DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
10837 research outputs found
Sort by
The role of human resources in the efficiency of innovation strategies
Küreselleşmenin sonuçlarından kaynaklanan ve organizasyonları adeta amansız bir rekabet ortamına sürükleyen günümüz ekonomik yapılarında, organizasyonlar varlıklarını sürdürebilmek için stratejiler oluşturmak ve bunları doğru bir şekilde uygulamak durumundadır. Bu stratejilerden en önemlileri arasında inovasyon stratejilerini saymak mümkündür. İnovasyon ve bu doğrultuda ortaya konacak stratejilerin temelinde insan faktörü yer almaktadır. Bu nedenden dolayı, literatür taramasına dayandırılarak ortaya çıkartılmış olan bu çalışmada; organizasyonlar için hayati faaliyetleri arasında sayılabilecek olan insan kaynakları faaliyetlerinin, inovasyon stratejilerinin verimliliğindeki rolü incelenmiştir.Çalışmada ilk olarak; çeşitli insan kaynakları faaliyetleri incelenmiş ve bu incelemeyi inovasyon ve inovasyon stratejileri takip etmiştir. Son bölümde ise; incelenmiş olan insan kaynakları faaliyetlei ile inovasyon stratejileri birlikte değerlendirilmiştir As a result of the effects of the globalization and current economic structure drive organizations to a relentless competitive environment, organizations create strategies to sustain their existence and must practice them correctly. Among the most important of these strategies are possible to count innovation strategies. Innovation and innovation strategies base on human factor. For this reason, this study, which is based on literature review, examines the role of human resource activities, which can count very vital activities, in the efficiency of innovation strategies.Firstly, in this study was worked on different human resources activities and then, innovation and innovation strategies were followed the first chapter. In the last chapter, the human resources activities and the innovation strategies, which were worked previous chapters, were evaluated together
Ceramic firing techniques stemming from the Klazomenai sarcophagi
Seramik sanatı ve teknikleri, yerleşik hayatla birlikte insan yaşamının vazgeçilmezleri arasında sarsılmaz yere ve öneme sahip olmuştur. Öyle ki seramik, sıradan güncel ihtiyaçlarda kullanıldığı gibi yaşamın son bulmasıyla birlikte ölümün karşılandığı ritüeller de karşımıza çıkar. Her ne kadar farklı coğrafyalarda yaşasalar, farklı inanç ve ritüellere tabi olsalar da ölüm sonrası yeni bir yaşamın farklı bir boyutta canlanacağına inanmaktadır, insanoğlu. İyonya?nın önemli şehirlerinden olan Klazomenai, seramik üretimi konusunda hatırı sayılır bir üne sahiptir. Ölülerini gömmek için önceleri ahşap lahitler kullanılan bu şehirde, daha sonra başka kültürlerden öğrenilen ve geliştirilen pişmiş toprak lahitler üretilmiştir. Fakat, gündelik kullanım ürünleri gibi seramik pişirim fırınlarına sığamayacak ebatlara sahip olan lahitlerin pişirim aşaması, farklı teknik ve yöntemlerin geliştirilmesine neden olmuştur. Geliştirilen teknik ve pişirim yöntemleri sayesinde, seramik pişirim fırınlarına giremeyecek boyutlarda olan seramik formlar, figürler lahitlerin pişirildiği yöntemlerle günümüze kadar gelmişlerdir. Farklı coğrafyalarda geliştirilen büyük ebatlı formların pişirilebilmesi, günümüz sanatçılarına da esin kaynağı olmuştur. Ceramic art and its products have penetrated in our lives to such an extent that we use them as daily objects, but also we see them as objects of different significance, such as tombstones or sarcophaguses. In almost every geographical location or time period, we see a strong and sustained belief in life after death. Klazomenai is one of the most important cities of Ionia in terms of ceramic production. Due to the commercial trades with other major cities and cultures, we see the production of sarcophaguses made of clay rather than wood or stone. Because the sarcophaguses were, in fact, too big to fit in the usual kilns, new firing techniques had to be developed, which still continue to inspire new techniques and applications in today?s ceramic art
The Causality Relation Between Financial Development and Economic Growth: An Analysis for Emerging Economies
