DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    (DEVELOPMENT OF A DXF BASED DRILLING CONTROL SYSTEM FOR CNC MILLING MACHINES

    Full text link
    Bu çalışmada, CNC freze tezgahlarında delik delme işlemlerinde tezgahın programlanması için DXF tabanlı bir program geliştirilmiştir. Bu program sayesinde AutoCAD ortamında çizilen 2 boyutlu çizimler üzerinde bulunan deliklerin diyalog metodu kullanılarak NC kodları oluşturulmaktadır. Geliştirilen algoritma ile DXF formatında kaydedilen çizimlerin geometrik bilgileri (deliklerin koordinatları) elde edilmektedir. Delme işlemi için gerekli delme parametreleri, program tarafından istenilmekte ve bu parametrelere bağlı olarak CNC Fanuc tezgahları için gerekli NC kodları oluşturulmaktadır. Algoritma Excel altındaki Microsoft Visual Basic for Applications modülü kullanılarak geliştirilmiştir In this study, a DXF based Drilling Control is developed for programming of machine in drilling processes on the CNC milling machines. NC codes of holes on the 2D drawings drawn in the AutoCAD environment are generated using dialogue method by means of this program. With the developed algorithm, geometric information of drawings saved in the DXF format is obtained. The necessary drilling parameters for drilling process are requested by program, and the necessary NC codes for CNC machines are generated depending on these parameters. The algorithm is developed using Microsoft Visual Basic for Applications module under the Excel

    Investigation of the effect of desflurane administeration during day and night period on melatonin levels in rats

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı ratlarda gece-gündüz desfluran uygulamasının melatonin düzeyi üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem:Çalışmaya 15 günlük 24 adet rat alındı ve rastgele 4 gruba ayrıldı.Ratlara bahar döneminde 19:00-01:00(gece grubu) ve 07:00-13:00(gündüz grubu) saatleri arasında 6 L.dk-1 akım hızında %100 oksijen içinde %5,7 desfluran uygulandı.Kontrol gruplarına ise aynı zaman süresince 6L.dk-1 akım hızında oksijen uygulandı.Altı saatlik sürenin sonunda kan örnekleri alındıktan sonra ratlar sakrifiye edildi.Alınan kanlar santrifüj edildi ve elde edilen plazmalarda melatonin düzeyleri radioimmüno assay yöntemi ile ölçüldü. Bulgular: Grup gece desfluran(Grup GC-D) ile Grup gece kontrol(Grup GC-K) plazma melatonin düzeyleri karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunamadı (p=0,652).Grup gündüz desfluran (Grup GN-D) ile grup gündüz kontrol (Grup GN-K) plazma melatonin düzeyleri karşılaştırıldığında Grup GN-D plazma melatonin düzeyi anlamlı yüksek saptandı (p=0,011).Grup GC-K ile GN-K plazma melatonin düzeyleri karşılaştırıldığında Grup GC-K plazma melatonin düzeyi anlamlı yüksek bulundu (p=0,007). Sonuç: Çalışmamızda 15 günlük ratlarda altı saatlik %5,7 konsantrasyonda uygulanan desfluranın gündüz uygulamasının plazma melatonin düzeyini artırdığını ve gece uygulamasının plazma düzeyinde değişiklik oluşturmadığını saptadık. Objective: The aim of this study is to investigate the effects of night-day application of desflurane on the melatonin level in rats. Materials and Methods: Twenty-four rats,15 days old,were included in the study and randomized into four groups.Rats were administered 5,7% desflurane at 6L/min flow rate in 100% oxygen from 19:00 to 01:00 (night group), and from 07:00 to 13:00 (day group) during the spring.Contols groups were administered oxygen at 6L/min flow rate during the same time periods.At the end of six-hour period,blood samples of the rats were obtained and then the rats were sacrificed. Blood specimens were centrifuged and melatonin concentrations were measured in plasma by radioimmuno assay. Results: In the comparison of Group night desflurane (GN-D) and Group night control (GN-C) for melatonin levels, no significant difference was detected (p=0,652).In the comparison of Group day desflurane (GD-D) and Group day control (GD-C)for melatonin levels,GD-D displayed significantyl higher levels of melatonin (p=0,011). GN-C showed significantyl higher plasma melatonin concentrations compared to GD-C (p=0,007). Conclusion: We determined that six--hour administration of 5,7% desflurane to 15 days old rats during the day increased plasma melatonin concentration, however the same desflurane administration during the night did not cause any change in plasma melatonin concentratio

