Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİNDE TÜRKİYE-LÜBNAN İLİŞKİLERİ (1950-1960)
Osmanlı Devleti’nin, Mondros Mütarekesi’ni imzalaması sonrasında işgaller başlamış ve verilen istiklal mücadelesi sonrasında Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Mustafa Kemal Atatürk döneminde yeni Türk devletinin dış siyaseti “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi üzerine gelişmişti. Daha sonraki süreçte İkinci Dünya Savaşı’nın çıkışı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin izlediği dış politika savaş dışı kalmayı hedefleyen doğrultuda olmuştu. İkinci Dünya Savaşı’nın sonucu dünyada yeni bir dönemi başlatmış, dünyanın süper gücü olan İngiltere’nin yanında; Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Orta Doğu’nun yanı başında bulunan Sovyetler Birliği, dünya siyasetinde etkili roller üstlenmişlerdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin uyguladığı yayılmacı politika, Türkiye için bir tehdit unsuru olmuştu. Mayıs 1950 Seçimleri ile iktidara gelen Demokrat Parti ise küresel çapta artan Sovyet tehdidine karşı daha çok ABD eksenli bir dış politika benimsemişti. Demokrat Parti’nin bu politikasının ilk somut örneği ise Sovyet tehdidi karşısında NATO’ya üye olabilmek adına Kore Savaşı’na asker gönderme kararı almış olması idi. Demokrat Parti hükümeti yabancı devletler ile ilişkilerini de ABD eksenli dış politika doğrultusunda şekillendirmişti. Bu ilişkilerin en somut örneği de bölgesel birliğin ve dolayısı ile güvenliğin sağlanabilmesi için gerçekleştirilen Orta Doğu devletleri ile ilişkiler olmuştu. Bu ilişkiler bağlamında öne çıkan ülkelerden biri de Lübnan olmuştu. Tez başlığının kapsadığı dönem olan Demokrat Parti iktidarı sürecinde meydana gelen gelişmeler arasında Güvenlik Konseyi üyeliğinden Bağdat Paktı’na, paktın iv kurulmasından 1958’de gerçekleşen Bağdat Darbesi’ne ve ardından gerçekleşen Lübnan Krizi’ne kadar geçen süre zarfı iki ülke arasında devlet yöneticileri düzeyinde ilişkilerin oldukça canlı olduğu bir dönem olmuştur. Demokrat Parti’nin iktidarda bulunduğu (1950-1960) tarihler arasında iki ülke ilişkileri kapsamında meydana gelen ve bahsi geçen olaylar, tez kapsamında Türkiye arşivleri, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri basını ve diğer kaynakları ile birlikte etüt edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmamız; Demokrat Parti Öncesi Türk Dış Politikası ve Lübnan İle İlişkiler, Demokrat Parti Dönemi Türk Dış Politikası ve Orta Doğu Devletleri İle Siyasal İttifaklar, Demokrat Parti Dönemi Türkiye-Lübnan İlişkileri olarak 3 ana başlıktan oluşmaktadır. Tezin ana bölümleri tez başlığı çerçevesince ve yakın tarihsel dönemi etrafında şekillenirken tezde incelenmekte olan ülke Lübnan’ın, DP dönemindeki ilişkilerin daha iyi anlaşılabilmesi açısından tarihsel süreçteki durumuna tezin ekseninden çıkmaması adına ana başlık olarak yer vermek yerine giriş bölümünde kısaca değerlendirilmesi uygun görülmüştür
TİKTOK, YOUTUBE SHORTS, INSTAGRAM REELS İÇERİKLERİNİN TÜKETİCİLERİN TUTUMU ÜZERİNDEKİ ROLÜ
Covid-19 salgınının neden olduğu sosyal izolasyon ve dijitalleşme, insanların çevrimiçi platformlara olan ilgisini daha da arttırmıştır. Bu sebeple 2020'nin başları, sosyal medya platformlarının gelişimi ve dijital içerik tüketiminin artışıyla birlikte, tüketicilerin tutumlarında önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönem olmuştur. TikTok, YouTube Shorts ve Instagram Reels gibi kısa video içerik platformları, bu değişimin merkezinde yer alarak, kullanıcıların hızlı ve etkili bilgi edinme ve eğlence ihtiyaçlarını karşılamış, reklama bakış açılarını değiştirmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal medya platformlarında paylaşılan kısa video içeriklerinin tüketicilerin tutumları üzerindeki rolünü anlamaktır. Araştırma kapsamında, nitel araştırma yöntemlerinden mülakat yöntemi tercih edilmiş, kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen, Y ve Z kuşağı 18 tüketici ile yarı yapılandırılmış, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz, dört önemli tematik boyutu ortaya çıkarmıştır. Bu temalar verimlilik, ikna gücü, doğallık ve eğlence olarak belirlenmiştir. Bulgular, tüketicilerin tutumu üzerinde; verimlilik ve ikna gücü temasının bilgi edinme ve etkilemede, doğallığın güven oluşturma ve bağ kurmada, eğlencenin ilgiyi canlı tutmada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Çalışmada elde edilen sonuçlar, kısa videoların tüketici tutumlarını ne şekilde etkilediğini ve yönlendirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Araştırma sonunda, bulguların gelecekte yapılacak olan teorik ve uygulamalı çalışmalara muhtemel katkıları değerlendirilmiştir
