EKSEN Dokuz Eylül University Journal
Not a member yet
    78 research outputs found

    KAYBEDİLMİŞ BİR KÜLTÜREL MİRAS: ÖZYAĞCI EVİ/BURDUR

    Get PDF
    Akdeniz Bölgesi sınırları içerisinde yer alan Burdur kenti tarih boyunca birçok farklı etnik gruba ev sahipliği yapmış, bu süreç kentin konut dokusuna farklı ölçeklerde yansımıştır. Rum ve Türk halkının bir arada yaşam sürdürdüğü Zafer Mahallesi, günümüzde Kavaklı Rum Ortodoks Kilisesi ve konut yapıları ile mübadele sonucunda göçen eden Rum topluluğunun fiziksel izlerini taşımaktadır. Bu bütünün bir parçası olan, Eski Ortaokul Sokak üzerinde, büyüklüğü, bahçesi ve mimari özellikleri ile varlığı döneminde dikkat çeken yapılardan bir tanesi Özyağcı Evi olmuştur. Konumu dolayısı ile olsa gerek, ilgili kurumlar tarafından fark edilmemiş olan yapı sahip olduğu tarihi ve mimari niteliğe rağmen tescillenmemiştir. Evin sahibi olan son kullanıcılarından, yapının Osmanlı Dönemi’nde bir süre Rum Hastanesi olarak kullanıldığı bilgisi edinilmiştir. Yapılan tarihsel araştırmalarda ve alan çalışması sırasında edinilen gözlemlerde bu bilgiyi doğrular nitelikte bir veriye ulaşılamamıştır. Bu nedenle çalışma kapsamında yapı, maliklerin yapıyı kullanmaya başladığı dönemki tipolojisi üzerinden geleneksel konut olarak ele alınmıştır. Yapım sistemi, malzeme, plan kurgusu, yapı elemanı ve bezeme ölçeğinde fiziksel anlamda, üstlendiği işlevler bağlamında da sosyal anlamda miras taşıyıcılığını üstlenen bu yapıların korunması, tarihsel sürecin çeşitliğini ve özelliklerini aktarmaları açısından büyük önem taşımaktadırlar. Söz konusu çalışma, yapının yıkımından hemen önce acil tescil çağrısı döneminde elde edilen bilgi, belge ve görsellerin sunulmasını içermektedir

    REFLECTIONS OF THE PERCEPTION OF ART, IDEOLOGY, AND AESTHETICS TO PUBLIC ART WITH EXAMPLES FROM THE KONAK SHORE

    No full text
    “Kamusal Alan” toplumun eşit ve özgürce tartıştığı, görüş bildirdiği alan olarak betimlenirken, “Kamusal Mekân” bu soyut kavramların fiziksel olarak görünebilmesi için gerekli kentsel ortam olarak tanımlanmıştır. “Kamusal Mekân” içinde yer alan “Kamusal Sanat” ise doğrudan toplumla iç içe olduğundan tarih boyunca farklı iktidarlar tarafından kendi ideolojilerini topluma iletme aracı olarak kullanılmışlardır. İdeoloji ve söylemleri iletme aracı olarak genellikle kamusal sanat elemanları içinde yer alan anıt ve heykeller kullanılır. “Anıt ve Heykeller” Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanı edilmesi ile birlikte hâkim ideolojiyi temsil eden somut formlar şeklinde yapılmaya başlanmış, geçen süreçte ise soyut formlu çağdaş sanat elemanları olarak tanımlanan heykellerin sayısının arttığı görülmüştür. Türkiye’de anıt ve heykellere karşı sanat algısını ölçmek için örneklem alanı olarak 1900’lü yılların başından 2000’li yıllara kadar hem farklı ideolojik söylemleri içeren hem de yalnızca estetik amaçlı yapılmış anıt ve heykellerin yer aldığı İzmir, Konak-Alsancak Bölgesi seçilmiştir. Geleneksel olarak tanımlanan somut nesneleri ve çağdaş olarak tanımlanan soyut nesneleri kullanarak geleneksel/çağdaş – somut/soyut nitelikler üzerinden seçim ve beğeni eğilimlerini saptamak ve anıt/heykellerin akılda kalıcılığı/dikkat çekiciliğini ölçerek 18-25 yaş aralığındaki katılımcıların sanat algısını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucuna genç yaş grubu olarak tanımlanan 18-25 yaş grubunda yer alan katılımcıların “kendilerine ideolojik olarak bir anlam ifade eden anıt ve heykelleri” beğenme eğiliminde olduğu görülmüştür.“Public space “is defined as the space in which Society discusses and expresses opinions equally and freely, while” public space " is defined as the urban environment necessary for these abstract concepts to appear physically. Since the elements of “Public Art” in “public space” are directly intertwined with society, they have been used by the authorities throughout history as a means of communicating their ideology to society. As a means of conveying ideologies and discourses, monuments and sculptures usually found within public art elements are used. “Monuments/sculptures began to be made in Turkey in the form of concrete forms representing the dominant ideology with the proclamation of the Republic, and in the last process, sculptures defined as contemporary art elements with abstract form have increased. . In Turkey, from the beginning of the 1900s until the 2000s, there are monuments and sculptures made of different ideological discourses and made exclusively for aesthetic purposes. Konak-Alsancak is selected as the sample area to measure the perception of the monument and sculpture art in Turkey. The aim of this study is to determine the artistic perception of the participants between the ages of 18 and 25 by determining the traditional / contemporary - concrete / abstract selection and tasting tendencies using the traditionally defined concrete objects and the contemporary objects defined as contemporary. The results of the study show that people aged 18-25, who are defined as young age group, tend to like the monuments/scupltures that make sense to them ideologically

