DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    Ethics in Personal Selling: Investigating Ethical Attitudes of Medical Sales Representatives in Adana

    Get PDF
    Etik konulu araştırmalar içinde kişisel satış yaygındır. Bunun temel nedeninin, hedeflere ulaşma veya kotaları doldurma baskısının, satış temsilcilerini etik olmayan davranışlarda bulunmaya zorlaması olduğu söylenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, tıbbi satış temsilcilerinin kişisel satış süreçlerindeki etik tutumlarını belirlemek ve satış temsilcilerinin demografik özellikleri arasında etik tutumlar açısından farklılıkları incelemektir. Bulgulara göre; cinsiyet, yaş, iş deneyimi ve gelir düzeyi grupları arasınd, anlamlı bir fark yoktur. Diğer yandan firmaların menşeine göre genel etik tutumlar, satış baskısı, satış kotaları ve etik sorunların çözüleceğine dair inanç açısından anlamlı farklılıklar vardır. Personal selling is common in ethics related studies. It can be said that the most important reason for this, is the pressure of achieving the targets or fulfilling quotas, which cause sales representatives to behave unethically.  The purpose of this research is to define ethical attitudes of medical sales representatives and analyze the differences among them in terms of their demographic features in their ethical attitudes. According to the findings; there is no significant difference among gender, age, work experince and income level. On the other hand, there are significant differences in the origin of the companies in terms of general ethical attitudes, sales pressure, sales quotas and the beliefs regarding whether the ethical problems will be resolved

    Gynecological Cancer Patients Satisfaction Related To Nursing Care Who Take Chemotherapy

    Get PDF
    Giriş: Kanser tedavisinde uzun süredir kullanılan kemoterapi, anemi, bulantı-kusma, ağız yaraları, saç dökülmesi benzeriproblemlere yol açmaktadır. Bu nedenle hastanın tedaviye uyumunda hemşirelik bakım memnuniyeti önem kazanmaktadır.Amaç: Çalışma, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi ve Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezindekemoterapi alan hastaların, hemşirelik bakımında memnuniyetlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışmayaşubat-ağustos 2009 tarihleri arasında kemoterapi alan hastalar dahil edilmiştir. Araştırma için Gazi Üniversitesi hastanesinden20 hasta ve Hacettepe Üniversite hastanesinden 60 hasta alınmıştır. Araştırmada veri toplama formu ve "KemoterapiHastalarında Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Hastaların %80'inin memnuniyet puanları,ortalamanın üzerindedir. Hastaların %97.5'inin Gastrointestinal sistemle ilgili sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. İlaçlar,kemoterapinin olumsuz etkileri, yan etkilere yönelik önlemler, beslenme ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken konularhakkında aldıkları eğitimi yeterli bulanlar ile yetersiz bulanların hemşirelik bakım memnuniyetleri arasında istatistiksel olarakfark anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Sonuç: Kemoterapi, ilaçların olumsuz etkileri, tedavinin yan etkilerine yönelik alınacakönlemler, beslenme ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirilmeyi yeterli bulan hastalarınhemşirelik bakım memnuniyet puanları ortalama puanın üzerinde bulunmuştur. Sonuç olarak kemoterapi alan jinekolojikkanserli hastalara tedavileri sırasında eğitim verilmesi önerilmektedir. Background: Chemotherapy which is used long-term in the treatment of cancer lead to some problems such as anemia,vomiting and nausea, mouth sores, hair loss. For this reason, satisfaction of nursing care gain important in the treatmentcompliance. Objectives: This studys aim is to determine the satisfaction of nursing care for the patients who having beentreated via chemotherapy in Hacettepe Universty Adult Hospital and Gazi University Hospital Health Research andApplication Center. Methods: The patients received chemotherapy was included in to the research between the datesFebruary-August 2009. The sample of the research consist of 20 patients from Gazi University Hospital and 60 patients fromHacettepe Universty Hospital. Data collecting form and "Tool of satisfaction of nursing care for patients receivingchemotherapy" were used in the research. Results: 80% of patients satisfaction scores above average. 97.5% patientsexperience problems with the gastrointestinal system. Patients satisfaction scores about the information they get from thenurses on their treatment, drugs they use, negative effects of drugs, proposals which given on negative effects ofchemotherapy, nutrition, daily life activity were found statistically significant(p<0.05). Conclusion: Satisfaction of nursingcare scores with the information given about the chemotherapy, negative effects of drugs, precautions against adverse effectsof chemotherapy, nutrition and daily life activity were above the mean score of patients's satisfaction scores. As a result oftraining is recommended, during treatment of gynecologic cancer patients receiving chemotherapy

