Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞINI ETKİLEYEN KİŞİSEL FAKTÖRLER VE SATIN ALMA SONRASINDA ORTAYA ÇIKAN NEGATİF ÖZ BİLİNÇ DUYGULARI
Bu tez çalışmasında alışveriş bağımlılığında etkili olan unsurlar ve bağımlılık sonucu ortaya çıkan durumları belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda girdi değişkenler olarak kişisel faktörler ele alınmış; “benlik saygısı, materyalizm, risk alma, duygusal denge/dengesizlik ve depresyon” değişkenleri çalışmaya dahil edilmiştir. Tez çalışmasında alışveriş bağımlılığının sonuçları olarak ise negatif öz bilinç duyguları ve satın alma sonrası tüketici davranışlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Negatif öz bilinç duyguları kapsamında, suçluluk ve utanç ele alınırken; satın alma sonrası davranışlar kapsamında ürün gizleme davranışı ve iade niyeti değişkenleri irdelenmiştir. Ayrıca çalışmada kişisel faktörler ile alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkiyi güçlendireceği varsayılan kontrolsüz kredi kartı kullanımının moderatör etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda İzmir ilinde yaşayan 18 yaş üstü tüketicilerle görüşülerek anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonucunda alışveriş bağımlılığı üzerinde; negatif benlik saygısı, materyalizm, risk alma ve depresyon değişkenlerinin etkili olduğu saptanmıştır. Bunun yanında alışveriş bağımlılığının da negatif öz bilinç duyguları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sonuçlarına göre suçluluk duygusu iade niyeti üzerinde; utanç duygusu ise ürün gizleme davranışı üzerinde etkilidir. Çalışmada son olarak, kontrolsüz kredi kartı kullanımının; negatif benlik saygısı, risk alma ve depresyon ile alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkilerde düzenleyici bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir
Investigation of the Effects of Statistically Significant Features on the Classification of EEG-Based Motor Imagery Tasks
Motor imagery (MI) task classification is highly prevalent in Electroencephalography
(EEG)-based Brain-Computer Interface (BCI) research area. Extremity movement task
classification and finger movement classification studies are presented in this thesis.
In extremity movement classification, binary-class (right hand and left hand) and
multi-class (right hand, left hand, right hand, and left hand) classifications are
performed using 4 different feature extraction approaches and statistically
significance-based feature selection (the independent t-test, one-way ANOVA test).
Firstly, time-domain, Fourier Transform (FT)-based frequency-domain, and Wavelet
Transform (WT)-based time-frequency domain features are calculated from multichannel EEG signals. In addition to these features, Poincare plot measures-based nonlinear features are calculated. Two different combination sets are also created to
classify MI tasks of EEG segments using the extracted features. For finger movement
classification, time-domain, frequency-domain, WT-based time-frequency domain,
non-linear and their two different combinations set features are investigated using
ANOVA-based and Pricipal Component Analysis (PCA)-based feature selection
methods. Intrincsic Time-Scale Decomposition (ITD)-based time-frequency features
are also investigated using ANOVA-based feature selection. 9 different machine
