Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
İKLİM, SAĞLIK VE HEMŞİRELİK ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇEYE UYARLANMASI, GEÇERLİK VE GÜVENİRLİĞİNİN İNCELENMESİ
Giriş-Amaç: İklim değişikliğinin ekoloji ile paralel olarak bireylerin sağlıkları üzerine olumsuz etkileri gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada, hemşirelerin farkındalığına odaklanarak literatürdeki boşluğu gidermek ve iklim değişikliği ile ilgili davranışlar ve sağlık sorununun nasıl ele alınacağını tespit edebilmek amacı ile geliştirilmiş olan İklim değişikliği ve sağlık ilişkisi konusunda hemşirelerin bilgi ve tutumlarını ölçen Climate, Health, and Nursing Tool (CHANT) ölçeğinin Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin yapılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma metodolojik bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini tüm ülkede çalışan hemşireler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 351 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Schenk, E. C., ve ark (2019) tarafından geliştirilen ‘’İklim, Sağlık ve Hemşirelik Ölçeği’’ ve ‘’Tanımlayıcı Bilgi Formu’’ ile toplandı. Ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik aşamasında dil geçerliği, kapsam geçerliği, madde analizleri, iç tutarlılık test analizleri SPSS 23.0 ve Amos 23.0 ile analiz edilmiştir. Bulgular: Yapılan istatistiksel analizler sonucunda 48 maddenin her birinin toplam madde korelasyonları ile katsayıları incelendiğinde güvenilirlik katsayısının r=0.54 ile r= 0,94 arasında pozitif yönde ve istatiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Yapı geçerliliğinin sınanması için yapılan doğrulayıcı faktör analizinde, χ2/sd =2,20, RMSEA= 0.05, RMR=0.05, IFI =0.91, CFI= 0.91, TLI =0.91 uyum indekslerinin kabul edilebilir değerde Cronbach Alpha değerini 0,93 olduğu saptanmıştır. Sonuç: İklim, Sağlık ve Hemşirelik Ölçeği’nin Türk toplumuna uygulanabilmek üzere geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir
Makine Öğrenmesi Yöntemlerini Kullanarak Kredi Kartı Onay / Red Analizi
Ticari bankalara kredi kartları için çok sayıda başvuru gelmektedir. Birçoğu, örneğin yüksek kredi bakiyeleri, düşük gelir seviyeleri veya bir kişinin kredi raporuna ilişkin çok fazla sorgu yapılması gibi birçok nedenden dolayı reddedilmektedir. Kaliforniya Üniversitesi Irvine Makine Öğrenimi Havuzundaki kredi kartı onay veri kümesi üzerinde onay/red sonucu için önemli olan faktörler belirlenerek, Naive Bayes, Destek Vektör Makineleri, Gradyan Arttırma, Karar Ağacı ve Rastgele Orman Sınıflandırıcısı gibi makine öğrenme algoritmaları denenecektir. Uygulanan algoritmalar doğruluk, duyarlılık ve hassasiyet ölçütleri kıyaslanarak değerlendirilecektir. En yüksek başarımı veren algoritma ile red ve onay durumları paylaşılacaktır
Eşli Çalışan Darrieus Tipi Düşey Eksenli Rüzgâr Türbinlerinin Deneysel ve Benzetim Yöntemiyle İncelenmesi
Günümüzdeki enerji ihtiyacının karşılanma yöntemlerinden biri olan rüzgâr enerjisinde, rüzgâr enerji santralleri (RES) alanlarının verimli kullanılması oldukça önemlidir. Çalışma kapsamında, yatay eksenli türbinlere (YERT) göre rüzgâr yönünden bağımsızlık, türbinin arka bölgesinde akışın daha kolay toparlanması gibi bazı avantajları bulunan orta katılık oranında dört farklı katılık oranına (0,4, 0,45, 0,5 ve 0,55) sahip düşey eksenli rüzgâr türbininin (DERT) tek ve 1,3 çap mesafede eşli çalışma durumundaki performansın uç hız oranına (TSR), kanat Reynolds (Rek) ve türbin Reynolds sayısına (Ret) bağlı değişimi deneysel yöntemle incelenmiştir. Bunun için öncelikle rüzgâr tüneli tasarlanmış, türbinler üç boyutlu yazıyla imal edilmiş, deneysel sistem kurulmuş ve elektriksel tork ölçüm yöntemi geliştirilmiştir. Dört katılık oranında da eşli çalışma durumunda türbin performansı yükseldiği belirlenmiş, en büyük yükseliş %18,9 oranında 0,5 katılık oranında olmuştur. Bu katılık oranından uzaklaştıkça eşli çalışma durumundaki performansın azaldığı tespit edilmiştir. 0,45 katılık oranındaki türbin HAD yöntemiyle de incelenerek tutarlı bir yaklaşım oluşturulmaya çalışılmış ve daha düşük performans değerleri elde edilmiş olsa bile, iki boyutlu benzetimlerdeki kısıtlara rağmen yüksek türbin Reynolds sayılarında performansın uç hız oranıyla (TSR) değişim eğilimlerinin hem tek hem de eşli çalışma için test sonuçlarıyla uyumlu olduğu görülmüştür