    URBAN REGENERATION IN CULTURAL QUARTERS: EXAMPLE OF PORTO-NOVO (BENIN)

    Get PDF
    Many cities in sub-Saharan Africa have a strong heritage that traces their pre-colonial, colonial and postcolonial past as well. These heritages, which largely deserve to be recognized, can be found today in countries that rarely have inventories for efficient management and where policies for the conservation and improvement of urban heritage are insufficient. Besides, the need to modernize cities has been associated with the risk of degradation or destruction of cultural heritage in insufficient processes of urban regeneration. These challenges raise the question of the role cultural heritage can play in the regeneration of historic urban areas in Africa. The purpose of this article is to discuss the success conditions of the urban regeneration process for the development and reintegration of cultural quarters in the city of Porto-Novo. The regeneration capacity of the city\u27s historic center has been evaluated within the framework of the indicators to create attractive cultural quarters. As a result, suggestions were developed for the regeneration of Porto-Novo cultural quarters by identifying the current positive and negative characteristics

    Konut mimarisinin dönüşümünü Halide Edip Adıvar’ın romanı “Akile Hanım Sokağı” üzerinden okumak

    Get PDF
    Konut; bireylerin, ailelerin ve toplumların kurduğu sosyal ağlar ile şekillenen kolektif bir üründür. Türk konut tarihi yazınında ise konut genellikle fiziksel, ekonomik veya politik faktörler üzerinden incelenmiştir. Söz konusu durum, geçmişin tanıklarının ve somut materyallerin varlığını sürdürmemesi nedeniyle geçmişe ait sosyal verilerin toplanmasındaki güçlükle ilişkilendirilebilir. Disiplinler arası bir çalışma yürütmek geçmişte kalan bir döneme ait sosyal verilere ulaşma fırsatı sunabilir. Geçmişin sosyal yaşamı hakkında oldukça önemli bilgiler içeren edebiyat, mimarlık alanına katkı sağlayabilecek disiplinlerden biridir. Edebi türlerden biri olan roman ise gündelik yaşamla ilgili ayrıntılar sunması ve birçok farklı konut örneğini içermesi yönüyle önemli bir kaynaktır. Evin içinde ve çevresinde gerçekleşen gündelik yaşam rutinlerinin izini sürmek, konut ve konutun dönüşümü hakkında önemli ipuçları sağlayacaktır. Bu görüşten yola çıkılarak, Halide Edip Adıvar tarafından kaleme alınan “Akile Hanım Sokağı (1958)” adlı roman incelenmiştir. Roman, İlhan Tekeli\u27nin öne sürdüğü ve konut mimarisinde etkili olduğunu savunduğu on değişken üzerinden incelenmektedir. Romandan elde edilen detaylar, konut tarihi yazınıyla birleştiğinde konut konusuna kapsamlı bir bakış açısı kazandırmaktadır

    ANKARA İKLİMİNDE BİYOKÜTLE ÜRETEN BİR CEPHE ELEMANININ ENERJİ, AYDINLATMA VE ISIL KONFOR ÜZERİNE ETKİSİNİN PARAMETRİK ANALİZİ

