Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
SAP ABAB İLE SEYAHAT MASRAFLARI TAKİP VE RAPOR UYGULAMASI
Bu proje, SAP ABAP (Advanced Business Application Programming) kullanarak bir Seyahat Masrafları Takip ve Raporlama Sistemi’nin geliştirilmesini içerir. Bu sistem, bir organizasyonun çalışanlarının seyahat masraflarını etkin bir şekilde yönetmesine yardımcı olur. Sistem, çalışanların seyahat masraflarını girme, düzenleme ve silme yeteneği sağlar. Ayrıca, yöneticilerin bu masrafları onaylamasına veya reddetmesine olanak tanır. Sistem, seyahat masraflarının ayrıntılı raporlarını oluşturabilir, bu da maliyet analizi ve bütçe planlaması için değerli bir araçtır
Blockchain’de %51 Saldırısı
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiGünümüzün bilişim sistemlerinin hayatın her alanına girdiği ve global etkileşimlerle ortaya çıkan blockchain teknolojisi, 2000'li yıllardan bu yana önemini hissettirmektedir. Başlangıçta kripto para üretiminde kullanılan ve daha sonra farklı alanlarda altyapı oluşturan bu teknoloji, üstün bir şifreleme yöntemiyle merkeziyetsiz olarak işlev görmektedir. Bu çalışmada, blockchain teknolojisinin yapısal özellikleri ve güvenliğine yönelik bir tehdit olarak ortaya çıkan %51 saldırısının nedenleri, nasıl gerçekleştiği ve etkileri hakkında literatür taranarak bilgi sunulmuştur. Sonuç olarak, blockchain teknolojisinin dijital haklar, gayrimenkul ve fikri mülkiyet gibi alanlarda kullanıldığı ve %51 saldırısının saldırganlar tarafından çoğunluğun manipüle edilerek yapıldığı görülmüştür. Bu saldırının meydana geldiği blok zincirlerinde itibar kaybı, kripto borsalarından çıkarılma, para biriminin değerinde düşüş ve projeye yatırım olasılığının azalması gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır
İBN KESÎR’İN TEFSÎRÜ’L-KUR’ANİ’L-AZÎM ADLI ESERİNDE KADINLARDAN GELEN RİVAYETLERİN TESPİTİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Kur’an, Allah (c.c.)’ın insanlığa son hitâbı ve gönderdiği son kitabıdır. Allah’ın hitâbının doğru bir şekilde anlaşılması Kur’an’ın doğru anlaşılmasına, Kur’an’ın doğru anlaşılması ise hiç şüphesiz Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadislerinin ve hemen ardından gelen ilk üç neslin rivayetlerinin anlaşılmasına bağlıdır. Dolayısıyla hadisleri ve rivayetleri aktaran râvilerin tanınması da oldukça önemlidir. Vahyin nüzûlüne şahit olan râviler ve özellikle kadınlar, Kur’an’ın anlaşılmasında gerek nüzûl döneminde ve gerekse sonraki dönemde aktif rol oynamıştır. Onların bu gayretlerini tefsir eserlerinde aktarılan çeşitli rivayetlerde görmek mümkündür. Bu bağlamda kadınların tefsir alanındaki katkılarını ortaya koymak için “İbn Kesîr’in Tefsîrü’l-Kur’ani’l-Azîm Adlı Eserinde Kadınlardan Gelen Rivayetlerin Tespiti ve Değerlendirilmesi” konusunu ele almayı uygun gördük. Bir giriş ve iki bölümden oluşan çalışmamızda, eserde yer alan kadınlardan gelen rivayetleri tespit ederek hangi sûrelerde, hangi konularda ve ne miktarda rivayette bulunduklarını ortaya koymaya çalıştık. Bu çerçevede kadınlardan gelen rivayetlere dair sayısal verilere ulaştık. Eserde yer alan rivayetleri konularına göre tasnif ettik. Konuyu daha anlaşılır kılmak adına kadınların Hz. Peygamber (s.a.s.) dönemi ve sonrasında tefsir ilmine yaptıkları değerli katkılarına dikkat çekmeye çalıştık. iv Giriş bölümünde araştırmanın seyri, yaptığımız literatür çalışması ve tespit ettiğimiz seksen isimden en az üç rivayeti bulunan hanımların biyografisine yer verdik. Birinci bölümde tefsir yöntemi ve Kur’an ilimleri bağlamındaki rivayetleri örneklendirmek sûretiyle sunduk. İkinci bölümde ise konularına göre tasnif ettiğimiz rivayetleri; iman, ibadet, ukûbât, kadınlara dair, mirâs ve vasiyyete dair kadınlardan gelen rivayetler, bu başlıklara dahil olmayanları ise muhtelif konulara dair rivayetler başlığı altında inceledik. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise ulaştığımız tüm verileri ele alarak çalışmamızı tamamladık. Böylece Tefsîrü’l-Kur’ani’l-Azîm’de yer alan rivayetler bağlamında kadınların tefsir ilmindeki yerini ve katkısını ortaya koymaya gayret ettik