Bu çalışma finansal gelişme ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkiyi Dumitrescu ve Hurlin (2012) tarafından geliştirilen panel Granger nedensellik testi kullanarak Brezilya, Çin, Endonezya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Macaristan, Malezya, Meksika, Mısır, Peru, Şili, Tayland ve Türkiye için araştırmaktadır. Çalışmada kullanılan veri seti yıllık olup, 1988-2011 yılları arasını kapsamaktadır. Yurtiçi kredilerin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)'ya oranı ve kişi başına reel GSYİH büyüme oranı sırasıyla finansal gelişmenin ve iktisadi büyümenin göstergeleri olarak kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, belirgin biçimde finansal gelişmenin iktisadi büyümenin nedeni olduğunu ve bu ülkelerin büyüme oranlarını finansal sistemlerini geliştirerek hızlandırabileceklerini göstermektedir. This study examines the relationship between financial development and economic growth employing panel Granger causality test developed by Dumitrescu ve Hurlin (2012) for Brazil, Chile, China, Egypt, Hungry, India, Indonesia, Malaysia, Mexico, Peru, Philippines, South Korea, Thailand and Turkey. We used yearly data over the period 1988- 2011. Domestic credits to Gross Domestic Product (GDP) ratio and real GDP per capita are used as indicators for financial development and economic growth respectively. The empirical results strongly indicate that financial development Granger-causes economic growth and that these countries can accelerate their growth rates by improving their financial systems
INTERMODAL PORTS AND MARKETING COMMUNICATION: CONTENT ANALYSIS OF PORT WEB SITES
Liman işletmelerinin yoğun rekabet ortamında mevcut ve potansiyel müşterilerine hizmetlerini ve faaliyetlerini sunmada ve bu hizmet ve faaliyetlere yönelik bilgilendirme yapmada pazarlama iletişiminin ve pazarlama iletişimi bileşenlerinin önemli bir etkisi bulunmaktadır. Limanların pazarlama iletişimi süreçlerinde kendilerini rakip limanlardan farklılaştırmak ve daha fazla müşteri elde etmek adına odaklandıkları belli başlı unsurlar olabilmektedir. Limanların ard bölgeleri (hinterlandları) ile etkin bağlantılar kurabilmeleri ve bu kapsamda intermodal yönlü liman olabilmeleri farklılaştırıcı unsurlardan birisi olarak değerlendirilebilmektedir. Bu çalışma pazarlama iletişimi kavramı ile bağlantılı olarak intermodal yönlü liman sistemlerine ilişkin temel kavramları incelemektedir. Çalışmanın ana amacı içerik analizi yöntemi ile ESPO (European Sea Ports Organization) üyesi limanların web sitelerinin incelenmesiyle birlikte intermodal taşımacılığa yönelik değişkenlerin pazarlama iletişimlerinde ne derece kullanıldığını belirlemektir. Araştırmanın bulgularına göre "intermodal, multimodal, kombine taşımacılık" terimlerine ve intermodal özelliklerine web sitelerinde en çok yer veren limanların Belçika, Fransa, Hollanda ve Almanya'da Hamburg- Le Havre limanları sırasında olduğu görülmüştür. Bu durum intermodal yönlü liman farkındalığı ile gelişmiş liman sistemleri arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir Components of integrated marketing communications have considerable, significant effects for port businesses in a highly competitive environment on their services and activities to existing and potential customers as well as informing them about such services and activities. In such marketing communication process, ports may focus on integrated marketing communication elements in order to differentiate themselves from competing ports and attract more customers. Having effective intermodal hinterland networks and gaining intermodal characteristics can be regarded as one of the differentiating factors for ports. This study examines the basic concepts of intermodal port systems in connection with marketing communications concept. The main purpose of this study is to determine to what extent the member ports of ESPO (European Sea Ports Organization) includes the variables of intermodal transport in their websites. To do this, content analysis is used. According to the findings of the study, the terms of "intermodal, multimodal and combined transport" and intermodal capabilities that ports mostly include in their websites are the Hamburg-Le Havre ports located in Belgium, France, the Netherlands and Germany. The findings shows that there is a relationship among the advanced port systems and intermodal oriented port awareness