    Get PDF
    oai:dergipark.org.tr:article/1045562Birleşmiş Milletler, sürdürülebilir kalkınma amaçları ile gezegenimizi korumak ve tüm insanların refah içerisinde yaşayabilmeleri için bir eylem çağrısında bulunmuş ve 11. ve 13. hedef maddelerinde sürdürülebilir şehirler ve küresel ısınmanın azaltılması konularına vurgu yapmıştır. Bu kapsamda binalarda küresel ısınmaya karşı karbondioksit salımını azaltma amacıyla yenilikçi cephe uygulamalarına verilen önem artmaktadır. Bu çalışmada, iç ve dış mekan arasındaki enerji ve ışık geçirimini düzenlerken aynı anda yenilenebilir biyokütle (mikroalg) üretiminin gerçekleştirilebileceği bir cephe elemanı önerilmektedir. Bu eleman, çift cam içinde biyokütle üretilen sıvı ortam ve üstündeki hava katmanından oluşmaktadır. Önerilen bu cephe elemanı Ankara ikliminde kuzey ve güney yöneliminde yer alan bir ofise uygulanmıştır. Bu elemanın aydınlatma, enerji tüketimi ve ısıl konfora etkisi sırasıyla elverişli günışığı aydınlatması (EGA), enerji kullanım yoğunluğu (EKY) ve ısıl konfor ihlali (IKİ) göstergeleri doğrultusunda simülasyon yöntemiyle parametrik olarak incelenmiştir. Parametreler pencere duvar oranı ve üretilen biyokütleye bağlı olarak ışık geçirgenliğidir. Simülasyon, Grasshopper’da modellenerek Ladybug, Honeybee ve Colibri eklentileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları bir uygunluk fonksiyonuna göre sıralanarak yorumlanmıştır. Buna göre, aynı pencere duvar oranında biyokütle arttıkça EGA’nın azaldığı ve EKY’nin arttığı görülmüştür. EGA’nın en yüksek ve IKİ’nin ve EKY’nin en düşük olduğu durumlarda ise en iyi seçenekler %20 biyokütle konsantrasyonunda %25 ve %30 pencere duvar oranlarındadır. Sonuç olarak bu cephe elemanının Ankara ikliminde kullanılabileceği görülmüştür

    YEŞİL MALZEME BAĞLAMINDA KERPİÇ

    Get PDF
    The effects of architectural practice on human beings and nature have increased and become more evident day by day. Even if it is not considered in the short term due to its effects over a long period of time, countries and nations have found it necessary to take certain measures as a result of lessons learned from past experiences and to stipulate them for all construction activities in line with certain criteria. In parallel, the concepts of sustainable architecture, green building, and green materials have also taken place in the agenda of architectural domain and have become prominent issues in recent years. In this context, soil-based adobe, which is an important material of our building culture, has been studied in detail. The criteria of national and international certificates related to sustainable and ecological materials were analysed and a specific table was created, to discuss the extent adobe meets these criteria. Accordingly, the possibility of including adobe material in green material category was argued and defended. Modern and ecological structures built with traditional production techniques and contemporary production possibilities are examined, and the possibilities of adobe material have been unfolded.Mimarlık faaliyetlerinin icra edilmesi sırasında insana ve doğaya bıraktığı etkiler gün geçtikçe gözle görülür biçimde artmakta ve belirginleşmektedir. Uzun bir süre zarfında etkilerini göstermesinden dolayı kısa vadede çok hesaba katılmasa dahi ülkeler ve milletler geçmiş tecrübelerden çıkarılan dersler sonucunda birtakım tedbir ve önlemleri almayı ve bunları belli kriterler doğrultusunda tüm inşa faaliyetleri için şart koşmayı gerekli görmüşlerdir. Buna paralel olarak, sürdürülebilir mimarlık, yeşil bina ve yeşil malzeme kavramları, mimarlık gündeminde yer edinmiş ve son yıllarda ön plana çıkan konulardan olmuşlardır. Bu bağlamda, yapı kültürümüzün önemli bir malzemesi olan toprak esaslı kerpiç, detaylı bir şekilde ele alınıp incelenmiştir. Sürdürülebilir ve ekolojik malzemelere verilen ulusal ve uluslararası sertifikaların kriterleri analiz edilip özgün bir tablo oluşturulmuş ve kerpicin bu kriterlere ne ölçüde uyum sağladığı tartışılmıştır. Bu doğrultuda, kerpiç malzemesinin yeşil malzeme kategorisine dahil edilme ihtimali sorgulanmış ve savunulmuştur. Geleneksel üretim teknikleriyle yapılan yapılar ve çağdaş üretim olanakları sayesinde inşa edilen çağdaş ve ekolojik yapılar da incelenerek kerpiç malzemenin olanakları ortaya çıkarılmıştır