YAKAPINAR KÖYÜ TAHTACI ALEVİLERİNDE İNANIŞ VE UYGULAMALAR
Yakapınar köyü, İzmir ili Bayındır ilçesinde bulunan Yanyatır ocağına bağlı bir Tahtacı köyüdür. Günümüze kadar Tahtacılara ait sosyal, dini ve kültürel kodları canlı bir şekilde yaşatmayı başaran Yakapınar köyü bu çalışmada monografik bağlamda incelenmiş ve çalışmada, yukarıda belirtilen kodların geçmişteki durumu, günümüze kadar geçirdiği değişim ve dönüşümleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Yakapınar köyünün çalışmaya konu edilmesinin en temel sebeplerinden birisi daha önce köy hakkında halk bilimi alanından herhangi bir çalışmanın yapılmamış olmasıdır. Yakapınar köyünü konu alan bu çalışma, giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu bölümde Yakapınar köyünün fiziki çevresi, ekonomik yapısı, beşerî durumu hakkında bilgiler aktarıldıktan sonra köyün tarihi hakkında sözlü ve yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler analiz edilerek bulgular ileri sürülmüştür. Hemen ardından gelen birinci bölümde köyün aile yapısı ve akrabalık ilişkileri, eğitim ve öğretim durumu, üretim, beslenme, giyim kuşam alışkanlıkları gibi konuların üstünde durulmuştur. Birey ve toplum tarafından gerçekleştirilen her ritüelin temelinde inanç vardır. Alevi inanç sisteminde gerçekleştirilen ritüellerin bu inanç sistemine özgü olması ve sosyal hayatın bütün unsurları bahsedilen ritüeller üzerine kurulu olması nedeniyle Yanyatır ocağına bağlı Tahtacılarda gerçekleştirilen inanç sistemine özgü bu ritüelleri ayrıntılı incelemek amacıyla bu tez çalışmasının ikinci bölümünde Yakapınar köyü örneklemi ile Alevilik merkezli ritüeller ele alınmış ve incelenmiştir. Bu bölümün iv sonunda bölüm sonu değerlendirmesi yapılarak köyde bahsedilen bu ritüellerin geçmiş ile güncel durumu mukayese edilerek elde edilen bulgular aktarılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde geçiş dönemi ritüelleri doğum, sünnet, askerlik, düğün ve ölüm olmak üzere beş alt başlıkta ayrıntılı olarak incelenmiş ve alt başlıkların sonunda bu geçiş dönemlerine ait elde edilen bulgular analiz edilerek aktarılmıştır. Tezin son bölümünde ise Yakapınar köyünde yaşamakta olan halk inançları incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise bahsi geçen konuların geçmişten günümüze kadar yaşadığı değişim, dönüşüm, güncel durumları hakkında genel bir değerlendirme ortaya konmuştur
SAĞLIK OKURYAZARLIĞININ GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARINA YÖNELİK TUTUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: İZMİR İLİNDE BİR ARAŞTIRMA
Bu araştırmanın amacı sağlık okuryazarlığının, geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelik tutum üzerindeki etkisini belirlemektir. Sağlık okuryazarlığını etkileyen faktörler, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyi durumu araştırmanın diğer amaçlarıdır. Araştırmaya İzmir ilindeki 18-65 yaş arası bireyler dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, +/-0,05 hata toleransı ve %95 güven düzeyinde 384 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırma verileri 417 katılımcıdan Google form aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplamak amacıyla, kişisel bilgi formu, Geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda bilgi düzeylerini ölçen altı soru, Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba karşı tutum ölçeği ve Türkiye Sağlık Okuryazarlığı ölçeğini içeren anket formu