DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
10837 research outputs found
Sort by
Evaluation of cardiovascular autonomic dysfunction in children with familial Mediterranean fever
Çocukluk çağı Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalarında Kardiyovasküler Otonom Disfonksiyonunun Araştırılması Giriş: Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) rekürren ateş atakları ve seröz zarların inflamasyonu (peritonit, plevrit, perikardit, artrit gibi) ile karakterize, otozomal resesif kalıtılan otoinflamatuar bir hastalıktır. Kardiyovasküler tutulum, AAA hastalarında önemli mortalite ve morbidite nedenlerinden biridir. Erişkin dönem AAA hastalarında, kardiyovasküler otonom fonksiyonların etkilenmesine dair çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada farklı otonom testler kullanılarak, çocukluk çağı AAA hastalarında kardiyak otonom fonksiyonların değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya amiloidoz geliştirmemiş AAA tanısı ile izlenen 6-17 yaş arasındaki 35 hasta alındı. Hastalarla yaş ve cinsiyet açısından uyumlu 35 sağlıklı çocuk, kontrol grubu olarak kabul edildi. Tüm çalışma grubuna; elektrokardiyografi, ekokardiyografi, epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ölçümü, egzersiz sonrası ilk 5 dakika boyunca kalp hızı toparlanma (HRR1-5) indeksi ölçümü, 24 saatlik Holter EKG ile kalp hızı değişkenliği (HRV) parametreleri (SDNN, SDNNi, SDANN, RMSSD, mean RR) ölçümü, QTc / QTd analizi ve Tilt-table testi yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların (18 erkek, 17 kız) yaş ortalaması; 11.6±3.5 yıl idi. Tilt-testi süresince ölçülen diyastolik tansiyon değerleri fraktal boyut analizinde, kontrole göre anlamlı düşüklük saptandı (p: 0.01). Kalp hızı değişkenliği parametrelerinden mean RR değerinin kontrole göre anlamlı olarak azalmış olduğu bulundu (p: 0.02). Hastalık atak sayısı arttıkça, RMSSD değerinde azalma (r:-0.342, p:0.04) ve QTC? de uzama (r:0.360, p:0.03) saptandı. Kalp hızı toparlanma ölçümleri ile hastalık süresi, atak sayısı ve hastalık ciddiyeti ve kolşisin dozu arasında negatif korelasyon olduğu görüldü. Hastalık atak sayısı ve ciddiyeti arttıkça egzersiz testine kronotropik yanıtta anlamlı azalma olduğu bulundu. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı artıkça, egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indekslerinin ve kalp hızı değişkenlik parametrelerinden RMSSD?de anlamlı azalmanın olduğu saptandı. Hastalık süresi, ciddiyeti ve kolşisin tedavisi ile vazovagal reaksiyon arasında korelasyon yoktu, ancak egzersizle uyarılabilen bacak ağrısı olan hastalarda daha çok vazovagal reaksiyon geliştiği görüldü (p:0.01). Sonuç: Çocukluk çağı AAA hastalarında, yapılan bazı otonom testler sonucunda kardiyak otonom etkilenmenin başladığı saptandı. Kardiyovasküler otonom disfonksiyon varlığının; hastalık süresi, ciddiyeti, atak sıklığı ve kolşisin kullanımı gibi bazı faktörlerle ilişkili olduğu bulundu. Evaluation of cardiovascular autonomic dysfunction in children with familial Mediterranean fever Background: Familial Mediterranean fever (FMF) is an autosomal resesive autoinflammatory disease, which is characterized by recurrent fever and serositis. Cardiovascular involvement is one of the important reasons of mortality and morbity in FMF. There are studies showing the impression of cardiovascular autonomic functions in adult FMF patients in the literature. This study aimed to evaluate the cardiac autonomic functions in children with FMF by using different autonomic tests. Patients and methods: Thirty-five FMF patients without amyloidosis aged between 6-17 were enrolled in the study. Thirty-five age- and sex-maaged healthy children constituted the control group. Electrocardiography, echocardiography, epicardiyal fat tissue thickness, hear rate recovery (HRR1-5) index during the first five minutes after the cessation of exercise stres testing, heart rate variability parameters (SDNN, SDNNi, SDANN, RMSSD, mean RR) measured by 24-hour Holter EKG, QTc / QTd analysis and Tilt-table test were assessed. Results: The mean age of FMF patients (18 male, 17 female) was 11.6±3.5 years. Fractal dimension analysis showed that diastolic tension parameters were significantly lower in patients than healthy controls (p: 0.01). one of the heart rate variability parameter, mean RR was significantly lower in patients with FMF than controls (p: 0.02). There was a significant negative corelation between number of FMF attacks and RMSSD value (r:-0.342, p:0.04). Besides, There was a significant positive corelation between number of FMF attacks and QTC extension (r:0.360, p:0.03). Heart rate recovery parametres were negatively corelated with number of attacks, disease severity score, dose of colchicine, and cumulative colchicine dose. Chronotropic responses to exercise test were positively corelated with number of attacks and disease severity score. A significant negative corelation was detected between epicardial fat tissue thickness and both post-exercise hearty rate recovery indexes and RMSSD. There was not a significant corelation between the vasovagal reaction and disease duration, disease severity score, and colchicine treatment. However, FMF patients with exertional leg pain had significantly higher vasovagal reaction rates than the patients without (p:0.01). Conclusion: The results of this study suggested that subclinical autonomic function impression was started even in childhood in FMF patients. The existence of cardiovascular autonomic dysfunction was shown to be related to some factors such as, disease duration, disease severity, number of attacks and colchicine use
İki çekirdekli Rh(1) n-heterosiklik karben kompleksinin kristal yapı analizi