DİJİTAL ORTAMDA EV TEKSTİLİ TASARIM SÜRECİ VE ÖRNEK ÇALIŞMALAR
Ev tekstili son yıllarda gerek iç gerekse dış piyasada markaların artmasıyla büyük bir gelişim ve atılım göstermiştir. Dolayısıyla, buna paralel olarak desen ve tasarım ihtiyacı da sürekli artmaktadır. Ev tekstili tasarımı, tekstil sektörü içerisinde kendine has ölçü ve yerleşim kriterlerine sahiptir. Tezin birinci bölümünde baskı tekniklerine bağlı olarak Raport ve Raportlama teknikleri anlatılmıştır. Dijital ortamda desen çalışılıyor olsa da bu tekniklerin bilinmesi zorundur. Raportlama teknikleri desen tasarımının temelini oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise gerekli sanat ve tasarım temel kriterleri kısaca anlatılmıştır. Tasarımcılar bu kriterlere uyduğu sürece daha güçlü, dengeli ve albenisi yüksek desenler yapabilmektedir. Desen tasarımına başlarken, en önemli kısımlardan biri konu seçimi, moda trendler, renk paleti oluşturma ve mood board (ilham panosu) hazırlamak şeklinde bir sıralama yapmak yararlı olacaktır. Üçüncü bölümde, dijital ortamda hazırlanacak tasarımlar için kullanılacak olan yazılımlar hakkında bilgi verilerek, yazılımların avantajları ve dezavantajları incelenmiştir. Tezin son aşamada, bir tasarımın baştan sona, yeni bir dosya oluşturmakla başlayıp, müşteriye sunum görseli hazırlamaya kadar adım adım örnek bir desende anlatılmıştır. Bu bölümde tasarımcılar için biraz da olsa başlangıç noktası iv oluşturmak amaçlanmıştır. Bunun dışında birkaç örnek çalışma da desenin teknik özellikleri, ölçüleri, kullanılan yöntem ve yazılımlar, desen sunumu üzerinde anlatılmıştır. Bu tez çalışması, tasarım öğrencilerinin ve tasarımcıların piyasa normlarında ve piyasa beklentileri doğrultusunda, tasarımlarını oluşturabilmeleri için az da olsa ışık tutabilmesi amacıyla hazırlanmıştır
TÜRKİYE’DE GÖÇ YÖNETİŞİMİ: İZMİR ÖRNEĞİ
Göç, içerisinde birçok faktörü barındıran çok boyutlu bir kavramdır. İnsanları göç etmeye iten güç kimi zaman daha iyi bir ekonomik şart arayışı, kimi zaman sosyal imkânların varlığına olan ihtiyaç ve kimi zaman da siyasi koşulların gerekliliğidir. Küreselleşen dünya düzeni ile birlikte devletlerin göç yönetimi konusunda tek aktör olarak süreç içinde konumlanması gün gittikçe zor hale gelmektedir. Bu durum göç yönetimi sürecinin göç yönetişimine doğru evrilmesine neden olmaktadır. Türkiye, jeopolitik konumu gereği tarih boyunca göç rotalarının üzerinde yer almış ve tarihsel süreçte Türkiye‟ye pek çok göç hareketi düzenlenmiştir. Bununla birlikte Suriye'de yaşanan iç savaş sonrasında daha önce yaşanan göçlerden farklı olarak kitlesel bir nitelikte olarak ifade edilebilecek yoğun göç hareketleri yaşanmıştır. Göç eden nüfus önce sınıra yakın belli bölgelere yerleştirilmiş ama zamanla ülke geneline yayılmıştır. Bu kapsamda Suriye'den göç eden sığınmacıların yaşadığı kentlerden biri de İzmir'dir. Bu çalışmada göç konuşu yönetişim yaklaşımı açısından ele alınmış ve İzmir'de göç yönetişiminin uygulanabilirliği incelenmiştir. Bu kapsamda yönetişim sürecinde yer alan çeşitli aktörlerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve konuyla ilgili yazılı kaynaklardan yararlanarak göç yönetişiminin uygulamadaki yansımaları araştırılmıştır. İzmir‟de göç yönetişimi sürecinde yer alan aktörler arasındaki