    Scara robot tasarım ve analizi

    No full text
    Bu çalışmada, endüstride yaygın olarak kullanılan Scara tarzı bir manipülatörün Solidworks programı ile tasarımı yapılmış ve aynı programın analiz eklentisi olan Simulation programı ile statik ve doğal frekans analizleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra yine Solidworks programının eklentisi olan Motion programı ile de hareket analizleri tamamlanmıştır. Analizleri tamamlanan manipülatörün parçaları üretilerek montajı gerçekleştirilmiştir.. Bu kapsamda, endüstriyel robotların kullanım alanları, robotların sınıflandırılması, seçim kriterleri ve genel özellikleri konularında literatür arastırması yapılmıştır. In this study, the design of a Scara type manipulator is done and the solid model of it is obtained by Solidworks and its static and frequency analyses was done by Simulation software which is add-on of Solidworks. Afterward, motion analysis of Scara robot is done by Motion software that is also Solidworks? add-on. The parts of the Scara robot which are designed and analyzed were manufactured and assembled if they are working properly. Classification of industrial robots, selection requirements and programing methods are also discussed in this thesis

    Contemporary art readings with the beauty and the new concepts of the beauty

    No full text
    Araştırmamızın konusu; geleneksel felsefenin sanat anlayışı açısından `güzel değeri? ve `sanat yapıtı? kavramlarının güncel sanat pratikleriyle ilişkisini incelemektir. İkinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan Dadaist yorumların; sanatın hayattaki yerini kutsallaştıran modern sanat geleneğine meydan okuyan karşı sanat tavrı, geleneksel estetiğin değerlerini ve estetik derin düşünmeyi dışlamakta bu yolla sanatın bağımsızlaşacağını savunmaktadır. Peki özgürleştirilen üretim olanaklarının bugün geldiği noktada sanatın durumu nedir? Sanata yöneltilen bu muhalif tavır günümüzde artık her türden malzeme ve faaliyeti sanata dönüştüren bir çoğalmaya dönüşmüştür. Ancak özgürleşme söylemiyle vücut bulan bu çoğalış nitelik sorununu da gündeme getirmektedir. Jean Baudrillard?ın ifade ettiği biçimiyle; artık hiçbir şey sona ererek ya da ölümle yok olmamakta; herşey hızla çoğalarak, sirayet ederek yok olmaktadır. Şurası açık ki, sanat uygulamaları ve üzerine yürütülen tartışmalar her geçen gün hızla artmaktadır. Ancak sanatın ruhunun, estetik yaşantının gizli gücünün ve anlamın iptal edildiği; biçimin sonsuz şekilde yeniden sunulduğu güncel sanat pratikleri giderek birbirinin tekrarına dönüşmektedir. Sanatın özgürleşmesi adına çıkılan bu yolda, değişim değeri üzerine kurulu, popülerlik ömrü kısaldıkça ilginçlik şiddeti artan spekülatif sanat pratikleri yaşadığı bu değişimle `gerçek sanat? ve `sanatta değer? tartışmalarını gündeme getirmektedir. Sanatın kültürel değerini bugün artık estetik değeri değil ancak ticari, ekonomik değeri şekillendirmektedir.Estetik değer olarak güzel?den ne anladığımız ilk bölümde açıklanmaktadır. İkinci bölümde geleneksel ve modern felsefeden seçilen düşünürlerin sanat?ın özü ve güzel?in doğası hakkındaki sorgulamalarına yer verilmektedir. Modern dünyada sanatın neye dönüştüğünü ve mevcut durumunu; felsefe, sosyoloji, politika ve ekonomi ilişkileriyle irdeleyen düşünürlerin güncel kuramsal çalışmaları üçüncü bölümde açıklanmaktadır. The subject of our research is the inquiry of the relationship between the concepts of the `value of beauty? and `work of art? and the contemporary practices of art in the light of the understanding of art in traditional philosophy. The attitude of art in Dadaist interpretations that emerged after the Second World War, opposes the tradition of modern art, which sacralizes the place of art in life. It excludes the values of traditional aesthetics and aesthetic thinking; arguing that art will thereby be emancipated. How about the condition of art today, at the point where the facilities of production has been liberated? This oppositional attitude towards art, has become turned into a reproduction, which transforms every kind of material and activity into art. However, this reproduction, incarnated with the discourse of liberation, brings up the question of quality. As Jean Baudrillard stated, nothing perishes by ending or dying anymore; everything fades away by rapidly reproducing, by spreading. It is clear that practices of art and the debates over those practices are increasing day by day. However, contemporary art practices, whereby the soul of art, the latent power of aesthetic life and meaning are cancelled out, and the form is infinitely resubmitted, are gradually transforming into the repetition of each other. On this path, followed in the name of the liberation of art, practices of art become speculative. They are built on the value of exchange; as their popularity span decreases, strength of their quaintness increases. Debates on `real art? and `value in art? comes to the fore with respect to this transformation. The cultural value of art is no longer shaped by its aesthetic value, it is only shaped by its commercial, economic value. Our understanding of beauty as an aesthetic value is explained in the first chapter. The inquiries of selected philosophers, from both the traditional and the modern era, about the essence of art and the nature of beauty are addressed in the second chapter. The contemporary theoretical works of thinkers, who examine the transformation of art in the modern world and its current state, in relation to philosophy, sociology, politics and economics are explained in the third chapter