kullanılmıştır. Demografik veriler frekans analizi; güvenilirlik Cronbach Alpha katsayısıyla, faktör tespiti Açıklayıcı Faktör Analizi ile test edilmiş ve Doğrulayıcı Faktör Analiziyle açıklayıcı faktör analizi sonucunda oluşan modelin doğruluğu test edilmiştir. Hipotez testlerinde t testi, ANOVA analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Yaş ve cinsiyete göre sağlık okuryazarlığına yönelik tutum konusunda farklılık saptanmamıştır. Eğitim ve gelir düzeyine göre her dört sağlık iv okuryazarlığı boyutunda anlamlı farklılık saptanmıştır. Meslek grupları arasında hastalıklardan korunma boyutunda farklılık saptanmıştır. GETAT’a yönelik tutum konusunda yaş ve kronik hastalık durumuna göre farklılık saptanmamıştır. Eğitim düzeyine göre ise bütüncül sağlık boyutunda farklılık saptanmıştır. Sağlık okuryazarlığının, GETAT’a yönelik tutum üzerindeki etkisini belirlemek üzere yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda, sağlık okuryazarlığının, GETAT’a yönelik tutumu anlamlı, zayıf ve negatif yönlü etkilediği saptanmıştır. Sağlık okuryazarlığı arttıkça GETAT’a yönelik olumlu tutum azalmaktadır
MUHAMMED BİN İBRÂHÎM BİN AHMED EL-İMÂDÎ’NİN KEVÂKİBÜ’L-ENVÂRİ’L-AHMEDİYYE FÎ ESRÂRİ’L-MU’CİZÂTİ’L-MUHAMMEDİYYESİ
Muhammed b. İbrahim b. Ahmed el-İmâdî’nin Kevâkibü’l-Envâri’l-Ahmediyye fî Mucizâti’l-Esrârı’l-Muhammediyye’si başlıklı çalışmamızda her ne kadar çabalasak da müellif, yani el-İmâdî’nin hayatı hakkında malumâta ulaşılamamıştır. Eserler, müelliflerinin hayatlarının özetidir anlayışından hareketle eserlerini inceleyerek bu açığın kapatılması hedeflenmiştir. Çalışma; giriş, birinci ve ikinci bölümler ile bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde “mucize” kavramının lügat ve terim anlamları işlenmiş, İslam tarihi açısından önemine değinilmiş, ayrıca Türk İslam Edebiyatı’nda Hz. Peygamber ile ilgili türler ile Mucizât-ı Nebî’lere değinilmiştir. Birinci bölümde müellifin hayatı ve eserleri anlatılmıştır. Özellikle çalışma konumuz olan Kevâkibü’l-Envâr’ın dil özelliklerine değinilmiş, eserin yapısı, nüsha tavsîfi ve tertip şekli ele alınmıştır. Bunun yanında eserin muhtevası başlığı altında mucizelerin tamamı günümüz Türkçesi ile özet olarak aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin Türkçe bölümlerinin transkripsiyonlu metni ortaya konulmuştur. Eserdeki Arapça kısımlar da tam olarak aktarılmıştır. Sonuç bölümünde esere ve çalışmaya yönelik genel bir değerlendirme yapılarak çalışma nihayete erdirilmiştir
TÜRKİYE’DE KÜRESEL KAPİTALİST DÜZENE GEÇİŞ SÜRECİNDE TİCARET VE SANAYİ BURJUVAZİSİNİN GELİŞİMİNİ OTOBİYOGRAFİLERDEN OKUMAK (1950-2000)
Otobiyografik metinler tek başlarına birer tarihi kitap olarak ele alınamazlar; ancak farklı kaynaklar ile karşılaşmalı bir analiz sonucu döneme ve kişilerin yaşantılarına dair detaylar sunabilirler. 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de geçmişe ve kimliğe yönelik artan ilgi, anı, biyografi, otobiyografik gibi ürünlerin üretilme ve tüketilme sürecini tetiklemiştir. Modern burjuva dünyasının tanımlanması, incelenmesi ve yorumlanmasının bir aracı olarak biyografik eserler Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren, ülkenin ekonomik ve toplumsal yapısındaki önemli dönüşümlere tanıklık etmeyi sağlar. Türkiye’de tek parti rejiminin politikalarıyla ilgili analizlerde sıklıkla kullanılan korporatizm, halkçılık ilkesi ile bağlantılı görülmüş bu dönem yapılan uygulamalar ve düzenlemeler birçok araştırmacı tarafından korporatist olarak nitelendirilmiştir. Türk burjuvazisinin gelişim süreci içinde, milli iktisat politikalarını besleyen de yine bu anlayıştır. Burjuvazi Cumhuriyetle birlikte, emekleme devrini yaşayan korunup kollanmaya muhtaç, edilgen bir konumdayken zamanla palazlanan ve bürokrasiye kafa tutan bir mevkie yerleşmeye başlamıştır. Bu, liberal ekonomik politikaların siyaset ve iktisada bakış açısını değiştirmesi ile mümkün olmuştur