TARIMDA GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA (GDO) KULLANIMININ İKTİSADİ VE BEŞERİ ETKİLERİ
Gıda ihtiyaçlarının ve hayat döngüsünün sağlanabilmesi açısından ciddi bir yere sahip olan tarım sektörü, dünya nüfusunun ve ihtiyaçlarının dramatik bir şekilde artmasıyla birlikte önemini artarak korumaktadır. Bu durum, politika yapıcıların tarımsal verimliliği arttırmaya yönelik çareler aramasını ve politikalar geliştirmesini beraberinde getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında, tarımda GDO kullanımı tarımsal verimliliğin arttırılması noktasında, özellikle küreselleşmeyle birlikte, önemli bir uygulama aracı haline gelmiştir. Ancak, GDO kullanımının tarımsal verimlilik üzerindeki etkileri kuşkulu olmakla birlikte kanser, diabet, astım, alerjik reaksyion gibi çeşitli sağlık sorunlarına sebep olabileceğine dair kaygıların varlığı, GDO kullanımını tartışmalı hale getirmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, 2003-2019 yılları arasında ve dünya genelindeki 12 ülke öznelinde, GDO kullanımının tarımsal verimlilik ile çeşitli hastalıklara sebep olabileceği argümanından hareketle sağlık harcamaları üzerindeki etkilerinin Panel Veri Analizi yardımıyla incelenmesi yoluna gidilmiştir. Buna göre, GDO kullanımının tarımsal verimlilik üzerindeki etkilerinin analiz edildiği Rassal Etkiler Panel Modeli bulguları, GDO kullanımının tarımsal verimlilik üzerindeki pozitif yönlü etkilerinin göz ardı edilebilir boyutlarda kaldığını; bununla birlikte, GDO kullanımının sağlık harcamaları üzerindeki etkilerinin analiz edildiği Sistem GMM Panel Model bulguları ise, GDO ile sağlık harcamaları arasında, gözardı edilebilir boyutlarda da olsa, pozitif yönlü bir ilişkinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu açıdan bakıldığında, tarımsal verimliliğin arttırılması amacıyla, etkinliği oldukça tartışmalı iv olan ve çeşitli hastalıklara sebebiyet verebileceği iddia edilen GDO kullanımı yerine analiz kapsamında tarımsal verimliliğin en önemli pozitif yönlü belirleyicisi olarak tespit edilen tarımda sermayeleşmenin arttırılması, organik tarım yöntemlerine odaklanılması ve GDO’lu ürünlere yönelik farkındalığın arttırılması yoluna gidilmelidir. Bu sayede, hem tarımsal verimliliğin arttırılması hem de olası hastalıkların sağlık harcamaları üzerinde oluşturacağı yükün azaltılması sağlanabilecektir
GELENEKSEL KAZANDİBİ TATLISI VE GÜNCEL TEKNİKLER İLE GELİŞTİRİLMESİ
Türkler, coğrafi şartları ve tarihi dolayısıyla birçok farklı kültür ve ülkeden etkilenmiştir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve artan globalleşmeyle birlikte gıda tüketiminde de değişimler meydana gelmiştir. Bu hususta kültürel mutfak öğelerinin zamanla azaldığı ve unutulmaya başlandığı söylenebilir. Geleneksel Türk tatlılarından olan kazandibi tatlısının günümüzdeki hazırlanışı ve sunumu bu örneklerden biridir. Geleneksel olarak tavuk eti, pirinç unu, süt ve şeker kullanılarak hazırlanan tatlının, günümüzde tavuksuz hazırlandığı ve yoğunlaştırmak içinse nişasta kullanıldığı bilinmektedir. Bu çalışmada kazandibi tatlısı geleneksel tariflerden yola çıkılarak standart hale getirilmiştir. Oluşturulan tarif oranlarına göre, geleneksel ve inovatif olmak üzere; farklı teknik ve ekipman kullanılarak dört farklı tatlı örneği hazırlanmıştır. Hazırlanan örnek tatlılar, gastronomi ve mutfak sanatları bölümü öğrencisi olan 42 panelist tarafından duyusal analiz gerçekleştirilerek değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiş, LSD (Least Significant Difference) testi kullanılarak örnekler arasında anlamlılık karşılaştırması yapılmıştır. Duyusal analize ek olarak panelistlere açık uçlu görüşme soruları yöneltilmiş ve elde edilen veriler yorumlanmıştır. Çalışma doğrultusunda geleneksel tarife göre hazırlanan kazandibi örneği “7,60” genel beğeni puan ortalamasıyla en çok beğenilen ürün seçilmiştir. Sous-vide kullanılarak geliştirilen kazandibi örneği “7,19”, siphon ve dehidratör kullanılarak geliştirilen tatlı örneği “6,10”, dondurma olarak geliştirilen kazandibi örneği ise “5,74” genel beğeni puan ortalaması almıştır. Panelistlerin görüşme sorularına vermiş oldukları yorumlar değerlendirildiğinde; geleneksel tariflerin çoğunlukla geliştirilmesine sıcak bakıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma doğrultusunda geliştirilen tatlılar aynı tariflerle hazırlanmasına karşın, farklı oranlarda şeker ve süt tadının algılandığı belirtilmiştir. Bu sebeple tatlıların içerik oranlarının değiştirilmesinin beğeni derecesini artırabileceği söylenebilir
