DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
10837 research outputs found
Sort by
The impacts of the second constitutional period's idea of westernism on the republican's intellectual fundamentals and education
Osmanlı Garplılaşma hareketinin kökleri oldukça eskilere dayanmaktadır. Ancak bu durumun hep göz ardı edildiği bilinmektedir. Mevcut düzen veya uygarlığının kendisine yeteceği kanısında olan ve bu yüzden kendisini Batı medeniyetinden üstün gören Osmanlı Devleti, özellikle askeri yenilgilerin artması nedeniyle 18. yüzyılın başlarından itibaren Batı medeniyeti ile ilgili bu geleneksel algısını değiştirmeye başlamıştır. Böylece Batı'nın bilgi ve görgüsüne başvurmaya karar veren Osmanlı Devleti'nde bu konudaki ilk dönüşüm ve reform çabaları, "Fransa'nın vesait-i umran ve maarifine dahi layıkıyla kesb-i ıttıla ederek kabil-i tatbik olanların takriri?" hükmüyle Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin büyük bir heyetle Paris'e gönderilmesiyle başlamıştır. 18. yüzyılın başlarından itibaren orduda yapılan yenilikler, yenilgi ve kayıpların artması nedeniyle pek yeterli görülmemiştir. Bu nedenle III. Selim Dönemi'nden itibaren Batı'nın teknik ve askeri alanlar başta olmak üzere birçok alandaki başarısının sırrını öğrenmek amacıyla Batılı ülkelerle yoğun bir diplomatik hareketlilik süreci başlatılmış, yeni ve sistemli bir ordunun kurulması yoluna gidilmiştir. Başlangıçta askeri yeniliklerle başlayan ve daha sonra sosyal ve kültürel sahalara yönelen Garplılaşma hareketi, II. Mahmut Dönemi'nde Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla birlikte daha etkin bir hale gelmiştir. II. Mahmut, bu sayede 19. yüzyıldaki hatta 20. yüzyıldaki reformcuların izleyeceği ana reform hattını oluşturmuştur. Nitekim II. Mahmut Dönemi reform hareketlerinin devam ettirildiği düşünülen Tanzimat Dönemi'nde de Garplılaşma hareketi doğrultusunda idari, adli, askeri, eğitsel ve ekonomik sahalarda yeniliklerin yapılmasına devam edilmiştir. Bu dönemde, Batı dünyasının gösterdiği başarının temelinde yatan şeyin "ilim ve fünûn" olduğu anlaşılmış ve özellikle II. Meşrutiyet Dönemi'nde bu konuda yoğun bir tartışma süreci başlatılmıştır. Bu tartışma sürecine önayak olan kişiler, bu dönemde kendilerine "Garpçılar" adı verilen bir grup aydın olmuştur. Bu grup içerisinde yer alan Dr. Abdullah Cevdet (KARLIDAÄ), Celal Nuri (İLERİ) ve İsmail Hakkı (KILIÇOÄLU); yani Kılıçzade Hakkı gibi aydınlar, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçılık fikrinin gelişiminde ve Garplılaşma konusundaki algıların farklılaşmasında büyük önem arz etmektedirler. Bu aydınlar gerek II. Meşrutiyet Dönemi basınında ön plana çıkan yazılarıyla gerekse de kaleme aldıkları eserleriyle bugüne kadar hep yekpare bir bütün olarak algılanıp değerlendirilen Garpçılık fikrinin, aslında zihinsel bir dönüşüm, bir farklılaşma olduğunu göstermişlerdir. Dönemin basınında da açıkça tespit edildiği üzere, artık "Batıcılık / Batılılaşma ve Batıcılar" gibi kavramlar yerine "Garpçılık / Garplılaşma ve Garpçılar" gibi ifadelerin kullanılması anlam itibariyle köklü bir değişiklik ifade etmese de uygulamalarıyla Batı dünyasına dönük zihinsel algılarda büyük bir dönüşüm yaşandığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada hem kavram karmaşasına neden olmamak hem de "Garpçılık ve Batıcılık" kavramlarında bir anlam farklılığı olmadığı için "Garpçılık / Garplılaşma ve Garpçılar" gibi kavramları kullanmada özen gösterilmeye çalışılmıştır. Tarık Zafer Tunaya'nın "Cumhuriyet'in siyasal laboratuvarı" olarak nitelendirdiği II. Meşrutiyet Dönemi'nde olgunlaşan ve bu döneme özgü bir oluşum halini alan Garpçılık fikrinin Cumhuriyet'in düşünsel temellerine ve eğitime olan etkileri, üç bölüm halinde değerlendirilmiştir. Tezin birinci bölümünde, II. Meşrutiyet Dönemi'ne kadar Garpçılığın izlediği gelişim seyri, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçılığı ve günümüze kadar yapılan çalışmalarda Garpçılığın ya da yaygın bir söyleyişle Batıcılığın nasıl algılandığı ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, Garpçılığın harf devrimi ve medreselerde ıslahat tartışmaları bağlamında eğitimdeki yansımaları