    TÜRK YAPI SEKTÖRÜNDE NANOTEKNOLOJİNİN YERİ

    Get PDF
    Nanoteknoloji, bir 21. yüzyıl teknolojisi olarak tüm dünyada birçok alanda tercih edilmekte ve kullanımı artarak devam etmektedir. Nanoteknoloji kullanımının, yakın gelecekte ülkelerin gelişmişlik düzeyinin göstergesi olacağı öngörülmektedir. Nanoteknoloji ile sürdürülebilirlik hedefine yaklaşmak daha az maliyetle mümkün olabileceği için ülkelerin yapı sektörlerindeki kullanımı daha fazla önem arz etmektedir. Bu çalışma ile Türk yapı sektöründe nanoteknoloji uygulamalarının tercih edilip edilmediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Nanoteknolojik uygulamaların en çok hangi alanlarda ve üretim sistemlerinde tercih edildiğinin, yapı sektöründe çalışan mimar ve mühendisler ile yapılan anketler neticesinde ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca, Türk yapı sektörünün nanoteknolojiye bakış açısı ve teknolojik yenilikleri yapı üretiminde kullanma potansiyeli tartışılmıştır.Nanoteknoloji, bir 21. yüzyıl teknolojisi olarak tüm dünyada birçok alanda tercih edilmekte ve kullanımı artarak devam etmektedir. Nanoteknoloji kullanımının, yakın gelecekte ülkelerin gelişmişlik düzeyinin göstergesi olacağı öngörülmektedir. Nanoteknoloji ile sürdürülebilirlik hedefine yaklaşmak daha az maliyetle mümkün olabileceği için ülkelerin yapı sektörlerindeki kullanımı daha fazla önem arz etmektedir. Bu çalışma ile Türk yapı sektöründe nanoteknoloji uygulamalarının tercih edilip edilmediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Nanoteknolojik uygulamaların en çok hangi alanlarda ve üretim sistemlerinde tercih edildiğinin, yapı sektöründe çalışan mimar ve mühendisler ile yapılan anketler neticesinde ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca, Türk yapı sektörünün nanoteknolojiye bakış açısı ve teknolojik yenilikleri yapı üretiminde kullanma potansiyeli tartışılmıştır