THE COMPARISON OF EFFICIENCIES OF PROTECTIONIST AND LIBERAL CABOTAGE POLICIES
Today, in the global arena, the mode of trade is largely organized by seaway, which, despite its slower speed compared to road and rail transport, is more economical and environmentally friendly, and carries most of the import and export burden for many countries. In the past, protectionism was dominant, but later, the British government's adoption of mercantilism in the 1650s initiated a push for market liberalization, a change that continues to affect maritime trade, on which today's global economy depends to a great extent. The concept of cabotage -a long-standing regulation that restricts coastal trade to domestic ships- is the main focus of this paper. As globalization has grown, global trade organizations such as World Trade Organization have pushed for the removal of these barriers with the aim of promoting a competitive market environment. Although expanding markets is generally seen as a positive step, there are drawbacks as well, such as the United States' Jones Act enforces strict protectionist cabotage policies by requiring domestic vessels for coastal trade, which supports national security and employment but raises operational costs and limits competition (Lazarus & Ukpere, 2011) which can cause unemployment, unethical pricing methods, and increased dependency on markets. Therefore the debate between protectionism and liberalized maritime trade policies is the main research question of this article, while also examining the historical and contemporary dynamics of global trade policies. In this research, Data Envelopment Analysis (DEA) is used to evaluate and compare the efficiencies of countries which have protectionist and liberalized cabotage policies. According to the findings of the study, both protectionist and liberal policies have advantages and disadvantages, but neither is inherently superior to the iv other. In addition, cabotage policies require to be structured according to each country's conditions and a delicate balance to be established between these policies, taking into account the dynamics of the global economy. The paper also adresses the challenges of finding a balance, between protectionist and liberalized approaches in the field of cabotage. It explores how different countries maintain this balance based on their strategic, economic and geographic needs. For instance the United States implements a policy known as the "Jones Act," which sets standards for ships involved in trade to safeguard local industries. While this protective stance serves interests and security concerns it can result in inefficiencies and increased expenses. Conversely liberalized policies could foster competition and lower costs. Might pose risks, to local employment opportunities and national security. While considering the pros and cons of cabotage policies, this paper explores approaches of the United Kingdom and Turkey as case studies. The UK, with its liberalized cabotage policies, and Turkey, with its protectionist approach, illustrate how cabotage regulations are shaped by their maritime histories and geopolitical contexts. Through an methodological analysis of these two countries, the study highlights how differing strategies generate unique perspectives on balancing domestic interests with global competitiveness. By examining these cases, this research underlines the need for a cabotage strategy that incorporates both liberalized and protectionist components to foster an effective and competitive maritime industry
Design and Optimization of Engineering Structures Used in the Automotive Industry Based on NeuroRegression Modeling
