıcaklık düşüşlerine bağlı olduğunu göstermektedir. This study, by using long term meteorological and oceanographic data, aims to display the effects of the Eastern Mediterranean Transient (EMT) on the Aegean Sea. The EMT process has been analyzed by using data derived from various sources. In order to ascertain the atmospheric effects, long term wind direction and force, atmospheric pressure, air temperature, precipitation, evaporation, surface water temperature and sea water temperature data have been obtained from the Turkish State Meteorological Service. The long term CTD changes have been ascertained with data acquired from the Institute of Marine Sciences and Technology and the Office of Navigation, Hydrography and Oceanography. The changes in the surface water temperature based on time and location have been analyzed by using AVHRR Pathfinder version five data. In the study, in accordance with the data on hand, the long term seasonal changes are analyzed by considering the EMT process. Also, through the North Atlantic Oscillation and the North Sea Caspian Patter indexes, the effects of the long term meteorological events are observed. In conclusion, the study, aside from analyzing the effects of the East Mediterranean movement on the Aegean Sea, aims to put forth an inquiry on the overall surface circulation of the Aegean Sea, the relation of the Aegean Sea to the other basins and on the atmosphere sea interactions in the Aegean Sea. During the EMT process, where a lot of different processes are effective, the effects of observed fall of air temperatures and precipitation changes can be seen. High correlation values can be found between the winter time air temperature and NCPI. The CTD analysis shows that the increase in the density levels of the water column in the Saros and Gokceada regions are in relation to the fall of the temperatures

    Polifenol-Fe(III) komplekslerinin ve tannik asit reçinenin sentezi, karakterizasyonu ve uygulamaları