    KADININ SOSYAL MEDYA KULLANIMI VE SOSYAL YAŞAMA KATILIMINDA KONUTUN ROLÜ: BAĞCILAR, İSTANBUL

    Get PDF
    Patriarchal social structure constitutes an obstacle to women\u27s participation in social life, and in this process, it becomesimpossible for women to establish a relationship with society and experience the city. This study focuses on young womenwho practice social participation via social media in the virtual space rather than the physical space. This study aims toinvestigate how home; the physical space, contributes to young women’s life and provides opportunities for social mediaparticipation. Gender inequality, social participation difficulties, and social participation in social media form thetheoretical structure of this study. In the case study designed afterward, a semi-structured in-depth interview wasconducted face-to-face with young women (n=23) between the ages of 18-24, with low education level and low-income,in the district of Bağcılar in Istanbul. The qualitative data obtained were evaluated by the content analysis method. Themeaning of the home in this social media participation process is presented with discourses and under themes. As a result,the home, which is a family-approved place, is also a back door to the world within the technological possibilities. Thisstudy contributes to the literature by showing that the intense social media participation, which is often hidden frommasculine family members, can be used as a tool in women\u27s awareness and education. All of which may occur at youngwomen’s homes.Ataerkil toplum yapısı kadının toplumsal hayata katılımının önünde engel teşkil etmekte, bu süreçte kadınlarıntoplumla ilişki kurması ve kenti tecrübe etmesi imkansız hale gelmektedir. Araştırmanın konusu olan genç kadınlar fizikmekânda sağlayamadıkları toplumsal katılımı, sanal mekânda sosyal medya aracılığı ile gerçekleştirmektedir. Buçalışmanın amacı genç kadınların yoğun olarak gerçekleştirdiği sosyal medya katılımının fizik mekânı olan evin bununneresinde olduğunu ortaya koymaktır. Cinsiyet eşitsizliği, toplumsal katılım güçlüğü ve sosyal medyada toplumsalkatılım bu çalışmanın kuramsal örgüsünü oluşturmaktadır. Ardından tasarlanan vaka çalışmasında İstanbul’un Bağcılarilçesinde 18-24 yaş arası, düşük eğitimli, alt gelir grubu, genç kadınlar (n=23) ile yarı-yapılandırılmış derinlemesinegörüşme yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nitel veri içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Sosyal medya katılımısürecinde evin kadınlar için anlamı söylemler eşliğinde ve temalar altında sunulmuştur. Sonuç olarak aile tarafındanonaylanmış bir mekân olan ev, aynı zamanda teknolojik imkanlar dahilinde dünyaya açılan bir arka kapı konumundadır.Çoğu zaman eril aile bireylerinden gizli olarak gerçekleşen bu katılım yöntemi ve konutun buna nasıl bir sahneoluşturduğu, yoğun sosyal medya katılımının kadınların bilinçlenmesinde ve eğitiminde bir araç olarak kullanılabileceğifırsatının ortaya konulması bu çalışmanın literatüre orijinal katkısıdır

    TÜRKİYE’DEKİ LOJİSTİK FİRMALARININ YEŞİL LOJİSTİK UYGULAMALARI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMESİ

    Get PDF
    Son dönemlerde önemi artmakta olan sürdürülebilirlik politikaları lojistik alanında da etkisini göstermektedir. Firmaların rekabet üstünlüğü sağlamayı amaçlarken; sosyal, çevresel ve ekonomik konularda sürdürülebilirlik çalışmaları ‘yeşil lojistik’ yaklaşımını ortaya çıkarmıştır. Salınım oranı az yakıtların tüketilmesi, otomasyon sistemlerin aktif kullanılması, filoların çevreci araçlarla değiştirilmesi, karbon salınımlarının hesaplanması, yeni tasarruf projelerinin yapılması, yeşil binalarda hizmet verilmesi ve uluslararası standartlarda belgelerin alınmaya çalışılması yeşil lojistik alanında üretilen çözümlerdir. Bu çalışmada yeşil lojistik uygulamaları irdelenerek ortak bir çerçeve oluşturulmakta, firmaların yeşil lojistik uygulamaları kapsamında aldıkları önlemlerin farklı dağıtım stratejilerinin ve lojistik faaliyetlerindeki enerji kullanımlarının çevresel etkileri üzerinden, lojistik performansları ölçülerek, yeşil lojistik uygulamalarının başarı payları ortaya konmaktadır. Bu kapsamda Türkiye\u27de çatı platformu UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği) üyesi 456 firmanın merkez ve şube lokasyonlarının seçimi araştırılmaktadır. Her bir firma resmi internet sitesindeki güncel bilgi paylaşımları, yeşil lojistik uygulamaları ve yayınladıkları sürdürülebilirlik raporları üzerinden değerlendirilmektedir. Değerlendirme sonucu tam veri setine ulaşılan ve karşılaştırma yapılabilen 17 firma bulunmaktadır. Anılan firmalara ilişkin değerlendirmede belirlenen kriterler üzerinden bir karşılaştırma matrisi oluşturularak firmalar arasında yeşil lojistik uygulamasındaki en başarılı firma seçilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, kullanılan filolardan altyapıya kadar her alanda enerji tüketiminin azaltılması, geri dönüşüm işleyişinin ve kaynak tasarrufunun sağlanması ve bu alanda bilinçli yönetim ile personel bulundurulması lojistik performansı değerlendirilmesinde önem arz etmekte; tedarik, üretim ve satış aşamalarında da başarı getirmektedir. Yeşil lojistik uygulamalarında başarının artışı alternatif ulaşım yöntemlerine ilişkin farkındalılığı arttıracak; kentlerde trafik sıkışıklığı, enerji tüketimi ve kirliliğin önemli ölçüde azalmasına katkıda bulunabilecektir