Pek çok biyolojik aktiviteye sahip benzimidazol, imidazol ve imidazolin halkaları içeren, bir geçiş metaline bağlı bulunan N-heterosiklik karben kompleksleri (NHKler), organometalik kimya ve homojen katalizde hatırı sayılır öneme sahiptir. NHKlerin geçiş metali komplekslerinin kararlılığı ile ilgili H. -W. Wanzlick ve K. Öfele tarafından birbirlerinden bağımsız olarak yayınlanan ilk bildirilerin ardından, çalışmalar karben komplekslerinin bu önemli türü üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır. Bu çalışma kapsamında, 2,6-bis(1-pentametilbenzil-1-H-benzimidazol-2-yl) piridin N-heterosiklik karben kompleksinin moleküler ve kristal yapısı, tek kristal X-ışını kırınımı yöntemi kullanılarak aydınlatılmıştır. Söz konusu bileşik monoklinik hücre yapısında C12/c1 uzay grubuna sahip olarak kristallenmiştir. Kristal yapı çözüm ve arıtımı aşamalarında sırasıyla, doğrudan yöntemler ve en küçük kareler yöntemi kullanılmıştır. Söz konusu bileşiğin moleküler geometrisi, Rh atom merkezi civarında hafifçe bozulmuş kare düzlemseldir. Terdentat birimleri, benzimidazol halkaları ve [Rh(COD)Cl] birimleri arasındaki bağlantıdan dolayı bis-monodentat ligandları görevini görmektedir. Söz konusu bileşikte farklı türlerde molekül içi ve moleküller arası etkileşimler bulunmaktadır. Bu etkileşimlerin kompleksin tamamı üzerindeki etkileri ve bu etkilerin sonuçları detaylı bir şekilde incelenmiş ve tartışılmıştır. N-heterocyclic carbene complexes (NHCs), bound to a transition metal atom, bearing benzimidazole, imidazole and imidazoline rings that possess various biological activities have remarkable importance in organometallic chemistry and homogeneous catalysis. After the first reports about the stability of the transition metal complexes of NHCs by H. -W. Wanzlick and K. Öfele independently from each other, the studies focused on these important type of carbene complexes. In the scope of this study, the molecular and crystal structure of 2,6-bis(1-pentamethylbenzyl-1-H-benzimidazole-2-yl) pyridine N-heterocyclic carbene complex have been carried out by using single crystal X-ray diffraction technique. The title compound crystallizes in monoclinic cell setting with space group C12/c1. Direct methods and least-squares method are used in the crystal structure solution and refinement processes, respectively. The molecular geometry of the title compound is slightly distorted square-planar around the Rh atom center. The terdentate units act as bis-monodentate ligands resulting from the connection between the benzimidazole frameworks and [Rh(COD)Cl] units through the nitrogen atoms. There exist inter- and intra-molecular interactions of different types in the title compound. The effects of these interactions on the entire complex and their consequences are investigated and discussed in detail
The evaluation and researching the effects of communication vehicles that are commonly used nowadays to the Citizenship Knowledge and Democracy Training which are being learned at the 8 th class
Milli eğitim kurumlarının en önemli amaçlarından biri öğrencileri etkin, üretken ve aynı zamanda iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir. Öğrenciler etkin, üretken ve iyi bir vatandaş olmak için gerekli ilk temel bilgi ve becerileri, ilköğretim okullarında kazanırlar. Günümüzde ilköğretim programlarında bu işlevi üstlenen derslerden bir tanesi de; 2010-2011 eğitim öğretim yılında seçmeli ders iken 2011-2012 eğitim öğretim yılında ilköğretim 8. sınıflarda mecburi ders olarak okutulmaya başlanan `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi? dersidir. Bu ders önemli bir işlev üstlenmekle birlikte, uygulamada öğretmen, öğrenci ve velilerin yeterince ilgi göstermedikleri gözlenmektedir. Bu eksiklilerin giderilmesi adına mutlaka her kurum veya kuruluşun üzerine düşen bir takım görevler mevcuttur. Günümüzde hızlı bir teknolojik gelişim yaşanmaktadır. Bu gelişim içerisinde kitle iletişim araçlarının rolü de artmıştır. Kitle iletişim araçlarının temel görevi, toplumu ilgilendiren olaylarda toplumu bilgilendirmek, toplumu aydınlatmak, kamuoyu oluşturmak, toplumu siyasi, sosyal ve teknik gelişmelerden haberdar etmektir. Kitle iletişim araçları diye adlandırdığımız çeşitli gazeteler, dergiler, televizyon, radyo, internet vs. birçok basın yayın organı toplumun her alanda şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. Tam anlamıyla iyi bir vatandaş olma şuuruna sahip, demokratik, insan hak ve hürriyetlerine saygılı bireyler yetiştirmek için mutlaka kitle iletişim araçları da etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Günümüzde bakıldığında kitle iletişim araçları birçok alanda faaliyet göstermekte, kamuoyunu çeşitli konularda bilgilendirmektedir. Bu araştırmada kitle iletişim araçlarının 8. sınıfta okutulmakta olan `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi? dersine etkilerinin araştırılması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada İzmir?in Karabağlar İlçesindeki Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu, Mustafa Urcan İlköğretim Okulu, Zeyni Hanım İlköğretim Okulu, Eserkent İbrahim Kavur İlköğretim Okulu, Duğrallar İlköğretim Okulu ve Uluğbey İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri katılımcı olarak kullanıldı. Katılımcı olan öğrenciler seçilirken örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışma toplam üç yüz (300) öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ,?Kitle İletişim Araçları ve Vatandaşlık Demokrasi Eğitimi Ölçeği? ve ?Görüşme Formu?, kullanılmıştır. Araştırma, örneklem olarak alınan okullar ve öğrenciler üzerinde uygulandı. Karasar (1986), Örneklem yöntemini şu şekilde tanımlıyor: `Örneklem belli bir evrenden, belli kurallara göre seçilmiş evreni temsil yeterliliği kabul edilen küçük kümedir.? Bu araştırmada örneklem yöntemlerinden `Küme Örnekleme Yöntemi? seçilmiş ve