    No full text
    Meşe palamudu ekstraktı olan Valeks, Türkiyede Ege bölgesinde özellikle Salihli'de yaygın olarak yetişen meşe ağaçlarının palamutlarından hidrolize edilen tanen çeşididir. Çalışmanın birinci bölümünde Fe(III)-Valeks ve karşılaştırma amacıyla kullanılan Fe(III)-Tannik asit kompleksleri sentezlenmiştir. Ayrıca, Manyetik özellikleri, Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), Termogravimetrik analizi (TGA), X-ışınları kırınım analizi (XRD), Elektron spin rezonansı (ESR), Matriks yardımlı lazer desorpsiyon/iyonizasyon kütle spektrometresi (MALDI-TOF MS), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) ve Proton nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (1H-NMR) kullanılarak karakterizasyonları yapılmıştır. Fe(III)-Valeks ve Fe(III)-TA komplekslerinin pH=2,4, 4,4, 6,4 ve 8,4 `te kararlılık sabitleri ve Eğim ve Mol Oranları metodlarıyla stokiyometrileri belirlenmiştir. Uygulama amacıyla komplekslerin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiştir. Komplekslerin antioksidan aktiviteleri in vitro olarak 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikalinin söndürme aktivitesi esas alınarak belirlenmiştir. Antimikrobiyal aktiviteler in vitro koşullarda disk difüzyon duyarlılık testlerine göre yapılmıştır. Sonuç olarak komplekslerin antioksidan aktiviteye sahip olduğu ancak herhangi bir antimikrobiyal aktivite göstermedikleri bulunmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde tannik asit reçine sentezlenerek karakterize edilmiştir. Çalışmanın uygulaması, sulu çözeltiden bor'un uzaklaştırılması için bor adsorpsiyonu yapılarak gerçekleştirilmiştir. Adsorpsiyona denge zamanının, sıcaklığın, başlangıç bor derişiminin, pH ve adsorban miktarının etkisi araştırılmıştır. Reçine, FTIR, TGA, SEM (Taramalı elektron mikroskopisi) ve B.E.T. yüzey alanı analizi kullanılarak karakterize edilmiştir. Optimum adsorpsiyon şartları; 24 saat, 308 K, 4 mgL-1 bor, pH=7,0 ve 0,1 g TR olarak belirlenmiştir. Adsorpsiyon verileri adsorpsiyonun, Langmuir eşitliğine uyum sağladığını göstermiştir. Tek tabakalı adsorpsiyon kapasitesi 2,56 mgg-1 olarak hesaplanmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin yalancı ikinci mertebeden tepkime kinetiğine uyduğu ve sorpsiyon işleminin kimyasal adsorpsiyon ile gerçekleştiği belirlenmiştir. Termodinamik parametreler, Standart serbest enerji (?Go), entalpi değişimi (?Ho) ve entropi değişimi (?So) hesaplanmıştır. ?Go' nin negatif, ?Ho'ın ise pozitif olduğu belirlenmiştir. Adsorpsiyon ve 0.01M HCl ile desorpsiyon verimleri sırasıyla yüzde 88 ve 81 olarak bulunmuştur. Valonia tannin extract (Valex) is a kind of typical hydrolysable tannin which is naturally and widely grown in the western Anatolian region in Turkey especially in Salihli. In the first part of the study, Fe(III)-Valex and Fe(III)-Tannic acid complexes were synthesized and used for comparison purposes. Also, complexes were characterized by using: Magnetic susceptibility, Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR), Thermogravimetric analysis (TGA), X-ray diffraction analysis (XRD), Electron spin resonance (ESR), Matrix-assisted laser desorption/ionization-time-of-flight mass spectroscopy (MALDI-TOF MS), X-ray photoelectron spectroscopy (XPS) and Proton nuclear magnetic resonance spectroscopy (1H-NMR) analysis methods. Stability constants and Stoichiometries of complexes were determined at pH=2.4, 4.4, 6.4 and 8.4 by using Slope and Mole Ratio methods. Antioxidant and antimicrobial activity of complexes have been made for the application. Their antioxidant activities were determined based on the in vitro radical scavenging activity of 2,2-Diphenyl-1-picrylhydrazyl. The antimicrobial activitity of complexes were also determined by the in vitro disc diffusion method. Complexes were found to have antioxidant activity but did not show any antimicrobial activity. In the second part of the study, TA resin was synthesized and characterized. Application of TR was done with removal of boron by the boron adsorption as a function of contact time, temperature, initial boron concentration, pH and adsorbent dosage. TR was characterized by using FTIR, TGA, SEM (Scanning electron microscopy) and B.E.T. surface area analysis. The optimum adsorption conditions were found as 24 h, 308 K, 4 mgL-1 boron, pH=7.0 and 0.1g TR. The adsorption data was well suited to Langmuir equation. Monolayer adsorption capacity was calculated as 2.56 mgg-1. The pseudo-second-order equation which indicated chemical adsorption provided the best correlation for the adsorption process. Thermodynamic parameters, standard free energy (?Go), enthalpy change (?Ho) and entropy change (?So) were calculated. ?Go was turned out to be negative whereas ?Ho was positive. Percent of adsorption yield and desorption yield with 0.01M HCl was calculated as 88 and 81, respectively

    From Thought To Action: The Reflection Of The Implication Process Of The Contemplation Dimension Of Turkısh Revolution