ve kadın giyim-kuşamı ile modern adab-ı muaşeret bağlamında sosyal alandaki yansımaları analiz edilmiştir. Tezin son bölümünde ise Garpçılık fikrinin Cumhuriyet'in düşünsel temellerine; yani Atatürk'ün fikir dünyasına olan etkileri, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçıları'ndan Dr. Abdullah Cevdet, Celal Nuri ve Kılıçzade Hakkı'nın Garpçılık konusundaki fikirleri ve fikir ayrılıkları, Garp dünyasının üstünlüğünün "ilim ve fünûn"a dayandırılması bağlamında Osmanlı- Türk düşünce dünyasında geniş yer tutan Biyolojik Materyalizm ve Sosyal Darwinizm noktasındaki düşünceleri, Avrupalı aydınların Osmanlı toplumundaki gerilemenin kaynağı olarak gördükleri ya da kısaca "mani'-i terakki" olarak nitelendirdikleri dine yönelik algıları değerlendirilmiştir Roots of Ottoman Westernisation movement date considerably further back than generally admitted. But this is mostly ignored. Ottoman Empire was in the belief that its current level of organization and civilisation was adequate and therefore superior to the Western civilisation. This traditional look towards Western civilisation started to change in early eighteenth century, especially due to the increasing number of military defeats. Thence, the first attempts of transformation and reform on this subject in the Ottoman Empire, which decided to refer to Western knowledge and experience, started this effort by sending off Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi to Paris, along with a crowded committee, charged to collect detailed information about French means of prosperity and education and to propose the applicable ones. Innovations made in the Ottoman army starting from early eighteenth century were found insufficient because of increasing number of defeats and losses. Therefore, starting from the period of the Selim III onwards, an intensive process of diplomatic activity has been started with Western countries in order to find out secret of success of the West in many fields, and particularly in technical and military fields, and Ottoman Empire sought to establish a new and regular army. Westernisation movement, which initially began with military innovations and then turned to social and cultural fields, has become much more effective due to abolition of the Janissary corps during the reign of Mahmut II. Thanks to this, he constituted outlines of reform movement which would be followed by reformers of the 19th, and even 20th century. As a matter of fact in the Tanzimat period, the commonly accepted time period when the reform movements of Mahmut II period were carried forward, innovations in accordance with the Westernisation movement in administrative, judicial, military, educational and economical fields have been continued. In this period, it is understood that the underlying reasons of the Western success were ilim and fünûn (Science and Learning) and a particularly intense argument arose on this subject during the Second Constitutional period. Leaders of this argument were a group of intellectuals known as the Garpçılar (Occidentalists). Intellectuals such as Dr. Abdullah Cevdet (KARLIDAÄ), Celal Nuri (İLERİ) and İsmail Hakkı (KILIÇOÄLU) are quite important for development of the Second Constitutional period's idea of Westernism and the changes in the perceptions about Westernisation. Both in their articles prominently found in the press of the era and in their other work, these intellectuals pointed out that the idea of Westernism, which has been perceived and considered as a monolithic whole up till that day, is basically a mental transformation, a process of conversion. As it is pointed out in the press of the time, even though the usage of such terms as Occidentalism / Occidentalisation and Occidentalists instead of Westernism / Westernisation and Westernisationists do not articulate a fundamental change as a meaning, in practice it is evident that there is a great transformation in the mental perceptions towards Western civilization. Since there is no semantic difference between these terms Occidentalism and Westernism, and to avoid any semantic confusion, terms Occidentalism / Occidentalisation