    İzmir-Balıkesir transfer zonunun jeolojik evrimi: Batı Anadolu'daki genişleme tektoniğini yeniden organize eden kıtasal ölçekte bir yapı

    No full text
    Bu tez, Ege Genişleme Sistemindeki Menderes Çekirdek Kompleksi ile Kikladlar arasındaki farklı deformasyonu karşılayan ve kabuksal ölçekli bir makaslama zonu olarak tanımlanan İzmir-Balıkesir Transfer Zonu?nun yapısal önemini tanımlamayı amaçlar. Bu çalışmada, İBTZ içindeki Miyosen-Kuvaterner birimleri 1/25.000 ölçeğinde haritalanmış ve birimlerden stratigrafik, yapısal, jeomorfolojik, paleomanyetik ve jeokronolojik veriler elde edilmiştir. Veriler İBTZ?nin transtansiyonal bir makaslama zonu olduğunu ve Neojen öncesi temel kayaları, Neojen volkanosedimanter istifleri ve Pliyo-Kuvaterner birimlerini deforme ettiğini göstermiştir. Yapısal ve kinematik verilere göre, İBTZ?de Geç Senozoyik?te üç deformasyon evresi tanımlanmıştır. Miyosen dönemine karşılık gelen ilk evrede K-G genişleme ve D-B sıkışma sonucunda gelişen doğrultu atımlı faylarca baskındır. Bu evrede KD-GB uzanımlı Miyosen volkanosedimanter havzaların oluşumu gerçekleşmiştir. İkinci evre doğrultu atım-baskın transtansiyondan genişleme-baskın transtansiyona dönüşen tektonizmayla ilişkilidir. Bu evre olasılıkla Erken Pliyosen?deki orta Kiklad çizgiselliğinin aktivitesini yitirmesi ve Menderes çekirdek kompleksinin orta bölümünün en son yüzeylemesiyle eşyaşlıdır. Son evre KB-GD sol yönlü doğrultu atımlı fay, KD-GB sağ yönlü doğrultu atımlı fay ve D-B doğrultulu normal fayların birlikte çalışmasıyla karakteristiktir. Son evrede İBTZ parçalanarak daha dar bir makaslama zonuna dönüşmüştür. Yeni paleomagnetik veriler İBTZ?nin saat ibresinin tersi yönünde rijit bloklar şeklinde rotasyona uğrayan Menderes Çekirdek Kompleksi ve Kikladları ayıran ve zon içinde saatibresi yönünde rotasyonların geliştiği bir makaslama zonu olduğunu göstermektedir. Tüm verilere göre, İBTZ Anadolu levhası altındaki yitim zonundaki bir yırtığın yüzeye yansımış şekli olarak yorumlanabilir. This thesis attempts to expose the structural implication of a crustal scale zone of weakness, the İzmir?Balıkesir transfer zone (İBTZ) which is a recently recognized as strike-slip dominated shear zone that accommodates the differential deformation between the Cycladic and Menderes core complexes within the Aegean Extensional System. Here, I present new stratigraphic, structural, paleomagnetic, geochronologic and kinematic data and 1/25,000 scale mapping of Miocene to Recent rock units within the İBTZ. The results point out that the İBTZ is a transtensional brittle shear zone that deforms the pre-Neogene basement rock units, the early-middle Miocene volcano-sedimentary units and the Plio?Quaternary continental units. The analysis of large-scale structures and fault kinematic data indicate that three different deformation phases prevailed in the İBTZ during the late Cenozoic. The first phase (Phase 1) is characterized by N?S directed extension and E?W contraction that gave way to the development of strike-slip faults with normal components and likely took place during the early (?) to late Miocene. This transtensional phase, forming the volcano-sedimentary basin was overprinted by the second phase (Phase 2) which is characterized by variable extension and contraction directions indicating wrench-to extension-dominated transtension. The structures related to Phase 2 are observed all around the İzmir Bay and indicate a distributed nature of the deformation that probably took place during the early Pliocene, coeval with the end of the activity of the mid-Cycladic lineament and the last exhumation of the central Menderes core complex. The latest deformation phase (Phase 3) is characterized by an association of NW?SE trending left-lateral and NE?SW trending right-lateral strike-slip faults and E?W trending normal faults forming extensional deformation. During Phase 3, the İBTZ evolved from a wider shear zone into a relatively narrow discrete fault zone by the late Pliocene, during which the strike-slip and extensional deformation were completely decoupled from each other. With respect to new paleomagnetic data, İBTZ is a clockwise rotated structural shear zone that separated two counterclockwise rotated rigid blocks; the Menderes and Cycladic complexes, and can be interpreted as the surface reflection of the teared part of the subduction beneath the Anatolian plate