    Get PDF
    Bir    insanı,    insana    ve    topluma    bağlı    olarak    gelişen    olay    ve    olguları,    doğru    algılamak    ancak    düşünce    dünyasının    satır    aralarını    okumakla    mümkündür.    Türkiye    Cumhuriyeti'nin    kurucusu     Atatürk'ün     faaliyetlerini     doğru     olarak     tahlil     etmenin     ancak     onun     düşünce    dünyasının    arka    planını    çözümlemekle    mümkün    olacağı    aşikardır.     Öncelikle    Atatürk'ün    düşünce    dünyasını    etkileyen    en    önemli    unsur    "Aydınlanma"    düşüncesidir.     Bunun     yanı     sıra,     Atatürk;     Namık     Kemal,     Ziya     Gökalp,     Abdullah     Cevdet    gibi    Osmanlı    son    devir    aydınlarından    da    etkilenmiştir.    Tabii    ki    bu    fikirler    Atatürk'ün    okul    yıllarında    olgunlaşmaya    başlayan    fikir    temeli    üzerine    oturmuştur.     Atatürk,     bir     düşünür     gibi     hareket     ederek     öğrenciliğinden     beri     düşündüğü    inkılapları    ve    Cumhuriyet    fikrini,    düşünceden    fiile    geçirmeye    İstiklal    Savaşı    ile    başlamıştır.    İstiklal    Harbi'nin    başarı    ile    neticelenmesi    ve    Lozan    Anlaşması'yla    tescil    edilmesi,    devrimlerin    başlangıcını    tescil    etmiştir.     Atatürk'ün     inkılapçılık     anlayışına     gelince;     Atatürk     sentez     adamıdır.     Yaptığı    inkılapların    hepsinde    eskiyi    ve    eski    görüşleri    "tez",        yeni    görüş,        düşünce    ve    uygulamaları    da    "antitez"    olarak    kabul    etmiştir.    Bu    tez    ile    antitezi    bir    denklem    halinde    çözümleyip,    kendi    akıl    süzgecinden    geçirerek    sonucunda    "sentezlere"    ulaşmıştır.     Atatürk     inkılaplarının     "siyasi     amacı",     insan     hak     ve     özgürlüğüne     dayanan    demokrasiye    varmak    olmuştur.    Atatürk'ün    kurucusu    olduğu    modern    Türkiye    Cumhuriyeti,    demokratik,    laik,    çok    partili    parlamenter    sistemi    benimsemiş    ve    bu    hedef    doğrultusunda    çok    büyük    bir    mesafe    kat    etmiştir.     Atatürk    almış    olduğu    kararlarda    ne    ölçüde    akılcı    ise,    uygulamalarında    da    o    nispette    başarılı    olmuştur.    O'nun    sözlerine    ve    icraatlarına    bakacak    olursak;    gerçekçi,    sağduyulu    ve    ileri    görüşlü    bir    devlet    adamı    olduğu    hemen    anlaşılmaktadır Bir    insanı,    insana    ve    topluma    bağlı    olarak    gelişen    olay    ve    olguları,    doğru    algılamak    ancak    düşünce    dünyasının    satır    aralarını    okumakla    mümkündür.    Türkiye    Cumhuriyeti'nin    kurucusu     Atatürk'ün     faaliyetlerini     doğru     olarak     tahlil     etmenin     ancak     onun     düşünce    dünyasının    arka    planını    çözümlemekle    mümkün    olacağı    aşikardır.     Öncelikle    Atatürk'ün    düşünce    dünyasını    etkileyen    en    önemli    unsur    "Aydınlanma"    düşüncesidir.     Bunun     yanı     sıra,     Atatürk;     Namık     Kemal,     Ziya     Gökalp,     Abdullah     Cevdet    gibi    Osmanlı    son    devir    aydınlarından    da    etkilenmiştir.    Tabii    ki    bu    fikirler    Atatürk'ün    okul    yıllarında    olgunlaşmaya    başlayan    fikir    temeli    üzerine    oturmuştur.     Atatürk,     bir     düşünür     gibi     hareket     ederek     öğrenciliğinden     beri     düşündüğü    inkılapları    ve    Cumhuriyet    fikrini,    düşünceden    fiile    geçirmeye    İstiklal    Savaşı    ile    başlamıştır.    İstiklal    Harbi'nin    başarı    ile    neticelenmesi    ve    Lozan    Anlaşması'yla    tescil    edilmesi,    devrimlerin    başlangıcını    tescil    etmiştir.     Atatürk'ün     inkılapçılık     anlayışına     gelince;     Atatürk     sentez     adamıdır.     Yaptığı    inkılapların    hepsinde    eskiyi    ve    eski    görüşleri    "tez",        yeni    görüş,        düşünce    ve    uygulamaları    da    "antitez"    olarak    kabul    etmiştir.    Bu    tez    ile    antitezi    bir    denklem    halinde    çözümleyip,    kendi    akıl    süzgecinden    geçirerek    sonucunda    "sentezlere"    ulaşmıştır.     Atatürk     inkılaplarının     "siyasi     amacı",     insan     hak     ve     özgürlüğüne     dayanan    demokrasiye    varmak    olmuştur.    Atatürk'ün    kurucusu    olduğu    modern    Türkiye    Cumhuriyeti,    demokratik,    laik,    çok    partili    parlamenter    sistemi    benimsemiş    ve    bu    hedef    doğrultusunda    çok    büyük    bir    mesafe    kat    etmiştir.     Atatürk    almış    olduğu    kararlarda    ne    ölçüde    akılcı    ise,    uygulamalarında    da    o    nispette    başarılı    olmuştur.    O'nun    sözlerine    ve    icraatlarına    bakacak    olursak;    gerçekçi,    sağduyulu    ve    ileri    görüşlü    bir    devlet    adamı    olduğu    hemen    anlaşılmaktadı