uygulanmıştır. Küme Örnekleme Yöntemi; `Evrendeki bütün kümelerin tek tek eşit seçilme şansına sahip oldukları durumda yapılan örneklemeye denir.? Karasar (1986). Bu örnekleme yönteminin alt kolu olan `Oranlı Küme Örnekleme? bu araştırmada kullanılmış örnekleme yöntemidir. Okullar seçilirken okulların akademik başarı düzeyleri, ekonomik ve sosyal düzeyleri de dikkate alındı. Araştırmada `Görüşme Formu? hazırlanırken `Yarı Yapılandırılmış Görüşme? yönteminden yararlanılmıştır. Büyüköztürk (2012), Yarı Yapılandırılmış Görüşmeyi; `Hem sabit seçenekli cevaplamayı hem de ilgili alanda derinlemesine gidebilmeyi birleştiren görüşme yöntemidir.? şeklinde tanımlamıştır. Araştırmada yapılan ölçek çalışması sonuçları ve görüşme sonuçları tek tek dikkate alınıp değerlendirilerek istatistiksel veriler dönüştürüldü. İstatistiksel veriler SPSS 16 analiz paketi kullanılarak hesaplanmıştır. Bu tez çalışmasında, Türk Milli Eğitim sisteminin amaçladığı vatandaş tipinin yetiştirilmesinde kitle iletişim araçlarının ne denli etkili olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın temel amacı, kitle iletişim araçları olarak adlandırılan gazete, dergi, televizyon vb. araçların `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi?ne olumlu ya da olumsuz etkilerini belirleyebilmektir. Bu amaçla, kullanılan kitle iletişim araçlarında yer verilen vatandaşlık ve demokrasi ile ilgili kavramlarla, 8. sınıfta okutulan `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi? dersinin müfredat programında geçen konular arasındaki farlılıklar ve benzerliklerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda 8. sınıfta okutulan `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi? dersinin müfredat programı doğrultusunda hazırlanan, 5?li Likert tipi ve 45 sorudan oluşan ?Kitle İletişim Araçları ve Vatandaşlık Demokrasi Eğitimi Ölçeği (KİAVDEÖ)? geliştirilmiştir. Öğrencilerin KİAVDEÖ? ye verdikleri cevapların yüzde ve frekans dağılımları değerlendirildiğinde; öğrencilerin ölçek maddeleri için belirtilen görüşlere yüksek oranlarda ?katılıyorum? cevabını verdikleri görülmektedir. Öğrencilerin cevaplarına göre; kitle iletişim aracı olarak bu çalışmada kullanılan televizyon, radyo, süreli yayınlar, internet ve gazetelerin; devlet, demokrasi, anayasa, vatandaşlık, vatandaşlık hakları ve sorumlulukları ile ilgili temel kavramların anlaşılmasında; sosyal, ekonomik ve siyasal hakları konularında bilinçlenmelerini sağlamalarında, toplumu Atatürk?ün vatan ve millet sevgisi ile ilgili bilinçlendirmede ve milli dayanışmanın, milli birlik ve beraberlik üzerindeki etkisini kavratılmasında, insan hakları ve önemine yönelik bilinçlendirmelerinde, milli güvenliğin öneminin anlaşılmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri?nin tanınmasının ve öğrenilmesinin sağlanmasında, toplumun anarşi ve terörü tanıyabilmesinde, Türk kadının toplumdaki yerinin ve öneminin kavratılmasında önemli etkileri olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin ölçek sorularına yönelik verdikleri cevapların nedenlerinin araştırılması ve bunun sonucunda öğrencilerin kitle iletişim araçları ile dersin müfredatının uyuşup uyuşmadığı konusunda kendi görüşlerini ifade etmeleri sağlanmıştır. Öğrenci mülakatlarına göre ise; evlerine gazete alındığı için gazete haberlerinde vatandaşlık konuları ile ilgili haberleri kolaylıkla görebildiklerini ve dikkatlerini çektiklerini, hemen hemen herkesin evinde televizyon olduğundan kolaylıkla televizyondan bu tür haberlerin dikkatlerini çektiklerini, radyolarda genelde müzik kanalları öğrenciler tarafından dinlendiği için vatandaşlık ile ilgili haberlerin çok fazla radyo kanallarında duymadıklarını, internetten çok faydalandıklarını, süreli yayınlar konusunda çok fazla bilgi sahibi olmadıklarını, özellikle konuyla ilgili başta öğretmenlerinden olmak üzere büyüklerinden yararlandıklarını ve konuyla ilgili merak ettiği konularda öğretmenlerine ve büyüklerine sorular sorduklarını ifade etmişlerdir. Yapılan görüşmeler sonucunda kitle iletişim araçlarından özellikle televizyon, gazete ve internetin `Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi? dersine önemli derece etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen bilgiler ve sonuçlar doğrultusunda aşağıdaki öneriler getirilmiştir: 1.Vatandaşlık Bilgisi Ve Demokrasi Eğitimi Dersi?nin müfredat konularının derste işlendikten sonra yaşamla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Bunun için ise özellikle kitle iletişim araçlarında öğrencilerin seviyelerine uygun programlar, yazılar, hikayeler ve hatta masallar bulunması önerilmektedir. 2.Vatandaşlık Bilgisi Ve Demokrasi Eğitimi Dersi?nin kazanımları öğrenci seviyesine uygundur. Fakat kazanımları öğrencilere aktarmak amacı ile uygulanan etkinliklerin yetersiz olduğu görülmüştür. Bunu çözme adına ise kazanımların gerçekleşmesi için daha çok etkinlik yapılmalıdır. Yapılacak olan etkinliklerin güncel konulardan olması kitle iletişim araçlarında yayınlanan olaylardan seçilmesi önerilmektedir. 3.Öğrencilerin kitle iletişim araçlarında çıkan olaylarla ilgili olarak görevler verilerek, ders konusu ile ilgili karşılaştırmalar yapması ve böylelikle ders konularının yaşamla ilişkilendirilmesi sağlanması önerilmektedir. 4.İlgili olan bakanlık ile özellikle çocukların takip ettiği kitle iletişim araçlarına sahip medya patronları bir araya gelerek çocuklara yönelik öğrenme sürecinde bilgiyi yapılandırmalarını, Türkiye Cumhuriyeti?nin vatandaşı olarak temel hak ve özgürlüklerin farkına varmalarını sağlayacak, demokrasi bilincine sahip ve demokrasiyi bir yaşam biçimi haline getirmeyi hedef alan bireylerin yetişmesi için, sayılan bu değerleri öğreten, öğretilmesine yardımcı eğitici programların hazırlanması önerilmektedir. 