learning algorithms namely Decision Tree (DT), Support Vector Machine (SVM), kNearest Neighbor (k-NN), Naive Bayes (NB), Logistic Regression (LR), Discriminant
Analysis (DA), Neural Networks (NN), and Kernel Approximation (KA) are used
based on 5-fold cross-validation to distinguish different groups. According to
experimental results, the most successful feature sets are Poincare plot measures-based
non-linear feature set and the combination set of different feature sets in extremity and
finger movement classification studies. The statistically significance-based feature
selection method improved classification performance in most of the feature sets
COVID-19 Döneminde Eğitim Amaçlı Kullanılan Önde Gelen Dijital Öğrenme Araçlarının İncelenmesi
Bu araştırma projesi, 2020 yılındaki uzaktan öğrenme manzarasına, 200'den fazla okul bölgesinden ve neredeyse 400 araçtan oluşan geniş bir veri kümesi kullanılarak derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Üç tablodan oluşan veri kümesi, neredeyse 12 milyon satır ve 17 değişken içeren ayrıntılı bir veri kümesi oluşturmak üzere filtrelenmiştir. Analiz, katılım endeksine dayalı olarak en popüler araçları belirleyerek Google Docs, Google Classroom ve YouTube'un en yaygın kullanılanlar olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma daha sonra odak noktasını en üst 10 araca daraltarak, bu araçların 23 eyalet genelindeki kullanımını incelemektedir. Analiz, araç katılımındaki bölgesel desenleri ortaya çıkarmayı amaçlayarak, uzaktan öğrenmenin çeşitli dinamiklerine dair içgörüler sunmaktadır. Proje, araç popülerliğini etkileyen faktörleri anlama konusuna katkıda bulunur, böylece bölgesel farklılıklar, zamansal eğilimler ve demografik ve sosyoekonomik değişkenlerin etkisi gibi. Esasen, bu araştırma, 2020'deki uzaktan öğrenme manzarasına kapsamlı bir genel bakış sunarak, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çeşitli eğitim ortamlarında araç kullanımını şekillendiren faktörleri aydınlatmaktadır
POST-KUANTUM KRİPTOGRAFİ VE GELECEĞİN GÜVENLİK STANDARTLARI
Bu araştırma projesi, kuantum bilgisayarların geleneksel kriptografiyi tehdit etmesi ihtimalini göz önünde bulundurularak, post-kuantum kriptografinin önemini ele alıyor. Post-kuantum kriptografi, temelde kuantum bilgisayar saldırılarına karşı dirençli kriptografik algoritmalar geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, bu yeni nesil algoritmaların temel matematiksel prensiplerini inceleyerek, mevcut güvenlik standartlarının evrileceği yol araştırılacak. Ayrıca, post-kuantum kriptografinin uygulamaları ve gelecekteki bilgi güvenliği standartlarına olan etkileri üzerinde durulacaktır. Son olarak, bilgi güvenliği alanında yeni bir çağın kapılarını aralayarak, geleceğin kriptografik güvenlik standartlarına ışık tutmayı amaçlamaktadır
Konut Satış Fiyatlarının Regresyon Tabanlı Makine Öğrenmesi Yöntemleri Kullanılarak Belirlenmesi
Bu proje, yapay zeka ve sinir ağlarına vurgu yaparak regresyon tabanlı makine öğrenimi yöntemleriyle konut satış fiyatlarının tahmin edilmesine ilişkin derinlemesine bir analiz sunmaktadır. Ev satış fiyatlarını etkili bir şekilde tahmin eden kapsamlı bir model geliştirmek için yapay zekada uzman sistemlerin uygulanmasını araştırmaktadır. Çalışma, verileri analiz etmek ve yorumlamak için gelişmiş makine öğrenimi tekniklerini uygulayarak Ames, Iowa'daki ev özelliklerinden oluşan sağlam bir veri kümesi kullanmaktadır. Bu yaklaşım, konut fiyatlandırma dinamiklerine ilişkin önemli içgörüler sunarak gayrimenkul değerlemesinin anlaşılmasına katkıda bulunuyor. Bulgular, yapay sinir ağlarının gayrimenkul fiyatlarını doğru bir şekilde tahmin etme potansiyelini ortaya koyarak sektör profesyonelleri ve araştırmacılar için değerli araçlar sağlamaktadır