ilişkiler, faaliyetler incelenmiş; yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde aktörlerin çalışmaları ve amaçları ile ilgili daha ayrıntılı bilgi alınarak süreç içerisinde meydana gelen sorunlarla ilgili bulgular elde edilmiştir. Yapılan görüşmeler, yararlanılan kaynaklar sonucunda elde edilen bilgiler; saptanmış olan iyi göç yönetişimi ilkeleri bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda aktörler arasında çeşitli iş birlikleri, projeler ve faaliyetler saptanmakla birlikte süreç içerisinde bir takım sorunlar da tespit edilmiştir. Bu kapsamda hukuki, yönetsel, mali sorunlarla birlikte veri paylaşımı, koordinasyon ve iletişim gibi bir takım engeller mevcut olduğu gözlemlenmektedir. İyi yönetişim süreci yalnızca iş birliklerinin mevcudiyeti ile varlık kazanmamaktadır. İş birlikleri ve faaliyetlerin planlanması sürecinde meydana gelen iletişim, koordinasyon, şeffaflık, mali, hukuki ve yönetsel sorunlar iyi yönetişimin oluşturulması noktasında engeller oluşturabilmektedir
SEKÜLERLİKLE DİNSELLİK ARASINDA: KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI ÜZERİNE SOSYOLOJİK BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışma; popüler ilgiye konu olan kişisel gelişim kitaplarının, modern toplumda dinselliğin yeni bir biçimi olarak yorumlanıp yorumlanamayacağını tartışmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu doğrultuda modern toplumun önemli bileşenlerinden olan sekülerleşme ve kişisel gelişim üzerinden kuramsal çerçeve oluşturulmuş, bu unsurları birlikte okumamızı sağlayan çeşitli süreçlere odaklanılmıştır. Kişisel gelişim kitaplarının bir yandan bireyselliği, rasyonaliteyi ve özerkliği bir yandan da manevi gelişimi, spritüaliteyi ve dindarlığı teşvik ediyor oluşu çalışmanın temel hareket noktasıdır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden kategorik- içerik perspektifi kullanılarak yirmi kişisel gelişim kitabı incelenmiştir. Bu yirmi kitap, kendi içinde seküler kişisel gelişim kitapları ve dinsel referanslı kişisel gelişim kitapları olmak üzere iki ayrı gruba ayrılarak incelenmiştir. Kategorik- içerik analizinin bir boyutunu sekülerlik diğerini ise dinsellik kategorileri oluşturmaktadır. Seküler kategorideki metinlerde rasyonelleşme, büyüden arınma, bireysel başarı gibi bağlamlar dinsel referanslı kişisel gelişim kitaplarında maneviyat ve spiritüalizm ağırlıklı söylemler öne çıkmaktadır. Bu bağlamda kişisel gelişim kitapları iki açıdan değerlendirilmektedir: İlkinde modernitenin temel bileşenlerinin taşıyıcısı olarak seküler kişisel gelişim kitaplarının, ideal birey tasavvurunu teşvik edip etmediği değerlendirilirken; ikincisinde anlam ve teselli mekanizması olarak yeni bir dinsellik biçiminin sunulup sunulmadığı tartışılmaktadır
NEO-LİBERAL EKONOMİ POLİTİKALARININ TARIMSAL PERFORMANS ÜZERİNE ETKİLERİ: TÜRKİYE VE OECD ÜLKELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Tarım ekonomisi, ekonomi biliminin bir alt dalı olarak önemini dün olduğu gibi bugün de korumaktadır. Tarım sektöründe etkinlik ve verimlilik ile ülkelerin kendi kendine yeterlik durumu günümüzde önemli bir sorun olarak yer almaktadır. Tarım sektörünün 1980 yılı ve öncesi dönemde devlet müdahaleciliğiyle performansının durumu ve 1980 yılı ve sonrasında Neo-liberal ekonomi politikaları ile geldiği durum hem Türkiye düzeyinde hem de uluslararası düzeyde tartışma konusu olmaktadır. Türkiye’de ve Türkiye’nin de üyesi olduğu uluslararası bir kurum olan OECD’ye üye ülkelerin tarım sektörlerinin karşılaştırmalı bir analizini temel alan çalışma içerisinde günümüz tarım sektörünün durumunu anlayabilmek için Neo-liberalizm ve Neo-liberal ekonomi politikalarının ne olduğu ve tarım sektörü üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Neo-liberalizm temel olarak iki temel ekonomik serbestlik ölçütüne