    Yarı yapılı çift zamanlı veri ambarlarının modellenmesi ve sorgulanması

    No full text
    Son yıllarda yaygın olarak kullanılan ve önem kazanan Veri Ambarı, daha hızlı ve efektif raporlama imkanı sağlayan bir sistemdir. Veri ambarında veriler, işlem olmayan depolama alanlarında tutulur. Veri ambarı küpleri aracılığıyla, kolay raporlama ve muhakeme sağlanır. İşletmelerde müşterinin eğilimlerini saptamak ve müşteri memnuniyetini arttırmak önemlidir. Bu noktada veri ambarı çok iyi bir çözümdür. Veri analizi yaparken eski tarihlere ait bilgilere ihtiyaç duyulur. Zamana dayalı gerçekçi raporlar alabilmek için, değişen veriler geçerlilik sürelerine göre belli bir düzende tutulmalıdır. Çift zamanlı yaklaşım zamansal veri saklama yaklaşımlarından biridir. Verilerin daha az yer kaplamaları için çeşitli metotlar kullanılabilir. Veritabanındaki tabloları iç içe oluşturmak bu yöntemlerden biridir. Bu uygulamanın amacı, zamansal değerleri çift zamanlı yapıda tutan, yarı yapılı bir dataset üzerinden veri ambarı küpleri oluşturmak ve oluşan küpleri sorgulamaktır. Ayrıca sorguların sonuçları da incelenmiştir. Sonuçlar veri analizinde ve şirketlerin strateji geliştirmesinde kullanılabilir. Yarı yapılılığı sağlamak için nested tablolar ve nested typelar kullanılmıştır. Yüzde 66 daha az disk alanı kullanımı sağlanmıştır. Boyutsal bir veritabanı modellenmiştir. Sorgular boyutsal veritabanında çalıştırılmış, sonuçlar tartışılmıştır. Sonuçlar diyagramlar ve grafikler ile açıklanmış ve desteklenmiştir. Data Warehouse is very common and achieved prominence in recent years is a system that supplies more effective and rapid reports. Warehouse data is stored in a non-transactional repository. Easy reporting and reasoning via prepared warehouse cubes is ensured. It is important to understand customer?s tendencies and increase the customer satisfaction in corporations. At this point warehouse is a great solution. Temporal approaches are very important while analyzing historical data. Knowledge of old times is required on data analysis. To gain time- based realistic reports, changed data has to be stored in a certain order. Bitemporal approach is one of the temporal data storage approaches. Various methods may be used to store data in less space. Generating nested database tables is one of these methods. Nested tables compose a semi-structured format in database. The aim of this study is designing warehouse cubes which stores temporal values in bitemporal form, semi-structured format. Additionally cubes are queried and results are discussed. Outcomes may be used for analysis and data strategy development of companies. For supplying semi-structured form nested tables and nested types are used. 66 percent less disk space usage is provided. A dimensional database is designed. Queries are run in this dimensional database and results are discussed. Results are explained and supported with diagrams and charts