Gayrimenkul Piyasasında Değerleme Uzmanları ve Gayrimenkul Danışmanlarının Rolü ile Yeni Yaklaşımda Gayrimenkul Müşavirlik Önerisi
Bu yazımızda gayrimenkul piyasasında aktif ve önemli bir rol oynayan gayrimenkul değerleme uzmanları, gayrimenkul danışmanları ve bu meslek gruplarının genel durumlarını inceleyeceğiz. Piyasa koşullarında nereye konumlandıklarını değerlendireceğiz. Gayrimenkul piyasasında sonuca etki eden işlemler üstlenen iki meslek grubunun tanımlamalarına yer vereceğiz, ardından bu iki meslek grubunun piyasaya etkilerini tartıştıktan sonra sektörün ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz ve bu konuda ciddi anlamda bir talebi karşılayacağına inandığımız yeni yaklaşımda gayrimenkul müşavirlik mesleğinin oluşması gerektiğini belirteceğiz. Bu noktadan hareketle yeni oluşmasını istediğimiz gayrimenkul müşavirlik mesleğinin piyasadaki hangi temel problemleri çözebileceğini ve çözdüğü temel problemlerin piyasaya ne türden katkı sunacağını, sunduğu katkıların ise piyasada nasıl yer edineceğini değerlendireceğiz
Mobil Uygulamalar İçin Test Otomasyonu ve RPA Kullanımının İncelenmesi
Bu çalışma, mobil uygulama test otomasyonu ve Robotic Process Automation (RPA) alanlarında kapsamlı bir anlayış sağlamayı amaçlamaktadır. Basit bir uygulamada test otomasyonu için kullanılacak araçların kurulumları ve kullanımlarını açıklayarak, Appium ile test otomasyonuna tabi tutulacaktır. RPA'in iş süreçlerini otomatikleştirme kabiliyetinin mobil uygulama test süreçleriyle nasıl entegre edilebileceğini konusunda proje önerileri sunmaktadır. Ayrıca, yazılım geliştirme süreçlerinde verimliliği artırmak için farklı teknolojilerin nasıl bir araya getirilebileceğini göstererek, endüstrideki mevcut ve gelecekteki projelere değerli bir bakış sunmayı hedeflemektedir
YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDEKİ TERM VE PRETERM YENİDOĞANLARIN VÜCUT SICAKLIĞININ UYGULANAN GİRİŞİMLER SIRASINDA KUVÖZ KAPAKLARININ AÇILMA TEKNİĞİ VE UYGULAMA SÜRESİ İLE İLİŞKİSİ
Giriş-Amaç: Bu çalışma, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde tedavi görmekte olan term ve preterm yenidoğanlara uygulanan müdahale ve bakım sırasında termoregülasyonu, işlemin süresi ve kuvöz kapaklarının açılma tekniği ile ilişkilendirmek amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Katılımcı olmayan gözlemsel türdeki bu çalışma, Ekim 2022- Aralık 2023 tarihleri arasında İzmir ili S.B.Ü. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi görmekte olan toplam 104 term ve preterm yenidoğan ile yürütülmüştür. Çalışmada, veri toplamak amacıyla araştırmacının hazırladığı, araştırma yöntemine, bağımlı/bağımsız değişkenlere ve dahil etme/dışlama kriterlerine bağlı oluşturulan Olgu Rapor Formu kullanılmıştır. Kuvöz kapaklarının açılma teknikleri, çift müdahale penceresi açık, tek müdahale penceresi açık ve kuvöz kapağı tamamen açık olarak belirlenmiştir. Dahil edilme/dışlama kriterlerine uygun yenidoğanlar seçildikten sonra bakım verecek ve müdahalede