    Condition monitoring of mechanical systems via wireless data acqusition technique

    No full text
    Kablosuz veri toplama yöntemi ile mekanik sistemlerin durum izlemesi içerikli bu çalışmada, bir prototip makinenin belirli bölgelerinden sıcaklık ve titreşim değerleri okunarak kablosuz veri iletimi ile bir kontrol merkezine aktarılmaktadır. Bu veriler kontrol merkezinde bir yazılım aracılığıyla değerlendirilerek sistemde problem olup olmadığı gözlemlenmektedir. Bu işlem için bir adet alıcı ve bir adet de verici ünite hazırlanmıştır. Verici ünite, bağlandığı mekanik sistem üzerinden üç adet sıcaklık ve bir adet titreşim değerini okuyarak RF sinyale çevirmektedir. Buna bağlı olarak Alıcı ünite, vericiden gönderilen sinyali anteni ile okuyarak kontrol programına aktarmaktadır. Kontrol programı Visual Basic programlama dili ile yazılmış olup, kablosuz iletim ile okunan ve sistemin durumunu gösteren verileri görsel olarak ekrana yansıtan bir arayüze sahiptir. Bu arayüz üzerinde sistemden okunan üç adet sıcaklık değeri ve titreşim değerini gösteren grafikler aracılığıyla çalışan sistemin durumunu gösteren kontrol ekranı yer almaktadır. Sistemde herhangi bir problem yaşanması halinde bu ekranda gerekli uyarılar oluşmakta ve bu şekilde sistemin çalışma durumu sürekli kontrol edilmektedir. In this study on condition monitoring of mechanical systems via wireless data acqusition technique, temperature and vibration values on certain places of a prototype machine are read and transferred to a control system via wireless data transfer. This data is evaluated by means of a software in the control center if there is a problem observed in the system or not. For this purpose, one receiver unit and one transmitter unit were prepared. Transmitter unit reads three different temperature values and a vibration value form the mechanical system and convert them to RF signal. The receiver reads the signals sent by the transmitter using signal antenna and transfers them to the control program. The control program is written in Visual Basic programming language and has an interface which plots the data showing the condition of the system on the screen. On the interface, there is a control screen showing the condition of the working system via graphics that show these three temperature values and a vibration value. In case of a problem, necessary warnings appear on the screen and in this way the working condition is controlled continuously