Descartes conseption of ethics
Bu çalışmanın amacı Onyedinci yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Descartes?ın etik anlayışını incelemektir. Birinci bölümde, etiğin ardalanı olarak filozofun fizik ve metafizik üzerinde durduk ve filozofun yöntemini ortaya koyduk. Metafizik başlığında ruhun varlığı, ruh ve beden hakkında filozofun dualist yaklaşımı, Tanrı kavramı ve Tanrı ile duyulur dünyanın varlığının kanıtlanması konularını ele aldık. İkinci bölümde ihtirasları, bunların iki ayrı töz olarak ruh ve beden arasındaki iletişimde nasıl ortaya çıktıklarını, çeşitlerini, etkilerini ve etik manada nasıl kontrol edilebileceklerini açıklamaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise, düşünürün ahlak konusunda, tüm kitaplarında ve değişik zamanlarda öne sürdüğü görüşlerinin bir incelemesini yaptık. Bu başlığın ilk konusu olarak, filozofun ahlak görüşlerinde başat bir yer tutan irade kavramının inceledik. Filozofun Geçici Ahlak ve Yetkin Ahlak Kurallarını ve bunların aralarındaki benzerlik ve farklılıkların ayrıntılı bir analizi ile, ahlakın temel kavramları olan bilgelik, mutluluk ve erdem kavramlarını inceledik. Son olarak da Descartes Ahlakı?nın toplumsal boyutuna değindik. Sonuç bölümünde, Descartes?in etik anlayışıyla ilgili olarak bu çalışmada ulaşılan sonuçları ortaya koyduk The purpose of the this study is to analyze the Descartes' ethical view who is one of the most important philosophers of seventeenth century. In the first chapter, we have investigated philosopher?s view about the method, physics and metaphysics as a background of the ethics. In the title of metaphysics we have discussed subjects of the existance of the soul, the dualist approach of the philosopher about spirit and body, the concept of God and proof of the existance of the God and external world. In the second part, we have attempted to explain the ambitions and how they emerged from communication between the sould and body as a two seperate subjects, their types, their effects and way of controlling them in ethical sense. In the third section, we have studied of thinker?s view of ethics which he put forward in his books and in various times. In this section of the title, we have discussed concept of the will taking a major place in the conception of ethics of philosopher. We have examined the rules of provisional moral code and competent morality of the philosopher by making detailed analysis of similarities and differences between them with the concepts of morality that is wisdom, happiness and virtue. And finally we have touched on the social dimension of Descartes? ethics. In the conclusion, we have tried to reveal Descartes's concept of ethics in relation to the results achieved in this stud
KIŞ GÜNLÜĞÜ: PAUL AUSTER'İN OTOBİYOGRAFİSİNDE BEDENİN FENOMENOLOJİSİ VE BEDENSEL ALGI SORUNU
Yaşamın maddi kaynağı olan bedenin otobiyografi yazınında ifade bulması anlatı politikası ve üslubuna dair bir dizi sorunsalı beraberinde getirir. Zihin-beden etkileşimi, duyu deneyimlerinin zihindeki temsili, mekan deneyimi ve ben-öteki ilişkisi benzeri izlekler otobiyografi anlatıcısının metinde kendi bedenini temsil etme biçimine göre içerik kazanır. Anlatının üslubu da bedenin metindeki işlevine göre biçimlenerek bedeni ve onun deneyimlerini taşır hale gelecektir. Bu bakımdan bedene sahip bir özne olan otobiyografi yazarının bedenini bir bilme ve hatırlama aracı olarak resmetmesi somut bir anlatım elde etmek amacıyla yaşam deneyimlerini tüm öznelerin ortak maddi altyapısı olan beden etrafında örgütlemeye ilişkin bir çabadır. Bu çalışma, ikinci tekil şahıs anlatısı olan, Paul Auster'in Kış Günlüğü adlı otobiyografisinde bedenin odak noktasına yerleşmesini sözü edilen temalara ve anlatı üslubuna etkisi çerçevesinde ele alacaktır. Auster'in otobiyografisinde bedensel deneyim ve algıların betimlenmesinin özneyi hem