    AMITAV GHOSH'UN THE HUNGRY TIDE VE KAREN TEI YAMASHİTA'NIN THROUGH THE ARC OF RAIN FOREST ADLI ROMANLARINDA YEREL HALK YA DA YEREL KURBANLAR

    Full text link
    Rooted especially in the North American literary tradition, ecocriticism studies the "relationship between physical space and literature." As a constantly evolving literary theory, ecocriticism has expanded its scope to explore literatures from other countries around the world and bring into contact a wide variety of texts that have environmental orientation. As a result of this expansion out of national borders, concepts like local and global are in discussion especially in postcolonial literatures in which the identity formation plays a crucial role. This paper will discuss The Hungry Tide by Amitav Ghosh and Through the Arc of Rain Forest by Karen Tei Yamashita building on the argument of Ursula Heise in "Local rock and Global Plastic," focusing on the concept of "deterritorialization" and compare these two literary texts from different geographical locations of the world and suggest that the deaths of literary characters like Fokir in Hungry Tide and Mane Pena in Rain Forest might be considered both as the indication of failure of the globalization project and preservation policies by utilizing the knowledge of the local people. Köklerini özellikle Kuzey Amerika edebiyatından alan ekolojik eleştiri kuramı edebiyat ve fiziksel çevre arasındaki ilişkiyi inceler. Sürekli gelişen bir edebiyat teorisi olarak ekolojik eleştiri kuramı araştırma kapsamını genişleterek dünya üzerindeki diğer ülke edebiyatlarını da inceleme altına almış ve çevre konularına odaklı geniş bir metin yelpazesini bir araya getirmiştir. Ulusal edebiyatın sınırları dışına çıkılması sonucu, yerel ve küresel gibi kavramlar özellikle kimlik oluşumunun önemli rol oynadığı sömürgecilik sonrası edebiyatlar dahilinde tartışmaya açılmıştır. Bu makale Amitav Ghosh'un The Hungry Tide ve Karen Tei Yamashita'nin Through the Arc of Rain Forest adli eserlerini Ursula Heise'nin "Local rock and Global Plastic," adlı makalesinin odak noktası olan "deterritorialization" kavramını baz alarak tartışacaktır. Bu makale ayni zamanda dünyanın farklı coğrafyalarından esinlenen bu iki romanı karşılaştıracak ve bu edebiyat eserlerinde hayatlarını kaybeden Fokir ve Mane Pena gibi karakterlerin küreselleşme projesinin ve yerel halkın bilgisine dayalı muhafaza politikalarının başarısızlığına işaret ediyor olabileceğini öne sürecekti