    EFFECTS OF ARGUMENTATION BASED CONCEPT CARTOON ACTIVITIES ON STUDENTS' CONCEPTUAL UNDERSTANDING LEVELS

    Get PDF
    Bu çalışmada argümantasyona dayalı kavram karikatürü etkinliklerinin öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerine etkileri incelenmiştir. Argümantasyona dayalı kavram karikatürü etkinlikleri, İlköğretim 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersi “Yaşamımızdaki Elektrik” ünitesindeki konulara göre uyarlanmıştır. Bu çalışma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanmıştır. Katılımcılar, 2012-13 eğitim-öğretim yılında İzmir ilindeki bir ilköğretim okulunun yedinci sınıfında kayıtlı 54 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubunda (n:28) argümantasyona dayalı kavram karikatürü etkinlikleri kullanılmıştır. Kontrol grubunda (n:26) “2005 Fen ve Teknoloji Öğretim Programı” uygulanmıştır. Veriler, 22 maddelik “Yaşamımızdaki Elektrik” ünitesine ilişkin iki aşamalı "Kavramsal Anlama Testi” ile toplanmıştır. Bu teste ilişkin değerlendirmeler bir araştırmacı ve bir uzman öğretmenle gerçekleştirilmiştir. "Yaşamımızdaki Elektrik" ünitesine ilişkin Kavramsal Anlama Testi için uzmanların uyuşum değeri .82 olarak belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda argümantasyona dayalı kavram karikatürü etkinliklerinin yapıldığı deney grubunun "Yaşamımızdaki Elektrik" ünitesinde yer alan kavramları kontrol grubuna göre daha iyi yapılandırdıkları ortaya çıkmıştır. Deney grubunun konuyla ilgili kavramları daha iyi öğrendikleri belirlenmiştir. In this study, it was investigated effects of argumentation based concept cartoon activities on students' conceptual understanding levels. Argumentation based the concept cartoon activities were adapted by "Electricity in Our Life" subject in Science and Technology Course for seventh grade of elementary school. This study was realized by pre test-post test quasi experimental design with a control group. Participants were 54 seventh grade students in a elementary school Izmir in 2012-13 academic year. In the experimental group (n:28), it was used argumentation based concept cartoon activities. In the control group (n:26), it was applied "2005 Science and Technology Curriculum". Data were gathered by two-step diagnostic Conceptual Understanding Test related to "Electricity in Our Life" subject consisting of 22 item. Evaluations about this test were realized a expert researcher and a expert teacher. The experts' agreement rate related to the Conceptual Understanding Test about "Electricity in Our Life" was determined as .82. In conclusion, the experimental group which taking argumentation based concept cartoon activities, learnt more concepts about "Electricity in Our Life" than the control group

    The effect of prosthesis implant materials on doses in external beam treatment comparison with different dose calculation algorithms and dosimetry in phantom model