5.Vatandaşlık Bilgisi ve Demokrasi Eğitimi Dersi?nin ders kitabı ve öğretmen kılavuz kitaplarının hazırlık süreçlerinde gerçek hayattan alınmış olay ve yaşam hikayelerine yer verilmesi öğrencilerin derse olan motivasyon ve katılımını olumlu yönde etkileyebilir. Çocuk dergilerinde verilmek istenen değerlerle ilgili bölümler oluşturulabilir. 6.Kitle iletişim araçlarının etkinliği hayatın her alanındaki değerlerin öğrenilmesinde etkin olarak kullanılmalıdır. One of the most important goals of national education institutions is to educate the students as efficient, prolific and as well as good citizens. The students gain the first required basic knowledge and skills to be efficient, prolific and good citizens in primary schools. Today, one of the lectures undertaking this function in primary schools is the lecture ?The Knowledge of Citizenship and Education of Democracy? which was an optional lecture in the 2010-2011 academic year whereas it is start to be studied as a compulsory lecture at the 8th grade in the 2011-2012 academic year. Along with undertaking an important function, this lecture is observed not to be interested by the teachers, the students and the parents. On behalf of removing these deficiencies, several tasks which every foundation and organization is responsible for are available. Today, a quick technological improvement is experienced. In this improvement, the role of mass media has increased. The basic mission of the mass media is to inform the society about the cases concerning the society, to enlighten the society, to mould public, to inform the society about political, social and technical development. Named as the mass media, many organs like various newspapers, magazines, television, radio internet etc play an important role in the configuration of the society in the every area. The mass media also should be used effectively to grow up individuals who have exactly the conscience of being a good citizen, democratic, respected to the human rights and liberties. When examined, today the mass media is active in a lot of areas, and informs the public about various subjects In this research, its aimed to be researched and evaluated the effects the mass media to ?The Knowledge of Citizenship and Education of Democracy?, being studied at the 8th grade In the research, the 8th grade students from Fevzi Çakmak Primary School, Mustafa Urcan Primary School, Zeyni Hanım Primary School, Eserkent Primary School, Ibrahim Kavur Primary School, Dugrallar Primary School, and Ulugbey Primary School in Karabaglar, Izmir will be used as experimental subject. In the research, ?the Scale? and ?The interviewing method? will be used as data collection tool. The research will be applied on the schools and students that are to be selected by the Sample Method. While selecting, the academic success levels and financial and social levels of the schools will be also considered. The inquiry workout and the interviewing method made in the research will be considered one by one and evaluated and the statistical data will be extracted. The students who participated in this research were chosen by statistical sample method. This research was done on 300 students. Interview Form, Mass Media and Citizenship Democracy Education Scale were used in this research. The research was applied on the sample students and the schools. Karasar (1986) defines the statistical sample method as follows: ?Statistical sample is a small set from a defined universe which has the qualities of the universe.? In this research we used ?Set Sample Method?among the sample methods. Set sample method means that ?all the sets in the universe has the same sampling with replacement.?Karasar (1986). While choosing the schools we cared about schools? academic success levels, economic levels and social levels. In this research while preparing ?Interview Form? we used ?Semi-Constructed Interview? method. Büyüköztürk (2012), defines this method as follows; ?This interview method combines both fixed alternative and going in-depth in the related field. Statistical data was calculated by using SPSS 16 Analysis Package. In this dissertation, we aimed to reveal how important the mass media is in growing up the citizen type that the Turkish National Education wants to create. Research?s main aim is to define the pros and cons of mass media on Citizenship and Democracy Education. We developed 5-point Likert Scale and Mass Media and Citizenship Education Scale which has 45 questions. (KİAVDEÖ) When we analyze the students? answers? percentage and frequency distribution, we see that students ?Agree? with the points in the questionnaire. According to students? answers mass media has an impact on: ?Government ?Democracy ?Constitution ?Citizenship ?Rights and liabilities ?Becoming conscious in social, economic and political issues. Accorging to student interview, students are aware of citizenship issues because they receive daily newspaper and they have TV sets at home and they spend plenty of time surfing on the Internet but they aren?t aware of the same subject on the radio because they prefer listening to music. According to this interviews, we see that mass media has a great impact on Citizenship and Democracy Education lesson. We developed the following results from the research: 1.Citizenship and Democracy Education subject must be connected to real life. For that reason we suggest that there must be programs, articles, stories even tales on mass media. 2.Citizenship and Democracy Education gains are suitable for students? level. But it?s clearly seen that activities are insufficient. It?s suggested that the subjects must be chosen from mass media events. 3.Students must be assigned research works about mass media events. With the help of this assignments students can relate the subject with the real life. 4.Mass media executives and the related ministry should come together and it is suggested that mass media executives and ministry administratives should make useful programs for the students. 5.Citizenship and Democracy Education textbook and teacher?s book must contain real life issues and events and this can effect students? motivation positively. 6.The effectiveness of mass media must be used in teaching life values in every part of life