and Occidentalists were preferred in this study. The effects of the idea of Occidentalism, which gained ground and became a nascent phenomenon in the Second Constitutional period, described by Tarık Zafer Tunaya as the political laboratory of the Republic, on the republican's intellectual fundamentals and education are considered in three parts. The first part of thesis examines the course of development of Occidentalism until Second Constitutional period, idea of Occidentalism in that period and how it was perceived in the works to date. On the other hand, the goal of the second part of thesis is to analyse reflections of the Occidentalism on both education and social life within the context of Turkish alphabet reform, discussions of the reformation in the madrasahs, women's clothing and etiquette. As a result, the last part of the thesis aims to consider the impacts of the idea of Occidentalism on the intellectual fundamentals of the republic, opinions and disagreements of the Occidentalists, who mentioned above, about Occidentalism. In addition to these, viewpoints of the Occidentalists on the Biological Materialism and Social Darwinism, which have a significant place in Ottoman-Turkish world of thought in the context of basing success of Western civilisation on the principle of ilim and fünûn (Science and Learning), and the European intellectuals' (especially European Orientalists') view on religion in Ottoman Empire as a detriment to and obstacle in the way of development were examined in this sectio
The effect of inquiry based professional development activities on elementary Science and Technology teachers science process skills and self-efficacy and inquiry based teaching beliefs
Bilim ve teknoloji alanında meydana gelen değişim ve gelişmelerin etkisiyle güçlü bir gelecek oluşturmak için bireylerin fen ve teknoloji okuryazarı olarak yetiştirilmesinin önemi açıkça ortadadır. Ülkemizde yeniden yapılandırılan fen ve teknoloji öğretim programı bireylerin bilgiyi kendilerinin oluşturmasını esas alan yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını benimsemiş ve sorgulamaya dayalı öğretimi öğrencilerin öğrenmesini sağlayan güçlü bir araç olarak önermiştir. Öğretim programının amaçladığı gibi sorgulamaya dayalı öğrenmenin hedeflendiği şekilde kullanılabilmesinde ön koşul öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretimi derslerinde uygulama konusunda kendilerini yeterli hissetmeleridir. Bu kapsamda çalışmanın amacı; sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinlikleri ile öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretim konusunda becerilerinin ve öz-yeterliklerinin gelişmesini ve inançlarını olumlu bir şekilde etkilemeyi sağlamak olarak belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca öğretmenlerin sorgulama yöntemine yönelik sahip oldukları inançlarının, öz yeterlik inançlarının ve becerilerinin cinsiyetlerine ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğretmenlerin öz yeterlik inançları, sorgulamaya dayalı öğretime ilişkin inançları ve bilimsel süreç becerileridir. Araştırmanın bağımsız değişkenini ise sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinlikleri oluşturmaktadır. Bu araştırmada ?tek gruplu ön test-son test modeli? kullanılmıştır. Çalışma grubunu İzmir ilinde çeşitli okullarda görev yapmakta olan 30 ilköğretim fen ve teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin çalışmaya katılımında ulaşılabilirlik ve gönüllülük esas alınmıştır. Etkinlikler, öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretime ilişkin inançlarını olumlu yönde etkilemeyi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayacak şekilde hazırlanmıştır. Veri toplama aracı olarak ?Sorgulama Tabanlı Fen Öğretimi Öz yeterliği Ölçeği?, ?Sorgulamaya Dayalı Öğretime İlişkin İnanç Ölçeği? ve ?Bilimsel Süreç Becerileri Testi? kullanılmıştır. Ayrıca etkinlikler sonrası dokuz öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre uygulama öncesi ve uygulama sonrası öğretmenlerin bilimsel süreç becerileri testi, sorgulamaya yönelik öz yeterlik inanç ölçeği ve sorgulamaya dayalı öğretime yönelik inanç ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin sorgulama yöntemine yönelik öz yeterlik inançlarının onların cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmasına rağmen bilimsel süreç becerileri ve sorgulamaya yönelik inanç ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Mesleki kıdemlerine göre ölçekler ve testten aldıkları puanlar incelendiğinde ise puanların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme sonuçları da sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinliklerinin etkililiğini desteklemektedir. Çalışmanın bulgularına dayanarak öğretmenlere sorgulama yöntemi konusunda verilen uygulamalı mesleki gelişim eğitimlerinin sayısının arttırılması, lisans derslerinde öğretmen adaylarının sorgulama yöntemini tanımalarının sağlanması ve öğretim programında sorgulama yöntemine uygun ders planı ve etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir. Ayrıca ileride yapılacak çalışmalar için öğretmenlerin uygulamalı mesleki gelişim eğitimi sonucu kazanımları, farklı değişkenler açısından ve sınıf ortamına nasıl yansıdığı ile ilgili olarak araştırılabileceği önerilmektedir. It is obviously important to educate individuals as science and technology literate to create a strong future with the effect of changes and developments occuring in the field of science and technology. In our country Turkey, science and technology curriculum which was restructured in 2004 adopted constructivist learning approach which is based on individuals forming their own knowledge and suggested inquiry based teaching as a powerful tool that allows students to learn. It is pre-requisite for using inquiry based learning as targeted in the curriculum that teachers feel themselves adequate to implement inquiry based teaching.In this context, the aim of the study was determined to provide development of teachers? inquiry based teaching skills and self-efficacy and changes in their beliefs via inquiry based professional development activities. In the study, teachers? beliefs, self efficacy beliefs toward inquiry method and skills were also examined whether there were changes according to their gender and teaching experience. Dependent variables of the study are teachers? self efficacy beliefs, beliefs about inquiry-based teaching method and science process skills. Independent variable of the study is inquiry-based professional development activities. In this study ?one group pre-test post-test model? was used. The study group included 30 elementary science and technology teachers working in the various schools in İzmir. Teachers? participation in the study was based on their volunteerism and accessibility. Activities were designed with the aim of affecting teachers? beliefs in a positive way about inquiry based teaching and developing their skills. ?İnquiry-based Science Teaching Self Efficacy Scale?, ?Beliefs about Inquiry- based Teaching Scale? and ?Science Process Skills Test? were used as data collection tools. Semi-structured interviews were also conducted with nine teachers after the activities. According to data obtained from study, meaningful differences were found between the scores of science process skills test, beliefs about inquiry-based teaching and self efficacy toward inquiry-based teaching scale before and after the implementation. It was also found that teachers? self efficacy beliefs toward inquiry method varied according to their gender although their scores of science process skills test and beliefs about inquiry based teaching scale did not vary. When test and scales scores were examined according to their teaching experience, it was seen that scores were not statistically meaningful. Semi-structured interviews also supported the effectiveness of inquiry-based professional development activities.On the basis of the study, it is suggested that the number of practical professional development training should increase, preservice teachers should be provided to be familiar with inquiry method in undergraduate courses and Science and Technology Curriculum should include inquiry based lesson plans and activities. It is also suggested that teacher gains from practical professional development training can be investigated in terms of different variables and with regard to how they reflects these gains into classrom