    No full text
    Amaç: Bu çalışmada amaç, yüksek atom numarasına sahip protez malzemelerinin radyoterapide kullanılan 6 MV X ışını tedavi dozlarına etkisini ölçmek ve tedavi planlama sistemlerinde kullanılan iki farklı doz hesaplama algoritması ile dozları hesaplayıp sonuçları karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Üzerinde doz hesaplarının ve ölçümlerinin yapıldığı fantomlar parafin malzeme ve PMMA plakalar kullanılarak oluşturulmuştur. Protez malzemesi örnekleri Ti6Al4V ve CoCrMo'dur. Bu örnekler ayrı ayrı parafin malzemelerin içine yerleştirilmiştir. Oluşturulan fantom uzaylarının Nucletron Oncentra MasterPlan tedavi planlama sisteminde (TPS) ve GAMOS kodunda benzeşimi gerçekleştirilmiştir. TPS'de Collapsed Cone (CC ) algoritması, GAMOS kodunda Monte Carlo (MC) algoritması ile doz hesapları yapılmıştır. Doz hesapları sonuçları, fantom içinde ışın merkez ekseni boyunca yüzde derin doz olarak ve fantomun 2.9 cm, 10 cm derinliklerinde doz profilleri olarak okunmuştur. Daha sonra iyon odası ve EDR 2 film ile radyasyon dozları deneysel olarak ölçülmüştür. Yüzde derin dozlar iyon odası ile, doz profilleri EDR 2 film ile elde edilmiştir. Bulgular: Hesap ve ölçüm sonuçlarında, doz profillerinde EDR 2 film ölçümlerinin ve MC hesaplarının uyumlu olduğu, ancak CC algoritması hesaplarında protez malzemesinin bulunduğu bölgede sonuçların farklı olduğu görülmüştür. EDR 2 film sonuçlarına göre rölatif hatalar hesaplandığında, MC algoritması hesaplarında hatalar minimum %0.11, maksimum %1.15 olmuştur. CC algoritması hesaplarında ise rölatif hataları sırasıyla %7.87 ile %21.6 olarak hesaplanmıştır. İyon odası ölçümlerinde ise ölçümler protez malzemesinin altından itibaren etkin şekilde alınabilmiştir. Protez malzemesi üstünde, iyon odası adaptörü yeterli hassasiyette ölçüm alınmasını engellemiştir. Protez malzemesinin 3.5 cm altında iyon odası ölçümleri referans alınarak yapılan rölatif hatalarda sonuçlar MC hesapları için minimum %0.24, maksimum %0.86'dır. CC hesaplarında ise rölatif hatalar sırasıyla %10.4 ve %16.2'dir. Sonuç: Protez malzemelerinin dozlarda önemli değişimlere yol açtığı görülmüştür. Protez malzemesi önünde yaklaşık %10 doz artışı, protez malzemesi arkasında %45'lere varan doz düşüşleri meydana gelmiştir. Monte Carlo hesapları, deney sonuçları ile %2'nin içinde uyumluluk gösterirken, Collapsed Cone hesaplarında, deney sonuçlarına göre bu uyumluluk sağlanmamıştır. Purpose: This comparative study was to investigate the effect of high-Z pelvic prostheses on 6 MV-X external beam radiotherapy doses. Study was based on comparison of measurements of the radiation doses and calculation of these doses in two different dose calculation algorithms. Material and Methods: Paraffin materials and PMMA slabs have been used to form phantoms where we have implemented dose calculations and measurements. Prosthesis sample materials are Ti6Al4V and CoCrMo. These samples have been fixed in paraffin materials separately. In Nucletron Oncentra MasterPlan treatment planning system (TPS) and GAMOS code, phantom simulations have been carried out. Collapsed Cone (CC) algorithm have been used in TPS and Monte Carlo (MC) algorithm have been used in GAMOS code. Dose calculation results have been achieved in phantom as percentage depth doses along the beam central axis and dose profiles at 2.9 and 10 cm depths of the phantom. Afterwards doses have been measured with ion chamber and EDR 2 film. For percentage depth doses, ion chamber and for dose profiles EDR 2 film have been used. Results: Measurements and calculations of dose profiles shows that, EDR 2 film and Monte Carlo results are well matched. In comparison with EDR 2 films, Monte Carlo results have relative difference of minimum 0.11% and maximum 1.15%. However, Collapsed Cone results have deviations in the prostheses sample zone from EDR 2 and Monte Carlo results. Relative differences of Collapsed Cone results are minimum 7.87% and maximum 21.6%. Ion chamber measurements showed consistance only with Monte Carlo results below placement of prostheses sample. Above prostheses, ion chamber adaptor caused difficulty in fine measurements. Below 3.5 cm of prostheses sample, relative differences of Monte Carlo in comparison with ion chamber by minimum and maximum, are 0.24% and 0.86% respectively. In Collapsed Cone calculations, relative differences are minimum 10.4% and maximum 16.2%. Conclusion: Pelvic prostheses caused significant effects on the radiation doses. Above the prostheses samples, doses have been increased by aprroximately 10% and below the prostheses samples, decreasement of doses approaching to 45% have been observed. Our results show an agreement within 2% between Monte Carlo calculations and experiments, yet Collapsed Cone calculations didn't achieve the acceptable consistency

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