The Effect of Victim's Behaviour and State of Excitement on Criminal Liability-Unjust Provocation
Sayısal görüntü işleme ile balık tazeliğinin belirlenmesi
Balık iyi bir besindir. Sağlıklı ve lezzetli olmasına rağmen raf ömrü çok sınırlıdır. Bu raf ömründen sonra balık tüketilmesi insan sağlığıına zarar verebilir. Balık aynı zamanda zararlı bakteriler, parazitler veya kimyasallar içermeye de başlar. Balık tazeliğini anlamak için; gözlerini, kokusunu ya da solungaçlarını incelemek gibi bazı basit yöntemler bulunmaktadır. Ancak, bu yöntemler tecrübe ve balık konusunda ayrıntılı bilgi gerektirdiği gibi kişiden kişiye değişen öznel bir sonuç verir. Bu tezde balık tazeliğini belirlemeye yarayan pratik bir yöntem sunuldu. Balık görüntülerini elde etmek için bir cep telefonunun kamera özelliği kullanıldı ve başka bir sensör kullanılmadı. Görüntüler MATLAB kullanılarak işlendi ve bazı bilgi verici özellikler elde edildi. Bu bilgi verici özellikler ile yapay sinir ağları eğitildi ve balık tazeliği belirlendi. Önerilen yöntemde, üç tanesi balığın şekli ve diğeri balığın rengiyle ilgili dört farklı bilgi çıkartıldı. Sadece şekil ile ilgili bilgilerle, test balıklarının %90'ı başarılı bir şekilde tanımlandı. Renk bilgisinin de eklenmesiyle, bütün balıklar başarılı bir şekilde tanımlandı. Bu sonuçlar sunulan yöntemin kolay ve başarılı bir şekilde balık tazeliğine karar vermek amacıyla kullanılabileceğini ispatlar. Fish is a great food to consume. It is healthy, delicious, but has very limited shelf life. After that limited time, consuming the fish can damage people?s health. Fish also start involving safety aspects such as being free from harmful bacteria, parasites or chemicals. In order to decide whether a fish is fresh or not, there are some tips like checking it?s eyes, smell or gills. All of these methods require experience, detailed knowledge about fish and give results that are changing from person to person. In this thesis, a practical way of determining the freshness of fish is proposed. Photographs of fish are taken by mobile phone?s camera and no extra sensors are used. Images are processed using MATLAB and some informative features are extracted. With the use of those features, an artificial neural network decides the freshness of the fish. With the proposed technique, four different features are obtained to determine the freshness of the fish, three of which are related with the shape and the other is related to the colour. By using the features obtained from the shape, 90% of the test fish have been correctly recognized. With the addition of the colour feature all the test fish have been successfully classified. These results prove that the proposed technique can be easily and successfully used to detect the freshness of the fish
The Fair Interest of the Employee on the Balance of Interests at the Determination of the Objective Conditions Regarding the Conclusion of Employment Contracts for a Definite Term
A model suggestion to impress contemprary audience, onto teatrical expression and sinematographic expression
Her sanat yapıtının, izleyicileri tarafından değerlendirilme aşamasında; içerisinde bulunduğu toplumun yaşam ve iletişim koşulları, eserin üretim biçimlerini belirleyen teknikler ve teknolojiler, karşımıza en önemli belirleyenler olarak çıkmaktadırlar. Çağdaş gösteri ekipmanları; fiber optik teknolojisi, lazer teknolojisi, projeksiyon teknolojileri ve buna bağlı olarak geliştirilen ?3D Mapping Projection? ve holografik görüntü teknolojileri üzerine yapılan çalışmalarla, çağdaş seyircinin görsel estetik algısını karşılamaya yönelik bir yapıya bürünmektedir.Sinematografik dilin anlatım olanakları da çağdaş teknolojinin görsel anlatım sınırlarını zorlayan bir ilerleme halindedir. 20. Y.Y.başlarında,sinema görüntüsü kitlelere ulaşmaya başladığında kullanılan animasyon kuklaları, ?Stop Motion? animasyon ve görüntü bindirme teknikleri ile yaratılan özel efektler, günümüz dijital görüntüleme ve tasarım teknolojileri aracılığıyla son derece gerçekçi ve inandırıcı bir görsel estetik seviyesine ulaşmıştır. Yeni geliştirilen üç boyutlu görüntüleme teknikleri ve iki boyutlu düzlemdeki sinematografik görüntüyü üç boyutlu bir algı boyutuna taşıyan 3D izleme teknolojileri de bu inandırıcılık ve etkileme gücünü katlayarak artırmıştır. Bu bağlamda, 19. Y.Y. dan bu yana geliştirilen gösteri teknikleri ve teknolojilerinin, çağdaş tiyatral anlatım olanakları olarak kabul edilip kullanılması ve de sinematografik dilin görsel teknoloji sistemlerinin de bu yapı içerisinde değerlendirilme gerekliliği, seyirci sayısında ciddi azalmaların yaşandığı günümüz tiyatro sanatı ortamı için son derece büyük bir önem taşımaktadır. Bu anlamda, atılacak olan cesur, yenilikçi adımlar, gösteri disiplinleri arasındaki etkileşimin teknik çözümlemeleri üzerine yapılacak deneysel çalışmalar, bu çerçeveden bakılarak yeniden düzenlenecek bir eğitim sistemi, günümüz seyircisini etkileme ve yakalama bağlamında önemli gereklilikler olarak karşımıza çıkmaktadır. In the valuation process of every art piece by its audience; the life style and the comunication forms of its time period, the technices and techhnologies of production process, comes forward as the most important factors. Contemporary entertaintment equipment; with studies on fiber optic technology, laser technology, projection technologies and