    SISMIC RISK AND DAMAGE TYPES AT SEAPORTS

    Full text link
    Limanlar ulaşım sistemlerinde düğüm noktalarını oluşturmaktadır. Hizmet ettikleri hinterlandların kapılarıdırlar. Dünya ticaretinin %80'i denizlerden yapıldığı ve ticaretin küreselleştiği düşünülürse, limanların doğru planlanmaları, yapılarının öngörülen kullanım amacına, sahip olduğu öneme ve deprem performansına cevap verecek biçimde tasarlanmaları gerekir. Liman yapıları çevresel yükler olan rüzgar, dalga, akıntı ve deprem yüklerine göre tasarlanırlar. Yapılar bu yükler altında güvenle hizmet vermelidirler. Bu yükler altında yapıların tanımlanan limitlerin üzerinde hasar görmeleri durumunda liman hizmeti duracaktır. Bu durumda limanın büyüklüğüne bağlı olarak bölgesel, ulusal ve küresel ölçekte ticari faaliyetler aksayacaktır. Son yıllarda büyük limanların bulunduğu bölgelerde meydana gelen depremler, konunun önemini artırmıştır. Ancak yüksek yatırım maliyetlerini gerektiren limanlar da ekonomik tasarımları gerektirmektedir. Bu tip tasarımlar da ileri düzeyde analizlere ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada özellikle keson tipi rıhtıma sahip bir limanda sismik risk ve kayan blok yöntemiyle analize dayalı araştırma sunulacaktır. The ports are nodal points in transportation systems. They are the gates for their hinterlands. That fact that trade has been globalized and 80% of this global trade is seaborne trade makes it imperative that the ports must have layouts and their infrastructure must be designed so as to carry out the functions projected and expected seismic response. While the port structures are designed, winds, currents, waves and seismic loads are taken into consideration. The infrastructures should be safe under these environmental loads. Port operations may stop when acceptable damage limits are exceeded. In such case depending upon the size of the port failing to provide services, local, national and global trade is likely to be obstructed. The recent occurence of large earthquakes around major ports has increased the significance of port designs. Huge port investments should require economic planning and design. Port structures need advanced design methods. In this study, a simplified dynamic analysis method is proposed to evaluate the magnitude and the phase variation of the dynamic thrust acting on the caisson type quay walls and to predict the seismic sliding displacement of caisson type quay walls by considering the variation of wall thrus

    Nanoyapılı alev geciktirici takviye edilmiş kompozit malzemelerin üretimi ve endüstriyel uygulaması