bulunacak olan hemşireye ısı probunun yerleşim yeri (sağ abdominal bölge) ve hastanın supine pozisyonunda olması gerektiği anlatılarak standardizasyon sağlanmıştır. Araştırmacı tarafından kuvöz kontrol panelinde görünen işlem öncesi kuvöz ısısı, kuvöz nemi, vücut sıcaklığı ve yenidoğan yoğun bakım oda ısısı ve nemi; bakım verilme aşamasında kuvöz kapağının açılma tekniği ve uygulanan girişim Olgu Rapor Formuna kaydedilmiştir. Araştırmacı, işleme başlandığı an kronometre ile işlem süresini takip etmiştir. İşlem sırası 5.dakika, işlem sonu ve işlem sonrası 5.dakikada vücut sıcaklığı, kuvöz ısısı ve kuvöz nemi kaydedilmiştir. İşlem bitiminde kronometre durdurulmuş ve toplam işlem girişim vi süresi kaydedilmiştir. Elde edilen veriler, IBM SPSS 25 programında değerlendirilmiştir. Çalışma için etik kurul izni ve hastane kurum izinleri alınmıştır. Araştırma kapsamında gözlem yapılan hemşirelerden yazılı gönüllülük onamı alınmıştır. Bulgular: Araştırmada yer alan yenidoğanların %65,4’ünün preterm ve %34,6’sının term yenidoğan olduğu, %51’inin erkek olduğu, %95,2’sinin sezaryen ile doğduğu, %50’sine Respiratuar Distres Sendromu, %33,7’sine Yenidoğanın Geçici Taşipnesi tanısının konduğu, %40’ının solunum desteği almadığı, doğum ağırlıklarının %37,5’inin düşük doğum ağırlıklı, %19,2’sinin mekanik ventilatör desteği aldığı, %64,4’ünün enteral beslendiği, kuvöz kapaklarının açılma tekniklerinin %20,2’sinin kuvöz kapağı tamamen açık yatak içeride, %14,4’ünde tek ve çift müdahale pencerelerinin açık, %14,4’ünde kuvöz kapağı tamamen açık bebek kuvöz camı ve kuvöz yatağı arasında olduğu, %19,2’sinde kuvöz kapağı tamamen açık yatak dışarıya çekilmiş, %17,3’ünde kuvöz kapağı tamamen açık bebeğin bakım arabasında olduğu belirlenmiştir. Vücut sıcaklığı ortalamaları; işlem öncesinde 36,75 ±0,19oC, işlem sırasında 5. dakikada 36,55±0,23oC, işlem bitiminde 36,42±0,36oC, işlem sonrası 5. dakikada 36,57±0,29 oC olduğu, ortalama girişim süresi 14,11±7,03 dakika olarak belirlenmiştir. Girişim süresi arttıkça vücut sıcaklığının azaldığı tespit edilmiştir. Çalışmada; term yenidoğanların preterm yenidoğanlara göre ortalama vücut sıcaklığı kaybının daha fazla olduğu saptanmıştır. Tek müdahale penceresinin açık olduğu girişimlerde ortalama vücut sıcaklığında diğer tekniklere göre daha az bir düşüş saptanmıştır (p>0,05). Sonuç: Preterm yenidoğanların vücut sıcaklığı daha yüksek saptanmıştır. Term yenidoğanların, preterm yenidoğanlara göre ortalama vücut sıcaklığını daha fazla kaybettiği belirlenmiştir. Kuvöz kapağının tamamen açık bebeğin kuvöz içinde olduğu ve bebeğin bakım arabasına alındığı girişimlerde, tek ve çift müdahale penceresi açık uygulanan girişimlere göre ortalama vücut sıcaklığında ve kuvöz ısısında daha fazla düşüş tespit edilmiştir. Girişim süresi arttıkça ortalama vücut sıcaklıklarında anlamlı bir azalma görülmüştür. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde term yenidoğanlara, preterm yenidoğanlar kadar dikkat edilmelidir. Term ve preterm yenidoğanların termoregülasyonu uygulanan girişimler sırasında unutulmamalı, vii mümkünse tek ve çift müdahale penceresi açık iken girişimler uygulanmalı ve sağlık profesyonelleri bilinçlendirilerek, girişimler en kısa sürede tamamlanmalıdır