depending on technologies as ?3D Mapping Projection? and holographic view technologies, transforms to a configuration to satisfy the perception of visual aesthetic of contemporary audience. Also the expression resources of sinematographic language is in progress which extends the visual aesthetic perception boundaries of contemporary technology. Animation puppets, ?Stop Motion? animation, and the special effects which created by image overlay techniques of the cinematic view, which begun to reach to the masses in the early period of 20th century, reaches to an exceptionally realistic and convincing aesthetic level by todays digital viewing and design technologies. New developed three dimentional recording techniques and 3D watching technologies which carries the two dimentional cinematographic view to a three dimentional perception platform, much more increased this power of convincing and attracting. Thus, the necessity of acceptance and use of the entertaintment techniques and technologies which developed since 19?th Century as contemporary theatrical expression resources and also evaluation of visual technologie systems of cinematographic language in this structure, in today?s theatre platform that deals with decrease of audience numbers, carries extremely high importance. In this meaning, the steps which to be taken bold and reformist, experimental studies about interaction between disciplines of entertaintment and an education system reorganized by this point of view, confront us to the importanceof the necessities the to attract and to catch today?s audience
In point of the public economics the role of cooperatives in rural development process in Turkey: Tariş olive and olive oil union example
Kooperatifçilik hareketi bir eylem olarak, insanlık tarihinin tüm dönemlerinde farklı isimler altında toplumsal tabanda belirerek gelişim gösteren, işbirliği ve dayanışma temeline dayalı ekonomik, kültürel ve siyasi harekettir. Tarım toplumunda kooperatifler arazi kullanma kooperatifleri şeklinde ortaya çıkmış, daha sonra sanayi toplumunda işsizliğe bir çözüm olması için kentsel alanlarda tüketim kooperatifleri olarak belirmiş, günümüz bilgi toplumunda ise tüm sektörlerden kullanılan önemli bir gelişim mekanizması şekline dönüşmüştür. Kooperatifçiliğin temelinde yer alan, dayanışma ve işbirliğinin meydana getirdiği büyük güç, ortaya çıktığı coğrafyada başta devletler olmak üzere egemen güçlerin dikkatini çekmiştir. Bazı dönemlerde kooperatifler, ulusal ekonomilerin kurulması için kullanılırken, bazı dönemlerde ise tek merkezden geniş halk yığınlarını yönetmek için kullanılmıştır. Dünyada kooperatifçilik akımı, modern anlamda ilk ortaya çıktıkları 1844 yılından itibaren, sosyo-ekonomik ve siyasi değişimlerden etkilenerek gelişim göstermişlerdir. Kooperatifçiliğin ortaya çıkardığı önemli ekonomik ve siyasi güç nedeniyle, bu kurumlara bazı dönemlerde büyük önem verilmiş bazı dönemlerde ise kuşkuyla bakılmıştır. Dünya'da evrensel kooperatifçilik ilkelerinin belirlenmesi ve bu ilkelerin modern kooperatifler için bir referans olması, bu akımın verimini arttıran esas faktörlerden biri olmuştur. Günümüzde ülkeler özellikle kırsal alanların kalkınması konusunda tarımsal kooperatiflere büyük önem vermektedirler. Gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında tarımsal kooperatifler kırsal alanın kalkınması ve gıda güvenliğinin sağlanması boyutunda en önemli araçlar konumundadır. Birleşmiş Milletler bu çerçevede 2012 yılını Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak kabul etmiş ve dünyada kooperatiflerin önemli bir kalkınma aracı olarak desteklenmesini istemiştir. Türkiye'de kooperatifçilik hareketinin birçok kaynakta Mithat Paşa'nın öncülüğünde 1863 yılında ?Memleket Sandıkları? ile başladığı kabul edilmektedir. Buna karşın, Türklerde kooperatifçilik eyleminin tarihsel kökleri Selçuklu İmparatorluğuna kadar uzanmaktadır. Türkiye'de kırsal alanın kalkınması çerçevesinde kooperatifçilik eylemi, modern anlamda ilk olarak 1913 yılında, Batı Anadolu'da ortaya çıkmış, daha sonra Cumhuriyetin kurulmasını takiben, devletinde yönlendirmesi ile önemli bir gelişim göstermişlerdir. Planlı Kalkınma Dönemlerinde kooperatifler kırsal alanın kalkınmasında önemli bir araç olarak görülmüş ancak devlet vesayeti ve yetersiz kooperatifçilik eğitimi gibi nedenlerden bu süreçte kooperatiflerin verimi hep tartışılır olmuştur. Türkiye'de devlet ve kooperatifler arasında bu kadar yoğun ilişkiler olmasına rağmen akademik çalışmalarda kooperatifler genellikle mikro çerçevede ele alınmış kamu ekonomisi boyutunda kooperatiflerin etkileri yeterince irdelenememiştir. Bu tez kapsamında Türkiye'de kooperatiflerin kırsal kalkınma boyutundaki etkileri, kamu ekonomisi perspektifiyle, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Modeli üzerinden incelenmiştir. As an action, the cooperative movement is a community based economic, cultural and political movement with solidarity philosophy, which has appeared with different names in all the periods of human history. In the agricultural society, cooperatives appeared as agricultural production cooperatives, afterward in the industrial society the movement passed to the urban areas with the purpose of eliminating the unemployment problems. In today?s knowledge society, cooperatives became as development mechanisms for all the sectors. With the great power which is created with the solidarity, in all the geographical areas, the cooperative movement takes attention of the ruling powers like states. In some periods, this movement used for building the national economies, or in some periods the movement has used for ruling the mass population. After the first appear of the modern cooperatives in 1844, the evolution of the cooperative movement in the world, has been effected