1979 SONRASI AFGANİSTAN KAYNAKLI DIŞ GÖÇ HAREKETLERİNİN NEO-KOLONYAL TEORİ ÇERÇEVESİNDE ANALİZİ
Göç olgusu ve Afganistan özellikle 20. Yüzyılın son çeyreği ve 21. yüzyılda çokça birlikte anılmıştır ve anılmaya devam etmektedir. Afganistan’ın göç veren kaynak ülke konumu, sadece komşu ülkeleri ve yakın coğrafyayı değil, aynı zamanda ağırlıklı hedef ülkeler olan Avrupa Birliği üyesi ülkeleri de bu konuya ilgi göstermeye itmiştir. Zira göçün yaratacağı etkiler Afganistan kaynaklı göçün hacmi de düşünüldüğünde; ciddi demografik, siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurmaya gebedir. Böylesine önemli bir göç fenomeninin analizi, hem Afganistan hem de ilgili ülkeler açısından çok önemlidir. Afganistan kaynaklı dış göç hareketlerinin sebepleri, literatürdeki farklı çalışmalarda çoğunlukla ortaklık göstermektedir. Ancak ortaya koyulan göçün itici unsurlarının ve tetikleyicilerinin arkasındaki asıl neden yeterince analiz edilmemiştir. Bu çalışmada Afganistan kaynaklı dış göçlerin ardında yatan asıl sebep, ülkenin sistematik sömürüye maruz kalması olarak belirlenmiştir. Bu sömürü biçimi, ilk kez Kwame Nkrumah tarafından teorileştirilen, neo-kolonyalizm olarak ifade edilmiştir. 1979’da Sovyetler Birliği işgali ile başlayan, daha sonra farklı iç aktörlerin desteklenmesiyle vekâleten sürdürülen ve ABD’nin fiili işgali ile devam eden süreç; Afganistan’daki neo-kolonyal sömürünün bugüne kadar devam eden mil taşları olmuştur. Bu tez çalışmasında, 1979 ila 2021 yılları arasında, Afganistan çıkışlı olarak gerçekleşen göç dalgaları ile yine aynı yıllar arasındaki sömürü faaliyetleri, beş ana dalga üzerinden neo-kolonyal teorik çerçevede nedensellik bağıyla incelenmiştir. iv Çalışmanın içeriğine ve amacına uygun olarak nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Nitel bir araştırma yaklaşımı çerçevesinde açıklayıcı vaka analizi kullanılmıştır. Bunların yanında çalışmada eleştirel kaynak incelemesi yapılmıştır
Barkod Çözüm Uygulaması
Barkod Çözüm Uygulaması adlı projemiz, hastane içerisindeki laboratuvarlarda kullanılmak üzere tasarlanmış bir uygulamadır. Bu uygulama, veri tabanından numune bilgilerini çekerek, her bir numune için benzersiz barkod oluşturmakta ve bu barkodları laboratuvar içindeki kaset ve lam yazıcıları üzerinden çıktı alarak etiketleme işlemini gerçekleştirmektedir. Aynı zamanda yazdırılan numunelerin liste halinde görüntülenmesine imkân tanıyan bir arayüz sunmakta ve kullanıcıların bu listeyi tarih, numune türü gibi parametrelerle filtreleyerek istedikleri numuneleri tekrar yazdırmalarına olanak sağlamaktadır. Proje, C# programlama dili kullanılarak geliştirilmekte olup, veritabanı işlemleri için SQL Server tercih edilmiştir. Kullanıcı dostu bir arayüz tasarımıyla birlikte güvenlik önlemleri de projenin temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu sayede, hassas hasta bilgileriyle çalışılırken güvenli bir ortam sağlanmaktadır
MAKİNE ÖĞRENMESİ İLE BİTKİ TÜRÜ SINIFLANDIRMA PROJESİ
Bu projede, Oxford Üniversitesi tarafından sağlanan 102 kategorili çiçek veri seti üzerinde bir bitki türü tanıma makine öğrenimi modeli geliştirildi. VGG-16 modeli kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, çiçek görüntüleri sınıflandırıldı ve modelin eğitim süreci takip edildi. Eğitim sonuçları, modelin başarılı bir şekilde çiçek türlerini tanıma yeteneğine sahip olduğunu gösterdi. Gelecekteki çalışmalarda, modelin doğruluğunu artırmak ve farklı çiçek türlerini tanıma yeteneğini güçlendirmek üzerine odaklanılabilir. Bu çalışmanın, bitki türü tanıma konusunda makine öğrenimi alanındaki araştırmalara katkıda bulunması amaçlanmaktadır