    The Contribution of Colour to Poster as a Graphic Design Product: A Historical Survey

    Get PDF
    Sanat, var olduğu tarihsel süreç içinde, toplumsal bilincin ve kültürün bir parçası olarak, sanatçının dünyayı görsel yolla algılamasınınbir göstergesi olmuştur. Sanat dalları arasında grafik sanatlar, kitleleri yönlendirmesi, beğenileri etkilemesi ve değiştirmesiaçısından önemli bir yere sahiptir. Belli bir tasarım sürecinin sonunda ortaya çıkan grafik tasarım ürünleri arasında yer alanafiş, iletişim kavramı içinde düşünülmesi gereken, kitlelere plastik sanatlar yoluyla mesaj veren bir araçtır. İyi bir sloganla desteklenengörsel bir imge; doğru bir renkle desteklenen tipografi veya resimsel bir unsur; görsel bir imge veya tipografi ile desteklenenrenk, bir tasarım ürünü olarak afişin amacına ulaşmasını sağlar.Bu çalışmanın amacı, ortaya çıkışından günümüze, ayrı bir anlatım türü olarak, resmin sınırlarını da zorlayan bir sanat formu olanafişi, bir tasarım elemanı olan renk boyutunda çeşitli örneklerle incelemektir. Bu amaca ulaşma doğrultusunda, farklı toplumlarınfarklı dönemlerinde yetişen, içinde yetiştikleri toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yapılarından etkilenen, afişi temelüretimleri arasında gören tasarımcıların özgün tasarımları değerlendirilmektedir. As a part of social awareness and culture, art has been the sign of artist's visual perception of the world throughouthistory. Within the subject field of art, the graphic arts hold an important place in terms of guiding audiences, influencingand changing tastes. Poster, which is one of the graphic design products that is created through a certaindesign process, is an instrument giving message to audiences by way of plastic arts, must be considered within thescope of communication concepts. A visual image supported by a well catch-phrase; a typographic or a pictorialelement enriched by accurate colours; colour enhanced by a visual image or typography ensure the poster to achieveits goals as a design product.The aim of this study is to examine the poster within the scope of colour concept, as a distinct genre of expressionand as an art form pushing the limits of painting from its emergence to the present day. In doing so, various designers'unique designs have been evaluated, who are brought up in diverse societies in different times; who are influencedby the social, cultural, economical and political values of the societies that they live in; and, who consider the posteras their major products

    An investigation of runaway behaviours of adolescents in terms of socio-demographic characteristics and family functions