kendisi hem de dış dünya ile ilişkisi içinde nasıl konumlandırdığı irdelenecektir. Bununla birlikte, bu betimleme üslubunun özneyi temsil edişi değerlendirilirken Kartezyen ruh-beden düalizmini aşmaya yönelik düşünceler olan Baruch Spinoza'nın rasyonalizminden ve Maurice MerleauPonty'nin fenomenolojisinden faydalanılacaktır. The literary expression of the body in autobiography brings forth several problematic issues related to narrative politics and style. Insight is gained about themes like mind-body interaction, mental representation of sense experience, experience of space, and Iother relationship through the narrator's manner of representing his body in the autobiographical text. The narrative style will also gain its form according to the textual function of the body and it will be fashioned so as to be able to convey bodily experiences. In this context, the autobiographer, as an embodied subject, depicts his body as a tool for cognition and reminiscence. This is an effort to organize personal life experiences around the human body, which is the common corporeal substructure of all human beings, and it aims to reach a concrete mode of narration. This study is going to investigate the focus on the body in Paul Auster's Winter Journal, which is a second-person narrative, in its effect on the abovementioned themes and narrative style. How the depictions of bodily experiences and perceptions in Auster's autobiography locate the subject in its relation to itself and to the external world is also going to be examined. In addition, the way this depiction of the body represents the autobiographical subject will be assessed with reference to Baruch Spinoza's rationalism and Maurice Merleau-Ponty's phenomenological analysis, both of which are intended towards overcoming Cartesian body-mind dualism
Assassination Attemp To Ataturk: Hadjı Samı and His Gang
24 Ağustos 1927 günü Yüzelliliklerden Hacı Sami ve çetesi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e, bakanlara ve milletvekillerine suikast düzenlemek amacıyla Kuşadası civarında Anadolu sahillerine çıkmıştı. Madran Yaylası'nda yerel halk ve güvenlik güçleri ile çete arasında çatışma yaşanmış, Hacı Sami ve kardeşi Ahmet öldürülmüş, Abaza Hakkı, Sökeli Mecid ile Düzceli Mecid de yakalanmıştı. Tutukluların İstanbul'daki sorguları sırasında suikast girişiminin ayrıntıları ortaya çıkarılmış, yeni tutuklamalar olmuştu. Sorguları tamamlanan tutuklular idamla yargılanmak üzere Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmişti. Çete üyelerinin Yunan adasından Anadolu'ya geçmeleri Türk kamuoyunda büyük tepki ile karşılanmış, Türk-Yunan dostluğu da tartışmaya açılmıştı. İki gün süren yargılama sonunda çete üyelerinden Hakkı ile Sökeli Mecid ve Düzceli Mecid idam cezasına çarptırılmış ve hükümler 18 Ocak 1928'de infaz edilmişti. Hadji Sami from "Yüzellilikler"(150persona non grata) and his gang had come ashore of Anatolia around Kusadası on 24th August, 1927 in order to organize an assassination attempt towards the President Mustafa Kemal Ataturk, the ministers and the deputies. The local people and armed forces clashed with the gang on the Madran upland and Hadji Sami and his brother Ahmet were killed, his friends Abkhasian Hakkı, Mecid from Soke and Mecid from Duzce were captured. The details of the assassination attempt were detected through the interrogation of the arrestees in Istanbul, which resulted in new arrests. Following the interrogations, the arrestees were sent to Heavy Penal Court for capital punishment. In addition, the detection that the members of the gang had transferred to Anatolia from a Greek island caused to a great reaction from Turkish media and the friendship between Turkey and Greece were brought into question. Following the two-day trials, Abkhasian Hakkı, Mecid from Soke and Mecid from Duzce were sentenced to death and it was executed on 18th January, 1928
The validity and reliability of chronic liver disease life quality scale 2.0 for Turkish society