    A DIFFERENT EXAMPLE FOR CONTEMPORARY CAMPUS GATES: DOKUZ EYLUL UNIVERSITY TINAZTEPE CAMPUS EAST GATE

    Get PDF
    Türkiye’nin son 20 yılda değişen yükseköğretim politikalarına koşut olarak sayısı hızla artan üniversite yerleşkeleri vebinaları farklı yöntem ve yaklaşımlarla elde edilmekte, bunun sonucu olarak da oldukça geniş bir nitelik yelpazesineyayılmaktadırlar. Bu çalışmanın odağına aldığı yapı tipi bu geniş stokun mütevazı bir kısmını oluşturan yerleşke girişkapılarıdır.Giriş ve giriş yapılarının gerek kavramsal gerekse yapısal olarak geçmişi inşa edilen ilk mimari ürünlere kadargötürülebilir. Bu konudaki tarihsel okumalardan çıkarılabilecek sonuçlardan bir tanesi giriş yapılarının salt işlevselyapılar olmalarının dışında sembolik anlamları da üzerlerinde taşıdıklarıdır. Bu perspektifle, çalışmada, yakın dönemdeinşa edilen yerleşke giriş yapılarının birincil işlevleri dışındaki anlamlarının tartışılmasında kullanılabilecek birkategorizasyon önerisi sunulmaktadır.Son yıllarda üretilen üniversite giriş yapılarına dair bir değerlendirme yapıldığında biçimci ve rasyonel olmak üzerebaşlıca iki yaklaşımın baskın olduğunu söylenebilir. Biçimci yaklaşımların kaynağı tarihsel veya simgesel olabilmekte yada önceden tasarlanmış bir logonun mimariye aktarılması gibi yöntemler benimsenebilmektedir. Bu yaklaşımlatasarlanarak inşa edilen giriş kapılarının simgesel yönlerinin ön plana çıktığı, işlevlerinin ikinci planda kaldığıgözlenmektedir. Rasyonel yaklaşımların ise biçimi önceki yaklaşım kadar öncelemediğini ancak temel tasarım ilkelerigözetilerek tasarlanmış kütlelerin işlevle örtüştürülmesini ilke edindiğini söylemek yanlış olmaz.Günümüzde biçimci yaklaşımların yoğunluğunun arttığı gözlenirken bu anlamda farklılaşan bir örnek olarak yakınzamanda tamamlanan Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi Doğu Kapısı’nın mimarisi ve tasarım ilkeleri elealınmaya değer görünmektedir. Yapının tasarımındaki tavrın yakın dönem örneklerinden ayrılan noktaları ile bazımodernist öncüllerle paralellikleri yapının anlam dünyasını zenginleştirmekte ve onu öğretici kılmaktadır.The number of university campuses and buildings in Turkey has been rapidly increasing since the 2000s. In parallel tochanges in higher education policy in this period, university buildings are obtained via different methods andapproaches, which influence their architectural quality. Given that, university buildings built in this period show a widerange of qualities. This study focuses on campus gate buildings, which can be considered as the modest part of thislarge university building stock.The gates and entrance buildings’ history on conceptual and structural characteristics can be traced back to the firstarchitectural products. One of the conclusions that can be drawn from historical readings on this topic is that the gatestructures are not solely considered as functional structures as they involve and demonstrate symbolic meanings. Withthis perspective, the study aims to offer a categorization of contemporary campus gates. This categorization can beused to discuss the meanings of the recently built campus gates as it relies on information beyond the gate’s primaryfunctions.When an evaluation is made on contemporary university gates, it would not be wrong to argue that two mainapproaches are dominant in designing urban gates; formal and rational. Form-oriented approaches tend to rely onhistorical or symbolic information. They often tend to adopt methods such as transferring a pre-designed logo to thearchitecture. It is observed that the gates designed with this approach value the symbolic aspects and ignore thefunctional quality. On the other hand, rational approaches do not give priority to form as much as the former one andtend to focus on the harmony between form and function. The form is designed by considering the basic designprinciples.While the number of gates which are designed with form-oriented approaches is increasing nowadays, discussing therecently completed campus gate’s architecture and its design principles are important. Dokuz Eylül UniversityTınaztepe Campus East Gate offers a different example in this sense. The unique ideas that differ from the other recentcounterparts and some characteristics which are parallel to the ideas of some modernist premises could enrich themeaning of the building and make it instructive

    55

    full texts

    78

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    EKSEN Dokuz Eylül University Journal
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