    No full text
    Bu araştırma Ergenlerde evden kaçma davranışının a) sosyo-demografik özellikler, b) aile işlevleri açısından değerlendirmesini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada örneklem grubunun aile işlevlerinin yedi alt boyutu (problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü ve genel işlevler) Aile Değerlendirme Ölçeği ile incelenmiş; Sosyo-demografik özellikler için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ergenlerde evden kaçma davranışı ile sosyo-demografik özellikler (Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, annenin mesleği, babanın mesleği, anne-babanın medeni durumu, ailenin aylık geliri, ailenin göç durumu, aileden beklentiler, intihar girişimi, intihar sebepleri, aile ilgili düşünceler, evden kaçma davranışı gösteren tanıdık, aileyle sorun yaşama durumu, anne babanın birlikte-ayrı oluşu, alışkanlık yapıcı madde kullanımı, anne ve babanın alışkanlık yapıcı madde kullanımı, doğum sırası, kardeş sayısı) arasındaki ilişki değerlendirilerek; evden kaçma davranışı gösteren ergenlerin aile değerlendirme işlevlerine göre anlamlı düzeyde ( p<.05 ) farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 15-18 yaş aralığında evden kaçma davranışı gösteren 40 erkek 60 kız ve evden kaçma davranışı göstermeyen 58 kız 42 erkek ergen olmak üzere toplam 200 ergen oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda evden kaçma davranışının yaş, eğitim durumu, annenin eğitim durumu, annenin mesleği, babanın mesleği, anne-babanın medeni durumu, ailenin aylık geliri, ailenin göç durumu, aileden beklentiler, intihar girişimi, aile ile ilgili düşünceler, evden kaçma davranışı gösteren tanıdık, aile ile sorun yaşama durumu, alışkanlık yapıcı madde kullanımı, annenin ve babanın alışkanlık yapıcı madde kullanımı, doğum sırası ve kardeş sayısına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada evden kaçma davranışı gösteren ergenlerin ailelerinin problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, roller, davranış kontrolü, gereken ilgiyi gösterebilme ve genel aile işlevlerinde karşılaştırma grubunda yer alan ailelere göre önemli oranda yetersizlik yaşadıkları belirlenmiştir. Evden kaçma davranışı gösteren ergenlerin eğitim durumlarına göre aile işlevlerinin alt boyutlarından olan gereken ilgiyi gösterme alt boyutunda en düşük eğitim düzeyi olan okur-yazar olanların yüksek (sağlıksız) ortalama puanlara sahip olduğu; Madde kullanan ve intihar girişiminde bulunanların gereken ilgiyi gösterme alt boyutu dışında tüm alt boyutlarda yüksek (sağlıksız) ortalama puanlara sahip olduğu; ailelerinde göç geçmişi bulunan ergenlerin problem çözme boyutunda yüksek (sağlıksız) ortalama puanlara sahip olduğu, 5 ve üstü sayıda kardeş sahibi olanların davranış kontrolü boyutunda daha yüksek (sağlıksız) ortalama puanlara sahip olduğu; anne-babası bekar olanların problem çözme, roller ve genel işlevler boyutlarında yüksek (sağlıksız) ortalama puanlara sahip olduğu tespit edilmiştir. This research has been conducted to examine the relationship between run away from home behavior a)-family function b)-socio-demographic characteristics. In the research seven sub-family functions (problem-solving, communication, roles, affective responsiveness, affective involvement, behaviour control and general functions) of the sample group formed have been examined with The Family Assessment Scale. The Personal Informatıon form has been used for socio-demographic characteristics. According to family assessment functions and social demographic variables ( age, gender, education level, parent education level, parent profession, parent income level, family emigration aspect, expectations from family, suicide attempt, suicide reasons, thoughts about family, acquaintance who run away from home behavior, encounter problems with family, family go about with or not, use of drugs, family use of drugs,birth order, number of siblings) run away from home behavior have been studied whether significantly differentiate (p< .05) or not. The sample group of the research has been formed by 15-18 years old 40 boys and 60 girls who run away from home and 58 girls and 42 boys who don?t run away from home. Totally 200 adolescents form the sample group. As a result; significant differentiation run away from home behavior according to the age, education level, parent education level, parent profession, parent income level, family emigration aspect, expectations from family, suicide attempt, thoughts about family, acquaintance who run away from home behavior, encounter problems with family, family go about with or not, use of drugs, family use of drugs,birth order, number of siblings has been obtained.The results indicated that families of runaway adolescents had more deficits and conflicts in problem solving, communication, rolles, affective responsiveness, affective involvement, behavior control and general functioning when compared to the families of non-runaway adolescents. According to education level of runaway adolescents whose low level of education have high average scores (unhealty) in Affective Involvement dimension. Runaways who use drugs and suicide attempt have whole sub-family functions other than Affective Involvement dimension. Runaways who emigrate have high average scores (unhealty) in problem solving. Runaways who have got 5+ siblings have high average scores (unhealty) in behavior kontrol. Runaways whose family is single have high average scores (unhealty) problem solving, rolles and general function

    Clinical significance of DNA repair genes expressions in neurofibromatosis TYPE 1 cases