form the social economic and political changes. Because of the important economic and political power of the cooperatives, in some periods societies give these institutions high importance, on the contrary, in some periods societies saw them as suspicious. With the international cooperative principles had identified, these principles became references for the efficient modern cooperatives in the world. Today, in almost every developed country, agricultural cooperatives are the most important development mechanisms in rural areas. With this framework, The United Nations General Assembly has declared 2012 as the International Year of Cooperatives, highlighting the contribution of cooperatives to socio-economic development, particularly their impact on poverty reduction, employment generation and social integration. In many references, it?s accepted that, the cooperative movement in Turkey has started at 1863 with the name of ?Memleket Sandıkları? (Homeland Chests). Mithat Pasha, who?s an intellectual statesman, was the leader of this movement. Despite that, the cooperative movement?s historical roots about Turks, take place to the Seljuks Empire. About rural development in Turkey, the first modern cooperative movement took place in the rural areas of Aegean Region of Anatolia at 1913. After The Republic of Turkey has established, with the leading of the state, cooperatives showed important evolution progress. At the Planned Development Periods, state have seen agricultural cooperatives as development tools for rural areas, but because of the state tutelary and the inadequate cooperative education, in every period the performance of the cooperatives in Turkey have always been argumentative. Despite that, cooperatives and state have intensive relationship with each other in Turkey, usually the academic studies came up with the micro frame, and effects of the cooperatives have not been studied in the point of public economics. In this thesis, we examined the effects of cooperatives in the rural development of progress in Turkey, over the model of Taris Olive and Olive Oil Union, with the public economics point of view
Kentsel atıksu arıtma tesisleri için katı madde dengelerinin hazırlanması
Kütle dengesi; reaktör tasarımı, proses değerlendirilmesi gibi pek çok mühendislik uygulamalarında kullanılan ve iyi bilinen bir yöntemdir. Bu metot, kütle akışının olduğu bir sistemde giriş ve çıkış maddelerinin korunduğunu varsayan bir hesaplama yönetimidir. Çevre Mühendisliği'nde, atıksu arıtma tesislerinde (AAT), giriş, çıkış atıksu debileri ve atıksu özelliklerine göre bileşen akılarının hesaplanması, farklı işletim koşullarının karşılaştırılması ve tesisinin genel durumunun değerlendirilmesinde, katı kütle dengelerinin hazırlanması önemli bir araç olarak göz önünde bulundurulmaktadır. AAT'lerde bu hesaplamanın yapılmasında uygulanan işlem adımları doğrudan uygulanan adımlar olmakla birlikte, AAT işletim verilerine bu dengenin uygulanması, arıtım proseslerinin çok dinamik sistemler olması ve tesise giriş yüklerindeki salınımlar nedeniyle çok kolay değildir (Puig vd., 2008). Her ne kadar kütle dengesi hesaplamaları AAT işletim kalitesini arttırmak üzere tercih edilse de (Meijer vd. 2002), AAT'ye ait ham veriden güvenli bir bilginin elde edilmesi genellikle mümkün olmamaktadır. Örneğin, aktif çamur sistemine sahip bir biyolojik atıksu arıtma tesisinde proses entegrasyonuna yönelik olarak tüm giren ve çıkan atıksu debileri, aktif çamurun özellikleri ve çamur üretiminin bilinmesi gerekmektedir (Puig vd., 2008). Kütle dengesini içeren proses tasarımlarında, atıksu arıtım proseslerinin matematiksel modellemesinin mühendislik ölçeğinde uygulanması, 1990'lı yıllar ve 2000'li yılların başlarından beri oldukça dikkat çekmektedir. Proses konfigürasyonlarına karar verilmesi ve değerlendirilmesinde sadece özel ünitelerin tasarımında değil aynı zamanda tesis genelinde etkilerin değerlendirilmesinde, bazı firma ve kuruluşlar tarafından BioWin (EnviroSim Associates Ltd., Flamborough, Ontario, Kanada), GPS-X (Hydromantis Inc., Hamilton, Ontario, Kanada); ATV-131 E (DWA, Almanya) simülasyon programları geliştirilmiştir (WERF, 2010). Bu modeller, giriş-çıkış atıksu debileri ve atıksu özellikleri, kinetik ve stokiyometrik parametreler ve tesis içi yan akımlar göz önünde bulundurularak tüm tesis için entegre bir kütle dengesinin geliştirilmesinde oldukça yararlıdır. Bu tez çalışmasında Microsoft Excel program kullanılarak biyolojik atıksu arıtma tesislerinde kütle denkliğinin çıkarılmasına yönelik olarak bir hesaplama programı oluşturulmuştur. Bu hesaplama yöntemi, farklı atıksu arıtma akım şemalarında uygulanan proseslerin ve onların oluşturduğu yan akımların kütle dengesi sonuçlarını nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmada üç farklı proses türü ( klasik aktif çamur, uzun havalandırmalı aktif çamur ve A2/O prosesi) ve üç farklı debi (1000 metreküp/gün, 10000 metreküp/gün, 100000 metreküp/gün) ile çalışılmıştır. Her bir proses için üç iterasyon yapılmış olup, dördüncü bir iterasyona gerek kalmamıştır. Hesaplamalarda kullanılan sabitler, katsayılar ve kabul edilen yaklaşımlar, kıyaslama yapılabilmesi açısından her bir proses için aynı seçilmiştir. Klasik ve uzun havalandırmalı aktif çamur sistemlerinde yan akımlarda debi, BOİ, TKM; biyolojik nütrient giderimini yapan A2/O prosesinde, yan akımlarda debi, BOİ, TKM, organik azot, amonyak azotu, nitrat azotu, toplam azot ve toplam fosfor hesaplamalarda dikkate alınmıştır. Tüm hesaplamalar, orta derecede kirliliğe sahip evsel atıksu karakterizasyonu dikkate alınarak yapılmıştır. Sonuçlarda, klasik aktif çamur sisteminin diğer sistemlere oranla, iterasyon farklarının bazı hesaplarda yüzde 5'i aşmasından dolayı daha az kararlı olduğunu göstermiştir. Bu yüksek lisans