ABSTRACT Purpose: It has been shown that chronic liver diseases negatively affect many aspects of patients? quality of life. Case evaluation is of great importance in the follow-up and treatment of these illnesses in a standardized way. In this study, determining validity and reliability of ?Chronic Liver Disease Life Quality Scale 2.0? (The Liver Disease Symptom Index 2.0-LDSI) for Turkish society and in the event of its validity and reliability are established, applying this scale in other studies and daily practice were aimed. Material-Method: Of the patients with chronic liver disease who applied to Dokuz Eylül University Medicine Faculty Gastroenterology Department Liver Polyclinic between September 2011-May 2012, 308 patients were involved in the study. Sociodemographic characteristics questionnaire form, Chronic Liver Disease Life Quality Scale 2.0 consisting of 24 questions and Short Form 36 (Short Form-SF 36) surveys were filled in by patients. The tests in question were reapplied to 115 patients 6 weeks later. The values were written down by calculating Child-Pugh Scoring and End Stage Liver Disease Model (Model for End-Stage Liver Disease-MELD) Scoring. After required permissions were obtained, LDSI 2.0 was translated into Turkish from English and then vice versa. Results: 51.9 % of 308 participants involved in the study was males. The average age of the patients was 48,67±13,31 years. 70.5% of them had viral hepatitis. Child score average was 5,9±1,2; MELD score average was 10,2±3,2. Scale was composed of issues such as ?itching?, ?arthralgia?, ?abdominal pain?, ?sleepiness?, ?anxiety?, appetite?, ?depression?, ?fear?, ?jaundice?, ?memory?, ?personality?, ?financial situation?, ?time use?, ?sexual desire?. In more than 50% of the patients, there were complaints such as anxiety (68.8 %), depression (65.3 %), arthralgia (62.3 %), itching (56.5%), memory problems (53.6 %), sexual problems (50 %). Internal consistency reliability coefficient of LDSI 2.0 scale (Cronbach Alpha coefficient) was at a good level (0.908). When all the subgroups were examined, it was seen that there was a correlation at a mediocre-good level with total points (0,429-0,774). When intraclass correlation coefficient (ICC) was evaluated, the desired result together with questions of subgroups correlated with each other at 90% level. The correlation coefficient of test-retest reliability was at a good level and significant (0,746 p<0.000) for the observer. When structural validity between every subgroup of the scale and subdimensions of SF-36 were examined with spearman correlation, it was confirmed that there was a correlation in opposite direction at low-moderate level (<0,4 and 0,4-0,7). Maximum correlation was seen in the subgroups of SF 36 as well as in depression and anxiety subgroups. While opposite directed and poor degree correlations in jaundice and itching dimensions, no correlation was established in some dimensions of SF 36. Our scale data in factor analysis studies were KMO:0,845 and Barlet test p=0,000 and they were of great significance. Questions were collected under seven factors according to factor analysis and they clarified 70.4 % of the total variance. Questions were collected under a certain factor, however, the number of factors were higher compared to the number of questions. When factors were examined, it was seen that factors were collected according to symptomatic classification. In the hypothesis test of the scale, it was found out that the correlation between LDSI 2.0 and SF-36 was in the opposite direction and at medium level as -0,734 (p<0,000). Discussion: The scale for the sample group study that we carried out was established as reliable. The validity, however, was similar to the findings of structural validity in the original form of the scale and viable. It can be used in studies and daily practice. By utilising both scale tools simultaneously, life quality scale and SF 36, are useful and a practical scale in clinical use in terms of providing integrative approach in the evaluation of patients. Performing education programs aimed at chronic liver patients and their families and offering these programs as printed material regarding patient education brochure and booklet and developing psychiatric contribution