    No full text
    AMAÇ: Nörofibromatozis Tip 1 (NF1), çe_x0002_itli fenotiplere sahip, sık görülen otozomal dominant genetik bir hastalıktır. NF1 hastalarının klinik çe_x0002_itlili_x0001_inin genetik nedeni sorgulanmaktadır. DNA onarım genleri DNA? daki hataların onarımından sorumludur. Biz DNA onarım genlerinin ekspresyonunu ve onların NF1 hastalarındaki klinik önemini nörofibrom, hamartomatöz lezyon, di_x0001_er tümörler ya da ailesel NF1 varlı_x0001_ı ile kar_x0002_ıla_x0002_tırarak analiz etmeyi amaçladık. Bu çalı_x0002_manın di_x0001_er amacı gen ekspresyonları ile klinik bulgular arasında ili_x0002_ki olup olmadı_x0001_ını belirlemekti. METOD: NF1? li hastalar ve NF1 ile birlikte malignitesi olan hastalar çalı_x0002_maya alındı. Kontrol grubu olarak da benzer ya_x0002_ grubundaki her hangi bir hastalı_x0001_ı olmayan çocuklar ve NF1 ile ilgisi olmayan maligniteli olgular olu_x0002_turdu. Çalı_x0002_ma toplam 46 olgu içermekteydi: 36 NF1 hastası (30 çocuk; 6 ebeveyn), hiç bir hastalı_x0001_ı olmayan 8 kontrol olgusu, rabdomiyosarkomlu NF1 olmayan 2 kontrol olgusuydu. 8 kontrol olgusunun ya_x0002_ ortalaması 17±7,03 (10-30 ya_x0002_) (ortanca 13 ya_x0002_) idi. NF1 olgularının 17? si kadın 19? u erkekti. NF1? li olgularımız için tanı anındaki ya_x0002_ ortalaması 10,08±8,86 (9 ay- 38 ya_x0002_) (ortanca 8 ya_x0002_) iken hastalarımızın çalı_x0002_maya alınan ebeveynlerinin ya_x0002_ ortalaması 40,50±1,22 (39-42 ya_x0002_) (ortanca40 ya_x0002_) idi. 36 hastanın, 17? si nörofibromlu, 17? si hamartomatöz lezyonluydu. 1 hastada rabdomiyosarkom gözlenmi_x0002_, 1 hasta meme kanseri ve 4 hasta da optik gliomluydu. Her bir hasta ve kontrol grubundan periferik kandan mononükleer hücre izolasyonu yapıldı. RNA izolasyonu ve cDNA dönü_x0002_ümünden sonra, her bir olguda Real-Time PCR ile DNA onarımı ile ili_x0002_kili 84 genin ekspresyonu (standart array, SABiosciences) _x0003__x0002_belirlendi. Ekspresyonların kontrol grubuna göre kat de_x0001_i_x0002_iklikleri ve T test ile p de_x0001_eri kar_x0002_ıla_x0002_tırmalı gruplarda de_x0001_erlendirildi. BULGULAR: Ara_x0002_tırma grubunu 36 NF1 hastası, kontrol grubunu ise 8 sa_x0001_lam çocuk ve 2 adet de NF1 ile ili_x0002_kisi olmayan maligniteli olgu (rabdomiyosarkom) olu_x0002_turmaktadır. NF1 olgularında, PNKP, RAD18, XAB2, XRCC3, XRCC4 ve XRCC5 genlerinin ekspresyonu kontrol grup ile kar_x0002_ıla_x0002_tırıldı_x0001_ında azaldı (p<0.05, T test). Nörofibromlu NF 1 olgularında, nörofibromsuz NF 1 olgularıyla kar_x0002_ıla_x0002_tırıldı_x0001_ında POLB ekspersyonu artarken; ERCC3,LIG1,MGMT, MRE11A, MPG, MSH6, PARP2, PRKDC, RAD51B, RAD52, RPA3, SMUG1, TREX1, UNG ekspresyonu azaldı. RAD18 ailesel NF 1 varlı_x0001_ında ekspresyonu azalmı_x0002_ ve istatistiksel olarak önemli oldu_x0001_u saptandı. Malign tümör olgularında NF 1? li ya da NF 1? siz gruplar kar_x0002_ıla_x0002_tırıldı_x0001_ında gen ekspresyonunda kat de_x0001_i_x0002_iklikleri vardı. DDB2, MGMT, MLH1, POLB UNG, XPA ekspresyonları arttı. NF 1?li RMS olgusu ile NF 1? siz RMS olguları kar_x0002_ıla_x0002_tırıldı_x0001_ında