ZnOVE MgO NANOPARTİKÜLÜ KATKILANMIŞ DENTAL PMMA’LARIN ANTİBAKTERİYEL, ANTİFUNGAL, MEKANİKVE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ VE SİTOTOKSİSİTE AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dental polimetil metakrilatlar sahip olduğu avantajlar sayesinde günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak mekanik özelliklerindeki yetersizlik hastaların protez kırıkları gibi çeşitli zorluluklarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Çalışmamızdaki amaç magnezyum oksit ve çinko oksit katkılanmış dental PMMA’larile protezlerde meydana gelen kırılmaları önlemek, mekanik olarak güçlendirilmesini sağlamak ve bu mekanik kazanımlarla birlikte antifungal, antibakteriyel etkisi ve biyolojik uyumu ile sitotoksisitesini takip etmektir. %0,5 - %1 - %3 - %5 oranlarında ayrı ayrı magnezyum oksit ve çinko oksit katkılanmış PMMA’larla hazırlanmış 50mm-15mm-2mm boyutlarındaki yüzey işlemleri uygulanmış örneklere öncelikle mekanik testler uygulanmıştır. Daha sonradisk şeklinde hazırlanan örneklere antifungal ve antibakteriyel testler uygulanmış ve MTT tekniği ile sitotoksisite açısından değerlendirilmiştir. Eğilme dayanımı değerleri açısından ZnO ve MgO nanopartikülü ilave edilen gruplarda kontrol grubuna gör daha düşük değerler bulunmuştur (p<0,05). Sitotoksisite yönünden değerlendirildiğinde kontrol gruplarına göre nanopartikül katkılanan gruplarda sitotoksik etki gözlemlenmiştir. Bu sitotoksik etkinin şiddeti nanopartikül ilavesinin yüzdece oranı arttıkça şiddetlenmektedir. Ayrıca MgO nanopartikülü içeren örneklerin ZnO nanopartikülü içeren örneklere göre daha fazla sitotoksik etkisinin olduğu bulunmuştur (p<0,05). Farklı oranlarda nanopartikül ilave edilmiş örneklerin candidaalbicans’a karşı etkisinin karşılaştırılması amacıyla yapılan mikrobiyolojik testler sonucunda her iki nanopartikül sisteminde de candidaalbicans’a karşı etki izlenmemiştir. x ZnO ve MgO nanopartikülü katkılanmış örnekler antibakteriyel etkisi açısından incelenmiş ve tüm oranlarda üretilen örneklerin kontrol grubuna karşı anlamlı bir etkisi izlenmemiştir. Bu çalışmanın limitasyonları dahilinde nanopartikülünün aglomerasyon eğiliminin fazla olmasının mekanik güçlendirme üzerinde olumsuz etki yarattığı söylenebilir. Ayrıca çinko oksit ve magnezyum oksit nanopartiküllerinin biyolojik etkileri için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır
CNN Derin Öğrenme Algoritmasıyla Yüz İfadelerinin Değerlendirilmesi
Yüz ifadelerinin incelenmesi geçmişten bugüne dek birçok farklı alanda inceleme konusu olmuştur. Günümüz teknolojisinde yüz ifadelerinin oluşturduğu duyguların tespiti özellikle psikoloji alanı olmak üzere robotik, sağlık, bilgisayar oyunları, trafik, sanal gerçeklik vb. alanlarda eğlence, konfor, güvenlik ve hayatı kolaylaştırma gibi birçok nedenle kullanılmaktadır. Bir kişinin duygusal tepkilerinin fiziksel özelliklerine yansımasından birçok çıkarım yapılabilmektedir. Bu çalışmada Kaggle.com web sitesinde bulunan, 35.685 adet 48x48 piksel tek renk yüz ifadelerini içeren “Emotion Detection” veri setinin CNN derin öğrenme algoritması yardımıyla çeşitli yüz ifadelerini (mutluluk, nötr, üzüntü, öfke, şaşkınlık, tiksinti, korku) sınıflandıran bir modelin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu sınıflandırma yapılırken Confusion matrix, accuracy score, ROC etc. değerlendirme ölçütleri yardımıyla oluşturulan modelin değerlendirilmesi ve yüz ifadesi içeren herhangi bir fotoğrafın tahmininin yapılması hedeflenmektedir