dayanmaktadır. Bunlar ise; mal serbestliği ile sermaye serbestliğidir. Çalışma içerisinde ise Neo-liberal politikaların ampirik araştırma içerisindeki yerini ülkelerin dış ticaret açıklığı ile belirterek mal serbestliği şeklinde analiz edilmiştir. Neo-liberal politikalardaki mal serbestliğini tanımlarken; 30 OECD üyesi ülkenin 1990-2020 yılları arasındaki 31 yıl süresince ihracat ve ithalat miktarlarının çıkartılarak net dış ticaret dengelerinin bulunması ve bu ülkelerin GSYH düzeylerine oranlanması ile ülkelerin dışa açıklıkları ortaya koyulmuştur. Neo-liberal politikaların Türk tarım sektörü ve OECD ülkelerinin tarım sektörlerine etkileri için panel veri analizi yöntemiyle 30 OECD üyesi ülkenin 1990-2020 yılları arasındaki 31 yıl içerisindeki iv tarım arazilerinin Neo-liberal politikalardan etkilenme düzeyi incelenmiştir. Araştırma Neo-liberal ekonomi politikalarının tarım arazilerinin azalmasında etkili olduğu şeklindedir. Çalışmanın temel amacı 1980 yılı ve sonrasındaki hem küresel hem de yerel ölçekte meydana gelen değişimler ve bu değişimlerin tarım sektöründeki performansa yönelik etkilerine dair açık bir çıkarımda bulunabilmek ve tarım sektörüne yönelik çözüm önerileri sunmaktır
GÖÇMEN VE MÜLTECİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ BAĞLAMINDA ULUSLARARASI YAKLAŞIMLAR VE MALİYE POLİTİKALARI
Küreselleşme, küresel bütünleşme veya küresel entegrasyon olarak adlandırılan uluslararası iktisadi, mali, sosyal, kültürel ve siyasi ilişkilerin yaygınlaşması sürecidir. Küreselleşme tanımlamasında fikir birliği bulunmasa da tüm dünyayı etkilemesi, küreselleşme karşısında ortak hareketi zorunlu kılmaktadır. Küreselleşmeyle birlikte oluşan ve çeşitlenen küresel kamusal mal ve hizmetler kapsamında farklı boyut kazanan göç de bu doğrultuda çalışmamızda ele alınmıştır. Günümüzün küreselleşen dünyasında göç karşısında kayıtsız kalmak mümkün değildir. Her ulus devletin başta coğrafi etkenler olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklı farklı gelişmişlik düzeyleri, göç alan/veren veya transfer ülke konumlarını belirlemiştir. Küreselleşmenin getirdiği teknoloji kullanımının yaygınlaşması ile ülkelerin yaşam koşullarının görünür kılınması göç hareketliliğini başlatmaktadır. Küresel problem halini alan göç, ilk olarak maliye literatüründe küresel kamusal mal ve hizmetler sınıflandırmasına tabi tutularak bu çalışmada incelenmiştir. Küresel bir otoritenin varlığı olmadığı için küresel mal ve hizmetlerin sunumu ve finansmanı konusundaki belirsizlik ile göçmen ve mülteciler özelinde sağlanacak mal ve hizmetlerin sunumu ve finansmanı sorununun benzerlik içermesi, göç konusunun maliye literatüründe incelenmesi gerekliliğinin bir diğer yönünü oluşturmaktadır. Göç, düzenli, düzensiz veya iltica şeklinde gerçekleşebilmektedir. Düzenli göç, yasal mevzuatlara uygun bir şekilde gerçekleştiğinden bireylerin en doğal hakkı olan seyahat edebilme özgürlüğünü kullanmaları sonucu herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Ancak düzenli göçün IV düzensiz göç yarattığı veya doğrudan düzensiz göç oluşturduğu durumlarda ülke kurallarının ihlaliyle sonuçlanmakta ve sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada düzenli göç, düzensiz göç ve düzenli veya düzensiz göç ayrımı yapılmadan mülteci hareketleri karşısında ülkelerde oluşan sorunlar ve ülkelerin çözüm yöntemleri ve finansmanı irdelenecektir. Düzenli göçü teşvik edici uygulamalar, düzensiz göçü engelleyici veya önleyici tedbirler ve iltica sistemlerini içeren göç politikalarının etkinliği değerlendirilecektir. Göç politikalarından hareketle ulus devletlerin göçmen ve mülteci sorununun çözümüne yönelik nasıl yaklaşım sergidekileri veya sergileyecekleri uluslararası yaklaşımlar başlığı ile ifade edilmeye çalışılacaktır. Ayrıca uluslararası göç meselesi karşısında ulusların sınırlı kaynaklarının kullanımını planladıkları maliye politikaları kapsamında ulusal ve uluslararası düzeydeki katkı ve maliyetlere yer verilmiştir. Göç politikalarının maliye politikasına etkisinin ise birçok hususa göre değiştiği ortaya konmuştur