DDB2, MGMT, MLH1, POLB, UNG, XPA olmak üzere 6 genin ekspresyonu 10 kattan fazla arttı. SONUÇ: Bulgularımız NF 1 olgularındaki klinik bulguları öngörmek için DNA onarım sistemi ili_x0002_kili gen ekspresyon de_x0001_i_x0002_ikliklerinin rolü olabilece_x0001_ini göstermi_x0002_tir OBJECTIVE: Neurofibromatosis Type 1 (NF1) is a a common autosomal dominant genetic disorder that has a variable phenotype. The genetical causes of clinical variability of NF1 patients is questioned. DNA repair genes are responsible for proofreading the missing in the DNA. We aimed to analyze expression of DNA repair genes and their clinical significance in NF1 patients; comparing exsistance of neurofibroma or hamartomatous lesions or other tumours or existance of NF1 in the family. The other aim of this study was to determine whether any relationship between gene expressions and clinical findings. METHOD: NF1 patients and malignancy with NF1 pateints were included and in this study. In the control gruop children that they are in the similar age group and they have no disease and no malignacy group were included. This study included total 46 cases. 36 NF1 patients (30 children; 6 parents), 8 control cases without any disease, two control cases with rhabdomyosarcoma without NF1 were included in this study. The mean age of control group was 17±7,03 (10-30 age) (median 13 age). In the NF1 pateints gruop 17 of them are female, and 19 are male. The mean age at diagnosis is 10,08±8,86 (9 months- 38 age)(median age 8) for children and 40,50±1,22 (39-42 age) (median age 40) for parents. Among 36 patients, 17 had neurofibromas, 17 had hamartomatous lesions. Rhabdomyosarcoma (RMS) was observed in one patient, breast cancer in one patient and four patients suffered optic _x0005__x0002_ _x0002_ glioma. Peripheral blood was obtained from each cases and mononuclear cells were separated. After RNA isolation and cDNA converting, expressions of 84 genes related with DNA Repair in standard array (SABiosciences) were determined by Real-Time PCR for each case. Fold changes and p values compared with control groups and fold changes evaluated with T test and p value in the comperative groups. RESULTS: 36 NF1 patients, 8 healty children as a control and 2 cases no NF1 realtionship with malignancy (rhabdomyosarcoma) were included in the study group. In NF1 cases PNKP, RAD18, XAB2, XRCC3, XRCC4 and XRCC5 genes were downregulated compared with control group. In NF1 cases having neurofibromas, POLB was overexpressed; while ERCC3, LIG1, MGMT, MRE11A, MPG, MSH6, PARP2, PRKDC, RAD51B, RAD52, RPA3, SMUG1, TREX1, UNG were downregulated compared with the NF1 cases without neurofibromas (p<0.05, T test). RAD18 is the downregulated and statistical significant gene for existance of NF1 in the family. There are gene expression fold change differences determined when malign tumor cases with/without NF1 were compared. DDB2, MGMT, MLH1, POLB UNG, XPA are increased. CONCLUSION: Our results may point toward a role of gene expression changes of DNA repair system to be predictive for clinical manifestations in NF1 cases