Bu çalışma, mühendislik sistemlerinin performansını artırmak için sinir ağı tabanlı regresyon modelleri ve stokastik optimizasyon tekniklerinin otomotiv soğutma fanı RPM optimizasyonu ve alüminyum alaşımlarında tane boyutu tahmini gibi iki kritik alanda uygulanmasını araştırmaktadır. Geleneksel optimizasyon yöntemleri, genellikle giriş değişkenleri arasındaki doğrusal olmayan ve karmaşık ilişkileri yakalamakta yetersiz kalmakta, bu da gelişmiş yaklaşımları gerekli kılmaktadır. Araştırmada, birden fazla regresyon modeli geliştirilmiş ve doğrulanmıştır; bunlar arasında Mod10 modeli, eğitim, test ve doğrulama için en yüksek tahmin doğruluğunu (R² değerleri) göstermiştir. Mühendislik sınır koşulları altında optimizasyon senaryoları analiz edilmiş ve en doğru sonuçlar, minimum soğutma fanı RPM'nin 610.06 olduğu Senaryo 3'te elde edilmiştir. Araç verilerini işlemek için Dewesoft ve Vector'un CanAnalyser gibi gelişmiş veri toplama araçları kullanılmış, alternatif regresyon fonksiyonlarının geliştirilmesinde ise Mathematica'nın NonlinearModelFit çözücüsü kullanılmıştır. Random search, nelder-mead algoritması, simulated anneaaling ve differential evolution gibi stokastik optimizasyon yöntemleri, geleneksel gradyan tabanlı teknikleri geride bırakarak global optimumları belirlemek için kullanılmıştır. Bulgular, mühendislik sistemlerinin çok faktörlü doğasını ele almak için makine öğrenimi, nonlineer regresyon ve stokastik optimizasyonun birleştirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu araştırma, tasarım değişkenlerini optimize etmek, otomotiv ve metalurji uygulamalarında verimlilik ve güvenilirliği artırmak için sağlam bir çerçeve sunmakta olup, havacılık, askeri ve nanoteknoloji alanlarına da genişletilebilecek potansiyele sahiptir
Effect of Bifilm Content on Mechanical Properties and Fracture Mechanism of A356 Alloy
A356 alaşımı başta otomotiv sektörü olmak üzere, alçak basınçlı döküm prosesi ile jant üretiminde sıkca tercih edilmektedir. Üretim girdileri sırasındaki bazı önemli unsurlar fire oranını doğrudan etkileyebilmektedir. A356 alaşımındaki bifilmler birçok kusuru doğrudan etkilemektedir. Döküm A356 alaşımlarında bifilmlerin yanı sıra gaz gözenekleri ve büzülme kusurları da görülebilir. Bifilmlerin varlığının ve yoğunluğunun tespiti ise oldukça zordur. Bu bağlamda, farklı sıvı metal kalitesi ölçüm yöntemleri mevcuttur. Bu çalışma kapsamında farklı bifilm içerikleri ve farklı sıvı metal kalite ölçüm yöntemlerinin sonuçları elde edilmeye çalışılmıştır. Bunu gerçekleştirmek için kontrollü gaz giderme ve kontrollü sıvı metal transferi süreçlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada bu süreçler koşul 1, koşul 2 ve koşul 3 olarak adlandırılmıştır. Her koşul için gravite döküm yöntemiyle çeşitli numune kalıplarına döküm yapılmıştır. Çalışmada spektrometre analizi, bilgisayarlı tomografi analizi, çekme testi, darbe testi, bifilm indeksi incelemesi, yoğunluk indeksi incelemesi, akıcılık indeksi incelemesi, K-Mold indeksi incelemesi, optik mikroskop incelemesi, taramalı elektron mikroskobu incelemesi gerçekleştirilmiştir. Kırık yüzeylerin bifilm ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Artan bifilm içeriği ile mikroyapısal porozite yüzdesinin arttığı ve akışkanlığın azaldığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, uzamalar ve çekme mukavemeti ile doğrudan ilişkisi olan ana parametreler, makro ölçekli kusurlar olarak en büyük kusurun çapı ve K-Mold indeksi olduğu tahmin edilmektedir
THE ROLE OF DESTINATION IMAGE AND SOCIAL MEDIA INTERACTION ON MEDICAL TOURISTS' INTENTION TO VISIT TURKEY
Globalization and advancements in healthcare have birthed a novel form of tourism known as medical tourism. Over the past decade, MT has witnessed a significant upsurge, evolving into a burgeoning industry. The increasing popularity of medical tourism can be attributed to a confluence of factors, including the development of electronic communication systems, the improved ease of international transportation, the utilization of social media as a marketing tool, and the emergence of more cost-effective healthcare options. Healthcare system shortcomings in developed nations, manifested as lengthy wait times, legal hurdles, and high costs, have driven the medical tourism movement towards developing countries. Conversely, advancements in technology and the dissemination of information