    No full text
    Boyalar, çeşitli malzemelerin yüzeylerini korumak ve dekoratif tasarımlar oluşturmak amacı ile günlük hayatta yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu boyalar aleve karşı dayanıksız polimerik bağlayıcılar, organik çözücüler vb. malzemeler içermektedir. Dolayısıyla bu boyalar kolayca tutuşabilmektedir. Bu çalışmada plastik boya malzemesinin alev geciktiricilik özellikleri incelendi ve geliştirilmeye çalışıldı. Bu kapsamda boya malzemelerine çevre dostu (halojen içermeyen), nanoboyutlu huntit/hidromanyezit, antimon oksit ve borik asit bileşikleri farklı miktarlarda ilave edilerek kompozit malzemeler elde edildi. Üretilen kompozit malzemelerin karakterizasyon çalışmaları; XRD, XPS, FT-IR, DTA-TG, SEM, yüzey profilometre ve nanoindentasyon cihazları ile yapıldı. Ayrıca bu kompozit malzemelere çalışma konumuzun amacı olan alev geciktiricilik özelliklerinin belirlenmesi için mum alevi testi yapıldı. Yapılan testler sonucunda kompozit malzemelerin mükemmel alev geciktirici özellik sergilediği belirlendi. Paints used in many areas of daily life are used with the aim of creating in surface protection and decorative designs of materials. These paints contain material susceptible to fire such as polymeric binders, organic solvents. Because of this reason, paints easily burn. In this study, flame retardant properties of plastic paint material were investigated and tried to be developed. In this context, composite materials were obtained by adding different amounts of environmentally friendly (hologen-free) and nanosized flame retardant materials such as huntite/hydromagnesite, antimony (III) oxide and boric acid to paint material. And then these composite materials were characterized by XRD, XPS, FT-IR, DTA-TG, SEM, surface roughness and hardness testing machines. Candle flame test standards were also performed to examine flame retardant properties of these composite materials. After the results of the performed tests, composite materials were determined to exhibit excellent flame retardant properties

    RELATIVE EFFICIENCY ANALYSIS OF BLACK SEA CONTAINER TERMINALS

    Full text link
    Dünyada yük taşımacılığı en fazla denizyolu ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı içerisinde konteyner taşımacılığının oranı sürekli artış göstermektedir. Diğer denizyolu taşımacılık sistemlerinde olduğu gibi konteyner taşımacılığında da limanlar arasında yoğun bir rekabet vardır. Bu nedenle limanların bu yoğun rekabet ortamında faaliyet gösterebilmeleri için, yapılan işin doğası gereği sadece ulusal değil uluslararası standartlarda iş yapabilmeleri ve uluslararası geçerliliği olan performans göstergelerine sahip olmaları gereklidir. Bu çalışmada; Karadeniz çevresinde konteyner taşımacılığına hizmet veren ve TRACECA programı çerçevesinde Karadeniz'de faaliyet gösteren 5 ülke (Türkiye, Gürcistan, Ukrayna, BulgaristanveRomanya) ve program dışında bulunan Rusya'ya ait toplam 9 konteyner terminali (Novorossisk, Odesa, Varna, Burgaz, Batum, Poti, Ilyichevsk, Köstenceve Trabzon) 2011 yıl göreceli etkinlikleri parametrik olmayan Veri Zarflama Analizi (VZA) uygulaması ile belirlenmiştir. VZA sonuçlarına göre, incelenen terminaller içerisinde Poti ve Novorossisk konteyner terminali göreceli etkin durumdadır. Diğer yandan, en düşük göreceli etkinliğe sahip olan terminal ise Burgaz konteyner terminalidir Most of the world's freight transportation is made by maritime transportation. The proportion of container transportation within maritime transportation shows a constant increase. As it is the case for other maritime transportation systems, also in container transportation there is an intense competition among ports. For that matter, it is essential for the ports to have the internationally acceptable minimum performance indicators and to be capable of performing not only at national, but also at international standards by the nature of the work done, in order to continue operation under such intense competition conditions. In this study, the year performance, 2011 of nine container terminals (Novorossiysk, Odessa, Varna, Burgas, Batumi, Poti, Ilyichevsk, Constanta and Trabzon) belonging to a total of six countries with coastlines to the Black Sea, which is the largest inland sea, as five countries from the TRACECA (Transport Corridor Europe-Caucasus-Asia) program (Turkey, Georgia, Ukraine, Bulgaria and Romania) and Russia out of the program, have been determined through the application of data envelopment analysis (DEA), as a non-parametric method. According to the results of the study, it has been determined that the Poti and Novorossiysk container terminals have been the efficient terminals. On the other hand, Burgas container terminal has been found out to be the terminal with the lowest performance