THE BYSTANDERS' EFFECT: A GAME THEORETIC APPROACH TO ONE SOCIAL DILEMMA SITUATION
Sosyal psikolojide "görgü tanıklarının etkisi" olarak ifade edilen sosyal ikilem, herhangi bir durumda mağdur konumundaki bir kişiye etrafındaki diğer kişilerin yardım etme ihtimalleri ile ilgilidir. Oyun teorisyenleri ve deneysel iktisatçılar tarafından bu sosyal ikilemin genel olarak gönüllülerin ikilemi ile aynı sosyal olguyu ifade ettiği varsayılmıştır. Bu makalenin amacı, farklı isimlerle anılan ancak aynı sosyal olguyu ifade ettiği tartışılan bu iki farklı ikilemi incelemektir. Makalenin temel sorusu "acaba bu iki sosyal ikilem, aynı sosyal olguyu mu temsil etmektedir?" şeklindedir. Çalışma öncelikle geniş bir literatür taraması verecek, ardından oyun teorik bir yaklaşım ile gönüllülerin ikileminin çözümünü ortaya koyacak ve son olarak görgü tanıklarının etkisi için alternatif bir teorik yaklaşım sunarak bu iki durumun benzer ve farklı yönlerini tartışacaktır In social psychology, the bystander effect, defined as a social dilemma, is related to the probability of help to a victim by the mere presence of others. This dilemma has been generally assumed, by game theoreticians and experimental economists, to represent the same social phenomenon as the volunteer's dilemma. In this paper, we analyze these two different social dilemmas and the main question of the article is whether these two different social dilemmas represent the same social state. We first provide a broad literature review, and discuss the game theoretical foundation of the volunteer's dilemma. Then, we provide an alternative theoretical explanation for the bystander effect and discuss the differences between these two social states
The Name Of The Book: Advances In Social Sciences Research
In recent years of our modern world, lots of new techniques and approaches on English language teaching have been invented and developed by language specialists. Creative and global thinking have always increased the ways of learning techniques. Creative thinking is the process which is used to find useful solutions or issues to develop thinking skills. It is also an ability to trust in a process which will bring beneficial outcomes. Global thinking is an ability and a process which we use to think and create useful ideas or solutions for the universal and the international issues.
As Bonser (2004) states that the contemporary world we are living in has lots of global problems such as overpopulation, pollution and poverty and all of these problems need contemporary solutions and approaches.
This paper deals with the role and the advantages of creative and global thinking in ELT classes. creative thinking methods will mainly be emphasized. The concepts of global competence, global world view and global thinking will be dealt with in this paper
EFFECTS OF RESTAURANT COMPLAINTS ON COMPLAINT BEHAVIORS IN HOTELS: CASE OF AFYONKARAHİSAR PROVINCE
Bu araştırmanın amacı, Afyonkarahisar ilinde faaliyet gösteren işletme belgeli termal konaklama işletmelerinde konaklayan konukların restoran ve restoran hizmetlerine yönelik şikayet konuları ve şikayete ilişkin davranış şekillerinin araştırılarak, şikayet konularının şikayet davranışları üzerindeki etkilerinin saptanmasıdır. Veriler 396 konuktan anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistik tekniklerinin yanı sıra, karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda katılımcıların daha çok hizmet atmosferi kaynaklı şikayetlerde bulundukları, sesli tepkileri diğer şikayet davranışlarına oranla daha fazla sergiledikleri, şikayet konularının şikayet davranışları üzerinde genel olarak etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca şikayet konularının şikayet davranışlarının alt boyutlarını oluşturan sesli tepkiler, kişisel tepkiler ve üçüncü taraf tepkiler üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların şikayet konuları ve şikayet davranışlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyetlerine, mesleklerine ve eğitim düzeylerine