    The effect of lighting on the perception of user in exhibition spaces

    No full text
    Kullanıcı ve sergilenen objeler arasında bağlayıcı bir eleman görevi üstlenen aydınlatma tasarımlarında ise yapay aydınlatmanın yanı sıra doğal aydınlatma sistemleri de kullanılmaya başlanmıştır. Doğal ışığın sergi mekanına geçmesini sağlayan ve iç mekandaki atmosferin gün içerisinde farklı şekillerde algılanmasını sağlayan açıklıklar sayesinde iç mekanı yalıtan duvarların geçirgenliği gittikçe artmıştır. Yukarıda tariflenmeye çalışılan çerçeve içerisinde güncel yaklaşımların ışığında kullanıcı-mekan-obje algısını çözümlemek önemli bir gereklilik olarak belirmektedir. Bu anlamda önerilen araştırma projesinin amacı, bu ilişkiyi açıklayacak kuramsal bir model oluşturmak, özellikle galeri mekanlarındaki aydınlatma biçimlerinin (doğal ve yapay), deneyimin bir parçası olan, insan-mekan ilişkisinde mekansal yaklaşma ya da uzaklaşma davranışını belirleyen affektif ve bilişsel algılama süreçlerine olan ilişkisini irdelemektir. Natural light has come into use beside artificial lighting systems as lighting designment which undertake the taskof the role of connecting element on user and exhibition element. Since the gaps has allowed natural light to exhibition center has provided polymorphisim in perception of different structures in the indoor space, transmittence of the insulating walls of inner space has increased. In the frame that has described above, in the light of current approach analyzing user-space-object perception appears to be a substantial necessity . In this sence, the purpose of this research project is to create a hypothetic model which descibes this corrolation, especially to study the relation of the lighting style in gallery spaces (artificial and natural) on human space interrelation which is a part of experience that determines the imminence and recession behavior and affective and cognitive perception period

    The comparison of profitability performances of commercial banks and islamic banks using topsis method

    No full text
    Ülke ekonomilerinin sağlıklı gelişebilmeleri için bankacılık sektörünün etkin bir şekilde faaliyet göstermesi gerekir. Etkinlikten kastedilen bankaların daha karlı ve krizden minimum etkilenir düzeyde önlemler alabilecek şekilde bir yapıya sahip olmasıdır.Bu çalışmada; katılım bankacılığı ve ticari bankacılık kavramlarının neler olduğuna, bu kavramların içeriklerine ve detaylarına değinildikten sonra Türk bankacılık sektörünün karlılık performansları kıyaslanmış ve bunun için 4?ü katılım 4?ü ticari banka olmak üzere toplam 8 bankanın karlılık performansları ölçülmüştür. Bu ölçüm 2003-2011 yılları arasını kapsamaktadır. Bu ölçüm yapılırken öncelikle katılım bankaları ve ticari bankaların bilanço ve gelir tablolarından veriler elde edilmiştir. Bu veriler bu analizde kullanılacak rasyoların ölçümü için gereklidir. Analizde kullanılan rasyolar: aktifin karlılığı, özkaynakların karlılığı, özkaynaklar / toplam aktif, net faiz (kar payı) geliri / toplam aktif, vergi öncesi kar / pasif toplamı, takipteki krediler / toplam krediler, toplam krediler / toplam aktif. Bu rasyolar bulunduktan sonra Topsis yöntemiyle performans puanları hesaplanmış ve birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Analiz sonucunda tüm yıllar irdelendiğinde performansı en yüksek çıkan bankalar Bank Asya ve Finansbank?tır. Performansı en düşük çıkan banka ise Bank Mellat?dır. Tüm bankaları incelersek; katılım bankalarının ticari bankalardan daha yüksek performans skorlarına ulaştıkları ve daha karlı oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. In order for the economy of a country to develop in a healthy way, it is necessary that the banking sector should work effectively. What is meant by effectiveness is that banks must have a structure that is more profitable and that could take precautions to be influenced by the crisis at a minimum level.In this study; after what the concepts of Islamic banking and commercial banking are explained and the contents and details of these concepts are dealt with, the profitability performances of Turkish banking sector are compared and for this reason the profitability performances of eight banks in total including four Islamic and four commercial banks are measured. This measurement covers between the years 2003-2011. While this measurement is being done, firstly, data from the balance sheets and income statements of Islamic banks and commercial banks were collected. These data are necessary for the measurement of the ratios that will be used in this analysis. The ratios that are being used in this analysis are: return on assets, return on equity, equity / total assets, net interest revenue (net dividend) / total assets, pre-tax profit / total liabilities, non-accruing loans / total loans, total loans / total assets. After these ratios were found, performance scores are worked out by Topsis method and some results were reached. At the end of the analysis when all the years were studied, it was found out that the banks which have the highest performance scores are Bank Asya and Finansbank. The bank which has the lowest performance score is Bank Mellat. When all the banks have been studied; it has been found out that Islamic banks have reached higher performance scores and, as a result, are more profitable than commercial bank

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