SELANİK TİCARET MAHKEMESİ (1868-1912)
Osmanlı Devleti’nde Tanzimat’tan önceki dönemde şeri’yye mahkemelerinde tutulan şer’iyye sicilleri, Osmanlı hukuk tarihi araştırmalarında başvurulan temel kaynaklarındandır. XIX. yüzyıla gelindiğinde bu mahkemelerin yanında ticaret mahkemeleri kurulmuştur. Ticaret mahkemelerinin kaynakları, klasik dönemdeki mahkemelerin kaynaklarından farklı şekilde tutulmuştur. Bu bağlamda çalışmamızda Selanik Ticaret Mahkemesi’nin ana kaynakları ele alınmış ve bölümler bu veriler çerçevesinde şekillendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde mahkemenin kuruluş sürecinde devlet uleması ile bürokratları arasında olan tartışmaların geniş bir boyutuna ve mahkemenin yeni binasının taşınması sırasında konsoloslarla olan iletişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde mahkemenin iç dinamiklerini oluşturan yargı personelinin yetişme ve atanma kriterleri açıklanmıştır. Ardından mahkemeye gelen dilekçelerin geniş analizi ile mahkeme salonlarından yargılaması yapılan davalar, konusuna göre incelenerek kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Selanik Ticaret Mahkemesi’nin Selanik Şer’iyye Mahkemesi, hukuk ve ceza mahkemeleri ile olan ilişkilerine değinilmiştir. Son bölümde harç kayıtları üzerinden mahkemenin gelir-gider dengesini koruyup koruyamadığı konusu dikkatle incelenmiştir. Metin içinde on iki kalemde alınan harçların analizi yapılmıştır. Osmanlı hukuk tarihi ve buna ait terminolojiye dair araştırma ve inceleme eserlerde yapılan ve bazı alanlarda izah edilemeyen hususlar üzerinde durulan bu çalışmada, Osmanlı Devleti taşrasında açılan ticaret mahkemesi üzerine yeni bakış açıları ve iddialar ortaya konulmuştur. iv Bu çalışma ayrıca, mahkeme salonlarında tutulan kayıtlardan çıkan veriler üzerinden çapraz okumalar yapılarak, Osmanlı Devleti’nin hukuksal düzenlemelerini esas alıp hukukun merkezileştirme boyutunun taşradaki yansımalarına odaklanmaktadır. Taşra meclislerinden modern mahkeme hüviyetine kavuşturulan bu hukuksal sürecin dönüşümünün iç ve dış dinamiklerin etkisi de göz ardı edilmeden bir bütün olarak ele alınmış ve bu süreç mahkemenin nesnel dinamikleri olan belgeler üzerinden açıklığa kavuşturulmuştur. Bütün bu süreç, taşrada kurulan Selanik Ticaret Mahkemesi’nin hukuk, ticaret ve kanun üçgeninde meydana gelen değişimleri, mahkemenin kendi enstürmanları olan evraklara dayandırılıp sorgulanarak ortaya hem yeni bilgiler koyulmuş hem de ilerde yapılacak çalışmaların altyapısı oluşturulmuştur
Image Inpainting with GANs on LOKI Dataset
Inpainting images becomes crucial, especially when dealing with the challenging LOKI zooplankton dataset. This thesis presents a novel framework for image inpainting, designed to optimize results through a systematic approach. Our proposed framework effectively addresses these challenges, enhancing both the qualitative and quantitative aspects of inpainting quality. Through evaluation on the LOKI dataset, we achieved an overall Dice score of 0.7604, indicating a high level of accuracy. Additionally, the inclusion of squared masks proved advantageous in predicting missing components across images. Our innovative framework for inpainting plankton images in the LOKI dataset overcomes limitations by enabling inpainting within square-shaped regions, without requiring prior pixel location knowledge. This approach leverages a MultiResUNets generator, two discriminator networks with EfficientNet architecture, and a pretrained feature extractor network (VGG19), resulting in efficient performance in terms of our task