    Kayıp veri olması durumunda lojistik regresyon uygulamaları

    No full text
    Kayıp veri, istatistiksel çalışmalarda sıkça karşılaşılan problemlerden biridir. Kayıp verileri göz ardı etmek bir seçenek iken, bunları çeşitli istatistiksel yöntemlerle çözümleyerek çalışmaya katmakta mümkündür. Kayıp veri analizi araştırmacıların çok sık karşılaştıkları kayıp veri sorununa çözüm getirmeyi amaçlayan yöntemler içerir. Bu yöntemler, silme (Liste/Durum Düzeyli ve Çiftler Düzeyinde) ve atama (Regresyon Ataması, Hot Deck Ataması, Beklenti Maksimizasyonu ve Çoklu Atama) olarak sınıflandırılmıştır. İkili bağımlı değişkeni modellemek için uygulanabilen en popüler regresyon yöntemlerinden biri olan Lojistik Regresyon Analizi'nde, bağımlı değişken 0 ve 1 gibi iki olası kategoriye sahiptir. Lojistik Regresyon Analizi, bağımlı değişkenin sınıflayıcı ve sıralı olmasına göre genişletilebilir. Burada bağımsız değişkenler için kısıtlama getirilmemiştir. Bu çalışmanın amacı, kayıp veri analizi ve lojistik regresyon yöntemlerini inceleyerek, farklı kayıp veri analizi yöntemlerinin lojistik regresyondaki performanslarının değerlendirilmesidir. Missing data is a common problem in statistical studies. While ignoring missing data is an option, it is possible to contribute to study by analyzing them with various statistical methods. Missing data analysis includes methods aiming at missing data problem solving. These methods are classified as deletion (Listwise and Pairwise) and imputation (Regression imputation, Expectation Maximization and Multiple Imputation). Logistic regression analysis method, one of the most popular methods applied for modeling two dependent variables, has two possible categories of dependent variable 0 and 1. Logistic Regression Analysis can be expanded according to the dependent variable as nominal and ordinal. There is no limitation for independent variables. The aim of this study is to examine the methods of missing value analysis and logistic regression and to evaluate the performance of different missing value analysis methods on logistic regression

    THE LOST EPIGRAPHS OF ATGAH KHAN'S TOMB AND SOME THOUGHTS ON DADO DECORATIONS IN MUGHAL ARCHITECTURE

    Full text link
    Babürlülerde hanedan üyeleri ile hanedana yakın bey ve hanlar yaptırdıklan eserlecle mimarinin gelişmesinde belirleyici bir rol oynanuşlardır. Ategeh Han Türbesi de hanedan çevresince inşa etti.rilmiş yapılardan biridir. Türbe, birbirinden farklı, gelişmiş bezerne tekniklerinin 1..-ullanıld.ığl zengin süsleme programıyla Babürlü mimari dekorasyonunda çığtr açmıştır. Öte yandan eski bir kaynaktairi kayıtlar, türbenin bugüne kadar bilinmeyen bir özelliğini ortaya koymakta ve onun yenilikçi karakterini perçinlemektedir. Bu eski kayıtlar ile, iç mekan duvarlannın alt kısımlarındaki inşıii anomali ve bezernesiz görünüş, anılan türbeyle ilişkili olduğu kadar Babürlü etek dekorasyonlan hakkında da bir takım yeni fikirlerio ileri sürülmesine i.rnlcln tanımaktadır. In the Mughal period, members of dyoasty and some begs and khans near the dynastic cirdes, have played a decisive role in the development of architecture. Ategeh Han's Tomb is one of the buildings was built by the dynastic relative. The tomb's rich decorative program with many advanced techniques, has broken new ground in Mughal architectural decoration. On the other hand, some records in an old source disdose hitherto unknown feature of the tomb, and demonstrate its innovative character. The old records and, constructiooal anomaly and lack of ornamentation in the lower part of interior walls, allow asserting some new ideas about the Mughal dado decorations as well as the tomb

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