göre benzerlik gösterdiği, diğer yandan ise medeni durumları ve yaş gruplarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır The aim of this study is to determine the effects of complaints on customer complaint behaviors (CCB) concurrently with evaluating the restaurant complaints of guests who are staying in thermal hotels that operating in Afyonkarahisar province. Required data gathered from 396 thermal hotel guests by using questionnaire method. In data analyzing, descriptive statistic techniques and discriminant analyses was used. As a result of the data analysis, it's determined that guests mostly complain about restaurant service atmosphere, and much more voice responses taken comparing to other customer complaint behaviors, also customer complaints have some important effects on CCB and CCB's sub dimensions named as voice responses, private responses, third-party responses. At last, it's found that participants' views about complaints and complaint behaviors are statistically similar in terms of sex, occupation and education level, on the other hand their views are statistically different (meaningful) in terms of marital status and age groups
The concept of comfort and Its Utilization in Nursing
Karmaşık ve çok boyutlu bir kavram olan rahatlık hemşirelikte birçok kuramcı tarafından incelenmiş, hemşirelik modellerinde bir hemşirelik işlevi ve bakımının bir sonucu olarak ele alınmıştır. Ağrının, sıkıntının, üzüntünün, tedirginliğin olmaması durumunu tanımlayan rahatlık kavramı, 1994 yılında Katharine Kolcaba tarafından analiz edilmiştir. Rahatlık tiplerini ve boyutlarını tanımlayan Kolcaba, rahatlığın üç tipini (ferahlama, huzur, anlam bulma) ve dört boyutunu (fiziksel, psikospiritüel, çevresel ve sosyokültürel) içeren bir taksonomik yapı ortaya koymuştur. Orta düzeyde bir hemşirelik kuramı olarak kabul edilen rahatlık kavramı çeşitli bakım ortamlarında ve birçok hasta grubunda kullanılmıştır. Bu makalede rahatlığın ilgili literatürde nasıl açıklandığı ve değerlendirildiği, Kolcaba'nın rahatlığın ölçülmesi için geliştirdiği Genel Konfor Ölçeği ve bu ölçeğin çeşitli hasta gruplarının bakımına uyarlanması şeklinde oluşturulan ölçekler, rahatlık ile ilgili ülkemizde ve yurtdışında yapılan çalışmalar ele alınmış, rahatlık kavramının hemşirelik uygulamalarındaki yeri tartışılmıştır. Comfort which is complex and multi-dimensional concept in nursing examined by many theorists, evaluated as a result of nursing function and nursing care in nursing models. The comfort that defines relief of pain and moving the individual from distress and sorrow was analyzed by Katharine Kolcaba in 1994. Kolcaba, described three types (relief, ease and transcendence) and four dimensions (physical, psychospiritul, social and environmental) of comfort. Comfort Theory is accepted as a middle range nursing theory and used variety of care settings and in the care of various patients group. This article describes how to comfort evaluated and described the relevant literature, discuss the utilization of this concept in nursing, the comfort theory and comfort scale developed by Kolcaba for the measurement of comfort and other scales which are the adaptations of this scale as well as studies conducted in this area both in our country and abroad
Kurumsal web sitesi şeffaflığının firma bazında belirleyicileri ve firma performansıyla ilişkisi
Enron, WorldCom ve Parmalat gibi büyük şirket skandalları sonrasında kurumsal yönetimin önemi artmıştır. Sarbanes Oxley Yasası ile birlikte ABD'de başlayan düzenlemeleri, diğer ülkelerde takip etmiştir. Türkiye'de de Yeni Türk Ticaret Kanunu iyi kurumsal yönetim uygulamaları ve iyi kurumsal yönetim uygulamalarının bir parçası olan kurumsal şeffaflığı arttırmak için gerekli değişiklikleri yapmıştır. Bu çalışmanın iki temel amacı vardır, birincisi firma bazında kurumsal web sitesi şeffaflığının belirleyicilerini tespit etmek, ikincisi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (IMKB) kote olan firmalar için, kurumsal web sitesi şeffaflığının, firmaların finansal sonuçlarıyla, firma değeri arasındaki ilişkisi üzerindeki etkisini bulmaktır. Çalışmanın birinci