have facilitated the promotion and marketing of medical tourism. Furthermore, medical tourism’s appeal is augmented by its ability to offer a confluence of quality healthcare and vacation opportunities, attracting patients seeking a holistic experience. This study investigates the impact of destination image and social media interaction on medical tourists' intentions to visit Turkey. It explores their visit motivations, perceptions of quality and cost, and how these factors, along with their destination image formed through social media interactions, influence their decision to choose Turkey for medical care. iv Survey data for analysis was collected via social media from 1124 participants. These included citizens from the eight top source countries for medical tourists to Turkey (2018-2022): Iraq, Germany, UK, Azerbaijan, Bulgaria, France, and Georgia, along with Turkish dual citizens residing worldwide. Data analysis involved frequency analysis, evaluation of internal consistency for employed scales, and assessment of construct validity for sub-dimensions using confirmatory factor analysis. Mediation analyses explored the role of mediating variables, followed by linear regression and hypothesis testing via R software. Bootstrapping with 5000 repetitions examined indirect effects in mediation models. The research findings demonstrate the significant role of social media in shaping the formation of visit intentions in medical tourism. It has been determined that participants actively utilize social media to acquire information about medical tourism services in Turkey, and this interaction enhances their visit intentions. The impact of social media on creating destination image and shaping perceptions of the quality and cost of medical services is crucial. Additionally, it has been identified that perceptions of cost and quality influence potential tourists' visit intentions. Therefore, it is essential for medical tourism service providers to effectively market their destinations and enhance perceived quality by sharing accurate and up-to-date information via social media. The findings indicate that Turkey possesses a strong competitive advantage in the medical tourism market. Among these advantages are the perceived high quality of medical services in the country, low costs, modern healthcare facilities, well-trained physicians, and a wide range of medical services available. Consequently, medical tourism destinations need to focus on various strategies to strengthen destination image and optimize service quality. The effective use of social media, enhancement of cost and quality perceptions, positively influences potential tourists' visit intentions, creates a favorable medical destination image, and supports the tourism sector
Mesaj Metinlerinin Sınıflandırılması
Yüksek Lisans Bitirme ProjesiGünümüzde kısa mesaj(SMS) üzerinden iletişim kurmak yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmanın sonucu olarak gelen kutusundaki kısa mesaj sayısı oldukça artmıştır. Zaman zaman hatalı sınıflandırmalar olsa da günümüzde telefonlarda ki istenmeyen(spam) mesaj filtereleri oldukça başarılı şekilde çalışmaktadır. Bu çalışma kapsamında UCI platformunda paylaşılmış olan SMS Spam Collection adındaki veri seti kullanılarak metin sınıflandırma işlemi gerçekleştirilecektir. Veri seti üzerinde metin ön işleme adımları uygulanacaktır. Makine öğrenmesi modelleri olarak Karar Destek Vektörü, Rastgele Orman, Multinominal Naive Bayes, Karar Ağacı, K-En Yakın Komşu kullanılacaktır. Makine öğrenmesi algoritmalarında hiper parametre seçimi yapılmıştır. Çapraz doğrulama k=10 seçildiği durumda Karar Destek Vektörü ile %98 oranında doğru sınıflandırma başarımı gözlemlenmiştir
Film Öneri Sistemi
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu proje, kullanıcıların beğenilerine göre film önerileri sunan bir film öneri sistemi geliştirmeyi amaçlamaktadır. Sistem, film özetlerini analiz ederek ve popülarite gibi ek kriterleri kullanarak kişiselleştirilmiş öneriler sunar. Ayrıca, kullanıcılar belirli oyunculara veya türlere göre film listelerini görüntüleyebilir, izleme listeleri oluşturabilir ve filmlere puan verebilirler. Proje, Python programlama dili ve çeşitli veri işleme, makine öğrenimi ve görselleştirme kütüphanelerini kullanarak geliştirilmiştir