tezinde, tüm hesaplama adımları, yapılan kabuller ve elde edilen sonuçlar proses ve debi farklılıklarına göre detaylı olarak verilmektedir. Mass balance is a well-known method in many engineering applications including reactor design, process evaluation, and benchmarking. This method assumes and calculates the remaining stable the outputs and inputs of substances in a mass flow system. In environmental engineering field, preparation of mass balances is considered as a very important tool to compute the fluxes of substances compare operational conditions and check the general validity in wastewater treatment facilities (WWTFs). It is a very current way to compute the influent and effluent flows and their characteristics at wastewater treatment plants. However, application of mass balances on WWTP data is mainly difficult since the treatment processes are dynamic systems and the variability of the influent loading is unknown (Puig et al., 2008). Although mass balance calculations have been preferred to improve the quality of WWTF information (Meijer et al. 2002), getting reliable information from raw WWTF data is mainly not possible. For example, to establish a mass balance in the biological WWTFs having activated sludge units for process integrity, all in- and outgoing flows including the activated sludge composition and sludge production should be known (Puig et al., 2008). For process design including mass balances, the use of mathematical modeling of wastewater treatment processes has taken great attention based on engineering scale applications since 1990s and early 2000s. To evaluate and refine process configurations not only in the design of a particular unit process, but also in terms of plant-wide effects, some companies have developed simulation software programs such as BioWin (EnviroSim Associates Ltd., Flam borough, Ontario, Canada); GPS-X (Hydromantis Inc., Hamilton, Ontario, Canada); ATV-131 E (DWA, Germany) (WERF, 2010). The models are very useful to develop the steady-state mass balances of the integrated plant processes regarding the influent and effluent characteristics, kinetic and stoichiometric parameters, and the effects of sidestream loads. In this MSc. Thesis, a spread-sheet was developed by using Microsoft Excel to calculate the mass balance in biological WWTFs. It is capable to present how different wastewater treatment processes and their recycled flows affect the mass balance results. This research has been studied with three kinds of biological wastewater treatment processes -conventional activated sludge process, extended aeration activated sludge process, and A2/O process (BNR)- and flows. It has been computed with three iterations for each processes since there is no need for further iteration. The flows are 1000 cubic meter, 10,000 cubic meter, and 100,000 cubic meter. The constants and coefficients were chosen the same for all processes so it was suitable to comparison. It computed flow, BOD, TSS loads and recycle streams for conventional and extended aeration active sludge systems while flow, BOD, TSS, Org-N, NH4+-N, NO3--N, TN and TP loads were taken into account for biological nutrient removal system (BNR). In the calculations, medium strength domestic/municipal wastewater characteristics were used. The results showed that the conventional active sludge system is less stable than the other processes since its iteration differences exceeding 5 percent are higher than those in the other processes. The computing steps and the results are given in details and compared them for the treatment processes and flows examined in the thesi
USING WAVE PREDICTIONS FOR PORT STRUCTURE DESIGNS
Ticari limanlar ve yat limanları, deniz taşımacılığı ve tekne turizmi açısından hayati önem taşımaktadırlar. Limanların tasarımında en önemli aşamalardan biri, konaklayan gemi ve teknelere güvenli bir demirleme sağlayacak olan liman koruma yapısının tasarımıdır. Liman koruma yapısı tasarımını etkileyecek dalga özelliklerini belirten dalga iklimi, göz önüne alınması gereken temel unsurdur. Dalga iklimin modellenmesi koruma yapısı tasarımın sağlıklı olabilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bugün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de dalga tahminleri, rüzgar ölçümlerine ya da modellerine dayanmaktadır. Ancak, Türkiye Kıyılarında dalga iklimi çalışmalarında kullanılabilecek ölçülmüş dalga verisi bulunmadığından tasarım sürecinde dalga modelleri tercih edilmektedir. Bu çalışmada Türkiye Kıyıları için geliştirilmiş üç boyutlu hidrodinamik taşıma modeli olan HYDROTAM-3D modelinin rüzgar ve dalga iklimi alt modelleri anlatılmakta ve uygulama çalışması olarak Edremit, Balıkesir bölgesinin rüzgar ve dalga iklimi sunulmaktadır Ports and marinas have a vital importance in sea transportation and boat tourism. In the design of these areas, one of the most important steps is the design of the coastal defence structure which provides the safe berthing of the ships and the boats calling ports and marinas. Wave climate providing information on the wave characteristics that will affect the design of the defence structure is the basic aspect of the design process. Modelling the wave climate is of great importance in reaching on sound coastal defence structure. Like the overall practice in the world, wave prediction studies in Turkey are based on either the data gained out of wave measurements or models. However, as there is no continuous wave measurement data along the Turkish coasts, models of wave climate are preferred in the design process. In this study, the wind and wave climate sub-models of HYDROTAM-3D, a three dimensional hydrodynamic transport model are used and and developed for Turkish coasts, and the results of a case study for Edremit, Balıkesir are discussed