bölümünde kurumsal yönetim tanımlanmıştır ve Türkiye'de kurumsal yönetim uygulamaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, kurumsal şeffaflık ve Türkiye'deki kurumsal şeffaflık ve bilgilendirme çalışmaları ve kurumsal yönetimin firma performansı etkileri ile ilgili literatür tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, kurumsal web sitesi şeffaflığının firma bazında belirleyicileri ve kurumsal web sitesi şeffaflığının firmaların finansal sonuçlarıyla, firma değeri arasındaki ilişkiye etkisi hakkında ampirik bir analiz yapılmaktadır. Veriler 2011 yılı için İMKB'de kote olan 209 finansal olmayan firmaların web sitelerinden ve veritabanı sitelerinden elde edilmiştir ve analiz edilmiştir. Sonuçlar İMKB'de işlem gören şirketlerin firma bazında kurumsal web sitesi şeffaflığının önemli belirleyicilerinin, Piyasa Defter Değeri, Halka Açıklık Oranı ve Denetim Firması olduğunu gösterir, ancak kurumsal web sitesi şeffaflığının firmaların finansal sonuçlarıyla, firma değeri arasındaki ilişkiye etkisi için önemli bir destek bulunamamıştır. The importance of the corporate governance is increased after the big corporate scandals like Enron, WorldCom and Parmalat. Sarbanes Oxley Act increased regulation in the U.S. and rest of the world followed. Although in Turkey New Turkish Commercial Code made the necessary changes to improve corporate governance practices and also corporate transparency which is a part of good corporate governance practices. There are two main purposes of this study, first one is to identify the firm level determinants of corporate web transparency and the second purpose is to find the effect of corporate web transparency on the relationship of financial information and firm value of firms quoted at Istanbul Stock Exchange (ISE) . The first chapter defines corporate governance and discussed corporate governance in Turkey. In the second chapter, corporate transparency and corporate transparency and disclosure studies in Turkey, and the literature on the effects of corporate governance on firm performance is discussed. In the third chapter, an empirical analysis is made for firm level determinants of corporate web transparency and the effect of corporate web transparency and the relationship of financial information and firm value of firms. The data is obtained from the web sites of the sample firms and database web sites for the year of 2011 and the analysis is applied to 209 non-financial firms quoted at ISE. The results show that Market to Book Value, Free Float Ratio and Audit Firms are the important determinants of firm level corporate web transparency, however, we did not find significant support for the effect of web transparency on the relationship of financial information and firm value
The Effect of 2008 Global Financial Crises on the Financial Ratios: An Application on Istanbul Stock Exchange (ISE) Manufacturing Firms
Küresel krizin Borsa İstanbul (BIST)'te işlem gören imalat işletmelerinin finansal oranları üzerine etkisi incelenmekte, Çalışmada 2007 - 2011 dönemleri arasında kesintisiz olarak varlığını sürdürmüş ve düzenli verisine ulaşılabilen 158 BIST imalat sanayi işletmesinin çeşitli finansal oranları ile bir birleşik oran yöntemi olan Altman modeli ZSkor değeri çeyrek frekanslık dönemler halinde hesaplanmıştır. Hesaplanan oranların ve Altman Z-Skor değerlerinin kriz döneminde farklılık gösterip İşletmelerin iflas risklerinin belirleyicisi olan Altman Z-skor değerlerine göre işletmelerin 2008 yılı ilk çeyreğinden 2009 yılı son çeyreğine kadar iflas risklerinde artış olduğu da çalışmadan elde edilen bulgular arasındadır. This study researches the effect of 2008 crisis on the financial ratios of Istanbul Stock Exchange (ISE) manufacturing firms. On this respect several key financial ratios and Altman Z-Score is calculated for 158 ISE firms which has adequate data spanning from 2007 to 2011 on a quarterly basis. The results of the analysis indicate that during the crisis period, is decreased with the profit. Besides Altman Z-score value reveals that there is an increase in bankruptcy risk starting from first quarter of 2008 to end of 2009