as well as internal support can be recommended.Amaç: Kronik karaciğer hastalıklarının bireylerin yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilediği gösterilmiştir. Bu hastalıklarının takip ve tedavisinde, standardize olarak hasta değerlendirmesi çok önemlidir. Bu çalışmada, Kronik Karaciğer Hastalığı Yaşam Kalitesi Ölçeği 2.0 (The Liver Disease Symptom Index 2.0' ın Türk toplumu için geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemek ve Türk toplumu için geçerliliği ve güvenilirliği saptanırsa bu ölçeği diğer çalışmalarda ve günlük pratikte uygulayabilmek amaçlanmıştır. Gereç-yöntem: Çalışmaya, eylül 2011-mayıs 2012 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Karaciğer Polikliniği? ne başvuran kronik karaciğer hastalığı olan hastalar arasından 308 hasta alınmıştır. Sosyodemografik özellikler anket formu, 24 sorudan oluşan Kronik Karaciğer Hastalığı Yaşam Kalitesi Ölçeği 2.0, Kısa Form 36 (Short Form-SF 36) anketleri hastalar tarafından doldurulmuştur. 6 hafta sonra 115 hastaya bu testler tekrar uygulanmıştır. Hastaların Child-Pugh Skorlaması ve Son Dönem Karaciğer Hastalığı Modeli (MELD) skorlaması hesaplanarak kaydedilmiştir. Gerekli izinler alındıktan sonra KKHYKÖ 2.0 İngilizce' den Türkçe' ye çeviri-tekrar çeviri yöntemi kullanılarak çevrilmiştir. Sonuçlar: Çalışmaya alınan 308 kişinin %51,9 u erkektir. Hastaların yaş ortalaması 48,67±13,31 yıldır. %70,5? i viral hepatittir. Child skoru ortalaması 5,9±1,2; MELD skoru ortalaması 10,2±3,2 dir. Ölçek; ?Kaşıntı?, ?Eklem Ağrısı?, ?Karın ağrısı?, ?Uyku hali?, ?Endişe?, ?İştah?, ?Depresyon?, ?Korku?, ?Sarılık?, ?Hafıza?, ?Kişilik?, ?Maddi Durum?, ?Zaman Kullanımı?, ?Cinsel İstek?, ?Cinsel Aktivite? alt boyutlarından oluşmaktadır. Hastaların %50? sinden fazlasında; endişe (%68.8), depresyon (%65.3), eklem ağrısı (%62.3), kaşıntı (%56.5), uyku hali (%54.2), hafıza sorunları (%53.6), cinsel sorunlar (% 50) vardır. KKHYKÖ 2.0 ölçeğinin iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı (Cronbach Alfa katsayısı) 0,908 olarak çok iyi düzeydedir. Ölçeğin tüm alt gruplarına bakıldığında toplam puanla orta-iyi derecede bir korelasyon görülmektedir (0,429-0,774). Sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) değerlendirildiğinde alt bölümlerin sorularının birlikte olarak istenen sonucu %90 düzeyde birbiriyle korele olmaktadır. Gözlemci içi test ? tekrar test güvenilirliği korelasyon katsayısı 0,746 p<0.000, iyi düzeyde ve anlamlıdır. Ölçeğin her bir alt boyutu ve SF-36 nın alt boyutları arasındaki yapısal geçerlilik spearman korelasyonu ile incelendiğinde; ters yönde düşük-orta derecede (<0,4 ve 0,4-0,7) korelasyon olduğu görülmüştür. SF 36? nın alt boyutlarıyla en fazla korelasyon, depresyon ve endişe alt gruplarında görülmüştür. Sarılık ve kaşıntı alt boyutlarında ise ters yönde zayıf düzeyde korelasyonlar görülmekle birlikte SF 36 `nın bazı boyutlarıyla korelasyon saptanmamıştır. Faktör analizi çalışmalarında ölçek verimiz için KMO:0,845 ve Barlet test p=0,000 dir; ileri düzeyde anlamlıdır. Faktör analizine göre sorular yedi faktör altında toplanmıştır ve bu faktörler toplam varyansın % 70,4? ünü açıklamaktadır. Sorular belli bir faktör altında toplanmışlardır fakat soru sayısına göre faktör sayısı fazladır. Faktörler incelendiğinde semptomatik sınıflamaya göre faktörlerin toplandığı görülmüştür. Ölçeğin hipotez sınamasında ise KKHYKÖ 2.0 ve SF-36 arasındaki korelasyon ters yönde orta düzeyde -0,734 (p<0,000) bulunmuştur. Tartışma: Yaptığımız çalışmada aldığımız örneklem grubu için ölçek güvenilir saptanmıştır. Geçerlilik ise; ölçeğin orijinalindeki yapısal geçerlilik bulgularıyla benzerdir ve geçerlidir. Çalışmalarda ve günlük pratikte kullanılabilir. Bu yaşam kalitesi ölçeği ve SF 36; iki ölçüm aracının eş zamanlı kullanılması ile hasta değerlendirmesine bütüncül bir yaklaşım getirmesi bakımından klinik kullanımda yararlı ve pratik bir ölçektir. Kronik karaciğer hastaları ve ailelerine yönelik eğitim programları düzenlenmesi ve bu programların hasta eğitim broşürü ve kitapçığı halinde basılı materyal olarak sunulması, dahili desteğin yanında psikiyatrik desteğin de geliştirilmesi önerilebilir